Türk Borçlar Kanunu 73. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 73- Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.
D. Yargılama
I. Ceza hukuku ile ilişkisinde
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/4478 E., 2024/734 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
on ödeme tarihinden 2 yıllık zamanaşımı süresi yürütüldüğünde bu tarihin 10.01.2016 tarihi itibariyle sona erdiği, davacının bu tarihten 6 ay sonra davasını açtığı, bu haliyle dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımının dolması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2022/4478 E. , 2024/734 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1168 Esas, 2022/523 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/595 E., 2021/158 K.
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket Yozgat İl Müdürlüğü personellerinden Ahmet Bütün'ün 20.06.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezlik nedeni ile kendisine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen bedelin rücuen tahsili istemi ile müvekkili aleyhine Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/79 E. ve 2013/42 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda davanın aleyhlerine sonuçlandığını ve açılan davanın kabulüne karar verildiğini, temyiz olunan kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onandığı, alacaklı SGK tarafından mahkeme ilamına dayanılarak Yozgat 1. İcra Müdürlüğünün 2013/3920 E. sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, borçlu ... tarafından icra dosyasına 269.559,03 TL ödeme yapıldığını, davaya konu iş kazasının 20.06.2003 tarihinde gerçekleştiğini, TEDAŞ ile akdedilen 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) gereğince davanın hukuki ve mali yükümlülüğünün davalı TEDAŞ'a ait olduğunu ileri sürerek 269.559,03 TL nin alacaklıya ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,16.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile bakiye karar harcı 9.504,70 TL, temyiz onama harcı 7.113,00 TL, temyiz harcı 2.551,00 TL ile gider avansı olarak ödenen 500,00 TL'nin de eklenmesiyle dava değerini 278.684,83 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının, müvekkil kurumdan herhangi bir talepte bulunamayacağını, Çamlıbel EDAŞ'ın bilanço mevcutlarıyla özel sektöre devredildiğini, şirketin mevcut bilançosuyla ve alacak, borç hak ve yükümlülükleriyle birlikte devredildiğini, 17.02.2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde TEDAŞ'ın değil ayrı tüzel kişiliğe sahip elektrik dağıtım müesseselerinin yetkili ve sorumluluğu olduğunu, dava konusu alacağın iş kazasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olup, İHDS'nin 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, İHDS'nin 7 nci maddesinde 3 üncü kişilerin hak ve iddialarının düzenlendiğini, şirket bünyesinde çalışan işçi ile şirketin işlerini alt yüklenici veya taşeron vasıtasıyla yaptırdığı işlerde çalışan işçilerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğin, davayı kabul anlamına gelmemekle ödendiği iddia edilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte talep edilmesinin de İHDS'ne aykırı olduğunu, İHDS'nin 7.2 nci maddesine göre bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının söz konusu davaya ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rücua ilişkin alacakta son ödeme tarihinin 09.01.2014 olduğu, eldeki davanın 28.06.2016 tarihinde ikame edildiği, rücua tabi alacaklarda 2 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu, davacının son ödeme tarihinden 2 yıllık zamanaşımı süresi yürütüldüğünde bu tarihin 10.01.2016 tarihi itibariyle sona erdiği, davacının bu tarihten 6 ay sonra davasını açtığı, bu haliyle dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımının dolması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince 6098 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan anlaşmazlıklarda on yılık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödemenin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayandığı, rücuen alacağa dayanak olan Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın davacısı olan SGK bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup, olayın davalının sorumluluğundaki dönemde meydana geldiği, ödemeye neden olan iş kazasının dağıtım faaliyetinden ve dolayısıyla, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan İHDS’den kaynaklandığı, bu durumda, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresinin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 inci ve 6098 sayılı Kanunun'un 146 ncı maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ve dosyanın esası yönünden inceleme yapılması