6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 323

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 323. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 323- (1) Yargılama giderleri şunlardır: a) Başvurma, karar ve ilam harçları.[38] b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri. c) Dosya ve sair evrak giderleri. ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler. d) Keşif giderleri. e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler. f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler. g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri. ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti. h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler. Delil ikamesi için avans

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

166 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2015/22494 E., 2016/9846 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürüklükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi davanın niteliğine göre alınması gereken 1.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10. Hukuk Dairesi         2015/22494 E.  ,  2016/9846 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 5510 sayılı Yasa'nın 20/3. maddesi uyarınca davacı murisi nedeniyle iş kazası meslek hastalığı sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı ve davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı avukatının tüm, davalı Kurum avukatının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Somut olayda; davacı murisinin hayatta iken tutulduğu meslek hastalığı nedeniyle %29,86 oranında sürekli işgöremezlik durumuna girmesi nedeniyle kendisine sürekli işgöremezlik geliri bağlanmış olup, davacı murisi 06.09.2007 tarihinde vefat etmiştir. Murisinin ölümünden sonra bekar olan ve hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı almaya başladığı anlaşılan davacının, 5510 sayılı Yasa'nın 20/3 fıkrasına göre, meslek hastalığı nedeniyle ile sürekli iş göremezlik derecesinin %50'nin altında olan sigortalıların meslek hastalığına bağlı olmaksızın ölümleri halinde hak sahiplerine gelir bağlama imkanının getirilmesi nedeniyle, kendisine ölüm aylığının yanında güncelleme yapılmak suretiyle ölüm geliri de bağlanması gerektiğinin tespiti ile, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Bazı hükümleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın 20/3 maddesi “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü % 50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken ölenlerin, ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmaması halinde sigortalının almakta olduğu sürekli iş göremezlik geliri, 34 üncü madde hükümlerine göre hak sahiplerine gelir olarak bağlanır.” hükmünü getirmiştir. 5510 sayılı Yasa'nın 17. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililere ödenecek ödenekler ve bağlanacak gelire esas teşkil edecek günlük kazancın hesaplama yöntemini düzenlemiştir. Aynı Yasa'nın 19. maddesinde ise, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurullarınca meslekte kazanma gücünü en az %10 oranında kaybetmiş olanlara, sürekli işgöremezlik geliri bağlanacağı, sigortalının işgücünü tam kaybetmesi halinde, 17. maddeye göre hesaplanan aylık kazancının %70'i oranında, kısmi kaybetmesi halinde ise, tam aylığının hesap edilerek, bunun işgöremezlik derecesi oranındaki tutarının ödeneceği, başka birinin bakımına muhtaç ise, hesap edilen gelirin %100'nün bağlanacağı düzenlemesi getirilmiş, 20.maddenin birinci ve ikinci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalılarla, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü %50 veya daha fazla oranda kaybetmesi nedeniyle gelir bağlanan sigortalıların ölmesi halinde, ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, sigortalının 17. maddeye göre tespit edilen aylık kazancının 55'inci maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34. madde hükümlerine göre aylık bağlanacağı düzenlemesi getirilmiştir, Davanın yasal dayanağı olan 20'nci maddenin üçüncü fıkrasında ise, 55'inci maddenin ikinci fıkrasındaki güncellemeden sözedilmeksizin, sigortalının almakta olduğu sürekli işgöremezlik gelirinin 34.madde hükümlerine göre hak sahiplerine gelir olarak bağlanacağı hükme bağlanmıştır. 5510 sayılı Yasa'nın, gelir ve aylıkların düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri başlıklı 55. maddenin ikinci fıkrası, bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir, düzenlemesini getirmiş, anılan maddenin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları, bağlanacak gelir ve aylıkların alt sınırlarına ilişkin hükümler getirmiştir. Eldeki davada, mahkemece davacıya ölüm geliri bağlanması gerektiğine dair yaklaşım isabetli ise de; davacının ölüm aylığı alması halinde 5510 sayılı Yasa'nın 54'üncü maddesinin uygulanması gerektiği hususunun gözetilmemesi isabetsizdir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ : Hüküm fıkrasının içeriğinin silinerek, yerine; “1-Davanın kısmen kabulü ile davacılara 5510 sayılı Yasa'nın 20/3 ve 97. maddelerine göre, aynı Yasanın 55/3 fıkrasındaki alt sınır gözetilerek ve güncelleme işlemi yapılmaksızın, 34'üncü madde hükümlerine göre, 01.04.2010 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanmasına, bağlanan gelirde 5510 sayılı Yasanın 54’üncü maddesinin “c” bedinde yer alan “Malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları ve vazife malûllüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı, az olanın yarısı, eşitliği halinde ise iş kazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirin tümü, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır.” hükmünün gözetilmesi gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline, 2-Davanın karara bağlanması nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanununun 15/1’inci maddesi gereğince alınması gereken 27,70 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürüklükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi davanın niteliğine göre alınması gereken 1.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 40,00 TL tebligat ve müzekkere yargılama giderinin davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1 ve 326/2 hükümleri uyarınca taktiren 25,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla kısmın kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürüklükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi davanın niteliğine göre alınması gereken 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Hukuk Dairesi, 2023/2056 E., 2025/543 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 323. maddesinde yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu açıkça sayılmış, yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen 326.
4. Hukuk Dairesi         2023/2056 E.  ,  2025/543 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1123 D.İş, 2022/1191 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-65687 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/145135 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.10.2020 tarihinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasından dolayı araçta yolcu konumundaki müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sürekli iş göremezlik tazminatı olarak toplam 5.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 130.679,40 TL'ye çıkartmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 62.976,55 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 03.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kabulüne, 130.679,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 03.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığını, tazminat hesaplamasında %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, başvuru sahibinin araçta yolcu konumunda olduğu gerekçesi ile hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, başvuru sahibinin emniyet kemeri takmadığı gerekçesi ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, STK’ye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, başvuru sahibi lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının yaptığı yargılama gideri olarak baro pulu ve vekalet harcından sorumlu olmadıklarını belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20/2/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade ettiği belirtilmiş olsa da Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel gereksinim” çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi aynı zamanda yönetmeliğin EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20 nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu oysa TBK 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” belirlenerek küçüğün sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararları tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosya içindeki bilirkişi raporunda, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 14. maddesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe atıf yaptığı gerekçesi ile çocuğun sürekli iş göremezlik oranının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlendiği belirtilmiş ise de bu yönetmelik Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 18. maddesi ile 20.02.2019 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için bu tarihten sonraki kazalarda bu yönetmeliğin uygulanma imkanı kalmamıştır. Bu nedenle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre sürekli iş göremezlik oranın belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış yönetmeliğe göre hazırlanan rapora göre hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 323. maddesinde yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu açıkça sayılmış, yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen 326. maddesinde ise davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı düzenlenmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesindeki baro pulu ve vekalet suret harcı için yatırılan tutar HMK'nın 323. maddesi kapsamında yargılama gideri kapsamında olmadığı, dolayısıyla bu giderlerden davalının sorumlu olmayacağı anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. 4-5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2021/7200 E., 2021/15340 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi
tam metni aç
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın niteliğine göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10. Hukuk Dairesi         2021/7200 E.  ,  2021/15340 K. "İçtihat Metni" Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi Dava, tedavi süresince kullanılacak olan Olaparib etken maddeli “....” isimli ilacın bedelinin hiçbir kesinti yapılmaksızın davalı kurum tarafından karşılanması ve ilaç bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı vekili, müvekkilinin tedavisi süresince kullanacağı Olaparib etken maddeli “Lynparza” adlı ilacın bedelde hiçbir kesinti yapılmaksızın davalı Kurum tarafından karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP: Davalı Kurum vekili; davanın reddi gereğini savunmuştur. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurduğu, davacı vekilinin ise karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiği görülmüştür. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kabul kararında delil durumuna göre tedavi yönteminin tıbbi yönden faydalı veya diğer tedavi yöntemlerine göre tercih edilmesi gerektiği anlaşıldığından ve kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın istinaf başvurusunda ise hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken daha az miktarın hüküm altına alınmasının isabetli olmadığı, gerekçeleriyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne karar verilerek; A) 1-Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine 2-İstinaf yargılama giderlerinin başvuru sahibi üzerinde bırakılmasına, B) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ... 9. İş Mahkemesi'nden verilen 17/12/2020 tarih, 2020/116 Esas ve 2020/265 Karar sayılı hükmünün kaldırılmasına, Davacının davasının kabulü ile, 1- Davacının "Over Malign Neoplazmı" hastalığının tedavisinde kullanılan Olaparib etken maddeli Lynparza isimli ilaca ait bedelin, davalı Kurum tarafından herhangi bir kesinti yapılmaksızın tedavi süresince Türkiye Eczacılar Birliği Yurtdışından İlaç Temin Birimine ödenmek suretiyle karşılanmasına, 2-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 3-Davacı tarafın davasının kabul edilmiş olması ve davalı Kurumun harçtan muaf olmasından dolayı davacı tarafça yatırılan harçların karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın niteliğine göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 149,50 TL toplam yargılama giderinin 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1 ve 326/2 hükümleri davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” dair hüküm kurulmuştur. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı Kurum vekilinin, istinaf mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELENMESİ: Eldeki dava dosyası incelendiğinde davacının rahatsızlığı ve davaya konu talebiyle ilgili alınan bilirkişi raporunda “...hastalığı mortal seyreden bir hastalık olup kemoterapi seçenekleri sınırlı bir kanserdir. Hastanın bakılan genetik panelinde ... pozitifliği olması sebebiyle “...” etken maddeli ilaç bu hasta grubunda tedavi seçeneği olarak kategori 1 düzeyinde önerilmektedir . Hasta için kullanımının uygun olacağını düşünmekteyiz. Ancak diğer kemoterapi seçeneklerinden daha iyi yanıt alıp almayacağı öngörülemez. Kemoterapi seçeneklerinin azlığı ve ... pozitifliği nedeniyle tedavi olarak “olaparib” tarafımızca önerilebilir." şeklinde soyut görüşlere yer verilmiş ve mahkemece belirtilen rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verdiği görülmüştür. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63. maddesinde, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri sayılmış; anılan maddenin (f) bendinde Kurum’un, “…sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri…” sağlayacağı, değişik 2. fıkrasında, Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsar. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usul ve esasları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği belirtilmiştir. Anılan Kanunun 64. maddesinin uyuşmazlık konusu dönemdeki düzenlemesine göre; Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetlerinin, vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazası ile meslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan durumlarda yapılacak sağlık hizmetleri dışında estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmeti ile estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri; Geleneksel, tamamlayıcı, alternatif tıp uygulamaları ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleri, yabancı ülke vatandaşlarının, genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları olduğu belirtilmiştir. Aynı şekilde 72. maddesinde 65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Aynı şekilde katılım payı alınması kenar başlıklı 68. maddesinde, 63 üncü maddede sayılan sağlık hizmetlerinden katılım payı alınacak olanlar şunlardır: Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, Vücut dışı protez ve ortezler, ayakta tedavide sağlanan ilaçlar, kurumca belirlenecek hastalık gruplarına göre yatarak tedavide finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri olduğu, katılım paylarının hesaplanmasında 72 nci maddeye göre tespit edilen sağlık hizmeti tutarları esas alınacağı, katılım paylarının ödenme usûlleri ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği, 69. maddesinde ise, 68 inci maddede sayılan sağlık hizmetlerinden katılım payı alınmayacak haller, sağlık hizmetleri ve kişilerinin sağlık raporu ile belgelendirilmek şartıyla; Kurumca belirlenen kronik hastalıklar ve hayati önemi haiz 68 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sağlık hizmetleri ile organ, doku ve kök hücre; nakli şeklinde belirtilmiştir. Somut olayda, öncelikle davacıya ait tüm tedavi evrakları celp edilerek ve yukarıda açıklanan mevzuat kapsamında irdeleme yapılmak suretiyle; davaya konu ilacın söz konusu kanser hastalığının tedavisinde hayati öneme haiz ve kullanılmasının zorunlu olup olmadığının, dolayısıyla kullanılmasının tıbben ve fennen sigortalının iyileşmesine katkıda bulunup bulunmayacağının, ilacın hangi tür kanser hastalarında hangi evrede ve hangi dozda kullanılacağının ve bu hususların nasıl belirleneceğinin, davaya konu ilaçla yapılacak tedavinin bilinen mevcut tedavi yöntemlerine göre daha etkin ve daha yararlı olup olmadığının üniversitelerin tıbbi onkoloji bilim dalından alınacak sağlık kurulu raporu ile saptanmalı, bu saptama yapılırken dosya içinde mevcut görüş, karar ve raporlarda irdelenip varsa çelişkiler giderilmeli, ayrıca bu belirleme yapılırken iyileştirme kavramından anlaşılması gerekenin sigortalı hastanın sağlığına kavuşması ve hastalığın iyileşmesi hususu olduğu göz önünde tutulmalıdır. Bu kapsamda yapılacak araştırmalar sonucunda; davaya konu ilacın anılan hastalığın iyileşmesi için tedavisinde kullanılmasının hayati öneme haiz ve zorunlu olduğu sonucuna varıldığı taktirde ise ilaç bedelinin uygunluğu yönünden ve katkı payını da irdeleyecek biçimde denetime elverişli hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, temyiz eden davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
13. Hukuk Dairesi, 2016/12915 E., 2019/6581 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
tam metni aç
2-Karar ve ilam harçları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde yargılama giderleri arasında gösterilmiş olup, kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (m.326).
13. Hukuk Dairesi         2016/12915 E.  ,  2019/6581 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ile aralarında 23/12/2011 tarihli 2012-2013 yılları malzemesiz temizlik hizmeti alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerden sekizinin engelli olduğunu, bu kişilerin primlerinde ... tarafından indirim sağlandığını, fakat davalı idarenin engelli personel için sağlanan teşvik primleri tutarını hakedişlerinden kestiğini ileri sürerek davalı tarafından hak edişlerden kesilerek ödenmeyen toplam 20.357,43 TL'nin hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle verilen13/06/2014 tarih, 2014/1186 esas 2014/601 karar sayılı önceki kararı dairemizin 13/11/2014 tarih 2014/39621 esas 2014/35754 karar sayılı kararıyla bozulmuş, mahkemece bozmayı uyularak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın bozmaya uygun olmasına delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Karar ve ilam harçları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde yargılama giderleri arasında gösterilmiş olup, kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (m.326). 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunun 13/j hükmüne göre genel bütçeye dahil idareler bu Kanunun 1. ve 3. tarifelerindeki harçlardan muaftır. Davanın kabulü halinde başvuru ve dava değeri üzerinden hesaplanan nisbi karar ve ilam harcının HMK m.323 hüküm gereği davalıya yükletilmesi gerekir. Ne var ki, somut olayda davalı taraf genel bütçeye dahil T.C. Sağlık Bakanlığı olup harçtan muaftır. Şu halde, Mahkemece davacının başlangıçta yatırdığı 25,20 TL başvuru, 347,70 TL peşin nisbi karar ve ilam harcının kendisine iadesine davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, alınan harcın iadesine karar verilmemekle birlikte "(2-)Alınması gerekli 1.390,61 TL harcın peşin olarak alınan 347,70 TL harç ile 25,20 TL başvuru harcının mahsup edildiğinde bakiye 1.017,71 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (3-)Davacı tarafından yapılan 2.080,60 TL yargılama gideri ile 25,20 TL başvuru harcı 347,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.453,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ancak bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın "Alınması gerekli 1.390,61 TL harcın peşin olarak alınan 347,70 TL harç ile 25,20 TL başvuru harcının mahsup edildiğinde bakiye 1.017,71 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına" şeklindeki 2.bendinin, "davalı, harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, başlangıçta alınan 25,20 TL başvuru, 347,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 372,90 TL harcın davacıya iadesine" şeklinde; "Davacı tarafından yapılan 2.080,60 TL yargılama gideri ile 25,20 TL başvuru harcı 347,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.453,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklindeki 3. bendinin " davacı tarafından yapılan 2.080,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilerek onanması HUMK.'nun 438/7.maddesi gereğidir. SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararın "Alınması gerekli 1.390,61 TL harcın peşin olarak alınan 347,70 TL harç ile 25,20 TL başvuru harcının mahsup edildiğinde bakiye 1.017,71 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına" şeklindeki 2.bendinin, "davalı, harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, başlangıçta alınan 25,20 TL başvuru, 347,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 372,90 TL harcın davacıya iadesine" şeklinde; "Davacı tarafından yapılan 2.080,60 TL yargılama gideri ile 25,20 TL başvuru harcı 347,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.453,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklindeki 3. bendinin " davacı tarafından yapılan 2.080,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2015/22489 E., 2016/9278 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürüklükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi davanın niteliğine göre alınması gereken 1.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10. Hukuk Dairesi         2015/22489 E.  ,  2016/9278 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 5510 sayılı Yasa'nın 20/3. maddesi uyarınca davacıya murisi nedeniyle iş kazası meslek hastalığı sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne, Davacının babası Kasım Danışman'ın meslek hastalığı sürekli maluliyeti %12,20 olup sürekli iş göremezlik geliri almakta iken 01.10.2008 tarihinden önce ölmesi nedeniyle sağlığında almakta olduğu iş bu sürekli iş göremezlik gelirinin 5510 sayılı Kanun'un 34. maddesi uyarınca davamız davacısına 01.02.2010 tarihinden itibaren gelir olarak bağlanması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum avukatının aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Bazı hükümleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın 20/3 maddesi “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü % 50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken ölenlerin, ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmaması halinde sigortalının almakta olduğu sürekli iş göremezlik geliri, 34'üncü madde hükümlerine göre hak sahiplerine gelir olarak bağlanır.” hükmünü getirmiştir. 5510 sayılı Yasa'nın 17. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililere ödenecek ödenekler ve  bağlanacak gelire esas teşkil edecek günlük kazancın hesaplama yöntemini düzenlemiştir. Aynı Yasanın 19. maddesinde ise, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurullarınca meslekte kazanma gücünü en az %10 oranında kaybetmiş olanlara, sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı, sigortalının işgücünü tam kaybetmesi halinde, 17. maddeye göre hesaplanan aylık kazancının %70'i oranında, kısmi kaybetmesi halinde ise, tam aylığının hesap edilerek, bunun iş göremezlik derecesi oranındaki tutarının ödeneceği, başka birinin bakımına muhtaç ise, hesap edilen gelirin %100'nün bağlanacağı düzenlemesi getirilmiş, 20. maddenin birinci ve ikinci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalılarla, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü %50 veya daha fazla oranda kaybetmesi nedeniyle gelir bağlanan sigortalıların ölmesi halinde, ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, sigortalının 17. maddeye göre tespit edilen aylık kazancının 55'inci maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34. madde hükümlerine göre aylık bağlanacağı düzenlemesi getirilmiştir. Davanın yasal dayanağı olan 20'nci maddenin üçüncü fıkrasında ise, 55'inci maddenin ikinci fıkrasındaki güncellemeden söz edilmeksizin, sigortalının almakta olduğu sürekli iş göremezlik gelirinin 34.madde hükümlerine göre hak sahiplerine gelir olarak bağlanacağı hükme bağlanmıştır. 5510 sayılı Yasa'nın, gelir ve aylıkların düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri başlıklı 55. maddenin ikinci fıkrası, Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir, düzenlemesini getirmiş, anılan maddenin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları, bağlanacak gelir ve aylıkların alt sınırlarına ilişkin hükümler getirmiştir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; mahkemece, davacının murisi babasından hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı aldığı ve bu kapsamda davacı hakkında 5510 sayılı Yasa'nın 54’üncü maddesinin “c” bedinde yer alan “Malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları ve vazife malûllüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı, az olanın yarısı, eşitliği halinde ise iş kazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirin tümü, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır.” hükmünün gözetilmesi gerekmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, isabetli görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ : Hüküm fıkrasının içeriğinin silinerek, yerine; “1-Davacıya 5510 sayılı Yasa'nın 20/3 ve 97'nci madde hükümleri kapsamında 28.01.2015 tarihli tahsis talebine göre 01.02.2010 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasa'nın 55'inci maddesinin 3. fıkrasında belirtilen alt sınır gözetilerek 34. maddesi uyarınca ve 54. madde dikkate alınarak ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline 2-Gider avansından artan kısmın karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine, 3-Davanın karara bağlanması nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanununun madde 2, 15/1, 21/1, 27/1, 28/1.a, 31/1 hükümleri uyarınca alınması gereken 27,70 TL harçtan peşin alınmış olmakla birlikte davalı taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan 55,40 TL harcın istem halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürüklükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi davanın niteliğine göre alınması gereken 1.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 36,00 TL tebligat yargılama giderinin davanın kabul edilmesi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1 ve 326/2 hükümleri uyarınca davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Yargılama giderlerinin kapsamına aşağıdakilerden hangisi dahil değildir?

A) Başvurma, karar ve ilam harçları.
B) Tanığa ödenen ücret.
C) Davacının duruşmaya gelmek için harcadığı kişisel taksi ücreti (Mahkeme takdiri dışında).
D) Keşif giderleri.
E) Vekille takip edilen davalarda kanuna göre takdir olunan vekalet ücreti.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol