Hukuk Muhakemeleri Kanunu 221. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 221- (1) Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder.
(2) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.
(3) Belgeyi ibraz zorunda olanlar, tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümlere göre, belgeyi ibrazdan veya bu konudaki tanıklıktan çekinebilirler. Belgeyi ibraz veya bu konuda tanıklık yapmak zorunda olanlar hakkında, tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/590 E., 2024/4038 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinde “Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder.
11. Hukuk Dairesi 2023/590 E. , 2024/4038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1360 Esas, 2022/1559 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/76 E., 2018/396 K.
Taraflar arasındaki tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, refi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından yeni koleksiyonu için "Kovboy" ismi ile suni deride tamamen yeni ve bambaşka bir desen/model tasarlandığını, ilgili tasarım Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2016/07691 numarasıyla tescil edildiği, dava dışı Ramada Suni Deri & Astar - ... unvanlı kişinin müvekkil şirket adına 2016/07691 no.lu tasarım siciline tesciline koruma kapsamına tecavüz oluşturacak şekilde pazarlama işlemlerini yaptığı öğrenildiğini, ... tarafından imza altına alınan 05.04.2017 tarihli tutanakta ürünleri davalılardan ...den aldığını beyan ettiğini, ... Suni Deri San. ve Tic. Ltd, Şti.'ye ait www.palasunideri.com domain uzantılı internet sitesinde yer alan ibareler ve... Suni Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı ... Suni Deri Teks. San. ve Tic. A.Ş.'nin ortaklarının ve yöneticilerinin aynı olduğu ve şirketler arasında yönetim birliği ve organik bağ olduğu bu sebeple davalılar bütün zararlardan müteselsilen sorumlu olduklarını, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/53 E. sayılı 10.04.2017 tarihli raporun raporun sonuç kısmında "İşyerinde yapılan tespitte toplam 6080 adet suni deri kumaşta, davacıya ait 2016/07691 no.lu tescilli desen tasarımının ayniyet derecesinde benzerinin kullanıldığı, 6759 no.lu SMK'nun 81-l(a) maddesine göre tecavüz oluşturduğu" sonuç ve kanaatine varıldığını, davalıların müvekkilinin tesciline tecavüz teşkil eden fiillerinden ötürü uğradığı fiili zarar, yoksun kalınan kazanç ve itibarının zedelenmesi nedeni ile uğradığı zararın tazminin gerektiği ayrıca davalıların eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiğini ileri sürerek davacı adına tescilli 2016/07691 no.lu tescilli tasarıma davalılarca gerçekleştirilen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, men'i, davalıların eylemi nedeniyle şimdilik fiili zarara karşılık 1.000,00 TL, yoksun kalınan kazanca karşılık 10.000,00 TL, tasarımın itibarının zedelenmesi nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tazminini, hükmün ilanını, aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın da davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı... Suni Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üretici firma olmayıp çeşitli fabrikaların ürettiği derilerin toptan ve parekende satışını yaptığını, mal aldığı yerler arasında ana bayisi olduğu ... şirketi de bulunmakta olup bu firma ile bayilik ilişkisi dışında bir bağı bulunmadığını, bayisi bulunduğu ... dışında başka üretici firmalardan çeşitli malları aldığını, davacının tasarımının bulunduğu suni deriler müvekkili şirket tarafından alınıp satılmadığı gibi bu derilerin üretilmesi ile herhangi bir ilgisi ve nerede üretildiği konusunda bilgisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Suni Deri Teks. San ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının tasarımının bulunduğu suni derilerin davalı tarafından üretilmediğini, davacının iddiasını ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili dava dışı başka bir firmanın ticari defter ve belgelerinin incelenmesini talep etmiş ise de; ticari defter ve kayıtlar ticari sır niteliğinde olduğundan ve davacı tarafından salt iddaya dayalı olarak 3 üncü kişi konumundaki ticari bir işletmenin ticari sır kapsamındaki belge ve defterleri incelenerek huzurdaki davalıların işyerinde hiçbir ürün bulunmadığı gerçeği gözardı edilerek araştırma yapılması talebi dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu, davacı vekilince bildirilen tüm adreslerde görev verilen bilirkişilerce baskı silindiri ve tasarıma konu ürün için inceleme yapılmış ancak davalı adreslerinde davacıya ait tasarıma tecavüz teşkil eden ürüne rastlanmadığı tespit edildiği, dava dışı firmada yapılan tespitte ise davalılar ile bağı tespit edilemediği, davalıların ürünün üreticisi oldukları yönünde yerinde yapılan incelemede bir delil elde edilemediği, tespit yapılan ... Grup ile davalılar arasında organik bir bağ olduğu davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/53 E. sayılı dosyası ile ikame edilen davada 05.04.2017 tarihli keşif neticesinde hazırlanan ve dosyaya sunulan 10.04.2017 tarihli raporun davalı ... tarafından imza altına alınan 05.04.2017 tarihli tutanakta da tam unvan, sicil no ve vergi no.sunu belirterek davalılardan... Suni Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'den ürünleri aldığını beyan ettiği, bu raporun, üçüncü kişinin beyanı ve sunulan fatura sebebi ile yeterli delil olduğundan öncelikle davalılar aleyhine tespit yapılmasını, akabinde üçüncü kişi de tespit edilen ve müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz teşkil eden ürünleri davalıların satıp satmadığının tespiti için, davalı şirketler ve dava dışı üçüncü tacir şahsın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edildiğini, bu kayıtların incelenmesi halinde tecavüze konu ürünlerin davalı şirketler tarafından satılmış olduğunun ve bu yönü ile tecavüzün varlığının ispatlanabileceğini ancak İlk Derece Mahkemesince üçüncü kişinin defter ve kayıtlarının gizli bilgi olduğu yönünde haksız gerekçe ve doğrudan davalıların ticari defter ve kayıtlarını ise gerekçesiz olarak incelemeksizin hüküm kurulduğunu, Davalı... Suni Dericilik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ...’a satış yapıldığı ifade edilerek satışın gerçekleştiği hususunun ikrar edildiğini, Davalı... Suni Deri Tekstil San. ve Tic. A.Ş.' de ürünleri diğer davalı ... adlı şirketten aldığını ve ... tarafından üretimin gerçekleştiğini beyan ettiğini, üç firma arasındaki ticari alım-satım ilişkisinin davalılar ve üçüncü kişinin ikrarı ile sabit olduğunu, dört ayrı zarar talepleri üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hak sahibinin zararının 6759 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6759 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı da kapsadığını, söz konusu bu zarar kalemlerinin ikisi de maddi zararlar olduğunu, tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken iki ayrı vekalete hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca fiili zarara karşılık 1.000,00 TL, yoksun kalınan kazanca karşılık 10.000,00 TL maddi zararın tahsilinin davalılardan müteselsilen tazmininin talep edildiğini, maddi zarar kalemi altında düzenlenen fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç talepleri üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hem 6759 sayılı Kanun'a hem de Avukatlık Kanununa aykırı olduğunu, doktrinde savunulan bir görüşe göre ise de itibar tazminatının maddi tazminatın içerisinde yer alması gerektiğini, itibar tazminatı için de ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf her ne kadar dava dışı firmanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiği iddiasında ise de, delilleri incelendiğinde davacının İstanbul 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/53 E. sayılı dosya içerisindeki rapor beyanını delil olarak öne sürdüğü, dava dışı firmanın ticari defter ve kayıtlarına açık bir şekilde dayanılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü uyarınca davacının dava dışı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmediğine yönelik istinaf sebebi 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesinin birinci fıkrası gereği değerlendirilmemesinin yerinde olduğu, kararın vekalet ücretine ilişkin kısmı miktar itibarı ile kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
6100 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinde “Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise, bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.” düzenlenmiştir. Davacı vekili dava dışı ...'ın işyerinde yapılan tespitte bulunan ürünleri davalılardan ...den aldığını beyan ettiğini iddia etmiştir. Bu iddianın ispatı yönünden dava dışı 3 üncü kişinin defterleri incelenmesi HMK 221. madde anlamında zorunlu olduğundan, incelenerek davacının tasarımına konu malların davalı şirketten alınmış olup olmadığı, bu alım satımlara ilişkin faturaların bulup bulunmadığı belirlenerek ve gerekirse davalıların defterleri de incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesi yazılı şekilde karar verilmesi, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 221 inci maddesine aykırı olarak, 3 üncü kişinin defterlerinin ticari sır olduğundan incelenemeyeceği ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu talebin istinaf aşamasında ileri sürüldüğüne dair kabulü yerinde olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (3)
11. Hukuk Dairesi, 2024/3007 E., 2024/8154 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 221 inci maddesi.
11. Hukuk Dairesi 2024/3007 E. , 2024/8154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/622 Esas, 2023/1015 Karar
HÜKÜM : Ret
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka tarafından davalıya kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine davalıya İstanbul 12. İcra Noterliğinden 05.12.2000 gün, 27891 yevmiye sayısı ile ihtarname gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkın saklı kalmak kaydıyla 68.122,52 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek %153 oranında faizi ve BSMV’si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili isticvap beyanında; dava konusu alacağın temelini oluşturan 15.10.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinin kendisi tarafından düzenlenmediğini, içeriği hakkında duruşma sırasında bilgi sahibi olduğunu, sözleşme altındaki imzalardan hiçbirinin de kendisine ait olmadığını, ... Bankası Sirkeci şubesinden kredili mevduat hesabı açtırmadığını, ... Bankasında da herhangi bir hesabı olmadığını, sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile yer alan Bayram Kaya'yı tanımadığını, kendisinin daha sonra öğrendiği kadarı ile banka müdürünün bu şekilde bir çok kişiyi dolandırdığını, kendisinin hakkında da soruşturma başlatıldığını, o zamanlarda ifade vermek üzere çağrıldığında durumu öğrendiğini, hakkında açılan ceza dosyalarından beraat ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak gerek aldırılan bilirkişi raporu gerekse mahkemece yapılan imza incelemesi sonucunda söz konusu kredili mevduat hesabı sözleşmesindeki imzaların davalının eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredi alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 221 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V.SONUÇ: Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2017/2155 E., 2020/3057 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
ı tarafça ispatlanması gerektiği, bu durumda mahkemece, davacı tarafa, alacağın ödendiği yönündeki iddiası ile ilgili delillerini sunması için imkan tanınması, müflis şirketin ticari defterlerine dayanılması halinde, müflis şirket yönünden 6100 sayılı HMK'nın 221. maddesi uyarınca işlem yapılması, ticari defterlerle ilgili zayi belgesi alnıp alınmadığının araştırılması, gerekirse ticari defterleri
23. Hukuk Dairesi 2017/2155 E. , 2020/3057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili asıl davada, müflis ... Tarım Ürün.San.Tic.A.Ş. hakkında ... 4. İcra Müdürlüğünün 2009/2 İflas sayılı dosyasında sıra cetveli düzenlendiğini, 24.08.2010 tarihinde tebliğ edilen sıra cetvelinde 1. sırada müvekkilinin alacağı ile birlikte ilk sırada ...'in 126.384,38 TL, ...'in 89.513,27 TL rehin alacaklarının kaydedildiğini, müvekkilinin alacağının kıdem, ihbar ve ücret alacağına ilişkin olduğunu, davalıya ait takibin dayanağı 30.12.2004 tarihli iş sözleşmesinin gerçek olmadığını, müflis ile davalının muvazaalı hareket ettiğini, davalının gemi adamı olarak SGK kayıtlarında gösterilmeyen iş akdi nedeniyle maaşının 1.500 USD değil, asgari ücret olduğunu, davalının takip konusu miktarda alacaklı olduğunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca gemi alacaklarının bir yılda zamanaşımına uğrayacağını ileri sürerek, davalı alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davada, müvekkilinin ... Tarım Ürün. San. Tic. A.Ş. adına tescilli Nazlı-1 isimli teknenin personeli olduğunu, şirketin tasfiye sürecine girmesi ile alacaklarını alamadığı gibi, alacaklarını karşılayacak şirketin tek mal varlığı olan teknenin batmaması için çalışmalarda bulunup, tekneye sahip çıkmak zorunda kaldığını, yıllarca maaş almadan çalışmak zorunda kaldığını, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili birleşen davada, sıra cetvelinde 1. sırada bulunan davalı ...'in alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, SGK kayıtlarına göre davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2014/1306 E. ve 2014/2005 K. sayılı ilamı ile sair temyiz nedenlerinin reddine karar verilmiş, diğer temyiz itirazları yönünden ise davacının ücretin ödendiğine dair iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerektiği, bu durumda mahkemece, davacı tarafa, alacağın ödendiği yönündeki iddiası ile ilgili delillerini sunması için imkan tanınması, müflis şirketin ticari defterlerine dayanılması halinde, müflis şirket yönünden 6100 sayılı HMK'nın 221. maddesi uyarınca işlem yapılması, ticari defterlerle ilgili zayi belgesi alnıp alınmadığının araştırılması, gerekirse ticari defterlerin bulunduğu yerde keşif yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmişir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, davacının davasını ispatalayamadığı, sunulan ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığından delil vasfı olmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Mahkemece, dava dışı müflis şirkete ait defterlerin usulüne uygun tutulmaması nedeni ile delil vasfı olmadığından itibar edilmemesi doğru ise de verilen ilk kararın Dairemiz’ce incelenerek sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, asıl ve birleşen dosyada davalıların verilen ilk kararı temyiz etmedikleri, bu durumda bozma ilamı öncesi verilen kararda kesinleşen husuların asıl ve birleşen davada davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşturacağı dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, (1) numaralı bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, asıl ve birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 15.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/1306 E., 2014/2005 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
Bu durumda mahkemece, davacı tarafa, alacağın ödendiği yönündeki iddiası ile ilgili delillerini sunması için imkan tanınması, müflis şirketin ticari defterlerine dayanılması halinde, müflis şirket yönünden 6100 sayılı HMK'nın 221. maddesi uyarınca işlem yapılması, ticari defterlerle ilgili zayi belgesi alnıp alınmadığının araştırılması, gerekirse ticari defterlerin bulunduğu yerde keşif yapılarak
23. Hukuk Dairesi 2014/1306 E. , 2014/2005 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 12/03/2013
NUMARASI : 2012/72-2013/93
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili asıl davada, müflis T.. Tarım Ürün.San.Tic.A.Ş. hakkında Antalya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2 İflas sayılı dosyasında sıra cetveli düzenlendiğini, 24.08.2010 tarihinde tebliğ edilen sıra cetvelinde 1. sırada müvekkilinin alacağı ile birlikte ilk sırada M.. D..'in 126.384,38 TL, M.. D..'in 89.513,27 TL rehin alacaklarının kaydedildiğini, müvekkilinin alacağının kıdem, ihbar ve ücret alacağına ilişkin olduğunu, davalıya ait takibin dayanağı 30.12.2004 tarihli iş sözleşmesinin gerçek olmadığını, müflis ile davalının muvazaalı hareket ettiğini, davalının gemi adamı olarak SGK kayıtlarında gösterilmeyen iş akdi nedeniyle maaşının 1.500 USD değil, asgari ücret olduğunu, davalının takip konusu miktarda alacaklı olduğunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca gemi alacaklarının bir yılda zamanaşımına uğrayacağını ileri sürerek, davalı alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davada, müvekkilinin T... Tarım Ürün. San. Tic. A.Ş. adına tescilli Nazlı-1 isimli teknenin personeli olduğunu, şirketin tasfiye sürecine girmesi ile alacaklarını alamadığı gibi, alacaklarını karşılayacak şirketin tek mal varlığı olan teknenin batmaması için çalışmalarda bulunup, tekneye sahip çıkmak zorunda kaldığını, yıllarca maaş almadan çalışmak zorunda kaldığını, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili birleşen davada, sıra cetvelinde 1. sırada bulunan davalı M.. D..'in alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davada ispat yükünün hem alacaklı olduğu, hem de alacağın miktarı yönünden davalı alacaklılara ait olduğu, davalı tarafça SGK kayıtları dışında yazılı bir delil bildirilmediği, getirtilen kayıtlara göre her iki davalının dava dışı müflis şirkette 2005 yılından itibaren asgari ücretle çalıştıklarının anlaşıldığı, mahkemece SGK kayıtlarına göre davalıların alacaklı oldukları miktar yönünden bilirkişi raporu alındığı, davalı tarafça ücret ile ilgili
başka bir yazılı delil bildirilmediğinden, bilirkişi raporunun karara esas alındığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile Antalya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2 iflas sayılı dosyasında sıra cetvelinin davalı M.. D..'in kabul edilen alacağı miktarına yönelik kısmen iptaline, M.. D..'in alacağının sıra cetvelinin aynı sırasında 20.946,60 TL olarak kaydına, Antalya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2 iflas sayılı dosyasında sıra cetvelinin davalı M.. D..'in kabul edilen alacağı miktarına yönelik kısmen iptali ile M.. D..'in alacağının sıra cetvelinin aynı sırasında 20.946,60 TL olarak kaydına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl ve birleşen dava, kayıt terkin istemine ilişkindir. Davacı vekili asıl ve birleşen davada davalıların alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü gibi, davalının 38 ay boyunca ücret almadıkları savunmasının gerçeği yansıtmadığını belirtip, aylık ücretlerin davalılara herhangi bir şekilde ödenip ödenmediği hususunu da uyuşmazlık konusu yapmıştır.
Davalı alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmadığı ve muvazaalı oluşturulduğu iddiasına dayalı kayıt terkin davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının bu alacağın varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikteki delillerle ispatlaması gerektiği tartışmasızdır. Ne var ki, davacının iddiası gerçek bir alacağın bulunmadığı değil, alacağın bulunduğu fakat sona erdirildiği noktasında ise, kural olarak ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilmeli, bir diğer ifade ile ödeme gibi sebeplerin varlığını ispat yükü davacıya yüklenmelidir. Dairemizin yerleşik uygulaması (29.04.2013 tarih ve 1989 E., 2755 K sayılı ilamında olduğu üzere) bu yöndedir.
Mahkeme isabetli olarak davacının muvazaa iddiası yönünden ispat yükünü davalı tarafa yükleterek sonuca gitmiş ise de, davacının, alacağın bulunduğu fakat, ödendiği yönündeki iddiası ile ilgili davacıya ispat külfeti yükletilmelidir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafa, alacağın ödendiği yönündeki iddiası ile ilgili delillerini sunması için imkan tanınması, müflis şirketin ticari defterlerine dayanılması halinde, müflis şirket yönünden 6100 sayılı HMK'nın 221. maddesi uyarınca işlem yapılması, ticari defterlerle ilgili zayi belgesi alnıp alınmadığının araştırılması, gerekirse ticari defterlerin bulunduğu yerde keşif yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, asıl ve birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İdari Yargılama Usulü
Bir büyükşehir belediyesi tarafından yapılan raylı sistem ihalesini kazanan (A) A.Ş.’ye karşı, ihaleye katılan (B) A.Ş. tarafından, (A)’nın ihaleyi kazanmasının hukuka aykırı olduğu, özellikle aşırı düşük teklif sunduğu ve bu teklifi karşılayacak mali ve teknik yeterliliğe sahip olmadığı iddiasıyla idare mahkemesinde iptal davası açılmıştır. Davacı (B), iddialarını ispatlamak amacıyla mahkemeden, (A)’nın ticari defterleri ile projeye özgü maliyet analizi raporlarının celbini talep etmiştir. (A) ise söz konusu belgelerin ticari sır niteliğinde olduğunu ve rakiplerinin eline geçmesinin telafisi imkânsız zararlara yol açacağını belirterek belgeleri ibraz etmekten kaçınmıştır. Bu durumda, idari yargılama usulü ilkeleri çerçevesinde mahkemenin yetkisi ve (A)’nın yükümlülüğüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince idari yargının denetimi hukuka uygunlukla sınırlı olduğundan, (A)'nın mali yeterliliğinin incelenmesi yerindelik denetimi teşkil eder ve mahkemenin bu belgeleri isteme yetkisi yoktur.
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun üçüncü kişiden belge istenmesine ilişkin 221. maddesi uyarınca, davada üçüncü kişi konumunda olan (A), tanıklıktan çekinme hallerine dayanarak ticari sırlarını koruma gerekçesiyle belge ibrazından kesin olarak kaçınabilir.
C) Uyuşmazlığın aydınlatılması için zorunlu olan bilgi ve belgelerin istenmesi idari yargı yerinin yetkisi dahilindedir; ancak mahkeme, ibraz edilecek belgelerdeki ticari sır niteliğindeki bilgilerin gizliliğinin sağlanması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
D) 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nda haberleşmenin gizliliğini ihlal edecek belgelerin kanun kapsamı dışında tutulması, ticari sırları da kapsadığından, mahkemenin bu ilke uyarınca (A)'nın ticari sırlarını istemesi mümkün değildir.
E) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince, (A)'nın ticari defterlerinin lehine delil olabilmesi için kanuna uygun tutulmuş olması şart olduğundan, mahkeme öncelikle bu şartların varlığını araştırmalı ve ancak bu şartlar varsa belgelerin ibrazına karar vermelidir.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.