6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 336

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 336. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 336- (1) Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir. (2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır. Adli yardım talebinin incelenmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1.820 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2021/4926 E., 2022/6011 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2021/4926 E.  ,  2022/6011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine mahkemece HMK’nın 344. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine dair verilen ek karar, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ile müşterek murisleri ...ın mirasçısı olduklarını, anneleri ... ile davalı ...'ın kardeş olduğunu, annesinin vefat ettiğini, davalı ...'ın kız kardeşi olan ...'ya mal vermemek için kadastro tespiti sırasında müşterek murisleri ... üzerine olan tüm taşınmazları kendi üzerine ve arkadaşı olan davalı ... ile çocuğu olan davalı ... üzerine yazdırdığını, davalılar .... ve ...ın bu malları diğer davalılar ..., ..., ... ve ... ile başkalarına sattıklarını, davalı ...'ın Alanya ilçesi Demirtaş Mahallesi'nde bulunan 808 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'e, 820 ada 8 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'a, 8210 ada 3 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'e, 828 ada 4 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'a, 1364 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'ya, 885 ada 1, 886 ada 1, 888 ada 5 parsel, 547 parsel sayılı taşınmazları ...'e sattığını, paralarını tahsil etmesine rağmen kendilerine ait miras hakkına düşen parayı vermediğini, davalı ...'ın diğer davalılar ile birlikte hareket ederek mal kaçırmak amacıyla bu işlemleri yaptığını, dava dilekçesinde yazılı tüm taşınmazların tapuların iptali ile müşterek muris ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. MAHKEME KARARI Alanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli, 2016/306 Esas 2016/409 Karar sayılı kararıyla, davacının adli yardım talebinin reddedilerek davacı tarafa peşin harç ve başvuru harcı ile belirlenen gider avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içinde harç ve gider avansının yatırılmadığı, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacı tarafça gider avansının yatırılmasının bir dava şartı olarak düzenlendiği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. III. TEMYİZ 1. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz talebinde bulunmuş, Mahkemece davacı tarafa, HMK'nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 343-349 maddeleri gereğince temyiz maktu karar harcı 31.40 TL temyiz yoluna başvuru harcı 154,30 TL olmak üzere toplam 185,70 TL nin tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması gerektiği, aksi halde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağına dair ihtarlı tebligat gönderilmiştir. 2. İhtardan Sonra Mahkemece Verilen Ek Karar Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/12/2017 tarihli, 2016/306 Esas, 2016/409 Karar sayılı ek kararıyla, mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edildiği ancak temyiz maktu harcı, temyiz yoluna başvurma harcı ve temyiz posta giderinin yatırılmadığı, davacıya bu eksikliğin giderilmesi için usulüne uygun meşruhatlı tebligatın tebliğ edildiği ancak eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 344. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin Ek Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde adli yardım talepli olarak davacı temyiz isteminde bulunmuştur. 4. Temyiz Nedenleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle, davasını adli yardım talepli olarak ve gerekli belgeleri de dava dilekçesine ekleyerek açmış olduğu davada mahkemenin önce adli yardım talebinin kabul edildiğini, ancak yargılama aşamasında mahkeme harç ve masraflarının yatırılması için tarafına süre verildiğini, verilen süre içerisinde mahkemeye beyanda bulunarak mahkeme harç ve masraflarını yatırma imkanı olmadığını ve bu konudaki muhtarlık belgesi ile daha önceki başka mahkemeler tarafından verilen adli yardım talebinin kabulüne dair kararları sunmuş olmasına rağmen, Mahkemece ısrarla bu delillerin yok sayılarak davanın usulden reddine karar verdiğini, kendisinin Bağ-Kur emeklisi olup emekli maaşının üzerinde vergi borçlarından dolayı bir çok haczin bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 5.Gerekçe 5.1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir. 5.2. İlgili Hukuk Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup, bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bilindiği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ila 340.maddelerinde düzenlendiği üzere adli yardım, fakir bir kimsenin bir davanın gerektirdiği oldukça kabarık olan harç ve masrafları sağlayamaması durumunda bu mali külfetten geçici olarak muaf tutulmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 336/3.maddesine göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay'a ait olacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK′nın 337/2. maddesinde, "Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir." Harçlar Kanunu'nun uygulanması ( kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle ) hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. 6100 sayılı HMK’nın 344- (1).maddesinde; “İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.” Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 120. maddesine göre, davacının dava açarken yargılama harçlarını ve gider avansını mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacının yatırması gereken gider avansının dava şartları arasında sayıldığı,HMK 115/2. maddesinde davaşartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir. 5.3. Değerlendirme Somut olayda, talepte bulunan davacının yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığı ve adli yardım talebinin yerinde olduğu anlaşılmış olmakla (HMK'nin m.336/2) adli yardım talebinin kabulüyle Mahkemece verilen 11.12.2017 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın 10.000.00 TL değer gösterilmek suretiyle ve adli yardım talepli olarak açıldığı, 12.04.2016 tarihli tensip tutanağının 14.maddesinde adli yardım talebinin reddine ve dava değeri üzerinden hesaplanan peşin nispi harcı ve gider avansını yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, söz konusu ara kararın davacı tarafa 19.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 03.05.2016 tarihinde beyan dilekçesinde; avukat talebinde bulunarak harcı ve gider avansını yatıramayacağının bildirildiği ve bu hususta verilen ara karardan rücu edilmesinin talep edildiği, adli yardım talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından süresinde itiraz yoluna başvurulmadığından artık mahkemece verilen adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. IV. SONUÇ Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davacının adli yardım talebinin kabulüne, mahkemenin 11.12.2017 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA, 2-Davacının esasa yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 80,70 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Hukuk Dairesi, 2024/1528 E., 2025/2266 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bununla birlikte; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlendiği üzere adli yardım, ekonomik durumu yerinde olmayan kimsenin bir davanın gerektirdiği harç ve masrafları sağlayamaması durumunda bu mali külfetten geçici olarak muaf tutulmasıdır.
1. Hukuk Dairesi         2024/1528 E.  ,  2025/2266 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1452 E., 2024/138 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/289 E., 2022/58 K. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; temyiz eden davalı ... vekilinin temyiz harç ve masraflarına ilişkin adli yardım talebinde bulunduğu, ayrıca davalı ...'in cezaevinde olup hükümlü olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla öncelikle; davalı ... 'in cezasının infazının devam edip etmediği, TMK'nın ilgili maddeleri gereğince kendisine vasi atanıp atanmadığının merciinden araştırılması, alınacak yazı cevabının evrakına eklenmesi, davalı ...'e vasi atandığının tespit edilmesi halinde ise davalı ... vekili olarak görev yapan Avukat ...'ın vasi tarafından vekil olarak tayin edildiğini gösterir vekaletnamenin ibrazının sağlanması, aksi halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının vasiye tebliği ile temyiz süresinin beklenilmesi ve tebligat parçasının evraka eklenilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlendiği üzere adli yardım, ekonomik durumu yerinde olmayan kimsenin bir davanın gerektirdiği harç ve masrafları sağlayamaması durumunda bu mali külfetten geçici olarak muaf tutulmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 336/3. maddesinde göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtaya yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtaya ait olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz eden davalı ...'in, temyiz yoluna başvuru harcı ve maktu temyiz karar harcını yatırmasına rağmen, nispi temyiz karar harcını yatırmadığı, hükmü adli yardım talepli olarak temyiz ettiği anlaşılmıştır. Ne var ki, davalı vekili tarafından HMK'nın 336/2. maddesi uyarınca adli yardım talebine ilişkin yeterli şekilde delil ve belge sunulmadığından, yasal şartları oluşmayan adli yardım talebinin REDDİNE, Bu itibarla; 1.Hükmü veren Mahkeme tarafından 6100 sayılı Kanun'un 337. maddesi uyarınca; a) Adli yardım talebinin reddine dair kararın, talebi reddedilen tarafa "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 377. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle karara itiraz edebileceği" şerhini içeren davetiye ile tebliğ edilmesi, b) Adli yardım talebinde bulunan tarafın, ret kararına karşı itiraz etmesi halinde dosyanın itirazı incelemekle görevli Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Dairemize gönderilmesi, 2. Adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz edilmemesi veya itirazın Yargıtay tarafından reddedilmesi halinde, 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 344. maddesi uyarınca; a) Temyiz harçlarının bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvurana yazılı olarak bildirilmesi, b) Verilen kesin süre içinde temyiz harçları tamamlanmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek başvuruna tebliğ edilmesi, 3. Verilen kesin süre içinde; a) Temyiz harçlarının tamamlanması halinde, b) Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesi gerekir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2024/2776 E., 2024/4654 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114, 115, 334 ila 340. maddeleri.
1. Hukuk Dairesi         2024/2776 E.  ,  2024/4654 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/561 E., 2015/1013 K. HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karar, süresinde davacı ... tarafından adli yardım istekli ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/13862 Esas, 2020/647 Karar sayılı geri çevrime kararı ile davacı ...’nin adli yardım isteğinin kabul edildiği gözetilerek süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ...’nin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, adli yardım talepli dava dilekçelerinde; davacı ...’nın mirasbırakanı ...’ın 1981 yılında öldüğünü, geride davacı ... ile davalı ... ve dava dışı ...’ın mirasçı olarak kaldığını, dava dışı mirasçının miras hakkını aldığını ancak davalının kendisine miras hakkını vermediğini, mirasbırakandan gelen 22 parça taşınmazın davalı ... adına tescil edildiğini, 7 parça taşınmazın ise davalı ...’ın arkadaşı olan diğer davalı ... adına ve 3 parça taşınmazın da davalı ...’nin oğlu davalı ... adına tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile ½ payının davalı ..., ½ payının davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmişler, 17.06.2015 tarihinde davacı ... adına Av ... ... vekaletname sunmuştur. II. CEVAP Davalı ... ve Murat; davacı ...’nın miras hakkını aldığını, bu yöne ilişkin Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/329 Esas sayılı dosyasında karar verildiğini, eldeki davada dava konusu edilen taşınmazların belirtilen davada da dava konusu olduğunu, davacı tarafın ada parsel numaraları değişen taşınmazlar yönünden kötüniyetli olarak dava açtığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek reddini istemişler, diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı ...’nin, adli yardım talebinin reddine dair kararına itiraz ettiği, Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D. İş. Esas, 2015/82 Değ. İş. Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davacıların süresi içerisinde harç ve yargılama giderlerini yatırmadıkları gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde adli yardım istekli olarak davacı ... ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Nedenleri Davacı ... vekili ve davacı ... temyiz dilekçelerinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla ve adli yardım talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, farklı Mahkemelerde açılan davalarda adli yardım isteklerinin kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640, 701 ve 702. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114, 115, 334 ila 340. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 14.05.2015 tarihinde 10.000 TL dava değeri üzerinden adli yardım istekli olarak ... ve ... tarafından açıldığı, 24.07.2015 tarihli ön inceleme tensip zaptı ile davacıların maddi durumunun iyi olduğu anlaşıldığından adli yardım talebinin reddine karar verildiği ve nispi harç ile maktu peşin harcın mahkeme veznesine yatırılması için bir aylık kesin süre verildiği, yatırılmadığı takdirde müteakip işlere devam edilemeyeceğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ve ayrıca toplam 110,00 TL gider avansının yatırılması için bir aylık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde gider avansı yatırılmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddedileceğinin ihtar edildiği, tensip zaptı davacı ... vekiline tebliğ edilmeden önce 30.07.2015 tarihinde davacı ...’nin yeniden adli yardım talebinde bulunduğu, bunun üzerine anılan dilekçe adli yardımın reddi kararına itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek, ret kararının incelenmesi için dosyanın Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D.iş Esas ve 2015/82 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davacı ... vekiline 24.07.2015 tarihli adli yardım isteğinin reddine ilişkin tensip zaptının 29.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 05.10.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların adli yardım taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, farklı dosyalarda talebin kabul edildiğini belirterek 24.07.2015 tarihli ara karardan dönülmesini talep ettiği ve 10.11.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın gider avansı yatırılmadığından usulden reddine karar verildiği, karar tarihinden sonra 05.12.2015 tarihinde davacı ...’nın öldüğü, geride davacı ... ile dava dışı ..., ... ve ...’nin mirasçı olarak kaldığı, kararın 20.04.2016 tarihinde davacı ... tarafından adli yardım istekli temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; dava, davacı ... adına tescil istekli olarak anılan davacının miras payına dayanılarak açılmış olup davacı ...’nin ölümü ile birlikte vekalet ilişkisi sona erdiğinden davacı ... vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazlarının dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Ne var ki, kararı temyiz eden davacı ..., davacı ...’nın mirasçısı olduğundan temyiz itirazlarının davacı ...’nin terekesi adına incelenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere; Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 336/3.maddesine göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay'a ait olacağı düzenlenmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK′nın 337/2. maddesinde, adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebileceği, mahkemenin, itirazın incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye göndereceği, itiraz incelemesi neticesinde verilen kararın kesin olduğu, adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabileceği; aynı Kanun’nun 120. maddesine göre davacının dava açarken yargılama harçlarını ve gider avansını mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde ise mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacının yatırması gereken gider avansının dava şartları arasında sayıldığı, HMK'nın 115/2. maddesinde dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut olaya gelince; davacı ... vekiline 24.07.2015 tarihli adli yardım isteğinin reddine ilişkin tensip zaptının 29.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 05.10.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların adli yardım taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, tensip ara kararından dönülmesini talep ettiği, bu dilekçe hakkında işlem yapılmadığı anlaşılmakta olup davacı ...’nin 30.07.2015 tarihli dilekçesi üzerine dosyanın gönderildiği Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D.iş Esas ve 2015/82 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği gözetildiğinde davacı ...’nin itirazı değerlendirilmeden sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, adli yardımın reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra davacı tarafa harç ve gider avansı için muhtıra tebliğ edilmesi gerekirken, hakkın doğup doğmayacağı henüz belli olmadan önce harç ve gider avansının yatırılması amacıyla gönderilen 24.07.2015 tarihli tensip kararının davacı aleyhine hukuki sonuç doğuracak, hak arama özgürlüğü ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacak şekilde yorumlanması da doğru değildir. Hal böyle olunca, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/13862 Esas, 2020/647 Karar sayılı geri çevrime kararı ile davacı ...’nin adli yardım isteğinin kabul edildiği ve davacı ...’nin öldüğü gözetilerek anılan davacının mirasçıları yönünden taraf teşkilinin sağlanması, ölen davacının dava dışı mirasçılarının olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanan temsilciye tebligat yapılması suretiyle davanın sürdürülmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2. Davacı/mirasçı ...’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2021/5786 E., 2023/1305 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ila 340. maddelerinde düzenlendiği üzere adli yardım, ekonomik durumu yerinde olmayan kimsenin bir davanın gerektirdiği harç ve masrafları sağlayamaması durumunda bu mali külfetten geçici olarak muaf tutulmasıdır.
1. Hukuk Dairesi         2021/5786 E.  ,  2023/1305 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen adli yardım talebinin reddine ilişkin ek kararın, davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, davalı ... tarafından temyiz edilmekle; dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ila 340. maddelerinde düzenlendiği üzere adli yardım, ekonomik durumu yerinde olmayan kimsenin bir davanın gerektirdiği harç ve masrafları sağlayamaması durumunda bu mali külfetten geçici olarak muaf tutulmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 336/3. maddesine göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtaya yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtaya ait olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiş, davalı tarafından 10.04.2020 tarihli dilekçe ile yargılama giderlerinden muaf tutularak adli yardım talebinin kabulü yönünde talepte bulunulmuş, davalının talebi Mahkemenin 10.04.2020 tarihli ek kararı ile reddedilmiş, ek kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi gereğince esastan reddedilmiş, davalı tarafından kararın harç yatırılmaksızın temyiz edilmesi üzerine eksik harcın tamamlanması yönündeki muhtıranın davalıya tebliği üzerine davalı tarafından adli yardım talebinde bulunulmuştur. Ne var ki, davalı tarafından HMK’nın 336/2. maddesi uyarınca adli yardım talebine ilişkin bir delil ve belge sunulmadığından, yasal şartları oluşmayan adli yardım talebinin REDDİNE, Bu ret kararının, ...nın 337/2 maddesi gereğince adli yardım talebinde bulunanlara Mahkemesince tebliğine, süresi içinde itiraz etmesi halinde, itirazın incelenmesi için dosyanın Mahkemesince Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, itirazın reddi ya da itiraz edilmemesi halinde; Temyiz eden tarafın yargı harçlarından istisna veya muafiyeti bulunmadığına ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmayacağına göre; 1) Kararı veren Mahkeme tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 344. maddesi uyarınca: a) Nispi temyiz harcının bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvurana yazılı olarak bildirilmesi, b) Verilen kesin süre içinde nispi temyiz harcı tamamlanmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek başvurana tebliğ edilmesi, 2) Verilen kesin süre içinde; a) Temyiz harcının tamamlanması hâlinde, b)Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesi gerekir. KARAR Açıklanan nedenlerle, Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 06.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/606 E., 2023/1281 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacının, Özel Daire kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 336/3. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru sırasında yapılan adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Yargıtay 12.
Hukuk Genel Kurulu         2023/606 E.  ,  2023/1281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/3 E., 2019/8 K. KARAR : Davanın reddine 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı dava dilekçesinde; Yunak İcra (Hukuk) hâkiminin usul ve yasaya aykırı olarak verdiği 01.11.2017 tarihli ve 2016/18 Esas, 2017/15 Karar sayılı kararı nedeniyle uğramış olduğu 7.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı Hazineden alınıp tarafına ödenmesini talep etmiştir. 5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.09.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı kararı ile; “… Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce yapılan inceleme sonunda Yunak Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünün kayıtları dikkate alınarak adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davacının bu karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesince incelenmiş ve kesin olarak reddedilmiştir. Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. …yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır. ..…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklinde harç konusu vurgulanmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı verilen kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır. Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, HMK’nun 49.maddesinde usulden ret halinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre; 1. Davanın usulden REDDİNE,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin reddine” karar verilerek temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 04.11.2019 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 12.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır. 8. Bunun üzerine Özel Dairenin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 09.09.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 12.11.2019 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 434/son maddesi gereğince davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına,” karar verilmiştir. 9. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 25.11.2019 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. 10. Özel Dairenin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “…1- 6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin (REDDİNE); 2-Temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacı tarafa HUMK'nun 434/3. maddesi uyarınca, yöntemine uygun kesin süre içeren meşruhatlı muhtıra gönderilmesine, muhtırada belirtilecek süre beklendikten sonra, anılan madde uyarınca işlem yapılmasına,..” karar verilmiştir. 11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 13.01.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. Hukuk Genel Kurulunun Birinci Kararı 12. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile; “…12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacının, Özel Daire kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 336/3. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru sırasında yapılan adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Yargıtay 12. Hukuk Dairesince mi inceleneceği, adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca inceleneceği sonucuna varılması durumunda, davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı hususları ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE 13. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.” 14. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur. 15. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 sayılı ek kararı ile davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir. 16. Davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin incelenmesinde; Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez ... / Özekes .../ Akkan Mine/ Taş Korkmaz Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 17. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 18. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 19. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir. 20. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmamasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 21. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 22. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 23. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır. 24. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz, s. 2427). 25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır. 26. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir. 27. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 05.12.2018 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, Yunak İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek 7.000.000TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazısındaki tapu kayıtlarına istinaden davacının adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazı cevabına eklenen davacıya ait tapu kayıt örnekleri ve tüm dosya içeriğine göre davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 28. Davacı, Özel Dairenin adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken Yunak Tapu Müdürlüğünde adına kayıtlı taşınmazların vefat eden anne ve babasından kaldığını belirtmiş Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/194 E., 2016/479 K. ile Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.05.2018 tarihli ve 2018/203 E., 2018/430 K. mirasın reddi kararlarını sunmuş ancak Özel Dairece HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardım talebinin reddine ilişkin verilen karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından kanun yoluna başvuru sırasında önceki aşamalardan farklı malî durumunu gösterir belge sunulmamıştır. Hâl böyle olunca Özel Dairece dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 29. O hâlde, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 30. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir…” gerekçesi ile Özel Dairenin davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ek kararının, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ek kararının ve davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. 13. Özel Dairece davacıya kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulunun İkinci Kararı 14. Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarihli ve 2022/12-1046 Esas, 2022/1585 Karar sayılı kararı ile; “…20. Kararın süresinde temyiz edildiği ancak temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı hâlde, Özel Dairece temyiz eden tarafa temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. 21. Somut olayda ise Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamamıştır. Davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir. 22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi uyarınca temyizi kabil nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihaî karar denir. 23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 24. Özel Dairece davacıya tebliğ edilen 27.09.2022 tarihli muhtıra, HMK’nın 294. maddesinin 1. fıkrasına göre usul veya esasa ilişkin nihai bir karar olmayıp, bu konuda özel bir düzenleme de bulunmadığından temyiz edilmesi mümkün değildir. Ancak Özel Dairece HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde, bu nihai karar ile birlikte muhtıranın usulüne uygun olup olmadığı temyiz konusu edilebilir. 25. Hâl böyle olunca davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddi ile HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir…” gerekçesi ile davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddine, 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir 15. Özel Dairenin 16.03.2023 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; temyiz harcının ve gider avansının yatırılmasına ilişkin muhtıranın 03.10.2022 tarihli tebliğ edildiği, buna rağmen yasal süre içerisinde temyiz harcı ve gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 16. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 16.03.2023 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. III. GEREKÇE 17. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir, temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesinin yapılabilmesi için yasal süresinde usulüne uygun bir temyiz dilekçesinin verilmesi ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekmektedir. 18. Somut olayda ise Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilerek 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70 TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50 TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamıştır. Özel Dairenin 16.03.2023 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile yasal süre içerisinde temyiz harcı ve gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur. 19. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmiş olup, davacı tarafından adli yardım talebine ilişkin mali durumunu gösteren yeni bir belge sunulmamıştır. Dolayısıyla adli yardım talebinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Davacı tüm aşamalarda temyiz harç ve giderlerini yatırmama iradesini de göstermiştir. 20. Hâl böyle olunca davacının 26.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının 26.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE, 20.12.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Adli yardım talebi nereye yapılır?

A) Doğrudan Baroya.
B) Asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeye.
C) Valiliğe.
D) Cumhuriyet Başsavcılığına.
E) Adalet Bakanlığına.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol