Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.
Senede karşı tanıkla ispat yasağı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
109 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2022/500 E., 2022/5503 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
nları alınmak suretiyle tutanak tutulduğunu, söz konusu inceleme neticesinde davalı şirket aleyhine bir yaptırım uygulanmadığı gibi mevzuata aykırılığın da tespit edilmediğini, dava dilekçesindeki iddiaların soyut ve dayanaksız olduğunu ve HMK'nin 200. ve 201. maddeleri gereğince yazılı belgelerle ispat edilmesinin zorunlu bulunduğunu belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep et
10. Hukuk Dairesi 2022/500 E. , 2022/5503 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Dava, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı avukatı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-İSTEM
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, 15/09/2016-03/07/2017 tarihleri arasında davalı şirkete ait okulda sınıf öğretmeni olarak çalıştığını, aldığı ücret aylık 3.000,00 TL olmasına rağmen Kuruma 1.500,00 TL civarında bildirildiğini belirtmek sureti ile sigorta primine esas eksik bildirilen kazanç miktarlarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının, ücretinin tamamının banka hesabına yatırıldığını, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde elden ödemenin söz konusu olmadığını, davacının işe girerken imzaladığı iş sözleşmesinde yazılı ücret miktarı ile imzalamış olduğu ücret bordrolarındaki yazılı ücret miktarlarının ve davacının banka hesabına davalı şirket tarafından yatırılan ücret miktarlarının aynı olduklarını ve kayıtların birbirini teyit ettiğini, davalı şirket hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulunca 14.09.2017 tarihinde inceleme yapıldığını ve çalışanların beyanları alınmak suretiyle tutanak tutulduğunu, söz konusu inceleme neticesinde davalı şirket aleyhine bir yaptırım uygulanmadığı gibi mevzuata aykırılığın da tespit edilmediğini, dava dilekçesindeki iddiaların soyut ve dayanaksız olduğunu ve HMK'nin 200. ve 201. maddeleri gereğince yazılı belgelerle ispat edilmesinin zorunlu bulunduğunu belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacı adına yapılan sigorta primine esas kazanç bildirimleri ile mevcut kayıtların uyumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Davacının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU
Davacı vekili davacının, davalı şirkette öğretmen olarak çalıştığını, sözleşmenin kurulması esnasında aylık 3.000,00 TL ücret karşılığı anlaşıldığını, ancak işverenin SGK'ya 1.500,00 TL civarında değişkenlik gösteren bildirimlerde bulunduğunu, davacı dahil 17 öğretmenin bu şekilde mağdur edildiğini, elden ödeme yöntemine karşı çıkılması halinde istifa edilebileceği ve bu halde de 10.000,00 TL tazminat ödemeleri gerekeceği öne sürülerek bu uygulamaya boyun eğilmesinin sağlandığını, elektronik ortamda elde edilen verilerin belge niteliği taşıması sebebi ile yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini, davalı işverene ait okulda çalışan öğretmenlere whatsapp grubundan maaşları hazır olduğunda gelen mesajlara, öğretmenlerin muhasebe önünde maaş kuyruğunda çektikleri videoya, tanık beyanlarına, elden para aldım yazılı imzalı antetli makbuzlara ve 17 eğitimci emekçinin haksız bir kazanım elde etmek uğruna bir araya gelerek dava açmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Uyuşmazlık; davacının, davalı işverene ait iş yerinde çalıştığı dönemdeki sigorta primine esas kazanç miktarlarının tespitine ilişkindir.
Hizmet akdine dayalı sigortalılık süresinin tespiti davalarının niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine imkan tanımasına karşılık, ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih ve 2005/21-409 E. 2005/413 K. sayılı, 19.10.2011 tarih ve 2010/10-480 E. 2010/523 K. sayılı, 19.06.2013 tarih ve 2011/10-608 E. 2011/649 K. sayılı, 19.06.2013 tarih ve 2012/10-1617 E. 2013/850 K. sayılı ilamlarında da açıkça belirtildiği üzere, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK'nin) 200. maddesinde yazılı olan sınırları aşan, ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı, HMK'nin 200. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş olmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatlanması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/05/2019 tarih ve 2015/21-1572 E. 2019/520 K. sayılı, 09/05/2019 tarih ve 2015/10-3339 E. 2019/542 K. sayılı kararları da bu yöndedir.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür.
Nitekim HMK'nin 200. maddesinde belirtilen sınırları aşan gerçek ücret iddiasının kural olarak yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu bulunması ve sigortalı ile işverenin herhangi bir nedenle üzerinde uzlaşabilecekleri ücret miktarına itibar edilmesi davanın kamu düzenine ilişkin olma niteliğine uygun düşmeyeceğinden işçilik alacaklarına ilişkin davada saptanan ücret miktarına itibar edilmesine de olanak yoktur.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 82. maddesinde; prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HMK'nin 200. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte herhangi bir önemi kalmayacaktır. Zira anılan maddeler uyarınca günlük kazançları belirtilen alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması hâlinde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.
5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür.
Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanunun 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bend gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı olan prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekir.
5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu özel öğretim kurumlarının çalışma usul ve esaslarını düzenleyen bir kanundur. Kanun özel okullarda çalıştırılacak personele ilişkin düzenlemeler yapmakla beraber, personelin özlük haklarının nasıl olması gerektiği yönünde dahil düzenlemeler yapmıştır. Nitekim yasanın 8. maddesinde; özel eğitim kurumlarında görev alacak öğrelmen ve personelin nitelikleri belirtilmiştir. Yasanın 9. maddesinde de özlük
haklarının nasıl olması gerektiği yönünde düzenlemeler yer almıştır.Buna göre Öğretmen ve özel okul arasında en az bir yıllık süreyi kapsayan yazılı iş sözleşmesi yapılır. Okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmi okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödemc tutarlarından az ücret verilemez.Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmi okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir. Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez.Kurumlardaki ek ders ücreti miktarı, resmi okullar için tespit edilen miktardan az olamaz. Ancak, resmi okul ve kurumlardan ücretli olarak görevlendirilenlere verilecek ek ders ücreti miktarı, resmi okullar için tespit edilen ek ders ücretinin iki katını geçemez.
Öte yandan Borçlar kanunu 401.maddesi İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür hükmünü amirdir.
Eldeki davada davacının bildirilen prime esas kazançları ile Milli Eğitim Müdürlüğü onaylı ücret sözleşmelerinde belirtilen ücretlerin, bu sözleşmenin bağlayıcı niteliği de dikkate alınıp 5580 sayılı yasa hükümleri değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2022/495 E., 2022/5501 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 6. İş Mahkemesi
tam metni aç
nları alınmak suretiyle tutanak tutulduğunu, söz konusu inceleme neticesinde davalı şirket aleyhine bir yaptırım uygulanmadığı gibi mevzuata aykırılığın da tespit edilmediğini, dava dilekçesindeki iddiaların soyut ve dayanaksız olduğunu ve HMK'nin 200. ve 201. maddeleri gereğince yazılı belgelerle ispat edilmesinin zorunlu bulunduğunu belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep et
10. Hukuk Dairesi 2022/495 E. , 2022/5501 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : ... 6. İş Mahkemesi
Dava, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinafın esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-İSTEM
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, 14/09/2016-03/07/2017 tarihleri arasında davalı şirkete ait okulda Almanca öğretmeni olarak çalıştığını, aldığı ücret aylık 2.000,00 TL olmasına rağmen Kuruma 1.450,00 TL civarında bildirildiğini belirtmek sureti ile sigorta primine esas eksik bildirilen kazanç miktarlarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının, ücretinin tamamının banka hesabına yatırıldığını, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde elden ödemenin söz konusu olmadığını, davacının işe girerken imzaladığı iş sözleşmesinde yazılı ücret miktarı ile imzalamış olduğu ücret bordrolarındaki yazılı ücret miktarlarının ve davacının banka hesabına davalı şirket tarafından yatırılan ücret miktarlarının aynı olduklarını ve kayıtların birbirini teyit ettiğini, davalı şirket hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulunca 14.09.2017 tarihinde inceleme yapıldığını ve çalışanların beyanları alınmak suretiyle tutanak tutulduğunu, söz konusu inceleme neticesinde davalı şirket aleyhine bir yaptırım uygulanmadığı gibi mevzuata aykırılığın da tespit edilmediğini, dava dilekçesindeki iddiaların soyut ve dayanaksız olduğunu ve HMK'nin 200. ve 201. maddeleri gereğince yazılı belgelerle ispat edilmesinin zorunlu bulunduğunu belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacı adına yapılan sigorta primine esas kazanç bildirimleri ile mevcut kayıtların uyumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Davacının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU
Davacı vekili, davacının, davalı şirkette öğretmen olarak çalıştığını, sözleşmenin kurulması esnasında aylık 2.000,00 TL ücret karşılığı anlaşıldığını, ancak işverenin SGK'ya 1.450,00 TL civarında değişkenlik gösteren bildirimlerde bulunduğunu, davacı dahil 17 öğretmenin bu şekilde mağdur edildiğini, elden ödeme yöntemine karşı çıkılması halinde istifa edilebileceği ve bu halde de 10.000,00 TL tazminat ödemeleri gerekeceği öne sürülerek bu uygulamaya boyun eğilmesinin sağlandığını, elektronik ortamda elde edilen verilerin belge niteliği taşıması sebebi ile yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini, davalı işverene ait okulda çalışan öğretmenlere whatsapp grubundan maaşları hazır olduğunda gelen mesajlara, öğretmenlerin muhasebe önünde maaş kuyruğunda çektikleri videoya, tanık beyanlarına, elden para aldım yazılı imzalı antetli makbuzlara ve 17 eğitimci emekçinin haksız bir kazanım elde etmek uğruna bir araya gelerek dava açmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını temyiz sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Uyuşmazlık; davacının, davalı işverene ait iş yerinde çalıştığı dönemdeki sigorta primine esas kazanç miktarlarının tespitine ilişkindir.
