6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 118

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 118. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 118- (1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir. (2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir. Dava dilekçesinin içeriği

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

85 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/5623 E., 2022/7192 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
maddesine göre temyize başvuru tarihi HMK 118. maddesine göre temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarih olup, davalı Alliance Healthcare Ecza Deporu A.Ş.
11. Hukuk Dairesi         2021/5623 E.  ,  2022/7192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasındaki davadan dolayı Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16/02/2021 gün ve 2016/245 E. - 2021/42 K. sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Allıance Healthcare Ecza Deposu A.Ş. vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Mahkemece verilen hüküm davalı Alliance Healthcare Ecza Deporu A.Ş. vekiline 20/05/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle uygulanan 343/5. maddesine göre temyize başvuru tarihi HMK 118. maddesine göre temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarih olup, davalı Alliance Healthcare Ecza Deporu A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin UYAP’a davalı vekilince yüklendiği 04/06/2021 tarihi temyiz tarihidir. Davalı Alliance Healthcare Ecza Deporu A.Ş. vekili yasal süre sonu olan 03/06/2021 tarihinden sonra 04/06/2021 tarihinde hükmü temyiz etmiş olup, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 tarihli ve 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz süresi geçtikten sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süreden REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden Allıance Healthcare Ecza Deposu A.Ş.'ne iadesine, 19/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2021/7191 E., 2022/2157 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar yazılı (m.118-186) ve basit (m.316-322) yargılama usulleri olup, davanın açıldığı mahkemeye ve uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir.
11. Hukuk Dairesi         2021/7191 E.  ,  2022/2157 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.01.2021 tarih ve 2020/672 E- 2021/2 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.06.2021 tarih ve 2021/533 E- 2021/848 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili için başlattığı takibin davalıların itirazı ile durması üzerine açılan İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesinin 2020/52 esasına kayden açılan itirazın iptali davasında tüzel kişiliğinin ihyası davası için kendilerine süre verildiğini belirterek, Foura İnş. San ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu terkin edilen davalı şirketin tasfiye memuruna husumet yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan kesin yetki kuralı nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, pasif husumet ehliyeti kalmayan davalı şirket hakkında davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle ticaret sicilinden terkin edildiği ve tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf ehliyetinin olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine pasif husumet ehliyetinden söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesine göre sicilden terkin edilen şirket hakkında iş mahkemesinde açılan dava nedeniyle şirketin ihyası talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dilekçeler aşaması tamamlanmadan ve ön inceleme duruşması yapılmadan yazılı şekilde verdiği karar, Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile esastan red edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar yazılı (m.118-186) ve basit (m.316-322) yargılama usulleri olup, davanın açıldığı mahkemeye ve uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Basit yargılama usulünün nasıl yapılacağı HMK’nın 316 ve devamı maddelerinde, basit yargılama usulünde ön incelemenin nasıl yapılacağı ise aynı Kanunun 320. maddesinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; basit yargılamada; dava ve cevap dilekçesinin verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (m.320), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile (m.322 ve m.139) ile davet edilmesi ve ön inceleme duruşmasının (m.320) tamamlanması gerekmektedir. Davanın niteliği gereği mahkemece, basit yargılama usulünü uygulamalı duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasa’nın 36.maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı hukuki dinlenme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir”. Bu itibarla, mahkemece 23.12.2020 tarihinde tevzi edilen dava dosyasında taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan 04.01.2021 tarihinde dosya üzerinde karar vererek, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan red kararı doğru görülmemiş, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, davada husumet tevcih edilen şirketin tasfiye sonucu ortaklar kurulu kararı ile sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle husumetin Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye memuruna yönetilmesi zorunluluğu karşısında davada HMK hükümlerine aykırı davranılmış olmasının sonuca bir etkisinin bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
12. Hukuk Dairesi, 2020/350 E., 2020/3062 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi
tam metni aç
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davanın açılma zamanı" başlıklı 118. maddesinin 1.
12. Hukuk Dairesi         2020/350 E.  ,  2020/3062 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlunun, icra dairesinin yetkisine itiraz ile birlikte takibe konu çekteki imzaya ve borca itirazda bulunarak takibin durdurulması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, yetki itirazının kabulü ile ... İcra Müdürlüğü’nün 2018/16569 Esas sayılı icra takip dosyası ile davacı ... yönünden yapılan icra takibinde ... İcra Müdürlüğü’nün yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde takip dosyasının davacı yönünden görevli ve yetkili... İcra Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verildiği, iş bu karar aleyhine alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince “...Somut olayda, ödeme emrinin 04.10.2018 tarihinde tebliği üzerine borçlunun takibe karşı itirazlarını içeren dilekçesini... İcra Hukuk Mahkemesi'ne 08.10.2018 tarihinde sunduğu ve aynı tarihte havalesinin yapıldığı görülmüştür. Ancak harcın 12.10.2018 tarihinde alındığı görülmüştür. 06.02.1984 tarih ve 7/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre, harca tabi davalarda; dava, harcın yatırıldığı tarihte açılmış sayılır. Bu durumda harcın yatırıldığı 12.10.2018 tarihinin itiraz tarihi olarak kabulü gerektiğinden, itiraz, İ.İ.K.’nun 168/5. maddesinde belirtilen yasal 5 günlük süreden sonra yapılmıştır....” şeklindeki gerekçeyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/332 Esas 2018/355 Karar sayılı kararının HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın süreden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davanın açılma zamanı" başlıklı 118. maddesinin 1. fıkrasında, davanın, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağı, ikinci fıkrasında da dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başşsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 197. maddesinde de; “... (1) Dava dilekçesi, tevzi bürosu, ön büro veya tevzi işiyle görevlendirilen yazı işleri personeline teslim edilir.(2) Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansı, harca tabi değilse gider avansı tahsil edildikten sonra tevzi edilir ve tevzi formunun bir örneği başvuru sahibine verilir. (3) Tevzi işlemi tamamlandığında, dosya hangi mahkemeye gönderilmiş ise o mahkemenin esas kaydından numara alır ve sistem tarafından aynı anda tevzi formu düzenlenir. Tevzi formu, dava veya işlerin hangi mahkemeye gönderildiğini gösteren ve başvuru sahibine verilen alındı belgesidir. Tevzi formu, dağıtım yapılan mahkemenin adını, dosyanın esas numarası ile esas numarasının verildiği tarih ve saati, dosya türünü, tarafların ad ve soyadlarını, davanın konusunu ve varsa ilişkili dosya numarasını içerir. (4) Başka yer tevzi bürosundan açılan davalarda da yukarıdaki fıkralar uygulanır. Başka yer tevzi bürosu, ilgili mahkemeye doğrudan tevzi yapar ve teslim aldığı evrakı elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir. Posta ve havale masrafı düşüldükten sonra, gider avansından kalan miktar ilgili mahkemenin hesabına aktarılır. (5) Dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır..... (9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açılabilir. ..... Dava, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir tevzi formu oluşturulur. (10) Dava, fiziksel ortamda mesai saati, elektronik ortamda ise saat 00:00’a kadar açılabilir..” düzenlemelerine yer verilmiştir. Buna göre, dava; dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte, elektronik imza ile dava açılması durumunda ise dava, dava dilekçesinin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılacaktır. Somut olayda, ödeme emrinin 04/10/2018 tarihinde tebliği üzerine borçlunun takibe karşı itirazlarını içeren dilekçesini ... İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmek üzere... İcra Hukuk Mahkemesi'ne 08/10/2018 tarihinde sunduğu ve aynı tarihte mahkeme hakimince muhabere defterine kaydedildiğine dair havalesinin yapıldığı, harcın ise 12/10/2018 tarihinde ödendiği görülmüştür. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında; dava dilekçesinin hakim tarafından havale edildiği tarih itibariyle davanın yasal beş günlük süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince; alacaklı vekilinin istinaf başvurusunda yer alan diğer istinaf sebepleri incelenerek, oluşacak sonuca göre olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2019 tarih ve 2018/2462 Esas, 2019/1475 Karar sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06/05/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
15. Hukuk Dairesi, 2018/3442 E., 2019/1379 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenlenmiştir. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294).
15. Hukuk Dairesi         2018/3442 E.  ,  2019/1379 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olup mahkemece davanın reddine dair karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Davacı iş sahibi vekili; müvekkil şirketin 14.06.2010 tarihinde 1 adet ... marka çift başlıklı epilasyon cihazını dava dışı bir şirketten 41.033,19 TL bedelle satın aldığını, güzellik salonunda kullandığı bu aletin aletinin başlığına kontör yüklenmesi gerektiğini, bunun için 10.01.2012 tarihinde davalıya cihazın teslim edildiğini, ancak tüm ikazlara rağmen cihazın ancak 09.02.2012 tarihinde müvekkiline iade edildiğini, ancak cihazın teslim alındıktan kısa bir sonra arızalandığını, cihazın tamiri için, satın aldığı firmaya başvurduğunu, firma tarafından düzenlenen teknik servis formunda, cihazın yetkisiz firma tarafından karıştırıldığı, cihaza servis dışı müdahale edildiği ve içerisindeki donanımın zarar gördüğünün tespit edildiğini, müvekkilinin cihazı davalıya gönderdikten sonra aradan geçen bir aylık iade süresinde iş kaybına ve kar mahrumiyetine, ayrıca da manevi zarara uğradığını, müvekkilinin işe devam edebilmesi için 4.500,00 TL masraf yaptığını ileri sürerek, 25.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yüklenici vekili; müvekkil ile birlikte ismi anılan davalı...’ ın müvekkil şirketle hukuki bir bağı olmayıp dönem dönem müvekkilin teknik destek aldığı bir kişi olduğunu, dava konusu cihaz ile ilgili müvekkil adresinin verilmiş olmasının müvekkilinin bilgisi haricinde bulunduğunu, ... açısından husumet yönünden de davanın reddi gerektiğini, davaya konu cihazın bakım ve onarım ile ilgili müvekkilinin hiçbir şekilde taraf olmasının da mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı, cihazı tamir için davalıya gönderdiği ve davalının cihazı ayıplı olarak davacıya iade ettiğinin kanıtlanamadığı, 3 ay kullandığı gibi zarara uğradığını da kanıtlayamadığından bahisle dava reddedilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz olunmuştur. Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olduğu 29.08.2013 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenlenmiştir. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294). 1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir. HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Madde 186- (1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Usul kurallarının derhal uygulanırlık prensibi de temel kurallardandır. Öte yandan davalı gerçek kişi firması olup, iki davalı bulunmaktadır. Davalılardan ... vekili vekâletname sunmuş ve cevap vermiş ise de, diğer davalıya tebligat yapılmamış olup, taraf teşkilinin tamamlandığından sözedilemez. Bu nedenlerle dava dilekçesinin...a da tebliği ile işin esasının incelenmesi zorunludur. Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 184-186 madde hükümleri gereğince sözlü yargılama yapılmaksızın ve taraf teşkili tamamlanmadan esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış, sair hususlar incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 37,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 27.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2016/12919 E., 2019/8947 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ilk derece yargılamasını aşamalara ayırmıştır. Bunlar; 1) Davanın açılması ve dilekçeler aşaması, (madde 118,126-136) 2) Ön inceleme, (madde 137-142) 3) Tahkikat, (madde 143-293) 4) Sözlü Yargılama (madde 184-186) ve 5) Hükümdür (madde 294.) ilgili maddeler gereğince dilekçeler aşaması, ön inceleme aşaması ve tahkikat aşaması tamamlandıktan s
17. Hukuk Dairesi         2016/12919 E.  ,  2019/8947 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline sigortalı fabrikada 15/06/2013 tarihinde elektrik ana giriş bağlantısındaki komanzasyon panosunda yangın çıkması neticesinde pano içerisindeki elemanların ısınarak alev aldığını ve davaya konu hasarın meydana geldiğini, yapılan ekspertiz çalışması sonucu hasar nedeninin “tesisin beslendiği ana elektrik şebekesinde sürekli olarak voltaj iniş-çıkışları yaşanması” olarak tespit edildiğini, elektrik şebekesinden oluşan dalgalanmalardan elektriği temin eden davalının sorumluluğunun bulunduğunu açıklayıp sigortalıya ödenen 15.474,00 TL'nin rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, zararın meydana gelmesinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmaıdğını, zararın elektrik hattından kaynaklanmadığını, öyle olsa idi aynı hat üzerinde bulunan diğer iş yerlerinde de benzer olayların yaşanmasının gerekeceğini, ancak bu güne kadar bu tesislerde herhangi bir hasarın zarar ve ziyanın meydana gelmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 15.474,00 TL'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı vekilince hukukçu bilirkişi seçimine yönelik itirazının hukukçu bilirkişi tarafından zararlandırıcı eylemin niteliği bakımından (elektrik) teknik açıklamalarda bulunmamış olmasına, faiz başlangıcı ve faiz türüne yönelik kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, iş yeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, mahkemece 22/03/2016 tarihli celsede; bir sonraki celse sözlü yargılamaya geçileceği hususu belirtilmeden, taraflara bu yönde kanunun aradığı şekilde ihtaratlı bir bildirim yapılmadan dosyanın incelemeye alınmasına karar verilmiş, bir sonraki yargılamanın bitirildiği son celsede ise davalı vekilinin mazeret dilekçesinin reddine dair ara karar kurularak davanın kabulü yönünde karar verilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ilk derece yargılamasını aşamalara ayırmıştır. Bunlar; 1) Davanın açılması ve dilekçeler aşaması, (madde 118,126-136) 2) Ön inceleme, (madde 137-142) 3) Tahkikat, (madde 143-293) 4) Sözlü Yargılama (madde 184-186) ve 5) Hükümdür (madde 294.) ilgili maddeler gereğince dilekçeler aşaması, ön inceleme aşaması ve tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra Mahkeme, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla tarafları davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir (madde 186). O halde, 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, usulüne uygun sözlü yargılama yapılmadan davalıların savunma hakkını kısıtlayacak ve adil yargılanma hakkını etkileyecek şekilde yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre; a-)Davalı vekili yargılamanın bitirildiği son celseye sağlık sorunları sebebi ile katılamayacağını, duruşmanın başka bir güne ertelenmesini bildirir dilekçe sunmuş, mahkemece; mazeret dilekçesi belgelendirilmediğinden mazeretin reddi ile davalı vekilinin yokluğundan yargılamaya devam edilerek karar verilmiştir. Davalı vekilinin duruşmaya katılamama sebebinin sağlık sorunları olduğu dikkate alındığında bu mazeretini dilekçe anında belgelendirmesinin mümkün olamayacağı da gözetilerek, öncelikle davalı vekiline mazeretini belgelendirmesi için süre verilmesi, buna göre hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. b-)Davacı vekili, davalıdan beslendiği ana elektrik şebekesinde sürekli voltaj iniş çıkışlarının yaşanması nedeni ile sigortalının fabrikasındaki ana giriş bağlantısındaki kompanzasyon panosunda yangın çıkması nedeni ile pano içindeki elemanların alev aldığını ve hasar oluştuğunu, elektriği temin eden davalının bu zarardan sorumlu olduğunu, bu olaydan önce de enerji akımının düzensizliğinden kaynaklı sürekli sigorta atma problemi yaşandığını ve maliyeti düşük boyutlarda elektik elemanlarında hasar meydana gelerek sık sık elektrik kesintisi yaşandığını, üretim tesisinde yaşanılan güç kalitesi problemleri nedeni ile enerji hattı üzerinde ölçüm yaptırıldığını, bu olaydan önce elktrolojik firmasına ölçüm yaptırıldığını, bu ölçümlerde de fabrikaya gelen elektrik enerjisinin düzensiz olduğunun tespit edildiğini belirterek bu ölçüm raporunu dosyaya sunmuştur. Davacı vekilince sunulan ölçüm raporunda; bir hafta yapılan detaylı elektriksel ölçümler değerlendirildiğinde günlük bazda trafodan çekilen yükün az olduğu, davacının sigortalısı şirketin henüz devreye girmediği dönemlerde akım ve gerilim harmonik değerlerinde yükselmeler olduğunu ancak bu süreçte fabrikanın çektiği akımın çok düşük olduğu, ölçüm sonuçlarından açıkça anlaşıldığı üzere gerilim harmoniklerindeki artışın fabrikanın yüklerinden değil şebekedeki (diğer kullanıcıların yüklerine bağlı olarak) bozulmalardan kaynaklandığını, gerilim harmonik değerlerinin yükske olduğu dönemlerde devreye girecek kompanzasyon kademelerinin zarar görmesinin muhtemel olduğunu, harmonik filtre reaktörlerinin aşırı ısınması ve kademeler üzerindeki sigortaların artmasının yüksek harmonik akımları altında çalışmalarından kaynaklandığı belirtildikten sonra öneriler başlığı altında; mevcut kompanzasyon sisteminde bulunan reaktif güç kontrol rölesinin harmonik koruma özelliliği kullanılarak gerilim harmoniklerinin yüksek olduğu durumlarda kademelerin devreden çıkmasının sağlanabileceği, bu yöntemin dezavantajları olarak koruma nedeni ile kademelerin devre dışı kaldığı dönemlerde kompanzasyon yapılamayacağından dolayı reaktif güç tüketimi artacağı ve ceza sınırları geçilebileceği, harmonik filtre reaktörlerinin değerleri değiştirilerek yaşanılan sorunların önüne geçilebileceği belirtilmiştir. Davacı tarafın beyanlarından ve davacı tarafça sunulan, elektrik elektronik mühendisi tarafından hazırlanan bu özel ölçüm raporunda bu olaydan önce de sigortalı iş yerinde elektrikten kaynaklanan sorunların yaşandığı anlaşılmaktadır. Sigortalı iş yeri tarafından alınan bu raporda sigortalı şirkete yaşanılan bu elektrik sorunlarının önüne geçilebilmesi amacı ile bir takım teknik önerilerde bulunulmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda zararın, davalı tarafından sağlanan elektrik enerjisinden kaynaklandığı belirtilmiş ise de sigortalı tarafından daha önce alınan özel ölçüm raporunda belirtilen önlemlerin/önerilerin sigortalı tarafından yerine getirilip getirilmediği, bu öneriler yerine getirilse idi zararın oluşmasına veya artmasına etkisinin olup olmayacağı araştırılmamış ve tartışılmamıştır. Buna göre mahkemece davacı tarafından sunulan özel ölçüm raporunda bildirilen önerilerin sigortalı tarafından yerine getirilip getirilmediği ve olaya etkisinin araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek gerekir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 2-a,b nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 03/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca davanın açılma anı ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Dava dilekçesinin mahkeme kalemine teslim edildiği an dava açılmış sayılır.
B) Dava, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği tarihte açılmış sayılır.
C) Dava, dava dilekçesinin tevzi bürosuna verildiği tarihte açılmış sayılır.
D) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.
E) Dava, harç ve gider avansının yatırıldığı tarihte açılmış sayılır.