Türk Borçlar Kanunu 67. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 67- Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.
b. Alıkoyma hakkı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
12 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2019/4263 E., 2019/9309 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
2- Dava, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 56 ncı maddesine (6098 sayılı TBK’nın 67 nci maddesine) dayalı hayvan bulunduranın sorumluluğuna ilişkin tazminat ve rücu alacağına ilişkindir.
3. Hukuk Dairesi 2019/4263 E. , 2019/9309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiş, duruşmalı olarak incelenmesi asıl dava davacısı tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 18/06/2019 duruşma günü için tebligat üzerine davacı asil ... ve vekili Av.... ile davalı vekili Av.... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra noksanlığın giderilmesi bakımından dosya mahalline geri çevrilmiş, bu kez yeniden gelmekle; belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Asıl davada davacı, diş hekimi olduğunu 02/08/2009 tarihinde, saat 19:00 sıralarında ... isimli ... cinsi köpeğini oturduğu sitenin köpek gezdirme alanına götürdüğünü, davalının oğlunun da davalıya ait saldırganlığı daha önce bilinen aynı cins... isimli köpeği alana getirdiğini, davalının köpeğinin sahibi olduğu köpeğe hırlamaya başladığını, davalı köpeği...'in sahibi olduğu köpeğe saldırdığını, köpekleri ayırmak için alana girdiğini, davalının köpeğinin bu kez sağ kolunu ısırarak paramparça ettiğini, olaydan sonra hastaneye kaldırıldığını, 6 saat süren bir ameliyat geçirdiğini, davalının köpeğinin dişlerinin kolunda kemik içerisinden çıkarılarak kol bileğinin yerine dikildiğini, davalının hayvan sahibi olması nedeniyle Borçlar Kanununun 41, 45, 49, 50 ve 56. maddeleri gereğince zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 41.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı ... Genel ...Sigorta A.Ş. vekili, asıl davadaki davacı ...'in müvekkili şirket nezdinde sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalıya ait... isimli köpeğin sigortalı ...'e saldırması ve onu sağ kolundan ağır şekilde yaralaması sonucu müvekkili şirketin Kadıköy ... Hastanesine 08/09/2009 tarihinde 14.815,14 TL tedavi gideri ödediğini ileri sürerek; anılan miktarın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 16.968,48 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı, asıl ve birleşen davalardaki cevap dilekçesinde; olayın davacının köpeklerin oynamasına tahsis edilmiş etrafı çitle çevrili alana girip müvekkilinin köpeğini dövmesi yüzünden meydana geldiğini, bütün kusurun davacıda olduğunu, davacının zararından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir
Mahkemece, dosya kapsamına göre; davacının olay tarihinde köpeklerin serbest oynamasına tahsis edilmiş, etrafı çitle çevrili alana girerek davalının köpeğinin boğazını sıktığı, ona yumruk ve tekme attığı, davalının köpeğinin de savunma refleksi göstererek davacıyı ısırdığı, bu nedenle davalının davacının zararından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hükmün, asıl ve birleşen davada davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19/11/2015 tarihli ve 2015/272 Esas 2015/18395 Karar sayılı ilamıyla; “... Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 06.02.2013 tarihli raporda da, dava konusu köpek ısırması sebebiyle, davacının % 5,2 oranında meslekte gücünden kaybettiği ve aynı oranda sürekli malül olduğu, olay tarihiden itibaren 3 aylık sürede iyileşebileceği vurgulanmıştır. 11/05/2012 tarihli bilirkişi raporu ile 05/05/2014 tarihli bilirkişi raporu arasındaki, tarafların kusur ve sorumlulukları açısından oluşan çelişkinin giderilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm verilmiştir. Dava konusu olayda, köpek bulunduran davalının özen ve gözetim görevini yerine getirip getirmediği, ayrıca davacının olayın meydana gelmesine yol açan bir davranışının bulunup bulunmadığı hususları bilirkişilerce değerlendirilmelidir.
O halde, mahkemece; dosyanın öncekiler bilirkişler dışında oluşturulacak dava konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kuruluna verilmesi, tüm dosya kapsamı değerlendirilerek tarafların kusur ve sorumlulukları açısından farklı sonuçlar içeren iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi, olayın neden kaynaklandığı, meydana geliş sebebi ve tarafların kusur durumları ve sorumluları yönlerinden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, hasıl olacak sonuç dairesinde asıl ve birleşen davalar yönünden davacıların taleplerini değerlendirerek hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece; “...davacının davaya konu olay sebebiyle köpeklerin serbest bırakıldıkları alan içesine girdiği sırada davalının... isimli köpeğine müdahele etmesi üzerine davalının köpeği tarafından yaralandığı, söz konusu olay nedeni ile kusur durumunun tespiti yönünden aldırılan bilirkişi rapor içeriklerine göre göre olay nedeni ile davacının kusurlu bulunduğu ,davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla, davalının BK 56. Madesine göre sorumlu olmadığı kanaatine varılarak ana ve birleşen dosya yönünden davanın reddine” karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen dava davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 56 ncı maddesine (6098 sayılı TBK’nın 67 nci maddesine) dayalı hayvan bulunduranın sorumluluğuna ilişkin tazminat ve rücu alacağına ilişkindir.
BK’nın 56 ncı (TBK 67) maddesinde öngörülen hayvan idare edenin (tutucusunun) sorumluluğu, özel bir sorumluluktur. Anılan madde hükmüne göre, hayvanın bakımını ve yönetimini, dikkat, özen ve gözetim görevini üzerine alan ve ondan sürekli şekilde faydalanan kişi, hayvanı bulunduran sıfatıyla bu hayvanın sebebiyet vermiş olduğu zararları ödeme yükümlülüğü altındadır. BK 56 ncı (TBK 67) maddesindeki hayvan, insan tarafından elde tutulabilen, yönetilebilen kontrol edilebilen üzerinde hakimiyet kurulabilen hayvandır. Yani söz konusu hayvan o kişinin hâkimiyeti altında olmalıdır. Hayvanın maliki olması şart olmayıp, oluşan zarar sırasında hayvan o kişinin gözetimi altında ise sorumlu olmaktadır.
Bir hayvanın bakımını ve yönetimini üstlenen kişi, sahibi olduğu hayvanın başkasına zarar vermesini önleyecek tedbirleri almada, hayvan üzerinde somut durumun gerekli kıldığı her türlü gerekli özeni ve dikkati göstermek zorunda tutulmuştur.
Özen ve gözetimin derecesi somut olaydaki durum ve şartlara, hayvanın huyu, cinsi, yaşı, tehlikeliliği ve tepkisi gözönünde tutularak değerlendirilmelidir. Hayvan bulunduranın muhafaza ödevi yanında ayrıca “hayvanı gözetme” ödevi de bulunmaktadır. Tutucunun yükümlü olduğu diğer bir ödev de “bakım ödevidir” tutucu, özel durumun gerekli kıldığı her türlü bakım tedbirlerini almalıdır. Gözetim ödevinin her an kesintisiz yerine getirilmesi şart değildir. Buradaki ölçü somut duruma göre gerekli zamanlarda zorunlu bakım, yönetim, gözetim ve denetimdir. Bulunduran veya yardımcısının bakım, denetim ve gözetimi fiilen yapması gerekir. Özen veya gözetim ödevi subjektif olmayıp objektif niteliktedir. (F.Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 2015 s.636)
BK’nın 56 ncı (TBK 67) maddesi gereğince hayvan bulunduranın sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz ancak sorumluluktan kurtulabilmesi; hayvanı, hal ve şartlara göre, gerekli bulunan özenle gözetmiş olduğunu ya da bu özen gösterilmiş olsaydı bile, zararın önlenemeyeceğini ispat etmesine bağlıdır. Bu durumun ispat edilememesi halinde oluşan zararı tazmin etmek zorundadır. Bu zarar maddi bir zarar olabileceği gibi manevi bir zararda olabilir.
Ancak, hayvan tutucunun aynı zamanda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulacaktır.
Somut olayda; taraflara ait köpeklerin, serbest alan içerisine bırakıldığı sırada davalı tarafa ait... isimli köpeğin, davacıya ait köpeğe cinsel dürtülerle saldırması veya onunla oynaması sebebiyle, davacının müdahelesi sonrası davalının köpeği tarafından ısırılmak suretiyle yaralandığı sabittir.
Yine dosyada mevcut davacı tanığı veteriner hekimin, davalıya ait... isimli köpeği bebekliğinden beri tanıdığını, bebekliğinde uysal bir köpek olmasına rağmen son zamanlarda sertleştiği yönünde davalıya uyarılarının olduğuna dair beyanı mevcuttur.