Hizmet akdine dayalı sigortalılık süresinin tespiti davalarının niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine imkan tanımasına karşılık, ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih ve 2005/21-409 E. 2005/413 K. sayılı, 19.10.2011 tarih ve 2010/10-480 E. 2010/523 K. sayılı, 19.06.2013 tarih ve 2011/10-608 E. 2011/649 K. sayılı, 19.06.2013 tarih ve 2012/10-1617 E. 2013/850 K. sayılı ilamlarında da açıkça belirtildiği üzere, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK'nin) 200. maddesinde yazılı olan sınırları aşan, ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı, HMK'nin 200. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş olmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatlanması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/05/2019 tarih ve 2015/21-1572 E. 2019/520 K. sayılı, 09/05/2019 tarih ve 2015/10-3339 E. 2019/542 K. sayılı kararları da bu yöndedir.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür.
Nitekim HMK'nin 200. maddesinde belirtilen sınırları aşan gerçek ücret iddiasının kural olarak yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu bulunması ve sigortalı ile işverenin herhangi bir nedenle üzerinde uzlaşabilecekleri ücret miktarına itibar edilmesi davanın kamu düzenine ilişkin olma niteliğine uygun düşmeyeceğinden işçilik alacaklarına ilişkin davada saptanan ücret miktarına itibar edilmesine de olanak yoktur.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 82. maddesinde; prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HMK'nin 200. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte herhangi bir önemi kalmayacaktır. Zira anılan maddeler uyarınca günlük kazançları belirtilen alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması hâlinde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.
5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür.
Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanunun 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bend gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı olan prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekir.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu özel öğretim kurumlarının çalışma usul ve esaslarını düzenleyen bir kanundur. Kanun özel okullarda çalıştırılacak personele ilişkin düzenlemeler yapmakla beraber, personelin özlük haklarının nasıl olması gerektiği yönünde dahi düzenlemeler yapmıştır. Nitekim yasanın 8. maddesinde; özel eğitim kurumlarında görev alacak öğrelmen ve personelin nitelikleri belirtilmiştir. Yasanın 9. maddesinde de özlük haklarının nasıl olması gerektiği yönünde düzenlemeler yer almıştır. Buna göre Öğretmen ve özel okul arasında en az bir yıllık süreyi kapsayan yazılı iş sözleşmesi yapılır. Okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmi okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödemc tutarlarından az ücret verilemez.Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmi okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir. Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez. Kurumlardaki ek ders ücreti miktarı, resmi okullar için tespit edilen miktardan az olamaz. Ancak, resmi okul ve kurumlardan ücretli olarak görevlendirilenlere verilecek ek ders ücreti miktarı, resmi okullar için tespit edilen ek ders ücretinin iki katını geçemez.
Öte yandan Borçlar kanunu 401. maddesi işveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür hükmünü amirdir.
Eldeki davada Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce dosyaya sunulan 30.10.2015 Tarihli “Özel Eğitim Kurumlarında Görev Alan Eğitim Personeline Ait İş Sözleşmesi Formu” na göre tarafların brüt 1.678,53 TL aylık ücret ve 20 ders sayısı ile 30.10.2016 tarihli “Özel Eğitim Kurumlarında Görev Alan Eğitim Personeline Ait İş Sözleşmesi Formu" na göre tarafların Brüt 2.247,00 TL aylık ücret ve 20+10 ders sayısı ile anlaşma yapmış oldukları, davacının bildirilen prime esas kazançları ile sözleşmede belirtilen brüt ücret tutarları arasında farklılık olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığınca onaylı ücret sözleşmelerinin bağlayıcı niteliği de dikkate alınıp 5580 sayılı Yasa hükümleri değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2023/10289 E., 2023/12038 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varVan Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
nu, davalı tanığının beyanında davacının bu belgeyi kredi çekmek için istediğini, bu konuda yönetici konumunda olan tanığı belgeyi düzenlemesi konusunda zorladığını, bu belgenin talebi üzerine düzenlendiğinin açık olduğunu, ispat açısından HMK 200 inci maddesinde yazılı sınırı aşan miktarların yazılı delil ile ispatı gerektiğini, dosyada tanık beyanı dışında yazılı delil bulunmamasına rağmen tanık
