6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 337

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 337. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 337- (1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir.(Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. (Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir. (2) (Değişik : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.[43] (3) Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz. Adli yardım kararının kaldırılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1.737 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2022/11236 E., 2023/2051 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 336 ve 337 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ...
2. Hukuk Dairesi         2022/11236 E.  ,  2023/2051 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/631 E., 2022/1558 K. KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/552 E., 2022/70 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; davalının evlilikleri boyunca müvekkilini aşağıladığını, kıskandığını ve müvekkilinin ailesine kötü davrandığını, ev dışında üçüncü kişilerin yanında bile müvekkili ile sürekli tartışma içerisinde olduğunu belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı kadın cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediğini, erkeğin ailesiyle aynı evde ikamet ettiklerini, davacının kendisini kandırarak baba evine gönderdiğini, çocuğa ilgi göstermediğini, defalarca psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığını, tehdit ettiğini, eve sürekli geç saatlerde geldiğini, anne ve babasının en ufak olayda hakaretler edip defalarca dövmeye kalktıklarını, altınlarını elinden aldıklarını, eve dönmesine izin verilmediğini, yemek yemesine izin verilmediğini, hamileliği döneminde dahi dayak yediğini, kayınpederin yatak odasının kapısını dinlediğini, sürekli hakaret edip uygunsuz sözler söylediğini, evden kovulduğunu belirterek davanın reddine, velâyetin anneye verilmesine, boşanma halinde çocuk yararına aylık 750,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata, ziynet eşyalarının iadesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının yetki itirazının ve adli yardım talebinin ara kararla reddine karar verilmiş, yapılan yargılama sonucunda davalı kadının eşine toplum içinde ... düşürücü söz ve davranışlarda bulunduğu, beddua ettiği, kıskançlıkla kısıtlamaya çalıştığı, davacı erkeğin ise ayrı konut temin etmediği, birlik görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, kadın yararına aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasına, davacının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, kadının usulüne uygun olarak harcı yatırılarak açılan karşı davası bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, ortak çocuk yararına aylık 750,00 TL iştirak nafakasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazına dair hüküm kurulmadığını, adli yardım talebinin reddinin ve kusur belirlemesinin hatalı olduğunu, talepleri hakkında karar verilmediğini, ziynet eşyası talebinin incelenmediğini, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek asıl davanın kabulü, karşı davanın kabul edilmemesi, adli yardım talebinin reddi, kusur belirlemesi, nafakaların miktarı, tazminat taleplerinin reddi, ziynet alacağı davasının incelenmemesi, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının adli yardım talepli cevap ve karşı dava başlıklı dilekçesinde; ayrıca boşanma talebi olmaksızın erkeğin boşanma davasının reddine, boşanma kararı verilmesi halinde ise velâyet, nafaka ve tazminat taleplerinin kabulü ile ziynet eşyalarının iadesine karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince 12.10.2020 tarihli ara kararla kadının adli yardım talebinin reddi ile eksik harçların tamamlanması hususunda kesin süre verildiği, kadın tarafından adli yardım talebinin reddine ilişkin itiraz yoluna gidilmeyerek bu talebin reddi kararının kesinleştiği, yargılama sürecinde de karşı dava delikçesi ile istenilen ziynet eşyası talebi yönünden peşin harçların tamamlanmadığı gerekçesiyle kadının ziynet eşyası talebi yönünden yazılı şekilde hüküm tesisinde bir isabetsizlik görülmediği, kadının, süresinde sunduğu yetki itirazının ön inceleme duruşmasında ara kararla reddine karar verildiği, 4721 sayılı Kanun'un 168 ... maddesinde düzenlenen yetki kuralına göre itirazının reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmediği belirtilmiştir. Davalı kadının İlk Derece Mahkemesince boşanmanın fer'î niteliğinde maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden hüküm tesis edilmemesine yönelik istinaf talebinin kabulüne, bu yönde hüküm tesisine, kadının yasal koşulları gerçekleşmeyen maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, kadının yerinde görülmeyen diğer istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde de belirttiği sebeplerle asıl davanın kabulü, karşı davanın kabul edilmemesi, adli yardım talebinin reddi, kusur belirlemesi, nafakaların miktarı, tazminat taleplerinin reddi, ziynet alacağı davasının incelenmemesi, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında görülen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasında erkek tarafından açılan davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, kadının cevap dilekçesinin karşı dava dilekçesi olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, kadının adli yardım talebinin reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2020 tarihli ara kararının kadına usulünce tebliğ edilip edilmediği, ara kararın itiraz kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşip kesinleşmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 336 ve 337 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 ... maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 30 ve 32 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Somut uyuşmazlıkta, davalı kadının 05.10.2020 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde adli yardım talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince, adli yardım talebini haklı kılacak hiç bir belge sunulmadığı gerekçesiyle 12.10.2020 tarihli ara karar ile davalı kadının adli yardım talebinin reddine ve yatırılması gerekli başvuru harcı, peşin harç ve gider avansının iki haftalık kesin süre içerisinde davalı tarafından yatırılmasına, aksi halde 492 sayılı Kanun'un 30 ve 32 nci maddesi ve 6100 sayılı Kanun'un 115 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın usulden reddedileceğinin kendisine ihtarına karar verildiği, ancak ilgili kararın davalı vekiline usulünce tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un adli yardım talebinin incelenmesi başlıklı 337 nci maddesinin ikinci fıkrasında, adli yardım talebi hakkında verilen kararlara karşı itiraz yasa yoluna gidilebileceği; buna göre adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebileceği, kararına itiraz edilen mahkemenin, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye göndereceği, itiraz incelemesi neticesinde verilen kararın kesin olacağı düzenlenmiştir. Somut olaya gelince, 6100 sayılı Kanun'un 337 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adli yardım taleplerinin reddine ilişkin kararlara karşı itiraz yolunun açık olduğu, adli yardım talebinin reddine ilişkin 12.10.2020 tarihli ara kararın usulünce davalı kadına tebliğ edilmediği, davalının itiraz hakkının/ süresinde harç ve gider avansı yatırma hakkının bu suretle elinden alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, 12.10.2020 tarihli ara kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca usulünce davalıya tebliğ edilmesi ve 6100 sayılı Kanun'un 337 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki prosedürün işletilmesi gerekirken usul hükümleri gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı kadının adli yardım talebi hakkında verilen karar yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2022/949 E., 2022/1541 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 336/3.
Hukuk Genel Kurulu         2022/949 E.  ,  2022/1541 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacının tefrik edilen dava dilekçesinde; ortağı olduğu şirketin kasten batırılmasında ve şirket malvarlıklarının şirketin ortağı tarafından sahte senet, olmayan alacaklar şekli ile asliye ticaret mahkemesince verilmeyen tedbir kararı ve icra daireleri ile icra hukuk mahkemelerinin kararları nedeniyle 6.000.000TL maddi ve 1.000.000TL manevi tazminatın,”2.000.000TL belirsiz alacak ve tespit talebinin” dava tarihinden itibaren işletilecek en yüksek ticarî faiziyle ödenmesini talep etmiştir. 5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunanlara dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir. Özel Daire Kararı: 6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 07.10.2019 tarihli ve 2018/12 E., 2019/9 K. sayılı kararı ile; “…Davacı, dava dilekçesinde özetle; 2005 yılında ... ile Medikal Kozmetik ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, başka şirketler ile de anlaşmalar yapıldığını, ortağı ile aralarındaki ticari işleyişin büyük başarı gösterdiğini, 2014 yılının başlarında ... ile aralarındaki kişisel ve yönetsel sorunlar başladığını, bu tarihten sonra da zihnen ve fiilen şirketle ilişkisini kestiğini, bu nedenle aralarında husumet başladığını ve icra hukuk mahkemelerinde birden çok davalar açıldığını ve açılan bu davalarda hakimlerin haksız ve hukuka aykırı karar verdiklerini belirterek uğradığı maddi ve manevi zararının tahsili için dilekçesinde belirtilen tazminatın hazineden alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir. Davacı adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davacının bu karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13.Hukuk Dairesince incelenmiş ve kesin olarak reddedilmiştir. Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. .…yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır.…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklindeki saptama ile harç konusu vurgulanmıştır. Somut olayda, davacı, HMK’nun 120.maddesi uyarınca, kendisine verilen (2) haftalık kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır. Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, usulden ret halinde HMK’nun 49.maddesinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2-...nun 49. maddesi uyarınca, davanın usulden reddedilmesi nedeniyle davacının disiplin para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince tahsili gereken 68,20 TL başvurma harcı ve 92,50 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, Kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinden oybirliğiyle karar verildi…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi: 7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarihli ve 2018/12 E., 2019/9 K. sayılı ek kararı ile; 1-6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin (REDDİNE); 2-Temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacı tarafa HUMK'nun 434/3. maddesi uyarınca, yöntemine uygun kesin süre içeren meşruhatlı muhtıra gönderilmesine, muhtırada belirtilecek süre beklendikten sonra, anılan madde uyarınca işlem yapılmasına,…” karar verilmiştir. 8. Davacı tarafından Özel Dairece verilen kesin sürede 218,50TL temyiz yoluna başvurma harcı ve 100TL gider avansı yatırılmış, ancak 44,40TL maktu temyiz karar harcı yatırılmamıştır. Hukuk Genel Kurulu Kararı: 9. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-505 E., 2022/488 K. sayılı kararı ile; “… 10. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.” 11. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur. 12. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 28.11.2019 tarihli ve 2018/12 E., 2019/9 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir. 13. Davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin incelenmesinde; Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez Hakan / Özekes Muhammet/ Akkan Mine/ Taş Korkmaz Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 14. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 15. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 16. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir. 17. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmamasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 18. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 19. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 20. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır. 21. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz, s. 2427). 22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır. 23. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir. 24. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 06.04.2016 tarihli dilekçesiyle asliye ticaret mahkemesince verilmeyen tedbir kararı ve icra daireleri ile icra hukuk mahkemeleri hâkimlerinin verdiği kararlar nedeniyle uğramış olduğu zarar olan 6.000.000TL maddi ve 1.000.000TL manevi tazminatın, “2.000.000TL belirsiz alacak ve tespit” isteminde bulunduğu, Özel Dairece; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 24.05.2019 tarihli yazısındaki kayıtlara göre davacının 2.442,14TL yaşlılık aylığı aldığı, Kartal Emniyet Müdürlüğünün 13.06.2019 tarihli tutanağına göre de 1800TL kira verdiği, Gelir İdaresi Başkanlığının 88648695-708.05.- E.61908 sayılı yazılarına göre de şirket müdürlüğü görevlerinde bulunduğu tespit edilmiş olup malî gücünün adli yardım talebini gerektirmediği kanaatine varıldığından davacının adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, toplanan deliller, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevabı, Gelir İdaresinden gelen yazı cevabı ve tüm dosya içeriğine göre davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır. 25. Davacı, Özel Dairenin adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı itiraz etmiş ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen adli yardım talebinin reddine ilişkin karar HMK’nın 337/2. maddesi gereğince kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından kanun yoluna başvuru sırasında önceki aşamalardan farklı malî durumunu gösterir belge sunulmamıştır. Hâl böyle olunca Özel Dairece dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 26. O hâlde, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 27. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği, Özel Dairece verilen kesin sürede 218,50TL temyiz yoluna başvurma harcının ve 100TL gider avansının yatırıldığı ancak 44,40TL maktu temyiz karar harcının yatırıldığına dair makbuzun bulunmadığı anlaşıldığından, davacıya maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- (10-12 nolu) paragraflardaki gerekçelerle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 28.11.2019 tarihli ve 2018/12 E., 2019/9 K. sayılı ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2- (13-25 nolu) paragraflardaki gerekçelerle davacının adli yardım talebinin REDDİNE, 3- HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 07.04.2022 tarihinde oy birliği ile…” karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı Sonrası: 10. Özel Dairece; Harçlar Kanunu uyarınca 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra davacıya 04.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından 07.10.2022 tarihinde 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı ve 100TL gider avansı yatırılmış ve dosya yeniden Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. ÖN SORUN 11. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, davacının temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına yönelik istemi ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE Ön sorun Yönünden; 12. Ön sorun ile ilgili hususların açıklığa kavuşturulması açısından temyiz incelemesinde duruşma yapılmasına ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesi ve konunun adil yargılanma hakkı kapsamında irdelenmesi gereklidir. 13. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmü yer almaktadır. 14. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir. Anılan maddeye göre, “Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir…”. 15. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birisi de Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin 1. fıkrası : “Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir” şeklindedir. 16. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle anılan ilke hukuk devletinin en önemli gerçekleştirme araçlarından birisini oluşturur. "Duruşmalı yargılama hakkı" her türlü yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz. Özellikle ilk derece mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar verildikten sonra kanun yolu incelemesinin, tarafların iddia veya savunmaları yazılı olarak alındıktan sonra dosya üzerinden yapılması hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (Anayasa Mahkemesi, Mehmet Soysal ve diğerleri, B. No: 2014/2678, 17.11.2016, § 36; Cengiz Topel Çelikoğlu, B. No: 2013/8049, 18.02.2016, § 80; Kırmızı GAA İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti, B. No: 2013/2370, 11.12.2014, § 23; Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17.9.2013, § 32). 17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “aleni yargılama” hakkının tanınması, zorunlu olarak “sözlü yargılama” hakkını da içerir. Bununla birlikte AİHS’nin bu maddesinde yer alan söz konusu yükümlülük mutlak değildir (Anayasa Mahkemesi, Adnan Altın, B. No: 2013/9748, 07.01.2016, § 44). Yargılamada, tarafların şüpheye yer vermeyecek şekilde bu haklarından vazgeçmesi ve kamu yararının sözlü yargılama yapılmasını gerekli kıldığı bir durumun bulunmaması hâlinde duruşma yapılmayabilir. Vazgeçmenin, açıkça veya zımnen yapılması mümkündür. Duruşma yapılmasına ilişkin talebin sürdürülmemesi ya da hiç ileri sürülmemesi, zımnen vazgeçmeye örnek gösterilebilir. Bunun yanında dava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelinde yeterince çözülemeyen hukukî ve olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması örneğinde olduğu gibi yargılamanın istisnai koşulları da duruşma yapılmasını gerektirmeyebilir (Adnan Altın kararı, § 46). (Benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Blom/İsveç, B. No:28338/95, 14.3.2000; Eksert Turizm Taşımacılık Tekstil Gıda San ve Tic. Ltd. Şti/Türkiye ve diğer 7 başvuru, B. No:40988/06, 2.7.2013). 18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrıca özellikle inandırıcılık sorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili hiçbir tartışmanın bulunmadığı, oldukça teknik davalar ile mahkemelerin tarafların sunduğu görüşlere ve diğer belgelere dayanarak, adil ve makul bir biçimde karar verebilecekleri davalar için duruşma yapılmasının gerekli olmayabileceğini belirtmiştir (Jussila/Finlandiya, § 41, Döry/İsveç, B. No:28394/95, 12.11.2002, § 37, Mehmet Emin Şimşek/Türkiye, B. No: 5488/05, 28.2.2012, § 30). (Adnan Altın kararı, § 47). 19. Temyiz yolunda, hüküm mahkemesinin kararı sadece hukuka uygunluk bakımından inceleme konusu yapılabilir. Yargıtay, istinaf mahkemesi gibi, bir vakıa, tahkikat ve yargılama mahkemesi değildir. Temyiz yolunda, hüküm mahkemesinin kararı incelenerek, hüküm mahkemesine bildirilmiş olan vakıaların usulüne uygun biçimde incelenip incelenmediği, özellikle o vakıalara kanunların (hukukun) doğru uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilir. 20. Nitekim Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru yoluyla önüne gelen davalarda verdiği, Mehmet Soysal ve diğerleri, B. No: 2014/2678, 17.11.2016; Cengiz Topel Çelikoğlu, B. No: 2013/8049, 18.02.2016; Adnan Altın, B. No: 2013/9748, 07.01.2016; Kırmızı GAA İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti, B. No: 2013/2370, 11.12.2014; Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17.09.2013 kararlarında, başvurucuların duruşma talepleri bulunmasına rağmen dosya üzerinden inceleme yapılmasının adil yargılanma hakkının ve bu kapsamda aleni yargılama hakkının ihlali niteliğinde olduğu yönündeki başvurularının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. 21. Yukarıda yapılan açıklamalar ve özellikle temyiz yolunda yeni vakıa ve delillerin Yargıtay tarafından incelenemeyecek olması karşısında, duruşma isteminin reddi kararlarının hak ihlali olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemektedir. 22. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2021 tarihli ve 2017/12-2540 E., 2021/571 K.; 17.09.2019 tarihli ve 2019/4-60 E., 2019/879 K.; 22.11.2017 tarihli ve 2016/11-1239 E., 2017/1398 K. ve 22.11.2017 tarihli ve 2017/8-2835 E., 2017/1399 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 23. Somut olayda dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup karmaşık bir dava türü olmadığı gibi verilen karara karşı temyiz istemleri için taraflara başvuru olanağı tanınmıştır. 24. Hâkimlerin sorumluluğunu düzenleyen ve eldeki davanın dayanağı olan HMK’nın 46 ve devamı maddeleri gereğince, Dairelerin ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verdiği ve temyiz incelemesini Hukuk Genel Kurulunun yaptığı işlerde duruşmalı olarak temyiz incelemesi yapılacağı konusunda açık bir düzenleme yer almamaktadır. Ayrıca Yargıtay Kanunu’nda da bu işlerin temyizinin duruşmalı olarak inceleneceği konusunda açık bir hükme yer verilmemiştir. 25. Şu durumda, Hukuk Genel Kurulunun ağırlıklı işini oluşturan direnme kararlarının dâhi temyiz incelemelerinin açıklanan nedenlerle duruşmalı yapılamayacağı öngörülmüşken diğer işlerinin duruşmalı yapılacağını kabule olanak verecek yasal bir düzenleme ve gereklilik bulunmadığı açıktır. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulunun incelemesine tabi işlerde ayrık ve açık bir düzenleme olmadığı sürece duruşmalı inceleme yapılması olanaklı görülmemektedir. 26. Bu nedenle davacının duruşma isteğinin reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Esas Yönünden; 27. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 28. Davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 06.04.2016 tarihli dilekçesiyle asliye ticaret mahkemesince verilmeyen tedbir kararı ve icra daireleri ile icra hukuk mahkemeleri hâkimlerinin verdiği kararlar nedeniyle uğramış olduğu zarar olan 6.000.000TL maddi ve 1.000.000TL manevi tazminatın, “2.000.000TL belirsiz alacak ve tespit” isteminde bulunmuştur. Özel Dairece; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 24.05.2019 tarihli yazısındaki kayıtlara göre davacının 2.442,14TL yaşlılık aylığı aldığı, Kartal Emniyet Müdürlüğünün 13.06.2019 tarihli tutanağına göre de 1800TL kira verdiği, Gelir İdaresi Başkanlığının 88648695-708.05.- E.61908 sayılı yazılarına göre de şirket müdürlüğü görevlerinde bulunduğu tespit edilmiş olup malî gücünün adli yardım talebini gerektirmediği kanaatine varıldığından davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 09.09.2019 tarihli ve 2019/4 D. İş sayılı kararı ile toplanan deliller, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevabı, Gelir İdaresinden gelen yazı cevabı ve tüm dosya içeriğine göre davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. 29. Davacı, Özel Dairenin adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı itiraz etmiş ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen adli yardım talebinin reddine ilişkin karar HMK’nın 337/2. maddesi gereğince kesinleşmiştir. Bunun üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderilmiş, muhtıranın tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verilmiştir. 30. Hâl böyle olunca usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 17.11.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/6179 E., 2022/9565 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2022/6179 E.  ,  2022/9565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : KIRKLARELİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde alacak davasının yapılan yargılaması neticesinde; davanın kabulüne, dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine; bölge adliye mahkemesince süresinde temyiz harç ve masrafları yatırılmadığından temyiz yoluna başvurudan vazgeçilmiş sayılmasına, dair verilen ek kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; davalı vekilinin ek karara ilişkin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 1)Davalının 07.07.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun 336. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; adli yardım talebi, kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılabilir ve talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir. Bu itibarla, davalının Bölge adliye mahkemesinin 21/04/2022 tarihli kararını adli yardım talepli temyizi üzerine, adli yardım isteminin yukarıdaki kanun maddesi uyarınca değerlendirme yetkisi Dairemize ait olmasına rağmen, mahkemece hatalı değerlendirme ile muhtıra tebliğine rağmen süresinde temyiz harç ve masraflarının yatırılmaması nedeniyle 07/07/2022 tarihli ek karar ile davalının temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle bölge adliye mahkemesinin 07/07/2022 tarihli ek kararı kaldırılarak davalının adli yardım isteminin incelenmesine geçilmiştir. 2)Davalının temyiz dilekçesinde yer alan adli yardım talebinin incelenmesinde; Hükmü temyiz eden davalı ... Hayvancılık Tarım ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunulmuş, bu nedenle mahkemece dosya dairemize gönderilmiştir. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı HMK’nın 334 ila 340. maddelerinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun 336/3. maddesine göre; adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabilir ve talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir. Adli yardımdan yararlanacak kişiler 6100 sayılı HMK'nın 334. maddesinde sayılmıştır. Anılan maddenin 1. bendine göre ancak gerçek kişiler, 2. bendine göre de ancak kamuya yararlı dernek ve vakıflar adli yardımdan yararlanabilir. Kamuya yararlı dernek ve vakıflar dışındaki tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanmaları mümkün değildir. Adli yardım talebinde bulunan davalının, ticaret şirketi olup adli yardımdan yararlanması mümkün bulunmadığından, adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Hükmü temyiz eden davalı ... Hayvancılık Tarım ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketinin adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Kararın, adli yardım talebi reddedilen tarafa bölge adliye mahkemesince tebliğine, 3- Adli yardım talebi reddedilen tarafın HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca bir hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edebileceğine, 4- Adli yardım talebinin reddi kararına karşı süresi içinde itiraz edilmesi halinde, dosyanın HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca itirazı incelemekle görevli Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine, 5- Adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz edilmemesi veya itirazın reddedilmesi halinde; HMK’nın 366. maddesi atfıyla aynı kanunun 344. maddesi uyarınca, temyiz harçları ile posta giderlerinin bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirilmesine, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde bölge adliye mahkemesince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu kararın temyiz edene tebliğ edilmesine, 6- Davalı şirket tarafından, verilen kesin süre içinde temyiz harçları ile posta giderlerinin tamamlanması veya temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğden itibaren bir hafta içinde temyiz edilerek gerekli giderlerin yatırılması beklendikten sonra davalının temyizi hakkında inceleme yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın bölge adliye mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2020/2165 E., 2021/3596 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılarak dosyanın ikmal edilip yeniden istinaf incelemesi için Daireye gönderilmek üzere mahkemesine geri çevrilmesine, adli yardım red kararı yönünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 337/2 md.
9. Hukuk Dairesi         2020/2165 E.  ,  2021/3596 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT 1- İlk Derece Mahkemesince 21.03.2019 tarih 2017/214 esas ve 2019/ 96 karar sayılı davacısı ..., davalısı ... Metal San. ve Tic. A.Ş olan davada; kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı şirket yetkilisi tarafından 20.04.2019 tarihli gerekçeli istinaf dilekçesi ile adli yardım talepli olarak istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesi; davalı ... Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334/2 bendinde belirtilen kamuya yararlı dernek ve vakıf statüsünde olmadığı, dosya içerisinde yer alan 29.06.2018 tarihli mali müşavirlik rapor tarihi, istinaf harç ve masraf tutarı gözönüne alındığında davalı şirketin kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluşmadığı gerekçesi ile 20.06.2019 tarih 2019/ 1934 esas ve 2019/772 sayılı kararı ile adli yardım talebinin reddine, kararın kesinleşmesi ile davalı tarafından harç ve giderlerin yatırılması yönünde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılarak dosyanın ikmal edilip yeniden istinaf incelemesi için Daireye gönderilmek üzere mahkemesine geri çevrilmesine, adli yardım red kararı yönünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 337/2 md. uyarınca kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde daireye verilecek dilekçe ile itiraz yolu açık olmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 352 madde uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu karar vermiştir. 3-Davalı şirket yetkilisi tarafından 17.07.2019 tarihli adli yardım talebinin reddine ilişkin karardan rücu edilmesi, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını istediği dilekçesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından 2019/ 1 Degişik İş sayı ile yapılan inceleme sonucu; mali müşavirlik rapor tarihinin 29.06.2018 olması, itiraz dilekçesine, mali müşavirden alınma 03.05.2019 tarihli rapor eklendiği, mali duruma ilişkin rapor üzerinden bir yıl geçmesi, bir yıl sonra yine benzer bir rapor alınması, bu süre içinde şirketin faal olduğu, 2016 yılından beri davalının bir çok kez adli yardım talep ettiği, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan istinaf edilen miktar dikkate alındığında ödeme gücünden yoksunluk halini ispat edemediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinde sayılan muafiyet ve haklardan yararlandırılması talebinin reddi yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından verilen red kararının doğru olduğu gerekçesi ile davalı şirketin adli yardım talebinin reddi kararına karşı yaptığı itirazın reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 336. vd maddeleri gereği 23.07.2019 tarihinde kesin olmak üzere karar vermiştir. 4- Davalı şirket tarafından 08.08.2019 tarihli adli yardım reddi kararından rücu edilerek kabulüne karar verilmesini istediği dilekçesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesi 05.09.2019 tarihli ek kararında; 20.06.2019 tarihli 2019/1934 esas ve 2019/772 karar sayılı adli yardım talebinin reddine ilişkin kararın itiraz üzerine kesinleştiğini, şirketin anonim şirket statüsünde sermaya şirketi olduğu, davalı şirket hakkında verilmiş bir iflas kararı veya konkordato ilanı kararı bulunmadığı, şirketin halen aktif olduğu, 31.07.2019 tarihli mali müşavir raporunun adli yardım kararı verilmesi için yeterli olmadığı, adli yardım talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, adli yardımın reddi kararından rücu edilmesi ve adli yardımın kabulüne karar verilmesi taleplerinin reddine, şirket tarafından harç ve giderlerin yatırılması noktasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 344. md uyarınca gerekli işlemlerin yapılarak dosyanın ikmal edilip yeniden istinaf incelemesi için Daireye gönderilmek üzere mahkemesine geri çevrilmesine, kararın İlk Derece Mahkemesince tebliğine, dosya üzerinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 352. madde uyarınca yapılan inceleme sonucu kesin olmak üzere karar vermiştir. 5-Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, 19.09.2019 tarihli istinaf başvuru ve karar harcını yatırması için davalı şirket adına muhtıra düzenlendiği, davalı tarafın harç tahsil müzekkeresinin iptalini istediği 24.09.2019 tarihli dilekçenin; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesinin 05.09.2019 tarihli ek kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın kesin olduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince işlem yapılmaksızın dosyasına konulmasına karar verilmiştir. 6- Davalı şirket yetkilisi tarafından 05.09.2019 tarihli adli yardım talebinin reddine dair verilen ek karardan rücu edilmesini aksi görüş halinde kararın itirazi kabil olmak üzere karar verilmesini istediği dilekçe ve ardından 01.10.2019 tarihli ... Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna Bölge Adliye Mahkemeleri 10. Hukuk Dairesinin ve 1. Hukuk Dairesinin adli yardım talebinin reddine ilişkin verilen kararları yönünden adli yardım ve duruşma talepli olarak uyuşmazlığın giderilmesini istemiştir. 7- Gönderilen muhtıraya rağmen istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması sebebi ile... İş Mahkemesi'nin 2017/214 esas ve 2019/ 96 sayılı 14.10.2019 tarihli karar ile davalı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. 8-Davalı tarafın 21.10.2019 tarihli İlk Derece Mahkemesinin davalı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin karara karşı adli yardım ve rücu talepli yapılan istinaf başvurusu üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 18.11.2019 tarihinde (karar kısmında 18.11.2019 sonuç kısmında 20.11.2019 yazılı) 2019/ 3618 esas ile yapılan inceleme sonucu; 14.10.2019 tarihli istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğunu, daha önce asıl karara karşı istinafı sırasında adli yardım talebinin reddedildiğini, bu kez ek karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, adli yardım talebinin yeniden değerlendirilmeye alındığını, davalı şirketin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334. madde uyarınca kamuya yararlı dernek ve vakıf statüsünde olmadığını, şirket yetkilisi ile aynı soyadı taşıyan mali müşavir tarafından düzenlenen 03.05.2019 tarihli özel amaçlı mali müşavirlik raporun davalı şirketin adli yardım talebinden yararlanması için yeterli olmadığını, şirketin halen faal ve hakkında iflas konkordato kararı bulunmadığını, istinaf harç ve masraf tutarının 165.70 TL olduğunu, kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluşmadığından adli yardım talebinin reddi ile istinaf harçlarının tamamlanması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu 344 md uyarınca işlem yapılmasına bu nedenle dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu itirazı kabil olmak üzere karar verilmiştir. 9- 05.12.2019 tarihinde ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 2019/3618 esas sayılı ara kararı ile asıl kararın istinafı sırasında adli yardım talebinin reddine ilişkin karar verildiği, bu kez ek karara karşı (ek kararın İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2019 tarihli davalı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar olduğu anlaşılmakla) istinaf yoluna başvurulmuş olduğu, adli yardım talebinin yeniden değerlendirilmeye alındığı, ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluşmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu 337.2 md. uyarınca reddine karar verildiği, kararın tebliğ edilmesi gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 337. md. uyarınca davalıya tebliğ ve istinaf işlemleri bakımından yapılacak masrafların ilerde haksız çıkacak taraftan karşılanmak üzere suçüstü ödenediğinden karşılanmasına dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda karar verilmiştir. 10- Davalı şirket yetkilisi tarafından 16.12.2019 tarihli adli yardım talepli, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin (18.11.2019) 20.11.2019 tarihli ve 2019/ 3618 esas sayılı adli yardım talebinin reddine ilişkin karara ilişkin itiraz etmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/ 3 değişik iş ile yaptığı inceleme sonucu; mali müşavirlik raporunun davalı şirketin adli yardım talebinden yaranlanması için yeterli bulunmadığı, şirketin faal olduğu, istinaf harç ve tutarlarının 165.70 TL olduğu dikkate alınarak, kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluşmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinde sayılan muafiyet ve haklardan yararlandırılması talebinin reddi yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından verilen red kararının doğru olduğu gerekçesi ile davalı şirketin adli yardım talebinin reddi kararına karşı yaptığı itirazın reddine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 336. vd maddeleri gereği 18.12.2019 tarihinde karar vermiştir. 11- Davalı şirketin 06.01.2020 tarihli ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin adli yardım talebinin reddine ilişkin karardan rücu ve adli yardım talepli dilekçesinde itirazların kesin olarak reddedildiğini, karardan rücu edilerek hatadan dönülmesini istediği; ardından 26.12.2019 tarihli dilekçesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna Bölge Adliye Mahkemeleri 10.Hukuk Dairesinin ve 1. Hukuk Dairesinin adli yardım talebinin reddine ilişkin verilen kararları yönünden adli yardım ve duruşma talepli olarak uyuşmazlığın giderilmesini istemiştir. 12-... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi 2019/ 3618 esas ve 2020/69 karar sayılı 22.01.2020 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2019 tarihli davalı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek kararına karşı adli yardım talepli olarak istinaf başvurusu yapıldığı, adli yardım talebinin reddedildiği, itiraz üzerine kesinleştiği, istinaf harç ve giderlerini yatırması için muhtıra gönderilmesi gerektiği, yatırılmaması halinde istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, mahkeme ek kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığı ancak istinaf harç ve giderlerinin yatırılmadığının anlaşıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 344 md uyarınca davalı tarafa 1 hafta kesin süre içinde 148.60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı 54.40 TL eksik istinaf karar harcı olmak üzere toplam 203,00 TL harcı yatırması için muhtıra yapılmalı, eksik harcın yatırılması halinde dava dosyasının Daireye gönderilmesi, yatırılmaması halinde ise istinaf başvurusu yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, belirtilen eksikliğin yerine getirilmesi için dava dosyasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334 ve. 352/1-ç md. uyarınca yerel mahkemesine geri çevrilmesine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu kesin olmak üzere karar verilmiştir. 13-Bu karar üzerine davalı şirket yetkilisi 14.02.2020 tarihli dilekçesi ile ihtarlı sürenin durdurulması ve adli yardım talepli olarak, Bölge Adliye Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli kararına karşı Yargıtaya gönderilmek üzere temyiz başvurusunda bulunmuş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi ara kararı ile, 22.01.2020 tarihli ilam ile adli yardım talebinin reddine ilişkin kararın kesinleştiğini, bu sebeple karşılanamayan yargılama harç giderlerinin tamamlatılması için dosyanın geri çevrilmesine karar verildiğini, akabinde Daire kararı doğrultusunda ... İş Mahkemesince 29.01.2020 tarihli ve 2017/214 esas sayılı dosyasında bir hafta kesin süre içinde eksikliklerin tamamlatılması hakkında muhtıra gönderildiğini, tüm dayanak emsal Anayasa Mahkemesi ilamlarına rağmen adli yardım taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, harç ve giderlerin tamamlatılması için verilen geri çevirme kararının da hatalı olduğundan bahis ile Dairenin 22.01.2020 tarihli dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine ilişkin kararın bozulması için temyiz yoluna başvurduklarını belirttiğini, Dairenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344 ve 352/1-ç maddeleri geri çevirme kararının kesin olarak verildiğini, 7036 sayılı İş Kanunu'nun 9. maddesi atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 263/1-ç ve f maddeleri gereği temyizi mümkün olmadığından itiraz üzerine kesinleşmiş olduğu gerekçesi ile 22.01.2020 tarihli 2019/ 3618 esas ve 2020/69 karar sayılı ilamın temyizi mümkün olmadığından ve itiraz üzerine kesinleşmiş olduğundan davalı şirket yetkilisinin temyiz talebinin ve bir haftalık ihtaratlı sürenin durdurulması talebinin reddi gerektiği belirtilerek, gider avansı olmadığından ara kararın davalıya tebliği bakımından masrafların ilerde haksız çıkacak taraftan karşılanmak üzere suçüstü ödenediğinden karşılanmasına, evrak üzerinden yapılan inceleme sonucu Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21.02.2020 tarihinde temyiz başvuru talebinin reddine dair karar vermiştir. 14- İlk Derece Mahkemesince davalı tarafa 29.01.2020 tarihinde gönderilen ve 14.02.2020 tarihinde tebliğ edilen muhtıraya rağmen istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması sebebi ile ...İş Mahkemesi, 2017/214 esas ve 2019/ 96 karar sayılı 28.02.2020 tarihli kararı ile davalı tarafın ek kararı istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. 15-Davalı şirket yetkilisi tarafından ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2020 tarihli ve temyiz başvuru talebinin reddi kararı adli yardım talepli olarak 06.03.2020 tarihinde temyiz edilmiştir. 16- Davalı şirket yetkilisi tarafından 20.03.2020 tarihli adli yardım talepli adli yardım talebi hakkında verilen ve kesinleşen kararlar arasında uyuşmazlığın giderilmesini istediği dilekçesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu 25.06.2020 tarihli 2020/ 1 sayılı kararı ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2019 tarih ve 2019/1934 esas 2019/772 karar sayılı ve 18/11/2019 tarih ve 2019/3618 esas sayılı adli yardım talebinin reddine dair kararları ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2020 tarih ve 2017/17174 esas ve 2020/342 karar sayılı kararı, ... İcra Ceza Mahkemesi'nin 04/03/2020 tarih ve 2020/105 esas sayılı kararı, ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/603 esas sayılı kararı, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 26/04/2018 tarih ve 2018/35 esas sayılı karaları arasında uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülerek Yargıtay ilgili dairesine başvurulması istenmiş ise de, uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülen adli yardıma ilişkin kararların itiraza tabi ara karar niteliğindeki kararlardan olması, adli yardım taleplerinin her bir dosya yönünden somut olaya göre değerlendirilmesinin gerekmesi ve her bir kararda tarafların ve dava konularının farklı olması nedeni ile 5235 sayılı Kanunun 35.maddesi gereğince Yargıtay ilgili Hukuk dairesine başvurulmasına gerek olmadığına ve taleplerin reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin adli yardım talepli istinaf başvurusuna ilişkin adli yardım talebinin reddi kararının itiraz üzerine kesinleştiği ve temyizi mümkün olmadığına ilişkin 21.02.2020 tarih 2019/3618 esas-2020/69 karar sayılı temyiz başvuru talebinin reddi kararı süresi içinde davalı şirket yetkilisi tarafından temyiz edilmiş olmakla, Davalı ... Metal Sanayi ve Ticaret A. Ş. yetkilisi tarafından yapılan Adli Yardım talepli temyiz başvurusu üzerine Mahkemece dosya içerisine alınan belgeler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi kapsamında değerlendirildiğinde; davalı ... Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin bu dosyanın temyizine özgü olarak adli yardıma müstehâk olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulü ile temyiz incelemesinin (ilerde haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere) harçsız yapılmasına karar verildi. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334. madde ile 340. maddeler arasında adli yardım konusu düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 337/2 maddesi; (Değişik: 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir. " şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334/2 maddesinde; kamuya yararlı dernek vakıfların iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334/2. maddesi uyarınca, kamuya yararlı dernek ve vakıflar dışındaki tüzel kişiler adli yardım talebinde bulunamaz. Ancak davalı ... Metal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirket yetkilisi tarafından yapılan adli yardım talebi ile dosya içerisine alınan belgeler ve aynı tüzel kişi için Anayasa Mahkemesi 2018/13056 Başvuru numarası, 17.07.2019 tarihli kararında ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2020 tarih 2017/ 17174 esas ve 2020/ 342 sayılı kararında adli yardım şartları kabul edildiğinden Dairemizce davalı şirketin temyiz incelemesi yönünden adli yardım talebinde bulunma şartlarına haiz olduğunu kabul etmek gerekmiştir. Diğer yandan; adli yardım talebinin reddi kararı itiraza tabi karar niteliğinde olduğundan adli yardım talebinin her bir dosya yönünden somut olaya göre değerlendirilmesi gerekir. Davalı şirket yetkilisinin adli yardım talepli istinaf başvurusunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından adli yardım talebinin reddine ilişkin verdiği kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince itiraz üzerine incelenmek sureti ile kesinleştiği anlaşılmaktadır. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 337/2 maddesi uyarınca kesin olduğundan; Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2020 tarih 2019/3618 esas-2020/69 karar sayılı temyiz başvuru talebinin reddine ilişkin kararının ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.02.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2020/1704 E., 2020/4349 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 337. maddesinin 2.
17. Hukuk Dairesi         2020/1704 E.  ,  2020/4349 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Şabanözü Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı temyiz dilekçesinin reddine dair verilen 19.02.2020 tarihli ara kararın süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- 19.2.2020 tarihli ara kararı temyiz eden davalı ... vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvuru sırasında adli yardım talep edilmiştir. Temyiz kanun yoluna başvuru sırasında adli yardım talep edildiğine göre, bu talep hakkında karar verme yetkisi kanun yolu incelemesini yapacak olan Yargıtay'a aittir.(HMK mad. 336/3) Davalı ...’nun temyiz kanun yoluna başvuru sırasında ileri sürdüğü adli yardım talebi yerinde görüldüğünden kabulüne, temyiz harç ve giderlerinden geçici olarak muaf tutulmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 337. maddesinin 2. fıkrasında “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir...” hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasında görülen tazminat davası yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davalı ... vekili tarafından adli yardım talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nce 02.12.2019 tarihli ara karar ile adli yardım talebi HMK 337/2. maddesi gereği reddedilmiş, anılan karara karşı davalı ... vekilince itiraz edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nce 30.12.2019 tarihli ara karar ile adli yardım talebinin reddine dair ara karara yönelik itirazının HMK 337/2. maddesi gereğince reddine kesin olarak karar verilmiş, bu karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nce 19.02.2020 tarihli ara karar ile itiraz üzerine verilen karar kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin HMK’nın 366/1 maddesi ve 362/1-a maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, 19.02.2020 tarihli ara karar davalı ... vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir. Yukarıda açıklanan HMK’nin 337/2. maddesi uyarınca itiraz üzerine verilen kararın kesin olduğu anlaşıldığından, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.02.2020 tarihli ara kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan 19.2.2020 tarihli ara kararın ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 30,10 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına 02/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, adli yardımın kapsamı ve etkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Adli yardım, daha önce (karardan önce) yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.
B) Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten yanlış bilgi verdiği ortaya çıkarsa adli yardım kararı kaldırılır.
C) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar, dava sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur.
D) Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok 5 yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.
E) Tahsilatın mağduriyete neden olacağı anlaşılırsa, mahkeme haksız çıkan tarafı yargılama giderlerinden tamamen veya kısmen muaf tutabilir.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol