6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 170

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 170. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 170- (1) Tüzel kişiler adına, temsil yetkisine sahip kimseler isticvap olunur. (2) Ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse adına yapılmış bir işleme ilişkin olarak, o kişinin kanuni mümessili isticvap olunur. (3) Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz. İsticvap olunacak tarafın davet edilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2023/1932 E., 2023/3323 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
acağının, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda karar verildiğinin ve bozma kararı sonrası ıslah yapılabileceğine dair 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlük tarihinin karar tarihinden sonra olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz it
3. Hukuk Dairesi         2023/1932 E.  ,  2023/3323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/478 E., 2019/1182 K. DAVA TARİHİ : 15.09.2014 Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taşınmazda 01.06.2009 tarihli sözleşme uyarınca kiracı olan davalının 09.09.2009 tarihinde yaşanan sel felaketini gerekçe göstererek sözleşmeyi tek yanlı ve haksız olarak feshettiğini, tahliye tarihi itibariyle 18 günlük kira borcunun ödenmediğini, feshin haklı nedene dayanmadığını, mücbir sebep durumunda tarafların nasıl hareket edeceğinin sözleşmenin 14 üncü maddesinde tanımlandığını, davalının sözleşme hükmüne aykırı olarak konuyu hiçbir şekilde müzakere etmeden doğrudan sözleşmeyi feshetme yolunu tercih ettiğini, feshin sözleşme koşullarına uygun olmadığını, tahliye sırasında kiralanana zarar verildiğini ileri sürerek; anahtar teslim tarihi olan 18.01.2010 tarihi itibariyle 18 günlük kira alacağı, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000,00 TL hor kullanma tazminatı ve erken fesih nedeniyle 10.000 USD kira tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 09.09.2009 tarihinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle kiralananın zemin katının sular altında kaldığını, iletişim sektöründe faaliyet gösteren şirketin bütün iletişim sistemlerinin zarar gördüğünü, bu nedenle sözleşmenin üç ay öncesinden keşide edilen ihtarname ile 31.12.2009 tarihinde sonlandırıldığını, anahtarın notere bırakıldığını, feshin haklı nedene dayandığını, yaşanan sel felaketi nedeniyle taşınmazın kullanılamaz hale geldiğini, büyük kayıplar yaşadığını, kiralananın yakınında bulunan derenin her zaman için sel riski taşıdığını, bu riskin kiraya veren tarafından giderilmesinin mümkün olmadığını, hor kullanma iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bilirkişinin tespit ettiği zararın mücbir sebepten kaynaklandığını, kiralananı eski hale getirme yükümlülüğü olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.02.2013 tarihli ve 2011/256 E., 2013/39 K. sayılı kararıyla; kiralananın dere kenarında olup, sürekli sel tehdidi altında bulunması hususunun davalı için mücbir sebep oluşturduğu, davalı tarafın 3 ay öncesinden de fesih ihbarda bulunarak sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından haksız feshe dayalı tazminat talebinin reddi gerektiği, davacı tarafça yapılan tespitte taşınmazın boşaltılmış olduğunun bilindiği, davacı tarafın anahtarları teslim almadığı, bunun üzerine 31.12.2009 tarihli noter emanet tevdii tutanağı ile davaya taşınmazın anahtarlarının teslim edildiği anlaşıldığından 18 günlük kira bedel talebinin reddi gerektiği, taşınmazda zarar olduğunun tespit edildiği ancak ıslah olmadığıdından bilirkişi zarar hesabına ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle; taleple bağlı kalınarak, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL hor kullanma tazminatının kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 25.006.2013 tarihli ve 2013/7157 E., 2013/11038 K. sayılı ilamıyla; davacının tüm, davalının ise sair temyiz itirazları reddedilerek, kiralanana zarar verildiği iddiası ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, kiracının münhasıran kötü kullanımından kaynaklanan hasar ve zarardan sorumlu olduğu, iddia edilen zararın mücbir sebep kapsamında sel olayından ileri geldiğinin saptanması halinde davanın reddi gerektiği, bu durumda Mahkemece bilirkişiden yeni rapor alınarak varlığı saptanan hasarın hor kullanmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 12.11.2015 tarihli ve 2014/399 E., 2015/677 K. sayılı kararıyla; verilen kira sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle açılan tazminat davasının ve 18 günlük kira bedeli için açılan alacak davasının reddine, taşınmaza hor kullanım nedeniyle verildiği iddia olunan zarar nedeniyle açılan tazminat davasının kabulü ile 54.195,00 TL nin 07.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 11.02.2019 tarihli ve 2017/8319 E., 2019/921 K. sayılı ilamla; verilen ilk kararın lehine bozulan davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu, Mahkemece davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek daha yüksek miktarda tazminata hükmedildiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. C. Temyiz Olunan Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 E., 2016/1 K. sayılı ilamıyla; "Her ne sebeple verilirse verilsin, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarihli ve 1948-3 E., 1944-10 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının değiştirilmesine gerek olmadığına" karar verildiğinden, bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile kira sözleşmesinin haksız fesih nedeniyle açılan tazminat davasının ve kira bedelinin alacağı için açılan davanın reddine, hor kullanım nedeniyle oluşan tazminat talebinin kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın 07.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; yargılama sırasında yürürlüğe giren kanun değişikliği ile artık bozmadan sonra ıslahın mümkün olduğunu, yasal düzenleme ile ilk bozmanın araştırma bozması olup eksik incelmeye dayandığını ve davalı yararına bozma olmadığını, ilk kez ıslah hakkının kullanıldığını, 18 günlük kira alacağı ve haksız feshe dayalı 6 aylık kira tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat, kira alacağı ve hor kullanımdan kaynaklı tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 266 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bozma ilamı kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlere ilişkin yeniden inceleme yapılamayacağının, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda karar verildiğinin ve bozma kararı sonrası ıslah yapılabileceğine dair 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlük tarihinin karar tarihinden sonra olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (1)

