HMK Madde 208Yazı veya imza inkârı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

Madde, taraflardan birinin kendisine atfedilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmesinin nasıl ileri sürüleceğini düzenler: sahtelik iddiasında bulunma zorunluluğu, inkârın ileri sürülmemesinin sonucu, sahteliği iddia edilen belgenin korunması için yapılacak işlemler, adi senette ön sorun veya ayrı dava yolu ve resmi senette ayrı dava zorunluluğu ile bu davada hâkimin verdiği kesin süre. Kişi bakımından, bir belgenin sahteliğini ileri süren her taraf için geçerlidir.

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

(1)Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.

(2)Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.

(3)Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.

(4)Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir.

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

Madde ile 1086 sayılı Kanunun 308, 310 ve 314 üncü maddelerindeki konu ile ilgili farklı hükümler tek bir maddede düzenlenmiştir. Dağınık hükümlerin bulunması nedeniyle ortaya çıkan tereddütler kaldırılmış, sistematik bütünlüğün sağlanması amaçlanmış ve böylece sahtelik iddiasının ileri sürülme şekli netleştirilmiştir. Maddenin kenar başlığında “Yazı veya imza inkârı” ibaresi birlikte kullanılmıştır. Her iki husus uygulamada sahtelik iddiası olarak adlandırılan durumu ifade etmektedir. demet 387 / – 66 – Birinci fıkrada, tarafların kendilerine izafe edilen bir belgedeki yazı veya imza konusunda inkârları söz konusu ise bunu sahtelik iddiası şeklinde ileri sürmeleri aranmış, aksi hâlde belgenin aleyhlerine delil olarak kullanılacağı belirtilmiştir. Belgelerin delil olarak önemi açıktır. Yargılamada delil olarak kullanılan bir belge hakkında tarafların sahtelik iddiası söz konusu değilse, kanunda öngörülen hâller dışında kural olarak doğruluğunun ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Bu sebeple yazı veya imza inkârında bulunan tarafın bunu açık bir sahtelik iddiası ile ileri sürmesi gereklidir. İkinci fıkra ile sahteliği iddia edilen belgenin, korunması için mahkemece yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Sahtelik iddia edildiğinde, bu iddianın sağlıklı incelenebilmesi için, belgenin o anki durumunun korunması gereklidir. Bunun için, sahtelik iddiası hâlinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece uygun görülen tedbirler alınacaktır. Üçüncü fıkrada, sahtelik iddiasının incelenme usulü düzenlenmiştir. Sahtelik iddiası adî senetlerde ara sorun veya ayrı bir dava şeklinde, resmî senetlerde kural olarak ayrı bir dava olarak açılıp incelenecektir. Hukuk mahkemesince, belgenin sahte olmadığına kesin olarak karar verilirse, bu belge konusunda ceza mahkemesince de inceleme yapılmayacağı kabul edilerek, çelişkili kararların ve aynı hususların tekrar incelenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Senedin sahteliğine karar verilmesi hâlinde ise ceza hukukundaki kriterlerin ayrıca dikkate alınması gerekir. Dördüncü fıkrada, resmî senetlerdeki yazı veya imza inkârının nasıl ileri sürüleceği açıkça düzenlenmiştir. Resmî senetlerde sahtelik iddiası söz konusu olduğunda, bu iddianın nasıl ileri sürüleceği ve inceleneceği uygulamada tereddüt doğurabilmektedir. Bu konudaki tereddütleri tamamen ortadan kaldırmak amacıyla, resmî senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiasını, ancak ilgili evraka resmîyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada ileri sürmesi kabul edilmiştir. Zira, (resmî senedin düzenlenmesinden sonra, resmî senede benzetilerek sahte belge tanzimi dışında), evraka resmîyet kazandıran kişi dahil olmadan bir resmî senette sahtelik yapılması kural olarak mümkün değildir. Sahtelik iddiasının sadece karşı tarafa ya da sadece evrakı düzenleyene yöneltilmesi veya bunlara karşı farklı zamanlarda ayrı davaların açılması çelişik kararların ortaya çıkmasına sebep olabilecek, resmî senedin niteliği ile bağdaşmayan bir durumla karşı karşıya kalınabilecektir. Ayrıca, sadece karşı tarafa veya sadece evrakı düzenleyene dava açılması, bu yolun kötüye kullanılarak yargılamaların uzatılması sonucunu doğurabilecektir. Resmî senetlerin güvenilirliği de dikkate alındığında, bu konudaki iddianın, evrakı düzenleyene de yöneltilerek bir an önce aydınlatılması önem taşımaktadır. Mevcut dava içinde de böyle bir sahtelik iddiasının karara bağlanması mümkün değildir. Zira, mevcut davanın tarafları dışında, evrakı düzenleyenin de asıl uyuşmazlıkla ilgisi olmadığı hâlde taraf gösterilerek, dava içinde tarafları farklı yeni bir davanın görülmesi şeklinde bir usul, yargılama hukukumuzda mümkün değildir. Belirtilen sebeplerle, resmî senetlerdeki sahtelik iddiasının, evrakı düzenleyen ve senetten lehine sonuç çıkarana karşı açılacak ayrı bir davada görülerek, karara bağlanması düzenlenmiştir. Sahtelik iddiasını ileri süren taraf, bu şekilde ayrı bir dava açmamışsa, yargılamanın uzamaması ve bu imkânın kötüye kullanılmaması için, asıl davaya bakan hâkimin, gerekirse bu konuda yazı veya imzayı inkâr eden tarafa, dava açması için onbeş günlük kesin bir süre vermesi de maddede ayrıca düzenlenmiştir.

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Bu maddedeki kavramlar

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.

Bu maddeyi uygulayan kararlar

151 karar arasından seçildi
  1. 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/1799 · K. 2025/2366 · T. 24.04.2025
    Daire kararıOnama
    davalı ...'i tanımadığını, diğer davalının da vekaletnameyi düzenleyen noter olduğunu, Eskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.09.2019 tarihli ara kararının 3. maddesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 208/4 maddesi gereğince sahtelik davası açması için davacıya iki haftalık kesin süre verdiğini, işbu davayı bu sebeple açtıklarını beyan ederek,
  2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/1559 · K. 2025/546 · T. 27.03.2025
    İstinafRet
    4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 208. maddesine göre taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde mahkemeye sunulan bu belge, sahtelik iddiasında bulunmayan aleyhine delil olarak kullanılır.
  3. 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/1532 · K. 2023/1165 · T. 27.02.2023
    Daire kararıOnama
    2016/11147 E. ve 2013/3388 K. sayılı kararı ile hisse devrinin dayanağı olan noter sözleşmesinde yer alan imzanın inkârı nedeniyle açılan davanın aynı zamanda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 208 inci maddesinin dördüncü fıkrası (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 314 üncü) maddesi anlamında açılmış bir sahtelik davası olduğu, öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 204 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca noterlikçe onaylanan imzanın,

Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Bu maddeye özel soru

Genel

Davacı (K), mahkemeye sunduğu bir adi senedin (borç belgesi) davalı tarafından sahte olduğunun ileri sürülmesi üzerine imza incelemesi yapılmasını beklemektedir. "Sahtelik İddiası ve İmza İncelemesi" süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  1. A) Adi senetteki imza inkâr edilirse, sahtelik hakkında bir karar verilinceye kadar o senet hiçbir işleme esas alınamaz.
  2. B) Hâkim, imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse bilirkişi incelemesine karar verir.
  3. C) Bilirkişi incelemesi öncesinde, tarafa ait karşılaştırmaya elverişli diğer imzalar ilgili yerlerden getirtilir.
  4. D) Resmî senetlerdeki imza inkâr edildiğinde, senet ancak mahkeme kararıyla sahte bulunursa işleme esas alınamaz.
  5. E) Sahtelik iddiası sadece ayrı bir dava açılarak ileri sürülebilir; asıl davada ön sorun yapılamaz.