Hukuk Muhakemeleri Kanunu 330. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 330- (1) Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.
Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
7 karar eşleşti
14. Hukuk Dairesi, 2016/12612 E., 2020/500 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 330. maddesi uyarınca davayı vekil ile takip eden taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
14. Hukuk Dairesi 2016/12612 E. , 2020/500 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.03.2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.09.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Başkanlığı vekili, davalı ... vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak alacaklı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ve borçlu ...'nın borcu nedeniyle murisi adına kayıtlı 12, 13, 20, 195, 202, 318, 327, 655, 1311 parsel sayılı taşınmazlar ile, 145 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davalı ... vekili ve davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ... vekili temyiz etmişlerdir.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya kapsamına göre davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ile davalı ... vekilinin tüm, bir kısım davalılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2)Bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 330. maddesi uyarınca davayı vekil ile takip eden taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. HMK’nin 332 /1 ve 2 maddesi gereği yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedilir. Yargılama gideri tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Bu yargılama giderleri, hem davayı kazanan tarafça daha önce peşin olarak ödenen hem de dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masraflar ile yargılama gideri olan vekalet ücretidir. Davada haklı çıkan taraf kendisini vekille temsil ettirmiş ise vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan “Tarafa” verilir. Ancak paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin “Taraflara” payları oranında yükletilmesi gerekir.
Somut olayda; mahkemece davalılardan ... vd. kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri göz önüne alınarak 6100 Sayılı HMK’nin 330. maddesi uyarınca davayı vekil ile takip eden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ile davalı ... vekilinin tüm, bir kısım davalılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasına 16. bent olarak "Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettiklerinden hüküm tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 1.100,00TL maktu vekalet ücretinin tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki payları oranında taraflardan tahsili ile adı geçen davalılara verilmesine, kendi paylarına düşen vekalet ücretinin ise üzerlerinde bırakılmasına" ibaresinin eklenmesine, hükmün değiştirilmiş ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Başkan
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2023/9469 E., 2024/2080 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun’un 312 nci, 326 ncı ve 330 uncu maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2023/9469 E. , 2024/2080 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/936 E., 2023/1635 K.
DAVA TARİHİ : 13.01.2021
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/27 E., 2022/391 K.
Taraflar arasındaki kişisel ilişki kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak iki çocuklarının bulunduğunu, davalının psikolojik sorunlarının bulunduğunu, aşırı derece alkol tükettiğini, 6 aydır sorunlar yaşadıklarını, bir gün tartışmalarının ertesi günü müvekkilin eşyalarının kapının önüne konduğunu, davalının müvekkil aleyhine uzaklaştırma kararı aldırdığını, 6 Aydır müvekkilin evden ayrı ailesinin yanında yaşadığını, davalı ile babasının müvekkili darp ettiklerini, odunla dahi vurduklarını, koluna dikiş atıldığını, davalının şu an hala çocukları müvekkile göstermediğini, zorluk çıkardığını beyanla davanın kabulüne, çocuklarla müvekkil arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının ikinci bir telefonunu bulduğunu, bilgisayarda ise apartman komşusunun kızı Şahide ile çekilmiş fotoğraflar ve mesajlaşmalar olduğunu görmesi üzerine tarafların tartıştığını, davacının müvekkili darp ettiğini, iple bağladığını evden çıkmasına engel olduğunu, bu olay üzerine ceza yargılamasının halen derdest olduğunu, müvekkilin lehine koruma kararı aldırdığını, 23.08.20220 tarihinde ise müvekkili yine darp ederek yaraladığını, bu olaya ilişkin Bursa (23). Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/629 Esas ve 2021/15 Karar sayılı ilamı ile eşe karşı kasten yaralama suçundan davacı ...'in cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilin tüm bu olaylara rağmen davacının ortak çocukları görmesine engel olmadığını, müvekkilin babasının davacıya odun ile vurması iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ortak çocuğun kendi başına hareket edemediğini, devamlı müvekkilin bakımına muhtaç olduğunu, müvekkilin alkol tükettiği ve psikolojik sorunlarının olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili aldatarak ortak haneyi terk ettiğini, müvekkili tamamen bakıma muhtaç iki çocukla yalnız bıraktığını, davacının kendi belirlediği ve her istediği zamanda ortak çocukları görmek istediğini, hem müvekkilin hem çocukların düzenini bozduğunu beyanla davacının davasının kabulüne, ortak çocukların yüksek menfaati için davacı ile çocuklar arasında kurulacak kişisel ilişkinin asgari düzeyde tutulmasına ve yaşı küçük olduğu için çocuk Eren'in yatılı olarak davacı babaya verilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanları, 24.05.2022 tarihli uzman raporu, ortak çocukların üstün yararı ve babalık duygusu ve çocuğun üstün yararı dikkate alındığında; baba olan davacı ...'in, ortak çocukları ile kişisel ilişki kurulmasını istemesinin en doğal hakkı olduğu, taraflar arasında anlaşmazlık bulunması ve fiilen ayrı yaşamaları, babanın çocukları ile kişisel ilişki kurmasına engel teşkil etmeyeceği gibi kişisel ilişkinin çocukların üstün yararına olacağı gerekçesiyle ortak çocuk Eren ile davacı arasında her ayın 1. ve 3. hafta sonu cumartesi günü saat 10.00 ile saat 18.00 arası, her ayın 1. ve 3. hafta sonu pazar günü saat 10.00 ile saat 18.00 arası, babalar günü saat 10.00 ile saat 18.00 arası, babaya teslim edilmek sureti ile yatısız kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk Ceren ile davacı arasında her ayın 1. ve 3. hafta sonu cumartesi günü saat 18.00 ile saat 19.00 arası, her ayın 1. ve 3. hafta sonu pazar günü saat 18.00 ile saat 19.00 arası, babalar günü saat 18.00 ile saat 19.00 arası, çocuğun yatağa bağımlı olması nedeni ile çocuğun bulunduğu evde yatısız kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, çocuklar ile görüşmesine engel olmadığını, cevap dilekçesinde davayı kabul etmiş olması da dikkate alınarak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını talep etmiş olmalarına rağmen, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek yargılama giderleri yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabul edilmesi sebebiyle kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasının gerekli olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesini tekrarla yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı yararına hükmedilen yargılama giderleri ile vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 312 nci, 326 ncı ve 330 uncu maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, tarafların ortak çocukları ile davacı baba arasında kişisel ilişki kurulmasına ilişkindir. Davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği gibi, açılan davayı da ön inceleme duruşmasından önce kabul ettiğini bildiren dilekçe ibraz ettiğine göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının esastan ret kararının ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesinin yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin (2), (3) ve (4) numaralı hükümlerinin düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda gösterilen sebeple davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2), (3) ve (4) numaralı hükümlerinin tamamen hükümden çıkarılmasına, yerine 2 nci bent olarak "davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına," 3 üncü bent olarak "vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına," 4 üncü bent olarak 21,40 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına" bentlerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/26565 E., 2023/625 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
2.2021 tarihli celsede mahkemece davacılar vekilinin her bir davacı yönünden talebini somutlaştırması halinde dosyanın tefriki ile adli yardım talebinin değerlendirilmesi yönünde ara karar kurulduğu, 27.04.2021 tarihli hüküm celsesinde ise HMK'nın 330/6. Maddesi gereğince adli yardım talebinde bulunan kişiler yönünden yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını gösteren mali durumlarına
4. Hukuk Dairesi 2021/26565 E. , 2023/625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/59 E., 2021/97 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki müdahalenin meni ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya geldiler. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ikamet ettikleri Adana ili, ... ilçesi, ... kasabası yanında bulunan davalı şirkete ait kömür depolama sahasının sağlıklarına; bağ, bahçe, ağaç ve tarlalarına zarar verdiğini, kasabadaki tüm konutların ekonomik değerini tamamen yitirmesine neden olduğunu belirterek maddi zararlarının tazminine, mevzuata aykırı olarak kurulan davalı işletmenin faaliyetinin sonlandırılmasına (müdahalesinin men'ine) karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin haksız bir eylemi bulunmadığından herhangi bir sorumluluğundan bahsetmenin de mümkün olmadığını, ilgili mevzuat kapsamında her türlü tedbir ve önlemlerin alındığını ve alınmaya da devam edildiğini, dava dilekçesinin yasal şartları bulunmadığından kesin süre verilerek dava sebebinin ve talep sonucunun 74 davacı bakımından ayrı ayrı açıklattırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince 21.01.2016 tarihli ve 2013/115 - 2016/67 sayılı karar ile davalı şirket kurallara uygun bir şekilde tesisi işletse de, yine de davacıların maddi zararlarının olduğu, ancak davalının gerek ÇED raporu, gerekse mevzuata uygun çalışması sebebi ile men kararı verilemeyeceği gerekçesi ile istemin kısmen kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, müdahalenin men'i talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2013/115 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 15.01.2019 gün ve 2016/5933-2019/91 sayılı ilamında; "Bir haksız fiilden birden fazla kişi zarar görebilir. Bu zarar, şahıs veya mal varlığı değerlerine ilişkin olabileceğinden her mutazarrır yönünden ayrı ayrı meydana gelir. Maddi hukuk bakımından geçerli olan bu belirlemenin usul hukuku bakımından sonucu aynı haksız fiilden kaynaklansa da her zarar görenin dava ve talep hakkının diğerinden bağımsız olmasıdır. Yani zararları aynı haksız fiilden kaynaklanmış olsa bile zarar görenlerin açacağı tazminat davalarında zorunlu dava arkadaşlığı değil ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olur (HMK 57/1-C). İhtiyari dava arkadaşları aynı dava dilekçesi ile dava açmış olsalar bile davaları birbirinden bağımsızdır (HMK 58).
Öte yandan, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda mahkeme ayrı olarak açılmış davaları birleştirebileceği gibi yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış davaların ayrılmasına da karar verebilir (HMK 167). Bu konuda kanun hakime takdir hakkı tanımıştır. Ancak hakim takdir hakkını, yargılamanın makul süre içerisinde bitirilmesini ve düzenli bir şekilde yürütülmesini emreden usul ekonomisi ilkesini de gözeterek kullanmak durumundadır.
Bu genel açıklamadan sonra somut olaya bakıldığında; Her ne kadar davacılar vekilince, Adana ili, Ceyhan ilçesi, Kurtpınarı Kasabası sakini oldukları ve davalı şirketin faaliyetleri sebebiyle zarar gördüklerini iddia ettiği 74 davacı adına bir dilekçe ile tek dava açılmış ve mahkemece de esasen ortada 74 ayrı dava olduğu düşünülmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; yürütülen yargılama ve sonucunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak açısından birlikte açılmış olan davaları ayırmak, her bir davacının talebini açıklattırmak, mülkiyet ve zilyetlik durumlarını gözetmek suretiyle husumet ehliyetini tayin ve tespit etmek, sonrasında davacıların isteklerinin esası ile ilgili karar vermektir. "gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince; tefrik işleminden önce davacılar vekilinin dava dilekçesini somutlaştırması gerektiği, bu konuda davacılar vekiline süre verildiği, davacı vekilinin 29.09.2020 tarihli celsede yeniden süre verildiği takdirde her müvekkili yönünden somut zararlarını açıklar şekilde dilekçe sunacağını bildirdiği, buna rağmen somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına göre mahkemece öncelikle yapılması gereken işlemin dosyaların tefrik edilmesi olması gerekmekteyken dosyalar tefrik edilmeden önce davacıların somut zararının karşılanması yönünde ara karar verilmesinin hatalı olduğunu, sözlü yargılama için gün tayin edilmediğini, müvekkili davacıların adli yardımdan yararlandırılmaları talep edilmesine rağmen bu hususta da karar verilmediğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; haksız eylem ve çevre hukukuna dayalı müdahalenin men’i ve maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3.Değerlendirme
Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir.
Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).
Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir.
Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacılar vekilinin 25.02.2021 tarihli dilekçesiyle adli yardım talebinde bulunduğu, 25.02.2021 tarihli celsede mahkemece davacılar vekilinin her bir davacı yönünden talebini somutlaştırması halinde dosyanın tefriki ile adli yardım talebinin değerlendirilmesi yönünde ara karar kurulduğu, 27.04.2021 tarihli hüküm celsesinde ise HMK'nın 330/6. Maddesi gereğince adli yardım talebinde bulunan kişiler yönünden yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını gösteren mali durumlarına ilişkin belgeler mahkemeye sunulmadığından davacıların adli yardım taleplerinin reddine karar verildiği aynı celse davanın reddi yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında, mahkemenin, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır.
Şu durumda; mahkemece davacılar vekilinden hangi davacılar yönünden adli yardım talep edildiğinin açıklattırılması, adli yardım talep edilen davacıların yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadıklarını gösteren mali durumlarına ilişkin belgeleri açıklama dilekçesi ile birlikte ibraz etmeleri gerektiği hususunda davacılar vekilinin ihtar edilmesi, akabinde her bir davacı yönünden adli yardım talebinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, adli yardıma ilişkin kararın HMK'nın 337/2. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu gözetilerek itiraz olması durumunda itiraz prosedürünün işletilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine,
18.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2022/18810 E., 2023/2466 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 32, 34 ve 36 ncı maddeleri ile 6100 sayılı Kanun'un 326, 330, 332 nci maddeleri, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümleri.
9. Hukuk Dairesi 2022/18810 E. , 2023/2466 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2328 E., 2022/1647 K.
DAVA TARİHİ : 11.12.2017
KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... ... Mahkemesi
SAYISI : 2021/579 E., 2022/412 K.
Taraflar arasındaki alaacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2020 tarihli ve 2017/683 Esas, 2020/559 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 12.11.2021 tarihli ve 2021/256 Esas, 2021/3114 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, eksikliklerin tamamlanması amacıyla dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının davalı ... Su ve Kanalizasyon İdaresi (OSKİ) Genel Müdürlüğünün projelerinde taşeron şirketler nezdinde 24.02.2016-21.02.2017 tarihleri arasında şantiye şefi-inşaat mühendisi olarak çalıştığını, ... sözlemesinin ihalenin bitmesi nedeni ile eylemli olarak feshedildiğini, davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, ayda iki pazar hafta tatillerinde çalıştığını, millî bayramlarda çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığı ödenmediği gibi ücret, yemek ve yol ücreti alacaklarının da eksik ödendiğini, yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını, tüm çalışma dönemi boyunca asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini, 2016-2017 yıllarında giyim yardımı alacağı ödeneceği belirtilmesine rağmen söz konusu alacakların da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, ücret alacağı, yemek ücreti, yol ücreti, giyim ücreti, ikramiye, harcırah, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı OSKİ vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili İdare işçisi olmadığını, müvekkilinin ihale makamı olması sebebiyle davanın husumetten reddi gerektiğini, yapılan hak ediş ilanlarına rağmen davacının herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, ihalenin sona ermesi sebebiyle davacının ... sözleşmesinin sona ermesinde İdareye herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, davanın husumet, hak düşürücü süre, görev, yetki ve derdestlik yönlerinde de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı İdare ile davacının çalışmalarının geçtiği dava dışı ... Yapı Malz. İnş. Taah. Tur. Teks. Dış. Tic. San. ve Tic. Ltd. Şti. – Homa İnşaat Şükrü Kılıç ... Ortaklığı arasında imzalanan Çatalpınar İlçe Merkezi İçme Suyu Şebekesi ve Kanalizasyon Hattı İnşaatı İşine Ait Sözleşmenin incelemesinde, işin niteliğinin sözleşmede tespit edilen bölgede içme suyu şebekesi ve kanalizasyon hattı döşenmesine dair anahtar teslim şekilde inşaat yapım işi olduğu, işin tamamının yüklenici ... ortaklığına ihale edildiği, inşaat faaliyetine davalı İdarenin kontrol dışında müdahalesinin bulunmadığı, bu nedenle sözleşme konusu ... kapsamında davalı İdarenin ihale makamı konumunda olduğu, son üç aylık temel ücret dışında davacının taleplerinden sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davacının ücret alacağının kısmen kabulüne, diğer alacaklarına ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı İdarenin asıl işveren sıfatıyla tüm alacaklardan sorumlu tutulması gerektiğini, davacının hizmet süresinin ve ücret miktarının hatalı belirlendiğini, davacının yemek ve yol ücreti alacaklarının tanık beyanı ile ispatlanmasına rağmen reddinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan alacaklara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, müvekkili lehine ve aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti, yargılama gideri ve harçların miktarlarının hatalı olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının müvekkili İdare işçisi olmadığını, müvekkili OSKİ Genel Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan dava dışı Ceren Yapı Malz. İnş. Taah. Tur. Teks. Dış. Tic. San. ve Tic. Ltd. Şti. – Homa İnşaat Şükrü Kılıç ... Ortaklığı uhdesinde bulunan Çatalpınar İlçe Merkezi İçmesuyu Temini, Şebeke ve Kanalizasyon İnşaatı işinin hak edişlerinin müvekkili Kurum tarafından ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı OSKİ ile dava dışı Ceren Yapı Malz. İnş. Taah. Tur. Teks. Dış. Tic. San. ve Tic. Ltd. Şti. – Homa İnşaat Şükrü Kılıç ... Ortaklığı arasında davacının iddia ettiği gibi 4857 sayılı ... Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen asıl işveren alt işveren ilişkisi değil anahtar teslim ... ilişkisi bulunduğu, ihale makamı olan davalının davacının son üç aylık ücret alacağından sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik olmadığı, davacının ücretinin tanık beyanları, sözleşme içeriği ve emsal ücret araştırmasına göre belirlenmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelere dayanarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı İdarenin sorumluluğunun belirlenmesi, davacının ücretinin miktarı, hizmet süresi, yemek ve yol ücreti alacaklarının davacı tarafça ispatlanıp ispatlanmadığı, alacağa yürütülen faizin başlangıç tarihi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin miktarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4857 sayılı Kanun'un 32, 34 ve 36 ncı maddeleri ile 6100 sayılı Kanun'un 326, 330, 332 nci maddeleri, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/9939 E., 2016/3411 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varHukuk Mahkemesi
tam metni aç
Kabule göre; vekalet ücretinin HMK'nın 330. maddesine aykırı olarak vekalet ücretinin taraf vekilleri lehine hükmedilmesi de yerinde olmamıştır.
23. Hukuk Dairesi 2014/9939 E. , 2016/3411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacılar vekili, sahibi bulundukları binanın 1999 depreminde ağır hasar gördüğünü ve kullanılmaz hale geldiğini, bu durumdan davalı müteahhidin sorumlu olduğunu ileri sürerek, 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Asli müdahiller vekili, müvekkillerinin davalının yapmış olduğu binada daire sahibi olduklarını ileri sürerek şimdilik 2.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; müdahillerin, davalıdan konut amaçlı daire almaları nedeniyle davalı aleyhine açtıkları dava yönünden mahkemenin görevsizliğine, davac... açtığı davanın kısmen kabulü ile 5.372,40 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 17.08.1999 tarihinden itibaren işleyecek reskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Mahkemece verilen ilk kararın... sayılı ilamı ile bozulmasından sonra, 27.12.2010 tarihinde davacı vekilince dava dilekçesindeki talep ıslah edilerek arttırılmış, mahkemece de ıslah dikkate alınarak karar verilmiştir. Ancak...lı kararlarında ilk derece mahkemesi hükmünün... bozulmasından sonra tarafların ıslah yoluna başvurmalarının HUMK'un 84. maddesine (HMK'nın 177/1. maddesi) açıkça aykırı olduğuna karar vermiştir... karar sayılı kararı) Bu nedenle Mahkemece, bozma sonrası ıslah talebi dikate alınmadan karar verilmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeden yazılı şakilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Kabule göre; vekalet ücretinin HMK'nın 330. maddesine aykırı olarak vekalet ücretinin taraf vekilleri lehine hükmedilmesi de yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Davacı tarafından açılan dava, mahkemece yapılan inceleme sonucunda davanın "esastan reddine" karar verilerek sonuçlanmıştır. Yargılama giderlerinin dağılımı ve usulden ret kararı ile karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Usulden ret kararı verildiğinde yargılama giderleri her zaman taraflar arasında eşit paylaştırılır.
B) Davanın esastan reddi halinde, davacı yaptığı tüm masrafları davalıdan geri alabilir.
C) Davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedilir.
D) Yargılama giderleri sadece dava esastan sonuçlandığında hüküm altına alınır.
E) Usulden ret kararında vekalet ücreti ödenmesi kanunen yasaktır.