6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 223

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 223. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 223- (1) Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır. (2) Mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine, belgenin resmî tercümesini de isteyebilir. Yabancı resmî belgelerin yetkili makamlar tarafından onaylanması zorunluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2024/10814 E., 2024/12797 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
9. Hukuk Dairesi         2024/10814 E.  ,  2024/12797 K. "İçtihat Metni" Esas No : 2024/10814 Karar No : 2024/12797 ¸MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... İnşaat Turizm Taahhüt Ticaret ve Anonim Şirketi (... İnşaat AŞ) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... İnşaat AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalılara ait 7 yıldızlı otelde 30.11.2007 tarihinde önce ön büro müdürü olarak çalışmaya başladığını, akabinde genel müdür olarak atandığını ve iş sözleşmesinin sona erdiği 01.04.2015 tarihine kadar çalışmasının devam ettiğini, iş sözleşmesinde açıkça aylık 15.000,00 USD ücret ödemesi kararlaştırılmasına rağmen Temmuz 2010 tarihinden itibaren her ay 10.000,00 USD ücret ödenmeye başladığını, iş sözleşmesi gereği kendisine kiralanan taşınmazın tüm kira bedelleri ile tüketim faturalarının davalılarca ödenmesi gerekirken ödenmediğini, şahsına tahsis edilen aracın yakıt giderlerinin ödenmediğini, sözleşmede mevcut ödenmesi gereken ikramiye (bonus) alacağının 2008 Şubat ayından itibaren ödenmediğini, sözleşmede yer almasına rağmen müvekkilinin şahsını ve ailesini kapsayan özel sağlık sigortası ve hayat sigortasının 2009 yılından itibaren yenilenmediğini, davalı Şirketin gerçek malikinin dahi özel harcamalarının müvekkilinin kredi kartından yapıldığını, Şubat 2015 ve Mart 2015 aylarına ait ücretlerinin de hâlâ ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ile ücret alacağı, iş sözleşmesi gereği ödenmesi gereken zorunlu masraflar, fazla çalışma ücreti, otel için müvekkilinin kredi kartından yapılmış olan ödemeler, ödenmemiş olan özel sağlık sigortası ve hayat sigortası bedelleri ile prim alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 06.02.2008 tarihinde işe başladığını, davacının ücretine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm ücretlerin eksiksiz ödendiğini, otel işletmesinin devri sırasında tüm işçilere olduğu gibi davacıya da yeni koşullar ve yeni ücret teklifi götürüldüğünü ve davacının bu teklifi kabul ederek ve itiraz etmeden 4 yıl boyunca ücretini aldığını, iş sözleşmesi olarak sunulan İngilizce metnin aslında bir teklif metni olduğunu ve birebir bağlayıcılığının bulunmadığını, genel müdür olduğundan kendi çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini, özel sağlık sigortası veya hayat sigortası ödemesi yapılacağına dair bir yükümlülükleri bulunmadığını, müvekkili Şirketlerde prim uygulaması bulunmadığını, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça hesap bilirkişisinden rapor alınması talep edilmiş ise de bilirkişi ücretinin verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı anlaşıldığından davacı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayıldığı kanaati ile hesap raporu alınmadığı, davacının ücretleri ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, kıdeme esas hizmet süresinin 06.02.2008-01.04.2015 tarihleri arasında 7 yıl 1 ay 24 gün olduğu, tüm dosya kapsamına göre davacının ücretinin net 10.000,00 TL olduğu, genel müdür olarak çalışan davacının fazla çalışma alacağına hak kazanamayacağı, banka kayıtlarına göre davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, diğer taleplerle ilgili ise davacı tarafça ispat koşulunun yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... İnşaat AŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; bilirkişi incelemesi hususunda UYAP ile oluşturulan elektronik ortam üzerinden ödeme yapıldığını ancak sistemde sıkıntı yaşanması sebebiyle ödeme yapılamadığının sonradan fark edildiğini, bu durumun anlaşılması üzerine bilirkişi avansının yatırıldığını ancak buna rağmen İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınmadığını, dolayısıyla ıslah da yapamadıklarını, kıdem tazminatının tavan ücretinin yanlış hesaplandığını, davacının 15.000,00 USD ücret ile çalıştığını, tespit edilen ücret seviyesinin kabul edilemeyeceğini, ücret alacağının da hatalı hesaplandığını, ailesinin ödenmeyen özel sağlık ve hayat sigortası primlerinin reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ev kirası, aidat, faturalar gibi ödemelerinin anlaşmaları gereği davalılar tarafından ödenmesi gerektiğini; yine müvekkilinin kendi cebinden ve kredi kartından yaptığı davalı Şirketlerin malikine ait özel harcamalar ile araç yakıt giderlerinin de davacıya ödenmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... İnşaat AŞ vekili; davacının iş sözlemesini feshinin haklı nedene dayanmadığını, davacının tüm ücretlerinin ödendiğini, kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hesaplanan vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde bilirkişi avansı yatırılmadığından bilirkişi raporu almamasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) aykırı bir yön bulunmadığı, kıdem tazminatı tavanının doğru bir şekilde uygulandığı, ücret alacağı hesaplamasında herhangi bir hata bulunmadığı, davacının genel müdür pozisyonunda çalışması dikkate alındığında çalışmasını kendisinin düzenleyecek konumda olduğu, fazla çalışma alacağının reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ailesinin özel sağlık ve hayat sigortası primlerinin reddine ilişkin gerekçenin de yerinde olduğu, davalı ... İnşaat AŞ vekilince iki haftalık yasal süre geçtikten sonra istinaf dilekçesi verildiği, aynı davalının katılma yoluyla istinaf başvurusunu süresinde yaptığı anlaşılmış ise de başvurma harcı ve istinaf karar harcını (nispi) yatırmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... İnşaat AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ve katılma yoluyla istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının hatalı olup olmadığı, ücretin miktarı ve buna bağlı olarak ödenmeyen ücret alacağının miktarı, fazla çalışma alacağının ispatı, kıdem tazminatı hesabı, özel sağlık ve hayat sigortası ödemesi, ev kirası, aidat, faturalar gibi ödemeler ile özel harcamalara ilişkin alacak taleplerinin ispatı ile taraflar arasında yazılı bir iş sözleşmesi bulunup bulunmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8, 9, 10 ve 11 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. İnceleme konusu uyuşmazlıkta; davacı, iş sözleşmesinin feshine dayalı kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti, ücret alacağı, ikramiye, özel sağlık ve hayat sigortası, bazı özel harcamalar ile ev kirası ve faturalara ilişkin taleplerde bulunmuştur. 2. Davacı davaya konu bir kısım alacak taleplerinin de dayanağı olduğunu iddia ettiği 30.11.2007 tarihli bir iş sözleşmesinin bulunduğunu belirtmiştir. Dosya içerisinde davacı imzasını da içeren 30.11.2007 tarihli İngilizce bir metnin olduğu ve davacı tarafça bu metnin taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi olduğu belirtilmiştir. Davalı taraf ise sunulan metnin İngilizce olduğunu ve Türkçe tercümesi gerektiğini ayrıca iş sözleşmesi olarak dayanılan İngilizce metnin bir teklif metni olduğunu savunmuştur. 3. Davacı tarafça talep edilen ve temyize de konu edilen alacak kalemlerinin bir kısmının bahsi geçen sözleşmeye dayandığı görülmektedir. Bu durumda öncelikle davacının imzasını da taşıyan İngilizce metnin tercümesi yapılarak Türkçe metnin dosyaya eklenmesi sureti ile bu metnin taraflar arasında imzalanan bir iş sözleşmesi olup olmadığı tespit edildikten sonra, sonucuna göre davaya konu talepler gerekirse yeniden değerlendirilerek bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2023/1279 E., 2023/7641 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKırşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin birinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve 223 üncü maddeleri
11. Hukuk Dairesi         2023/1279 E.  ,  2023/7641 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kırşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) TARİHİ : 19.10.2022 SAYISI : 2019/160 Esas, 2022/646 Karar DAVACILAR : 1-... 2-... İnşaat Otomotiv ve Teks. Man. Mahrukat Tic. San. Ltd. Şti. vekili Avukat ... DAVALI : Ahi ... İnş. Malz. Kl. Doğ. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Davanın Kısmen Kabulü TEMYİZ EDEN : Davalı vekili Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilleri aleyhine kambiyo senedine dayalı takip başlattığını, takip konusu beş adet bononun ve takibe konu edilmeyen iki adet bononun taraflar arasındaki inançlı temlik sözleşmesi nedeniyle teminat amacıyla davalıya verildiğini ileri sürerek, müvekkillerinin takip ve bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; bononun illetten mücerret kıymetli evrak olduğunu, davacıların iddialarını yazılı delille ispatlamaları gerektiğini savunarak davanın reddini ve inkar tazminatının tahsilini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 23.05.2017 tarih, 2016/172 E., 2017/155 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki inançlı işlemin yazılı delil başlangıcı kabul edilen belge ve dinlenen tanık beyanları ile ... olduğu, bu sözleşmeye davacı ...'in takip konusu yapılan bonolar ve takip konusu yapılmayan bonolar karşılığında dava konusu taşınmazı davalı şirkete inançlı işlem ile devrettiği gerekçesiyle takibe konu dosya kapsamında davacının 82.689,06 TL asıl alacak, 14.438,74 TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafça takip konusu yapılmayan ve davalının uhdesinde bulunan 25.02.2012 vade tarihli ve 25.06.2012 vade tarihli 20.000,00 TL'... bedelli bonolar bakımından davacıların davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 11.04.2019 tarih, 2017/4101 E., 2019/2470 K. sayılı kararı ile “.. Her ne kadar davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerdeki yazıların davalı şirket temsilcisine ait olması nedeniyle bu belgeler yazılı delil başlangıcı kabul edilerek dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmişse de yazılı belgelerin içeriği incelendiğinde, bu belgelerdeki yazıların ne ifade ettiği yönünde kuşkuya mahal vermeyecek açık ifadeler bulunmamaktadır. 26.02.2014 tarihli celsede hazır bulunan davalı şirket temsilcisine bu belgelerdeki hususların sorulması üzerine anılan yetkili, yazıların kendisi tarafından yazıldığını beyan etmişse de, yapılan isticvap neticesinde bu yazıların neyi ifade ettiği, ne şekilde ve ne için yazı ve rakamların yazıldığı, hangi ilişki nedeniyle bu ibarelerin yazıldığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Mahkemece bu müphem hususların açıklığa kavuşturulması için davalı temsilcisinden beyanları sorulmamıştır. Bu nedenle, tarafların ticari kayıt ve defterleri de incelenerek, davalı temsilcisinin isticvap yoluyla belgenin niteliğine ilişkin beyanları da alındıktan ve belgelerdeki davalı temsilcisi tarafından kabul edilmeyen kısma ilişkin olarak gerekirse grafolojik inceleme yaptırıldıktan sonra alınacak bilirkişi raporu ve tüm deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirdiği .. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takipte bulunan alacaklının davalı Ahi ... İnş. Mal.... Ltd. şirketini temsilen ..., borçluların davacılar ... İnşaat Otomotiv ve Tekstil Mandıracılık, Mahrukat, Tic. San. Ltd. Şirketi ve ... olduğu, borcun kaynağının 02.10.2011 tanzim, 25.11.2011 vade tarihli 15.000,00 TL'lik, 02.10.2011 tanzim, 25.03.2012 vade tarihli 20.000,00 TL'lik, 02.10.2011 tanzim, 25.04.2012 vade tarihli 20.000,00 TL'lik, 02.10.2011 tanzim 25.05.2012 vade tarihli 20.000,00 TL'lik, 02.10.2011 tanzim ve 25.07.2012 vade tarihli 15.000,00 TL'lik bonolara istinaden toplam 90.000,00 TL asıl alacak, 14.444,25 TL'lik faiz olmak üzere toplam 104.444,25 TL'lik icra takibinde bulunulduğu, borçsuzluğun tespiti istenilen bonoların düzenleme tarihlerinin 02.10.2011, borçluların ... İnş. Otomotiv. Teks. Man.Mahrukat. Tic. San. Ltd. Şti. ve ..., alacaklının Ahi ... ltd. Şirketi olup bedelinin malen alınacağının kararlaştırıldığı, 12.04.2012 tarihli ... A.Ş.'ye hitaben yazılmış belgede düzenleyen Ahi ... İhş. Mal. ..Ltd. Şti'nin, 25.12.2011 tarihli 15.000,00 TL bedelli ve 25.01.2012 tarihli 20.000,00 TL bedelli senetlerin bedellerinin ... İnşaat ...Ltd. Şti. ve ... adına alındığının belirtildiği, Satış Sözleşmesi Başlıklı belgede satıcının ... İnşaat Ltd. Şirketi adına ..., alıcının ise ... ... ... ve ... olduğu, satış bedelinin 550.000,00 TL, satılan dairenin ...6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 21 numaralı dükkan cinsinden bağımsız bölüm olduğu, sözleşmenin 7. maddesinde dükkanın parasının ...3 parseldeki 11 nolu dükkanın devri ve geri kalanının malzeme karşılığı ödeneceği, dükkanın değerinin 150.000,00TL olduğu ve geriye kalan 400.000,00 TL'nin ise malzeme karşılığı ödeneceğinin kararlaştırıldığı, tapu kayıtlarına göre 21 numaralı bağımsız bölümün 24.06.2011 tarihli satış sözleşmesi ile ... ... ve ... adlarına 145.000,00 TL bedelle satışının gerçekleştirildiği, ... 6 parselde kayıtlı 17 numaralı bağımsız bölümün ... tarafından 27.02.2012 tarihinde ...'a satışının yapıldığı, ... tarafından 25.03.2013 tarihinde ... ... adına satışının yapıldığının görüldüğü, tahsilat makbuzu başlıklı 02.10.2011 tarihli belgede de toplam 165.000,00 TL'nin ... tarafından Ahi ... Ltd. Şirketi adına ...'a teslim edildiği hususunun yazılı olduğunun görüldüğü, alınan bilirkişi raporuna göre 17 nolu bağımsız bölüm dükkan nitelikli taşınmazın 25.03.2013 tarih itibariyle değerinin 143.174,40 TL olduğunun tespit edildiği, takibe konulan bütün senetlerde "malen" kaydının bulunduğu, davacıların da bu senetleri davalıdan satın aldıkları inşaat malzemeleri karşılığında verdiklerini kabul ettiklerinden davacıların bu senetlerin bedellerini ödediklerini ispat etmeleri gerektiği, davacıların yazılı delil başlangıcı olarak inançlı işleme konu edilen taşınmazın tapu kaydının fotokopisine yazılan bazı hesaplamalara ve yazıya dayandığı, davalı şirketin temsilcisi ...'ın duruşmada ... 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt sureti ile bazı hesaplamalara ait tarafınca kırmızı kalemle daire içine alınan yerlerin bizzat kendisi tarafından yazıldığını, bunun dışındaki yerleri kendisinin yazmadığını beyan ettiği, imzası inkar edilmeyen 02.10.2011 tarihli hesaplamalarda davacı tarafından verilen senedin toplam değerin,n, 165.000,00 TL olarak belirlendiği, bu yazıda teslim edenin ..., teslim alanın ise Ahi ... şirketi adına ... adı ve imzasının bulunduğu, bu belgenin dava konusu olayda yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceği, dava dilekçesine ekli üzerinde muhasebe defterine dair bilgisayar yazıları olan belgenin altında kırmızı kalemle "davalı şirket müdürü ...'in el yazısı ile kalan hesap notu" yazısı altında "2010 yılında devir 40.251,00 TL, ikinci ücüncü ay alınan 48.118,00 TL , döndüncü ayda alınan 30.888,00 TL toplam 119.257,00 TL "yazılarının davalı ...'in el ürünü olup olmadığı hususunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 04.02.2022 tarihli raporda " söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'ın ... ürünü olmadığı" yönünde görüş bildirildiği, yazılı delil başlangıcının kabulü nedeniyle, duruşmada dinlenen davacı tanıklarının davacı şirket ve bu şirketin büyük ortağı ...'in kiracıları oldukları, ...'in kendilerine Ahi ... şirketinden inşaat malzemesi aldığı, bundan dolayı borçlandığı, borcun teminatı olarak kiracısı oldukları dükkanı teminat olarak verdiğini söylediği, ... isimli şahsın dükkana gelerek işlettikleri dükkanı ...'e verdiği borç karşılığında devraldığını, kirayı ...'e ödemeye devam etmelerini söylediği, daha sonra da dükkanın ... adlı kişiye satıldığını öğrendiklerinden kirayı bu kişiye ödedikleri şeklindeki beyanları ile davacıların takip dayanağı senetlerin bedellerini ödediklerini ispat ettikleri, davacı ...'in takip konusu yapılan bonolar ve takip konosu yapılmayan bonolar karşılığında dava konusu taşınmazı davalı şirkete inançlı işlem ile devrettiği, daha sonra bu taşınmazın 25.03.2013 tarihinde dava dışı ... ...'a devredildiği, bu tarihte taşınmazın değerinin 143,174,40 TL olduğu, takip dayanağı bonolar ile takibe konulmayan bonoların ifa tarihi olan 25.03.2013 tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte toplam bedelinin 150.485,34 TL olduğu, takip tarihi itibariyle davalının davacılardan talep edebileceği asıl alacak miktarının 7.310,94 TL, işlemiş faiz miktarının ise 5,51 TL olduğu ve davalının takip dosyasında kötü niyetli olduğu hususu ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibe konu edilen Kırşehir İcra Müdürlüğünün 2013/1841 E. sayılı dosya kapsamında davacının 82.689,06 TL asıl alacak ve 14.438,74 TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, 7.310,94 TL asıl alacak ve 5,51 TL işlemiş faiz yönünden talebin reddine, davalı tarafça takip konusu yapılmayan ve davalının uhdesinde bulunan 25.02.2012 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli bono ile 25.06.2012 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli bono bakımından davacıların davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belge ... olmadığı halde fotokopi üzerinden yapılan adli tıp incelemesinde müvekkiline ait olmadığı tespit edilmesine rağmen müvekkili aleyhine hatalı şekilde karar verildiğini, taraflar arasında inanç sözleşmesinin bulunmadığını, inanç ilişkisinin ispatının yazılı delille kanıtlanabileceğini, yazılı delilde tarafların imzalarını taşıyan belge olması gerektiğini, yazılı bir sözleşme bulunmadığından ve dava konusu miktar tanıkla ispatı mümkün olan sınırın çok üstünde olduğundan davacının hukuki işlemin varlığının yazılı olarak kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin kendine bilgi olarak yazdığı notların davacı tarafından iradesi dışında ele geçirildiğini ve mahkemeye sunulduğunu, yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilen yazının içeriğinin olayla ilişkisi olmayan bir yazı olduğunu, bununla ilgili dinlenen tanık beyanlarının yanlı ve taraflı olduğunu, tanıkların davacı tarafın yakın ilişki içinde olduğu ve kiracısı konumundaki kişilerden oluştuğunu, takibe konu edilen bonolar ile tapu kayıtlarının ilişkilendirilmesi ve taşınmaz keşfi yapılmak suretiyle bedel tespit ettirilmesi ve keşif bedelinin kararda esas alınmasının hatalı olduğunu çünkü ortada bir inanç sözleşmesinin bulunmadığını, müvekkilinin 21.10.2020 tarihli duruşmadaki beyanlarıyla davacının beyanlarının açık bir şeklide çürütüldüğünü, davacı taraf ticari defterlerini sunmadığını bu nedenle eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, Adli Tıp Kurumunun fotokopi belgesi üzerinde yapılan incelmesinde de belgenin müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, teminat olarak verildiği iddia olunan bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 691 ... maddesinin birinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve 223 üncü maddeleri 3.Değerlendirme Dava, teminat olarak verildiği iddia olunan bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davalı şirket temsilcisi ...'ın isticvabı yapılmış, davalı şirket temsilcisi beyanında 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt sureti üzerinde kırmızı kalemle daire içine alınan yerlerin bizzat kendisi tarafından yazıldığını, bunun dışındaki yerleri kendisinin yazmadığını beyan etmiş, davalı şirket temsilcisinin yazmadığını beyanı etmiş, yazılar bakımından İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 04.02.2022 tarihli rapora göre yazıların davalı şirket temsilcisine ait olmadığı bildirilmiştir. Ancak, bozma ilamında uyuşmazlığa konu bonolar taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle verildiğinden tarafların ticari kayıt ve defterlerinin de incelenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece tarafların ticari defterleri incelenmeksizin karar verildiği görülmüştür. Bu durumda Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 220 ... maddesi gereğince usulune uygun ihtarat yapılmak suretiyle taraflara ait ticari kayıt ve defterler getirtilerek alanında uzman bilirkişi heyetinden 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesine göre denetime elverişli alınacak bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.