6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 331

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 331. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 331- (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. (2) Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.[41] (3) Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. Yargılama giderlerine hükmedilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

92 karar eşleşti
21. Hukuk Dairesi, 2017/4152 E., 2017/6265 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HMK'nın 331/2. Maddesi gereği aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
21. Hukuk Dairesi         2017/4152 E.  ,  2017/6265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Davacı Kurum vekili dava dilekçesi ile; davalının eczane sahibi olduğunu , kurum müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 16/11/2013 tarihli rapor ile 2009 yılına ait protokole aykırı olarak düzenlenmiş 9 adet reçete bedelinin haksız olarak kurumdan alındığını , davalı eczanesine ödenen reçete bedelinin 34,417.57 TL ye ödeme tarihinden itibaren 14.178.03 TL faiz hesaplanarak bulunan 49.417,60 TL MOSİP üzerinden borç çıkartıldığını , kurum zararının tahsili için 31. İcra Müdürlüğünün 2016/13595 esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalıların tüm borca , faize ve tüm ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamını , %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabı: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davaya bakma yetkisinin genel mahkemelerde olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, 2009 yılı protokolü ile ilgili ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/35 değişik iş numarası ile ihtiyati tedbir talebinin istenildiğini , mahkemenin tedbir kararı verdiğini, daha sonra davacı kurumun ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/326 esas numarası ile yeniden dava açtığını , 1. Asliye Hukuk mahkemesinde açılan davanın reddedildiğini , İhtiyati tedbir kararının yürürlükte olduğunu , kararın temyiz edildiğin, Yargıtay 13. HD nin 2015/6332 esas 2016/97087 karar sayılı ilamı ile bozulduğunu , 2016/278 esas numarasını aldığını , yargılamanın devam ettiğini, ortada kesinleşmiş bir borç bulunmadığını , haksız olarak açılan davanın reddini , %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı: Dava, taraflar arasında düzenlenmiş sigortalılara ilaç temini amaçlı protokol kapsamında kurumdan yersiz tahsil edilen bedelin iadesi isteği ile başlatılan takibe haksız itirazın iptali davasıdır. 10 HD nin 26/06/2014 tarih , 2014/ 11134 esas 15992 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere davanın yasal dayanağı kurum ile davalı arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanmakta olup Borçlar Yasası gereği inceleme yapılması gerekmektedir. Mahkememiz ise 5571 SY 1. Maddesinde açıklandığı üzere bu tip davalara bakmaya yetkili değildir. Davaya bakma görevi genel mahkemelere ait olduğundan anılan Yargıtay kararı da dikkate alınarak dava şartı bakımından davanın usulden reddi gerekçesiyle, davacının davasının davaya bakma yetki ve görevi genel yetkili ( ... Asliye Hukuk Mahkemeleri ) mahkemelere ait olmakla HMK 114/1 -c ve HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine karar vermiştir. İstinaf Başvurusu ; Davacı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, davalının kötüniyetli olduğunu. HMK'nın 331/2. Maddesi gereği aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı : Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup. mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husustur. İş Mahkemeleri. 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanunun 70. maddesinde ve 506 sayılı Kanunun 134. maddesinde, bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde. 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. Somut olayda, uyuşmazlığın çözümünde, ne 506 sayılı Kanun, ne 1479 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamakta olup. Kurumca tahsili istenilen borcun, davalı eczanesine ödenen 9 adet reçete bedelinin haksız olarak Kurumdan alınmasından kaynaklandığının iddia edildiği gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve devamı (6098 sayılı Kanunun 49 ve devamı) maddeleridir. Bu durumda yukarıda sözü edilen kanun maddeleri hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesinin görevli olmayıp genel mahkemelerin görevli olduğu. HMK'nın 114. Maddesinde mahkemenin görevli olmasının dava şartı olarak düzenlendiği ve mahkemece dava şartı noksanı tespit edilerek anılan Kanunun 115. Maddesi gereği usulden red kararı verilmiş olduğundan yargılama giderlerine hükmedilmiş bulunmasının HMK 331.maddesi uyarınca yerinde olduğu görülmekle kararın vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.l maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : 1-Davacı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1 -b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı Kurum harç giderinden muaf olduğundan bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına. 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına. 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine. 5-Davacı Kurumun yaptığı istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, karar vermiştir. E) Temyiz: Davacı vekili; HMK'nın 331/2. Maddesi gereği aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmemesi gerektiği, davalının borcu olmadığı ve borcu kabul etmediği yönündeki soyut ve dayanaksız iddiaları ile yaptığı itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Somut olayda; davacı 2009 yılına ait protokole aykırı olarak düzenlenmiş, davalı eczanesine ödenen 9 adet reçete bedelinin haksız olarak Kurumdan alındığını belirterek, kurum zararının tahsili için 31. İcra Müdürlüğünün 2016/13595 esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davaya bakma yetki ve görevi genel yetkili ( ... Asliye Hukuk Mahkemeleri ) mahkemelere ait olmakla HMK 114/1 -c ve HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine, davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacının yargılamada yaptığı masrafların üzerinde bırakılmasına kullanılmayan 478,00TL gider avansından karar tebliği için gerekli 22.00 TL nin düşülmesi sonucu kalan 456,00 TL nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 1.980.00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine hükmedildiği. Bölge Adliye Mahkemesince davacı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1 -b. 1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesindeki Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder hükmü gözetildiğinde mahkemece vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderlerinin de hüküm altına alınması hatalı olmuştur. O halde, davacı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, yukarıda yazılı sebepten dolayı DÜZELTİLEREK ONANMALIDIR. (G) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2017 tarih ve 2017/869 Esas, 2017/901 Karar sayılı kararının "I) Davacı kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMk'nın 353/1 -b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE." cümle ve sözcüklerinin silinerek verine l-a Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ... 37. İş Mahkemesinin 30.01.2017 tarih ve 2016/1348 E. 2017/38 K. sayılı hükmünün Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 353-(l)-b.2 maddesi uyarınca hüküm bölümündeki 2.,3. 4. ve 5. fıkrası yönünden KALDIRILMASINA cümle ve sözcüklerinin yazılmasına. 1-b ... 37. İş Mahkemesinin 30.01.2017 tarih ve 2016/1348 E. -2017/38 K. sayılı hükmünün 2. fıkrasındaki 'Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına' , 3. Fıkrasındaki 'Davacının yargılamada yaptığı masrafların üzerinde bırakılmasına', 4. fıkrasındaki 'Kullanılmayan 478,00TL gider avansından karar tebliği için gerekli 22.00 TL nin düşülmesi sonucu kalan 456,00 TL nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine', 5. Fıkrasındaki 'Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden tarifenin 7/2 maddesi gereği takdir olunan 1.980.00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, cümle ve sözcüklerinin silinerek hüküm fıkrasından çıkartılmasına, cümle ve sözcüklerinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK'nun 370/2. maddeleri uyarınca (hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.09.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2023/5701 E., 2024/3588 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Esastan sonuçlanamayan davada yargılama gideri" kenar başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Hukuk Dairesi         2023/5701 E.  ,  2024/3588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1417 E., 2023/1147 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/375 E., 2020/196 K. Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurumun Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 01.10.2018 tarihli ve 209962/02/SRŞ/02 soruşturma raporunda, Mersin Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesince 01.01.2017-30.09.2017 tarihleri arasında düzenlenen Lyrica adlı ilacın sahte reçeteler düzenlenerek davalı Kuruma fatura edildiği ve reçetelerin doktorlar tarafından düzenlenmediğinin bildirildiğini, müvekkiline ait eczaneden de verilen 1 adet reçete olduğu belirtilerek, 2016 yılı Eczane Protokolünün (5.3.2) maddesi gereği 1 adet reçete bedeli olarak 515,33 TL borç tahakkuk ettirildiğini, borcun Kuruma fatura edilecek reçetelerden tahsil edileceğinin bildirildiğini, müvekkili ve çalışanlarının olayın içerisinde olmadıklarını, davalı Kurumun da böyle bir iddiasının bulunmadığını, müvekkilinin reçete sahibini tanımadığını, hastanın yakını olarak kendisini ifade eden kişiye reçeteyi verdiğini, söz konusu reçetenin eksiklik taşımadığını, aksi halde müvekkili tarafından karşılanmayacağını, müvekkilinin sahte reçete olayına bilerek ve isteyerek girmediğini, bu durumun müvekkilinin dışında gerçekleşen bir olay olduğunu, müvekkilinin şeklen gerçek içerik olarak sahte olan reçeteyi tespit edemeyeceğini belirterek, tahakkuk ettirilen toplam 515,33 TL'den dolayı borçlu bulunmadıklarının tespitini, yazılı uyarı ve para cezası işlemenin iptalini, paranın davalı Kurum tarafından alınması durumunda istirdatını istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından davacıya uygulanan para cezasının sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın 20.11.2019 tarihinde açıldığı, davalı Kurumun 14.09.2020 tarihli ve 19966705-118.10.02-E.10896880 sayılı yazı ile davacı eczacının yapmış olduğu itiraz ile uygulanan yazılı uyarı, kurum zararı ve para cezası tahsili işlemlerinin iptal edildiğine dair yazıyı Mahkemeye sunduğu, davaya konu cezai işlem iptal edildiğinden davanın konusuz kaldığı, ilgili işlem davalı Kurum tarafından iptal edilmekle dava açıldığı tarih itibariyle davacının davasında haklı olduğu anlaşıldığından yargılama giderleri yönünden davacı lehine hüküm kurulduğu gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekilince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; kurum işlemine karşı davacı tarafından süresinde itiraz edildiğini, 08.10.2019 tarihinde toplanan İtiraz Değerlendirme Komisyonu tarafından davacı eczacı haklı bulunarak yazılı uyarı ve para cezası işlemlerinin iptal edildiğini, ancak davacının itiraz sonucunu beklemeden 20.11.2019 tarihinde işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, Mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava tarihi olan 20.11.2019 tarihinden sonra davanın konusunu oluşturan para cezası iptal edilmiş olmakla davanın konusuz kaldığı, 2016 yılı Eczane Protokolünün (8.3) maddesindeki: "Komisyonunun değerlendirme süreci tebliğ edilen kararların uygulanmasına engel teşkil etmez." hükmü de dikkate alındığında, eldeki dosya açısından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı Kurum davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kurum işlemininin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Esastan sonuçlanamayan davada yargılama gideri" kenar başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu, dava tarihinden sonra davanın konusunu oluşturan kurum işlemi iptal edilmiş olmakla davanın konusuz kaldığı, 6100 sayılı Kanun'un 331 nci maddesi uyarınca davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/2924 E., 2024/2163 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 141 ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi.
6. Hukuk Dairesi         2023/2924 E.  ,  2024/2163 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/679 E., 2023/682 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/254 E., 2022/184 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen sıra cetveline itiraz davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ve asıl davada davalı .... Ür. Ltd. Şti. vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davalı .... Ür. Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından tanzim edilen 12.07.2019 tarihli sıra cetvelinde 1. sırada yer alan SGK alacağının bulunmadığını, 2,3,4,5, ve 6. sıralardaki iki alacaklının alacaklarının muvazaalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinde davalılara ayrılan payların davacı alacağına tahsisini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilleri cevap dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davaların reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davanın davalı ... Ürün. Ltd. Şti. yönünden kabulü ile; sıra cetvelinde bu davalıya ayrılan payın vekelat ücreti ve yargılama giderleri de dahil olmak üzere davacının alacaklı olduğu takip dosyasına tahsisine, artan kısım bulunması halinde davalıya ödenmesine, diğer davalı yönünden asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ve asıl davada davalı .... Ür. Ltd. Şti. vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tüm davalıların takip tarihleri ise, davacının takip tarihinden önce tarihli olduğundan, önce doğan alacak sonraki alacağa muvazaa teşkil etmeyeceği, davacı tarafça da, alacağının takip tarihinden önce doğduğunun iddia ve ispat edilmediği, buna göre davaya konu alacakların gerçek bir alacak niteliğinde olduğu, sıra cetvelinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek, asıl davada davalı .... Ür. Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili; davalıların takip tarihlerinin davacı bonosunun tanziminden sonra olduğu, davalıların alacaklarının gerçek olduklarını ispat etmeleri gerektiği, SGK alacağının tamamına yakınının kapanmış olduğu nedenleriyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haciz sıra cetveline itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 141 ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi. 3. Değerlendirme Davanın konusuz kalması, HMK'nın 331. maddesinde, "esastan sonuçlanmayan dava" olarak nitelendirilmiş olup, yargılamanın sürdürülmesinin anlamının kalmaması veya uyuşmazlığın son bulmasıdır. Bu durumda mahkemece yargılama yapılmasında ve hüküm verilmesinde her iki tarafın da hukuki yararı kalmamış olur. Dolayısıyla davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine gerek kalmaz. Bu halde mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Somut olayda; asıl ve birleşen davalara konu, Konya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından tanzim edilen 12.07.2019 tarihli sıra cetveli yapılan şikayet üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2022 tarih, 2022/1819 E., 2022/1955 K. sayılı ilamı ile iptal edilmiştir. Bahsi geçen iptal kararının; şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 13.11.2023 tarihli, 2023/268 Esas, 2023/3792 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece; asıl ve birleşen davalara konu sıra cetveli iptal edilmek suretiyle ortadan kalkmış olduğundan, konusu kalmayan davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmak üzere, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/5762 E., 2024/4228 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 331 inci maddesi.
3. Hukuk Dairesi         2023/5762 E.  ,  2024/4228 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2425 E., 2023/2750 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/257 E., 2023/141 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısım alacak yönünden davanın dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan 203.040,00 TL ve 58.860,00 TL bedelli faturalar gereği ödenmesi gereken ihale ifa bedeli alacağı olup, davalının borcunu ödememesi üzerine hakkında genel haciz yolu ile takip yapıldığını, davalı tarafın bahse konu tutarda borcu bulunmakla birlikte söz konusu borcun ödeme sırası geldiğinde ve nakit durumuna göre ödeme yapılacağından bahisle takibe haksız bir şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının Sivas 3. İcra Müdürlüğünün 2017/2237 E., sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile icra takibinin kaldığı yerden devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı taraf ile imzalanan sözleşme hükmüne göre alacağın işletmenin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması durumunda giderlerin Muhasebe kayıtlarına göre ödenmesinin hüküm altına alındığını, bütçe durumuna göre ödeneceğinin belirtildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli 2017/197 E., 2018/77 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ödemenin Yönetmelik hükmüne göre yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı gerekçesiyle kaldırılmasına, Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda toplamda 259.601,10 TL bedelli davacıya ait faturaların yargılama devam ederken ödendiği ve İdare tarafından yapılan ödemelerin Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’ne uygun olarak yapıldığının tespit edildiğinin bildirildiği görülmekle, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun heyet raporu doğrultusunda icra takibine konu edilen 259.601,10 TL alacak bakımından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemin ise, davalı İdarenin yaptığı ödemelerin ilgili yönetmeliğe uygun olduğu anlaşıldığından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davalının ödemeleri usulüne uygun yaptığı iddiasını ispat edemediğini, kendisine verilen kesin süreye rağmen ilgili kayıtları ibraz etmediğini, süresinde ibraz edilmeyen delillere göre inceleme yapıldığını, 2015 yılında doğan bir alacak için 2019-2020 yılları kayıtlarının incelendiğini, Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmenliğine göre ödemelerin yapılmasındaki sıraya uyulup uyulmadığının incelenmediğini, alacağının öncelikli olup olmadığının belirlenmediğini, incelenen cari kart listesinde daha ileri tarihli faturaların kendi alacağından önce ödenip ödenmediğinin ortaya konulmadığını, davalının yaptığı ödemelerin dava tarihinden sonra olması dikkate alınarak icra takibine itirazın iptali ile 28.03.2019 tarihinde yapılan 58.343,34 TL ile 15.04.2020 tarihinde yapılan 201.257,76 TL ödemelerin düşülmesinden sonra takibin bakiye alacak yönünden kaldığı yerden devamına, davalının takibe konu alacak tutarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına ve konusuz kalan kısım yönünden de olmak üzere tüm yargılama giderlerine mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Dairemizin 17.06.2020 tarihli ve 2018/2199 E., 2020/946 K. sayılı ilamı uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılmış bulunması, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması, icra takibine konu edilen toplam 259.601,10 TL bedelli faturaların yargılama devam ederken ödenmesi, davalı tarafından yapılan ödemelerin Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’ne uygun olarak yapıldığının tespit edilmesi ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satım sözleşmesine dayalı fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'un (TBK) 26 ncı maddesi, 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67 nci maddesi, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 331 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Somut olayda; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği ihale konusu malların teslim edildiği, 15.06.2015 tarihli 201.257,76 TL ve 08.04.2015 tarihli 58.860,00 TL bedelli 2 adet irsaliyeli fatura düzenlendiği, Sivas 3. İcra Dairesinin 2017/2237 E. sayılı dosyasında bu faturaların takibe konulduğu, 28.03.2019 tarihinde 58.343,34 TL ve 15.04.2020 tarihinde 201.257,76 TL ödemelerin yapıldığı hususları tartışmasız olup, ilgili sözleşmenin (12.2.3.) maddesinde ‘’Yükleniciye yapılacak her türlü ödeme 01.05.2007 tarih ve 26509 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin ‘’Ödemelerin yapılmasında öncelik‘’ başlıklı 22 nci maddesine istinaden muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre yapılacaktır.’’ hükmü bulunmaktadır. 2. İlgili Yönetmeliğin 22 nci maddesi ise "(1) İşletmelerin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması hâlinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, bu ödemelerin yapılmasında sırasıyla; a) Katkı payları hariç olmak üzere özlük haklarına ilişkin ödemelere, b) Kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, c) Çeşidine bakılmaksızın Bakanlıkça belirlenen tutarın altındaki giderlere ilişkin ödemelere, ç) İhalesi yapılan temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, güvenlik, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmet alımları gibi yoğun emek gerektiren, düzenli ve kesintisiz yürütülmesi gereken hizmetlere ilişkin ödemelere, d) Mevzuatları gereği döner sermaye gelirlerinden; personele yapılacak ek ödeme, katkı payı gibi ödemelere öncelik verilir. (2) İşletmelerin nakit mevcudunun yeterli olması durumunda ödemeler, ödeme emri belgelerinin muhasebe biriminin kayıtlarına giriş sırasına göre yapılır. Ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde Yönetmeliğin 20 nci maddesine göre yapılan kontroller sonucunda noksanlığı tespit edilerek tamamlanmak üzere işletmelerin ilgili birimine iade edilen ödeme emri belgelerindeki tutar, noksanlık tamamlanarak muhasebe birimi kayıtlarına alınır ve yeni giriş sırasına göre ödenir." şeklinde düzenlenmiş olup, dava konusu alacağın niteliği itibarıyla "1/ç" bendi kapsamına girdiği hususu tartışmasızdır. 3. Taraflar arasında fatura bedelleri açısından bir ihtilaf bulunmadığı, sözleşmede ödeme koşulları ve zamanı konusunda yukarıda belirtilen düzenlemenin yer aldığı, buna göre atıf yapılan yönetmelik hükmüne göre dava konusu alacağın öncelikli ödemeler arasında yer almadığının tespitinin önem taşıdığı anlaşılmaktadır. 4. Mahkemece, icra takibine konu edilen 259.601,10 TL alacak bakımından dava devam ederken ödeme yapıldığından bahisle davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı İdarenin yaptığı ödemelerin hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli görülerek Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’ne uygun olarak yapıldığının tespit edilmesi üzerine fazlaya dair istemin reddine karar verilmişse de; davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının tam olarak değerlendirilmediği anlaşılmıştır. 5. Hal böyle olunca, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları göz önünde bulundurularak, İlk Derece Mahkemesince ilgili Yönetmeliğin 22 nci maddesi kapsamında, dava konusu alacağın Yönetmeliğin 1/ç bendi kapsamında bulunmasına göre, cari kart listesinde bulunan ödemelerin 22. madde kapsamındaki sıraya göre yapılıp yapılmadığı, daha ileri tarihli faturaların davacının alacağından önce ödenip ödenmediği, bu faturaların öncelikli alacaklardan olup olmadığı hususlarında inceleme yapılmadığı anlaşıldığından, davacı tarafından borcun istendiğine dair davalıya gönderilen 26.01.2016 ve 06.10.2016 tarihli yazılar da değerlendirilmek suretiyle, Mahkemece bu hususlarda bilirkişiden ek rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 6. Ayrıca dava konusu alacak ile ilgili damga vergisinin kimin tarafından ödeneceği hususunun sözleşmede düzenlenip düzenlenmediğinin de değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 7. Mahkemece alınacak ek raporun sonucuna göre, yapılan ödemelerde Yönetmeliğin 22 nci maddesine göre ihlal bulduğunun tespit edilmesi durumunda alacağın likit olduğunun kabulü suretiyle icra inkar tazminatının; ayrıca HMK'nın 331 inci maddesine göre davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre de yargılama giderlerine hükmedileceği değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 8. Bozma sebebine göre, temyiz eden davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5055 E., 2024/2219 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesine göre yargılama gideri takdir edilmesi gerektiğini, kayyım atanana kadar davalı müdürün genel kurulu toplamadığını, mahkemeye başvurmak dışında imkânının olmadığını, davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, lehine yargılama gideri ve ve
