6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 206

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 206. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 206- (1) Okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır. (2) (Ek:22/7/2020-7251/21 md.) Okuma ve yazma bildiği hâlde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır. (3) İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir. (4) Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerce onaylanacak veya düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.[22] Senette çıkıntı, kazıntı ve silinti

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/461 E., 2024/903 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
bu nedenle muvafakatnamedeki imzasının geçerli olmadığını iddia etmiş ise de kendi iddiasına göre okuma yazma bilmediği halde davalının delil olarak sunduğu muvafakatnameyi imzalamış olduğundan, belgenin sahteliği de ileri sürülmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddenin birinci maddesine dayanılamaz.
2. Hukuk Dairesi         2024/461 E.  ,  2024/903 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2023/313 E., 2023/426 K. DAVA TARİHİ : 27.06.2019 KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ipoteğin kaldırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ...'ın sağlığında Şirinevler Mahallesi 665....No:14 Altınordu Ordu adresinde bulunan ve tapuda Ordu İli Altınordu İlçesi Şahincili Mahallesi 1575 Ada 20 parselde kayıtlı 6 numaralı bağısız bölümün maliki olduğunu müvekkilinin eşi vefat edene kadar son dokuz yıl bu taşınmazda ikamet ettiğini, müvekkilinin başka meskeni olmadığını, vefat eden eşin müvekkilinden habersiz evlilik birliği içerisinde edindikleri bu taşınmazı yalnız kendi adına tescil ettirmesi ve vefatından önce de oğlunun kullandığı kredi için ipotek vermesi nedeniyle müvekkilinin tek konutundan mahrum kalacağını, müvekkili ile görüşmelerinde müvekkilinin bazı evraklara imza atmışsa da esasen okuma yazma bilmediğinden ve hayatında hiç okula gitmediğinden neye imza attığını bilmediğini bu nedenle de ipoteğin tesisi için atılan imzaların geçersiz olduğunun açık olduğunu, söz konusu konutun Ordu İcra Müdürlüğünün 2019/1639 Esas sayılı dosyasında 20.06.2019 tarihinde yapılan ihale ile satışa çıktığını neticesinde alacaklı bankanın alacağına mahsuben müvekkilinin tek ikametini aldığını, iş bu satışın neticesinde tescilin bankaya geçmesi halinde müvekkilin gereksinim duyduğu barınma ihtiyacını karşılayamaz hale gelmesine yol açacağını, davalı banka tarafından da eksper raporu alındığını ve bu rapor alındığında taşınmazın aile konutu olduğunun anlaşılmamasının söz konusu olmadığını, tapuda aile konutu şerhi olmasa da bunu bilebilecek durumda olan veya bilen kişinin iyi niyetinin bulunduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla eşin açık rızası alınmadan yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulunca da açıkça ifade edildiği üzere geçerli olduğunu kabul etmenin imkansız olduğunu arz edilen nedenlerle taşınmaz tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasına ve taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde özetle; Ordu Tapu Müdürlüğünün 30.01.2012 tarih ve 1093 yevmiye numaralı Resmi Senedi gereğince davacının eşi ... adına kayıtlı davaya konu taşınmazın davacının oğlu ve bu davada diğer davalı olan ...'ın müvekkili banka nezdinde açılmış ve açılacak bilcümle hesap ve sair tüm işlemlerden doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak müvekkili banka lehine 260.000,00 TL bedelli ve 1. derecede ipotek ettirildiğini, Ordu İcra Müdürlüğünün 2019/1639 Esas sayılı dosyasında asılları bulunan ve ekte sundukları ipotek belgesi ve resmi senet gereğince müvekkili bankanın ipotek alacaklısı olduğunu, bahsi geçen ipotek tesisi işlemi esnasında ekte sunulan 30.01.2012 tarihli Gayrimenkul Malikinin Eşinden Alıncak Muvafakatname adlı belgeden de açıkça anlaşılacağı üzere müvekkili banka tarafından malik ...'ın eşi olan davacıdan muvafakatname alındığını bu bakımdan davacı yanın beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/18489 Esas ve 2014/3970 Karar sayılı ilamında davacının ipotek işlemine muvafakat vermesi nedeniyle davacının reddi gerektiğinin hükme bağlandığını, müteveffa ...'ın 04.09.2016 tarihinde vefat ettiğini Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.03.2015 tarih ve 2014/9016 Esas ve 2015/5407 Karar sayılı ilamında evliliğin ölüm ile sona ermesi nedeniyle dava konusu taşınmazın aile konutu olma niteliğini kaybettiğini, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davacı ve müteveffa eşinin uzun bir süredir Karakoca Mahallesi Mehmet Efendi Sok. No:21 Ulubey Ordu adresinde ikamet ettiğinin sunulan mernis bilgilerinden anlaşıldığını dava konusu taşınmazda davalı ... ve eşinin yaşadığını, arz edilen nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ...'a dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak davalı ...'ın davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacı vekilinin dava dilekçesi ile davalının eşi ...’ın Ordu İli Altınordu İlçesi Şahincili Mahallesi 1575 ada 20 parselde kayıtlı 6 nolu bağımsız bölümün maliki olduğu, davalının ölüm tarihine kadar davacı ile bu taşınmazda yaşadıklarını ve aile konutu olarak kullandıkları, davalı Hüseyin’in davalı bankadan kullandığı krediye karşılık olarak taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, davacının da okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığı, davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, yapılan ihale neticesinde taşınmazın davalı bankaya satıldığı, kurulan ipoteğin taşınmazın aile konutu vasfında olması ve davacının muvafakatinin alınmaması sebebi ile geçersiz olduğu beyanıyla ipoteğin kaldırılmasını ve taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasını talep ve dava ettiği, davalı banka vekilinin öncelikli olarak davanın reddini savunduğu ve ihalenin kesinleşmesi ile davanın konusuz kaldığını beyan ettiği, nüfus kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının eşi ...'ın 04.09.2016 tarihinde vefat ettiği, yargılamaya konu icra takibinin ise 2019 yılında başlatıldığı, davacı eşinin vefatı ile aile konutuna dair iddiada bulunma hakkını kaybettiği, tüm bu sebeplerle davacının dava açma açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.3.2021 tarih, 2020/1183 Esas, 2021/862 Karar sayılı kararıyla; dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 13.10.2021 tarihli, 2021/4578 Esas ve 2021/7239Karar sayılı kararıyla aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlı olduğu, bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işleminin geçersiz olduğu, evlilik sadece boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194 üncü maddesinin aile konutuna sağladığı korumanın sona erdiği, aile konutu ile ilgili malik olmayan eş yararına getirilen koruma malik eş sağ iken başlayıp, malik eşin ölümünden sonra da devam ettiği, geçerli bir işlemin olmadığının kabul edildiği hallerde, malik olan eşin ölümünün bu işleme hukukilik kazandırmasının düşünülemeyeceği, malik olmayan eşin bu davayı açmaktaki hukuki yararının malik eşin ölümünden sonra da devam etmekte olduğu, bu anlamda malik eşin dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra ölmesinin herhangi bir öneminin bulunmadığı, önemli olanın tasarruf işlemi sırasında evlilik birliğinin varlığı ve malik olmayan eşin tasarruf işlemine açık rızasının bulunup bulunmadığının olduğu, açıklanan sebeplerle Mahkemece tarafların gösterdiği deliller bir bütün halinde değerlendirilip sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin ipoteğin kaldırılmasına yönelik esastan ret kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkeme hükmünün ipoteğin kaldırılması davası yönünden bozulmasına, bozma sebebine göre ipoteğin kaldırılması davasına yönelik sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacının aile konutu şerhi davasının reddine yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesi 18.10.2022 tarihli ve 2021/459 Esas, 2022/412 Karar sayılı kararla; Yargıtay bozma ilamına uyularak işin esasına girildiğini, tarafların toplanmasını talep ettikleri delillerin toplandığı, davalı banka tarafından dosyaya sunulan muvafakat belgesinde davacının 30.01.2012 tarihli imzasının bulunduğu, yargılama sırasında beyanına başvurulan davacı tanıkları, davacının eşi Hayrettin’in 6 yıl önce vefat ettiğini, vefat edene kadar davacı ile yargılamaya konu dairede oturduklarını, davacının burada oturmaya devam ettiğini, davacı ve eşinin başka evlerinin olmadığını, ilgili taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını, davacının taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği tarihte buna razı gelmediğini, davacının ilkokul terk olduğunu, okuma yazma bilmediğini, evine gelen faturaları okumayamadığını, komşularından bu hususta yardım istediğini beyan ettiği, somut olayda yargılamaya konu taşınmazın aile konutu vasfında olduğu, davacı kadının okur-yazar olmadığı, ipoteğin kurulduğu tarihte davalı banka tarafından davacı kadının imzası alınmış ise de davacının yapılan işlemin içeriğine dair bilgi sahibi olmadığı, verilen imza ve muvafakatin bu hali ile geçerli olmadığı gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile Ordu İli, Altınordu İlçesi, Şahincili Mahallesi, 1575 ada 20 parsel 6 nolu bağımsız bölüm üzerine davalı banka tarafından konulan ipoteğin kaldırılmasına, aile konutu şerhi konulmasına yönelik talebin daha önce hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş olması ve bu husustaki kararın Yargıtay onaması ile kesinleşmiş olması sebebi ile yeniden hüküm tesis edilmesine yer olmadığına, Ordu İcra Müdürlüğünün 2019/1639 Esas sayılı icra takibinin tedbiren durdurulmasına yönelik kararın esas hakkındaki karar kesinleşene kadar aynen devamına karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 02.05.2023 tarihli, 2023/2726 Esas ve 2023/2058Karar sayılı kararıyla; "1.6100 sayılı Kanun'un "Yazı veya imza inkârı" başlıklı 208 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır." hükmü bulunmaktadır. Yine aynı Kanun'un 206 ncı maddesinin kenar başlığı "İmza atamayanların durumu" şeklinde düzenlenmiş olup aynı maddenin birinci fıkrasında okuma yazma bilmediği için imza atamayanlar, ikinci fıkrasında ise okuma ve yazma bildiği halde imza atamayanların durumu düzenlenmiştir. İmza atabilenler için herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. 2.Somut davada, davacı malik olmayan eş, ölen malik eş tarafından dava konusu taşınmaza ipotek konulması esnasında banka tarafından kendisinden imza alındığını ancak belgenin içeriğinden bilgi sahibi olmadığını, okuma yazma bilmediğini ve bu nedenle muvafakatnamedeki imzasının geçerli olmadığını iddia etmiş ise de kendi iddiasına göre okuma yazma bilmediği halde davalının delil olarak sunduğu muvafakatnameyi imzalamış olduğundan, belgenin sahteliği de ileri sürülmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddenin birinci maddesine dayanılamaz. Ayrıca 6098 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde imzanın borç altına girenin el yazısı ile atılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş olup, davacı el yazısı ile imzasını atmış ve imzasını da inkâr etmemiştir. Hal böyle olunca, 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi ve 208 inci maddesinin birinci fıkrası ile 6098 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi gözetildiğinde davacı imzasını da inkâr etmemiş olduğundan davacı eşin aile konutu niteliğindeki taşınmaza konulan ipotek işlemine rızası bulunduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekir" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın ipoteğin fekkine ilişkin davasının reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bozma ilamına uygun karar verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 15 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu, anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

2. Hukuk Dairesi, 2023/2726 E., 2023/2058 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
bu nedenle muvafakatnamedeki imzasının geçerli olmadığını iddia etmiş ise de kendi iddiasına göre okuma yazma bilmediği halde davalının delil olarak sunduğu muvafakatnameyi imzalamış olduğundan, belgenin sahteliği de ileri sürülmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddenin birinci maddesine dayanılamaz.
2. Hukuk Dairesi         2023/2726 E.  ,  2023/2058 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/459 E., 2022/412 K. DAVALILAR : 1-... 2-Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 27.06.2019 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ipoteğin kaldırılması ve aile konutu şerhi konulması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi esastan ret kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece kararı davalı banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ...'ın sağlığında Şirinevler Mahallesi 665....No:14 Altınordu Ordu adresinde bulunan ve tapuda Ordu İli Altınordu İlçesi Şahincili Mahallesi 1575 Ada 20 parselde kayıtlı 6 numaralı bağısız bölümün maliki olduğunu müvekkilinin eşi vefat edene kadar son dokuz yıl bu taşınmazda ikamet ettiğini, müvekkilinin başka meskeni olmadığını, vefat eden eşin müvekkilinden habersiz evlilik birliği içerisinde edindikleri bu taşınmazı yalnız kendi adına tescil ettirmesi ve vefatından önce de oğlunun kullandığı kredi için ipotek vermesi nedeniyle müvekkilinin tek konutundan mahrum kalacağını, müvekkili ile görüşmelerinde müvekkilinin bazı evraklara imza atmışsa da esasen okuma yazma bilmediğinden ve hayatında hiç okula gitmediğinden neye imza attığını bilmediğini bu nedenle de ipoteğin tesisi için atılan imzaların geçersiz olduğunun açık olduğunu, söz konusu konutun Ordu İcra Müdürlüğünün 2019/1639 Esas Sayılı dosyasında 20.06.2019 tarihinde yapılan ihale ile satışa çıktığını neticesinde alacaklı bankanın alacağına mahsuben müvekkilinin tek ikametini aldığını, iş bu satışın neticesinde tescilin bankaya geçmesi halinde müvekkilin gereksinim duyduğu barınma ihtiyacını karşılayamaz hale gelmesine yol açacağını, davalı banka tarafından da eksper raporu alındığını ve bu rapor alındığında taşınmazın aile konutu olduğunun anlaşılmamasının söz konusu olmadığını, tapuda aile konutu şerhi olmasa da bunu bilebilecek durumda olan veya bilen kişinin ... niyetinin bulunduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla eşin açık rızası alınmadan yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulunca da açıkça ifade edildiği üzere geçerli olduğunu kabul etmenin imkansız olduğunu arz edilen nedenlerle taşınmaz tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasına ve taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde özetle; Ordu Tapu Müdürlüğünün 30.01.2012 tarih ve 1093 yevmiye numaralı Resmi Senedi gereğince davacının eşi ... adına kayıtlı davaya konu taşınmazın davacının oğlu ve bu davada diğer davalı olan ...'ın müvekkili banka nezdinde açılmış ve açılacak bilcümle hesap ve sair tüm işlemlerden doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak müvekkili banka lehine 260.000,00 TL bedelli ve 1. derecede ipotek ettirildiğini, Ordu İcra Müdürlüğünün 2019/1639 Esas sayılı dosyasında asılları bulunan ve ekte sundukları ipotek belgesi ve resmi senet gereğince müvekkili bankanın ipotek alacaklısı olduğunu, bahsi geçen ipotek tesisi işlemi esnasında ekte sunulan 30.01.2012 tarihli Gayrimenkul Malikinin Eşinden Alıncak Muvafakatname adlı belgeden de açıkça anlaşılacağı üzere müvekkili banka tarafından malik ...'ın eşi olan davacıdan muvafakatname alındığını bu bakımdan davacı yanın beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/18489 Esas ve 2014/3970 Karar sayılı ilamında davacının ipotek işlemine muvafakat vermesi nedeniyle davacının reddi gerektiğinin hükme bağlandığını, müteveffa ...'ın 04.09.2016 tarihinde vefat ettiğini Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.03.2015 tarih ve 2014/9016 Esas ve 2015/5407 Karar sayılı ilamında evliliğin ölüm ile sona ermesi nedeniyle dava konusu taşınmazın aile konutu olma niteliğini kaybettiğini, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davacı ve müteveffa eşinin ... bir süredir.... Mahallesi Mehmet Efendi Sok. No:21 Ulubey Ordu adresinde ikamet ettiğinin sunulan mernis bilgilerinden anlaşıldığını dava konusu taşınmazda davalı ... ve eşinin yaşadığını, arz edilen nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ...'a dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak davalı ...'ın davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacı vekilinin dava dilekçesi ile davalının eşi ...’ın Ordu İli Altınordu İlçesi Şahincili Mahallesi 1575 ada 20 parselde kayıtlı 6 nolu bağımsız bölümün maliki olduğu, davalının ölüm tarihine kadar davacı ile bu taşınmazda yaşadıklarını ve aile konutu olarak kullandıkları, davalı Hüseyin’in davalı bankadan kullandığı krediye karşılık olarak taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, davacının da okuma yazma bilmemesine rağmen imzasının alındığı, davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, yapılan ihale neticesinde taşınmazın davalı bankaya satıldığı, kurulan ipoteğin taşınmazın aile konutu vasfında olması ve davacının muvafakatinin alınmaması sebebi ile geçersiz olduğu beyanıyla ipoteğin kaldırılmasını ve taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasını talep ve dava ettiği, davalı banka vekilinin öncelikli olarak davanın reddini savunduğu ve ihalenin kesinleşmesi ile davanın konusuz kaldığını beyan ettiği, nüfus kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının eşi ...'ın 04.09.2016 tarihinde vefat ettiği, yargılamaya konu icra takibinin ise 2019 yılında başlatıldığı, davacı eşinin vefatı ile aile konutuna dair iddiada bulunma hakkını kaybettiği, tüm bu sebeplerle davacının dava açma açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.3.2021 tarih, 2020/1183 Esas, 2021/862 Karar sayılı kararıyla; dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 13.10.2021 tarihli, 2021/4578 Esas ve 2021/7239 Karar sayılı kararıyla aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlı olduğu, bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işleminin geçersiz olduğu, evlilik sadece boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194 üncü maddesinin aile konutuna sağladığı korumanın sona erdiği, aile konutu ile ilgili malik olmayan eş yararına getirilen koruma malik eş sağ iken başlayıp, malik eşin ölümünden sonra da devam ettiği, geçerli bir işlemin olmadığının kabul edildiği hallerde, malik olan eşin ölümünün bu işleme hukukilik kazandırmasının düşünülemeyeceği, malik olmayan eşin bu davayı açmaktaki hukuki yararının malik eşin ölümünden sonra da devam etmekte olduğu, bu anlamda malik eşin dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra ölmesinin herhangi bir öneminin bulunmadığı, önemli olanın tasarruf işlemi sırasında evlilik birliğinin varlığı ve malik olmayan eşin tasarruf işlemine açık rızasının bulunup bulunmadığının olduğu, açıklanan sebeplerle Mahkemece tarafların gösterdiği deliller bir bütün halinde değerlendirilip sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinin ... görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin ipoteğin kaldırılmasına yönelik esastan ret kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkeme hükmünün ipoteğin kaldırılması davası yönünden bozulmasına, bozma sebebine göre ipoteğin kaldırılması davasına yönelik sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacının aile konutu şerhi davasının reddine yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesi Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi yukarıda başlıktaki tarih ve sayısı belirtilen kararla; Yargıtay bozma ilamına uyularak işin esasına girildiğini, tarafların toplanmasını talep ettikleri delillerin toplandığı, davalı banka tarafından dosyaya sunulan muvafakat belgesinde davacının 30.01.2012 tarihli imzasının bulunduğu, yargılama sırasında beyanına başvurulan davacı tanıkları, davacının eşi Hayrettin’in 6 yıl önce vefat ettiğini, vefat edene kadar davacı ile yargılamaya konu dairede oturduklarını, davacının burada oturmaya devam ettiğini, davacı ve eşinin başka evlerinin olmadığını, ilgili taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını, davacının taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği tarihte buna razı gelmediğini, davacının ilkokul terk olduğunu, okuma yazma bilmediğini, evine gelen faturaları okumayamadığını, komşularından bu hususta yardım istediğini beyan ettiği, somut olayda yargılamaya konu taşınmazın aile konutu vasfında olduğu, davacı kadının ...-yazar olmadığı, ipoteğin kurulduğu tarihte davalı banka tarafından davacı kadının imzası alınmış ise de davacının yapılan işlemin içeriğine dair bilgi sahibi olmadığı, verilen imza ve muvafakatin bu hali ile geçerli olmadığı gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile Ordu İli, Altınordu İlçesi, Şahincili Mahallesi, 1575 ada 20 parsel 6 nolu bağımsız bölüm üzerine davalı banka tarafından konulan ipoteğin kaldırılmasına, aile konutu şerhi konulmasına yönelik talebin daha önce hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş olması ve bu husustaki kararın Yargıtay onaması ile kesinleşmiş olması sebebi ile yeniden hüküm tesis edilmesine yer olmadığına, Ordu İcra Müdürlüğünün 2019/1639 Esas sayılı icra takibinin tedbiren durdurulmasına yönelik kararın esas hakkındaki karar kesinleşene kadar aynen devamına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı banka vekil temyiz başvuru dilekçesinde özetle; ipotek tesisi işlemi esnasında, davacıdan muvafakatname alındığını, bu bakımdan davacı yanın beyanlarına itibar edilemeyeceğini, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde muvafakatnamenin tarafınca imzalandığını ikrar ettiğini, bu bakımdan davacının tasarruf işlemine açık rızasının bulunduğunu, muvafakat vermese idi müvekkil Banka tarafından davacının oğlu ...'a kredi verilmeyeceğini, bu bakımdan davacı yanın tasarruf işlemine muvafakat etmediği yönündeki beyanlarına itibar edilemeyeceği, evliliğin ölüm ile sona ermesi nedeniyle dava konusu taşınmazın aile konutu olma niteliğini kaybettiğini, davacı ve müteveffa eşin, ölümden önce ... süredir farklı bir adreste ikamet etmekte olduklarını, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere dava konusu taşınmazda davacının oğlu ... ve eşinin yaşadıklarını, bu bakımdan davacının dava konusu taşınmazda ikamet için muhtaç olduğu yönündeki beyanlarıda gerçeği yansıtmadığını, Yerel Mahkeme kararının kesinleşmesi halinde ... yazar olmayan kişilerin fiil ehliyetinin olmadığı sonucu oluşacak olup bu karar alacaklıların büyük hak kaybına sebep olacağı, bu yönüyle gerekçenin kabulü mümkün olmayıp davacıya yemin teklifi dahi edilmeksizin kanaate dayalı kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davası kısmen kabul kısmen reddedilmesine ve davacı yanın aile konutu konulmasına yönelik davasının usulden reddedilip bu hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine karşın davalı banka için vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararı ipoteğin kaldırılması kararı ile vekâlet ücreti yönünden temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davaya konu taşınmaz üzerine banka lehine konulan ipoteğin kaldırılması için gerekli şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, rızaya ilişkin imzalı belgenin geçerli olup olmadığı ve davalı banka lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)206 ncı ve 208 ... maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 15 ... maddesi. 3. Değerlendirme 1.6100 sayılı Kanun'un "Yazı veya imza inkârı" başlıklı 208 ... maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır." hükmü bulunmaktadır. Yine aynı Kanun'un 206 ncı maddesinin kenar başlığı "İmza atamayanların durumu" şeklinde düzenlenmiş olup aynı maddenin birinci fıkrasında okuma yazma bilmediği için imza atamayanlar, ikinci fıkrasında ise okuma ve yazma bildiği halde imza atamayanların durumu düzenlenmiştir. İmza atabilenler için herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. 2.Somut davada, davacı malik olmayan eş, ölen malik eş tarafından dava konusu taşınmaza ipotek konulması esnasında banka tarafından kendisinden imza alındığını ancak belgenin içeriğinden bilgi sahibi olmadığını, okuma yazma bilmediğini ve bu nedenle muvafakatnamedeki imzasının geçerli olmadığını iddia etmiş ise de kendi iddiasına göre okuma yazma bilmediği halde davalının delil olarak sunduğu muvafakatnameyi imzalamış olduğundan, belgenin sahteliği de ileri sürülmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddenin birinci maddesine dayanılamaz. Ayrıca 6098 sayılı Kanun'un 15 ... maddesinde imzanın borç altına girenin el yazısı ile atılmasının zorunlu olduğu belirtilmiş olup, davacı el yazısı ile imzasını atmış ve imzasını da inkâr etmemiştir. Hal böyle olunca, 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi ve 208 ... maddesinin birinci fıkrası ile 6098 sayılı Kanun'un 15 ... maddesi gözetildiğinde davacı imzasını da inkâr etmemiş olduğundan davacı eşin aile konutu niteliğindeki taşınmaza konulan ipotek işlemine rızası bulunduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması ... görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/591 E., 2024/594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 206, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı, 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesi.
7. Hukuk Dairesi         2023/591 E.  ,  2024/594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/705 E., 2022/1307 K. KARAR : Bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/77 E., 2022/4 K. Taraflar arasındaki harici satım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalıların murisi ... arasında Elazığ ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, 165 parselde kain taşınmazın müvekkiline devredilmesi konusunda 26.02.2012 tarihinde yapılan anlaşmadan sonra Muris ... 'nün eşi ...'ye müvekkilinin 26.06.2012 tarihinde 12.060,00 Euro gönderdiğini, o günden bu yana da davaya konu taşınmazı müvekkilinin kullandığını, tapu kaydının iptali ile taşınmazın müvekkilinin adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekiline 03/06/2021 tarihli celsede 16/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 283.692,00 TL üzerinden başlangıçta yatırılan harç mahsup edilerek bakiye harcı ikmal etmesi için sonraki celseye kadar kesin süre verilmiş, aksi takdirde Harçlar Kanununun 30 ve 32 nci maddeleri ile HMK'nın 150 nci maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılacağı duruşmada ihtar edilmiş, davacı vekilinin kesin süre içerisinde harcı ikmal etmediği anlaşılmakla dosyanın 30/09/2021 tarihli duruşmada işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık yasal süre içerisinde harç tamamlanmak suretiyle dosya yeniden işleme konulmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama sırasında dava değerinin 283.692,00 TL olarak belirlendiğini, davacının eksik harcı tamamlamaması üzerine, dosyanın işlemden kaldırıldığını ve sonrasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, AAÜT'nin 5/2 nci maddesi uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile AAÜT'nin 5/2 nci maddesindeki düzenlemenin belirlenen dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlanmasından sonra davanın takip edilmemesi haline ilişkin olması karşısında davada eksik harç tamamlanmadığı ve dava değeri arttırılmadığına göre davanın harca esas değerinin 1.000,00 TL olduğunun kabulü ile mahkemece bu miktar üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, harici satım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 206, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı, 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

I. Noter tarafından düzenleme biçiminde yapılması II. Noter tarafından onaylama biçiminde yapılması III. Tarafların kendi aralarında yazılı olarak yapması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliği taşıyabilmesi için yukarıdaki şekillerden hangisi/hangileri zorunludur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III