6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 335

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 335. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 335- (1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Adli yardım talebi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

647 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2019/2874 E., 2020/1714 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
“Adli yardımın kapsamı” başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 335. maddesinde adli yardım kararının ilgiliye sağlayacağı hususlardan birisi de ( ç ) bendinde davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini olup, bu konuda mahkemenin ayrıca ve açıkça karar vermesi gereklidir.
4. Hukuk Dairesi         2019/2874 E.  ,  2020/1714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 25/06/2019 gün ve 2017/307-12019/3554 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; Dairemizin 25/06/2019 gün ve 2017/307 esas, 2019/3554 karar sayılı ilamı ile davacının temyiz masrafı ve vekil ataması yönünden adli yardım istemi hakkında sehven bir karar verilmemiş ve mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı, temyiz incelemesinde adli yardım isteminin değerlendirilmediğini belirterek, kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Davacının adli yardım talebi hakkında temyiz incelemesi sırasında sehven inceleme yapılmadığı anlaşılmakla; Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına karar verilerek, davacının adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir. 1-Davacı temyiz isteminde temyiz harç ve masrafı yönünden adli yardım talebinde bulunmasına karşın bu giderleri yatırdığı anlaşılmakla, davacının temyiz harç ve masrafına ilişkin adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 2-Davacının vekil ataması yönünden adli yardım talebinin incelenmesine gelince; “Adli yardımın kapsamı” başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 335. maddesinde adli yardım kararının ilgiliye sağlayacağı hususlardan birisi de ( ç ) bendinde davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini olup, bu konuda mahkemenin ayrıca ve açıkça karar vermesi gereklidir. Adli yardım isteminin daha sonradan kabulünün, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamayacağı 6100 sayılı Kanun’un 337. maddesinin 3. fıkrasında düzenlemiştir. Aynı Kanun’un 340. maddesinde ise adli yardımdan yararlanan kişi için, mahkemenin talebi üzerine Baro tarafından görevlendirilen avukatın ücretinin, yargılama gideri olarak Hazineden ödeneceği düzenlenmiştir. Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca, mahkemeden 6100 sayılı Kanun’un 335. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca bir karar alınmasına gerek olmaksızın, kendisine bir avukat tutabilecek maddi imkanı olmayan kimselerin doğrudan Baroya başvurarak adli yardım talep etmesi de mümkündür. Buradaki adli yardım ise kişiye mahkemelerde yardımcı olmak üzere bir vekil tayin edilmesi ile sınırlıdır. Dosya kapsamında; davacının yerel mahkemedeki yargılamanın başında adli yardım isteminde bulunmadığı, davacı vekilinin 23/01/2016 tarihli dilekçesiyle vekillik görevinden çekildiği, vekillikten çekilme dilekçesi ve 12/04/2016 tarihli duruşma gününün davacıya 01/03/2016 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, davacının 28/03/2016 tarihli dilekçesi ile vekilinin mazeret göstermeden bilgisi dışında vekillik görevinden çekildiğini, savunma hakkının korunması amacıyla gereğini mahkemeden talep ettiğini bildirdiği, 12/04/2016 tarihli duruşmaya katılarak aynı yöndeki talebini tekrarlayan davacının baroya başvurup hukuki yardım almak istemesi nedeniyle duruşmanın ertelenmesini talep ettiği, mahkemece yargılamanın geldiği aşama, çekilme dilekçesinin davacıya tebliğ tarihi dikkate alınarak dosyanın tekemmül etmiş olduğu gerekçesiyle davacının bu talebinin reddine karar verilerek hüküm kurulduğu, gerekçeli kararın davacıya 31/05/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 27/05/2016 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu ve aynı tarihte temyiz harç ve masraflarını mahkeme veznesine yatırdığı, dosyanın Yargıtaya gönderilmesinden sonra sunduğu 09/11/2017 tarihli dilekçesinde harç, masraf ve kendisine vekil atanması yönünden adli yardım isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, 6100 sayılı Kanun’un 77. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bir tarafın avukat tutmak istemesi sebebiyle yargılamanın hiçbir şekilde başka bir güne bırakılamayacağı, yerel mahkemedeki yargılamada da kendisini temsil etmek üzere yargılamanın başından itibaren vekili bulunan davacının, vekilinin istifa dilekçesinin kendisine tebliğinden sonra adli yardım kapsamında vekil tayini istemiyle doğrudan Baroya talepte bulunabileceği, ancak davacının yasal prosodürü tamamladığı ve temyiz harç ve masrafları yatırarak temyiz talebinde bulunduğu, gelinen aşamadaki talebin yargılamayı uzatmaya matuf olduğu dikkate alındığında, dosyanın geldiği aşamada istemin 6100 sayılı Kanun’un 335. maddesinin 1. fıkrasının ( ç ) bendi hükmü kapsamında öngörülen şartları taşımadığı anlaşıldığından, davacının vekil atanması yönündeki adli yardım isteminin kabulü mümkün olmayıp, reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442. maddeleri gereği yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteğinin KABULÜNE, Dairemizin 25/06/2019 gün ve 2017/307 esas, 2019/3554 karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, 2-Yapılan incelemede davacının temyiz harç ve masrafları yönünden adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, vekil atanmasına ilişkin adli yardım talebinin reddine, 3-Kararın davacıya tebliğine, 4-HMK’nın 6459 sayılı Kanunla değişik 337/2. maddesi uyarınca bir hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle karara itiraz edebileceğine, 5- Davacı tarafından vekil ataması yönünden adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz dilekçesi verilmesi halinde, dosyanın HMK’nın 11/04/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile değişik 337/2. maddesi uyarınca itirazı incelemekle görevli Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmek üzere Başkanlığımıza gönderilmesine, 6- Vekil tayini yönünden adli yardım talebinin reddi kararımızın itiraz edilmeyerek kesinleşmesi halinde ise Dairemize gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemeye GERİ ÇEVRİLMESİNE 08/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2015/4976 E., 2016/2917 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı HMK.nun 334-340.maddelerinde düzenlenmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2015/4976 E.  ,  2016/2917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı dilekçesinde;davalılar ile ortak murisleri olan ...'ın 07.02.2009 tarihli vasiyetnamesi ile ilgili vasiyetnamede belirttiği taşınmazları kendisine vasiyet ettiğini,murisin vasiyetnamesinin Amasra Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/306 Esas sayılı dosyasında açılıp okunduğunu belirterek,murise ait vasiyetnamenin tenfizini talep ve dava etmiştir. Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır. Mahkemece;davacının yapılan ihtara rağmen gider avansını ve eksik harcı süresinde ikmal etmediği gerekçe gösterilerek dava şartı yokluğundan HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş,hüküm süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı HMK.nun 334-340.maddelerinde düzenlenmiştir. Adli yardımın kapsamının düzenlendiği HMK'nun 335. maddesinde ; '' (1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları sağlar: a) Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet. b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet. c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi. ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini. (2) Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. (3) Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.''düzenlemesi yer almaktadır. Aynı kanunun 336/3 maddesinde ;''Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay'a yapılır''denilmektedir. Yine aynı kanunun 337/1-2 maddesinde ise; ''(1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. (2) Adli yardım talebinin kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. Ancak, adli yardım talebi reddedilirse, sonradan gerçekleşen bir sebebe dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.'' düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda;mahkemece davaya konu taşınmazlara ilişkin keşif icra edildiği, 19.06.2013 tarihli celsede davacı tarafa HMK'nun 120/2 maddesi gereğince eksik gider avansını ve eksik harcı ikmal etmesi için iki haftalık kesin süre verildiği ihtarında bulunulduğu,davacı tarafça 18.09.2013 tarihinde adli yardım talepli dilekçe sunulduğu,mahkemece 18.09.2013 tarihli celsede ise davacının adli yardım talebine ilişkin araştırma yapılması yönünde Yenipazar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı ve müzekkere cevabının bila ikmal döndüğü,bir sonraki celse olan 07.10.2013 tarihli celsede ise mahkemece davacı tarafça verilen kesin süreye rağmen gider avansı ile eksik harcın süresinde ikmal edilmediği gerekçe gösterilerek HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın reddine karar verildiği,ancak bu karar öncesinde davacının adli yardım talebine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden hüküm tesisi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece;yukarıdaki açıklamalar ve yasa maddeleri gözetilerek davacının 18.09.2013 tarihli celsede adli yardım talebinde bulunduğu dikkate alınarak davacının bu talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeli,nitekim adli yardım talebinin kabulü halinde davacının HMK'nun 335/1 maddesi uyarınca gider avansı ve harçlardan da sorumlu olmayacağının gözetilmesi,talebin reddi halinde ise davacıya gider avansı ve eksik harcı ikmal etmesi için usulüne uygun süre verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma,yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2024/5610 E., 2024/6981 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ı sonunda davacının şikayetinin kabulüne karar verilmiş; kararın, davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.09.2022 tarihli kararıyla davalının adli yardım talebinin kabulüne, 6100 sayılı HMK’nın 335/a maddesi uyarınca davalının tüm yargılama giderlerinden hükmün kesinleşmesine kadar muafiyetine kesin olmak üzere karar verilmiş, esas
1. Hukuk Dairesi         2024/5610 E.  ,  2024/6981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2916 E., 2023/3930 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/443 E., 2022/562 K. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin "adli yardım talebinin reddine'' ilişkin 06.06.2024 tarihli ve 2024/930 Esas, 2024/5968 Karar sayılı kararına karşı itiraz edilmesi üzerine dosya, 6100 sayılı HMK'nın 337/2. maddesi uyarınca Dairemize gönderilmekle, evrak üzerinden yapılan inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Davacı tarafından İcra Hukuk Mahkemesinde, icra dairesince örnek 10 ödeme emri gönderilmesi talebinin reddine dair 26.03.2021 tarihli müdürlük kararının iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda davacının şikayetinin kabulüne karar verilmiş; kararın, davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.09.2022 tarihli kararıyla davalının adli yardım talebinin kabulüne, 6100 sayılı HMK’nın 335/a maddesi uyarınca davalının tüm yargılama giderlerinden hükmün kesinleşmesine kadar muafiyetine kesin olmak üzere karar verilmiş, esas yönüyle ise davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının, davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli ve 2024/930 Esas, 2024/5968 Karar sayılı kararıyla temyize gelen davalının adli yardım talebinin reddine karar verilmiş; adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Bilindiği üzere, adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Somut olayda; Yargıtay 12. Hukuk Dairesince adli yardım talebinin reddine karar verilmiş ise de, davalının adli yardım talebinin istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesinin 02.09.2022 tarihli kararıyla kabul edilmiş olması nedeniyle adli yardımın 6100 sayılı HMK′nın 335/3. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği açıktır. KARAR Açıklanan sebeple; Adli yardım talebinin reddine ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli ve 2024/930 Esas, 2024/5968 Karar sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KABULÜNE, Dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2024/2776 E., 2024/4654 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114, 115, 334 ila 340. maddeleri.
1. Hukuk Dairesi         2024/2776 E.  ,  2024/4654 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/561 E., 2015/1013 K. HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karar, süresinde davacı ... tarafından adli yardım istekli ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/13862 Esas, 2020/647 Karar sayılı geri çevrime kararı ile davacı ...’nin adli yardım isteğinin kabul edildiği gözetilerek süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ...’nin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, adli yardım talepli dava dilekçelerinde; davacı ...’nın mirasbırakanı ...’ın 1981 yılında öldüğünü, geride davacı ... ile davalı ... ve dava dışı ...’ın mirasçı olarak kaldığını, dava dışı mirasçının miras hakkını aldığını ancak davalının kendisine miras hakkını vermediğini, mirasbırakandan gelen 22 parça taşınmazın davalı ... adına tescil edildiğini, 7 parça taşınmazın ise davalı ...’ın arkadaşı olan diğer davalı ... adına ve 3 parça taşınmazın da davalı ...’nin oğlu davalı ... adına tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile ½ payının davalı ..., ½ payının davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmişler, 17.06.2015 tarihinde davacı ... adına Av ... ... vekaletname sunmuştur. II. CEVAP Davalı ... ve Murat; davacı ...’nın miras hakkını aldığını, bu yöne ilişkin Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/329 Esas sayılı dosyasında karar verildiğini, eldeki davada dava konusu edilen taşınmazların belirtilen davada da dava konusu olduğunu, davacı tarafın ada parsel numaraları değişen taşınmazlar yönünden kötüniyetli olarak dava açtığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek reddini istemişler, diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı ...’nin, adli yardım talebinin reddine dair kararına itiraz ettiği, Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D. İş. Esas, 2015/82 Değ. İş. Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davacıların süresi içerisinde harç ve yargılama giderlerini yatırmadıkları gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde adli yardım istekli olarak davacı ... ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Nedenleri Davacı ... vekili ve davacı ... temyiz dilekçelerinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla ve adli yardım talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, farklı Mahkemelerde açılan davalarda adli yardım isteklerinin kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640, 701 ve 702. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114, 115, 334 ila 340. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 14.05.2015 tarihinde 10.000 TL dava değeri üzerinden adli yardım istekli olarak ... ve ... tarafından açıldığı, 24.07.2015 tarihli ön inceleme tensip zaptı ile davacıların maddi durumunun iyi olduğu anlaşıldığından adli yardım talebinin reddine karar verildiği ve nispi harç ile maktu peşin harcın mahkeme veznesine yatırılması için bir aylık kesin süre verildiği, yatırılmadığı takdirde müteakip işlere devam edilemeyeceğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ve ayrıca toplam 110,00 TL gider avansının yatırılması için bir aylık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde gider avansı yatırılmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddedileceğinin ihtar edildiği, tensip zaptı davacı ... vekiline tebliğ edilmeden önce 30.07.2015 tarihinde davacı ...’nin yeniden adli yardım talebinde bulunduğu, bunun üzerine anılan dilekçe adli yardımın reddi kararına itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek, ret kararının incelenmesi için dosyanın Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D.iş Esas ve 2015/82 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davacı ... vekiline 24.07.2015 tarihli adli yardım isteğinin reddine ilişkin tensip zaptının 29.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 05.10.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların adli yardım taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, farklı dosyalarda talebin kabul edildiğini belirterek 24.07.2015 tarihli ara karardan dönülmesini talep ettiği ve 10.11.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın gider avansı yatırılmadığından usulden reddine karar verildiği, karar tarihinden sonra 05.12.2015 tarihinde davacı ...’nın öldüğü, geride davacı ... ile dava dışı ..., ... ve ...’nin mirasçı olarak kaldığı, kararın 20.04.2016 tarihinde davacı ... tarafından adli yardım istekli temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; dava, davacı ... adına tescil istekli olarak anılan davacının miras payına dayanılarak açılmış olup davacı ...’nin ölümü ile birlikte vekalet ilişkisi sona erdiğinden davacı ... vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazlarının dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Ne var ki, kararı temyiz eden davacı ..., davacı ...’nın mirasçısı olduğundan temyiz itirazlarının davacı ...’nin terekesi adına incelenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere; Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 336/3.maddesine göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay'a ait olacağı düzenlenmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK′nın 337/2. maddesinde, adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebileceği, mahkemenin, itirazın incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye göndereceği, itiraz incelemesi neticesinde verilen kararın kesin olduğu, adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabileceği; aynı Kanun’nun 120. maddesine göre davacının dava açarken yargılama harçlarını ve gider avansını mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde ise mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacının yatırması gereken gider avansının dava şartları arasında sayıldığı, HMK'nın 115/2. maddesinde dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut olaya gelince; davacı ... vekiline 24.07.2015 tarihli adli yardım isteğinin reddine ilişkin tensip zaptının 29.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 05.10.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların adli yardım taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, tensip ara kararından dönülmesini talep ettiği, bu dilekçe hakkında işlem yapılmadığı anlaşılmakta olup davacı ...’nin 30.07.2015 tarihli dilekçesi üzerine dosyanın gönderildiği Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D.iş Esas ve 2015/82 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği gözetildiğinde davacı ...’nin itirazı değerlendirilmeden sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, adli yardımın reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra davacı tarafa harç ve gider avansı için muhtıra tebliğ edilmesi gerekirken, hakkın doğup doğmayacağı henüz belli olmadan önce harç ve gider avansının yatırılması amacıyla gönderilen 24.07.2015 tarihli tensip kararının davacı aleyhine hukuki sonuç doğuracak, hak arama özgürlüğü ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacak şekilde yorumlanması da doğru değildir. Hal böyle olunca, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/13862 Esas, 2020/647 Karar sayılı geri çevrime kararı ile davacı ...’nin adli yardım isteğinin kabul edildiği ve davacı ...’nin öldüğü gözetilerek anılan davacının mirasçıları yönünden taraf teşkilinin sağlanması, ölen davacının dava dışı mirasçılarının olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanan temsilciye tebligat yapılması suretiyle davanın sürdürülmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2. Davacı/mirasçı ...’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/6179 E., 2022/9565 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2022/6179 E.  ,  2022/9565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : KIRKLARELİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde alacak davasının yapılan yargılaması neticesinde; davanın kabulüne, dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine; bölge adliye mahkemesince süresinde temyiz harç ve masrafları yatırılmadığından temyiz yoluna başvurudan vazgeçilmiş sayılmasına, dair verilen ek kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; davalı vekilinin ek karara ilişkin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 1)Davalının 07.07.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun 336. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; adli yardım talebi, kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılabilir ve talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir. Bu itibarla, davalının Bölge adliye mahkemesinin 21/04/2022 tarihli kararını adli yardım talepli temyizi üzerine, adli yardım isteminin yukarıdaki kanun maddesi uyarınca değerlendirme yetkisi Dairemize ait olmasına rağmen, mahkemece hatalı değerlendirme ile muhtıra tebliğine rağmen süresinde temyiz harç ve masraflarının yatırılmaması nedeniyle 07/07/2022 tarihli ek karar ile davalının temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle bölge adliye mahkemesinin 07/07/2022 tarihli ek kararı kaldırılarak davalının adli yardım isteminin incelenmesine geçilmiştir. 2)Davalının temyiz dilekçesinde yer alan adli yardım talebinin incelenmesinde; Hükmü temyiz eden davalı ... Hayvancılık Tarım ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunulmuş, bu nedenle mahkemece dosya dairemize gönderilmiştir. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı HMK’nın 334 ila 340. maddelerinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun 336/3. maddesine göre; adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabilir ve talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir. Adli yardımdan yararlanacak kişiler 6100 sayılı HMK'nın 334. maddesinde sayılmıştır. Anılan maddenin 1. bendine göre ancak gerçek kişiler, 2. bendine göre de ancak kamuya yararlı dernek ve vakıflar adli yardımdan yararlanabilir. Kamuya yararlı dernek ve vakıflar dışındaki tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanmaları mümkün değildir. Adli yardım talebinde bulunan davalının, ticaret şirketi olup adli yardımdan yararlanması mümkün bulunmadığından, adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Hükmü temyiz eden davalı ... Hayvancılık Tarım ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketinin adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Kararın, adli yardım talebi reddedilen tarafa bölge adliye mahkemesince tebliğine, 3- Adli yardım talebi reddedilen tarafın HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca bir hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edebileceğine, 4- Adli yardım talebinin reddi kararına karşı süresi içinde itiraz edilmesi halinde, dosyanın HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca itirazı incelemekle görevli Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine, 5- Adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz edilmemesi veya itirazın reddedilmesi halinde; HMK’nın 366. maddesi atfıyla aynı kanunun 344. maddesi uyarınca, temyiz harçları ile posta giderlerinin bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirilmesine, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde bölge adliye mahkemesince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu kararın temyiz edene tebliğ edilmesine, 6- Davalı şirket tarafından, verilen kesin süre içinde temyiz harçları ile posta giderlerinin tamamlanması veya temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğden itibaren bir hafta içinde temyiz edilerek gerekli giderlerin yatırılması beklendikten sonra davalının temyizi hakkında inceleme yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın bölge adliye mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Maddi durumu yetersiz olan (A), Türkiye’de malvarlığı bulunan Alman vatandaşı (B)’ye karşı olan alacağı için ilamsız icra takibi başlatmak ve takibin semeresiz kalmasını önlemek amacıyla (B)’nin malları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmek istemektedir. (A), hem takip giderlerini hem de ihtiyati haciz için gerekli teminatı karşılayacak durumda değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, (A)’nın adli yardımdan yararlanma sürecine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Adli yardım talebinin kabul edilmesi hâlinde (A), yapılacak tüm takip giderlerinden geçici olarak muaf tutulacağı gibi, ihtiyati haciz talebi için teminat göstermekten de muaf tutulur.
B) (A), adli yardım talebini, takibin yapılacağı yerdeki asliye hukuk mahkemesine değil, asıl uyuşmazlığa bakmakla görevli olan mahkemeye yapmalıdır.
C) İcra mahkemesinin adli yardım talebini reddetmesi hâlinde, (A) bu karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurarak bölge adliye mahkemesinden nihai bir karar alabilir.
D) Davalı (B)’nin yabancı olması sebebiyle, (A)’nın adli yardımdan yararlanabilmesi için Türkiye ile Almanya arasında bu konuda ayrıca bir karşılıklılık şartının bulunması zorunludur.
E) (A)'nın adli yardımdan yararlanarak takibi başlatması ancak takip sonunda haksız çıkması durumunda, ertelenen tüm yargılama giderleri ve Devletçe ödenen avanslar, mahkemece takdir hakkı kullanılmaksızın kendisinden derhal tahsil edilir.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol