Hukuk Muhakemeleri Kanunu 308. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 308- (1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.
(2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.
Feragat ve kabulün şekli
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
21 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/1171 E., 2024/2139 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Belde Belediye Başkanlığı her ne kadar 30 Mart 2014 tarihinde mahalleye dönüşmüş ise de, bu tarihten önce 02.01.2014 tarihinde Belediye Meclisince davanın kabul edilmesine dair 2014/5 sayılı Kararın alındığı, 6100 sayılı HMK'nın 308. maddesinde açıklanan şekli ile kabul beyanının, davayı sona erdiren taraf işlemi olup kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu, ne var ki Mahkemece, davalı ...
7. Hukuk Dairesi 2024/1171 E. , 2024/2139 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/287 E., 2022/242 K.
DAVA TARİHİ : 22.08.2013
KARAR : Pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine
TEMYİZ EDENLER : Dahili davalı ... vekili, davacı vekili
Taraflar arasında görülen 3290 sayılı Kanun ile değişik 2981 sayılı Kanun’un 10/c maddesine göre idari işlemle davalı ... adına oluşan tapu kaydının zilyetlik nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın pasif hususmet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili; hudutlarını dava dilekçesinde belirttikleri tahminen 400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün öncesinde müvekkilinin babasına ait olduğunu, taşınmaz müvekkilinin babası tarafından 1950 yılında imar-ihya edildikten sonra arpa ve buğday ekilmek suretiyle kullanılmaya başlanıldığını, bilahare 1975 yılında babası tarafından bu yerin müvekkiline verildiğini, üzerinde müvekkiline ait ev ve meyve ağaçlarının bulunduğunu, ancak taşınmazın 1268 parsel numarasıyla idari yoldan davalı ... adına tescil edildiğini, tescil tarihine kadar zilyetlikle iktisap şartlarının müvekkili lehine gerçekleştiğini ileri sürerek; 1268 parsel sayılı taşınmazın nizalı kısmının tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkil Belediye adına 1986 yılında idari işlemle tescil edildiğini, bu haliyle eldeki davada idari yargı yerinin görevli olduğunu, tapulu taşınmazların zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, kaldı ki davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davaya dahil olunan ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1986 yılında Belediye adına tescil edildiğini, hâl böyle olunca dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı Belediyenin davayı kabul yetkisinin de bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davaya dahil olunan ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın halihazırda ... adına kayıtlı olduğunu ancak 6360 sayılı Yasa gereğince, devir komisyonlarınca çalışmaların devam ettiğini, taşınmazın müvekkil Belediyeye devredilmesi halinde tekrar beyanda bulunacaklarını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI:
Mahkemenin 12.06.2014 tarihli ve 2013/929 Esas, 2014/580 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde herhangi bir zirai muhdesatın bulunmadığı, 1978 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın taşlık ve kayalık olarak gözüktüğü, 1956, 1978 ve 1987 tarihli hava fotoğrafları ile 2004 ve 2010 tarihli uydu fotoğraflarından da dava konusu taşınmazda, davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın tescil tarihinden önce taşlık ve kayalık vasfında olduğu, taşınmaz üzerine ev yapılması veya arazideki eğimin teraslama yapılarak ortadan kaldırılmasının da imar-ihya faaliyeti sayılmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 12.06.2014 tarihli ve 2013/929 Esas, 2014/580 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2021 tarihli ve 2019/607 Esas, 2021/2871 Karar sayılı kararıyla; “Mahkemece, davacı lehine, dava konusu taşınmaz bölümünün idari yoldan tapuya tescil edildiği tarihe kadar, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davalı ... Belde Belediye Başkanlığı her ne kadar 30 Mart 2014 tarihinde mahalleye dönüşmüş ise de, bu tarihten önce 02.01.2014 tarihinde Belediye Meclisince davanın kabul edilmesine dair 2014/5 sayılı Kararın alındığı, 6100 sayılı HMK'nın 308. maddesinde açıklanan şekli ile kabul beyanının, davayı sona erdiren taraf işlemi olup kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu, ne var ki Mahkemece, davalı ... Belde Belediye Meclisinin söz konusu kararının niteliğinin ve HMK’nın 308. maddesi kapsamında davayı kabul beyanı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin tartışılmadığı belirtilerek, Mahkemece, davalı ... Meclisinin 02/01/2014 tarihli davanın kabul edilmesine dair 2014/5 sayılı kararının niteliği ve HMK’nın 308. maddesi kapsamında davayı kabul beyanı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilmek suretiyle bozulmuştur.
3. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2021 tarihli ve 2019/607 Esas, 2021/2871 Karar sayılı bozma kararına karşı, davaya dahil olunan ... vekili ile davaya dahil olunan ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
4. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.04.2022 tarihli ve 2022/108 Esas, 2022/3359 Karar sayılı kararıyla; "...davacı, hudutları dava dilekçesinde belirtilen tahminen 400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün, öncesinde babasına ait olduğunu, taşınmazın babası tarafından 1950 yılında imar-ihya edildikten sonra arpa ve buğday ekilmek suretiyle kullanılmaya başlanıldığını, bilahare babası tarafından taşınmazın 1975 yılında kendisine verildiğini, üzerinde kendisine ait ev ve meyve ağaçlarının bulunduğunu ancak taşınmazın 1268 parsel numarasıyla idari yoldan davalı ... adına tescil edilen taşınmaz içerisinde kaldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahallinde yapılan keşif sonrası teknik bilirkişiden aldırılan rapor incelendiğinde, dava konusu edilen taşınmazın, rapora ekli krokide (1268-A) harfi ile gösterilen 331,40 metrekarelik taşınmaz bölümü olduğu ancak (1268-A) harfi ile gösterilen bu yerin, 1268 parsel sayılı taşınmaz dahilinde olmayıp, 1268 parsel sayılı taşınmazdan hükmen ifraz edilerek, davacının babası ... adına tescil edilen 1489 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bu nitelikteki davalarda husumetin, tapu kayıt malikine/maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda; dava konusu 1489 parsel sayılı taşınmaz, ...’un vefatı ile birlikte davacı ve dava dışı kardeşleri adına kayden intikal ettirildiği halde dava, taraf sıfatı bulunmayan Atakent Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmek suretiyle açılmış, Mahkemece, ... ile ... davaya dahil edilmiştir.
Hâl böyle olunca; Mahkemece, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken..." gerekçesi ile karar düzeltme isteminin kabulüne, kararın açıklanan değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı Temyizi
Davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin eksik inceleme ve değerlendirme ile hatalı karar verdiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Temyizi
Davalı vekili; ...'nın davalı sıfatı bulunduğunu, bu nedenle de lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3290 sayılı Kanun ile değişik 2981 sayılı Kanun’un 10/c maddesine göre idari işlemle davalı ... adına oluşan tapu kaydının zilyetlik nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3290 sayılı Kanun ile değişik 2981 sayılı Kanun’un 10/c maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
1. Hukuk Dairesi, 2022/108 E., 2022/3359 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Belde Belediye Başkanlığı her ne kadar 30 Mart 2014 tarihinde mahalleye dönüşmüş ise de, bu tarihten önce 02/01/2014 tarihinde Belediye Meclisince davanın kabul edilmesine dair 2014/5 sayılı kararın alındığı, 6100 sayılı HMK'nın 308. maddesinde açıklanan şekli ile kabul beyanının, davayı sona erdiren taraf işlemi olup kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu, ne var ki Mahkemece, davalı ...
1. Hukuk Dairesi 2022/108 E. , 2022/3359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12/06/2014 tarihli ve 2013/929 Esas, 2014/580 Karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26/03/2021 tarihli ve 2019/607 Esas, 2021/2871 Karar sayılı kararının düzeltilmesi süresi içerisinde davaya dahil olunan ... vekili ile davaya dahil olunan ... vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; hudutlarını dava dilekçesinde belirttikleri tahminen 400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün öncesinde müvekkilinin babasına ait olduğunu, taşınmaz müvekkilinin babası tarafından 1950 yılında imar-ihya edildikten sonra arpa ve buğday ekilmek suretiyle kullanılmaya başlanıldığını, bilahare 1975 yılında babası tarafından bu yerin müvekkiline verildiğini, üzerinde müvekkiline ait ev ve meyve ağaçlarının bulunduğunu ancak taşınmazın 1268 parsel numarasıyla idari yoldan davalı ... adına tescil edildiğini, tescil tarihine kadar zilyetlikle iktisap şartlarının müvekkili lehine gerçekleştiğini ileri sürerek, 1268 parsel sayılı taşınmazın nizalı kısmının tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkil Belediye adına 1986 yılında idari işlemle tescil edildiğini, bu haliyle eldeki davada idari yargı yerinin görevli olduğunu, tapulu taşınmazların zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, kaldı ki davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davaya dahil olunan ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1986 yılında Belediye adına tescil edildiğini, hal böyle olunca dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı Belediyenin davayı kabul yetkisinin de bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davaya dahil olunan ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın halihazırda ... adına kayıtlı olduğunu ancak 6360 sayılı Yasa gereğince, devir komisyonlarınca çalışmaların devam ettiğini, taşınmazın müvekkil Belediyeye devredilmesi halinde tekrar beyanda bulunacaklarını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/06/2014 tarihli, 2013/929 Esas, 2014/580 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde herhangi bir zirai muhdesatın bulunmadığı, 1978 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın taşlık ve kayalık olarak gözüktüğü, 1956, 1978 ve 1987 tarihli hava fotoğrafları ile 2004 ve 2010 tarihli uydu fotoğraflarından da dava konusu taşınmazda, davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın tescil tarihinden önce taşlık ve kayalık vasfında olduğu, taşınmaz üzerine ev yapılması veya arazideki eğimin teraslama yapılarak ortadan kaldırılmasının da imar-ihya faaliyeti sayılmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar:
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu parselin çok geniş bir sahayı kapsadığını, parsel içerisinde müvekkili dışında bir çok dava dışı kişinin evi ve arazileri bulunduğunu, taşınmaz idari yoldan davalı ... adına tescil edilirken bu hususun göz önünde bulundurulmadığını, bir çok kişinin belediye aleyhine genel mahkemelerde tapu iptali ve tescil istemli davalar açtığını ve bu davaların davacı şahıslar lehine sonuçlandığını, eldeki dava ile birlikte diğer davaların, Atakent Belediye Başkanlığınca belediye meclis kararıyla kabul edildiğini, kaldı ki dava konusu taşınmazda müvekkili lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğunu, taşınmazda müvekkilinin mesken olarak kullandığı evi ve müştemilatının bulunduğunu, emlak vergilerinin ödendiğini beyan ederek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Bozma Kararı
Karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26/03/2021 tarihli, 2019/607 Esas, 2021/2871 Karar sayılı kararıyla; “Mahkemece, davacı lehine, dava konusu taşınmaz bölümünün idari yoldan tapuya tescil edildiği tarihe kadar, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davalı ... Belde Belediye Başkanlığı her ne kadar 30 Mart 2014 tarihinde mahalleye dönüşmüş ise de, bu tarihten önce 02/01/2014 tarihinde Belediye Meclisince davanın kabul edilmesine dair 2014/5 sayılı kararın alındığı, 6100 sayılı HMK'nın 308. maddesinde açıklanan şekli ile kabul beyanının, davayı sona erdiren taraf işlemi olup kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu, ne var ki Mahkemece, davalı ... Belde Belediye Meclisinin söz konusu kararının niteliğinin ve HMK’nın 308. maddesi kapsamında davayı kabul beyanı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin tartışılmadığı belirtilerek, Mahkemece, davalı ... Meclisinin 02/01/2014 tarihli davanın kabul edilmesine dair 2014/5 sayılı kararının niteliği ve HMK’nın 308. maddesi kapsamında davayı kabul beyanı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilmek suretiyle bozulmuştur.
V. KARAR DÜZELTME
1. Karar Düzeltme Yoluna Başvuranlar:
Yargıtay bozma kararına karşı süresi içerisinde davaya dahil olunan ... vekili ile davaya dahil olunan ... vekili tarafından karar düzeltme başvurusunda bulunulmuştur.
2. Karar Düzeltme Nedenleri:
2.1. Davaya dahil olunan ... vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; Atakent Belediye Meclisince alınan kararın hukuken yok hükmünde olduğunu, 6360 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesinin 12. fıkrasında, taşınmazlarla ilgili kararların ve borçlanmaların İçişleri Bakanlığının onayına tabi olduğunun belirtildiği, aynı Yasa’nın 36. maddesinde ise İçişleri Bakanlığının onayı ile ilgili 12. fıkranın Yasa'nın yayım tarihi olan 06/12/2012 gününde yürürlüğe girdiğinin belirtildiği, haliyle Atakent Belediye Meclisinin 2014/5 sayılı kararının geçerli bir karar niteliğinde olmadığını beyan ederek, Yargıtay bozma kararının kaldırılarak hükmün onanmasına karar verilmesini istemiştir.
2.2. Davaya dahil olunan ... vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda, davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, kaldı ki Atakent Belediye Meclisinin 2014/5 sayılı kararının yok hükmünde olduğunu, 6360 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesinin 12. fıkrasına göre, tüzel kişiliği kaldırılan belde ve köylerin taşınmazlarının satışı ile vadesi tüzel kişiliğin sona ereceği tarihi aşan borçlanmaların İçişleri Bakanlığının onayına tabi olduğunu, her ne kadar öncesinde taşınmaz ... adına kayıtlı ise de, taşınmazın 6360 sayılı Yasa kapsamında müvekkil belediyeye devredildiğini, bu nedenle mülga Belediye Meclisi tarafından yasaya aykırı şekilde alınan karar ile taşınmazın aynına ilişkin olarak açılan davanın kabulüne karar verilemeyeceğini beyan ederek, Yargıtay bozma kararının kaldırılarak hükmün onanmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1966 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, Silifke ilçesi, Kapızlı Mahallesi çalışma alanında bulunan ve dava konusu taşınmaz bölümünü de içine alan taşınmaz, 30/09/1986 tarihinde 1268 parsel numarasıyla idari yoldan ... adına tescil edilmiş, bilahare taşınmaz 30/12/2002 tarihinde hükmen ... adına tescil edilmiştir.
Davacı ...’un murisi olan babası ..., hudutlarını dava dilekçesinde belirttiği taşınmaz bölümünün, çok geniş bir alanı kapsayan ve 1986 yılında idari yoldan davalı ... adına tescil edilen 1268 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını, oysa dava konusu taşınmaz bölümünü 60 yıldır kullandığını ve taşınmazın davalı ... ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, 15/02/1989 tarihinde, Silifke Belediye Başkanlığını hasım göstermek suretiyle tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/231 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemenin 14/12/1989 tarihli, 1989/623 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 1268 parsel sayılı taşınmazın, teknik bilirkişi M. Zafer Turhan tarafından düzenlenen 20/11/1989 tarihli raporda, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1.700,00 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle 21/12/1990 tarihinde kesinleşmiş ve kararın infazı sonucunda 1.700,00 metrekare yüzölçümündeki 1489 parsel numaralı arsa vasıflı taşınmaz oluşmuştur. ... adına kayıtlı 1489 parsel sayılı taşınmaz, tapu malikinin vefat etmesi üzerine 05/02/2020 tarihinde, davacı ve dava dışı kardeşleri adına kayden intikal ettirilmiştir.
Dava; imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesi;
“Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi;
“Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.” hükümlerini içermektedir.
3.3. Değerlendirme
Davacı, hudutları dava dilekçesinde belirtilen tahminen 400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün, öncesinde babasına ait olduğunu, taşınmazın babası tarafından 1950 yılında imar-ihya edildikten sonra arpa ve buğday ekilmek suretiyle kullanılmaya başlanıldığını, bilahare babası tarafından taşınmazın 1975 yılında kendisine verildiğini, üzerinde kendisine ait ev ve meyve ağaçlarının bulunduğunu ancak taşınmazın 1268 parsel numarasıyla idari yoldan davalı ... adına tescil edilen taşınmaz içerisinde kaldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahallinde yapılan keşif sonrası teknik bilirkişiden aldırılan rapor incelendiğinde, dava konusu edilen taşınmazın, rapora ekli krokide (1268-A) harfi ile gösterilen 331,40 metrekarelik taşınmaz bölümü olduğu ancak (1268-A) harfi ile gösterilen bu yerin, 1268 parsel sayılı taşınmaz dahilinde olmayıp, 1268 parsel sayılı taşınmazdan hükmen ifraz edilerek, davacının babası ... adına tescil edilen 1489 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bu nitelikteki davalarda husumetin, tapu kayıt malikine/maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda; dava konusu 1489 parsel sayılı taşınmaz, ...’un vefatı ile birlikte davacı ve dava dışı kardeşleri adına kayden intikal ettirildiği halde dava, taraf sıfatı bulunmayan Atakent Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmek suretiyle açılmış, Mahkemece, ... ile ... davaya dahil edilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek işin esası hakkında hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, (IV/3.) no.lu paragrafta yazılı gerekçelerle bozulduğu anlaşılmakla, davaya dahil olunan ... vekili ile davaya dahil olunan ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin ayrı ayrı kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26/03/2021 tarih, 2019/607 Esas, 2021/2871 Karar sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davaya dahil olunan ... vekili ile davaya dahil olunan ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin ayrı ayrı kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26/03/2021 tarihli, 2019/607 Esas, 2021/2871 Karar sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına ve hükmün az yukarıda belirtilen değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 21/04/2022 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/7082 E., 2023/5112 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308 inci ve 309/2 inci maddeleri.
1. Hukuk Dairesi 2022/7082 E. , 2023/5112 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/115 E., 2022/2254 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi / İstinaf isteğinin reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ :...Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/135 E., 2021/98 K.
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli davada İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı,...İlçesi, ... Mahallesinde bulunan 130 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 605 metrekarelik kısmının kendisi tarafından bağ olarak kullanıldığı halde kadastro tespiti sırasında ... adına tespit edildiğini ve taşınmazı davalıya devrettiğini, davalının da bu durumu bildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 605 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, dava konusu taşınmazın 605 metrekarelik kısmının davalıya ait olduğunu belirterek, davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davanın kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde, dava konusu taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3402 sayılı Kanunun 12/3 üncü maddesi uyarınca kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptal ve tescil davalarında ön görülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesindeki istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek ve eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308 inci ve 309/2 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Kadastro sonucu ... İli,...ilçesi, ... mahallesi mevkiinde bulunan 130 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava dışı ...adına adına tespit edilmiş, tespit itiraz edilmeksizin 24.01.1995 tarihinde kesinleşmiş ve taşınmaz 20.08.2020 tarihinde davalıya devredilmiş olup, davacı çekişmeli taşınmazın bir kısmının kendisine ait olduğunu ve kadastro tespitinin yanlış yapıldığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının 605metrekarelik kısmı yönünden iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, davalı cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
2. Eldeki davada, kadastro tespitinin kesinleşme tarihi ile dava tarihi olan 02.10.2020 tarihleri arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu sabit ise de; hak düşürücü sürenin bir hakkı ortadan kaldıran-sona erdiren niteliğe sahip olması, davayı kabulün ise, davalının üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir davada, kamu düzenine aykırı bir sonuç doğurmaması şartıyla, davacının ileri sürdüğü hakkının gerçekte var olup olmadığından bağımsız olarak davaya son veren ve kesin hükmün sonuçlarını doğuran bir taraf işlemi olması nedeniyle, Mahkemece davayı kabul beyanına üstünlük tanımak suretiyle işlem yapılması gerekir.
3. Hal böyle olunca, kabul beyanının niteliği ve sonuçları değerlendirilerek bir karar verilmesi yerine davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04/10/2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
- KARŞI OY-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, 3.105,38 metrekare büyüklüğündeki 3 parsel sayılı taşınmazın bağ vasfı ile dava dışı ... adına tespit edildiğini, bu taşınmazın 605 metrekaresinin kendisine ait olduğunu, davalı ...'ın da bu durumu bilerek taşınmazı satın aldığını ileri sürüp kadastrodan önceki sebebe dayanarak ifrazen iptal tescil talep etmiş, istinaf dilekçesinde ise taşınmazın ecdadından kaldığını bildirmiş, temyiz dilekçesinde bu beyanını tekrar etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf talebi Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Dosya kapsamından; 1994 yılında belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ...adına yapılan kadastro tespitinin 25.01.1995 tarihinde kesinleştiği, 17.07.2006 tarihinde yapılan yenileme kadastrosu sırasında parselin zemin sınırlarının ilk tesis kadastrosundan itibaren herhangi bir değişikliğe uğramadığı ve komşu parsellerle niza konusu olmadığı, zeminde fiili olarak aynı sınırlar içinde kullanıldığının tespit edildiği, taşınmazın, 20.04.2011 tarihinde Abdurrahman tarafından ...'e, 20.08.2020 tarihinde de Mehmet tarafından davalı ...'a satıldığı, davalı ...'ın 12.11.2020 tarihinde "...605 metrekarelik kısmını ben davacı ...'a sattım ve satış bedelini alarak zilyetliğini kendisine tamamen devrettim, ... davayı kabul ediyorum ..." şeklinde cevap dilekçesi verdiği anlaşılmaktadır.
Taşınmaz başında keşif yapılıp, halihazırdaki fiili durumu ve gerekirse hava fotoğrafları da incelenerek 1994 yılında tesis kadastrosu yapılırken fiilen müstakil bir parsel gibi kullanılan bir bölümü olup olmadığı belirlenmemiş ise de; davacının taşınmazın bir bölümünü tespit maliki Mehmet'ten aldığını ve satın alan davalı ...'ın bu durumu bildiğini iddia etmesine rağmen istinaf ve temyiz aşamasında taşınmazın ceddinden kaldığını bildirmesi, davalı ...'ın taşınmazın 605 metrekaresini davacıya satıp parasını aldığına dair kabul beyanı ve yenileme kadastrosu sırasında yapılan tespitlerden, taşınmazın tesis kadastrosu sırasında tespit edilen sınırlarının değişmediği, bir bölümünün ayrı bir parsel gibi kullanılmadığı, dolayısıyla dava tarihinden yaklaşık 26 yıl önce yapılan tesis kadastrosundan önce davacıya bir satışın olmadığı, kadastrodan sonra "bölünemez büyüklük" kuralı gereğince taşınmazın bir kısmının satışı mümkün olmadığından açılan davanın kabul edilmesi yoluyla 5403 sayılı Kanun'un etkisizleştirilmeye çalışıldığı sonucuna varılmaktadır.
Sayın çoğunluğun, Dairenin genel uygulamasına uygun olan "kabule değer verilmesi gerektiği" yönündeki görüşüne prensip olarak katılıyorum. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 308/2. maddesindeki "Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur" hükmü gereğince re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda kabulün sonuç doğurmayacağının değerlendirilmesi, mahkemelerin kanuna karşı hilenin bir aracı haline gelmemesi gerektiğini düşünüyorum.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı kabul edilip, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m)
Anayasa, kanun koyucuya toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmıştır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir.
5403 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak ifrazen tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile bölünemez taşınmazın 605 metrekarelik kısmının davacılar adına tesciline karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olacak, davacı ve davalının iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanması suretiyle mahkeme eliyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet verilecektir. 5403 sayılı Kanun'un uygulanması kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce res'en dikkate alınması gerekir. HMK'nın 308/2. maddesi gereğince kabule değer verilemez.
Hal böyle olunca davanın reddine dair kararın onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun davalının kabul beyanın değerlendirilmesi için kararın bozulması yönündeki görüşüne katılmıyorum. 04.10.2023
3. Hukuk Dairesi, 2013/20407 E., 2014/4607 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKAHRAMANMARAŞ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece; kısa kararda; davanın HMK.308 md.
3. Hukuk Dairesi 2013/20407 E. , 2014/4607 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : KAHRAMANMARAŞ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/06/2013
NUMARASI : 2012/996-2013/422
Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının davacı hakkında ödenmeyen elektrik bedeli için icra takibi yaptığını, davacının abonelik sözleşmesinin tarafı olmadığını, davalının kötüniyetle takip başlattığını belirterek, borçlu olmadığının tespitine ve % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; kısa kararda; davanın HMK.308 md. gereğince davanın kabulüne,
Davacı borçlunun davalı alacaklıya Kahramanmaraş 1.İcra Müdürlüğünün 2012/1314 Esas sayılı takip dosyası gereğince borçlu olmadığının tespitine, gerekçeli kararda ise; davanın HMK.308 md.gereğince davanın kabulüne,
Davacı borçlunun davalı alacaklıya Kahramanmaraş 1.İcra Müdürlüğünün 2012/1314 Esas sayılı takip dosyası gereğince Borçlu olmadığının tespitine,
İcra İflas Yasasının 67/2.maddesi gereğince; asıl alacağın % 40’ı olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir . Kısa kararda davacı yanın talep ettiği kötüniyet tazminatı hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği halde, gerekçeli kararda davacının kötüniyet tazminatına ilişkin talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki bulunmaktadır.
10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.
Anılan içtihadı birleştirme kararı gereğince, kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre mahkemece bu hususlar gözönünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.
Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/6406 E., 2024/7679 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin mahkemeye verdiği 10.07.2023 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 307-311 inci maddeleri gereğince feragatın her aşamada ileri sürülebileceği, davayı da sonuçlandıran bir işlem olduğu ve kesin sonuç doğurduğu gerekçesiyle
11. Hukuk Dairesi 2023/6406 E. , 2024/7679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI :2023/1969 Esas, 2023/1501 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ:Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2021/803 E., 2023/579 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin muris ve eski yönetim kurulu başkanı ... S., başkan yardımcısı ... S. ve yönetim kurulu üyesi ... S. tarafından yönetildiğini, murisin vefatının ardından, ... S.nin yönetim kurulu başkanı, ... S.'nin başkan yardımcısı olarak görev aldığını, müvekkillerinden ... S.'nin ise 22.10.2021 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirildiğini, yerine ... S.nin oğlu ... S.'nin seçildiğini, davalı şirketin ortaklık yapısının %30' unun müvekkillerinin, %30' u ... S.'nin, %30' u ... S. nin ve %10'nu ... S.'nin oluşturduğunu, çoğunluğun gücünü kötüye kullandığını, çoğunluk pay sahiplerinin, çıkarlarını şirket çıkarları üzerinde tuttuğunu, müvekkillerinin hiçbir karar alma sürecine dahil edilmediğini, azlık müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme hakları ile mali haklarının engellendiğini belirterek davalı şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların grup şirketlerine karşı haksız ve kötü niyetle çok sayıda dava açtıklarını, iddialarının soyut olup gerçek dışı olduğunu, bilgi alma taleplerinin karşılanmadığı iddiasının doğru olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacıların ileri sürdükleri iddiaların feshi gerektirecek haklı sebepler olmadığını, davacıların davalı şirketin feshini istemesinde hiçbir hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin mahkemeye verdiği 10.07.2023 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 307-311 inci maddeleri gereğince feragatın her aşamada ileri sürülebileceği, davayı da sonuçlandıran bir işlem olduğu ve kesin sonuç doğurduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesi gereği anonim şirketin haklı sebeple feshine ilişkin olduğu, davacılar vekilinin yargılama devam ederken davasından feragat ettiği, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabildiği, feragat beyanı üzerine davaya devam edilemeyeceği gibi davacıların iradesinin aksine şirketten çıkarılmaları mümkün olmadığından davanın feragat nedeniyle sonlandırılmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca anonim şirketin haklı sebeple feshine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, davalının, davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesine ne ad verilir?
A) Feragat
B) Kabul
C) Sulh
D) İkrar
E) Yemin
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.