6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 332

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 332. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 332- (1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. (2) Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. (3) Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır. Avansın iadesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

35 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/3488 E., 2024/4585 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
Yargılama giderleri kapsamında bulunan avukatlık ücreti 6100 sayılı Kanunu'nun 332 nci maddesi gereği Mahkemece re'sen hüküm altına alınması gerekir.
7. Hukuk Dairesi         2024/3488 E.  ,  2024/4585 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 08.07.2021 SAYISI : 2018/187 E., 2021/103 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd., ... vd. Taraflar arasındaki İİK'nın 121 inci maddesinden kaynaklı ortaklığın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, 08.07.2021 tarihli ek karar ile bir kısım davalılar vekilinin yargılama giderine yönelik tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Ek karar bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Dava İİK'nın 121 inci maddesinden kaynaklanan ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. II. CEVAP Davalılar vekili davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kendini vekille temsil ettiren bir kısım davalılar lehine vekalet ücreti taktir edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A maddesi. 3. Değerlendirme Davacı tarafından davanın takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 2. Davalılar vekili kararın verildiği 28.04.2021 tarihinden sonra yasada öngörülen süre içinde, davanın açılmamış sayılması halinde davalılar vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün tamamlanmasını talep etmiştir. Yargılama giderleri kapsamında bulunan avukatlık ücreti 6100 sayılı Kanunu'nun 332 nci maddesi gereği Mahkemece re'sen hüküm altına alınması gerekir. 3. Mahkemenin 08.07.2021 tarihli ek kararında 6100 sayılı Kanunu'nun 305/A maddesi gereğince Mahkemece kendiliğinden hükme geçirilmesi zorunlu olan vekâlet ücretinin hüküm altına alınmaması nedeniyle ek karar verilmesini talep etmek ve Mahkemenin bu hususta karar vermesi zorunludur. Mahkemece tamamlama isteminin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. 4. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin 08.07.2021 tarihli ek karara ilişkin temyiz itirazının kabulü ile; ek kararın kaldırılmasına, 28.04.2021 tarihli kararın, hüküm fıkrasına 4 numaralı bent olarak "kendisini davada vekille temsil ettiren bir kısım davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 3.405,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bir kısım davalılara verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2023/5850 E., 2024/7234 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 307, 312, 323, 326 ve 332 nci maddeleri ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
11. Hukuk Dairesi         2023/5850 E.  ,  2024/7234 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1078 Esas, 2023/1161 Karar HÜKÜM : Davanın feragat nedeniyle reddi(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/120 E., 2023/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Elektrik Kablo ve Motorları Makine İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. adlı işyerinde ortak dışı şirket müdürü olarak çalışmaya başladığını, bu durumun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 09.12.2009 tarih ve 7454 sayısı ile ilan edildiğini, ticaret sicilindeki ilanın detaylarında, müvekkilin 5 yıl süre ile ortak dışı şirket müdürü olarak atandığı, şirket kaşesi altında atacağı münferit imzası ile kamu kurum ve kuruluşları, özel ve tüzel kişiler ile bankalar ve tüm resmi kuruluşlar nezdinde şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığının belirtildiğini, müvekkilinin tescil ve ilan edilen müdürlük süresi sona erdikten sonra da normal bir çalışan olarak çalışmalarına devam ettiğini, şirket ile ilgili hiçbir iş ve işlemde yetkili müdür olarak imzası bulunmadığını, müvekkilinin müdürlük süresi sona erdikten sonra şirketi Kemal Portakal ile Umut Portakal'ın müdür olarak temsil etmeye devam ettiğini, dava dışı şirket faaliyetlerine devam ederken bir takım mali sıkıntıların içerisine düştüğünü ve borçlarını ödeyemez hale geldiğini, bunun neticesinde de prim borçlarının ödenmesi amacıyla ... Başkanlığı tarafından icra takibine geçildiğini, müvekkili ...'ün görev süresinin sona erdiği 03.12.2014 tarihinden sonra söz konusu şirkette yetkili müdür olarak çalışmadığını, hal böyle iken sanki 2014 ila 2019 tarihleri arasında yetkili müdür kabul edilerek müvekkilinin şirket borçlarından sorumlu tutulduğunu ileri sürerek müvekkilinin ... Elektrik Kablo ve Motorları Makine İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. adlı işyerinde, 03.12.2014 ila 02.08.2019 tarihleri arasında yetkili müdür olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... Elektrik Kablo ve Motorları Makina İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde müdür olduğunu, şirketin aile şirketi olduğunu, davacının yetki bitişinin TTSG'de 02.08.2019 tarihinde ilan edildiğini, bu nedenle davacının borçtan sorumluluk süresinin 09.12.2009-02.08.2019 tarihleri arası için kabul edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın dava dilekçesi ve dava dilekçesini açıklar dilekçeden talebinin davacının, dava dışı ... Elektrik Kablo ve Motorları Makina İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde müdür olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, davacının bu talebinin yanında SGK'ya borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptali talebinin bulunmadığı, işbu sebeple bu davanın davalı SGK'ya karşı açılamayacağı, davacının müdürü olarak gözüktüğü şirkete karşı açılması gerektiği, SGK'nın bu talep yönünden pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiş, dosya istinaf aşamasındayken davacı vekili 12.06.2023 tarihli dilekçesiyle istinaftan ve davadan feragat ettiklerini belirtmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olan davada istinaf aşamasında sunulan davadan feragat dilekçesi dikkate alınarak davanın reddinin ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf isteminden feragate ilişkin bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın feragat nedeniyle reddine, davalı vekilinin yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf başvurusundan feragat istemi hakkında bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık gelinen noktada feragat nedeniyle davanın reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin yerindeliğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 307, 312, 323, 326 ve 332 nci maddeleri ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2022-2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT). 3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı Kanun'un 312 nci maddesinin birinci fıkrasında feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği; aynı Kanun'un 323 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde ise vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu; yine aynı Kanun'un 332 nci maddesinin birinci fıkrasında ise yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği düzenlenmiştir. Öte yandan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 6 ncı maddesinde anlaşmazlığın davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilmesi halinde Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilmesi halinde ise tamamına hükmolunacağına yer verilmiştir. Şu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince, dosya muhteviyatında davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığına dair açıkça bir beyanı olmadığı gözetilip bu durumda feragat nedeniyle sonlanan davada davalı taraf lehine re'sen vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde davalı vekilinin yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin 3 üncü paragrafında yer alan "Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı vekili kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/10031 E., 2024/6282 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varErzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanunu’nun 190 ıncı 194 üncü, 332 inci, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci, 441 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi         2023/10031 E.  ,  2024/6282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1401 E., 2023/1476 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Taşlıçay Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2020/19 E., 2021/114 K. BİRLEŞEN DOSYA : Ağrı 2. Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi) Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; söylenilen bütün lafların birbirlerine ağır geldiğini, erkeğin sürekli kendine ve çocuklarına fiziki, psikolojik şiddet uyguladığını iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davacı kadın vekili birleşen davaya sunduğu dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkeğin sistematik olarak kadın ve çocuklarına şiddeti uyguladığını, tarafların uzun süreden beri ayrı yaşadıklarını, çocukların psikolojik ve fiziksel olarak yıprandıklarını, erkeğin çocukların hiçbir şekilde eğitim masraflarını karşılamadığını, özel hayatlarına dahi karıştığını, çocukların hiçbir şekilde babalarını görmek istemediklerini kadının maddî durumunun olmadığını, çocukların eğitimi bitene kadar iştirak nafakasının bağlanmasını, kadının maddî durumu iyi olmadığı için yoksulluk nafakasının bağlanmasını, boşanma davası sonuçlanana kadar tedbir nafakasına hükmedilmesini, taraflar arasında mal rejimi tasfiyesi yapıldığında erkeğin kadının takılarını ve babasının kendisine aldığı bilezikleri bozarak ev ve evin içindeki eşyalarını da aldığını beyan ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın için aylık 500,00 TL, çocuklar için ayrı ayrı aylık 250,00 TL tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı erkek cevap dilekçesinde özetle; kadının psikolojik sorunları olması hasebiyle böyle bir davranış sergilediği, daha önce psikiyatrik ilaçlar kullandığı, boşanmayı istemediği, kadının tedavi sonrası fikrinin alınmasını talep ettiği davann reddedilmesine hükmedilmesini talep etmiştir. 2.Davalı erkek birleşen davaya verdiği cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; kadının iddialarını kabul etmediğini, çocuklarına fiziksel şiddet uygulamadığı ve çocukların maddî ihtiyaçlarının karşıladığını, kadının psikolojik sorunları nedeniyle kadınlık görevini yerine getiremediği gibi sürekli kendi anne babasının etkisiyle evlilik birliliğine zarar verdiğini maddî durumunun olmadığını iddia ederek kadının davasının reddine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalının davacıya küfür ve hakaret ettiği, davalı erkeğin, davacı kadına şiddet uyguladığı, davacının çocukları ... ve ...'e şiddet uyguladığı ispatlandığı; sair hususların ise ispatlanamadığı, davacıya atfı mümkün bir kusur olmadığı, davalı tarafından bildirilen tanıkların görgüye dayalı bilgisi olmadığı, davalı erkeğin tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, ortak çocuk ...'ın velayetinin babaya, ortak çocuk ... ve ...'in velâyetinin anneye verilmesinin üstün yararlarına olacağı ve velâyet kendisine verilmeyen eşin çocuklar ... ve ...'in bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlü olduğu gerekçesi ile; asıl davanın ve birleşen davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuklar ... ile ...'in velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk ...'ğn velâyetinin babaya verilmesine, velayeti kendisine verilmeyen anne ve baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuklar ... ile ...'in her biri yararına aylık 150,00 TL tedbir ve 250,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 200,00 TL tedbir ve 400,00 TL yoksulluk nafakasına ve kadının usulüne uygun açılmış ve harçlandırılmış mal rejimi tasfiyesi ve kişisel eşyanın iadesi davası olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı erkek istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen nafaka miktarını ve yargılama giderlerini ödeme imkanının olmadığını, her hangi bir gelirinin olmadığını ileri sürerek hükmün kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen nafaka miktarını ve yargılama giderlerini ödeme imkanının olmadığını, her hangi bir gelirinin olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, açılan boşanma davasında kadın ve çocuklar yararına nafaka takdirinin ve miktarlarının isabetli olup olmadığı, erkek aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanunu’nun 190 ıncı 194 üncü, 332 inci, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci, 441 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un, 4 üncü, 6 ıncı, 166 ıncı 169 uncu, 175 inci ve 182 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2023/12321 E., 2024/64 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı HMK.'nın “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 nci maddesinde “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği” hüküm altına alınmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2023/12321 E.  ,  2024/64 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/50 E., 2023/456 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Gölbaşı Atatürk İlköğretim Okulu'nda 07.09.1998 ile 09.02.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı MEB vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkili idare bünyesinde bir takım geçici arızi işlerin gördürülmesi amacıyla yevmiye usulü çalıştığını ve karşılığında da ücretinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2015 tarihli ve 2012/389 Esas 2015/201 Karar sayılı kararıyla; davacının dava konusu dönemde davalı Bakanlığa bağlı okulda hizmet akdine dayalı tespiti gereken sigortalı çalışmasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince, "davacı ile ilgili şef, amir, müdür gibi yetkili kişileri dinlemek, davacının ücretini nasıl aldığını ortaya koymak, davacıdan bu tarihler arasında ücret ödendiğini kanıtlayan belge olup olmadığını sormak, varsa mahkemeye sunması için süre vermek, bu dönemde çalıştığına ve ücret aldığına ilişkin belgeleri davalı okuldan istemek, çalıştığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedenini araştırmak ve haklı bir nedene dayanıyor ise ancak bu takdirde tanık sözlerine itibar ederek davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırmayı genişletmek, talep edilen dönemde okul müdürü, müdür yardımcılığı yapmış kişiler ile bu dönemde çalıştığı bildirilen okul öğretmeni ve hizmetliler arasından re'sen seçilecek başkaca tanıkları dinleyerek davacının çalışmalarının niteliğine, kapsamına, yaz tatillerinde ve sömestr tatillerinde çalışıp çalışmadığına yönelik beyanlarını almak ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermek" gereklerine işaret edilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 07.03.2019 tarihli 2017/437 Esas 2019/42 Karar sayılı kararı ile tanık anlatımlarından davacının sürekli çalışması olmadığı, bazı işlerde yevmiye usulü çalıştırıldığı ve iş bittiğinde parasının ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece, dosya kapsamına göre, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı sabit görülmekle birlikte, davacının davalı işyerinde işin niteliğine göre çalışma durumunun tam zamanlı mı kısmi zamanlı mı olduğu yönünde irdeleme ve belirleme yapılmaksızın ve çalışma başlangıç ve bitiş tarihleri açıklığa kavuşturulmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz bulunduğu belirtilerek "davacının çalışma şeklinin nasıl olduğu, gün içinde hangi işlerle uğraştığı, başka yerlere çalışmaya gidip gitmediği, tanıkların kalorifer yakma işinin Nisan ile Kasım aylarında devam ettiğine ilişkin beyanına göre davacının bu sürelerde işyerine gitmeye devam edip etmediği, hizmet akdi kapsamında ne gibi işlerle uğraştığı hususlarında beyanı alınarak ve eksik hususlar davacıya açıklattırılarak dava konusu somutlaştırılmalı, okulda tespiti istenen dönemde çalışmış öğretmen, müdür, müdür yardımcısı ve hizmetliler arasından kanaat edinmeye elverişli sayıda tanık dinlenilmeli, çalışma olgusu sabit ise de çalışmanın mevsimlik ve kısmi süreli olduğu anlaşıldığından, başlangıç ve bitiş tarihleri ve çalışma şekli tam olarak belirlenerek, davacının kısmi zamanlı çalışma durumunun günlük çalışma saatine göre (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğu açıkça belirlenmeli, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı iş yerinde mevsimlik ve kısmi süreli çalıştığı sabit ise de çalışma şeklinin tam olarak tespit edilebilmesi için davacının davalı işyerinde çalıştığı döneme ait kanaat etmeye yeterli tanık (okul müdürü, müdür yardımcıları, öğretmenler, hizmetliler) dinlenmiş olup davacının kış aylarında okulun genel anlamda temizlik ve soba işinde çalıştığı, bunun haricinde başka bir iş olduğunda da davacının çağrıldığı, davacının işi bittiğinde okuldan ayrılıp ayrılmama konusunda serbest olduğu, bazen işini bitirdikten sonra okuldan ayrıldığı ancak iş olup çağrıldığında geri geldiği, okulda 20 tane oda 18 adette soba olduğu, davacının her bir sobayı yakma, okulun genel temizlik işini ve yine kendisine verilen diğer işleri yapma süresi olarak 5'er saat kadar çalıştığı, soba yakma işlemi tanık beyanlarına göre Kasım-Nisan ayları arasında yapıldığı, buna göre Kasım-Nisan ayları arasında yani toplam 6 aylık süreçte günlük 5'er saat çalıştığı, (5\*5=25 haftalık çalışma saati, 25\*4=100 aylık çalışma saati, 100/7,5=13,33'den 14 gün) bununda ayda 14 gün çalışmaya denk geldiği, okulun açık olduğu yaz ayları ile okulun açık olupta davacının soba yakmadığı (Eylül, Ekim, Mayıs, Haziran, Temmuz) aylardaki çalışma süresi ise yaptığı işlere göre (okulun genel temizliği ve başkaca verilen işler) günlük 3 saati bulabileceği, (3\*5=15 haftalık çalışma saati, 15\*4=60 aylık çalışma saati, 60/7,5=8 gün) bununda ayda 8 gün çalışmaya denk geldiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalı iş yerinde 1998-2011 yılları arasında; her yılın 1 Kasım-30 Nisan tarihleri arasında ayda 14'er gün, her yılın Eylül, Ekim, Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında ise ayda 8'er gün çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili, davacının kesintisiz ve tam zamanlı çalıştığını, kalorifer yakma, temizlik işleri ve hademelik yaptığını belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı SGK Başkanlığı vekili, davanın reddi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu ve lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. 3.... vekili, götürü ücretle tamirat işlerinde arizi olarak çalıştığını, 37 yıl okulda hedemelik yapan Şıh Uçar'ın davacının çalışmadığını beyan ettiğini, davanın kısmen reddedilmiş olması nedeniyle lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası, 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleridir. 3. Değerlendirme 6100 sayılı HMK.'nın “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 nci maddesinde “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği” hüküm altına alınmıştır. Eldeki davada, davanın Milli Eğitim Bakanlığına izafeten Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne açıldığı anlaşılmakla, karar başlığında Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü açısından bu hususun belirtilmemiş olması; davacının istemi ve Mahkemece verilen hükmün niteliğine göre kısmen kabule karar verilmesi nedeniyle yargılama gideri ile vekalet ücretinin buna göre tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun geçici 3 üncü maddesi atfı ile HUMK'un 438/7 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Gerekçeli karar başlığında yer alan "2-..., 3-..." ifadesinin silinerek yerine "2-... (Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne izafeten) yazılmasına, 2-Hüküm bölümüne 6 ncı bendin ilavesi ile "6-Davalılar SGK Başkanlığı ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine", yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5. Hukuk Dairesi, 2022/16813 E., 2023/6578 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılması" gerektiğine ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 332 nci maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları
5. Hukuk Dairesi         2022/16813 E.  ,  2023/6578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yönetim planı ve ana gayrimenkulün mimari projesine aykırı olarak balkonlarını pvc ile kapatarak mutfak kısmını büüyüttüğünü, dış cephe bütünlüğünü bozarak mantolama yaptığını, tesisat projesine aykırı boru döşediğini, mahkemece davalıların müdahalesinin meni ile yapının eski hale getirilmesine karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın kötüniyetli olduğunu, projeye aykırı imalat ve tadilat yapan diğer kat malikleri hakkında tespit ve dava yoluna gitmeyerek sadece müvekkil davalıya ait bağımsız bölüm ile ilgili dava açılmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, tespit dosyasında dahi binanın dış cephesi ile dava konusu müvekkile ait dairenin dış cephesinin arasında bir aykırılık bulunmadığının tespit edildiğini, sıhhi tesisat ve atık su sistemine aykırı olduğu iddiasının ise statik ve betonarme açısından mümkün olmadığını, zaten neredeyse yılın on ayı bina temelinin sulu bir zeminde bulunduğunu, müvekkil davalıya ait olan ve ayrı bir tapusu bulunan bahçesinin olduğunu ve binaya ait olmayan tapulu arsa niteliğinde bulunan bir gayrimenkul şeklinde olduğunu, mevcut duvarların yıkılarak kapalı alanı büyütmek kaydıyla yapılmadığı sürece sökülebilir PVC doğramalarla kaplatılmasının da yasal bir engelenin olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20 yıldır oturmakta olduğu evi satın aldığı gibi muhafaza ederek kullandığını, 20 yıl sonra bu konuların gündeme getirilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, değişik iş tespit dosyası ile binanın dış cephesi ile müvekkiline ait dairenin dış cephesi arasında bir ayrım bulunmadığının tespit edildiğini, sıhhi tesisat ve atık su tesisatı sisteminin binanın korunması için zorunlu olduğunu, balkonların pvc doğramalar ile kapatılmasına yasal engel bulunmadığını, müvekkilinin bahçesinin ortak alan olmadığını, görevsiz mahkemede görülen dava nedeniyle vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının mantolama ve vekâlet ücretine yönelik kısmının hatalı olduğu, diğer yapılan imalatların ana gayrimenkulün mimari projesine aykırı olduğunun tespit edildiği böylece mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarının ve istinaf taleplerinin incelenmediğini ileri sürmüştür. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan mantolama işleminin de projesine aykırı olduğunu, ayrıca görevsiz mahkemede yapılan yargılama nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilirken görevsizlik karar tarihinin esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, tarafların kat maliki oldukları ana gayrimenkulde mimari projeye aykırı imalatların eski hale getirilmesi ve müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu ana gayrimenkulde davalının mimari projeye aykırı imalatlar dolayısı ile ortak alana müdahalede bulunduğu, yapılan müdahaleye ilişkin herhangi bir tadilat projesi yahut kat maliklerinin muvafakat verdiğine ilişkin belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşılmaktadır. 3.634 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca her kat maliki ana gayrimenkulün mimari durum ve güzelliğini korumaya mecbur olup, dosya kapsamı ile aksinin ispatlanamadığı ve yapılan müdahalenin ortak alanlardaki kat maliklerinin mülkiyet hakkı aleyhine olduğu gözetildiğinde mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 1086 sayılı Hukuk Usülü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 25.04.1945 tarihli ve 1943/21 Esas, 1945/9 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince "yargılama masraflarıyla avukatlık ücretine dair olan istemlerin görevsizlik yahut yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınmasının gerekli olduğu" belirtildiğinden uygulamada görevsiz veya yetkisiz mahkemece harca, yargılama giderlerine ve vekille temsil edildiği taktirde davalı/davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal zorunluluk olduğu kabul edilmekteydi. 6. 6100 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra ise "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altında düzenlenen 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin ikinci fıkrası ile yargılamanın tekliği esası benimsenmiş ve görevsiz/yetkisiz mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği kabul edilmiştir. 7. Şöyle ki, görevsizlik ya da yetkisizlik hâlinde verilecek karar "usulden ret" kararıdır (HMK m.115/2). Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir (HMK m. 20). 8. Ne var ki 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin ikinci fıkrası ile görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmesi hâlinde ilk kararı veren mahkemedeki yargılama için ayrıca bir yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü usule ilişkin nihai kararla davanın esası hakkında herhangi bir karar verilmediğinden davanın sonunda hangi tarafın haklı, hangi tarafın haksız olduğu tespit edilemez. Ancak "yargılama giderlerinin, kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesi" gerektiğine ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi ve "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılması" gerektiğine ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 332 nci maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hâllerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır. Hukuk Genel Kurulunun 2017/2-3004 Esas, 2019/217 karar sayılı içtihadı da bu yöndedir. 9. Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden hüküm tesis etmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti takdir etmesi bu nedenle doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) bendinde yer alan "Davalı görevsiz mahkemede kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2 kısım 2. Bölüm 9 numaralı alt bendine göre maktu 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" cümlesinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.