gerektiği, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki dönem olan 20.06.2003 tarihinde meydana gelen iş kazısı nedeniyle SGK tarafından hak sahibine ödenen peşin sermaye değerli gelirin rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, rücuen alacağa dayanak olan Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın davacısı ve bu davacı tarafından ödeme yapılan hak sahibi de bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra takibi nedeniyle ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmadığı, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.03.2016 tarih 2015/13510 E. 2016/3219 K. sayılı emsal içtihadı). Öte yandan, hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4 üncü maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin (f) bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümlerinin yer aldığı, anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin öncelikle uygulanacağı, yapılan açıklamalar ışığında, davacı yanca Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/79 E., 2013/42 K. sayılı dosyasına istinaden başlatılan icra takip dosyasına 15.11.2013 tarihinde toplam 269.559,03 TL havale yapıldığı, dava dosyası nedeniyle 22.01.2013 tarihinde 2.551,00 TL temyiz harcı, 03.05.2013 tarihinde 9.504,70 TL bakiye karar harcı, 09.01.2014 tarihinde 7.113,00 TL temyiz onama harcı ve 22.01.2013 tarihinde 500,00 TL gider avansı ödendiği, davacının taraflar arasındaki İHDS'nin 7 nci maddesi kapsamında ödenen bu miktarları davalıdan rücuen talep hakkının bulunduğu, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme tarihlerinden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği anlaşılmakla söz konusu miktarların davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekli olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın kabulüne, 289.227,73 TL'nin 3.051,00 TL'sine 22.01.2013 tarihinden itibaren, 9.504,70 TL'sine 03.05.2013 tarihinden itibaren, 269.559,03 TL'sine 15.11.2013 tarihinden itibaren, 7.113,00 TL'sine 09.01.2014 tarihinden itibaren değişen oranlarda yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, dava konusu alacağın, dağıtım faaliyetinden doğan üçüncü kişilerin hak talebine konu bir zarar olmadığından ve iş kazasından doğan alacağın ödenmesi İHDS'nin 7 nci maddesi kapsamında değil, davacının devraldığı hak ve borçlar kapsamında sonuç doğuran bir olay olduğundan, bu davada 3 üncü kişi zararından söz edilemeyeceğini, bu nedenle davaya ilişkin olarak davacı şirket tarafından müvekkili şirketten talepte bulunulmasının İHDS'ne aykırı olduğunu, bölgede faaliyet gösteren ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Elektrik Dağıtım Müesseselerinin tüzel kişlikleri sonlandırılarak İl Müdürlüklerine dönüştürüldüğünü ve tüm hak ve borçları ile ...'a bağlandığını, bu sebeple İHDS öncesindeki dağıtım faaliyetlerinden doğan sorumluluğun müvekkiline ait olacağı iddiasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi 17.02.2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün değil, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Elektrik Dağıtım Müesseselerinin yetkili ve sorumlu olduğunu, taraflar arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözlemesi, Hisse Satış Sözleşmesi, İhale Şartnamesi vs. birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde salt İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi hükümleri esas alınarak yapılan dar yorumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının söz konusu davaya ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkı bulunmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın alacağın avans faizi birlikte tahsili talebinin mümkün olmadığını, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili kurum aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinde de hata mevcut olduğunu ileri sürerek kararı bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371, 26 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili 16.01.2017 tarihli ıslah dilekçesinde ve 22.08.2019 tarihli beyan dilekçesinde icra dosyasına yapılan ödemenin 259.016,93 TL olduğu belirtilerek bu miktarın ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi gözetilerek taleple bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken talep aşılarak bu alacak kalemi yönünden 269.559,03 TL üzerinden karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
4. Hukuk Dairesi, 2021/27202 E., 2024/1126 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
masına Dair Kanun’un (7406 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na (3359) sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 18, 7406 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi.
4. Hukuk Dairesi 2021/27202 E. , 2024/1126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/454 Esas, 2021/1167 Karar
DAVA TARİHİ : 19.01.2018
HÜKÜM/KARAR : Red -Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİH : 15.12.2020
SAYISI : 2018/37 Esas, 2020/222 Karar
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının olay tarihinde ... Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde uzman çocuk doktoru olarak görev yaptığını, 28 haftalık doğan bir bebeğin göz muayenesi sonrası görme yetisini kalıcı olarak kaybetmesi olayı nedeniyle dava dışı hak sahipleri tarafından ... 1. İdare Mahkemesinin 2009/2785 esas sayılı dosyası üzerinden davacı idare aleyhine tazminat davası açıldığını, dava sonucunda hükmedilen tazminatın hak sahiplerine davacı idare tarafından ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 471.203,88 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı doktorun meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını, davalının göz doktoru olmayıp çocuk doktoru olduğunu, hastayı ilgili servise yönlendirdiğini, idarenin kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre davalının eylemlerinde tıbbi hata sayılabilecek bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişki olduğunu, çelişki giderilmeden ret kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu, davalı doktorun meydana gelen olayda ihmali davranışı olduğunu, bu nedenle rücu şartlarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf sebepleri ile sınırlı inceleme yapıldığı, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, davalı doktor hakkında kesin hüküm bulunmadığı, ayrıca rücu edilebilmesi için iç ilişkide davalının kusurunun bulunması gerektiği, hüküm vermeye elverişli ve denetime açık iki farklı bilirkişi raporu ile davalıya kusur atfedilmediği, davalı yararına maktu yerine nispi vekalet ücreti takdiri hatalı ise de bu hususun istinaf konusu yapılmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişki olduğunu, çelişki giderilmeden ret kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu, davalı doktorun meydana gelen olayda ihmali davranışı olduğunu, bu nedenle rücu şartlarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının ... Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde görevli uzman çocuk doktoru olan davalının dava dışı prematüre bebeğin göz muayenesi olayında hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hak sahiplerine ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7406 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na (3359) sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 18, 7406 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı doktor ...'ın olay tarihinde ... Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde uzman çocuk doktoru olduğu, 28 haftalık prematüre doğan dava dışı bebeğin göz muayenesi sonucu bebeğin görme yetisini kalıcı olarak kaybetmesi nedeniyle, dava dışı hak sahipleri tarafından olayda hizmet kusuru olduğundan bahisle ... aleyhine ... 1. İdare Mahkemesinde 2009/2785 esas 2016/7 karar sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği, anılan karar gereği ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2.Bozma nedeni ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA,
3.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple bozmanın kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/25924 E., 2024/1125 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var...Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
lmasına Dair Kanun’un (7406 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na (3359 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 18, 7406 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi.
4. Hukuk Dairesi 2021/25924 E. , 2024/1125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :...Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2435 E., 2021/2440 K.
DAVA TARİHİ : 25.02.2020
HÜKÜM/KARAR : Red -Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ :...4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/87 E., 2021/276 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının...Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde uzman doktor olarak görev yaptığını, dava dışı... ve ...in bebeklerinin 24.12.2008 tarihinde ölü olarak dünyaya geldiğini, dava dışı anne ve baba tarafından...1. İdare Mahkemesinin 2017/1961 Esas sayılı dosyası üzerinden davacı idare aleyhine tazminat davası açıldığını, dava sonucunda hükmedilen tazminatın hak sahiplerine davacı idare tarafından ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 196.453,03 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı doktorun meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamen dava dışı gebe hastayı sancısı olmasına rağmen sabaha kadar doğum salonunda bekleten doğum odası görevlileri ve nöbetçi doktorda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece kusura ilişkin rapor alındığı, alınan 05.05.2021 tarihli heyet kusur raporuna göre, bebeğin ölü doğumu olayında davalı doktora atfedilecek tıbbi bir kusurun olmadığı, asıl kusurun hastane içi işleyiş ve sağlık personeli arasında olması zorunlu işbirliğinin oluşmasını sağlamayarak organizasyon kusurunu oluşturan hastane yönetiminde olduğu, davalının kusurunun bulunmaması nedeniyle sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, eksik ve yetersiz inceleme sonucu düzenlendiğini, ret kararının hatalı olduğunu, davalı doktorun meydana gelen olayda gereken önlemleri almayarak ihmali davranışı olduğunu, bu nedenle rücu şartlarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf sebepleri ile sınırlı inceleme yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 05.05.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporuna ve ceza dosyası içeriğinde bulunan 13.04.2016 gün ve 1981 karar sayılı ATK 1. İhtisas Kurulu raporu ile 12-13/10/2011 toplantı tarih ve 12918 karar sayılı Yüksek Sağlık Şurası raporuna nazaran dava dışı bebeğin ölümünde davalı doktorun tıbbi kusurunun bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabet ise de kamu düzenine ilişkin olmayan bu hususu davacının istinaf sebebi yapmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, AYM 129/5 maddesi gereği kamuda çalışan doktorların görevleri sırasındaki eylemlerinden dolayı kendilerine rücu edilmek şartıyla devlet aleyhine dava açılabileceğini, rücu şartlarının oluştuğunu, Yüksek Sağlık Şurası kararında bu durumun netleştiğini, davalı doktorun meydana gelen olayda gereken önlemleri almayarak kusurlu davrandığını, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının...Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde görevli uzman doktor olan davalının dava dışı... ve ...in bebeklerinin 24.12.2008 tarihinde ölü olarak doğması olayında hatalı müdahale sonucu hizmet kusuru nedeniyle hak sahiplerine ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun), 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 27.05.2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7406 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na (3359 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 18, 7406 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı doktor ...'nun olay tarihinde...Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde uzman doktor olduğu, dava dışı... ve ...in bebeklerinin 24.12.2008 tarihinde ölü olarak doğması nedeniyle, dava dışı anne ve baba tarafından olayda hizmet kusuru olduğundan bahisle ... aleyhine...1. İdare Mahkemesinde 2017/1961 Esas 2018/164 Karar sayılı dosyası ile açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği, anılan karar gereği ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/10106 E., 2023/8516 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi, 2918 sayılı Kanun'un 85 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
4. Hukuk Dairesi 2021/10106 E. , 2023/8516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2353 Esas - 2020/3627 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kabul - Yeniden Hüküm Kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1198 Esas 2018/659 Karar
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesisine, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.01.2014 tarihinde davacı şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile davalı şirketin Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (ZTSS) ile sigortacısı olduğu yolcu otobüsünün şehirlerarası yolculuk yapmakta iken dava dışı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazasına karıştığını, bu kazada araçta muavin olarak görev yapmakta olan ...'in vefat ettiğini, dava dışı ... ...'in mirasçıları ... ve ... ...'in İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/95 esas sayılı dosyasında davacı ... aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açtıklarını, yargılama sonucunda verilen karar gereği davacı tarafından mirasçılara ödeme yapıldığını belirterek, ödenen bedelin aracın taşımacılık sigortacısı olan davalıdan sıralı sorumluluk ilkesi gereği öncelikle tahsil edilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 361.673,03 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... tazminata mahkum eden İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/95 esas 2016/590 karar sayılı mahkeme kararının temyiz edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, kararın onanması halinde davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının kesin hüküm ile ... olacağını, kararın bozulması halinde ise yeniden yargılama yapılacağını, bu nedenle ilgili kararın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca davacının talebinin Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları A.5.b maddesi uyarınca poliçe teminatı dışında olduğunu, davalının yolcuların zararlarını teminat altına aldığını, vefat edenin yolcu konumunda olmadığını, bu nedenle davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin faizden sorumluğunun ihbar tarihinden itibaren başlaması gerektiğini ve davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacı/sigortacının, kesinleşen karar uyarınca, dava dışı hak sahiplerine yaptığı ödemenin ... plakalı ticari aracın Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında bulunmadığı, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik ile sürücü ve yardımcılarının da teminat kapsamına girdiği, belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında, sıralı sorumluluk ilkesi gereği meydana gelen dava konusu zararların öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenleyicisi davalı şirket tarafından poliçe limiti kapsamında karşılanması gerektiği, bu nedenle davacının icra takibi sonucu yaptığı ödemenin davalıdan tahsili için iş bu davayı açmasında haklı olduğu ve hukuki yararının bulunduğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 361.663,03 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ... tazminata mahkum eden İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/95 esas 2016/590 karar sayılı mahkeme kararının temyiz edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, kararın onanması halinde davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının kesin hüküm ile ... olacağını, kararın bozulması halinde ise yeniden yargılama yapılacağını, bu nedenle ilgili kararın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca davacının talebinin Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları A.5.b maddesi uyarınca poliçe teminatı dışında olduğunu, davalının yolcuların zararlarını teminat altına aldığını, vefat edenin yolcu konumunda olmadığını, bu nedenle davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin faizden sorumluğunun ihbar tarihinden itibaren başlaması gerektiğini ve davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesine göre, 'Bu sigorta ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10.07.2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’ndan doğan sorumluluğunu, poliçede yazılı sigorta tutarlarına kadar temin eder." Bu yasal düzenleme karşısında, murisin sigortalı araçta yolcu olarak bulunmadığı, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasının da yolcu olmayan kişilerin uğradığı zararları teminat altına almadığı gözetilerek davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle kaldırılması ve davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulması gerektiği" gerekçesiyle davalının istinaf itirazının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik ile sürücü ve yardımcılarının da teminat kapsamına girdiğini, desteğin muavin olması karşısında yakınlarına davacı tarafından ödenen destek tazminatından rücuen davalının sorumlu tutulması gerektiğini, mevzuat değişikliğinin gerek kaza tarihinde, gerekse poliçe tarihinde yürürlükte ve geçerli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 24.01.2014 tarihinde davacı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile, davalı ... tarafından Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası (ZTSS) Poliçesi ile teminat altına alınan yolcu otobüsünün karıştığı trafik kazası sonucu araçta muavin olarak bulunan ... ...'in hayatını kaybetmesi sonucu mirasçılarına davacı şirket tarafından ödenen destekten yoksun kalma tazminatının davalı şirketten rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi, 2918 sayılı Kanun'un 85 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
,Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile desteğin muavin olması nedeniyle yolcuların zararlarını teminat altına alan taşımacılık sigortası kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmamasına, bu nedenle davacı şirketin ödediği tazminat bakımından rücu şartlarının oluşmamış olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/46 E., 2022/3932 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Davalı vekili, davacının aynı alacak için daha önceden açılmış dava olma ihtimali bulunduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, aynı konuda verilmiş kesin hüküm olması durumunda ise kesin hüküm itirazında bulunduklarını, ayrıca TBK 73. maddesine göre rücu davalarının 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup zamanaşımının dolduğunu, dava konusu alacağa dayanak gösterilen dava ve icra dosyaları
11. Hukuk Dairesi 2021/46 E. , 2022/3932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.03.2018 tarih ve 2015/447 E- 2018/170 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.10.2020 tarih ve 2019/585 E- 2020/967 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Sakarya, Kocaeli, Bolu ve Düzce illerini kapsayan bir bölgede elektrik dağıtım hizmetleri veren bir kuruluş olduğunu, taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde imzalanmış olan işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince davacı şirket dağıtım tesislerinin işletme hakkına sahip olmakla ve mülkiyeti halen TEDAŞ’a ait olmakla birlikte faaliyetin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü döneme ait her türlü mali sorumluluğun TEDAŞ’a olacağının her iki tarafça da kabul edildiğini, ormanlık alanlardan geçen elektrik nakil hatlarının 1999 ile 2011 yılları arası orman izin bedellerinin eksik ödendiğinden bahisle Orman Genel Müdürlüğü tarafından davacı SEDAŞ ve davalı TEDAŞ aleyhine davalar ikame edildiğini, bu davaların yargılamaları sonucunda uyuşmazlık konusu izin bedellerinin davacı şirket tarafından ödendiğini, bu davalardan bir kısmı için davacı tarafından yapılan ödemelerin dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemlere ilişkin olması nedeniyle davalının sorumluluğunda bulunan dönemlere ilişkin olarak Gerede Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/285 Esas sayılı dosyası nedeniyle 13.430,00 TL, Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/398 Esas sayılı dosyası nedeniyle 19.245,96 TL, Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/333 Esas sayılı dosyası ile 239.678,95 TL, Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/227 Esas sayılı dosyası ile 185.087,92 TL, Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/320 Esas sayılı dosyası ile 922,24 TL olmak üzere toplam 458.365,07 TL’nin davacı şirket tarafından ödendiğini, bu bedelin davalıdan talep edilmesine rağmen sadece bir kısmının taraflarına ödendiğini ileri sürerek 223.050,64 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı alacak için daha önceden açılmış dava olma ihtimali bulunduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, aynı konuda verilmiş kesin hüküm olması durumunda ise kesin hüküm itirazında bulunduklarını, ayrıca TBK 73. maddesine göre rücu davalarının 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup zamanaşımının dolduğunu, dava konusu alacağa dayanak gösterilen dava ve icra dosyaları davalı kurum kayıtlarında bulunmadığını, olayda 6111 sayılı Kanun'un getirdiği avantajlardan davalının kusuru sebebiyle yararlanamadığını, ve bu kusura davacının sebebiyet verdiğini, davacının faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri de talep etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 24.07.2006-11.02.2009 tarihleri arasında doğmuş olan borçlar nedeniyle TEDAŞ’a rücu edemeyeceği, ancak taraflar arasında imzalana işletme hakkı devir sözleşmesi gereği 24.07.2006 tarihinden önceki borçlar nedeniyle hisse satış sözleşmesinin 9.4. maddesinin atfıyla İHDS’nin 7.4. maddesi uyarınca TEDAŞ’a rücu edilebileceği, ödemeye konu borcun 24.07.2006 tarihinden önceki döneme ait olması koşuluyla ödemenin 24.07.2006 tarihinden sonra yapılmış olmasının davalı TEDAŞ’a rücu için yeterli olduğu, protokolün 7.2. maddesinde davacıya ortaya çıkan hukuki ihtilafları derhal davalıya bildirme ve hatta bildirimin yanında TEDAŞ adına gerekli tedbirleri alma ve işlemleri yapma yükümlülüğünün de yüklendiği, davacının rücu edebileceği alacağın kapsamı belirlenirken Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin içtihatlarında da belirtildiği şekilde İHDS’nin 7.2. maddesinin de gözetilmesi gerektiği somut olayda dava konusu edilen beş ayrı dava dosyasına konu alacaklar ile ilgili olarak yapılan yargılamalarda davalının ya taraf olduğu ya da davaların davalıya ihbar edildiğinin görüldüğü, davalının 6111 sayılı Yasa'dan yararlanma talebine rastlanılmadığı, davalının rapora itiraz dilekçesinin ekinde sunduğu 32214752-641.03.01 sayılı 29.12.2014 opsiyon tarihli yazısından açıkça süresi içinde 6111 sayılı yasadan yararlanma talebi ileri sürdüğü yönünde bir tespit yapılamadığı, davalının da davalara taraf olması veya ihbar ile haberdar olması karşısında ve dosyada davalının ortaya koymuş olduğu bir yararlanma iradesi tespit edilemediği için 6111 sayılı Yasa'dan yararlanamamak noktasında davacı ve davalının kusurları yönünden bir ayrım yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 2001 - 2010 tarihleri arasında orman içinden enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle muhtelif hatlara ilişkin arazi tahsis bedellerinin tahsili amacıyla açılan alacak davaları sonucunda mahkemelerce davalı TEDAŞ yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, davacı SEDAŞ yönünden ise alacak taleplerinin kabulüne dair verilen kararların kesinleşmesi üzerine davacı tarafından muhtelif tarihlerde hak sahibi Orman İşletme Müdürlüklerine ödemeler yapıldığı, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda rücuya esas davalar nedeniyle yapılan ödemelerin davalının sorumlu olduğu 27.04.2006 tarihi itibariyle hesaplandığı, mahkemece de bu tarihten sonraki ödemeler yönünden davacının sorumluluğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verdiği, davalının rücuya esas davalarda davalı ve ihbar olunan sıfatıyla yer aldığı ve böylelikle açılan davalardan haberdar olduğu, 6111 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 25.01.2011 tarihinde rücuya esas davaların derdest oldukları, anılan davalarda da davalı olarak yer alan TEDAŞ Genel Müdürlüğünün 6111 sayılı Yasa'ya ilişkin herhangi bir talepte bulunmadığı, Hisse Devir Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla; 22. maddenin "f" bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ndeki hükümler saklı kalmak kaydıyla hükümleri gözetildiğinde davalı vekilinin hisse devir sözleşmesinin öncelikle uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebinin de yerinde olmadığı, alacağın taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zaman aşımı süresinin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine (Türk Borçlar Kanunu'nun 146.maddesi) göre 10 yıllık süreye tabi olduğundan ve davanın da yasal süre içerisinde açıldığından davalı vekilinin zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 11.426,59 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
Haksız fiil nedeniyle tazminat ödeyen bir müteselsil borçlunun, diğer sorumlulara rücu (dönme) hakkını kullanabileceği zamanaşımı süresi ne kadardır?
A) Tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl
B) Haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl
C) Zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl
D) Her halde fiil tarihinden itibaren 5 yıl
E) Rücu davasının açıldığı tarihten itibaren 10 yıl
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.