10. Hukuk Dairesi 2023/10289 E. , 2023/12038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/44 E., 2023/935 K.
KARAR : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Van 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/255 E., 2021/492 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı yanında 02.05.2016 tarihinden 13.02.2019 tarihine kadar fizyoterapist olarak olarak çalıştığını, müvekkilinin çocukların rehabilite edildiği rehabilitasyon merkezinde haftanın 5 günü sabah 08:00 ile 17:00 arasında çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı süre içerisinde hiç yıllık izin kullanmadığını, doğum izninin de kullanıldırıldığını, bunlara rağmen müvekkiline yıllık ücretli yasal haklarının ödenmediğini, müvekkilinin davalı iş yerinde çalıştığı en son dönemde aylık 5.000.00 TL maaş aldığını ancak çalıştığı süre boyunca asgari ücretin çok üstünde maaş almasına rağmen primlerinin SGK'ya asgari ücret olarak bildirildiğini belirterek açıklanan nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin sigorta prim kazancının gerçek maaşına göre yeniden düzenlenmesi ve SGK'ya yatırılması için hizmet tespit davasının kabulüne, 100,00 TL kıdem tazminatı, 100,00 TL ücret ve 100,00 TL yıllık izin alacağı olmak üzere toplam 300,00 TL'nin bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konması gerektiğini, davacının dava açmadan önce müvekkili Kuruma müracaat etmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili ile akdettiği iş sözleşmesini süresi dolmadan başka bir Kurumla anlaşmasından dolayı tek taraflı olarak ve haksız bir şekilde feshettiğini, davacının son ay maaşının 5.000,00 TL olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın tek taraflı olarak haksız bir şekilde iş akdini feshederek müvekkili kurumu mağdur ettiği gibi aynı zamanda iş etiğine aykırı olarak müvekkili şirkette kaydı devam eden bir kısım öğrencileri yeni anlaştığı rehabilitasyon merkezine götürerek müvekkilini zarara uğrattığını, davacı tarafın iyi niyet kurallarına aykırı olarak hareket ettiğini belirterek açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davanın kabulü ile
-Davacının, davalı Özel ... Zihinsel Engelliler Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi İnş. ve San. Tic. Ltd. Şti. yanındaki çalışmalarına ilişkin olarak SGK'ya bildirilmesi gereken aylık PEK tutarlarınının ve dönemlerinin,
2011 yılı Eylül ayındaki 26 gün için brüt 3.319,38 TL,
2011 yılı Ekim ayında aylık brüt 3.830,06 TL,
2011 yılı Kasım ayındaki 15 gün için brüt 1.915,03 TL,
2012 yılı Mart ayındaki 10 gün için brüt 1.352,19 TL,
2012 yılı Nisan ayında aylık brüt 4.056,57 TL,
2012 yılı Mayıs ayında aylık brüt 4.056,57 TL,
2012 yılı Haziran ayında aylık brüt 4.056,57 TL,
2012 yılı Temmuz ayında aylık brüt 4.303,67 TL,
2012 yılı Ağustos ayında aylık brüt 4.303,67 TL,
2012 yılı Eylül ayında aylık brüt 4.303,67 TL,
2012 yılı Ekim ayında aylık brüt 4.303,67 TL,
2012 yılı Kasım ayında aylık brüt 4.303,67 TL,
2012 yılı Aralık ayında aylık brüt 4.303,67 TL,
2013 yılı Ocak ayında aylık brüt 4.478,01 TL,
2013 yılı Şubat ayında aylık brüt 4.478,01 TL,
2013 yılı Mart ayında aylık brüt 4.478,01 TL,
2013 yılı Nisan ayında aylık brüt 4.478,01 TL,
2013 yılı Mayıs ayında aylık brüt 4.478,01 TL,
2013 yılı Haziran ayında aylık brüt 4.478,01 TL,
2013 yılı Temmuz ayında aylık brüt 4.634,72 TL,
2013 yılı Ağustos ayında aylık brüt 4.634,72 TL,
2013 yılı Eylül ayında aylık brüt 4.634,72 TL,
2013 yılı Ekim ayında aylık brüt 4.634,72 TL,
2013 yılı Kasım ayında aylık brüt 4.634,72 TL,
2013 yılı Aralık ayında aylık brüt 4.634,72 TL,
2014 yılı Ocak ayında aylık brüt 4.900,83 TL,
2014 yılı Şubat ayında aylık brüt 4.900,83 TL,
2014 yılı Mart ayında aylık brüt 4.900,83 TL,
2014 yılı Nisan ayında aylık brüt 4.900,83 TL,
2014 yılı Mayıs ayında aylık brüt 4.900,83 TL,
2014 yılı Haziran ayında aylık brüt 4.900,83 TL,
2014 yılı Temmuz ayında aylık brüt 5.189,12 TL,
2014 yılı Ağustos ayında aylık brüt 5.189,12 TL,
2014 yılı Eylül ayında aylık brüt 5.189,12 TL,
2014 yılı Ekim ayında aylık brüt 5.189,12 TL,
2014 yılı Kasım ayında aylık brüt 5.189,12 TL,
2014 yılı Aralık ayında aylık brüt 5.189,12 TL,
2015 yılı Ocak ayında aylık brüt 5.497,99 TL,
2015 yılı Şubat ayında aylık brüt 5.497,99 TL,
2015 yılı Mart ayında aylık brüt 5.497,99 TL,
2015 yılı Nisan ayında aylık brüt 5.497,99 TL,
2015 yılı Mayıs ayında aylık brüt 5.497,99 TL,
2015 yılı Haziran ayında aylık brüt 5.497,99 TL,
2015 yılı Temmuz ayında aylık brüt 5.827,46 TL,
2015 yılı Ağustos ayında aylık brüt 5.827,46 TL,
2015 yılı Eylül ayında aylık brüt 5.827,46 TL,
2015 yılı Ekim ayında aylık brüt 5.827,46 TL,
2015 yılı Kasım ayında aylık brüt 5.827,46 TL,
2015 yılı Aralık ayında aylık brüt 5.827,46 TL,
2016 yılı Ocak ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Şubat ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Mart ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Nisan ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Mayıs ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Haziran ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Temmuz ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Ağustos ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Eylül ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Ekim ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Kasım ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2016 yılı Aralık ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Ocak ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Şubat ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Mart ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Nisan ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Mayıs ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Haziran ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Temmuz ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Ağustos ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Eylül ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Ekim ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Kasım ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2017 yılı Aralık ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Ocak ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Şubat ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Mart ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Nisan ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Mayıs ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Haziran ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Temmuz ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Ağustos ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Eylül ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Ekim ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Kasım ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2018 yılı Aralık ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2019 yılı Ocak ayında aylık brüt 6.993,89 TL,
2019 yılı Şubat ayındaki 13 gün için brüt 3.030,69 TL olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı ve davalı Özel ... Zihinsel Engelliler Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi İnşaat ve San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporun ispat külfeti takdir mahkemeye ait olmak üzere 2010 Kasım TÜİK verilerine göre katsayı belirlenerek karar verildiğini, prime esas kazanç davalarının hizmet tespiti davalarının aksine geniş ispat serbestisinin bulunmadığını, bu davalarda yazılı delil veya delil başlangıcı bulunmaksızın tek başına tanık anlatımları ile belirlenen ücretin kabulünün mümkün olmadığını, kuruma bildirilen kazancın üzerindeki ücret iddiasının hukuksal geçerliliğe sahip düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları ve ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanabileceğini, yazılı delil ve ispat sınırı altında kalan miktarlar yönünden tanık dinlenebileceğini, bu miktarı aşan durumda ise yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, TÜİK kayıtları ile sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, yazılı delil bulunmadığını, emsal ücret araştırmasında Türk Tabipler Birliği Van-Hakkari odası cevabında belirleme yapılmadığını, fizyoterapistler derneği tarafından verilen cevapta asgari ücret tarifesi bulunmadığını, TÜİK verilerine atıf yapıldığını, kriterlere göre değişiklik yapılabileceğini, bu nedenle ispat sınırını aşan miktarların kabulünün mümkün olmadığını, davacının kredi çekmek amacıyla ilgili makama sunulmak üzere verilen belgenin her zaman düzenlenmesinin mümkün belge olduğunu, bu belgenin ücret ispatında yazılı belge veya yazılı delil başlangıcı olarak kabulünün mümkün olmadığını, tanık beyanlarının 2012-2013-2014 yıllarına ilişkin ücret yönünde olduğunu, davacının dosyaya sunulan evrakta 2016 yılında da 5.000 TL aldığının belirtildiği, davacı tanıklarının ve davacının 5.000 TL aldığı yönündeki beyanlarının işçinin 7-8 yıl 5.000 TL maaş ile çalışmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafça ücret miktarının ispat edilemediğini, beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada toplanan deliller yetersiz olduğunu, davacının sadece tanık deliline dayandığını, kararın yeteri kadar yasal dayanağı barındırmadığını, tanık beyanına göre davacının 2012 yılından 2019 yılına kadar 5.000 TL ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kredi çekmek için işveren tarafından verilen belgelenin her zaman düzenlenebilecek evrak olduğunun kabul edildiği halde başka bir somut delil bulunmaksızın kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tanığının beyanında davacının bu belgeyi kredi çekmek için istediğini, bu konuda yönetici konumunda olan tanığı belgeyi düzenlemesi konusunda zorladığını, bu belgenin talebi üzerine düzenlendiğinin açık olduğunu, ispat açısından HMK 200 inci maddesinde yazılı sınırı aşan miktarların yazılı delil ile ispatı gerektiğini, dosyada tanık beyanı dışında yazılı delil bulunmamasına rağmen tanık deliline dayalı şekilde düzenlenen rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu hususta Yargıtay kararlarının açık ve istikrarlı olduğunu, alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve denetime elverişli olmadığını, hakimin davayı aydınlatma ve gerçeği bulma görevinin bulunduğunu, hak düşürücü sürenin oluştuğunu, bordro tanıklarının dinlenmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İnceleme konusu somut olayda; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda TÜİK 2010 yılı dönemine oranlama yapılarak prime esas kazanç tespitinin yapıldığı, ancak dosyada tanık anlatımları dışında davacının iddia ettiği 5.000 TL ücretin bulunduğu yönünde yazılı delil, banka ödeme belgesi vb. Belgelerin bulunmadığı, davacının kredi çekmek amacıyla işveren tarafından bankaya verilen belgenin her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması nedeniyle yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı olarak kabulünün mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Dairemizce davacının asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiş ise de hizmet döküm cetvelleri, davalı şirkete ait iş yeri kayıtları ve bordrolar, Milli Eğitim Bakanlığı kayıtları, emsal ücret araştırma tutanakları, Yargıtay içtihatlarında belirtilen mahkememizce yapılan araştırmalar ve tüm dosya kapsamının tetkik edilmesi neticesinde, mahiyeti prime esas asgari kazanç tespitine ilişkin davalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200 maddesinde yazılı sınırları aşan, ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunduğu, üzere ücret miktarı HMK 200 üncü maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatının mümkün olduğu, yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesi mümkün olduğu, hizmet sözleşmesi niteliği gereği devri edim sözleşmelerden olup, sözleşmenin belirsiz süreli olduğu durumlarda ise ücrete ilişkin ihtilafta tanıkla ispatın sınırının 1 yıllık ücret üzerinden belirlenmesi gerektiği, davacının iddia ettiği prime esas asgari kazanç ücret miktarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen miktar sınırını aştığı, tanıkların bilgisi ve görgüsüne başvurulduğu, ancak dosya kapsamında davacının iddiasını ispatlayacak yazılı delil başlangıcı bulunmadığı gibi dosyaya getirtilen TÜİK emsal araştırmalarının hükme esas alınmasının tek başına mümkün olmadığı anlaşıldığından yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda usulünce ispat edilemeyen prime esas kazanç iddiası bakımından ret karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır." gerekçelerine dayalı olarak "A-Davalı şirket vekili ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Van 2. İş Mahkemesinin 29/09/2021 tarih ve 2020/255 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
B-Davanın reddine," karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; emsal ücrete ilişkin yapılan araştırma sonucu elde edilen verilerin, davacının prime esas kazancının asgari ücrette olmadığının en açık kanıtı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 80 inci madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgisinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2013/22980 E., 2014/5976 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya 4. İş Mahkemesi
tam metni aç
HMK 200. maddesi, Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat ol
10. Hukuk Dairesi 2013/22980 E. , 2014/5976 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Antalya 4. İş Mahkemesi
Tarihi :28.11.2012
No :2009/959-2012/692
Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı B. Emlak Gıda Tur. Tek. Deri. Ev Alet. İmal. San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Yasemin Karabulut tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 20.10.2007-10.10.2007 tarihler arasında 1000 TL ücret karşılığında kahvaltı şefi olarak çalıştığının tespitini istemiştir. Hizmet cetvelinde, davacının davalı işyeri tarafından 20.10.2007-01.10.2007 tarihler arasında asgari ücret karşılığı çalışmalarının bildirildiği sabittir. Mahkemece , emsal ücret araştırması neticesinde, davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde 20.07.2007 - 10.10.2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı ve sigortalı olarak aylık 1000.TL ücret karşılığı çalıştığının tespitine hükmedilmiştir. Hizmet tespitine dair kurulan hükümde, bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, uyuşmazlık konusu husus, davacının çalıştığı dönemde prime esas kazancının gerçek ücretten tespiti konusunda yeterli araştırma yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağını, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesi teşkil etmektedir. Anılan maddede “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” hükmü yer almaktadır. Bilindiği üzere, belli bir dönemdeki çalışmaların tespiti istemini içeren hizmet tespiti davası, dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olmasa da, 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesinde de düzenlendiği üzere, özünde prime esas kazançlarının ve prim ödeme gün sayılarının tespiti talebini de içerir. Mahkemenin hizmet tespitine ilişkin ilamı ise, işverenin Kuruma vermediği bildirgeler yerine geçecek belge niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme dava sonunda vereceği kararda, tespit edilen dönem için aylar itibariyle prim ödeme gün sayıları ile 506 sayılı Kanun’un 77.maddesine göre hesaplanacak olan ‘o dönemdeki’ bir günlük ücreti de belirtecektir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bununla birlikte hizmet tespitine yönelik davalarda, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı S.. B..na, davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 Esas, 2005/413 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. HMK 200. maddesi, Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar ve değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz, demekle, Kanunda ispat sınırı olarak gösterilen belli tutarı aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar kural olarak yalnız senetle ispat edilebilir. Bu kaidenin istisnaları bulunmakta olup somut olayda ise bir istisna bulunmamakla birlikte senetle ispat şartı geçerlidir. Bir hukuki işlemin senetle ispatının gerekip gerekmediği o hukuki işlemin tümünün değerine göre belirlenir. Buna göre de, Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200.maddesi) belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla , işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları , banka kayıtlar , ticari defter kayıtları , ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar içinse tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa da tanık dinletilmesi mümkündür. 506 sayılı Kanun’un 78.maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288. (HMK m. 200) maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanun’un 78.maddesine göre, “....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır”. ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı B. Emlak Gıda Tur. Tek. Deri. Ev Alet. İmal. San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan B. Emlak Gıda Tur. Tek. Deri. Ev Alet. İmal. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine 17.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2022/6084 E., 2023/1302 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davalı şirket vekili, kabul anlamına gelmemek üzere, ücret miktarının HUMK M.288 (HMK M. 200) maddesinde belirtilen sınırları aşması halinde, tespiti gereken gerçek ücretin, aylık ücreti gösteren imzalı para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları veya ücret bordroları gibi belgelerle ispatı ile mümkün olduğunu, davacının, müvekk
10. Hukuk Dairesi 2022/6084 E. , 2023/1302 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1298 E., 2022/518 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/272 E., 2020/151 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazanç ve itibari hizmet süresi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren nezdinde geçen ve bildirilen 2007/Mart- 2011/Aralık ayları arasındaki çalışmalardan (bu aylar dahil olmak üzere) 506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesi kapsamında itibari hizmet süresi kapsamında bildirilmeyen hizmetlerin itibari hizmet süresi kapsamında geçtiğinin ve yine bu çalışmalara ait gerçek prime esas kazancının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davacı itibari hizmet süresi tespiti talebini 17.07.2018 tarihinde takip etmeyeceğini bildirdi.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili, kabul anlamına gelmemek üzere, ücret miktarının HUMK M.288 (HMK M. 200) maddesinde belirtilen sınırları aşması halinde, tespiti gereken gerçek ücretin, aylık ücreti gösteren imzalı para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları veya ücret bordroları gibi belgelerle ispatı ile mümkün olduğunu, davacının, müvekkil şirkette 24.01.2003 tarihinde parlamento muhabiri olarak çalışmaya başladığını ve 31.03.2016 fesih tarihine kadar çalıştığını, çalıştığı süre boyunca her ay çalışmalarına karşılık ücretlerin banka hesabına yatırılarak ödendiğini, yatırılan tutar üzerinden de SGK primlerinin tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, davacının maaş bordrolarını imzaladığı mutabık kalınan ücrete ve tüm bordro içeriğine itirazı olmadığını, SGK primlerinin eksik yatırılmadığını, 2007 Mart ayından sonra aylık net ücretlerinin 2.250,00 TL'ye çıkarıldığı hususu ile ücret bordrolarında sözde fazla mesai adı altında düzenlenmiş yol ve yemek ücret ödemelerine ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, müvekkil şirket ile davacı arasında imzalanan iş sözleşmesinde ücretin her ay brüt 1.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, davacının tespitini istediği çalışma sürelerinin, itibari hizmet süresinden sayılarak bu sürelerden yararlandırılmasına ilişkin taleplerinin gerekli şartlar oluşmadığından reddi gerektiğini, işveren aleyhine dava açan davacı tanıklıklarına itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, davacının davalı işverene ait işyerinde kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını kurum kayıtları ile davanın çeliştiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2-Davacının 01.03.2007-31.12.2010 tarihleri arası prime esas kazanç tespiti talebinin kabulüne,
2-Bilirkişinin 18.12.2017 tarihli raporundaki 2. maddede belirtilen çizelge,
Mart 2007-Aralık 2010 tarihleri arası prime esas kazanç tablosu,
Mart 2007 Ayında 1.666,25TL daha ek SPEK
Nisan 2007 Ayında 1.659,99TL daha ek SPEK
Mayıs 2007 Ayında 1.666,25TL daha ek SPEK
Haziran 2007 Ayında 1.665,25TL daha ek SPEK
Temmuz 2007 Ayında 1.766,64TL daha ek SPEK
Ağustos 2007 Ayında 1.772,90TL daha ek SPEK
Eylül 2007 Ayında 1.772,90TL daha ek SPEK
Ekim 2007 Ayında 1.776,64TL daha ek SPEK
Kasım 2007 Ayında 1.772,90TL daha ek SPEK
Aralık 2007 Ayında 1.766,64TL daha ek SPEK
Ocak 2008 Ayında 1.883,82TL daha ek SPEK
Şubat 2008 Ayında 1.877,56TL daha ek SPEK
Mart 2008 Ayında 1.883,82TL daha ek SPEK
Nisan 2008 Ayında 1.877,56TL daha ek SPEK
Mayıs 2008 Ayında 1.883,82TL daha ek SPEK
Haziran 2008 Ayında 1.852,52TL daha ek SPEK
Temmuz 2008 Ayında 2.027,44TL daha ek SPEK
Ağustos 2008 Ayında 2.008,66TL daha ek SPEK
Eylül 2008 Ayında 2.008,66TL daha ek SPEK
Ekim 2008 Ayında 1.996,14TL daha ek SPEK
Kasım 2008 Ayında 1.996,14TL daha ek SPEK
Aralık 2008 Ayında 2.027,44TL daha ek SPEK
Ocak 2009 Ayında 2.136,63TL daha ek SPEK
Şubat 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Mart 2009 Ayında 1.997,06TL daha ek SPEK
Nisan 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Mayıs 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Haziran 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Temmuz 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Ağustos 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Eylül 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Ekim 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Kasım 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Aralık 2009 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Ocak 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Şubat 2010 Ayında 2.003,20TL daha ek SPEK
Mart 2010 Ayında 2.003,20TL daha ek SPEK
Nisan 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Mayıs 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Haziran 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Temmuz 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Ağustos 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Eylül 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Ekim 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Kasım 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
Aralık 2010 Ayında 2.142,89TL daha ek SPEK
3-Davacının 01.01.2011-31.12.2011 ve sonrası prime esas kazanç talepleri ile itibari hizmet süresi taleplerinin reddine,..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının dosyada mevcut ücret bodrolarından da görüldüğü üzere Aralık 2006 tarihine kadar tüm bordroların imzalı, Ocak 2007’den Aralık 2011 tarihine kadar da ücretlerinin tamamının banka hesabına yatırıldığını, davacının herhangi bir yazılı delil sunmadığını, davasını ispatlayamadığını, dava konusu yapılmayan önceki dönemlerde de düşük ücret aldığı ve buna ilişkin imzalı belgelerin bulunduğunu, ücret değişikliğinin nedeninin davalı şirketin geçirdiği hukuki süreç ve zorunlu iş değiştirmesi ile ilgili olduğunu, davanın reddi gerektiğini, ayrıca kuruma başvuru koşulunun da dava açıldıktan sonra tamamlanamayacağını, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı kurum vekili, davanın haksız olduğunu ve kanıtlanamadığını, reddi gerektiğini, ücret alma iddialarının yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yukarıda yapılan açıklamalara göre, davacının davasını ispata yönelik yazılı belge bulunmamakta ise de imzalı ücret bordrosu da bulunmadığı, davalı nezdinde parlamento muhabiri olarak çalıştığı, hüküm altına alınan tarihler dışında prime esas kazancının yüksek bildirildiği, oda kayıtları ve tanık beyanlarının anlatımını doğruladığı, davalı tarafça da parlamento muhabiri olarak çalışmalarının doğrulandığı, davacının yüksek ücret alırken kıdem ve pozisyonuna göre ücretinin düşmüş olmasının olağan olmadığı, ücrete ilişkin sunulan yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belge, oda kayıtları, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre davacının hüküm altına alınan tarihler arasında da yüksek ücretle çalıştığı sabittir..." gerekçesi ile davalı şirket vekili ile davalı kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilleri istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 77, 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
İnceleme konusu davada davacı, 2007/Mart-2011/Aralık arası ve bu aylar dahil olmak üzere aylık 2250,00 TL ücret aldığını, prime esas kazancının buna göre tespitini talep ettiği, Mahkemece davacının 01.03.2007-31.12.2010 tarihleri arasındaki prime esas kazancı tespit talebini, davacının ücret ödemelerini gösterir banka kayıtlarının incelenmesinde 2007/Mart ayı öncesi davacıya ödenen ücretin hayatın olağan akışına aykırı olarak bir ay sonra 2.5 kat düşük ödenmesi beklenemeyeceği gerekçesi ile, 2007/Mart-2010/Aralık ayı için 2007/Ocak ayı ücret ödemesinin asgari ücrete oranı esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporuna göre, 2011/Ocak ayı itibariyle davacıya ödenen ücretin aynen bildirildiği kabulü ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayıl Kanun'un 86 ıncı maddenin 9 uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelerine göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Otomobil tutkunu Ceyda, çok istediği klasik bir aracı satın almak için 250.000 TL'ye ihtiyaç duymaktadır. Finansal durumu kredi çekmeye uygun olmayan Ceyda, ablası Derya'dan yardım ister. Derya, borsadaki hisselerini satarak elde ettiği 250.000 TL'yi, ileride geri ödemesi koşuluyla Ceyda'ya verir. Aralarındaki yakın akrabalık ilişkisine güvenerek herhangi bir yazılı sözleşme yapmazlar. Ceyda aracı satın alır ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen borcunu ödemez. Bunun üzerine Derya, Ceyda'ya karşı alacağının tahsili için dava açar. Bu hukuki uyuşmazlığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Derya'nın parayı hisse senedi satışından elde etmiş olması, alacak davasının dinlenebilmesi için ön şarttır ve bu durumun mutlaka yazılı delillerle kanıtlanması gerekir.
B) Taraflar arasındaki borç ilişkisinin değeri kanuni sınırı aştığı için, Derya'nın iddiasını yazılı bir delil olmadan ispatlaması hukuken olanaksızdır.
C) Derya, abla-kardeş arasındaki bu hukuki işleme ilişkin iddiasını tanık dinleterek ispat etme hakkına sahiptir.
D) Bu davada ispat yükü ters dönmüş olup, Ceyda borçlu olmadığını ispat etmekle yükümlüdür.
E) Borç ilişkisi bir taşıt alımına yönelik olduğundan, aralarındaki ödünç sözleşmesinin de resmi şekilde yapılması gerekirdi.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.