HMK Madde 303Kesin hüküm

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesi, şekli ve maddi anlamda kesin hükmün şartlarını, hükmün objektif sınırını (hangi taleplerin hükme bağlandığını) ve kişi bakımından sınırlarını düzenler. Kesin hükmün kişi bakımından etkisi; tarafların küllî halefleri, dava konusu şeyi sonradan devralan ya da üzerinde sınırlı ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişiler ve müteselsil borçluluk/alacaklılık ilişkilerinde diğer müteselsil borçlu ya da alacaklılar bakımından sonucu kapsar.

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

(1)Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.

(2)Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.

(3)Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.

(4)Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.

(5)Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

Bu maddede kesin hüküm, kesin hükmün unsurları ile tarafları ve üçüncü kişiler açısından sonuçları düzenlenmiştir. Kesin hükmün, bir bakıma, davayı etkileyecek nitelikte kesin bir delil teşkil etmesi yönünden deliller bölümünde ele alınması gerekeceği düşünülebilir. 1086 sayılı Kanunda bu madde, deliller faslında yer almış bulunmaktadır. Ancak müessesenin asıl özelliği, hüküm olma niteliğinden ileri gelmektedir. Hükümden sonraki bir safhayı ifade etmesi ve verilecek diğer hükümleri de etkileyecek kuvvette olması bakımından, yakın ve hatta doğrudan doğruya ilgisi sebebiyle bu maddeye “Hüküm” bölümünde yer verilmesi daha uygun bulunmuştur. Maddenin birinci fıkrasında kesin hükmün “şeklî anlamda kesin hüküm” ve “maddî anlamda kesin hüküm” ayrımı vurgulanarak, kesin hüküm tarif edilmektedir. Bu tarif, maddî anlamda kesin hükmü kapsamaktadır. Bir hükmün maddî anlamda kesin hüküm hâline gelebilmesi için öncelikle o hükmün şeklî anlamda kesinleşmiş olması gerekir. Başka bir deyişle, şeklî anlamda kesin hüküm, maddî anlamda kesin hükmün bir ön koşuludur. Bu bağlamda, bir dava bakımından, diğer bir dava sonunda verilmiş ve usulen kesinleşmiş hükmün, kesin hüküm sayılabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin (vakıaların) ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, dava veya karşılık dava ile ileri sürülen taleplerden, ancak hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Bu bakımdan talep sonuçlarından bir kısmı, maddedeki açıklığa rağmen, hüküm dışı bırakılmış ise olumlu veya olumsuz şekilde hükme bağlanmamış olan o konu hakkında, ayrıca dava açılması mümkün olacaktır. O hâlde kesin hükmün, sadece çekişmeli yargıya ait işlerde söz konusu olacağını ve kesinlik kavramının hüküm sonucu ile sınırlı olduğunu vurgulamakta yarar vardır. 1086 sayılı Kanunun “Kaziyei muhkeme, ancak mevzuunu teşkil eden husus hakkında muteberdir.” hükmü, ikinci fıkrada daha açık ifade edilmiştir. Örneğin, sadece dava şartlarının bulunmaması sebebiyle verilmiş ve kesinleşmiş olan hükmün daha sonra açılan davada esas bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği daha açık düzenlenmiştir. Üçüncü fıkraya göre, kesin hüküm davanın taraflarından başka onların küllî halefleri (örneğin; mirasçılar) bakımından da geçerlidir. Bundan başka kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu olan şeyi taraflardan devralan veya bu şey üzerinde rehin, intifa gibi sınırlı bir aynî hak ya da fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Şu kadar ki, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinme hükümleri bu hâlde saklıdır. demet 387 / – 92 – Beşinci fıkra hükmü, kesin hükmün üçüncü kişilere tesirinin sınırlarını belirleme ve bu konuda hasıl olabilecek tereddüdü ortadan kaldırma amacını taşımaktadır. Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hükmün diğerlerine etkisi olmayacaktır.

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Bu maddedeki kavramlar

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.

Bu maddeyi uygulayan kararlar

447 karar arasından seçildi
  1. Hukuk Genel Kurulu E.2025/38 K.2025/688 T.2025-11-05
    Hukuk Genel KuruluBozmaYerleşik içtihat
    Bu noktada hemen belirtilmelidir ki, HMK'nın 303. maddesine göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
  2. Hukuk Genel Kurulu E.2016/1867 K.2020/908 T.2020-11-17
    Hukuk Genel KuruluBozma
    2- Davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle işe iade davasının reddine karar verildiğinin kabul edilmesi hâlinde bu kararın eldeki dava yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 303. maddesine göre kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği, hakimin bu durumu resen gözetmesinin gerekip gerekmediği ve burada varılacak sonuca göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
  3. 20. Hukuk Dairesi · E. 2013/9688 · K. 2014/487 · T. 14.01.2014
    Daire kararıBozma
    Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda “6100 sayılı Kanunun 303. maddesi uyarınca kesin hüküm mevcut olduğundan davanın reddine” dendiği halde, gerekçeli kararda “ 6100 sayılı Kanunun 303. maddesi uyarınca kesin hüküm mevcut olduğundan davanın reddine, dava konusu Antalya İli, K..

Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Bu maddenin ders anlatımı

  • Kesin Hüküm
    Medeni Usul Hukuku · 7 Hüküm, Davaya Son Veren Taraf İşlemleri ve Basit Yargılama ve Yargılama Giderleri · 9:23
Ders videosunu platformda izle

Bu maddeye özel soru

Medeni Usul Hukuku

Kesin hüküm ile ilgili; I. Kesin hüküm, tarafların külli halefleri hakkında da geçerlidir. II. Müteselsil borçlulardan biri ile alacaklı arasında oluşan kesin hüküm, kural olarak diğer müteselsil borçlular hakkında da geçerlidir. III. Bir hüküm, davada ileri sürülen taleplerden sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. ifadelerinden hangileri doğrudur?

  1. A) Yalnız I
  2. B) Yalnız II
  3. C) I ve III
  4. D) II ve III
  5. E) I, II ve III

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var

Soruların tamamını çözmek ve açıklamalı cevapları görmek için Hukuksal Eğitim platformuna katıl.

Platforma katıl