12. Hukuk Dairesi, 2012/19755 E., 2012/37752 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 7. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
akemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklardAa öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir.Buna göre imzaya itiraz İcra ve İflas Kanunun'da özel olarak düzenlendiğine göre anılan itiraz hakkın
12. Hukuk Dairesi         2012/19755 E.  ,  2012/37752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/04/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi  tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlanıldığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçluların yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda borca itirazının yanında, sahtecilik suçundan C.Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek takibin iptali talep ettiği anlaşılmıştır.Ankara C.Başsavcılığı'nın 10.04.2012 tarih ve 2012/12736 Esas sayılı iddianamesinin incelenmesinde, borçlunun şikayeti üzerine alacaklı şirketin sahibi ve müdürlerinin resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmaları talebi ile Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı görülmüştür.6100 Sayılı HMK. nun 209/1. maddesinde; "Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme tabi tutulamaz" düzenlemesi yer almaktadır. Bu maddeyi kapsamı itibari ile ikiye ayırmak gerekir. Bunlardan birincisi senetteki imzanın inkar edilmesi, diğeri ise yazının inkarıdır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde, imzaya itiraz, İcra ve İflas Kanunun 170.maddesinde açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen, aynı takipler yönünden yazının sahteliği iddiası konusunda aynı kanunda özel bir hüküm mevcut değildir. İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklardAa öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir.Buna göre imzaya itiraz İcra ve İflas Kanunun'da özel olarak düzenlendiğine göre anılan itiraz hakkında bu kanunun 170.maddesinin uygulanması zorunlu olduğundan, imzanın inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulama yeri yoktur.Ne var ki sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumu İcra ve İflas Kanununda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekecektir.İmzaya itiraz hakkında uygulanması gereken İİK. nun 170/1.maddesi uyarınca itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz.Şu hale göre kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edilen senedin imza inkarı nedeni ile sahteliğinin iddia edilmesi halinde İİK. nun 170/1.maddesi uyarınca satış dışında hiçbir takip işlemi durmaz. Ancak sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayanması halinde ise 6100 Sayılı HMK. nun 209/1.maddesinin amir hükmü gereği icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü Cumhuriyet Savcılığı ya da mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK. nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır. Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve ivedi karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir. O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklama ve ilkeler doğrultusunda sahtelik iddiası değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken talebin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ  : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2012  gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, tüzel kişiler adına isticvap olunacak kişi kimdir?

A) Herhangi bir çalışan
B) Genel Müdür
C) Temsil yetkisine sahip kimseler
D) Avukat
E) Hissedarlar

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol