Türk Borçlar Kanunu 598. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 598- Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.
Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır.
Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.
Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.
II. Kefaletten dönme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2015/1818 E., 2015/6277 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana 2. İcra Hukuk Mahkemesi
A.Ş'nin bankalardan kullandığı kredi sözleşmeleri kefaletinden kaynaklandığını, bu kredi sözleşmeleri üzerine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 598. maddesi kapsamında 10 yıllık süre geçmiş olması sebebiyle müvekkilinin kefalet sözleşmeleri nedeniyle artık sorumlu olmayacağı yönündeki başvurularının 16.05.2014 tarihinde reddedildiğini, sıra cetveli tarihinin 19.12.2001 olduğunu, sıra ce
23. Hukuk Dairesi 2015/1818 E. , 2015/6277 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/09/2014
NUMARASI : 2014/289-2014/276
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Şikayetçi vekili, Adana 1.İcra İflas Müdürlüğü'nün 2011/2 iflas sayılı dosyası ile yürütülen iflas yoluyla takipte düzenlenen iflas sıra cetveline kaydedilen alacakların müvekkilinin ortağı olduğu P...Tic. A.Ş'nin bankalardan kullandığı kredi sözleşmeleri kefaletinden kaynaklandığını, bu kredi sözleşmeleri üzerine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 598. maddesi kapsamında 10 yıllık süre geçmiş olması sebebiyle müvekkilinin kefalet sözleşmeleri nedeniyle artık sorumlu olmayacağı yönündeki başvurularının 16.05.2014 tarihinde reddedildiğini, sıra cetveli tarihinin 19.12.2001 olduğunu, sıra cetvelinden sonra yürürlüğe giren TBK'nın 598. maddesine göre müvekkilinin sıra cetvelinde yer alan kredi sözleşmesinde kaynaklı borçlarının sona erdiğini, zamanaşımına uğramış alacakların sıra cetvelinden çıkarılması gerektiğini ileri sürerek, usul ve yasaya aykırı memur işleminin iptaline karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir.
Şikayet olunan iflas idare memuru, şikayetin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şikayetçinin itirazının sıra cetvelinde yer alan alacakların sırasına ilişkin olmayıp, bu cetvelde yer alan alacakların TBK'nın 598. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle sıra cetvelinden çıkartılmasından ibaret olup alacağın esasına yönelik olduğu, söz konusu itirazın genel mahkemelerde açılacak dava ile ileri sürülebilecek türden itirazlar olması gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, iflas sıra cetveline kayıtlı ihtilaftan kaynaklanmasına göre; mahkemece genel mahkemelerin bu tür davaya bakacağından bahisle şikayetin reddine karar verilmişse de, İİK'nın 235 maddesi uyarınca bu tür davalara iflasa karar veren yerdeki Ticaret Mahkemesince bakılması gerektiğinden, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi ise yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK'nun 438/son madde ve fıkrası uyarınca kararın, gerekçesinin aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın gerekçesinin İİK'nın 235 maddesi uyarınca bu tür davalara iflasa karar veren yerdeki Ticaret Mahkemesince bakılması gerekeceği şeklinde düzeltilerek hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
3. Hukuk Dairesi, 2020/12376 E., 2021/12201 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANTALYA 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
e düzenlenmiş ise de, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1 inci maddesi gereğince; kefalet senedinin hukuken bağlayıcı olup olmadığına ve sonuçlarına 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri, sona ermesine ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun "D. Sona ermesi /I. Kanun gereğince" başlıklı 598 inci maddesini
3. Hukuk Dairesi 2020/12376 E. , 2021/12201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANTALYA 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; üniversiteye bağlı Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü Sinema-TV Ana Sanat Dalında araştırma görevlisi olarak görev yapmakta olan davalı ...'nın, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 33 üncü maddesi gereğince maaşlı-izinli olarak 18/02/2004 tarihinde yurt dışında doktora eğitimine başladığını, ancak doktora eğitiminin verilen sürede bitirilmemesi üzerine 31/10/2016 tarihli ve 119422 sayılı Rektörlük oluru ile davalı ...'nın kadro ile ilişiğinin kesilmesine, kalan mecburi hizmet yükümlülüğünün borç ifasına dönüştürülerek işlem yapılmasına karar verildiğini, davalı ... tarafından taahhüt eden sıfatıyla, diğer davalılar tarafından ise müşterek borçlu ve müteselsil kefiller sıfatıyla, yurtdışında gönderilen kamu personeline mahsus yüklenme senedi ve muteber imzalı müteselsil kefalet senedi imzalandığını ileri sürerek; 27.860,56TL, 101,66 USD ve 30.799,33 Euro'nun her bir ödeme için ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ...; alacağın zamanaşımna uğradığını, herhangi bir hukuka aykırı davranışı olmaksızın doktora eğitimi devam ederken kadrosu ile ilişiğinin kesildiğini, yüklenme senedinde doktora eğitimini bitireceği süreye ilişkin bir şart getirilmediğini,
mecburi hizmet yükümlülüğünün tamamlanmasının engelendiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ...; hak düşürü süresinin sona erdiğini, kefillerin sorumluluğu bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
İlk derece mahkemesince; davacı üniversite ile davalı ... arasında yurt dışı doktora eğitimine ilişkin sözleşme imzalandığı, diğer davalıların da müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıkları, sözleşmenin 7 numaralı fıkrasına göre davalının eğitimini tamamlamadan yurda döndüğü veya başarılı olmadığı takdirde tarafına fiilen döviz cinsinden yapılan masrafların tahsilini kabul ettiği, davalı ...'nın uzatılmış sürelerde dahil olmak üzere doktora eğitimini başarıyla tamamlayamadığı, bu nedenle davacının davalıdan yalnız döviz cinsinden yapılan masrafları talep edebileceği, TL üzerinden yapılan masrafların ise davalı taraftan istenemeyeceği, sözleşmede diğer davalı kefillerin sorumlu oldukları miktarın açıkça yazılmış olduğu, davalı ...'nın görev süresinin uzatılmamasına yönelik kararın davacı tarafından 31/10/2016 tarihinde alındığı ve bu tarihten sonra ancak asıl borçlu olan davalı ...'ya ve müteselsil kefilleri olan diğer davalılara karşı alacak talebinde bulunulabileceği dikkate alındığında hak düşürücü sürenin dolmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 101,55 USD ve 30.799,33 Euro yurt dışı ödemelerin ilişiğin kesildiği tarih olan 31/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; yurt dışı doktora eğitimini belirtilen süre içerisinde tamamlayamayan ve müstafi sayılan davalının, böylece yüklenme senedi gereklerini yerine getiremediği, diğer davalılarla birlikte yüklenme senedi kapsamında yurt dışı eğitim giderleri toplamının tahsili koşullarının oluştuğu, ancak yurt içi aylıkların davalı asıl borçlunun kadrosu nedeniyle hizmet karşılığı aldığı ücret olması nedeniyle iadesinin istenemeyeceği, kefil olan davalılar yönünden zamanaşımının başlangıç tarihinin senetlerin ihdas tarihi olmayıp taahhüdü ihlal tarihinden itibaren başlayacağı, buna göre 14/10/2016 tarihinden davanın açıldığı 17/10/2017 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Asıl talebin kabul edilmeyen bölümü, bölge adliye mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070 TL'nin altında kalmaktadır.
Bu itibarla, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı ...'nın temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan
bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı ...'nın temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3) Davalı kefiller ... ve ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
16/01/2004 tarihli yurtdışında gönderilen kamu personeline mahsus yüklenme senedi ve muteber imzalı müteselsil kefalet senedi, davalılar ... ve ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmıştır. Söz konusu kefelat senedi mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş ise de, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1 inci maddesi gereğince; kefalet senedinin hukuken bağlayıcı olup olmadığına ve sonuçlarına 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri, sona ermesine ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Borçlar Kanunu'nun "D. Sona ermesi /I. Kanun gereğince" başlıklı 598 inci maddesinin üçüncü fıkrası; ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar" düzenlemesini içermektedir. Kanunda açıkça ifade edildiği üzere on yıllık süre, sözleşme tarihinden itibaren başlamaktadır. Davalıların kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşme 16/01/2004 tarihli olup, davanın açıldığı 17/10/2017 tarihi itibariyle on yıllık süre sona dolmuş olduğundan, davalı kefiller borçtan sorumlu değildir.
Buna göre ilk derece mahkemesince; davalı kefiller hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'nın temyiz itirazlarının REDDİNE, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına, aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalılar ... ve ... yararına BOZULMASINA, 8.713,41 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi
23. Hukuk Dairesi, 2015/4259 E., 2016/2414 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
bankalardan kullanmış olduğu kredi sözleşmesinde olan kefaletinden kaynaklandığını, bu kredi sözleşmelerinin üzerinden 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 598. maddesi kapsamında 10 yıllık süre geçmiş olması nedeniyle müvekkilinin borçlardan sorumlu tutulamayacağından bahisle 24.02.2014 tarihinde yaptıkları itirazlarının iflas idaresinin 16.05.2014 tarihli kararı ile reddedildiğini ileri
23. Hukuk Dairesi 2015/4259 E. , 2016/2414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
ŞİKAYETÇİ : ... Vek. Av. ...
ŞİKAYET
OLUNANLAR : 1-... 2-... 3-...
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Şikayetçi vekili, ..... sayılı iflas dosyasındaki iflas idaresinin 16.05.2014 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira iflas sıra cetveline kayıt edilen alacakların müvekkilinin ortağı olduğu ..... bankalardan kullanmış olduğu kredi sözleşmesinde olan kefaletinden kaynaklandığını, bu kredi sözleşmelerinin üzerinden 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 598. maddesi kapsamında 10 yıllık süre geçmiş olması nedeniyle müvekkilinin borçlardan sorumlu tutulamayacağından bahisle 24.02.2014 tarihinde yaptıkları itirazlarının iflas idaresinin 16.05.2014 tarihli kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, TBK'nın 598. maddesi kapsamında kefalet alacaklarının zamanaşımı nedeniyle sona ermiş olduğundan sıra cetvelinden silinmesine karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davalarının kural olarak genel mahkemelerde görüleceği, sıraya ilişkin şikayetlerde İİK'nın 142/son maddesi uyarınca görevin icra mahkemelerine ait olduğu, somut olayda alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasıyla alacağın esasına ilişkin itiraz bulunduğundan davanın genel mahkemelerde görüleceği gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayetçi vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğu, HMK 115/1. maddesi gereğince, mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında re’sen araştırılması gerektiği, yine 115/2. maddesine göre de, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle şikayetçi yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK'nın 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
....
SONUÇ: Yukarda (1) no'lu bentte açıklanan nedenle, şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle şikayetçi vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünün 1 no'lu bendinde "şikayetin " kelimesinden sonra gelmek üzere "usulden" kelimesinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
Bir tekstil firması olan (A) A.Ş., (B) Bankası'ndan ticari bir kredi kullanmış ve bu krediye şirketin yönetim kurulu başkanı (M)'nin kardeşi (K) müteselsil kefil olmuştur. (A) A.Ş.'nin ödeme güçlüğüne düşmesi üzerine, (B) Bankası ile şirket arasında imzalanan "Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi" ile mevcut kredi borcunun, işlemiş faizleri ve tüm fer'ileriyle birlikte açıkça sona erdirilerek; yerine anaparası artırılmış, faiz oranı düşürülmüş ve vadesi iki yıl uzatılmış tamamen yeni bir borcun ikame edildiği kararlaştırılmıştır. Kefil (K), bu yeniden yapılandırma sürecine dahil edilmemiş ve kendisinden yeni borç için herhangi bir rıza veya onay alınmamıştır. Bu hukuki işlem ve sonuçları hakkında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Kefaletin fer'i niteliği gereğince, asıl borçluya tanınan faiz indirimi ve vade uzatımı gibi kolaylıklar kefil (K)'nin de lehine olduğundan, (K)'nin kefaleti yeni borç için eski limitle sınırlı olmak kaydıyla devam eder.
B) Yeni bir borç yaratılarak eski borç sona erdirildiğinden, aksine bir anlaşma bulunmadıkça eski borca bağlı olan (K)'nin kefaleti de sona ermiştir ve (K)'nin yeni borçtan sorumluluğu bulunmamaktadır.
C) Asıl borçlunun durumunu ağırlaştırmayan, aksine ödeme kolaylığı sağlayan bu tür bir yeniden yapılandırma, kefilin rızası olmaksızın yapılmış olsa dahi kefaletini sona erdirmez; (K) yeni borcun tamamından sorumludur.
D) Banka, yeniden yapılandırma sözleşmesini kefil (K)'ye bildirmediği için kefalet sona ermiştir; şayet noter aracılığıyla bildirmiş olsaydı kefaleti yeni şartlarla devam ederdi.
E) Yapılan işlem bir borç yenilemesi (tecdit) değil, borcun ertelenmesi niteliğindedir; bu nedenle asıl borç ortadan kalkmadığı için (K)'nin kefaleti eski şartlarla varlığını sürdürür.
Bu maddeyle ilgili 13 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.