6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 82

Türk Borçlar Kanunu 82. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir. İKİNCİ BÖLÜM Borç İlişkisinin Hükümleri BİRİNCİ AYIRIM Borçların İfası A. Genel olarak I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2024/4281 E., 2025/3129 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesinde;
3. Hukuk Dairesi         2024/4281 E.  ,  2025/3129 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/447 E., 2024/2496 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/334 E., 2023/225 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin İstanbul ...'de bulunan taşınmazı 1967 tarihinde dava dışı ...'den satın aldığını, dava dışı ...'in taşınmazı davalı ... Belediyesinden encümen kararı ile satın aldığını ve bedelini de ödediğini, bilahare taşınmazdaki haklarını davacıya sattığından bahisle devrinin yapılması için Belediyeye dilekçe verdiğini, yine encümen kararı ile arsanın davacıya devrinin yapıldığını, devir ile beraber davacının 1968 tarihinde arsasının üzerine bina yaptığını ve o günden beri kullandığını, tapuda devir yapılması için birçok kez müracaat etmesine rağmen davalı Belediyenin devir yapmadığını, daha sonra arsanın diğer davalı ... Belediyesine geçtiğini ve ecrimisil talebiyle davacı aleyhine dava açıldığını, davacı taşınmazın bedelsiz olarak devrini beklerken ikinci kez satın almasının teklif edildiğini, bunun üzerine taşınmazı davalı ... Belediyesinden 01.06.2017 tarihinde yapılan ihale ile 420.000,00 TL bedelle tekrar satın almak zorunda kaldığını, 300 m² olması gereken taşınmazın ikinci satışta 146 m² eksik olduğunu, davalı Belediyelerin sebepsiz olarak zenginleştiğini belirterek; şimdilik 420.000,00 TL'nin 01.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Belediyesi vekili; dava konusu bedelin diğer davalı ... Belediyesine ödenmesi nedeniyle açılan davada müvekkiline husumet yürütülemeyeceğini, davacıya yapılan devir işleminin geçerli olmadığını, taşınmazın mülkiyetinin ihale öncesi davacıya geçmediğini, davacının hiçbir zaman tapunun devri için ... Belediyesine müraacat etmediğini, taşınmazı diğer davalı ... Belediyesinden rıza ile satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Belediyesi vekili; müvekkili Belediyeye daha önce yapılmış bir ödeme ve işlem dosyası bulunmadığını, ayrıca talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu edilen taşınmazın bina sahibi davacı tarafından satın alma talebi üzerine satış işlemlerine başlandığını, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesine istinaden yapılan ihale sonucunda taşınmazın toplam 420.000,00 TL bedelle davacıya satışının encümen kararı ile uygun bulunarak satış bedelinin Belediyece tahsilinden sonra davacı adına tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirildiğini, Belediyeye ödenen tek bir bedelin olduğunu, mükerrer ödemenin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tapu kütüğüne göre dava konusu taşınmazın tapusunun 18.12.1970 tarihli ve 409 sayılı tapulama tutanağı ile oluşturulduğu, öncesinde ... Belediyesinin 1968 tarihli encümen kararı ile taşınmazı meskun hale getiren kişilere takdir edilecek bedel üzerinden satışına karar verildiği, ... Belediyesinin 12 Eylül 1980 sonrası kapatılması sonrası davacıya satışı yapılan taşınmazın Büyükşehir Belediyesine devredildiği, dolayısıyla taşınmazın devir borcunun da geçtiği, daha önce satışı yapılan taşınmazın tapusunu devretmeyen Belediyelerin kendilerine ait olmayan arsa bedelini tahsil nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini, davalı ... Belediyesinin 1968 tarihinde satış bedelini alıp devir yapmayarak, diğer davalı İBB'ninde devir yapmayarak ve sonrasında kendine ait olmayan taşınmazın satışını yaprak davacının zararına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle; davanın kabulü ile 420.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı Belediyeler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı Belediyeler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... Belediyesi vekili; dava konusu taşınmaz ile daha önce 1968 yılında satıldığı belirtilen taşınmazın aynı taşınmaz olmadığını, alınan bilirkişi raporunun eksik olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili; husumet ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, ikinci kez ödeme yapıldığı iddia edilen taşınmazın satışı yapılan ilk taşınmaz ile aynı olup olmadığının tespit edilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, encümen kararı ile bedeli ödenilerek satın alınan taşınmaz için yeniden bedel ödenmek zorunda kalındığı iddiasıyla alacak istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davalı Belediyelerce davacıya satılan tapusuz başka bir taşınmazın varlığının veya davacı tarafından satın alınan taşınmazın başka mahalde bulunduğunun ispatlanamamasına, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmasına göre, davalı İBB vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Sebepsiz zenginleşmede; davacının geri alma hakkının, buna karşın davalının geri verme borcunun doğması, bunların malvarlıklarının birbirinin zararına ve yararına olmak üzere karşılıklı yoksullaşma ve zenginleşmelerine bağlıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesinde; sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkının olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda; davacının, dava konusu taşınmazı davalı ... Belediyesinden 22.03.1968 tarihli ve 185 sayılı encümen kararı ile satın aldığı, taşınmazın davacı adına tapu devir ve tescili gerekirken 18.12.1970 tarihli ve 409 yevmiye numaralı tapulama işlemi ile davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği, 03.06.1981 tarihinde tashihen davalı ... Belediyesi adına tapu intikalinin yapıldığı, davalı ... Belediyesi tarafından ihale yolu ile 420.000,00 TL bedel ile yeniden satışı yapılarak 01.06.2017 tarihinde Büyükşehir Belediyesi tarafından davacı adına devir ve tescil edildiği, taşınmazın bedelinin ödendiği 01.06.2017 tarihinde davalı ... Belediyesi sebepsiz zenginleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince; davalı ... Belediyesi yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma sebeplerine göre, davalı ... Belediyesinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı ... Belediyesinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı ... Belediyesi yararına BOZULMASINA, 4. Bozma sebebine göre, davalı ... Belediyesinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalı ... Belediyesine iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden ... Büyükşehir Belediyesine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2020/438 E., 2021/7144 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddeye göre sebepsiz zenginleşme için öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin (TBK 82. maddede öngrülen 2 yıllık zamanaşımı) dava tarihinden önce dolduğu, sebepsiz zenginleşmenin daha sonraki bir tarihte öğrenilmiş olması halinde dahi 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihinden önce her halukarda tamamlandığı, murisin ölüm tarihi
11. Hukuk Dairesi         2020/438 E.  ,  2021/7144 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.12.2018 tarih ve 2015/48 E- 2018/746 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.11.2019 tarih ve 2019/428 E- 2019/1339 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2021 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı ... Vakfının vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; müvekkillerinin babası ...'ın 15/07/2014 tarihinde vefat ettiğini ve mirasın kabul edildiğini, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/387 esas sayılı dosyasında müvekkillerine yapılan tebligat neticesinde...Otel'in devriyle ilgili 03/06/2003 tarihli sözleşmeden müvekkillerinin haberdar olduğunu, 03/06/2003 tarihli sözleşmenin konusunun toplam 350.000,00 TL karşılığında dava dışı ... Tur. Ltd. Şti'nin hisselerinin devri olduğunu, 350.000,00 TL'lik devir bedelinin 175.000,00 TL'lik bölümünün muris ... tarafından, diğer 175.000,00 TL'lik kısmının bedelinin ise ... tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını ve murisin taahhüt ettiği bedelin tamamını ödediğini, devir vaadi sözleşmesinin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/222 esas, 2009/405 karar sayılı ilamıyla geçersiz sayıldığını ve mahkeme kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ayrıca SGK'nın otel üstündeki irtifak hakkının da iptal edildiğini, murisin devir vaadi sözleşmesi imzalandıktan sonra otel üzerindeki irtifak hakkının iptaline yönelik davadan haberdar olduğunu ancak davalı tarafın aldatıcı tavırlarına maruz kaldığını, davalı tarafın sözleşme öncesi görüşmeler sırasında uyması gereken dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, içeriği imkansız ve hukuka aykırı sözleşme akdettiğini ileri sürerek hisse devir bedeli olarak ödenen 175.000,00 TL ve hisse devrinin gerçekleşmesi için kurulan Boğaziçi...A.Ş.nin tasfiyesine kadar yapılan giderler karşılığı olarak 10.000,00 TL toplamı 185.000,00 TL tazminatın fiili ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; öncelikle hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, ayrıca davacıların murisinin hisse devir bedelini ödemediğini, muris tarafından yapılan ödemelerin sözleşmenin 3. maddesinde yazılı olan kira ve sair yükümlülükler kapsamında olduğunu, davacıların murisi ile ortağı ...'nun...Otelini 3 yıl boyunca fiilen işlettiklerini ve semerelerinden faydalandıklarını, hisse devir bedeli ödenmediği için devir işleminin gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacıların murisi ve ortağı ile davalı arasına imzalanan 03/06/2003 tarihli sözleşmeye göre hisse devrinin 05/06/2003 tarihinde yapılmasının kararlaştırıldığı, ancak devrin yapılmadığı, murisin sözleşme kapsamında düzenleyerek davalıya verdiği 6 adet çekin 06/06/2003-06/06/2004 tanzim tarihli olduğu ve tahsil edildiği, hissesi devredilecek şirketin sahibi olduğu ve fiilen davacıların murisi ile ortağının işlettiği...Otel'in ise idari yargı kararları neticesinde 10/01/2005 tarihinde tahliye edildiği, davacıların murisinin en geç bu tarihte hisse devrinin gerçekleşmeyeceğini ve hisse karşılığı ödediği bedel kadar davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini öğrenmiş olduğunun kabulü gerektiği, ve 1 yıllık zamanaşımının da başlayacağı en geç tarihin 10/01/2005 olduğu, bu tarihten itibaren Borçlar Kanunu 66. maddeye göre sebepsiz zenginleşme için öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin (TBK 82. maddede öngrülen 2 yıllık zamanaşımı) dava tarihinden önce dolduğu, sebepsiz zenginleşmenin daha sonraki bir tarihte öğrenilmiş olması halinde dahi 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihinden önce her halukarda tamamlandığı, murisin ölüm tarihi olan 15/07/2014 tarihine kadar muris tarafından sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak herhangi bir talepte de bulunulmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, olay tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 126/4. maddesinde ticari olsun olmasın bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bütün dâvalar için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin de dava tarihinden önce dolmuş olmasına göre davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 29,50 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2018/4855 E., 2019/8655 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Türk Borçlar Kanunun 77 - 82. maddeleri gereğince, haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.
3. Hukuk Dairesi         2018/4855 E.  ,  2019/8655 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasında davanın reddine dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra , dosya içerisindeki betün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar; kendilerine ait bağımsız bölümlerin de bulunduğu binanın kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak yeniden inşa edildiğini, bu kapsamda 02/04/2014 tarih ve 07745 yevmiye numarası ile kayıtlı düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını; sözleşme uyarınca "eski daire maliklerinin oturduğu dairenin yerini alacağının, katlardaki daire paylaşımının ise eşite yakın metrakarelerde yapılacağının" kararlaştırıldığını; binaya ait yapı kullanım izin belgesinin 31/12/2015 tarihinde alındığını, dairelerin teslimiyle birlikte bağımsız bölümler arasında gerek metrekare gerekse oda sayısı bakımından eşitsizlik meydana getirildiğini, önceden ise aynı katta bulunan dairelerin, metrekare, oda sayısı ve diğer unsurlar yönünden birebir aynı olduğunu; yeni bina için hazırlanan 26/11/2015 tarihli değerlendirme raporu ile eski daire maliklerine ait dairelerin aynı oranda değerlenmediğinin görüldüğünü, bu orantısız değerlendirme nedeniyle bağımsız bölüm maliklerinden davalıların sebepsiz zenginleştiklerini; davaya konu binada keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle hangi dairede ne miktarda sebepsiz değer artışı olduğunun tespit edilebileceğini, davalıların tespit edilecek bedelden sorumlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.200,00 TL nin davalıların her birinden sorumlu oldukları miktarla sınırlı olmak üzere faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalılar; davaya konu binanın öncesinde 1969 yılında bir kooperatif tarafından yapıldığını, yaklaşık 50 yıl boyunca binaya herhangi bir tadilat yapılmaması nedeniyle çürük raporu verildiğini ve yıkım kararı alındığını; tüm kat maliklerinin bir araya gelerek dava dışı yüklenici ...ile aralarında ... 7. Noterliği'nin 02/04/2014 tarih, 07745 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını; sözleşmenin davaya dayanak oluşturan 6. maddesi incelendiğinde, katlardaki metrekare paylaşımlarının eşite yakın metrekarelerde olacağının kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca bahse konu edimi yerine getirecek olan kişinin yüklenici olduğunu, yükleniciye verilen genel vekaletname uyarınca projenin çizdirildiğini, ilgili belediyeye tasdik ettirildiğini, birçok arsa sahibinin projeden haberinin olmadığını, kaldı ki bahse konu sözleşme maddesinden dairelerin eşit metrekarelerde olması gerektiğine dair bir anlam da çıkarılamayacağını; sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını, kendilerine karşı dava açılamayacağını , yüklenici ile yapılan sözleşmede aynı tarafta bulunduklarını, sözleşmeye aykırılıktan ötürü yükleniciye karşı dava açılması gerektiğini savunarak; davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince; taraflarca imzalanmış kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile her bir kat malikine ve yükleniciye verilecek dairelerin tarafların hür iradeleri ile belirlendiği, sözleşmenin rızai taksimi içerdiği, rızai taksimde paylaşanların birbirine karşı azlık ve çokluk ileri süremeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; yeni yapılacak inşaatla ilgili olarak taraflar ile dava dışı yüklenici arasında, ... 7. Noterliğinin 02/04/2014 tarih ve 7745 yevmiye nolu düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı inşaat sözleşmesi imzalandığı, bu nedenle hukuki sebepten yoksun bir kazandırmadan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Kentsel dönüşüm; zaman içinde yıpranan, eskiyen, atıl kalan ve şehrin dokusuna uygun düşmeyen yapıların bulunduğu alanların sosyal ve ekonomik nedenler göz önüne alınarak ıslah edilmesi, değiştirilmesi ve yenilenmesi uygulamasıdır. Kentsel dönüşüm uygulamalarına ilişkin temel mevzuat haline gelen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunu'nun amacı , aynı Kanununun 1. maddesinde açıkça ifade edilmiş olup; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun , sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme , tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir. 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; bir taşınmaz üzerindeki riskli yapının yıkılması durumunda söz konusu taşınmaz arsa haline gelir. Ayrıca arsa haline gelen bu taşınmazda önceden kurulmuş olan kat irtifakı ve kat mülkiyeti , Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğü tarafından resen terkin edilir. Riskli yapının yıkılması ile birlikte arsa haline gelen taşınmaz hakkında, yapı maliklerinin yüklenicilerle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri yapmaları mümkündür. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, yüklenicinin finansı kendisi tarafından sağlanarak arsa malikinin arsası üzerine bina yapımı işini üstlendiği, arsa malikinin ise bedel olarak binadaki bir kısım bağımsız bölüm mülkiyetini yükleniciye geçirmeyi vaat ettiği sözleşme olarak tanımlanabilir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri düzenlenilirken mülkiyet hakkının korunması temel amaç edinilmelidir. Kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma imkanı tanıyan ayni bir hak niteliğinde olan mülkiyet hakkı, sahibine en geniş kapsamlı yetkileri verir.Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan kanunlarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Kanunla değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır. Kentsel dönüşüm kapsamında yıktırılan binanın yerine yenisinin yapılması kararının verilmesi durumunda, bina maliklerinin sahip olduğu pay oranlarının orantısız biçimde azaltılması mülkiyet hakkını zedeleyecektir. Yıkılacak bina ile yapılacak bina karşılaştırılmalı, uygun düştüğü ölçüde yapı maliklerinin bağımsız bölümlerinin konum, katı, büyüklüğü ve diğer özellikleri muhafaza edilmelidir. Aksi durumda tarafların sebepsiz zenginleşmesine yol açacaktır. Türk Borçlar Kanunun 77 - 82. maddeleri gereğince, haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Sebepsiz zenginleşme kurumunun amacı, haksız değer kaymalarının önlenmesi olup, tam bir eski hale getirme özelliği taşımaktadır. Somut olayda; yapı maliki tarafların, ana taşınmazı kentsel dönüşüm kapsamında yıktırarak yeniden inşa edilmek üzere dava dışı yüklenici ile anlaştıkları, bu kapsamda taraflar ile dava dışı yüklenici arasında 02/04/2014 tarih ve 07745 yevmiye numaralı " düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin " imzalandığı; sözleşmenin 5. maddesine göre, toplam 18 daire yapılacağı, bunun 6 sının müteahhite, kalan 12 dairenin ise daire sahiplerine verileceği, herkesin oturduğu dairenin yerini alacağı, en üst kat 4 daire ile onun altındaki ön tarafa bakan 2 dairenin ise müteahhitin olacağı ; 6. maddesinde ise, katlardaki daire paylaşımlarının eşite yakın metrekarelerde yapılacağı kararlaştırılmıştır. Davacılar, binanın yıkılarak yeniden inşa edilmesiyle birlikte, bağımsız bölümler arasında sebepsiz zenginleşme neticesi doğuracak şekilde açık bir eşitsizlik meydana geldiği , dairelerin gerek oda sayısı, gerekse metrekare ve diğer unsurlar yönünden birbirinden farklı olduğu, bunun sonucunda dairelerin orantısız olarak değerlendiği, davalıların kendileri aleyhine sebepsiz zenginleştikleri iddiasında bulunmuş; keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle hangi dairede ne miktarda sebepsiz değer artışının meydana geldiğinin tespit edilebileceğini belirterek, bu hususta bilirkişi ve keşif deliline dayanmışlardır. Buna rağmen, İlk Derece Mahkemesince; taraf delilleri değerlendirilmeksizin, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verildiği anlaşılmıştır. Davalıların sebepsiz zenginleşip zenginleşmedikleri hususunun irdelenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmektedir. Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vermelidir. (HMK m. 266 ) Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; taraflar ve dava dışı yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, sözleşmeye ait mimari proje , tapu kayıtları dikkate alınarak, üç kişilik konusunda uzman bilirkişi heyeti refakatinde, taşınmaz mahallinde keşif icra edilip, tarafların arsa payları ve taraflara ait bağımsız bölümlerin yapı kullanım izin belgesinin alındığı tarihteki değerleri de gözetilerek , davalıların sebepsiz zenginleşip zenginleşmedikleri hususunda, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. Maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2018/5631 E., 2019/6796 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ve 6098 sayılı TBK'nın 82. maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemlerinde zamanaşımı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlamaktadır.
11. Hukuk Dairesi         2018/5631 E.  ,  2019/6796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02/10/2018 tarih ve 2018/365-2018/961 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili bankaca Safin Deri Mamulleri Ltd. Şti’ye ait hesaptan 18.03.2010 tarihinde davalıya 10.893.00 TL ödeme yapıldığını, daha sonra davalının anılan şirketteki temsil yetkisinin 2006 yılında kaldırıldığını öğrendiğini, anılan şirket vekilleri tarafından ödemenin haksız olduğu gerekçesi ile davacı banka aleyhinde icra takibi başlatıldığını, icra takibine müvekkilince itiraz edildiğini ve itirazın iptali talepli davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.893.00 TL’nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren, ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının % 50 fazlası oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin Safin Deri Mamulleri Ltd. Şti.’nin ortağı olduğu dönemde davacı bankadan kullanılan krediye karşılık eşi adına kayıtlı taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin davacı bankaya 58.225,00 TL ödeme yaparak kredi borcunu kapatıp ipoteği kaldırdığını, davacı bankanın dava konusu ödemesinin teminat mektubu risk bedeli kapsamında olduğunu, alınan bedelin teminat mektubu ödendiğinden ötürü yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalının ödemenin yapıldığı tarihte dava dışı şirketin yöneticisi olmadığı gibi hesaptan para çekme yetkisinin de olmadığı, dava dışı şirketin davacı banka aleyhine açtığı itirazın iptali davasında davanın kabulüne ve 10.893,66 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği, dava konusu ödemenin davalıya 18.03.2010 tarihinde yapıldığı, bu tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu gereği sebepsiz zenginleşmeden doğan taleplerin bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalının usulüne uygun olarak zamanaşımı definde bulunduğu, somut olayda davacının yaptığı ödeme üzerinden bir yıllık sürenin geçtiği dikkate alındığından alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, yetkisiz kişiye yapılan ödemeye yönelik sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı şekilde davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. 818 sayılı BK'nın 66. ve 6098 sayılı TBK'nın 82. maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemlerinde zamanaşımı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlamaktadır. Somut olayda, davalıya her ne kadar 18.03.2010 tarihinde ödeme yapılmış ve mahkemece zamanaşımı bu tarih itibariyle başlatılmışsa da, anılan tarihte davacı banka davalıdan bedeli geri isteme hakkı olduğunu öğrenmiş değildir. Davacı bankanın yapmış olduğu ödemenin geri istenebileceğini öğrenmesi İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/686 E.- 2012/220 K. sayılı itirazın iptali davası sonucunda verilen kararın 08.05.2013 tarihinde kesinleşmesi ile gerçekleşmiş olup, davacı banka da dava dışı hesap sahibine davaya konu bedeli 31.07.2013 tarihinde geri ödemiştir. Şu halde, 22.11.2013 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek yapılacak incelemeye göre bir karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 04/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2016/18580 E., 2018/4504 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, bilirkişiden alınan rapora istinaden, davalının, 6098 sayılı Borçlar Kanunu (77-82.md.) sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri gereği ödenen 8.575,62 TL 'nin iadesine hükmetmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2016/18580 E.  ,  2018/4504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli iken Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu geçici 32. maddesi kapsamında araştırmacı kadrosu ile ... İl Sağlık Müdürlüğünde göreve başladığını, davalıya Kasım 2011 ile Ağustos 2013 dönemleri arasında mevzuata aykırı olarak 375 sayılı kanunun ek 9. Maddesi uyarınca verilen ek ödemenin üzerinde olacak şekilde 209 sayılı kanunun 5. Maddesinin 2. Fıkrasında yeralan ve anılan kanun kapsamında döner sermaye gelirinden fazla ödeme yapıldığını, davalıya fazla ödenen 8.575,62 TL’nin geri ödemesi için yapılan ihtara rağmen ödeme yapmadığını, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız bir şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, ... 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/11211 esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; aynı konuyla alakalı idari yargıda dava açtığını bu davanın bu sebeple usulden reddi gerektiğini, 926 sayılı kanunun geçici 32.maddesi uyarınca göreve başlayan kişilerin fiilen çalışmalarının karşılığı olarak ek ödemelerin ödenmeyeceği gibi yine 209 sayılı kanunda da bu durumdaki kişilere döner sermaye gelirlerinden yapılması gereken ek ödemelerin yapılmamasına yönelik bir düzenlemede bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davalıya Kasım 2011 ile Ağustos 2013 dönemleri arasında 375 sayılı kanunun ek 9. Maddesi uyarınca verilen ek ödemenin üzerinde olacak şekilde 209 sayılı kanunun 5. Maddesinin 2. Fıkrasında yeralan ve anılan kanun kapsamında mevzuata aykırı olarak döner sermaye gelirinden 8.575,62 TL fazla ödeme yapıldığı, davalının bu miktarda davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği, sebepsiz bu zenginleşmenin giderilmesine yönelik olarak davacı tarafça davalı aleyhine ... 8. İcra Müdürlüğü'nün 2013/11211 esas sayılı takip dosyası üzerinden yürütülen takipte hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalının itirazının iptalinin gerektiği, takip konusu alacağın likit miktarı belli bir alacak olması sebebiyle davalının takip konusu asıl alacak miktarı olan 8.575,62 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. 10.03.2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 10. maddesi (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na, Yüksek Askeri Şura kararlarıyla TSK'dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkanı getirilmek amacıyla, eklenen Geçici 32. maddesi (d) bendi, "Bu fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında olanlardan hâlen herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda çalışanlardan isteyenler, bu madde uyarınca ihdas edilen araştırmacı kadrosuna kurumlarınca atanırlar ve bunlara statüsüne göre bu Kanun hükümleri uyarınca karargâhta görevli emsali sınıf, rütbe ve kıdemdeki subay veya astsubaya ödenmekte olan aylık ve diğer mali haklar (tayın bedeli ve fiilen çalışma karşılığı yapılan ödemeler hariç) ödenir. Aylıklar, emsalleri esas alınarak her yıl kademe ilerlemesi, her üç yılda bir derece yükselmesi işlemine tabi tutulur. Bu şekilde yükseltilen aylıklarda, azami rütbe tavanı subaylarda kıdemli albay, astsubaylarda iki kademeli kıdemli başçavuştur. Bunlar bu fıkranın (b) bendi veya (c) bendinin (1) numaralı alt bendi hükümleri çerçevesinde emekliye ayrılabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları bu durumdaki personele ilişkin bilgileri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. "şeklinde düzenlenmiştir. ...'na Bağlı Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik temel esaslar başlıklı 5. maddesi 1. fıkrası (b) bendinde "Ek ödeme, personelin kurum ve kuruluşlarda fiilen katkı sağladığı sürece verilebilir..." denilmekte olup devam eden fıkralarında personelin çalıştığı hastane, çalışma şekli, görevlendirilme süre ve şekli, tabiplerde branş, hastane hizmet puanı, kadro-ünvan katsayısı, performans puanı gibi birçok etkenin birlikte değerlendirilmesi ile ek ödeme miktarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı bakanlık, ... İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde araştırmacı kadrosu ile görev yapmakta olan davalıya Kasım 2011 ile Ağustos 2013 tarihleri arasında yapılan döner sermaye ek ödemelerinin iadesini talep etmektedir. Mahkemece, bilirkişiden alınan rapora istinaden, davalının, 6098 sayılı Borçlar Kanunu (77-82.md.) sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri gereği ödenen 8.575,62 TL 'nin iadesine hükmetmiştir. ...'na Bağlı Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesine göre döner sermaye ek ödemesi tüm personele aynı miktar ve şekilde olmayıp belirli esas ve kriterlere tabi olduğu gibi 926 sayılı kanunun geçici 32.maddesi uyarınca göreve başlayan kişilerin fiilen çalışmalarının karşılığı olarak ek ödemelerin ödenmeyeceği gibi yine 209 sayılı kanunda da bu durumdaki kişilere döner sermaye gelirlerinden yapılması gereken ek ödemelerin yapılmamasına yönelik bir düzenlemede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre; dosya içerisinde bulunan ek ödeme bordrolarının davalıya yapılan ödemeleri göstermekte ve bu konuda itiraz yok ise de bu ödemelerin davalının görev yaptığı kadroya göre fiili çalışmalarının karşılığı olarak ödenip ödenmediği ve fiili hizmet süresinin ödeme ve miktarında etkili olup olmadığı araştırılması gerekmekte iken mahkemece yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır. O halde; mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, talep edilen ek ödemenin iadesinin gerekip gerekmediği hususunda denetime elverişli gerekçeli ve yeterli rapor alınması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Sebepsiz zenginleşmeden doğan iade istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Aşağıdaki durumların hangisinde, zenginleşen kişi zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile iade borcunu ifa etmekten kaçınabilir (defi hakkını kullanabilir)?

A) Zenginleşme, zenginleşenin bir taşınır malı mülkiyetine geçirmesiyle oluşmuşsa
B) Zenginleşme, zenginleşenin bir miktar parayı kullanmasıyla oluşmuşsa
C) Zenginleşme, zenginleşenin bir "alacak hakkı kazanması" suretiyle gerçekleşmişse
D) Zenginleşen kötü niyetliyse
E) Zenginleşme konusu mal telef olmuşsa

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol