Hukuk Muhakemeleri Kanunu 144. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 144- (1) Tahkikat aşamasında mahkeme, her iki tarafı usulüne uygun olarak davet edip, davada ileri sürülen vakıalar hakkında dinleyebilir.
(2) Mahkemenin, dinlenilmek üzere mahkemeye gelmeleri için iki tarafa vereceği süre iki haftadan az olamaz. Bu süre, gerektiğinde, mahkemece resen veya iki taraftan birinin talebi üzerine uzatılabileceği gibi kısaltılabilir.
Sonradan delil gösterilmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
7 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2017/6821 E., 2017/18094 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
Davacı asile gönderilen yemine ilişkin davetiyede sadece "Mahkememizce belirtilen gün ve saatte özürsüz olarak gelmediğiniz takdirde davetiye ekindeki yemin teklifini kabul etmemiş sayılacağınız hususu HMK'nın 144. maddesi hükümlerine göre ihtar ve tebliğ olunur" şeklinde meşruhat olduğu görülmüş, ayrıca davetiyeye yukarıda içeriği belirtilen duruşma zaptı eklenmiştir.
9. Hukuk Dairesi 2017/6821 E. , 2017/18094 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi mahiyetindeki davalı işyerinde 02/05/2011-09/05/2013 tarihleri arasında .... uzmanı olarak çalıştığını, davacının velilerle yapacağı görüşmeler için gerekli bilgileri not aldığı not defterinin kaybolmasının ardından haksız ithamlarla hakkında tutanak tutulup hakaretler edilerek iş akdinin feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 02/05/2011 tarihinde göreve başladığını, 07/05/2013 tarihinde davacıya müvekkili şirket tarafından teslim edilen ve eğitim merkezine kayıtlı öğrencilerin bilgilerinin olduğu defteri kaybettiğini, bu durumun tutanak altına alınması üzerine 10/05/2013 tarihinden itibaren işe gelmediğini, 14/05/2013 tarihinde 3 gün içinde işe başlaması için ihtarname çektiklerini ve davacının işe gelmemesi sebebi ile İş Kanunu'nun 25/II-g maddesi gereğince 30/05/2013 tarihinde iş akdini feshettiklerini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışması olmadığını, hafta içi 09:00-17:45 saatleri arasında, cumartesi günleri 09:00-12:45 saatleri arasında çalıştığını ve fazla mesai yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasanın 225 nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).
Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez
Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ilâ 232).
Yasanın 233 üncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır.
Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.
Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
Yemin kesin delil olup özel usul kurallarına ve merasime tabidir. Yemin davetinin nasıl yapılacağı HMK 228. maddesinde belirtilmiş olup, özellikle ikinci fıkrada yemin davetiyesinde nelerin yazılacağı açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, duruşmanın 01.12.2014 tarihli oturumunda davalı vekili aynen "Biz fazla mesai, yıllık izin alacağı ve diğer alacaklarla ilgili yemin teklif ediyoruz" şeklinde yemin teklif edeceklerini bildirmiş, mahkemece yemin teklifine ilişkin meşruhatlı davetiye çıkarılmasına ilişkin ara karar oluşturulmuştur.
Davacı asile gönderilen yemine ilişkin davetiyede sadece "Mahkememizce belirtilen gün ve saatte özürsüz olarak gelmediğiniz takdirde davetiye ekindeki yemin teklifini kabul etmemiş sayılacağınız hususu HMK'nın 144. maddesi hükümlerine göre ihtar ve tebliğ olunur" şeklinde meşruhat olduğu görülmüş, ayrıca davetiyeye yukarıda içeriği belirtilen duruşma zaptı eklenmiştir.
Dosyada altı kalem talep olup, davalı tarafından düzenlenmiş bir yemin metni yoktur. Yemin davetiyesinde de davacının neye ilişkin yemin edeceği açıklanmamıştır. Duruşma zaptındaki soyut açıklama yemin metni niteliğinde değildir.
Ayrıca yemin davetiyesindeki meşruhatta belirtilen HMK 144. maddesi tarafların dinlenmesine ilişkin olup, meşruhat HMK'nın 228/2. maddesine uygun şekilde açıkça belirtilmelidir.
Mahkemece yemin usulüne uyulmadan, yemine ilişkin merasim yerine getirilmeden karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
8. Hukuk Dairesi, 2022/1582 E., 2024/7015 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Köyü Muhtarlığı yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) madde 144/1-d vem.115 uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş;
8. Hukuk Dairesi 2022/1582 E. , 2024/7015 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/377 E., 2021/293 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri ... köyü ... mevkkinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre adınlarına tescilini talep etmişlerdir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, Fen Bilirkişi ...nin 18.04.2013 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde, kain Batısı: ... tarlası, Güneyi: ... Deresi, Doğusu: dere ve kayalık hali arazi, Kuzeyi: hali arazi ile çevrili 13.441 m2'lik yerin 1/2'sinin davacılardan ... oğlu ... ve kalan 1/2'sinin de ... mirasçıları ... kızı ... ile ... oğlu ... adına tapuya tesciline ilişkin önceki karar, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/13534 Esas, 2015/12241 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; eldeki dava, davacı gerçek kişiler tarafından 23/03/1998 tarihinde tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesi gereğince tescili istemiyle açılmıştır. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucunda dava konusu edilen (B) harfi ile gösterilen taşınmazın orman sayılmayan yerlerden ve davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Fakat çekişmeli taşınmaz, 1957 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda taşlık niteliğiyle tapulama harici bırakılmış, dava devam ederken 2001 yılında yapılan imar uygulamasında 2221 yevmiye ile Hazine adına ihdas edilerek tescil edilmiş ve aynı tarih ve yevmiye ile 2359,00 m2'si düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak düşülmüş ve 11082,00 m2'lik taşınmazın 3057,00 m2'lik kısmı 1 ada 2 numaralı imar parseline, 8025,00 m2'lik kısmı ise, 8 ada 1 sayılı imar parseline dönüşmek suretiyle Hazine ve dava dışı kişiler adlarına tescil edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; mülkiyetin, Türk Medenî Kanunu'nun 713/5 inci maddesi gereğince zilyetlik koşullarının gerçekleştiği anda kazanılacağı gözetildiğinde, tescil davasına konu alandaki mülkiyet hakkının imar parsellerine yansıtılması gerekeceği kuşkusuzdur. O halde, mahkemece tescil davasına konu taşınmaz, fiilen hangi imar parsellerini içine alıyorsa bu parsellerin tümünün tapu kayıtlarının getirtilmesi ve davanın tescil davasına konu olan taşınmaz sınırları içinde kalan imar parsellerinin maliki ya da malikleri davaya katılıp taraf oluşturulduktan sonra tüm taraf delilleri toplanıp, dava konusu (B) harfiyle gösterilen bölümün miktarının isabet ettiği imar parsellerine oranlanması suretiyle davacının ilgili imar parsellerinde paydaş kılınması ve uyuşmazlığın bu şekilde çözümlenmesi gerekirken imar uygulamasını bozacak surette kabul kararı verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile, a-Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, 3.057,00 m²'lik hissesi oranında, bir kısım davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile, 1/2'si davacılardan ... oğlu ... ve kalan 1/2'sinin de ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 3.057,00 m²'lik kısım çıktıktan sonra kalan kısmın mevcut tapu malikleri üzerinde mevcut hisseleri oranında bırakılmasına, b- Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 8 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 8.025,00 m²'lik hissesi oranında, bir kısım davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile, 1/2'si davacılardan ... oğlu ... ve kalan 1/2'sinin de ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 8.025,00 m²'lik kısım çıktıktan sonra kalan kısmın mevcut tapu malikleri üzerinde mevcut hisseleri oranında bırakılmasına, davalılardan ... Köyü Muhtarlığı yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) madde 144/1-d vem.115 uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 sayılı Kanuna göre 16.12.1997 tarihinde ilân edilen ve dava tarihinde kesinleşmeyen herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan ormanların kadastrosu, sınırlaması yapılan devlet ormanlarının aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu ise 14.07.1957 tarihinde yapılıp, 10.08.1960 - 09.09.1960 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
13. Hukuk Dairesi, 2017/7322 E., 2020/3814 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
tam metni aç
(HMK.m.144) Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
13. Hukuk Dairesi 2017/7322 E. , 2020/3814 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; dava konusu ... ili, ...Projesi B1-34 Blok 23 numaralı konutun davalıya 03.04.2008 tarihli satış sözleşmesi ile satılarak teslim edildiğini, ancak davalının sözleşmede öngörüldüğü şekilde ödeme yapmadığını, kendisine keşide edilen ihtarnameye rağmen gecikmiş taksitleri ödemediğini, bunun üzerine satış sözleşmesinin 8 ve 9. maddeleri kapsamında sözleşmeyi feshettiklerini, ancak davalının konutu boşaltarak teslim etmediğini ileri sürerek, davalının sözleşme konusu taşınmaza müdahalesinin meni ile taşınmazın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, ... ili, ... ilçesi, Alt Gelir Grubu Konut Projesi B1-34 Blok, 23 numaralı bağımsız bölüme vaki müdahalenin önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı temyizinde, dava dosyasında kendisine yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu, hiçbir aşamada yargılamadan haberdar olamadığını, böylelikle savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür.
Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. (HMK.m.144) Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 20 ve 21. maddesi ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliği’nin 28. maddesi gereğince muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir. Ayrıca aynı yasanın 23.maddesi 9.bendine göre de tebliğ mazbatasında tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasının bulunması gereklidir.
Somut olayda, davalıya yapılan tebligatların tümünün tebliğ 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakla birlikte, davalının adreste bulunmadığı, geçici olarak işe gittiği belirtilerek, evrakın mahalle muhtarına teslim edilip kapısına (2) nolu haber kağıdının yapıştırıldığı, beyanda bulunan komşunun isim ve imzadan imtina ettiği tespit edilerek tebliğ işleminin tamamlandığı görülmektedir. Tebligat Kanunu’nun 23. maddesi gereği tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina etmesi mümkün değildir. Bu haliyle davalıya yapılan tebligatlar geçersiz olup Tebligat Kanunu’nun 20 ve 21. maddeleri ve Tüzüğün 28. maddesine göre taraf teşkili sağlanmadığından davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü zorunludur. O halde, mahkemece, davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma gününü usulüne uygun tebliğ edildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14/05/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi
5. Hukuk Dairesi, 2013/23619 E., 2014/7580 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varHarran Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Paydaşlar arasında rızai taksim bulunup bulunmadığı konusunda her türlü delil ile taraflardan sorulup değerlendirilerek ve gerektiğinde diğer paydaş da davaya dahil edlip HMK'nun 144. maddesi uyarınca usulen isticvaben davet edilip, bu hususlar sorulup araştırılarak, böyle bir taksimin mevcut olduğu ve enerji nakil hattının davacıya isabet eden yerden geçirildiği anlaşıldığı takdirde davacının fii
5. Hukuk Dairesi 2013/23619 E. , 2014/7580 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Harran Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2013
NUMARASI : 2012/233-2013/146
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme hüküm vermeye elverişli değildir. Şöyle ki;
1) Davacı taşınmazın kamulaştırmasız elatılan bölümünün fiili taksim sonucunda kendisine düştüğünü bu nedenle zemine ilişkin kamulaştırma bedelinin fiili taksime göre ödenmesi gerektiğini ileri sürdüğünden, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak fiili taksim yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Paydaşlar arasında rızai taksim bulunup bulunmadığı konusunda her türlü delil ile taraflardan sorulup değerlendirilerek ve gerektiğinde diğer paydaş da davaya dahil edlip HMK'nun 144. maddesi uyarınca usulen isticvaben davet edilip, bu hususlar sorulup araştırılarak, böyle bir taksimin mevcut olduğu ve enerji nakil hattının davacıya isabet eden yerden geçirildiği anlaşıldığı takdirde davacının fiilen elinde bulunduğu alan nazara alınarak hüküm kurulması, rızai taksimin varlığının kanıtlanamaması halinde ise, dava konusu taşınmazda davacının payı nazara alınanarak hüküm kurulması gerekirken, taksime ilişkin taraf delilleri toplanmadan ve diğer paydaşın beyanı alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2) Dava konusu taşınmazın niteliği, geometrik durumu, yüzölçümü ve enerji nakil hattının güzergahı dikkate alınarak irtifak hakkı nedeniyle değer düşüklüğü oranının taşınmazın davacının elinde bulundurduğu bölümün tüm değerinin % 3’ünü geçemeyeceği gözetilmeden, daha yüksek oranda değer düşüklüğü tesbit eden rapora göre irtifak hakkı bedelinin fazla tesbiti,
Doğru görülmediği gibi,
3) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici 6. maddesinde değişiklik yapan ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasanın 21.maddesi ile "kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." hükmünün getirilmiş olduğu gözetildiğinde, harç ve vekalet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğinden;
Davalı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle H.U.M.K.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 19.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2013/10703 E., 2013/12804 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE ... MAHKEMESİ
tam metni aç
gün sonraya duruşma günü verilmiş ise de; HMK. 144.madde uyarınca "Tahkikat aşamasında mahkeme, her iki tarafı usulüne uygun davet edip davada dinleyebilir.
3. Hukuk Dairesi 2013/10703 E. , 2013/12804 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE ... MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vek.Av....... geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı vek.Av.... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için ....09.2013 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacının, davalı şirketle yapılan 08.07.2012 tarihli elektrik abone sözleşmesi gereğince elektrik kullandığını, davacının elektrik faturalarında yer alan "kayıp enerji bedeli" adı altında gösterilerek haksız olarak davacıdan tahsil edilen 171.522,41 TL'nin son ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; yetki itirazında bulunmuş, düzenlemenin ilgili mevzuata uygun olduğunu,.... tarafından belirlenen kural kararına dayanarak tahsil edildiğini belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; kayıp enerji bedeli için davacıya herhangi bir ek hizmet verilmeksizin ya da kayıp enerji bedeli için masraf yapılmaksızın bu ücretin davacıdan tahsil edildiği davalı şirketin davacının kusur ve eyleminden kaynaklanan kayıp enerji bedelinin davacıdan tahsili yoluna gidildiği bunun mevzuata, hak ve nesafet ilkelerine uygun olmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.
Mahkemece; dosya üzerinden yapılan inceleme ile ön incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına ve bu hususun 139.md. uyarınca taraflara tebliğine ve duruşmanın "........2012" gününe bırakılmasına karar verilmiştir.
Belirlenen günde ön inceleme duruşmasına başlanmış, davalı vekili gelmemiş, hazır bulunan davacı vekili sulh olmayacaklarını beyan etmiş, mahkemece bundan sonra; ön önceleme duruşmasında yapılacak birşey kalmadığından tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilerek, duruşmanın ........2012 gününe bırakılmasına karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nun 140.madde uyarınca ön inceleme duruşmasında; tarafların anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar tespit edilmemiş, tarafların iddialarının konusu belirtilmemiş, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için ... haftalık kesin süre verilmesi hükme de yerine getirilmemiştir. Belirtilen nedenlerden dolayı usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekmiştir.
Ayrıca; ön inceleme duruşmasında tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilmiş ve ... gün sonraya duruşma günü verilmiş ise de; HMK. 144.madde uyarınca "Tahkikat aşamasında mahkeme, her iki tarafı usulüne uygun davet edip davada dinleyebilir.
Mahkemenin, dinlenilmek üzere mahkemeye gelmeleri için iki tarafa vereceği süre ... haftadan az olamaz. Bu süre gerektiğinde mahkemece re'sen veya iki taraftan birinin talebi ile bu süre uzatılabileceği gibi kısaltılabilir."
HMK. 147.maddesi uyarınca; "Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflar gönderilecek davetiye de, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir."
Somut olayda mahkemece tahkikat aşamasına geçilmiş olmasına rağmen taraflara duruşma günü tebliğ edilmemesi ve tahkikat duruşması için belirlenen sürenin (... haftadan az olamayacağı hükmü dikkate alınamadan) ... gün olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Bundan ayrı olarak; taraflar arasındaki uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin tüketiciden alınıp alınamayacağı hususundadır. Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Başka bir ifadeyle, kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ...'üncü maddesinin ...'nci fıkrasında Kurum'un "...bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten" sorumlu olduğu belirtilmektedir.
Söz konusu yasal düzenleme uyarınca, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu elektrik faturalarında bulunacak ve ücretlendirilecek tarife unsurlarını belirleme yetkisine sahiptir. Kayıp-kaçak bedeli, Kurumun Kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde ve Kanunun temel amaçlarına uygun şekilde belirlediği bir bedeldir. Söz konusu bedeli belirlemek üzere alınan Kurul Kararı Kurumun bir düzenleyici işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlayıcı niteliğe haizdir.
Tarifelerin uygulanması, lisans sahibi şirketler bakımından yasal bir zorunluluktur. Lisans sahibi şirketler, tarifeyi değiştiremeyeceği gibi, tarifede yer almayan bir bedeli de tahsil edemez veya düzenlenen tarifeler kapsamında belirlenmiş bir bedeli de tahsil etmeme gibi bir davranışta bulunamazlar.
Bu nedenle, perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerinin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp-kaçak bedelini tahsil edip etmeme gibi bir insiyatifi bulunmamaktadır. Tarifelere uyma yükümlülüğünün bir gereği olarak kayıp-kaçak bedeli, perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer almaktadır.
4628 sayılı Kanunun 6352 sayılı Yasanın 64.maddesi ile değiştirilen ....maddesinde; Kurulun yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabileceği kurul kararlarına karşı açılan her türlü davanın öncelikli işlerden sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm çerçevesinde kurul kararlarının iptali için yargı yoluna başvurmak her zaman mümkündür.
O halde, tarifeye ilişkin kurul kararı iptal edilmediği sürece geçerliliğini koruyacağı gözönünde bulundurularak davanın reddi cihetine gidilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yukarıdaki gerekçelerle davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ... duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 990 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, ....09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, tahkikat aşamasında mahkemenin tarafları dinlemek üzere davet ederken, duruşma günü ile tebliğ tarihi arasında bırakması gereken süre (davetiye süresi) en az ne kadar olmalıdır?
A) 1 hafta
B) 2 hafta
C) 3 gün
D) 10 gün
E) 1 ay
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.