11. Hukuk Dairesi         2023/5055 E.  ,  2024/2219 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/372 Esas, 2023/504 Karar HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığı Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen limited şirket müdürünün azli davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014 tarihinde inşaat alanında faaliyet gösteren Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi kurduğunu, şirket ana sözleşmesinde sermayenin 100.000,00 TL olarak 100 paya ayrıldığını ve 90 paya karşılık olan 90.000,00 TL’nin müvekkiline, 10 paya karşılık 10.000,00 TL’nin ise şirket ortağı olan davalı ...'ye pay edildiğini, şirketin ana sözleşmesinin 8 inci maddesinde davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunun belirlendiğini, şirket ana sözleşmesinin imza tarihinden itibaren şirket müdürü olarak görevde bulunan davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatının bulunmadığının ve asli görevlerini aksattığının açık olduğunu, şirketi münferiden temsil, ilzam ve ahzu kabza yetkili şirket müdürü davalının görevini özen göstererek yerine getirmediğini, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediğini, şirketin ve şirket ortağı müvekkilinin menfaatlerini haksız ve kötü niyetli bir şekilde ihlal ettiğini, başta görevi kötüye kullanma ve müvekkilini dolandırma olmak üzere suç teşkil eden eylemlerde bulunduğunu belirterek dava sonuna kadar davalının müdürlük görevinin ve yetkilerinin tedbiren durdurulmasını ve yargılama sonunda haklı sebeple görevden alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin en kıymetli taşınmazını kaybetmesi ve telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması için şirkete kayyım atanmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkiline şirket çıkarları doğrultusunda davalar açması ve cevaplar vermesi için adli makamlar önünde şirketi temsilde yetki verilmesini ve davalının şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl ve birleşen davada davalı vekili asıl davaya süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili beyan dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde davacının başkalarının kendileriyle ortaklık yapmaya zorlaması ve doğru olmayan bilgiler aktarmaları sebebiyle davalıya her şeye karşı çıkarak bir baskı oluşturmaya başladığını, şirketin taahhüt ettiği bazı işlerin yerine getirilmesini ise önceden kararlaştırılmış ödemeleri yapmayarak engellemeye çalıştığını, şirketi zora sokmaya başladığını, davacının davalıyı dayanaksız iddialarla şirket dışına atıp şirkete tek başına hakim olma çalışmalarına rağmen halen tek başına şirketi kurtarmaya çalıştığını, davacı tarafından davalının müdürlükten azli ve kayyım atanması için davalar açılıp tedbir talep edildiğini ancak mahkemece tedbir taleplerinin reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2020 tarih, 2018/242 E. ve 2020/56 K. sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci ve 620 nci maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı şirket müdürlüğü görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2021 tarih, 2020/603 E. ve 2021/60 K. sayılı kararıyla; somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2021/4864 E. ve 2022/8919 K. sayılı kararıyla dava açıldıktan sonra 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda şirkete davalı dışında davalı yerine yeni bir müdür tayin edildiği, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda tarafların ortağı olduğu şirkete davalı dışında davalı yerine davacının 10.07.2039 tarihine kadar müdür olarak tayin edildiği, 26.06.2020 günlü ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 19.03.2020 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda davacının 19.03.2040 tarihine kadar müdür olarak tayin edildiği, açılan her iki dava tarihinden sonra şirketin yapılan genel kurul kararı ile davalı yerine müdür atanması nedeniyle davalının şirket müdürlüğünden azli davalarının konusu kalmadığı, konusu kalmayan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesine göre yargılama gideri takdir edilmesi gerektiğini, kayyım atanana kadar davalı müdürün genel kurulu toplamadığını, mahkemeye başvurmak dışında imkânının olmadığını, davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, limited şirket müdürlerinin azli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 331 inci maddesi, 114 üncü maddesi. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci, 620 nci ve 630 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme Asıl ve birleşen dava, limited şirketin müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece şirket müdürünün yapılan genel kurulda değiştiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak dava tarihindeki tarafların haklılık durumu ve kazanılmış hakları korunmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Bu itibarla asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmekle kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilirse, yargılama giderlerine hangi mahkeme hükmeder?

A) Görevsizlik kararını veren mahkeme.
B) Davaya bakacak olan (görevli/yetkili) mahkeme.
C) Bölge Adliye Mahkemesi.
D) Her mahkeme kendi yaptığı masrafı hüküm altına alır.
E) HSK tarafından belirlenen mahkeme.

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol