Hukuk Muhakemeleri Kanunu 164. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 164- (1) Hâkim, taraflardan birinin ileri sürdüğü ön sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsa delilleriyle birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğ eder.
(2) Ön sorun hakkında iki taraf arasında uyuşmazlık varsa, hâkim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra kararını verir.
(3) Hâkim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder.
Bekletici sorun
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
36 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2016/9445 E., 2018/464 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
116/1-a) bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır (6100 s. HMK m. 117/3). Ön sorunun incelenme yöntemi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. maddesinde gösterilmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2016/9445 E. , 2018/464 K.
"İçtihat Metni"
....
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından, tamamı yönünden, davacı kadın tarafından ise, tazminat ve nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı erkek cevap süresi içerisinde yetki itirazında bulunmuştur (HMK m.19/2). Kesin yetki kuralının söz konusu olmadığı hallerde mahkemelerin yetkisine yönelik itirazlar, ilk itirazlardan olup (6100 s. HMK m. 116/1-a) bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır (6100 s. HMK m. 117/3). Ön sorunun incelenme yöntemi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. maddesinde gösterilmiştir. Hakim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder (6100 s. HMK m. 164/3). Davalının yetki itirazı mahkemece ön sorun şeklinde incelenmeden karara bağlandığı gibi yetki itirazı hakkında verilen ara karar da davalıya tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle, mahkemece davalının yetki itirazının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. maddesinde gösterilen şekilde incelenmesi için taraflara yetki konusunda delillerini gösterme olanağı tanınarak, gösterildiği takdirde delilleri toplandıktan sonra gerçekleşecek sonucuna göre yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi ve verilen kararın da davalıya tebliği gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.01.2018 (Pzt.)
.....
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2013/13867 E., 2014/30 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
* HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 164
2. Hukuk Dairesi 2013/13867 E. , 2014/30 K.
* YETKİ İTİRAZI HAKKINDA KARAR VERİLMEDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİ
* HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 116
* HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 117
* HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 164
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Kesin yetki kuralının söz konusu olmadığı hallerde mahkemelerin yetkisine yönelik itirazlar, ilk itirazlardan olup (6100 s. HMK. d. 116/1-a) bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır (6100 s. HMK. md. 117/3). Hakim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder (6100 s, HMK. md.164/3). Görüldüğü gibi yetki itirazı hakkında verilen ara kararın ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Davalı vekili süresi içinde verdiği dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş, mahkemece bu itiraz ile ilgili karar verilmeden yargılamaya devam edilmiştir. Belirtilen yasal kurala uyulmadan yetki itirazı ile ilgili olumlu ya da olumsuz karar verilmeden davalının yokluğunda hüküm kurulması savunmayı ve davanın sonucunu etkileyen önemli bir usul hatası olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer bölümlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13.01.2014 (Pzt.)
1. Hukuk Dairesi, 2022/4095 E., 2024/1056 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Hâl böyle olunca; Mahkemece, öncelikle feragatin hileye dayalı olduğu iddiasının hadise şeklinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 163 üncü ve 164 üncü maddeleri - ön sorun) aynı dava içerisinde ele alınıp her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilerek bu yöndeki taraf delillerinin toplanması, bundan sonra çekişmeli taşınmaz bölümlerinin mirasbırakanlarından kendilerine ne şekilde
1. Hukuk Dairesi 2022/4095 E. , 2024/1056 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/304 E., 2022/31 K.
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen kadastro harici bırakılan yerin tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesin'ce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ile Asli Müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: ... mahallesinde 536 parselin yanında bulunan yerin taşlık ve kayalık olması sebebiyle tescil harici bırakıldığını, taşınmazın yaklaşık 7 dönüm büyüklüğündeki yerini müvekkili ... nın 1983 yılından beri yoğun emek ve para harcanarak imar-ihya ettiğini, 1983 ılında imar-ihyanın bittiğini, o tarihten bu zamana kadar da nizasız ve fasılasız tarım arazisi olarak kullanıldığını, aynı taşınmazın 8 dönüm büyüklüğündeki yerini diğer müvekkili ...'nın 1983 yılından beri yoğun emek ve para harcayarak imar-ihya ettiğini, o tarihten bu zamana kadar da nizasız fasılasız tarım arazisi olarak kullandığını belirterek taşınmazın davacılar tarafından kullanılmakta olan bölümünün davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerin değerinin düşük gösterildiğini, davacıların imar-ihya ve zilyetlik şartlarını yerine getirmediğini,memleket haritalarının getirilmesi ve incelenmesini belirterek taşınmazın Hazine adına tescilini, haksız ve yersiz açılan davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın tescil harici bir yer olduğunu, tescilde aranan şartların gerçekleşmediğini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2018/5018 Esas - 2018/7952 Karar sayılı kararıyla; "Çekişmeli taşınmazın mirasbırakan ...'in ölümüyle taksim edildiği anlaşıldığından davacılar yönünden zilyetlikle edinim koşullarının araştırılması" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda (A1), (A2) ve (B) ile gösterilen bölümler yönünden zilyetlikle kazanım şartlarının davacılar lehine oluştuğu, bilirkişi raporunda (C), (D) ve (E) harfi ile gösterilen kısımların ise taşlık olup keşif sonrası bu alanlar için talepte bulunulmaması ve ziraat bilirkişisi raporlarına göre bu alanların tarım için uygun olmaması nedeniyle davanın kabulü ile,
1- ... Mahallesinde 121814 ada 107 parsel sayılı taşınmazın doğusunda bulunan ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi ...’un 04.06.2020 düzenleme ve havale tarihli raporunun ekli krokisinde "A1" harfi ile gösterilen 6.358,00 m² yüz ölçümündeki taşınmaz ile “A2” harfi ile gösterilen 5.672,00 m² yüz ölçümündeki taşınmazın, aynı ada son parsel numarası almak kaydıyla davacı ... adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 7.250,00 m² yüz ölçümündeki taşınmazın aynı ada son parsel numarası almak kaydıyla davacı ... adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline,
3- Müdahil davacılar ... ve ... tarafından müdahale taleplerinden feragat ettiklerinden müdahil davacılar hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- Maliye Hazinesinin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ile Asli Müdahil ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın elbirliği halinde olduğunu, kendisinin kullanıldığını, davadan feragat etmesi yönünde telkinde bulunulduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddedilen bölümler yönünden Hazine adına tescil kararı verilmediğini, davacılar komşu taşınmazın maliki olup kullanımlarının süreklilik arz etmediğini öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro harici bırakılan yerin tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 inci ve 163 üncü maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Davacı; ... Mahallesinde, tescil harici bırakılan taşınmaz bölümleri hakkında irsen intikali, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
2. Mahkemece kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği için aranan şartların bulunduğu gerekçesiyle kabule karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma öncesi ve bozma sonrasında alınan hava fotoğraflarının incelemesine ilişkin bilirkişi raporlarında çelişki giderilmeden, taşınmazın imar kapsamına alınıp alınmadığının sorulmadan, çekişmeli taşınmazın davacılara ne şekilde düştüğü (satış, bağış, taksim vs) belirlenmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan, asli müdahillerden ... 18.11.2013 tarihli dilekçeyle müdahale talebinden feragat etmiş, Mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, temyiz dilekçesinde feragatin özgür iradesini yansıtmadığını, hile nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Bilindiği üzere, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer, kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar (HMK m. 311). Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez), başka bir ifadeyle davacı feragat beyanı ile bağlıdır. Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun iradeyi bozan bir nedene dayandığı kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından iradesi fesada uğrayan kimseye talep hakkı bahşedeceğinde kuşku yoktur. Feragate ilişkin irade açıklamasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde bu halin ya aynı dava içerisinde HMK'nın 163 üncü maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir.
4. Hâl böyle olunca; Mahkemece, öncelikle feragatin hileye dayalı olduğu iddiasının hadise şeklinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 163 üncü ve 164 üncü maddeleri - ön sorun) aynı dava içerisinde ele alınıp her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilerek bu yöndeki taraf delillerinin toplanması, bundan sonra çekişmeli taşınmaz bölümlerinin mirasbırakanlarından kendilerine ne şekilde intikal ettiği hususunda açıklama istenmesi; taksim, bağış, satın alma vs. gibi nedenlerden birine dayanılması durumunda, bu hususun kanıtlanması için süre ve imkan verilmesi; bu şekilde davacıların aktif dava ehliyeti bulunduğu sonucuna varılması halinde taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili İlçe Belediye Başkanlığından sorulması, Harita Genel Müdürlüğü WEB sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden(imar planı içerisinde ise bu tarihten) 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilmeli, komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları, hükmen oluşmuş iseler mahkeme dosyaları celp edilmelidir.
5. Bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 1 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği,taşınmazın imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
6. Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden tarımsal niteliğini belirten, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde değerlendirilerek taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı, taşınmazın ne zaman imar ihya edildiği ve tamamlandığı hususlarını açıklayan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır.
7. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, taşınmazın taşlık-çalılık gibi imar ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikte mi bulunduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir.
8. Fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli; bundan sonra taşınmazın öncesine ait niteliği doğru şekilde belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı Hazine vekili ile asli müdahil ...'ın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13 üncü maddesinin “j” bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına; asli müdahilden alınan peşin harcın istek halinde iadesine,
3. 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2015/20900 E., 2016/14570 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Hakim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder (6100 s. HMK m.164/3).
2. Hukuk Dairesi 2015/20900 E. , 2016/14570 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Kesin yetki kuralının söz konusu olmadığı hallerde mahkemelerin yetkisine yönelik itirazlar, ilk itirazlardan olup ( 6100 s. HMK d.116/1-a) bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır ( 6100 s. HMK m.117/3). Hakim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder (6100 s. HMK m.164/3). Görüldüğü gibi yetki itirazı hakkında verilen ara kararın ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Davalı süresi içinde verdiği dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş, mahkemece bu itiraz ile ilgili karar verilmeden yargılamaya devam edilmiştir. Belirtilen yasal kurala uyulmadan, yetki itirazı ile ilgili olumlu ya da olumsuz karar verilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyize konu bölümlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09/11/2016 (Çrş.)
4. Hukuk Dairesi, 2015/5554 E., 2016/4490 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bunlardan birisi olan zamanaşımı savunması (def'i), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 142, 163 ve 164. maddeleri gereğince ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu nedenle reddedilir.
4. Hukuk Dairesi 2015/5554 E. , 2016/4490 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ...... ..... Şubesi vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğeri aleyhine 28/11/2012 gününde verilen dilekçe ile kurum zararının tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22/01/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili Avukat ... ile davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kurum zararının ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş;hüküm, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı personelinin usulsüz olarak kredi kullandırdığı iddiası ile uğramış olduğu kurum zararınının tahsilini talep etmiştir.
Davalılardan ... davanın esastan reddini, diğer davalı ... ise zamanaşımı def'inde bulunarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kurumu zarara uğrattığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yasalarda def'i, davalının yerine getirmesi gereken bir edimi, özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınması olanağı sağlayan bir hak olarak tanımlanmaktadır. Bunlardan birisi olan zamanaşımı savunması (def'i), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 142, 163 ve 164. maddeleri gereğince ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu nedenle reddedilir.
Davalılardan ...'un, dava dilekçesine verdiği yanıtlarda davanın zamanaşımına uğradığını savunduğuna göre yerel mahkemece, davalı yanın zamanaşımı savunması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılardan ... yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine olmadığına ve davalı ...'dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.