6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 306

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 306. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 306- (1) Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Davaya Son Veren Taraf İşlemleri Davadan feragat

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

14 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2015/6613 E., 2015/14486 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
İş Mahkemesi'nin 28.01.2015 tarihli 2014/453 Esas ve 2014/561 Karar sayılı tavzih talebinin reddi kararının temyizi incelemesinde;mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 306.maddesinde tavzih talebi ve usulü izlenmeden davalı vekilinin tavzih talebinin dosya üzerinden değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2015/6613 E.  ,  2015/14486 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, resmi tatil ve ulusal bayram ücreti, maaş, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 29.03.2007 tarihinde çalışmaya başladığı, çalışırken ... tarafından yapılan tek taraflı haksız fesih sonucu 23.11.2009 tarihinde işten ayrılmak zorunda kaldığını, davacı şirketin davacıya 12.11.2009 tarihinde ... Şubesinde oluşan 2.290,00 TL kasa açığının kendisi tarafından yapıldığını ve işine son verildiğini 17.11.2009 tarihinde noter kanalıyla ihtaren bildirildiğini, davacının buna istinaden 25.11.2009 tarihinde haksız olarak iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; davacının yetkilisi olduğu Köroğlu Şubesi kasasında kusuru nedeniyle 2.290,00 TL açık çıktığını ve haklı olarak iş akinin feshedildiğini, hak kazanmadığı halde ihbar- kıdem tazminatlarının ödendiğini, yaptığı nadir fazla çalışma karşılıklarının ödendiğini, genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığı, kullandığı izin karşılıklarının bankaya yatırıldığını, ücretlerinin de banka kanalıyla ödendiğini savunarak,davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacıya iş akdinin fesh edileceği önelinin 4857 Sayılı Yasa geregince dört hafta önceden teblig edildigini, ihbar öneli içerisinde bütün alacaklarının ödendigini, davacının fazla mesai yapmadığını, resmi ve dini bayramlarda çalışma olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. Diger davalı ... vekili ise, belediyeye ait olan taşınmazların sözleşmeler yapılarak diger davalıya kiralandığını, bu nedenle belediyenin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı adında memur, işçi, sözleşmeli olarak çalışan veya daha önce çalışmış bir personel bulunmadığını, Belediye tarafından davacıya yapılan her hangi bir kıdem tazminatı ve maaş ödemesi de bulunmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. C)Bozma ilamı ve Mahkeme Kararının Özeti Mahkemenin ilk kararı dairemizin Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 10/06/2013 tarih 2012/23713 Esas 2014/22091 Karar sayılı ilamı ile özetle "Mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacakları istemiş, hesaplanan tazminat ve alacaklardan davalının kasa açığı: 2.290,00 TL mahsup ederek ödediği buna göre alacakları olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacının kasa açığından sorumluluğu ve kusuruna ilişkin yargı kararı bulunmadan işverenin bu açığının mahsubu yoluna gidilmesinin hatalı olduğu"gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece; bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, hesaplama yönünden itibar edilen ek bilirkişi raporuna göre davacının net olarak hesaplanan 1.406,26 TL kıdem tazminatı alacağı, 1.013,58 TL ihbar tazminatı alacağı, 1.086,60 TL ücret alacağı, 421,95 TL fazla çalışma alacağı, 337,87 TL izin alacağı, 40,02 TL genel tatil günleri çalışma alacağı olmak üzere toplam 4.315,63 TL net alacağı bulunduğunun sabit olduğu,davalı işveren tarafından 2.290,00 TL kasa açığının olduğu kıdem tazminatı ve diğer alacaklardan bu miktarın mahsup edildiği belirtilmiş ise de davacının kasa açığından sorumluluğu ve kusuruna ilişkin her hangi bir yargılamanın yapılmadığı dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldğı,davacı her ne kadar davasını ıslah etmiş ise de; bozma sonrası yasa gereği ıslah talebinde bulunulmayacağından davacının bu talebi ret edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili hükümde lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine dair maddi hatanın tavzih yolu ile düzeltilmesini 28.01.2015 tarihli tavzih dilekçesi ile talep etmiştir. Mahkemece davalı vekilinin tavzih talebi 28.01.2015 tarihli 2014/453 Esas,2014/561 Karar sayılı tavzih red kararı ile HMK.nın 305. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre taraflara tanınan hak ve yüklenen borçların tavzih yolu ile genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, buna göre , vekalet ücretine hükmolunmaması hususunda bir yanlışlık var ise, bunun ancak temyiz yolu ile giderilebileceği gerekçesiyle reddedilmiştir. D) Temyiz: Davalı vekili Bolu İş Mahkemesi'nin 28.01.2015 tarihli 2014/453 Esas ve 2014/561 Karar sayılı tavzih talebinin reddi kararını temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Davalı vekilinin ... İş Mahkemesi'nin 28.01.2015 tarihli 2014/453 Esas ve 2014/561 Karar sayılı tavzih talebinin reddi kararının temyizi incelemesinde;mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 306.maddesinde tavzih talebi ve usulü izlenmeden davalı vekilinin tavzih talebinin dosya üzerinden değerlendirildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 306.maddesinde tavzih talebi ve usulü "(1)Tavzih,dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir.Dilekçenin bir nüshası,cevap süresi belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir.Cevap tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2)Mahkemece,cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir;ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3)Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar." şeklinde düzenlenmiştir. Mahkemece tavzih talebi hakkında 6100 sayılı HMK'nın 306.maddesinde düzenlenen usul izlenmeden dosya üzerinden değerlendirilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

17. Hukuk Dairesi, 2016/6823 E., 2019/1210 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
HMK 306.maddesinde ise ise tavzih talebi ve usulünün ne olması gerektiği belirlenmiştir.
17. Hukuk Dairesi         2016/6823 E.  ,  2019/1210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün tavzihine dair 30.03.2015 tarihli ek kararın temyiz edilmesi üzerine, temyiz talebinin reddine dair 10.03.2016 tarihli ek kararın süresi içinde davacı... ... Yönetim AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin 27/03/2015 havale tarihli tavzih dilekçesinde; tasarrufun iptali davasında mahkemece yapılan yargılama sonunda taşınmazlarla ilgili tasarrufun iptali davasının reddedildiği, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı lehine hükmedilen 21.193,23 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verildiği, aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin de taşınmazlar yönünden dava reddedildiği için hatalı olduğunu belirterek, tavzihen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesini ve kabul edilen kısım için davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin müvekkili haricindeki diğer davalılar yönünden hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tavzih istemli dilekçe, davacı vekiline tebliğ edilmemiştir. Mahkemece, tavzih talebi, vekalet ücretine hükmedilmemesi/hatalı hükmedilmesi maddi hata kabul edilerek, davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. lehine vekalet ücreti takdir edilmiş, yine davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ve diğer davalılar aleyhine hükmedilen vekalet ücretinden davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. ...nin sorumlu olmadığı yönündeki 30.03.2015 tarihli ek kararla, davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin tavzih istemi kabul edilmiş, hüküm davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilince ek karara yönelik olarak temyiz edilmiş, mahkemece 10.03.2016 tarih ve 2005/114 E-2014/437 K sayılı karar ile; mahkemenin 30/10/2014 tarih, 2005/114 E- 2014/437 sayılı kararının davacı vekili tarafından 07/05/2015 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği, davacı vekiline gerekçeli karar 13/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz süresinin 31/03/2015 tarihinde sona erdiği, temyizin süresi içinde yapılmadığı anlaşıldığından HMK 432-426/F maddelerine göre temyiz talebinin reddine, ek kararın taraflara tebliğine karar verilmiş, iş bu ek karar 24.03.2016 tarihinde davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece; 30.10.2014 tarihinde tasarrufun iptali davasının kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazlar yönünden davanın reddine, davalı ...Ş ile borçlu arasındaki yatın satışı ile ilgili olmak üzere ( Kütük no: 18237, bağlama limanı İzmir 1982, yeni sicil 3175 İzmir) yatın İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/5873 sayılı takip dosyasından tasarrufun iptali ile bu tekne üzerinden haczin uygulanmasına, alacak defterine geçmemek üzere nakden tazmin ile yükümlü tutulmasına karar verilmiştir. Karar davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekiline 12.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, adı geçen davalı vekilince 27/03/2015 havale tarihli dilekçe ile vekalet ücreti yönünden hükmün tavzihi talep edilmiştir. Davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. AŞ tarafından verilen tavzih dilekçesine istinaden hüküm tavzih edilerek adı geçen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, aleyhine hükmedilen vekalet ücretinden de sorumlu olmadığı yönünde hüküm tesis edilmiş, iş bu ek karar davacı vekilince temyiz edilmiş, temyiz talebi mahkeme tarafından; tasarrufun iptali davası ile ilgili 30.10.2014 tarih ve 2005/114 E-2014/437 K sayılı kararın davacı vekiline 13.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve temyizin süresi içinde yapılmadığı gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verilmiş, bu ek karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmün tavzihine dair ek kararın 20.05.2015 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilince bu ek kararın icra marifeti ile 04.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği belirtilerek, 07.05.2015 tarihli temyiz dilekçesi ile hükmün esası ve tavzih ek kararı ile düzeltilen vekalet ücretleri yönünden temyiz edildiği, mahkemece hükmün esasının temyizi şeklinde kabul edilen ek kararın temyiz talebinin 10.03.2016 tarihli ek karar ile reddedildiği, bu ek kararın da süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Kısmen kabulüne karar verilen davada, asıl karara karşı davacı vekilinin süresinde temyiz yoluna başvurmadığı, ek kararın temyizine ilişkin talepleri içerisinde ise, asıl karara yönelik temyiz istemlerinin de bulunduğu, mahkemece, temyiz isteminin süresinde olmadığı belirtilerek 10.03.2016 tarihli karar ile temyiz talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, kısmen kabulüne karar verilen asıl karara karşı davacı vekilinin süresinde temyiz yoluna başvurmadığı ve mahkemece temyiz isteminin bu nedenle reddine karar verildiği anlaşılmakla birlikte, süresinde temyiz edilen ek kararın tavzih ile düzeltilen vekalet ücretlerine yönelik temyiz taleplerini de kapsadığı görülmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yönden temyizinin kabulü ile ek kararın kaldırılmasına karar verildi. 1-Davacı vekilinin süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekili tarafından süresinden sonra asıl kararın temyizi taleplerini içeren ek karara yönelik temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin tavzih talebinin kabulüne yönelik ek kararın temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi; HMK 305. maddesi; “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmünü öngörmektedir. HMK 306.maddesinde ise ise tavzih talebi ve usulünün ne olması gerektiği belirlenmiştir. Somut olayda; mahkemece dava konusu taşınmazlar yönünden tasarrufun iptali davasının reddine, davalı ...Ş ile borçlu arasındaki yatın satışı ile ilgili olmak üzere yatın İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/5873 sayılı takip dosyasından tasarrufun iptali ile bu tekne üzerinden haczin uygulanmasına, alacak defterine geçmemek üzere nakden tazmini ile yükümlü tutulmasına karar verilmiş, hakkındaki dava reddedilen davalı ... ...AŞ yönünden vekalet ücretine hükmedilmemiş, yine kabul edilen talep yönünden sorumlu olmadığı halde davalı ... ...AŞ.nin vekalet ücretinden sorumlu olduğu yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davalı ... ...AŞ lehine vekalet ücreti hükmedilmesi ve adı geçen şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücretinden sorumlu olmadığı yönünde hüküm fıkrasına ekleme yapılması suretiyle tavzih kararı verilmesi davacı aleyhine yeni bir durum olması sebebi ile HMK 305 ve 306/2 maddelerine aykırılık oluşturmuştur. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre mahkemece kısmen kabulüne karar verilen davada; davalı ... ...AŞ yönünden talep reddolduğundan lehine vekalet ücretleri takdir edilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmediği ve kabul edilen talep yönünden hükmedilen vekalet ücretinden davalı ... ...AŞ. sorumlu olmadığı halde sorumlu tutulduğu anlaşılmakla, bu hususların maddi hata olduğu kabul edilerek tavzih kararı verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilinin asıl kararın temyizine yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilinin tavzih kararının temyizinin reddine ilişkin ek kararın KALDIRILMASINA, tavzih kararına karşı temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 30.03.2015 tarihli ek kararının BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 11/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/8196 E., 2024/13265 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304, 305, 305/A ve 306 ncı maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
9. Hukuk Dairesi         2024/8196 E.  ,  2024/13265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi KARAR : Davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.05.2015-15.12.2015 tarihleri arasında davalı işverenin Etiyopya'daki şantiyelerinde aşçı başı olarak aylık net 2.500,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak sona erdirildiğini, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette Etiyopya .... Demiryolu projesinde 08.05.2015-30.11.2015 tarihleri arası aşçıbaşı olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının aylık ücrete dâhil olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatının işverene ait olduğu, davalı tarafından davacının kadın işçilere ahlaka aykırı davranış ve tekliflerde bulunduğu iddiası ile iş sözleşmesinin sona erdirildiği, dosyaya davalı tarafça sunulan 21.11.2015 tarihli tutanakta iki kadın işçinin davacı tarafından tacize uğradığından bahsedildiği, tutanağın işyerinde çalışanlar tarafından tutulduğu, tutanak tanıklarının dinletilmediği, bu hâli ile tutanak içeriğinin teyit edilmediği, tutanak dışında davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre davacının 08.05.2015-26.05.2015 tarihleri arasında 10,5 saat, 27.05.2015-26.11.2015 tarihleri arasında ise 21 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların bir günü dışındaki tüm dinî bayramlarda ve resmî tatillerde çalıştığı, ayda iki hafta tatilinde çalıştığı ve bu çalışmalarının karşılığının ödenmediği ve davacının ödenmeyen ücretinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; davacının aylık ücretinin hatalı tespit edildiğini, bordrolarda yansıtılan ücretin net ücret olduğunu, ücret alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, net ücret ile hesaplanan ücret alacaklarından Sosyal Güvenlik Kurumu prim ve vergi kesintisi yapılmasının hatalı olduğunu, uygulanan faizin türünün hatalı olduğunu, ulusal bayram ve genel tatil ücreti bakımından hükümde maddi hata olduğunu, talebi aşar şekilde karar verildiğini, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, davacının aylık ücretine fazla çalışmalarının da dâhil olduğunu, bunun dikkate alınmadan fazla çalışma hesaplanmasının hatalı olduğunu, fazla çalışma ücretine esas aylık ücretinin de hatalı tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, brüt ücretin hatalı tespit edildiğini, işverene karşı davası bulunan ya da davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanları ile hüküm kurulmasının ve fazla çalışmaya hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yapılan indirim oranının da düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ancak davacının tespit edilen net ücretine %5 sağlık sigortası eklenerek brüt ücretin belirlenmesi gerektiği, bu ücrete de 150,00 USD yemek ve barınma gideri eklenerek giydirilmiş brüt ücretin tespit edildiği, hüküm kısmındaki kamu bankası ibaresinin kaldırılması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin davalı ile aralarında yapılan sözleşmesinin 12 nci maddesinde belirtilen hâllere aykırılık nedeniyle feshedildiği ispat edilemediğinden ücret talebin kabul edilmesi gerektiği, ulusal bayram ve genel tatil ücreti miktarının alacağının hükümde hatalı yazıldığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; istinafa başvuru sebeplerine ek olarak davacının ihbar tazminatı alacağının giydirilmiş brütten hesaplanıp daha sonra bu tutarın nete çevrildiğini, davacının yurt dışında çalışması nedeniyle ücretlerinin vergiden muaf olduğunu, yapılan netleştirme hesabının taleplerine ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin feshi ile davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığına, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304, 305, 305/A ve 306 ncı maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri. 4. 09.08.2007 tarihli ve 26608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması'nın "Bağımlı Faaliyetler" başlıklı 15 inci maddesi şöyledir: " 1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet dolayısıyla elde ettiği ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, bu hizmet diğer Akit Devlette ifa edilmedikçe, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir bu diğer Devlette vergilendirilebilir. 2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği bir hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer: a) Gelir elde eden kişi, diğer Devlette ilgili takvim yılı içinde başlayan veya biten herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve b) Ödeme, diğer Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden kaynaklanmazsa yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir. 3. Bu maddenin bundan önceki hükümlerine bakılmaksızın, uluslararası trafikte işletilen bir gemi veya uçakta ifa edilen bir hizmet dolayısıyla elde edilen ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, teşebbüsün etkin yönetim yerinin bulunduğu Akit Devlette vergilendirilebilir." 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince brüt olarak hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesintisi yapıldığı görülmektedir. İlâmın İlgili Hukuk bölümünün (4) numaralı paragrafında yer verilen çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki düzenlemeye göre; Etiyopya'da ifa ettiği çalışma dolayısıyla gelir elde eden kişi, ilgili mali yıl içinde başlayan veya sona eren herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmayacak şekilde Etiyopya'da kalırsa elde edilecek gelirin yalnızca ilk bahsedilen Devlet olan Türkiye'de vergilendirilmesi gerekecektir. Davacı işçinin ise sözü edilen dönemdeki çalışmalarında 183 günden fazla bir süre Etiyopya'da kaldığı anlaşıldığından gelirin Türkiye'de vergilendirilmesi mümkün değildir. O hâlde, davacının hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesilmesi suretiyle sonuca gidilmesi de hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/2735 E., 2024/6995 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304, 305, 305/A ve 306 ncı maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
9. Hukuk Dairesi         2024/2735 E.  ,  2024/6995 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2889 E., 2023/3014 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/581 E., 2021/363 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.08.2015-07.07.2017 tarihleri arasında davalı işverenin yurt içi ve yurt dışı şantiyelerinde sinyal ve telekom formeni olarak aylık 2.900,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açamayacağını, davacının müvekkili Şirkette Etiyopya Awash-Weldiya-Haragebeya Demiryolu projesinde 29.12.2016-07.07.2017 tarihleri arası sinyal ve telekom formeni olarak çalıştığını, davacının aylık ücretinin 2.900,00 USD olduğunu, davacının 02.07.2017 tarihli el yazısı ile tanzim ettiği istifa dilekçesi ile şahsi gerekçelerle ayrıldığını bildirdiğini, davacının istifa koduna dayalı olarak işten çıkışının yapıldığını, davacının iş sözleşmesinin 07.07.2017 tarihinde izin ücreti ödenerek bu tarih itibarıyla sona erdirildiğini, davacının 06.07.2017 tarihli dilekçesi ile işvereni ibra ettiğini, davacının ücret bordrolarını ihtirazı kayıtsız imzaladığını, davacıya ücret bordrolarında ödenen tutarların yüksek olup her nevi çalışmalarını kapsadığını, davacının hafta tatili yapmaksızın çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının faiz isteminin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yurt dışında çalışan davacının haklı bir neden olmaksızın iş sözleşmesinin bildirimsiz feshedildiği buna göre davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, işyerinde fazla çalışma yapıldığı ve hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığı tanıklarca beyan edildiğinden davacının bu husustaki iddiasını ispat ettiği, davalı işverenin ise işbu çalışmaların ücretlerinin ödendiğini yazılı delille ispat edemediği, bu nedenle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ve ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporunda hesaplanan şekilde davacının alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; müvekkili Şirketin yolcu binalarının yapımı işini anahtar teslimi usulü ile dava dışı ... Yapı Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.ne verdiğini, buna göre asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığından müvekkili bakımından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacıya her nevi işçilik alacağının ödendiğinin özlük dosyası ile açık olduğunu, davacının iş sözleşmesini kendi isteği üzerine ve el yazılı istifa beyanı ile sona erdirdiğini, 1 yıllık hak düşürücü süre de geçtikten sonra ikame edilen davada davacının irade fesadına ilişkin iddialarının dinlenemeyeceğini, davacının kısa vadeli sigorta koluna tâbi olduğunu, yapılan indirimin az olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Yapı Merkezi Şirketinin diğer istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı; ancak davacının giydirilmiş ücretinin net ücretine %5 sağlık sigortası eklenerek brüt ücretin belirlenmesi gerektiği, ayrıca İlk Derece Mahkemesince yapılan %35 indirimin uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin 11.12.2023 tarihli tashih talebi üzerine, 12.01.2024 tarihli karar ile; tashih talebinin kısmen kabulü ile vekâlet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili; istinafa başvuru sebepleri ile benzer sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davacı vekili; hükmün ücretin brütleştirilmesi yönünden hatalı olduğunu ayrıca vekâlet ücreti yönünden de henüz tashih talepli dilekçesi üzerine bir karar verilmediğinden hükmün hatalı olduğunu belirterek katılma yoluyla temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığına, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ve vekâlet ücretine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304, 305, 305/A ve 306 ncı maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri ile aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 4. 09.08.2007 tarihli ve 26608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması'nın "Bağımlı Faaliyetler" başlıklı 15 inci maddesi şöyledir: " 1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet dolayısıyla elde ettiği ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, bu hizmet diğer Akit Devlette ifa edilmedikçe, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir bu diğer Devlette vergilendirilebilir. 2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği bir hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer: a) Gelir elde eden kişi, diğer Devlette ilgili takvim yılı içinde başlayan veya biten herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve b) Ödeme, diğer Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden kaynaklanmazsa yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir. 3. Bu maddenin bundan önceki hükümlerine bakılmaksızın, uluslararası trafikte işletilen bir gemi veya uçakta ifa edilen bir hizmet dolayısıyla elde edilen ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, teşebbüsün etkin yönetim yerinin bulunduğu Akit Devlette vergilendirilebilir." 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini iddia etmiş; davalı taraf ise davacının istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur. Dosyada davacının el yazısı ile yazdığı "İşyerinizden şahsi gerekçelerimle tamamıyla kendi istek ve rızamla herhangi bir baskı olmadan 07.07.2017 tarihinde işten ayrılmak istiyorum" şeklindeki beyanını içeren 02.07.2017 tarihli istifa dilekçesi mevcuttur. 3. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi hâlinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi hâlinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. 4. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. 5. İşçinin el yazısını ve imzasını içeren bir istifa dilekçesinin varlığı hâlinde, öncelikle işçinin irade fesadı hâllerinden birini ileri sürerek bu belgenin geçersizliği iddiasında bulunup bulunmadığı yahut belgedeki imzayı inkâr edip etmediği üzerinde durulmalı, böyle bir iddianın varlığı hâlinde bu iddianın gerçek olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Görüldüğü gibi bu durumda da işçinin, istifa beyanının ardındaki gerçek iradesinin tespit edilip ortaya çıkarılması söz konusudur. 6. Somut uyuşmazlıkta ise davacının istifa dilekçesine karşı beyanı alınmadığı gibi davalı tanığı M.D.; "Davacı işten istifa ederek kendisi çıktı. Davacı istifa etmeden 2 gün önce biraz tartıştık. Davacı beni şikayet etti. 1 gün sonra da bir kontrol işi çıktı. Davacı bu işi bilmediğini söyleyerek kabul etmedi. Proje müdürümüz ertesi gün davacıyı, beni ve proje müdür yardımcısını çağırırak neden gidilmediğini sordu. Davacı da işi bilmediğini söyledi. Bu işi siz bana göstermediniz dedi. Müdürümüz de davacıya biz size bu işi gösterdik dedi. Daha sonra beni dışarı çıkarttılar. Davacı içeride statüsünün düşürülmesini ve maaşının düşürülmemesi ile kaldığı odanın değiştirilmemesini istemiş. Müdür bunu kabul etmemiş. Davacı istifasını vermiş. Ben bunları davacıdan ve müdürümüzden duydum.", davacı tanığı M.T.; "davacı tazminatlarını alıp işten ayrılmak istedi ancak üst düzey yöneticiler davacıyı yıldırarak tazminatsız olarak iş sözleşmesini feshettiler diye biliyorum,", diğer davacı tanığı E.T. "işyerinde çalışma şartları ağırdı, üzerimizde mobbing vardı, işyerinde proje müdürü olan ... bey üzerimizde aşırı baskı kurarak isteyen burada bu şartlarda çalışır, isteyen çeker gider şeklinde beyanda bulunuyordu, ben baskıya dayanamadım 8 ay çalışıp ayrıldım, davacının da baskı nedeni ile işten ayrıldığını zannediyorum" şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Şu hâlde davacının istifa dilekçesine karşı beyanı alınarak ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden talebin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 7. Tanık beyanına göre hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları, İlk Derece Mahkemesince %30 indirim yapılarak hüküm altına alınmıştır. Davalı taraf, sözü edilen alacaklardan yapılan indirim oranının az olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince yapılan %35 oranında indirimin isabetli olduğu gerekçesiyle davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Oysa İlk Derece Mahkemesince belirtilen alacaklara uygulanan indirim oranı %30'dur. Bölge Adliye Mahkemesinin sözü edilen gerekçesi dosya kapsamına uygun olmadığından, bu hususun da yeniden değerlendirilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 8. Diğer yandan 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez. Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli ek kararı ile yaptığı düzeltme, yüklenen borçların değiştirilmesi mahiyetinde olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin ikinci fıkrasına açıkça aykırıdır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli ek kararıyla vekâlet ücreti yönünden taraflar aleyhine değişiklik yapılması doğru olmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş olduğundan bu aşamada vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir. 9. Ayrıca somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince brüt olarak hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesintisi yapıldığı görülmektedir. İlâmın İlgili Hukuk bölümünün (4) numaralı paragrafında yer verilen çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki düzenlemeye göre; Etiyopya'da ifa ettiği çalışma dolayısıyla gelir elde eden kişi, ilgili mali yıl içinde başlayan veya sona eren herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmayacak şekilde Etiyopya'da kalırsa elde edilecek gelirin yalnızca ilk bahsedilen Devlet olan Türkiye'de vergilendirilmesi gerekecektir. Davacı işçinin ise sözü edilen dönemdeki çalışmalarında 183 günden fazla bir süre Etiyoya'da kaldığı anlaşıldığından gelirin Türkiye'de vergilendirilmesi mümkün değildir. O hâlde, davacının hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesilmesi suretiyle sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2024/1365 E., 2024/2600 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
arklılıklar bulunduğundan taşınmazın tescil işlemlerinin yapılamadığı belirtilerek hükmün icra edilebilirliğinin sağlanması için dosyanın ek rapora sunulduğunu ve 25.10.2023 tarihli ek rapor ve eki krokinin kararın eki sayıldığını, oysa ki HMK 304-305 ve 306 ncı maddelerinde yer düzenlemeler göz önüne alındığında tavzih yolu ile hükmün sınırlandırılamayacağını, genişletilip değiştirilemeyeceğini,
1. Hukuk Dairesi         2024/1365 E.  ,  2024/2600 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2001/128 E., 2002/194 K. HÜKÜM : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine hüküm, Dairenin 14.11.2022 tarihli ve 2021/5232 Esas, 2022/7502 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek onanmış, bu şekilde kesinleşmesinden sonra davacıların 14.09.2023 tarihli dilekçesi ile kararın tavzihine yönelik talepleri mahkemenin 08.11.2023 tarihli ek kararı ile kabul edilmiştir. Ek karar davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, ... mevkinde bulunan 341 ada 12 parsel sayılı 600 dönümlük taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, bu taşınmazın babaları ...'tan 1975 yılında ölümü ile davacılara kaldığını ve o tarihten beri malik sıfatıyla zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI 1. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 8.Hukuk Dairesince bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde bu kez davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince tekrar bozulmuş, ikinci bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 341 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 04.10.2002 havale tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 62.759,28 metrekarelik kısmının davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından temyizi üzerine, Dairenin 14.11.2022 tarihli ve 2021/5232 E., 2022/7502 K. sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, karar düzeltme talebinde bulunulmaması üzerine 16.05.2023 tarihinde hüküm kesinleşmiştir. 2. Tavzih Talebi Davacı vekili 14.09.2023 tarihli talep dilekçesi ile, Diyarbakır Kadastro Müdürlüğünün 20.06.2023 tarihli tavzih/tashih talepli yazısında "dava konusu ... Mahallesinde ... ada 12 parsel nolu taşınmazın sayısallaştırma çalışması yapıldığından ötürü fen bilirkişi raporuna ekli krokideki koordinatlar ile parselin geometrik şekillerinde farklılıklar olduğundan" bahisle tescil işleminin yapılamadığını, kararın sicile işlenmesi için talep doğrultusunda öncelikle fen bilirkişiden bu konudaki eksikliğin giderilmesi için ek rapor aldırılması ve gelen ek raporun hükmün eki yapılmak suretiyle tavzih/tashih kararı verilmesini talep etmiştir. 3. Tavzih Talebi Üzerine Mahkeme Ek Kararı Mahkemenin 08.11.2023 tarihli ek kararıyla; düzeltilmesi istenen hususların eski usul koordinat sistemi ile belirlendiği, hükmün icra edilebilirliğinin günümüze entegre olan koordinat uygulamasına uygun olarak verilmiş olmasına bağlı olduğu, bu hususun ek bir bilirkişi raporu ile düzeltilebileceği, fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 25.10.2023 tarihli ek rapora göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıların tavzih talebini kabulüne karar verilmiştir. IV.TEMYİZ A. Mahkemece Verilen Ek Karara Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen tavzih kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK 304 üncü maddesi uyarınca tavzih isteyenin dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilip, duruşma açılıp taraflar dinlenmeden, gerekli usuli işlemler yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını, yine tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş ise de; dosya incelendiğinde davacı vekilinin kadastro müdürlüğünün 20.06.2023 tarihli yazısı üzerine yapılan talebinin mahkemece kabul edilerek hükmün tavzihi yoluna gidildiğinin anlaşılmakta olduğunu, Diyarbakır Kadastro Müdürlüğünün 20.06.2023 tarih ve 91922456 sayılı yazısı ile dava konusu ... ada 12 nolu parselin sayısallaştırma çalışması yapıldığından Fen Bilirkişi ... tarafından düzenlenen ve karara esas alınan koordinatlar ile parselin geometrik şekillerinde farklılıklar bulunduğundan taşınmazın tescil işlemlerinin yapılamadığı belirtilerek hükmün icra edilebilirliğinin sağlanması için dosyanın ek rapora sunulduğunu ve 25.10.2023 tarihli ek rapor ve eki krokinin kararın eki sayıldığını, oysa ki HMK 304-305 ve 306 ncı maddelerinde yer düzenlemeler göz önüne alındığında tavzih yolu ile hükmün sınırlandırılamayacağını, genişletilip değiştirilemeyeceğini, ek bilirkişi raporu ile hükmün değiştirilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tavzih istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 inci maddesi, 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu ... 12 parsel sayılı 592.346,85 metrekare miktarlı, ham toprak vasıflı taşınmazın 08.08.1990 tarihinde davalı Maliye Hazinesi adına tespit edildiği, tespitin 03.11.1992 tarihinde kesinleştiği, davacıların dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve adlarına tescili istemli olarak açtıkları davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.11.2022 tarihli ve 2021/5232 E., 2022/7502 K. sayılı kararı ile kararın düzeltilerek onandığı, karar düzeltme yoluna başvurulmadan 16.05.2023 tarihinde kesinleştiği, davacılar vekilinin tavzih talebi üzerine alınan 25.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmaza ilişkin Kadastro Müdürlüğünce yapılan sayısallaştırma çalışmaları sonucunda dava konusu krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın infaza elverişli koordinatları, krokisi ve alan hesabının gösterildiği anlaşılmaktadır. 3.Temyizen incelenen Mahkeme ek kararı ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı Hazine'nin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan ek kararın ONANMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. .

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, hüküm fıkrasının yeterince açık olmaması veya icrasında tereddüt uyandırması halinde, icra tamamlanıncaya kadar başvurulabilecek hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?

A) Hükmün tashihi
B) Hükmün tamamlanması
C) Hükmün tavzihi
D) İstinaf
E) Temyiz

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol