Hukuk Muhakemeleri Kanunu 312. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 312- (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
(2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.
Sulh
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
48 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2024/1385 E., 2025/687 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312. maddesinde, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşması
3. Hukuk Dairesi 2024/1385 E. , 2025/687 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1849 E., 2024/35 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/270 E., 2023/337 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili Üniversitenin düzenlemiş olduğu faturalara ilişkin davalı Kurum tarafından sistem üzerinden yapılan toplam 29 aylık fatura dönemine ait 3.838.181,62 TL kesintinin haksız ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 628.148,80 TL kesintinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını ve her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini 3.838.181,62 TL anapara, 3.822.269,83 TL faiz olmak üzere toplamda 7.670.451,45 TL miktarındaki dava konusu kesinti işleminin iptali ile bu miktar yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, 25.01.2023 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yapılan kesintilerin taraflar arasındaki sözleşme ve SUT hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2023 tarihli kararıyla; davanın feragat nedeniyle reddine, yapılan feragatin yasal düzenleme gereğince yapılmış olması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf incelemesine konu karardaki feragat yasal düzenlemeden kaynaklandığı için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; yargılamada vekille temsil edilmiş olan müvekkili kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir.
1. Temyiz incelemesinin konusunu, feragatin kanundan kaynaklanması halinde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği oluşturmaktadır.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312. maddesinde, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde, yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir.
3. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na (5510 sayılı Kanun) 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen geçici 90. maddeyle, götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren 1 ay içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, SGK'nın sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
4. 6100 sayılı Kanun'un 307. maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup, kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanun'un geçici 90. maddesi emredici nitelikte olduğundan, davacı davadan feragat etmek zorundadır.
5. 5510 sayılı Kanunda, ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312. maddesinin birinci fıkrasının, somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir.
6. Bu noktada, örtülü kanun boşluğunun açıklanması gerekir: Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup, tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir) (Prof. Dr. Çiğdem Kırca, "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, s. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar).
7. 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312. maddesinin birinci fıkrasının lafzıyla hareket edilerek, Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması; negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup hükmün amacıyla uyuşmayacağından; bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir.
8. Şu halde; davacı, kanunun emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 312. maddesinin birinci fıkrasının amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden, davalı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Hukuk Dairesi, 2024/332 E., 2025/145 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddede yargılama giderleri yönünden farklı bir düzenleme yapılmadığı, bu durumda 6100 sayılı Kanun'un 312. maddesi ve karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (...Ü.T.) 6/1.
3. Hukuk Dairesi 2024/332 E. , 2025/145 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1572 E., 2023/1504 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/737 E., 2023/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı Kurum ile imzaladığı Sağlık Hizmetleri Protokolü uyarınca sağlık yardımları davalı Kurum tarafından karşılanan kişilere sağlık hizmeti sunduğunu ve hizmet bedelinin Kuruma fatura edildiğini, davalı Kurumca 2012 Haziran dönemine ait faturalar üzerinde örnekleme yöntemiyle yapılan inceleme sonucu müvekkilinin hak edişlerinden toplam 1.170.982,94 TL kesinti yapıldığını, ancak bu işleminin mevzuata ve sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek; 1.170.982,94 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yapılan kesintinin sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin 17.03.2023 tarihli dilekçesi ile 28.12.2022 tarihli ve 32057 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7429 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na (5510 sayılı Kanun) eklenen Geçici 90. madde uyarınca davadan feragat ettiklerini bildirdiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307 ve devamı maddeleri uyarınca feragatin, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi anlamına geldiği, hükmün kesinleşmesine kadar her zaman yapılabileceği, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı ve tek taraflı irade beyanıyla sonuç doğurduğu gerekçesiyle; davanın feragat nedeniyle reddine, kanun gereği davadan feragat edildiğinden taraflar yararına vekâlet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 90. maddede yargılama giderleri yönünden farklı bir düzenleme yapılmadığı, bu durumda 6100 sayılı Kanun'un 312. maddesi ve karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (...Ü.T.) 6/1. maddesi uyarınca davalı Kurum yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin yerinde olmadığı, ancak bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle; başvurunun kabulü ile yeniden davanın feragat nedeniyle reddine, kanun gereği davadan feragat edildiğinden taraflar yararına yargılama gideri takdirine yer olmadığına, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T. gereğince hesaplanan 141.678,64 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 7429 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 90. madde gereğince davadan zorunlu olarak feragat edildiğini, bu feragatin müvekkilinin iradesi dışında gerçekleşmiş olup kanuni mecburiyetten kaynaklandığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Kuruma yükletilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan Sağlık Hizmeti Protokolü uyarınca davacının Kurum alacaklarından yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir.
Temyiz incelemesinin konusunu, feragatin kanundan kaynaklanması halinde, davalı lehine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği oluşturmaktadır.
6100 sayılı Kanun'un 312. maddesinde, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir.
5510 sayılı Kanun'a 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 90. maddesi ile götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren bir ay içinde içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 307. maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanun'un Geçici 90. maddesi emredici nitelikte olduğundan davacı davadan feragat etmek zorundadır.
5510 sayılı Kanun'da ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312/1. maddesinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir.
Bu noktada, örtülü kanun boşluğu hususunun açıklanması gerekir. Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir). (Prof. Dr. Çiğdem Kırca, "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, sf. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar).
6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312/1. maddesinin lafzıyla hareket edilerek Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması, negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup hükmün amacıyla uyuşmayacağından, bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir.
Şu halde davacı, kanunun emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 312/1. maddesinin amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde olmayıp bu husus bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm sonucunun (I.A.3.) maddesinde yer alan "davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 141.678,64 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" ibaresinin hükümden çıkarılmasına; yine (II.3.) maddesinde yer alan "Davalı tarafça yapılan 179,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..
3. Hukuk Dairesi, 2024/1365 E., 2025/1042 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 312. maddesinde;
3. Hukuk Dairesi 2024/1365 E. , 2025/1042 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1809 E., 2023/2187 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/42 E., 2023/187 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 27,16 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili; davalı Kurum tarafından 2014 dönemine ait tanıya dayalı işlemler sonrası yapılan muayeneler kapsamında müvekkilinin hak edişlerinden 264.162,44 TL ana para ve 49.680,88 TL faiz olmak üzere toplam 313.848,32 TL kesinti yapıldığını, işlemin taraflar arasındaki protokol ve SUT hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek; kesinti işleminin iptali ile 313.848,32 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 27.01.2023 tarihli feragat dilekçesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na (5510 sayılı Kanun) eklenen Geçici 90. maddesi gereği ana para kesintisine ilişkin olarak kanunen ve zorunlu olarak ana para bakımından davadan feragat ettiklerini, ancak 49.680,88 TL faiz kesintisi bakımından taleplerini devam ettirdiklerini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; kesinti işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davasının ana para yönünden feragat nedeniyle reddi gerektiği, faiz talebi yönünden ise; faizin mevcudiyetinin asıl alacağa bağlı olduğu, asıl alacaktan feragat edildiği için faiz istenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle; asıl alacak yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, faiz yönünden davanın reddine, 46.938,06 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili süresinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Üniversitenin faiz kesintisi yönünden davadan feragat etmemesi nedeniyle bu hususta alınan bilirkişi raporları değerlendirmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği, bilirkişi raporlarında incelemeye konu dönem için 403,50 TL'nin davalı Kurum tarafından mükerrer olarak kesildiğinin, ancak yapılan diğer kesintilerin taraflar arasındaki protokol ve mevzuata uygun olduğunun tespit edildiği, haksız olarak kesinti yapılan 403,50 TL'ye 15.04.2015-13.01.2016 döneminde işlemiş yasal faizin 27,16 TL olduğu, haksız olarak kesinti yapılan faiz alacağının 27,16 TL olarak belirlendiği, yasal faiz kesintisine ilişkin talebin 27,16 TL bakımından kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle; hükmün düzeltilerek davacının asıl alacak yönünden davasının feragat nedeniyle reddine, feragat edilmeyen faiz kesintisine ilişkin alacağın tahsiline yönelik davanın kısmen kabulü ile 27,16 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, faiz kesintisine yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, 46.934,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava konusu 264.162,44 TL anapara kesintisine karşı feragatin kanunun açık düzenlemesi gereği yapıldığını, feragat nedeniyle müvekkili aleyhine avukatlık ücreti takdir edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, sadece 27,16 TL faiz adı altında yapılan kesinti miktarına ilişkin olarak davanın kabulüne karar verildiğini, 49.680,88 TL faiz kesintisi yapıldığını, müvekkili açısından bu miktarın asıl alacak niteliğinde olduğunu, 49.680,88 TL kesinti miktarına ilişkin olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir.
1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin haricinde kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun'un 312. maddesinde; feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde, yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir.
5510 sayılı Kanuna 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen geçici 90. maddeyle götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren 1 ay içinde içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, SGK'nın sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 307. maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup, kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanunun geçici 90. maddesi emredici nitelikte olduğundan, davacı davadan feragat etmek zorundadır.
5510 sayılı Kanunda, ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanunun feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312. maddesinin birinci fıkrasının, somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir.
Bu noktada, örtülü kanun boşluğunun açıklanması gerekir: Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup, tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir) (Prof. Dr. Çiğdem Kırca, "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, s. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar).
6100 sayılı Kanunun feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312. maddesinin birinci fıkrasının lafzıyla hareket edilerek, Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması; negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup, hükmün amacıyla uyuşmayacağından; bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir.
Şu halde; davacı, kanunun emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanunun 312. maddesinin birinci fıkrasının amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (II-5) bendinde yer alan "-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ret edilen kısım üzerinden hesap ve takdir edilen 46.934,96 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresi çıkartılarak yerine "- Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/3757 E., 2024/2651 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 312 nci maddesi
3. Hukuk Dairesi 2023/3757 E. , 2024/2651 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/226 E., 2023/775 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kuruma fatura edilen 2014 yılı Ocak ve Şubat ayları sağlık hizmeti alacağından toplam 659.795,37 TL kesinti yapıldığını ileri sürerek, davalı Kurum tarafından yasal bir dayanağı olmayan kesintinin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; Kurum tarafından yapılan işlemin hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2017 tarihli ve 2015/845 E. 2017/211 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2019 tarihli ve 2018/524 E. 2019/1K. sayılı kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 17.12.2020 tarihli ve 2020/1406 E. 2020/7921 K. sayılı ilamıyla; kararın eksik inceleme nedeniyle davalı yararına bozulmasına, davacının temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın feragat nedeniyle reddine, davalı lehine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Soyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen geçici 90 ıncı madde gereğince davadan feragat edildiğini, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğine aykırılık nedeniyle davacı Üniversitenin hak edişlerinden örnekleme yöntemiyle yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 312 nci maddesi
2. 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Soyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen
geçici 90 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Taraflar arasındaki uyuşmazlık davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir.
2. Temyiz incelemesinin konusunu, feragatin kanundan kaynaklanması halinde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği oluşturmaktadır.
3. 6100 sayılı Kanun'un 312 nci maddesinde feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir.
4. 5510 sayılı Kanununa 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen geçici 90 ıncı maddesiyle götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren 1 ay içinde içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, SGK'nun sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
5. 6100 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup, kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanun'un geçici 90 ıncı maddesi emredici nitelikte olduğundan, davacı davadan feragat etmek zorundadır.
6. 5510 sayılı Kanunda, ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312 nci maddesinin birinci fıkrasının, somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir.
7. Bu noktada, örtülü kanun boşluğunun açıklanması gerekir: Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup, tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir) (Prof. Dr. Çiğdem Kırca, "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, s. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar).
8. 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312 nci maddesinin birinci fıkrasının lafzıyla hareket edilerek, Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması; negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup hükmün amacıyla uyuşmayacağından; bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir.
9. Şu halde; davacı, kanunun emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 312 nci maddesinin birinci fıkrasının amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yargılama ve istinaf incelemesi yönünden ayrı ayrı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmayıp bozma sebebidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "3- Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir edilen 31.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresi ile "İstinaf yargılaması yönünden" başlığı altındaki (4) numaralı bente yer alan "4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir edilen 11.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,"ibarelerinin çıkartılarak yerlerine ayrı ayrı"Davacı davasından kanun gereği feragat ettiğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibaresinin yazılması suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/5816 E., 2024/4100 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 312 nci maddesi,
3. Hukuk Dairesi 2023/5816 E. , 2024/4100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/945 E., 2023/1588 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/6 E., 2023/76 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kurumun müvekkilinin farklı yıllara ait hak edişlerinden hukuka aykırı olarak 2.164.320,69 TL kesinti yaptığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.164.320,69 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; Kurum tarafından yapılan işlemin hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli kararıyla; davanın feragat nedeniyle reddine, davalı lehine 9.200,00 TL vekalet ücreti ödenmesine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2023 tarihli kararıyla; davalı lehine nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden davanın feragat nedeniyle reddine, 207.216,03 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Soyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen geçici 90 ıncı madde gereğince davadan feragat edildiğini, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararı temyiz etmiştir
2.Davalı vekili; nispi vekalet ücretine takdir edilmesinin hukuka uygun olduğunu ancak vekalet ücretinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine göre hesaplanması gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğine aykırılık nedeniyle davacı Üniversitenin hak edişlerinden örnekleme yöntemiyle yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 312 nci maddesi,
2. 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Soyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen geçici 90 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Taraflar arasındaki uyuşmazlık davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir.
2.Temyiz incelemesinin konusunu, feragatin kanundan kaynaklanması halinde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği oluşturmaktadır.
3. 6100 sayılı Kanun'un 312 nci maddesinde feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir.
4. 5510 sayılı Kanuna 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen geçici 90 ıncı maddeyle; götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren 1 ay içinde içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, SGK'nun sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
5. 6100 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup, kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanun'un geçici 90 ıncı maddesi emredici nitelikte olduğundan, davacı davadan feragat etmek zorundadır.
6. 5510 sayılı Kanunda, ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312 nci maddesinin birinci fıkrasının, somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir.
7. Bu noktada, örtülü kanun boşluğunun açıklanması gerekir: Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup, tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir) (Prof. Dr. Çiğdem Kırca, "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, s. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar).
8. 6100 sayılı Kanun'un feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312 nci maddesinin birinci fıkrasının lafzıyla hareket edilerek, Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması; negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup hükmün amacıyla uyuşmayacağından; bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir.
9. Şu halde; davacı, geçici 90 ıncı maddenin emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 312 nci maddesinin birinci fıkrasının amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
10.Bununla birlikte İlk Derece Mahkemesince davalı lehine 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olup bu karar davacı tarafından istinaf edilmediğinden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davalı lehine yazılı miktarda nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmayıp bozmayı gerektirir.
11. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (II/4) numaralı bendinde yer alan "Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarifeye göre takdir edilen 207.216,03 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin çıkartılarak yerine " Davacı tarafından istinaf edilmeyerek davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğundan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, feragat ve kabulün sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
B) İrade bozukluğu hallerinde iptali istenebilir.
C) Feragat eden davacı, yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez.
D) Kısmi feragat/kabul halinde yargılama giderleri orana göre belirlenir.
E) Davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve ilk duruşmada kabul etmişse yargılama giderinden sorumlu olmaz.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.