Bu durumda, her ne kadar davalıya ait köpek, davacının müdahalesi nedeniyle korkuya bağlı tepkisel olarak sinirlenip davacıyı ısırmış ise de, davalının da köpeğine, iyi eğitim vererek, kilosunu, saldırganlık durumunu, mevsimsel etkileri gözönünde bulundurarak, yeterli güce sahip (gerektiğinde müdahalede bulunabilecek güce ve yaşa) bir vekil-yardımcı marifetiyle sitenin ortak kullanım alanına tahsis edilmiş yere göndermesi gerekir iken, bu durumlara dikkat etmeden hareket eden davalın da bu bağlamda munzam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; kusursuz sorumlu olan davalının, munzam kusuru nedeniyle illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı, buna bağlı olarak munzam kusur dikkate alınmak suretiyle (davalının tazminle yükümlü olduğu zarar tutarının belirlenmesi) asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirmesi sonucu istemin tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nın 428 inci maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, 2.037 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp asıl davada davacı tarafa verilmesine,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.11.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2018/7176 E., 2019/2465 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
(TBK 67) maddesinde öngörülen hayvan idare edenin (tutucusunun) sorumluluğunun, özel bir sorumluluk türü olduğu, anılan madde hükmüne göre, hayvanın bakımını ve yönetimini üzerine alan kişinin, hayvanı idare eden (TBK 67'de hayvan bulunduran) sıfatıyla bu hay
10. Hukuk Dairesi 2018/7176 E. , 2019/2465 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 02.11.2010 tarihli trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21/4 maddesidir.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin dördüncü fıkrası üçüncü kişinin sorumluluğunu düzenlemekte olup; buna göre, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilebilecektir.
Üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayanır. Bir başka ifadeyle; üçüncü kişi, ancak kusurlu bir hareketinin varlığı halinde rücu alacağından sorumludur.
İş kazası, meslek hastalığı ve hastalığın üçüncü kişinin veya işvereninin kusuru sonucunda meydana gelmesi halinde rücu edilecek miktar; sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemelerin tümünün, bağlanacak gelirlerin ise başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının kusur karşılığından oluşmaktadır.
Kusurun belirlenmesinde, zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeniyle daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza dosyaları varsa, bu dosyalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Maddi olguyu tespit ederken, Borçlar Kanununun 53 üncü maddesi uyarınca (TBK madde 74.) hukuk hakimi, ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı olmayıp, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlı olduğu dikkate alınmalı, sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporunun, rücu davasında bağlayıcı nitelikte değilse de güçlü delil niteliğinde bulunduğu hususu gözetilmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, BK.'nun 56. (TBK 67) maddesinde öngörülen hayvan idare edenin (tutucusunun) sorumluluğunun, özel bir sorumluluk türü olduğu, anılan madde hükmüne göre, hayvanın bakımını ve yönetimini üzerine alan kişinin, hayvanı idare eden (TBK 67'de hayvan bulunduran) sıfatıyla bu hayvanın sebebiyet vermiş olduğu zararları ödeme yükümlülüğü altında bulunduğu düzenlemesine yer verdiği, işbu davada davalıların 3. kişi konumunda olduğu ve sorumluluklarının 5510 sayılı Yasa’nın 21/4. maddesi kapsamında kaldığı, 3. kişinin rücu alacağından sorumluluğunun kusur sorumluluğu esasına dayandığı, bu nedenle TBK'nın 67. madde hükmünün somut olayda uygulanma imkanının olmadığı sabit olmakla beraber, dava dosyasında alınan 25.04.2018 tarihli ATK Raporunda davalı ...'a kusur izafe edilmesine rağmen onun hakkında hüküm kurulmamış olması isabetsiz olup, 10.04.2017 tarihinde alınan kusur raporunda ise kurum sigortalısına da kusur izafe edilmiş olması karşısında raporlar arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmak için yeniden kusur raporu aldırılmalı, maddi oluşa ve kanuna uygun olarak kusur oran ve aidiyetleri usûlünce belirlenmeli, yeni alınan kusur raporunda sigortalıya kusur izafe edilecek olursa dosyayı temyiz eden davacı Kurum yönünden oluşan usuli kazanılmış hak durumu da nazara alınarak karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2018/1339 E., 2019/2449 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi (6098 sayılı yeni TBK.'nun 67. maddesi)'ne göre;
3. Hukuk Dairesi 2018/1339 E. , 2019/2449 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; ... Köyü Hudutları dahilinde 53 dönüm civarında tarla kiralayarak biber tarımı yapmaktayken davalılara ait küçük ve büyük baş hayvanların tarladaki ekili ürüne zarar verdiklerini öğrendiğini, taşınmaza gidip fotoğraflarını çektiğini ve bir kısım hayvanın kulak küpe numaralarını alarak sahiplerini tespit ettiğini, aynı gün içinde bilirkişiye zarar tespiti yaptırdığını, daha sonra davalıları Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet ettiğini, arazisinde hayvanların verdiği zararın takriben 30 ton makedon biberi olduğunu ve bu biberin piyasada 70 kuruştan alıcı bulduğunu beyan ederek şimdilik zarardan doğan 10.000,00 TL zarar alacağına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; köyde bulunan tarlaların, adet üzerine, muhtarlık tarafından tarlasında mahsül olup olmadığı mal sahiplerine sorularak ve olmadığı bildirildiğinde kırağı düşmesi de göz önüne alınarak, köy ihtiyar heyeti tarafından karar alınarak, köy defterine yazılıp köy hoparlöründen 28/10/2013 tarihinden itibaren hayvan otlatmaya açıldığını ve davacı tarafından da tarlasında mahsül olduğuna dair bir bildirimde bulunulmadığını, her ne kadar davacı tarlasında mahsül bulunduğunu iddia etmekte ise de, tarlada mahsül bulunmadığını kanıtlayacaklarını, tarladaki biberin kademeli olarak hasat edildiğini, bunun yanında olay tarihine kadar yöreye bir çok kere kırağı düştüğünü ve mahsül kalmışsa da zarar gördüğünü, 28/10/2013 tarihli muhtarlık kararı üzerine tarlaların otlatmaya açılması üzerine bir çok kişinin burada hayvan otlattığını, davacının iddia ettiği gibi bir zararının bulunmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte böyle bir zararın bulunduğu kabul edilse bile davacı tarafından bildirilen 30 ton zarar ve fiyatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; olayın meydana geldiği tarihte söz konusu bahçenin bulunduğu bölgeye birden fazla defa kırağının düştüğü ve konusunda uzman akademisyen bilirkişi tarafından verilen rapor ile de sabit olduğu üzere tarlalarda kalan ürünlerin ekonomik değerini yitirdiği, bu nedenle taşınmazın bulunduğu köyde köy muhtarının da beyanı ile sabit olduğu üzere köy kararı alınarak tarlaların hayvan otlatılmasına açıldığı ve bu kararın köyde ilan edildiği, davacının bu karara itiraz etmediği gibi bahçesinin bulunduğu alanda hayvanların girmesini engelleyen herhangi bir tertibat almadığı gibi bu konuda bir uyarı unsuru da koymadığı, davalıların köy kararına istinaden hayvanlarını araziye soktukları, dava konusu olayda bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davacıların ürünlerinin pazar değerini yitirdiği, davalıların dava konusu olayda bir kusurlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, hayvan bulunduranın sorumluluğu nedeniyle açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hayvan idare edenlerin sorumluluğunu düzenleyen Borçlar Kanununun 56. maddesi (6098 sayılı yeni TBK.'nun 67. maddesi)'ne göre; "Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hayvan bulunduran bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz".
Hayvan idare edenin sorumluluğu kusura dayanmaz; onun sorumluluğu (tıpkı adam çalıştıranın sorumluluğunda olduğu gibi) bir sebep sorumluluğudur. Bu bakımdan hayvanların verdikleri zarardan dolayı onu idaresinde bulunduranın tazminatla mahkum edilebilmesi için, zarar görenin, o kimsenin ayrıca kusurunu ispat etmesi gerekmez. Aksine, hayvan idaresi altında bulunan kişi TBK. md. 67'de tanınmış olan (kurtuluş beyinnesini) ispat edebildiği takdirde ancak sorumluluktan kurtulabilir. Türk Borçlar Kanununun 52. maddesindeki, zarar görenin zararın doğumuna veya çoğalmasına birlikte sebep olması hallerinde hayvan idare edenin sorumluluk derecesi zarar görenin kusurunun şekli ve derecesine göre ya azaltılır, veyahutta tamamen ortadan kalkar.
Somut olayda, davacı tarafından, davalılara ait hayvanların tarlasına girdikleri ve tarlada bulanan mahsüle zarar verdikleri iddiası ile tazminat talep edilmektedir. Davalılar ise davacının tarlasına köy ihtiyar heyeti kararına istinaden hayvanlarını soktuklarını, ayrıca olay sırasında davacının tarlasında mahsül bulunmadığını savunmuşlardır.
Davalılar yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince kusursuz sorumlu olup, don ve kırağı düşmesi nedeni ile ürünlerin ticari değeri kalmadığından köy kararı ile tarlaların hayvan sahiplerine açılmasına karar verilmiş olması, davalıların sorumluluğunun niteliği itibariyle illiyet bağını kesecek boyutta kabul edilemez.
Davacı tarafından olaydan sonra 07.11.2013 tarihinde yaptırılan tespitte mühendis bilirkişilerce, mevcut duruma göre kademeli olarak yapılan 2-3 hasat sonrası, biber bitkisinin üzerinde kalan ürünler hesaba katılarak, yaklaşık 57 dekar makedon biberinin zarar gördüğü, biberde %60 hasar meydana geldiği, bu zararın ürünün meyve ve yapraklarının zarar görmesi şeklinde oluştuğu tespiti yapılmış, yargılama sırasında 08.05.2015 tarihinde mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ise, dava konusu olayın yaşandığı 2013 yılı Ekim ayında meydana gelen düşük sıcaklıklardan ciddi zarar gördüğü ve biberlerin üzerinde var olan ürünün de pazar değerini yitirdiği belirtilmiştir. Bu durumda raporlar arasında çelişki vardır. Kaldı ki davacı tanıkları da davalıların hayvanları tarlaya girdiğinde tarlada halen ürün bulunduğunu beyan etmişlerdir.
Hal böyle olunca mahkemece, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek, davacının zararına yönelik değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden davanın tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK. nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.03.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2013/18411 E., 2013/17440 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE ... MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi (6098 sayılı yeni TBK.'nun 67. maddesi)'ne göre;
3. Hukuk Dairesi 2013/18411 E. , 2013/17440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE ... MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar, ......'in kardeşi davalı ...'e ait damızlık boğanın hatır için otlatılması esnasında saldırması sonucu öldüğünü, .......'in ölümü nedeniyle büyük bir ruhsal çöküntü içine girdiklerini, ayrıca maddi olarak da büyük zarara uğradıklarını ileri sürerek, eş ... için 80.000 TL manevi tazminat, çocukları ..., ..., ........'in her biri için 50.000 TL manevi tazminatın ve ayrı ayrı 100 TL maddi tazminatın ....08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, meydana gelen olay nedeniyle en büyük acı ve üzüntüyü kendisinin yaşadığını, saldırgan bir havyanı el altında tutmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, "tarafların kardeş olmaları nedeniyle olayda kast unsurun bulunmadığı, köy yaşamının maddi manevi zorlukları, davalının meydana gelen olayda kusur sorumluluğunun bulunmadığı gibi, Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre de hayvan bulunduranın sorumluluğu bulunmadığı, meydana gelen kazanın aniden gelişen olaylar nedeniyle meydana geldiği, hayvan sahibinin bu olay nedeniyle herhangi bir tedbir almasının beklenemeyeceği, hayvanın saldırgan bir hayvan olması halinde diğer kişilere de zarar verebileceği, ancak böyle bir delilin dosyada bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hayvan idare edenlerin sorumluluğunu düzenleyen Borçlar Kanununun 56. maddesi (6098 sayılı yeni TBK.'nun 67. maddesi)'ne göre; "Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hayvan bulunduran bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz". Hayvan idare etmekten amaç ondan iktisaden ve fiilen yararlanmaktır. Buna mukabil, hayvanın bakıcısı, hayvandan iktisaden faydalanmak maksadıyla onun zilyedi olmadığı ve sadece yardımcı sayıldığı için (hayvanı idare eden) sayılamaz. Onun için bakıcı Borçlar Kanunu md. 56 (6098 sayılı yasa 67. m.)ye göre sorumlu değildir; kişisel kusurları varsa ancak BK. 41. (6098 sayılı yasa 49.) maddesi gereğince sorumlu olabilir. Hayvanın gözetimi ehil bir yardımcı kişiye bırakılsa ve bu yardımcı kişinin özen ödevine aykırı davranışı (kusuru) sonucu hayvan bir zarara sebebiyet verse; bu durumda da hayvan idare edenin bir kusurundan söz edilemeyeceği halde, o zarardan sorumludur. (Çünkü hayvan idare edenin sorumluluğu kusura dayanmaz; onun sorumluluğu (tıpkı adam çalıştıranın sorumluluğunda olduğu gibi) bir sebep sorumluluğudur. Bu bakımdan hayvanların verdikleri zarardan dolayı onu idaresinde bulunduranın tazminatla mahkum edilebilmesi için, zarar görenin, o kimsenin ayrıca kusurunu ispat etmesi gerekmez. Aksine, hayvan idaresi altında bulunan kişi TBK. md. 67'de tanınmış olan (kurtuluş beyinnesini) ispat edebildiği takdirde ancak sorumluluktan kurtulabilir. Türk Borçlar Kanununun 52. maddesindeki, zarar görenin zararın doğumuna veya çoğalmasına birlikte sebep olması hallerinde hayvan idare edenin sorumluluk derecesi zarar görenin kusurunun şekli ve derecesine göre ya azaltılır, veyahutta tamamen ortadan kalkar.
Dava, hayvan bulunduranın sorumluluğu nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların yakını..........'in davalıya ait boğanın saldırması sonucu öldüğü sabittir. Davalı yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince kusursuz sorumlu olup, mahkeme gerekçesinde dayanak yapılan rapor ve tanık beyanları davalının sorumluluğunun niteliği itibariyle illiyet bağını kesecek boyutta kabul edilemez.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden davanın tümden reddedilmiş olması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.....2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2023/5659 E., 2023/8674 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTrabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 406, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
9. Hukuk Dairesi 2023/5659 E. , 2023/8674 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından temyize cevap dilekçesinde temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.06.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı ... Giresun Belediye Spor Kulübü ile arasında imzalanan sözleşme gereğince 2017-2018 basketbol sezonunda kulübün sözleşmeli sporcusu olarak görev aldığını, davacı sözleşmeden ... yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmişse de, dava dışı kulübün sözleşmeden ... ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının 52.100,00 USD ücret alacağı bulunduğunu, her ne kadar dava konusu sözleşmenin davacı ve dava dışı ... Giresun Belediye Spor Kulübü arasında imzalanmış olsa dahi spor kulübünün davalı ... ile arasında hukuki ve organik bağ bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının borçtan sorumlu olduğunun tespiti ile itirazın iptaline, %20 oranında az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı ... çalışanı olmadığını, davacının iddiasının aksine dava dışı ... Giresun Belediye Spor Kulübü ile müvekkili Belediye arasında hukuki veyahut organik bir bağ bulunmadığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava dışı ... Giresun Belediye Spor Kulübünün bir dernek olup farklı bir tüzel kişiliğe tabi olduğunu, dava dilekçesinde spor kulübünün başkanının Belediye Başkanı olduğu belirtildiğini, Belediye Başkanı sıfatı dışında hak ve fiili ehliyetine sahip olması nedeniyle Belediye Başkanının istediği derneğe üye olma hak ve yetkisi bulunduğunu, Belediye Başkanının bir derneğe üye olmasının belediye açısından bir hüküm ve sonuç doğurmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı kulüp başkanlığını yapan kişinin aynı zamanda Giresun Belediye Başkanlığını da yürüttüğü, gelen cevabi yazılarda ve tanık anlatımlarında dernek yönetiminde belediye personeline yer verildiği, Giresun Belediyesi tarafından sunulan muhasebe işlem fişlerinde ve ödeme emri belgelerinde ... Giresun Belediye Spor Kulübüne aktarılan paralar olduğu, ... Giresun Belediyespor Külübü Derneği Tüzüğü'nün 3.maddesinde "Derneğin amblemi, Giresun Belediyesi amblemi, rengi yeşilbeyaz'dır." denildiği, Belediyeye ait ... Sos. Tesisleri/GİRESUN yerleşim yeri olarak kararlaştırıldığı, dernek kuruluş bildirgesinde adres olarak Giresun Belediye Başkanlığının gösterildiği, Kurumdan gelen işyeri sicil dosyasında da adres olarak Belediye Başkanlığının bildirildiği, dosya içeriğinde sunulan haber yazılarında kulübün Belediye ile ilişkilendirilerek haberler yapıldığı, sporcu ... sözleşmesi dava dışı dernek ile imzalanmışsa da kulübün işletilmesi ve yönetimi belediye başkanlığının tasarrufunda olduğu, ... ile Dernek arasında organik bağ olduğu, ödenmeyen ücret alacağından sorumlu olduğu anlaşılmakla husumet itirazına itibar edilmediği, davacının 2017-2018 sezonu sonuna kadar sözleşme gereği üzerine düşen edimi yerine getirdiği ve sözleşmede yer ... ücrete hak kazandığı, ücret ve eklerinin ödendiğinin ispatının davalı işverene ait olduğu, banka kayıtlarında davacıya yapılmış herhangi bir ödemeye rastlanmadığı, alacağın likit olduğu, bu nedenle icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece kabul edilenin aksine ... Giresun Belediye Spor Kulübü ile Belediye arasında hukuki ve yahut organik bir bağ bulunmadığını, diğer davalı spor kulübünün Belediyeye ait olmadığını, belediyelerin spor kulübü kurmalarının mümkün olmadığını, derneğin yönetim kurulunun belediye görevlilerinden oluşmadığını, Belediyenin amatör spor kulüplerine nakdi yardım yaptığını, spor karşılaşmalarını düzenlediğini ve amatör spor kulüplerine gerekli desteği sağladığını, davacının dava dilekçesinde Belediye tarafından yapıldığını beyan ettiği tüm bu eylemlerin de sporu teşvik etmek amacıyla yapılmış eylemler olduğunu, Belediyece amatör spor kulübü statüsünde olması nedeniyle yapılan maddi ve ayni yardımların diğer davalı kulübün giderlerinin çok az bir kısmı olduğunu, giderlerin tamamının davalı derneğin Yönetim Kurulu üyelerince karşılandığını, davalı ... Belediye Spor Kulübü bir dernek olup farklı bir tüzel kişiliğinin bulunduğunu, mevzuatta derneklerin tüzel kişiliklerinde “Belediye” ibaresi bulunmasını yasaklayan bir hüküm bulunmadığını, belediyenin izni olmadan da dernek adlarında “Belediye” sözcüğünün kullanılmasının mümkün olduğunu, bu kapsamda yaptıkları araştırmada "Çınarlar Mahallesi İdilli Sokak No:3 Merkez/Giresun" adresinde Giresun Belediye Gençlik Spor Kulübü Derneği adında bir derneğin faaliyet yürüttüğünün anlaşıldığını, bu derneğin de Belediye ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, kararda dönemin Belediye Başkanının açıklamalarına atıfta bulunulduğunu, takdir olunacağı üzere seçimle gelmesi ve bir siyasi parti mensubu olması nedeniyle belediye başkanının ayrıca siyasi bir kimliğinin de bulunduğunu ve elbetteki yeniden belediye başkanı seçilme isteğiyle hareket ettiğini, dolayısıyla belediye başkanının her açıklamasını Belediye tüzel kişiliği adına yaptığının kabulünün mümkün olmadığını, bir kamu kurumu olan belediyenin tüzel kişilik kavramının arkasına saklanması, bu şekilde dürüstlük kuralına aykırı davranması, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, tüzel kişilikler arasındaki irtibatın sağlanabilmesi için hem mali hem de yönetimsel anlamda geçirgenlik bulunmasının zorunlu olduğunu, Mahkemece ihbar olunan derneğin mali yapısı incelenmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, oysa ... Giresun Belediye Spor Kulübü Derneğinin mali yapısı incelendiğinde davalı ... ile bu ... dışında hiçbir bağının olmadığının görüleceğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dışı spor kulübü derneğinde sporcu olup ödenmeyen alacağına ilişkin bu davalılara yönelik ilamsız takip yoluna başvurduğu, davalı Belediyenin takibe itiraz etmesi üzerine, itirazın iptaline ilişkin bu davanın açıldığı, kulübün davalı Belediyece kurulduğu, dernek başkanının belediye başkanı olduğu, dernek kuruluşuna ilişkin belgelerde tüm kurucuların adres olarak Belediyeyi bildirdikleri, derneğin yerleşim yerinin Belediyeye ait yer olduğu, bir kısım giderlerin davalı tarafça karşılandığı, Belediye çalışanlarının davalı kulüpte çalıştıkları, davalı Belediyeye ait araçların dava dışı kulübe tahsis edildiği, davalı Belediyenin çalışan ödemelerinin kendilerince yapıldığını kabul ettiği, bu hâlde davalı ... ile dernek arasında organik bağ olduğu kabul edilerek davalı Belediyenin alacaktan sorumlu tutulmasında hata olmadığı, davalı tarafça alacak miktarına ilişkin istinaf istemi ileri sürülmediği, itirazın iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede alacak miktarı açıkça belli olup, davalının ne kadar borçlu olduğunu ... başına tespit edebilecek durumda bulunduğu için alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğu, alacağın yargılama gerektirmediği, alacağın miktarına veya niteliğine ilişkin itirazda bulunulmadığı, Mahkemece alacak likit nitelikte kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmolunmasının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği itirazları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının pasif husumet ehliyetinin olup olmadığı ve bu bağlamda dava konusu yapılan ücret alacağından sorumlu olup olmayacağı ile icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasındadır,
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 406, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. ... kavramı; temelinde dürüstlük, samimiyet kavramlarını barındıran ekonomik, sosyal ve kültürel bir kavramdır. Hukuk, uyuşmazlıkların çözümünü zaman zaman ... kavramında ve taraflar arasındaki kaynağını dürüstlük kuralından ... ... ilişkisinde bulmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.12.2019 tarihli ve 2015/21-2372 Esas, 2019/1420 Karar sayılı; 06.10.2020 tarihli ve 2016/(21)10-1602 Esas, 2020/711 Karar sayılı kararları).
3. ... teorisi, her iki tarafın menfaatleri arasında denge kurmayı amaçlar ve kaynağını dürüstlük kuralından alır. Kendine özgü mahiyet arz eden ... sorumluluğu bir kişinin veya kuruluşun davranışlarıyla başkalarında yarattığı haklı beklentiler nedeniyle oluşan ... ilişkisinden kaynaklanır. Temeli Alman Borçlar Kanunu’nda yer ..., borçlar hukuku mevzuatımızda düzenlemesi bulunmamakla birlikte gerek Türk hukukunda gerekse ... hukukunda kendisine uygulama yeri bulan bu teori; bir kimsenin kendi yarattığı dış görünüşün meydana getirdiği sonuçlara kendisinin katlanmasının gerekliliği, aksi yönde bir düşüncenin iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği kabulüne dayanır. Bu kapsamda yorum sırasında ... teorisinin uygulanması 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesinin gereğidir. Kanunun getirdiği güvenin korunmasına ilişkin hükümler yanında, tarafların sözlü veya yazılı davranışları da bu ... ortamını sağlayabilir. Sağlanan güvenin, ... sorumluluğu kapsamında hukuken korunması gerekir (YHGK, 2015/21-2372 E., 2019/1420 K.; 2016/(21)10-1602 E., 2020/711 K.).
4. ... sorumluluğunda taraflar birbirlerinden bekledikleri güveni boşa çıkarmamalıdır. Bu itibarla ... teorisi hukuki ..., istikrar ve hakkaniyet düşüncesini esas alır. Hukukun bir amacı da kişilerin gerek birbirleriyle gerekse Devlet ile olan ilişkilerde ... ve sürekliliği sağlamaktır (YHGK, 2015/21-2372 E., 2019/1420 K.; 2016/(21)10-1602 E., 2020/711 K.).
5. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça, davalı ... ile dava dışı ... Giresun Belediye Spor Kulübü arasında organik bağ bulunduğu, spor kulübünün Yönetim Kurulu başkanı ve üyeleri ile çalışanlarının büyük çoğunluğunun davalı Belediyede görevli çalışanlar olduğu, davalı ... Başkanı ile dava dışı spor kulübü başkanının aynı kişi olduğu ileri sürülerek ücret alacağından davalının sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Davalı taraf ise husumet itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı ile spor kulübü arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise aynı gerekçe ile davalının istinaf başvurusu esastan reddine karar verilmiştir.
6. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı ... Belediyesi ile dava dışı ... Giresun Belediye Spor Kulübü arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davalıya sorumluluk atfedilmesi hatalı ise de dosya kapsamından, iş sözleşmesinin kurulması sırasında davacı sporcunun alacaklarının davalı ... yetkililerince karşılanacağı hususunda söz ve davranışlarla davacı tarafta ... oluşturulduğu, bu itibarla ... teorisi uyarınca alacaklardan davalının sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş; kararın, yukarıdaki paragraflarda yer ... ilave gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücreti ile aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
Arkadaşının köpeğini bir haftalığına gezdirmek ve bakımını üstlenmek üzere teslim alan Veteriner Selin, parkta dolaşırken köpeğin tasmasını elinden kaçırmış ve köpek bir çocuğa saldırarak ısırmıştır. Bu olayda, "Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu" (TBK) kapsamında tazminat davası kime karşı açılmalıdır?
A) Sadece köpeğin asıl sahibi olan arkadaşına
B) O sırada hayvan üzerindeki hakimiyeti ve denetimi üstlenen Selin'e
C) Hem arkadaşına hem Selin'e müteselsilen
D) Belediyeye
E) Hiç kimseye; hayvanın fiilinden dolayı sorumluluk doğmaz.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.