6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 334

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 334- (1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.[42] (2) (İptal:Anayasa Mahkemesinin 24/9/2024 Tarihli ve E: 2024/78, K: 2024/164 Sayılı Kararı ile.) (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır. Adli yardımın kapsamı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1.002 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2023/411 E., 2023/1295 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1 inci maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra ta
Hukuk Genel Kurulu         2023/411 E.  ,  2023/1295 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/107 E., 2021/129 K. KARAR : Davanın usulden reddine 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın görev nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/313 Esas sayılı dosyasında kamu oyunda "... Davası" olarak bilinen davanın sanıklarından biri olduğunu, dosyanın istinaf aşamasında bulunduğunu, hâlen Tekirdağ Cezaevinde tutuklu olduğunu, yargılama esnasında mahkeme hâkimlerinin 23.06.2020 tarihli tutanakta sahtecilik yaptıklarını, duruşma tutanağını değiştirdiklerini ve tahrif ettiklerini, gerçekte hiç söylenmemiş olan sözleri söylenmiş gibi göstererek kötüniyetli biçimde hüküm verdiklerini, ek savunma almamaların rağmen almış gibi gösterdiklerini, adaletsiz şekilde hapis cezası verildiğini, haksız ve hukuka aykırı verilen hapis cezası yüzünden manevi zarara uğradığını ileri sürerek 100.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... Hazinesine dava dilekçesi tebliğ edilmemiş olup tensip tutanağı üzerinden karar verilmiştir. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09.12.2021 tarihli ve 2021/107 Esas, 2021/129 Karar sayılı kararı ile; “…Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat istemli dava dilekçesi ve eklerinin Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün 06/12/2021 tarih 2021/14816 sayılı yazısı ile Dairemize gönderilmesi üzerine, 2021/107 esasına kaydedilen dosya incelendi, gereği düşünüldü; DAVA : Davacı dava dilekçesinde özetle; İstanbul 30.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/313 esas sayılı dosyasında kamu oyunda "... Davası" olarak bilinen davanın sanıklarından biri olduğunu, dosyasının istinaf aşamasında ve halen Tekirdağ Cezaevinde tutuklu olduğunu, yargılama esnasında mahkeme hakimlerinin 23/06/2020 tarihli tutanakta sahtecilik yaptıklarını, duruşma tutanağını değiştirdiklerini, gerçekte hiç söylenmemiş olan sözleri söylenmiş gibi göstererek kötü niyetli biçimde hüküm verdiklerini, haksız ve hukuka aykırı verilen hapis cezası yüzünden manevi zarara uğradığını belirterek tazminini istemiştir. Dava, ceza mahkemesi hakimlerinin yargısal faaliyetleri nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir. (HMK m.114, m.115 ve m.138) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile eklenen ek 3. fıkrasında "... Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir." hükmü yer almakta olup, 142. maddesi ile de bu davalarda zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı 8. Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2022 tarihli ve 2022/4-233 Esas, 2022/797 Karar sayılı kararı ile; “…Dosya içerisinde kararı temyiz eden davacının temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcı yatırdığına dair makbuz bulunamamıştır. Buna göre; Davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmâl etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir…” gerekçesiyle davacı tarafından temyiz harçlarının ikmal edilmesi için süre verilmek üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. 9. Hukuk Genel Kurulunun geri çevirme kararı sonrasında Özel Dairece, Hukuk Genel Kurulu kararı ve temyiz harçlarının yatırılması için bir haftalık kesin süreli muhtıra davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı tarafından adli yardım kapsamında temyiz harcından muaf tutulma talepli dilekçe verilmiş ve temyiz harçları tamamlanmamıştır. II. ÖN SORUN 10. Davacının, Özel Dairenin davanın usulden reddine ilişkin kararını temyiz etmesi üzerine, Hukuk Genel Kurulunca temyiz harç ve masraflarının tamamlatılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verildiği, Özel Dairece davacıya temyiz harçlarının tamamlatılması için muhtıra tebliğ edildiği, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları tamamlanmadan 09.08.2022 tarihli adli yardım kapsamından muaf tutulma talepli dilekçe verildiğinin anlaşılması karşısında, davacının vermiş olduğu adli yardım talepli dilekçenin yerinde olup olmadığı, adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin tamamlattırılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 11. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, .../Özekes, .../Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1 inci maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 13. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 14. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 15. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 16. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2 nci maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 17. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 18. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. 19. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2427). 20. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine sunduğu 06.12.2021 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, ceza mahkemesi hâkimlerinin yargısal faaliyetleri nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; davacının adli yardım talebi değerlendirilmeden tensiple davanın usulden reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca temyiz harç ve masraflarının tamamlatılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verildiği, Özel Dairece davacıya temyiz harçlarının tamamlatılması için 03.08.2022 tarihinde muhtıra tebliğ edildiği, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları tamamlanmadan 09.08.2022 tarihli adli yardım kapsamında muaf tutulma talepli dilekçe verildiği, ancak dilekçesinde yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 21. Davacı tarafından malî durumunu gösterir hiçbir belge sunulmadığı, kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davacının cezaevinde olduğu, mal varlıklarına el konulduğu, dava ve temyiz masraflarını ödeyecek durumda olmadığı, adli yardımdan faydalanması için belge ibraz etmesinin gerekmediği gerekçesiyle adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 23. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1 inci maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 24. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1- Davacının adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 20.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. ''K A R Ş I O Y'' Davacının, 06.12.2021 havale tarihli adli yardım talepli dava dilekçesinde Özel Dairece adli yardım talebi değerlendirilmeden tensiple dava dilekçesinin usulden reddine hükmedilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca temyiz harç ve masraflarının tamamlatılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece davacıya temyiz harçlarının tamamlatılması için 03.08.2022 tarihinde muhtıra tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları tamamlanmadan 09.08.2022 tarihli adli yardım kapsamından muaf tutulma talepli dilekçe verilmiştir. Sayın Çoğunluk ile aramızda olan uyuşmazlık davacının adli yardım talebinin kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anayasanın 36 ncı maddesinde “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. “Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur” (AYM, Esas 2018/99, Karar 2021/14, 3/3/2021, § 21). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/4/2023 tarihli ve Esas 2021/5, Karar 2023/2 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere “Davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye mahkemeye erişim imkanının tanınması gerekir (YİBBGK, s. 23-24). Belirtmek gerekir ki Anayasada güvence altına alınan hakların geniş, bunlara getirilen sınırlamaların dar yorumlanması en önemli yorum ilkelerindendir. Diğer taraftan usul kurallarının mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak şekilde katı uygulanmaması gerekir (YİBBGK, Esas 2021/5, Karar 2023/2, 28/4/2023, s. 25). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: ''Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.'' 6100 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: "Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir. Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır." Somut olay bu ilkeler ışığında incelendiğinde; davacı, İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2018/2802 D. İş sayılı kararıyla tüm mal varlığına el konulduğunu, tutuklu bulunması hasebiyle bir işi ve gelirinin de mevcut olmadığını, ayrıca herhangi bir gayrimenkulünün de bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuş, mal varlığına el konulduğuna ilişkin mahkeme kararını da dilekçe ekinde sunduğunu ifade etmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 334 üncü maddesinde kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin kural olarak adli yardımdan yararlanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun'un 336 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise bir ispat koşulu olarak talepte bulunan kişinin iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğu hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca adli yardım talebinde bulunacak kişinin adli yardıma muhtaç olduğuna ilişkin belgeleri kural olarak mahkemeye sunmak zorunda olduğu açıktır. Ancak belge sunulmasına ilişkin kuralın amacının adli yardım kurumunun kötüye kullanılmasını engellemek olduğu, somut olayın özelliğine göre belge sunma imkânı bulunmayan veya adli yardıma muhtaç olduğu belge olmaksızın da anlaşabilecek durumlarda 336 ncı maddenin (2) numaralı fıkrasının kategorik bir şekilde uygulanarak adli yardım taleplerinin reddedilmesinin anılan normun varlık amacıyla ve yukarıda belirtilen anayasal ve yasal ve hükümlere uygun düşmeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Buna göre cezaevinde tutuklu bulunan ve İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2018/2802 D. İş sayılı kararıyla tüm malvarlığına el konulduğu anlaşılan davacının belge sunmaması nedeniyle adli yardım talebinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin geniş, buna getirilen sınırlamaların dar yorumlanması gereğine ilişkin yorum ilkesi ile usul kurallarının mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak şekilde katı uygulanmaması yönündeki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun içtihadı (bkz. YİBBGK, Esas 2021/5, Karar 2023/2, 28/4/2023, s. 25) dikkate alındığında da aksi kabulün davacının mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahalede bulunma anlamını taşıyacağı düşünülmektedir. Açıklanan nedenlerle davacının adli yardım talebinin kabul edilerek temyiz incelemesinin yapılması gerekirken davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmesi yönündeki Sayın Çoğunluk kararına iştirak edemiyoruz.

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2023/606 E., 2023/1281 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi;
Hukuk Genel Kurulu         2023/606 E.  ,  2023/1281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/3 E., 2019/8 K. KARAR : Davanın reddine 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı dava dilekçesinde; Yunak İcra (Hukuk) hâkiminin usul ve yasaya aykırı olarak verdiği 01.11.2017 tarihli ve 2016/18 Esas, 2017/15 Karar sayılı kararı nedeniyle uğramış olduğu 7.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı Hazineden alınıp tarafına ödenmesini talep etmiştir. 5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.09.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı kararı ile; “… Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce yapılan inceleme sonunda Yunak Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünün kayıtları dikkate alınarak adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davacının bu karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesince incelenmiş ve kesin olarak reddedilmiştir. Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. …yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır. ..…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklinde harç konusu vurgulanmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı verilen kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır. Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, HMK’nun 49.maddesinde usulden ret halinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre; 1. Davanın usulden REDDİNE,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin reddine” karar verilerek temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 04.11.2019 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 12.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır. 8. Bunun üzerine Özel Dairenin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 09.09.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 12.11.2019 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 434/son maddesi gereğince davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına,” karar verilmiştir. 9. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 25.11.2019 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. 10. Özel Dairenin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “…1- 6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin (REDDİNE); 2-Temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacı tarafa HUMK'nun 434/3. maddesi uyarınca, yöntemine uygun kesin süre içeren meşruhatlı muhtıra gönderilmesine, muhtırada belirtilecek süre beklendikten sonra, anılan madde uyarınca işlem yapılmasına,..” karar verilmiştir. 11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 13.01.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. Hukuk Genel Kurulunun Birinci Kararı 12. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile; “…12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacının, Özel Daire kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 336/3. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru sırasında yapılan adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Yargıtay 12. Hukuk Dairesince mi inceleneceği, adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca inceleneceği sonucuna varılması durumunda, davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı hususları ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 13. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.” 14. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur. 15. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 sayılı ek kararı ile davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir. 16. Davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin incelenmesinde; Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez ... / Özekes .../ Akkan Mine/ Taş Korkmaz Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 17. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 18. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 19. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir. 20. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmamasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 21. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 22. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 23. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır. 24. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz, s. 2427). 25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır. 26. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir. 27. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 05.12.2018 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, Yunak İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek 7.000.000TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazısındaki tapu kayıtlarına istinaden davacının adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazı cevabına eklenen davacıya ait tapu kayıt örnekleri ve tüm dosya içeriğine göre davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 28. Davacı, Özel Dairenin adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken Yunak Tapu Müdürlüğünde adına kayıtlı taşınmazların vefat eden anne ve babasından kaldığını belirtmiş Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/194 E., 2016/479 K. ile Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.05.2018 tarihli ve 2018/203 E., 2018/430 K. mirasın reddi kararlarını sunmuş ancak Özel Dairece HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardım talebinin reddine ilişkin verilen karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından kanun yoluna başvuru sırasında önceki aşamalardan farklı malî durumunu gösterir belge sunulmamıştır. Hâl böyle olunca Özel Dairece dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 29. O hâlde, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 30. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir…” gerekçesi ile Özel Dairenin davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ek kararının, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ek kararının ve davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. 13. Özel Dairece davacıya kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulunun İkinci Kararı 14. Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarihli ve 2022/12-1046 Esas, 2022/1585 Karar sayılı kararı ile; “…20. Kararın süresinde temyiz edildiği ancak temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı hâlde, Özel Dairece temyiz eden tarafa temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. 21. Somut olayda ise Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamamıştır. Davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir. 22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi uyarınca temyizi kabil nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihaî karar denir. 23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 24. Özel Dairece davacıya tebliğ edilen 27.09.2022 tarihli muhtıra, HMK’nın 294. maddesinin 1. fıkrasına göre usul veya esasa ilişkin nihai bir karar olmayıp, bu konuda özel bir düzenleme de bulunmadığından temyiz edilmesi mümkün değildir. Ancak Özel Dairece HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde, bu nihai karar ile birlikte muhtıranın usulüne uygun olup olmadığı temyiz konusu edilebilir. 25. Hâl böyle olunca davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddi ile HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir…” gerekçesi ile davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddine, 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir 15. Özel Dairenin 16.03.2023 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; temyiz harcının ve gider avansının yatırılmasına ilişkin muhtıranın 03.10.2022 tarihli tebliğ edildiği, buna rağmen yasal süre içerisinde temyiz harcı ve gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 16. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 16.03.2023 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. III. GEREKÇE 17. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir, temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesinin yapılabilmesi için yasal süresinde usulüne uygun bir temyiz dilekçesinin verilmesi ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekmektedir. 18. Somut olayda ise Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilerek 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70 TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50 TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamıştır. Özel Dairenin 16.03.2023 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile yasal süre içerisinde temyiz harcı ve gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. 19. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmiş olup, davacı tarafından adli yardım talebine ilişkin mali durumunu gösteren yeni bir belge sunulmamıştır. Dolayısıyla adli yardım talebinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Davacı tüm aşamalarda temyiz harç ve giderlerini yatırmama iradesini de göstermiştir. 20. Hâl böyle olunca davacının 26.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının 26.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE, 20.12.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/123 E., 2023/314 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
HMK’nın 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama...
Hukuk Genel Kurulu         2023/123 E.  ,  2023/314 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; yerel mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından verilen kararların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’na (İİK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) aykırı olduğunu, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 10.000.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... cevap dilekçesinde; HMK’nın 48 inci maddesi gereğince dayanılan sorumluluk nedenleri açıkça belirtilmediği gibi sorumluluğu ispata yarayacak yeterli delilin de sunulmadığını, yargılama sırasında tüm delillerin toplandığını ve yeterli inceleme yapılarak belirlenmiş kurallar çerçevesinde karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 2020/73 Esas, 2022/49 Karar sayılı kararı ile; “…GEREKÇE: Dava, hakimlerin yargılama faaliyetleri sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini isteğine ilişkindir. Davacı dava dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunmuş öncelikle bu talebi değerlendirilmiştir. HMK’nın 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama... giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” denilmiş; 336/2. maddesinde ise “Talepte bulunan kişi iddiasının özeti ile birlikte iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davacının sosyal ve ekonomik durumunun araştırılmasına ilişkin toplanan bilgi ve belgeler ile HMK’nun 334. maddesinde gösterilen şekilde talep dayanaklarını açıkça göstermemiş olması nedeniyle yasal koşulları taşımayan adli yardım talebi reddedilmiş ve dava dilekçesi ile birlikte yatırması gereken başvuru ve peşin nisbi harcını yatırması hususunda 05.04.2022 tarihli oturumda kendisine 2 hafta kesin süre verilmiş ve aksi halde Harçlar Kanunu 27/3 ve 32. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtarında bulunulmuştur. Davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin Dairemiz kararına itirazı Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/04/2022 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiş ve bu rağmen davacı peşin ve nispi harcı yatırmamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27/1-3; 28/1-a ve 32 maddeleri ile HMK’nın 120/1 maddesi uyarınca davanın açılması sırasında başvuru harcının ve peşin nisbi harcının yatırılması zorunludur. Harcın yatırılmaması davanın açılmamış sayılmasını intaç eder. Davacı kendisine verilen kesin süre içerisinde başvuru harcı ile peşin harcı yatırmamıştır. Hal böyle olunca, davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gösterilen nedenlerle; 1-Davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen dava harcı ikmal edilmemiş olduğundan davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gerekli 80,70-TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 7.425,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-HMK'nun 335/1. maddesi uyarınca adli yardım yargılama giderlerinden geçici koruma sağladığından hazineden karşılanan 9 adet tebligat gideri olan 209,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN 8. Davacının, Özel Dairenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı, adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin tamamlattırılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 9. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, ... 2017, s. 2410-2411). 10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1 inci maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 11. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 12. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 13. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 14. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2 nci maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 15. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 16. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. 17. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2427). 18. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine sunduğu 10.12.2020 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, yerel mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından verilen kararlarda kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; davacının talep dayanaklarını açıkça göstermediği gerekçesiyle adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesince itirazın reddedildiği, ilk derece başvurma ve peşin nispi harcın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacının süresi içinde harçları yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 19. Davacının yargılama sırasındaki adli yardım talebine ilişkin kararların HMK’nın 337/2 nci maddesi gereğince kesinleştiği, kanun yoluna başvuru sırasında davacı tarafından malî durumunu gösterir hiçbir belge sunulmadığı, Özel Dairece yapılan araştırma sonucuna göre davacının üzerine kayıtlı taşınmazların bulunduğu ve gelir getirecek durumda olduğu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 20. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1 inci maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 21. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366 ncı sayılmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1- Davacının adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..
Hukuk Genel Kurulu, 2023/125 E., 2023/316 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
HMK’nın 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama...
Hukuk Genel Kurulu         2023/125 E.  ,  2023/316 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 1.Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; yerel mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından verilen kararların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’na (İİK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) aykırı olduğunu, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, açmak zorunda kaldığı dava, şikayet ve taleplerinin gereğinin yapılmaması sonucunda borçlarını ödeyemediğini ve borçlanarak yaşamasına sebep olunduğunu ileri sürerek 20.000.000,00 TL maddi ve maddi zararın üç katı manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... cevap dilekçesinde; HMK’nın 48 inci maddesi gereğince dayanılan sorumluluk nedenleri açıkça belirtilmediği gibi sorumluluğu ispata yarayacak yeterli delilin de sunulmadığını, yargılama sırasında tüm delillerin toplandığını ve yeterli inceleme yapılarak belirlenmiş kurallar çerçevesinde karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 2020/50 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile; “…GEREKÇE: Dava, hakimlerin yargılama faaliyetleri sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini isteğine ilişkindir. Davacı dava dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunmuş öncelikle bu talebi değerlendirilmiştir. HMK’nın 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama... giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” denilmiş; 336/2. maddesinde ise “Talepte bulunan kişi iddiasının özeti ile birlikte iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davacının sosyal ve ekonomik durumunun araştırılmasına ilişkin toplanan bilgi ve belgeler ile HMK’nun 334. maddesinde gösterilen şekilde talep dayanaklarını açıkça göstermemiş olması nedeniyle yasal koşulları taşımayan adli yardım talebi reddedilmiş ve dava dilekçesi ile birlikte yatırması gereken başvuru ve peşin nisbi harcını yatırması hususunda 05.04.2022 tarihli oturumda kendisine 2 hafta kesin süre verilmiş ve aksi halde Harçlar Kanunu 27/3 ve 32. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtarında bulunulmuştur. Davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin Dairemiz kararına itirazı Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/04/2022 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiş ve bu rağmen davacı peşin ve nispi harcı yatırmamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27/1-3; 28/1-a ve 32 maddeleri ile HMK’nın 120/1 maddesi uyarınca davanın açılması sırasında başvuru harcının ve peşin nisbi harcının yatırılması zorunludur. Harcın yatırılmaması davanın açılmamış sayılmasını intaç eder. Davacı kendisine verilen kesin süre içerisinde başvuru harcı ile peşin harcı yatırmamıştır. Hal böyle olunca, davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gösterilen nedenlerle; 1-Davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen dava harcı ikmal edilmemiş olduğundan davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gerekli 80,70-TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 7.425,00-TL maddi tazminat, 7.425,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 14.850,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-HMK'nun 335/1. maddesi uyarınca adli yardım yargılama giderlerinden geçici koruma sağladığından hazineden karşılanan 9 adet tebligat gideri olan 209,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN 8. Davacının, Özel Dairenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı, adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin tamamlattırılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 9. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, ... 2017, s. 2410-2411). 10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1 inci maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 11. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 12. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 13. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 14. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2 nci maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 15. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 16. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. 17. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2427). 18. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine sunduğu 18.08.2020 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, yerel mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından verilen kararlarda kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; davacının talep dayanaklarını açıkça göstermediği gerekçesiyle adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesince itirazın reddedildiği, ilk derece başvurma ve peşin nispi harcın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacının süresi içinde harçları yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 19. Davacının yargılama sırasındaki adli yardım talebine ilişkin kararların HMK’nın 337/2 nci maddesi gereğince kesinleştiği, kanun yoluna başvuru sırasında davacı tarafından malî durumunu gösterir hiçbir belge sunulmadığı, Özel Dairece yapılan araştırma sonucuna göre davacının üzerine kayıtlı taşınmazların bulunduğu ve gelir getirecek durumda olduğu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 20. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1 inci maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 21. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366 ncı maddesi yollamasıyla HMK’nın 344 üncü maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1- Davacının adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..
Hukuk Genel Kurulu, 2023/124 E., 2023/315 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
HMK’nın 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama...
Hukuk Genel Kurulu         2023/124 E.  ,  2023/315 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; yerel mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından verilen kararların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’na (İİK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) aykırı olduğunu, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, açmak zorunda kaldığı dava, şikayet ve taleplerinin gereğinin yapılmaması sonucunda borçlarını ödeyemediğini ve borçlanarak yaşamasına sebep olunduğunu ileri sürerek 20.000.000,00 TL maddi ve maddi zararın üç katı manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... cevap dilekçesinde; HMK’nın 48. maddesi gereğince dayanılan sorumluluk nedenleri açıkça belirtilmediği gibi sorumluluğu ispata yarayacak yeterli delilin de sunulmadığını, yargılama sırasında tüm delillerin toplandığını ve yeterli inceleme yapılarak belirlenmiş kurallar çerçevesinde karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 2020/62 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararı ile; “…GEREKÇE: Dava, hakimlerin yargılama faaliyetleri sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini isteğine ilişkindir. Davacı dava dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunmuş öncelikle bu talebi değerlendirilmiştir. HMK’nın 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama... giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” denilmiş; 336/2. maddesinde ise “Talepte bulunan kişi iddiasının özeti ile birlikte iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davacının sosyal ve ekonomik durumunun araştırılmasına ilişkin toplanan bilgi ve belgeler ile HMK’nun 334. maddesinde gösterilen şekilde talep dayanaklarını açıkça göstermemiş olması nedeniyle yasal koşulları taşımayan adli yardım talebi reddedilmiş ve dava dilekçesi ile birlikte yatırması gereken başvuru ve peşin nisbi harcını yatırması hususunda 05.04.2022 tarihli oturumda kendisine 2 hafta kesin süre verilmiş ve aksi halde Harçlar Kanunu 27/3 ve 32. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtarında bulunulmuştur. Davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin Dairemiz kararına itirazı Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/04/2022 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiş ve bu rağmen davacı peşin ve nispi harcı yatırmamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27/1-3; 28/1-a ve 32 maddeleri ile HMK’nın 120/1 maddesi uyarınca davanın açılması sırasında başvuru harcının ve peşin nisbi harcının yatırılması zorunludur. Harcın yatırılmaması davanın açılmamış sayılmasını intaç eder. Davacı kendisine verilen kesin süre içerisinde başvuru harcı ile peşin harcı yatırmamıştır. Hal böyle olunca, davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gösterilen nedenlerle; 1-Davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen dava harcı ikmal edilmemiş olduğundan davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gerekli 80,70-TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 7.425,00-TL maddi tazminat, 7.425,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 14.850,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-HMK'nun 335/1. maddesi uyarınca adli yardım yargılama giderlerinden geçici koruma sağladığından hazineden karşılanan 9 adet tebligat gideri olan 209,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN 8. Davacının, Özel Dairenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı, adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin tamamlattırılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 9. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, ... 2017, s. 2410-2411). 10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1 inci maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 11. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 12. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 13. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 14. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2 nci maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 15. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 16. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. 17. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2427). 18. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine sunduğu 03.11.2020 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, yerel mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından verilen kararlarda kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; davacının talep dayanaklarını açıkça göstermediği gerekçesiyle adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesince itirazın reddedildiği, ilk derece başvurma ve peşin nispi harcın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacının süresi içinde harçları yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 19. Davacının yargılama sırasındaki adli yardım talebine ilişkin kararların HMK’nın 337/2 nci maddesi gereğince kesinleştiği, kanun yoluna başvuru sırasında davacı tarafından malî durumunu gösterir hiçbir belge sunulmadığı, Özel Dairece yapılan araştırma sonucuna göre davacının üzerine kayıtlı taşınmazların bulunduğu ve gelir getirecek durumda olduğu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 20. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1 inci maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 21. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366 ncı maddesi yollamasıyla HMK’nın 344 üncü maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1- Davacının adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmesi için ek şart nedir?

A) Türkiye'de ikamet etmek.
B) Türk vatandaşı ile evli olmak.
C) Karşılıklılık (Mütekabiliyet).
D) Teminat yatırmak.
E) Türkçe bilmek.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol