Hukuk Muhakemeleri Kanunu 128. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.
Cevap dilekçesinin içeriği
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
12 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/7250 E., 2024/4827 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 122 nci, 127 nci ve 128 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2023/7250 E. , 2024/4827 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/362 E., 2023/1328 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile gerekçenin düzeltilmesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yunak Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2020/89 E., 2021/94 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'ilerine karar verilmiştir.
Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kusura ilişkin gerekçesinin düzeltilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde; kadının eviyle ve erkek ile ilgilenmediğini, temizliğine dikkat etmediğini, iki haftada bir banyoya girdiğini, hiç bir ev işini yapmadığını, vücudunda yaralar çıktığını ve yaraların kötü koktuğunu, yatağını ayırdığını, gece gündüz telefonla konuştuğunu, misafir istemediğini, misafir gelince başka odaya geçtiğini, erkeğin önceki evliliğinden olan çocukları eve istemediğini, ziynetlerini ve diğer eşyalarını toplayıp ailesinin yanına gittiğini, evi terk ettiğini belirterek davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının, erkeğin önceki evliliğinden olan çocukların eve gelmesini istemediği, eve misafir gelmesini istemediği, evin temizliğiyle ilgilenmediği, kişisel hijyenine dikkat etmediği, makul olmayacak sıklıkta kendi ailesinin evine gittiği, tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ara karar ile kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir nafakasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde;dava dilekçesinin usule uygun tebliğ edilmemesi, davanın kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri hakkında karar verilmemesi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanıkların çelişkili beyanları nedeniyle kadına yüklenen kişisel hijyene dikkat etmeme kusurun kaldırılması gerektiği, kadına yüklenen diğer kusurların sabit olduğu, erkeğin kusurunun bulunmadığı, kadının yine tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının kusur belirlemesine yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin kadının oturduğu adrese tebliğ edilmediğini, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığını, kadının kusurunun bulunmadığını, erkeğin kusurlu olduğunu, yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerine ilişkin hüküm kurulmadığını belirterek cevap dilekçesinin usule uygun tebliğ edilmemesi, davanın kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri hakkında karar verilmemesi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dilekçesinin tebliğinin usule uygun olup olmadığı, davanın kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminatlar hakkında hüküm kurulmaması noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 122 nci, 127 nci ve 128 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının ...'ya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2023/6 E., 2023/2231 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varVan Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
davaya ilişkin cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK'nın 128 inci maddesi uyarınca davanın inkarına yönelmiştir.
10. Hukuk Dairesi 2023/6 E. , 2023/2231 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/961 E., 2022/2090 K.
FER'Î MÜDAHİL : ... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 04.04.2016
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erciş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2016/585 E., 2022/83 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı Erciş ilçesinde bulunan farklı okullarda farklı tarihlerde ücretli öğretmen olarak görev yaptığını, 2008-2009 Eğitim Öğretim Yılında Erciş ... İlkokulunda, 2009-2010 Eğitim Öğretim Yılında Erciş On Dokuz Mayıs İlkokulunda, 2010-2011 Eğitim Öğretim Yılında Erciş Kazım Karabekir İlkokulunda Ücretli öğretmen olarak çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı okullarda diğer öğretmenlerle kadrolu öğretmenlerle aynı saatlerde çalışmasına rağmen müvekkilinin çalıştığı dönemlere ait sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebebiyet verildiğini, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumundaki hizmet dökümünden anlaşılacağını, müvekkilinin eksik ödenen primlerinin tamamlanarak hizmet tespitinin yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Fer'i Müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı 2008- 2009, 2009-2010, 2010-2011 arasında çeşitli okullarda çalıştığını ileri sürerek söz konusu tarihlerdeki çalışmalarının aralıksız çalıştığına dair herhangi bir çalışma kaydına kurum kayıtlarında rastlanmadığı, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddiaları müvekkil kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlaması gerektiğinden davacının çalışma iddialarını salt tanık anlatımlarına dayanarak kanıtlamasını kabul etmediklerini, dava nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile benzer işi yapan başka işverenlerin kayıtlarına geçmiş kişiler tespit edilerek anılan kişilerin ve ayrıca işyerinde sigortalıyı çalıştıran ve kendisini yakından tanıması gereken yetkili ve sorumluların Mahkemeye çağırılarak bilgilerine başvurulması gerektiğini, hizmetin tespitine yönelik bu tür davalar “kamu düzenine” ilişkin olduklarından, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konması gerektiğinden kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermeli, Sigortalı, anılan belgeleri hata, hile veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş ya da imzanın kendisine ait olmadığını veya kesintisiz çalıştığını belirtmemiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... davaya ilişkin cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK'nın 128 inci maddesi uyarınca davanın inkarına yönelmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, ücretli öğretmenlerin çalıştığı saatlerin 7,5 saate bölünmesi sonucunda karar verildiğini, ancak öğretmenlerin derslik ve öğrenci sayısına göre sabahçı veya öğlenci olduğu veya ayrım olmaksızın günlük 5-6 saat derse girdiği, öğretmenler yönünden ülkede uygulanan genel mesai saatine göre farklı sistem belirlendiğini bu nedenle öğretmelerin çalışma saatlerinin devlet memurlarından daha az olduğunu, öğretmenlerin sigortalılık süresi belirlenirken diğer memurlara uygulanan günlük çalışma saatinden fazla şekilde esas alınan 1,5 saat biriminin hakkaniyet ve hukuka aykırı olduğunu, ücretli öğretmenlerin çalışma biçiminin kısmi olmayıp tam süreli olduğunu, yani kadrolu öğretmen ile aynı işi yaptığını, ne kadar mesai yapıyorsa o kadar mesai yaptığını bu nedenle 30 gün üzerinde sigortasının gösterilmesi gerekirken 15 günlük gösterilmesinin hatalı olduğunu, rapora itiraz edilmesine rağmen dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini, raporun hatalı olduğunu, yeterli ve gerekli araştırmanın yapılmadan karar verildiğini beyanla kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davacının çalıştığı dönemler bazında aylık çalışma saatlerinin 1 gün karşılığı 7,5 saat esası üzerinden aylık çalışma gün sayısına dönüştürüldüğünde davacının hizmet cetveline göre Sosyal Güvenlik Kurumu'na eksik bildirilen çalışmasının bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu'na çalışılan saat karşılığı gün bildiriminin eksik yapılmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen karar ile karara dayanak bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve mevcut duruma uygun düştüğü gerekçesiyle Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
...
2. Hukuk Dairesi, 2022/11014 E., 2023/1933 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 127 nci, 128 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2022/11014 E. , 2023/1933 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/868 E., 2022/1490 K.
DAVA TARİHİ : 14.01.2016
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/564 E., 2021/218 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün ikinci kez kaldırılmasına dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının eş ve anne olarak görevlerini yerine getirmediğini, çocuklarının temizlik, bakım ve eğitimleriyle ilgilenmediğini, evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yapmaktan kaçındığını, evin ve kendinin kişisel temizliğine dikkat etmediğini, tartışma ve kavgaların çocukları da etkilediğini, müvekkiline karşı sürekli onur kırıcı ağır sözler sarfettiğini, ortak çocuklarına ve müvekkilinin annesi ile diğer yakınlarına da aynı tavırları sergilediğini, karı koca ilişkilerinin son bulduğunu belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; erkeğin müvekkilinden boşanmak istemesinin nedeninin bir başka kadınla olan ilişkisi olduğunu, müvekkilinden bunu saklamadığını, erkeğin müvekkilinden boşanması karşılığında ev, para ve müvekkilinin giderlerini karşılama taahhüdünde bulunduğunu, müvekkilinin kabul etmediğini, bunun üzerine erkeğin baskı ve tehditlerde bulunduğunu, müvekkilinin ortak çocuk ...'i alarak annesinin evine gittiğini, erkeğin sık sık akşam saatinden sonra gelen mesaj üzerine giyinip kuşanıp evden çıkıp sabaha doğru eve geldiğini, erkeğin müvekkiline ve ailesine hakaretler ettiğini, müvekkilini çocuklarının gözü önünde dövdüğünü belirterek davanın reddine, ortak çocukların geçici velâyetinin müvekkile verilmesine, çocuklar için ayrı ayrı 500,00 TL tedbir nafakasına, müvekkili için aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasına, boşanmaya karar verilmesi halinde nafakaların devamına, müvekkili lehine 100.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2017 tarihli, 2016/21 Esas ve 2017/520 Karar sayılı kararı ile kadının aile birliğinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği, eşi ve çocukları ile ilgilenmediği, çocuklarının temizlik, eğitim öğretim gibi ihtiyaçlarını yerine getirmediği, müşterek hanenin ve kendi kişisel temizliğine dikkat etmediği, erkeğin uyarmasına rağmen kendi giyim kuşamına dikkat etmediği, kadının tam kusurlu bulunduğu, kadının erkeğin başka bir bayanla ilişkisinin bulunduğunu söyleyerek sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirtmiş ise de, bu iddiasını destekleyen delillerini en geç öninceleme duruşması sırasında verilen kesin süre içerisinde dosyaya sunmadığı, tanık olarak ortak çocuk ...'ü gösterdiği fakat duruşmada bu tanığı dinletmekten vazgeçtiği, yine telefon görüşme kayıtlarını kadının istediği ancak görüştüğü söylenen kişiye ait telefon numarası belirtilmediği gibi gelen kayıtlar incelenerek bu durumu netliğe kavuşturmadıkları, taraflarca gösterilmeyen görüşme bilgileri konusunda re'sen araştırma yapılamayacağından kadının savunmaları ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin süregelen fiili durum, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve bilirkişi raporu dikkate alınarak babalarının yanında kalmasının daha uygun olduğu kanaatine varılarak velâyetinin babaya verilmesine, anne ile ortak çocuklar arasında kişisel ilişki düzenlenmesine, kadının mevcut ekonomik durumu dikkate alınarak hükmün kesinleşmesine kadar aylık 300,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası, maddî manevî tazminat talepleri değerlendirildiğinde tarafların ayrılmalarında ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu bulunduğu anlaşıldığından yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili müvekkiline yönelik isnatlarını ispat edilemediğini, erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, dava bitmeden başka bir kadınla düğün yaptığını, erkeğin ağır kusurlu olduğunu, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla hükmün tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2.Bölge Adliye Mahkemesinin 12.03.2019 tarih ve 2017/2521 Esas ve 2019/436 Karar sayılı kararı ile Mahkemece idrak çağında olan ortak çocukları 2003 doğumlu ... ve 2007 doğumlu ... dinlenilmeden velâyete ilişkin karar verildiği, bu sebeple Mahkeme kararı kaldırılarak, idrak çağındaki çocuk dinlenerek, dosyada bulunan tüm deliller birlikte değerlendirilerek velâyet husunda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2019 tarihli, 2019/216 E. Ve 2019/554 Karar sayılı kararıyla kadının aile birliğinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği, eşi ve çocukları ile ilgilenmediği, çocuklarının temizlik, eğitim öğretim gibi ihtiyaçlarını yerine getirmediği, müşterek hanenin ve kendi kişisel temizliğine dikkat etmediği, erkeğin uyarmasına rağmen kendi giyim kuşamına dikkat etmediği, tam kusurlu bulunduğu, davalının kusurlu hareketleri sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, erkeğe ise atfı kabil bir kusur bulunmadığı, kadın her ne kadar 04.02.2016 tarihli cevap dilekçesi ile erkeğin kendisini aldattığını ve kendisine ve ailesine hakaret ettiğini iddia etmiş ise de, cevap dilekçesinin süresi içinde sunulmadığı, süresi içinde cevap dilekçesi sunmayan kadının dava dilekçesindeki iddiaları inkar etmiş sayılacağı, yeni bir iddia ve delil öne süremeyeceği anlaşıldığından kadının süresinden sonra verdiği cevap dilekçesindeki iddialara dikkate alınamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin ortak çocukların tarafların ayrı yaşadığı dönemde babaları ile kalmaları, idrak çağında olduğu anlaşılan ortak çocuklardan ... ...'un velâyet hususundaki tercihi ve dosyada bulunan sosyal inceleme raporu dikkate alınarak babalarına verilmesine, yine kadın her ne kadar cevap dilekçesinde boşanmaya karar verilmesi halinde tarafına yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiş ise de, kadın süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından davalının yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesinin İkinci Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili sadakatsizliğin yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin davaya cevap vermediğine ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, mahkemece müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin kendi iradesi ile seçmediği, ikamet etmediği bir adrese usulsüz tebligat yapıldığını, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesinin çocukların yararına uygun olmayıp, hukuka aykırı olduğunu beyanla hükmün tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2020 tarih ve 2019/2852 Esas ve 2020/1206 Karar sayılı kararı ile dava dilekçesinin kadına tebliğine ilişkin yapılan incelemede tebliğ mazbatasında komşu imzasının ve imza vermekten kaçındığına dair şerhin bulunmaması nedeniyle dava dilekçesinin davalıya tebliğinin Tebligat Kanununun 21 inci maddesine aykırı ve usulsüz olduğu, bu nedenle kadının 04.02.2016 tarihli cevap dilekçesinin süresinde olduğu, nitekim Mahkemenin 21.09.2017 tarihli ilk kararında cevap dilekçesinin süresinde kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2016 tarihli ikinci kararında, kadının davaya süresinde cevap vermediği ve dava dilekçesindeki iddiaları inkar ettiği gerekçesi ile kadının savunması ve iddiaları dikkate alınmayarak yazılı şekilde karar verildiği, kadına dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğu gözetilmeksizin, kadının davaya süresinde cevap vermediğinin kabul edilmesi nedeni ile Mahkemece kadının savunması ve delillerinin değerlendirilmemesi ve boşanmanın fer'îsi niteliğindeki talepleri yönünden, taleplerin esası incelenmeksizin, süresi içerisinde talep edilmediği gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kadının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kadının savunması ve iddiaları kapsamında tüm dosya içeriği ve deliller birlikte değerlendirilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesine uygun şekilde gerekçe oluşturularak bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre; İlk Derece Mahkemesince yeniden boşanma ve boşanmanın fer'îsi niteliğindeki talepler yönünden hüküm kurulması zorunlu olduğundan, kadının diğer yönlere ilişkin istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
E. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yapılan yargılama sonucunda; kadının aile birliğinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği, eşi ve çocukları ile ilgilenmediği, çocuklarının temizlik, eğitim öğretim gibi ihtiyaçlarını yerine getirmediği, müşterek hanenin ve kendi kişisel temizliğine dikkat etmediği, kendi giyim kuşamına dikkat etmediği, oluşan geçimsizlikte aile birliğinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmeyen, eşi ve çocukları ile ilgilenmeyen, müşterek hanenin, kendisinin ve çocukların temizliğine dikkat etmeyen, kadının tam kusurlu bulunduğu, kadın her ne kadar 04.02.2016 tarihli cevap dilekçesi ile erkeğin kendisine aldattığını ve kendisine ve ailesine hakaret ettiğini iddia etmiş ise de, kadın tarafın bu iddiasını destekleyen delillerini süresinde dosyaya sunmadığı, kadın tarafın tanık olarak müşterek çocuk ...'ü gösterdiği fakat duruşmada bu tanığı dinletmekten vazgeçtiği, bu hususta başkaca delil de sunulmadığından kadın tarafın savunmalarının ispat edilemediği kabul edilerek erkeğe atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuklar ..., ... ve ...'in velâyetlerinin davacı babaya verilmesine, ortak çocuklar ile anne arasında kişisel ilişki tesisine, kadın için aylık 300,00 TL tedbir nafakasına, kadının yasal koşulları oluşmayan yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminata yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmün tamamı yönünden istinaf buşvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan soruşturma ve toplanan delillere göre kadına İlk Derece Mahkemesince yüklenilen kusurların gerçekleştiği, kadının dava dilekçesinin 19.01.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen süresinden sonra 04.02.2016 tarihinde cevap dilekçesi sunduğu, süresinde cevap dilekçesi vermeyen kadının erkeğin kusurlu olduğuna yönelik vakıa ileri süremeyeceği ve delil bildiremeyeceği, bildirse dahi bu delillerinin toplanıp hükme esas alınamayacağı gözetildiğinde, kusura ilişkin yapılan değerlendirmede ve davanın kabulü ile boşanmaya karar verilmesinde, ortak çocukların, yaşları, velâyet konusundaki tercihleri, fiili durum, dosya içerisindeki denetime elverişli sosyal inceleme raporu dikkate alındığında velâyet ve kişisel ilişkiye dair yapılan düzenlemede bir isabetsizlik görülmediği, ancak kadının süreden sonra talep ettiği bu maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde ret kararı verilmesinin doğru olmadığı, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşulları nazara alındığında davalı kadın yararına takdir olunan tedbir nafakasının da düşük olduğu gerekçesiyle karar tarihinden itibaren kadın yararına aylık 750,00 TL tedbir nafakasına, kadının süresinden sonra talep ettiği maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek kadının tedbir nafakası miktarına ve maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf taleplerinin hüküm kurulmasının yanlış olmasına hasren kabulü ile sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin süresinde olduğunu, zira müvekkile tebligatın usulüne uygun yapılmadığı, tebliğ mazbatasında komşuya sorulduğu ama komşunun imzasının alınmadığı, alınmama nedeninin belirtilmediği; muhatabın nerede olduğunun sorulmadığı, sorulduysa da cevabının yazılmadığı, bu hususta usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu hususu İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinin de bu aşamadan sonra yeniden incelemesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, boşanma hukuken gerçekleşene kadar sadakat yükümlülüğüne uyulmak zorunda olduğu, dava açıldıktan sonra delillendirilebilen bu husus, erkeğin yeni gayrı resmi evliliğine ilişkin tören resimlerini sosyal medyada paylaşmasıyla ortaya çıkmış ve delillendirme olanağı doğduğu, hal böyle olunca sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket eden erkeğin kusuru da, müvekkilin elinde olmayan nedenlerden ötürü ancak ve ancak dava açıldıktan, hatta karar verildikten sonra kanıtlanma olanağına kavuştuğu, karara dayanak yapılan tanık beyanlarının yansız olmadığı, zira hem erkeğin yakınlarının hem de babalarına muhtaç bırakılan çocukların yanlı beyanları güvenilir olmadığı iddiasıyla hükmü tamamı yönünden temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, erkek tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın kabulünün gerekip gerekmediği, kadının cevap dilekçesinin sürede olup olmadığı gibi kadının savunma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmediği, noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 127 nci, 128 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 182 nci maddesi, 336 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 07.07.2003 doğumlu ortak çocuk ...'nın temyiz inceleme tarihi itibarıyla ... olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı kadın vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
13. Hukuk Dairesi, 2018/1226 E., 2020/3292 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İtirazın iptali istemli iş bu davada, davalı süresinde cevap dilekçesi sunmayarak, HMK'nın 128. Maddesi gereği davacının alacak talebinin dayanağı olan 5/8/2013 tarihli belgeyi inkâr etmiştir.
13. Hukuk Dairesi 2018/1226 E. , 2020/3292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından düzenlenen 5/8/2013 tarihli senede dayalı borcun vadesinde ödenmemesi üzerine İzmir 20. İcra Müdürlüğü nün 2014/3080 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyine başlatılan icra takibinin davalının kötüniyetli itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının % 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkeme; davanın kabulüne, İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2014/3080 esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, belgeye dayalı alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının, icra takibine dayanak olarak gösterdiği, davalı ... adına atfen imzalı, 5/8/2013 tarihli belgenin, davalının, davacıya olan borcunu 15/10/2013 tarihinde 151.500 Rmb olarak ödemesi konusunda borç ikrarını içerdiği görülmektedir.
Davalı, takip dosyasında ödeme emri tebliği üzerine yasal süre içerisinde sunduğu 22/10/2014 tarihli itiraz dilekçesinde, takip dayanağı belgenin kendisine gönderilmediğini, takip alacaklısına herhangi bir borcu bulunmadığını ifade etmiştir. Yargılama aşamasında ise; davalı cevap dilekçesi sunmamış, sözlü yargılama aşamasına kadar duruşmalara katılmamıştır. Davalı, sözlü yargılama aşamasında ibraz ettiği 16/11/2017 tarihli beyan dilekçesinde belge içeriğini ve belge altındaki imzayı kabul etmediğini, aralarında hukuki veya ticari bir ilişki bulunmayan davacıya herhangi bir borcu olmadığını, ispat yükü üzerinde bulunan davacının davasını ispat edemediğini belirterek, davanın reddini talep etmiş, 23/11/2017 tarihli duruşmada da imzaya ve borca itirazını tekrar etmiştir.
Mahkeme, imza inkarının süresinde yapılmadığını belirterek, '5/8/2013 tarihli belge içeriğine göre, davalı tarafından davacı yana borçlanılan bedelin 151.500 Rmb olarak 15/10/2013 tarihinde ödenmesi konusunda tarafların anlaştıkları, dosya kapsamında davalı tarafından ödeme yapıldığına dair belge ve bilgi bulunmadığı, davacı tarafın haklı olarak icra takibi başlattığı' gerekçeleri ile davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalı, icra takibine itirazında, takip dayanağı belgenin kendisine tebliğ edilmediğini beyan etmiştir. Takip dosyasının incelenmesinde, dayanak belgenin ödeme emri ekinde davalıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya kayda rastlanmamıştır. İtirazın iptali istemli iş bu davada, davalı süresinde cevap dilekçesi sunmayarak, HMK'nın 128. Maddesi gereği davacının alacak talebinin dayanağı olan 5/8/2013 tarihli belgeyi inkâr etmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.
Bir davada tarafların gösterilen tüm delillerden haberdar olması ve görüş bildirebilme olanağı bulması adil yargılanma hakkının gereğidir.
Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olan ıslahların eşitliği ilkesi; davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması, taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması anlamına gelir.
Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlara ilgili görüş bildirebilme imkanı vermektedir. Bu çerçevede davanın taraflarının delillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılama ilkesinin ihlali olarak değerlendirilebilmektedir.
Davalının icra takibinin başlangıcından beri borcu kabul etmediği, takip dayanağı belgenin kendisine ibraz edilmediğini ifade ettiği, davaya cevap vermeyerek davacının ileri sürdüğü vakıaları, dolayısıyla takip dayanağı belgeyi inkâr etmiş sayıldığı, nitekim 17/11/2017 tarihli beyan dilekçesi ve 23/11/2017 tarihli duruşmada belge altındaki imzaya itirazlarını açıkça dile getirdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece; davacının dayandığı belgede davalıya atfen atılan imzanın aidiyetine ilişkin olarak 6100 sayılı HMK'nın 169 vd maddeleri gereğince davalıya meşruhatlı isticvap davetiyesi çıkarılması ve HMK'nın 211. maddesi uyarınca davalının tatbike medar imzaları ile mahkemece alınacak imzalarıyla birlikte belge aslı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi
19. Hukuk Dairesi, 2018/1503 E., 2019/2522 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davanın cevapsız bırakılması ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi halinde davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı 6100 sayılı HMK'nın 128. maddesinde düzenlenmiştir.
19. Hukuk Dairesi 2018/1503 E. , 2019/2522 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davacıya ait şirketin davalı ... Prefabrik Ltd Şti'den demir almak için davalı şirketin hesabına gönderdiği 165.000,00 TL karşılığı 200 ton demir gönderilmesi gerekirken 40 ton gönderildiğini, kalan malın karşılığı olarak davalı tarafından takip konusu senedin düzenlendiğini ancak davalının davacıyı oyalarak borcu ödemediğini ve icra dosyasında senedin zamanaşımına uğradığının ileri sürüldüğünü, imza itirazında bulunulmadığını, zamanaşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup her türlü delil ile ispatının mümkün olduğunu belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, süresinden sonra verdiği beyan dilekçesinde takip dayanağı senedin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğramış bonoya istinaden açılacak alacak davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, davanın süresinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 661.maddesinin "Poliçeyi kabul edene karşı açılacak davalar vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıl geçmekle müruru zamana uğrar. Hamilin cirantalar ile keşideciye karşı açılacak davalar müddetinde keşide edilen protesto tarihinden veya senette masrafsız iade alınacaktır kaydı varsa vadenin bittiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle müruru zamana uğrar." hükmünü; yine 6102 sayılı Kanunun 732/1 maddesinin "Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş olsa bile hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar." hükmünü ve 4. bendinin "Zamanaşımı süresi poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır. İspat yükü sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir." hükmünü içerdiği, takip dayanağı bononun vade tarihinin 09/01/2007 olduğu, icra takibinin 01/12/2011 tarihinde başlatıldığı, buna göre itiraza uğrayan takibin dayanağı bononun vade tarihine göre 3 yıllık zamanaşımı süresinin 09/01/2010 tarihinde dolduğu, icra takibinin bu tarihten bir yıllık süre dolduktan sonra 01/12/2011 tarihinde başlatıldığı, bu nedenle davalı tarafın itirazlarının sübut bulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracı olan zamanaşımı def'inin, savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağının başladığı ana kadar ileri sürülmesi gerekmektedir. Bu ana kadar ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin sonradan ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi niteliğinde olacağından, mahkemece dikkate alınabilmesi davacının itirazı ile karşılaşmaması koşuluna bağlıdır. Davanın cevapsız bırakılması ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi halinde davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı 6100 sayılı HMK'nın 128. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak, süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkarı ileri sürülen vakıaların inkarı niteliğinde olup, bu inkarın zamanaşımı def'ini de kapsadığı söylenemez. Davaya yasal süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalının süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunabilmesi ancak davacının muvafakat etmesi ile mümkündür. Aksi halde savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşan zamanaşımı def'ine değer verilemez. HUMK'un 202. maddesi uyarınca davacının açık ya da zımni muvafakati yeterli iken, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğünden sonra tarafların açık muvafakati olmadığı sürece iddia ve savunma genişletilemeyeceğinden, davacının açık muvafakati olmadığı sürece zamanaşımı savunması dikkate alınamaz.
Bu itibarla eldeki davada, davalı süresinde cevap dilekçesi vermemiş, süresinden sonra verdiği dilekçe ile zamanaşımı def’inde bulunmuş olup, davalının zamanaşımı def’inde bulunması ancak davacının açık muvafakati ile mümkündür. Davacının da açık muvafakatinin olmaması nedeniyle mahkemece zamanaşımı def’inin reddine karar verilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
I. Davacının iddia ettiği vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır. II. Cevap dilekçesi vermemiş olması, duruşmada sözlü olarak savunma yapmasına engel değildir ancak sadece inkar kapsamında savunma yapabilir. III. Mahkemeden cevap süresinin uzatılmasını (ek süre) isteyebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde aleyhine açılan bir tapu iptal davasında süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalıyla ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.