6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 338

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 338. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 338- (1) Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır. Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

595 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2023/1917 E., 2024/5577 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
rarıyla; somut uyuşmazlıkta davacı, taraflar arasında görülen davalarda davacı olan, eldeki uyuşmazlık bakımından ise davalı olan ...'in adli yardım kararı almak üzere sunduğu fakirlik belgesinin geçersizliğinin tespitini talep etmiş olup, HMK'nın 336. ve 338. maddeleri gereğince adli yardım kararına itirazın davanın görüldüğü mahkemede ileri sürülmesi gerektiği, bu nedenle açılan davada, davacını
4. Hukuk Dairesi         2023/1917 E.  ,  2024/5577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1505 E., 2022/2034 K. HÜKÜM/KARAR: Davanın usulden reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/257 E., 2022/64 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in Almanya'da doğduğunu, 1991 yılından beri kendisi ve ailesinin geçimini sağlayan bir iş insanı olduğunu, davalının 2014 yılına kadar Almanya'da ikamet eden müvekkiline 300.000,00 Euro'ya ulaşan yatırımlarının artık çok fazla olduğunu, bankalardan kredi çekmek suretiyle kaynak bulma yoluna gitmelerini ancak müvekkilinin Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle bankaların şirkete kredi vermedikleri yönünde müvekkilini aldatarak %81 hissesini 2012 yılında bedelsiz devraldığını, taraflar arasında davalar bulunduğunu, davalının bu davalarda adli yardım kararı aldığını, adli yardım kararı almak için davalı (açılan davalarda davacı) tarafından sunulan fakirlik belgesinin kötü niyetle alındığını, davalının halihazırdaki ekonomik durumu nedeniyle fakirlik belgesinin geçersiz olduğunu belirterek bu yönde tespit kararı verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap-karşı dava dilekçesinde; bahsi geçen ticaret şirketinin banka kayıtlarının dava dosyasında bulunduğunu, şirketin kurumsal kimlik ve yapısı olması nedeni ile basiretli tacir sıfatı ile hareket etme harici bir imkanının bulunmadığını, şirketin kasten batırılmasının asli faillerinin davacılar olduğunu belirterek davacılar tarafından yaratılan durumlar nedeni ile karşılaştığı durumlar neticesinde 50.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlar olup dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullar olduğu, Mahkemenin, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceleyeceği ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı olmadığı, dava şartlarının dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar varolması gerektiği, dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemenin HMK 115 maddesi gereği dava şartı noksanlığı sebebiyle davayı usulden reddetmesi gerektiği davacılar davalı için düzenlenen fakirlik belgesinin geçersizliğini talep etmiş ise de bunun Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği, dava açmasında hukuki yararı olmadığı, gerekçesiyle, davacı tarafça 6100 sayılı Yasa'nın 114/1-h maddesi gereğince davacılar - karşı davalıların dava açmakta hukuki yararı olmaması nedeniyle 6100 sayılı Yasa'nın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı - karşı davacının talebinin tefriki ile yeni esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalının müvekkillerinden davacı ...'in fiilen eski ortağı olduğunu, derdest davalar sebebiyle hukuki ortaklığının devam ettiğini, 2014 yılı sonu, 2015 ve 2016 yıllarında müvekkili ile ortaklığının bulunduğunu,...Kozmetik unvanlı şirketin milyonlarca lira değerinde mal ve parasını kaçırdığını, 2015 yılı başlarında gayri faal ... getirdiğini, bu şirketin geçmiş dönemdeki ekonomik itibarını kullanmak suretiyle Finansbank Pendik Şubesinden muhtelif tarihlerde 412.000,00-TL ve 120.000,00 TL kredi kullandığını, bu hususların banka kayıtları ve icra dosyaları ile sabit olduğunu, müvekkilinin kız kardeşi... ve eniştesi ...'ndan daha evvel almış olduğu vekaletnamelerdeki yetkilerini kötüye kullanarak bu kişilere ait gayrimenkulleri üçüncü şahıslara devrederek haksız kazanç elde ettiğini, tüm bu haksız kazançlara rağmen uhdesinde bulunan mal ve parasını gizleyerek fakirlik belgesi aldığını, mahkemelerce yapılan mal varlığı sorgusunda kendi adına aktif ve pasif gayrimenkulleri bulunduğunu, kendi adına olmamakla birlikte yakın komşuları tarafından gönderilen fotoğraftan ve davalının ikrar niteliğindeki beyanlarından anlaşılacağı üzere 34 HU 0173 plakalı aracın sahibi olduğunu. Tüm bu hususlarla ilgili dava dosyaları, banka kayıtları ve diğer delillerin davanın esası incelenmediğinden sunulamadığını ve dosyaya celp edilemediğini, ilk derece mahkemesince hukuki dinlenme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi hususu ile Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesine aykırı davranıldığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; somut uyuşmazlıkta davacı, taraflar arasında görülen davalarda davacı olan, eldeki uyuşmazlık bakımından ise davalı olan ...'in adli yardım kararı almak üzere sunduğu fakirlik belgesinin geçersizliğinin tespitini talep etmiş olup, HMK'nın 336. ve 338. maddeleri gereğince adli yardım kararına itirazın davanın görüldüğü mahkemede ileri sürülmesi gerektiği, bu nedenle açılan davada, davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalının dava dilekçesinde açıklanan tüm haksız kazançlarına rağmen uhdesinde bulunan mal ve parasını gizleyerek fakirlik belgesi aldığı, mahkemelerce yapılan mal varlığı sorgusunda kendi adına aktif ve pasif gayrimenkulleri bulunduğu, kendi adına olmamakla birlikte yakın komşuları tarafından gönderilen fotoğraftan ve davalının ikrar niteliğindeki beyanlarından anlaşılacağı üzere 34 HU 0173 plakalı aracın sahibi olduğu hususlarına yer verildiği, ancak dava dosyaları, banka kayıtları ve diğer delillerin davanın esası incelenmediğinden sunulamadığını ve dosyaya celp edilmediği, davalı tarafından -kendi beyanına göre- ikamet ettiği muhtarlıktan kolaylıkla aldığı fakirlik belgesiyle davacılara yönelik onlarca hukuk davası ikame edebildiği, 1.000.000,00 TL tutarındaki icra dosyasının teminatsız durdurulması imkanına erişebildiği, davacıların zaman ve para kaybına sebebiyet verdiği, nihayetinde de mahkemelerde gereksiz iş yükü ve zaman kaybına sebebiyet verdiği, devlet bütçesine de zarar verildiği, davalının bu eylemlerinin halen devam ettiği, şahsen davacı avukatına karşı da davalı tarafından 26 adet dava açıldığı, ilk derece mahkemesi kararının aksine- davacı avukatının da içinde bulunduğu davacıların hukuki yararının yanı sıra mahkemelerin ve hazinenin de yararı bulunduğundan kamu yararı bulunduğu, hukuki dinlenilme hakkı gereği de taraflar duruşmaya çağrılıp dinlenilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafça farklı dava dosyalarında ibraz edilen fakirlik belgesinin geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 106,114, 336 ve 338 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, HMK'nın 338 inci maddesinde adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiğinin ortaya çıkması veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararının mahkemesince kaldırılabileceğine dair mevcut düzenleme gözetildiğinde davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamasına göre davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Hukuk Dairesi, 2024/2776 E., 2024/4654 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114, 115, 334 ila 340. maddeleri.
1. Hukuk Dairesi         2024/2776 E.  ,  2024/4654 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/561 E., 2015/1013 K. HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karar, süresinde davacı ... tarafından adli yardım istekli ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/13862 Esas, 2020/647 Karar sayılı geri çevrime kararı ile davacı ...’nin adli yardım isteğinin kabul edildiği gözetilerek süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ...’nin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, adli yardım talepli dava dilekçelerinde; davacı ...’nın mirasbırakanı ...’ın 1981 yılında öldüğünü, geride davacı ... ile davalı ... ve dava dışı ...’ın mirasçı olarak kaldığını, dava dışı mirasçının miras hakkını aldığını ancak davalının kendisine miras hakkını vermediğini, mirasbırakandan gelen 22 parça taşınmazın davalı ... adına tescil edildiğini, 7 parça taşınmazın ise davalı ...’ın arkadaşı olan diğer davalı ... adına ve 3 parça taşınmazın da davalı ...’nin oğlu davalı ... adına tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile ½ payının davalı ..., ½ payının davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmişler, 17.06.2015 tarihinde davacı ... adına Av ... ... vekaletname sunmuştur. II. CEVAP Davalı ... ve Murat; davacı ...’nın miras hakkını aldığını, bu yöne ilişkin Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/329 Esas sayılı dosyasında karar verildiğini, eldeki davada dava konusu edilen taşınmazların belirtilen davada da dava konusu olduğunu, davacı tarafın ada parsel numaraları değişen taşınmazlar yönünden kötüniyetli olarak dava açtığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek reddini istemişler, diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı ...’nin, adli yardım talebinin reddine dair kararına itiraz ettiği, Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D. İş. Esas, 2015/82 Değ. İş. Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davacıların süresi içerisinde harç ve yargılama giderlerini yatırmadıkları gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde adli yardım istekli olarak davacı ... ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Nedenleri Davacı ... vekili ve davacı ... temyiz dilekçelerinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla ve adli yardım talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, farklı Mahkemelerde açılan davalarda adli yardım isteklerinin kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640, 701 ve 702. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114, 115, 334 ila 340. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 14.05.2015 tarihinde 10.000 TL dava değeri üzerinden adli yardım istekli olarak ... ve ... tarafından açıldığı, 24.07.2015 tarihli ön inceleme tensip zaptı ile davacıların maddi durumunun iyi olduğu anlaşıldığından adli yardım talebinin reddine karar verildiği ve nispi harç ile maktu peşin harcın mahkeme veznesine yatırılması için bir aylık kesin süre verildiği, yatırılmadığı takdirde müteakip işlere devam edilemeyeceğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ve ayrıca toplam 110,00 TL gider avansının yatırılması için bir aylık kesin süre verildiği, bu süre içerisinde gider avansı yatırılmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddedileceğinin ihtar edildiği, tensip zaptı davacı ... vekiline tebliğ edilmeden önce 30.07.2015 tarihinde davacı ...’nin yeniden adli yardım talebinde bulunduğu, bunun üzerine anılan dilekçe adli yardımın reddi kararına itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek, ret kararının incelenmesi için dosyanın Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D.iş Esas ve 2015/82 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davacı ... vekiline 24.07.2015 tarihli adli yardım isteğinin reddine ilişkin tensip zaptının 29.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 05.10.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların adli yardım taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, farklı dosyalarda talebin kabul edildiğini belirterek 24.07.2015 tarihli ara karardan dönülmesini talep ettiği ve 10.11.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın gider avansı yatırılmadığından usulden reddine karar verildiği, karar tarihinden sonra 05.12.2015 tarihinde davacı ...’nın öldüğü, geride davacı ... ile dava dışı ..., ... ve ...’nin mirasçı olarak kaldığı, kararın 20.04.2016 tarihinde davacı ... tarafından adli yardım istekli temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; dava, davacı ... adına tescil istekli olarak anılan davacının miras payına dayanılarak açılmış olup davacı ...’nin ölümü ile birlikte vekalet ilişkisi sona erdiğinden davacı ... vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazlarının dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Ne var ki, kararı temyiz eden davacı ..., davacı ...’nın mirasçısı olduğundan temyiz itirazlarının davacı ...’nin terekesi adına incelenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere; Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 336/3.maddesine göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay'a ait olacağı düzenlenmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK′nın 337/2. maddesinde, adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebileceği, mahkemenin, itirazın incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye göndereceği, itiraz incelemesi neticesinde verilen kararın kesin olduğu, adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabileceği; aynı Kanun’nun 120. maddesine göre davacının dava açarken yargılama harçlarını ve gider avansını mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde ise mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacının yatırması gereken gider avansının dava şartları arasında sayıldığı, HMK'nın 115/2. maddesinde dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut olaya gelince; davacı ... vekiline 24.07.2015 tarihli adli yardım isteğinin reddine ilişkin tensip zaptının 29.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 05.10.2015 tarihli dilekçesi ile davacıların adli yardım taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, tensip ara kararından dönülmesini talep ettiği, bu dilekçe hakkında işlem yapılmadığı anlaşılmakta olup davacı ...’nin 30.07.2015 tarihli dilekçesi üzerine dosyanın gönderildiği Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.09.2015 tarih, 2015/82 D.iş Esas ve 2015/82 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği gözetildiğinde davacı ...’nin itirazı değerlendirilmeden sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, adli yardımın reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra davacı tarafa harç ve gider avansı için muhtıra tebliğ edilmesi gerekirken, hakkın doğup doğmayacağı henüz belli olmadan önce harç ve gider avansının yatırılması amacıyla gönderilen 24.07.2015 tarihli tensip kararının davacı aleyhine hukuki sonuç doğuracak, hak arama özgürlüğü ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacak şekilde yorumlanması da doğru değildir. Hal böyle olunca, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/13862 Esas, 2020/647 Karar sayılı geri çevrime kararı ile davacı ...’nin adli yardım isteğinin kabul edildiği ve davacı ...’nin öldüğü gözetilerek anılan davacının mirasçıları yönünden taraf teşkilinin sağlanması, ölen davacının dava dışı mirasçılarının olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanan temsilciye tebligat yapılması suretiyle davanın sürdürülmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2. Davacı/mirasçı ...’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/393 E., 2023/1354 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 6. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6100 Sayılı Kanunun 338. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,..." karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2023/393 E.  ,  2023/1354 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/5 E., 2022/8 K. KARAR : Davanın reddine 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 6. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava ve 09.06.2022 havale tarihli açıklama dilekçelerinde; yüklenici firma tarafından müvekkili ve diğer hissedarlara karşı Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/307 Esas sayılı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı tazminat davası açıldığını, ikinci davanın ise müvekkili tarafından yükleniciye karşı aynı Mahkemede 2019/595 Esas numarası ile açılan riskli yapı nedeniyle yıkım bedelinin tespiti davası olduğunu, yüklenici şirket vekilinin ölümle tehdidi nedeniyle duruşmaya ara veren ihbar olunan hâkimin tutanak tutmadığını, aldığı ara kararların gereklerini yerine getirmediğini, ön sorun mahiyetindeki görev itirazını bir yıla yakın süre geçmesine rağmen karara bağlamadığını, yüklenicinin açtığı davada keşif kararı alınmasına rağmen aynı gün duruşması bulunan müvekkilinin açtığı davada keşif kararı verilmediğini, maddi hatalarla ilgili taleplerinin dikkate alınmadığını, dava dosyasındaki inşaat ruhsatının aslının davacı şirket vekiline ihbar olunan hâkimin izni ile verildiğini, vekâletsiz iş görmeden kaynaklanan zararın tazmini için Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/582 Esas numarası ile açılan davanın 2019/307 Esas sayılı dava ile birleştirildiğini ancak delillerin toplanmadığını, kat karşılığı arsa payı sözleşmesinin feshine ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, ilgili diğer belgelerin ise celbedilmediğini, yıkım tehlikesi arz eden inşaata ilişkin tedbir ve kayyım taleplerinin karşılanmadığını, yüklenici tarafından idari yargıda açılan dava dosyasının getirtilmediğini, bu suretle hakkın yerine getirilmesinden kaçınıldığını ileri sürerek maddi tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1,00 (Bir) TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... Hazinesi vekili; davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 tarihli ve 2021/5 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararı ile; "...İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay'a gönderilmek üzere Afyonkarahisar adliyesi UYAP tevzi birimine teslim edilen dava dilekçesi tevzien Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/52 Esasına kaydedilmekle, mahkemece 28.01.2021 tarih 52-63 sayısıyla, dava dilekçesinin Yargıtay'a gönderilmesine, esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiş, davacı tarafın anılan kararı istinaf etmesi sonrası dava açıldıktan sonra dava dilekçesi 15.09.2021 tarihinde takriben 9 ay sonra Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'ne ulaşmıştır. Dilekçelerin gönderilmesi safhasından sonra 18.01.2021 tarihli ön inceleme oturumu, davacı tarafın mazereti sebebiyle 15.03.2022 tarihine, yine ikinci kez mazeret bildirimi üzerine 29.05.2022 tarihine bırakılmış, davacı taraf hakim sorumluluğu sebepli eldeki davada, ayrım ve tasnif yapmadan, esas davadaki dilekçe ve eklerini her bir talep ve dilekçesinde yinelemesi sebebiyle, 29.05.2022 tarihli oturumda, HMK 31, 48 ve 194 maddesi uyarınca davacı taraftan açıklama istenmiş, 09.06.2022 havale tarihli açıklama beyan dilekçesi alındıktan sonra HMK 137/2, 140/4 uyarınca iki oturumda ön inceleme duruşması yapılamamış, 27/09/2022 tarihli oturumda ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulh olamamışlar, davacı taraf yazılı kayıtları dosyaya kazandırdığı imzalı beyanıyla belirterek talep gibi karar verilmesini istemiştir. Davacı taraf esas davadaki talep ve dilekçe ve suretlerini her bir talep dilekçesine ekleyerek, eldeki davanın hakim sorumluluğuna bağlı dava olduğu ayrımını yapmadan, dilekçeler arasında ayrım ve tasnif yapmadan aynı dilekçe ve suretlerini defaatle yinelemiş, 4 klasör dolusu aynı dilekçe ve suretleri fiziki inceleme zorluğuna sebep olacak şekilde, müşkülatı barındırır biçimde dosyasına sunulmuştur. Davacı taraf hakkın yerine getirilmesinden kaçınıldığından bahisle, maddi tazminat istekli davayı açmış ise de, iş bölümü ve görev itirazlarının karşılanmaması, tazminat davasında keşif kararı verilmesi, kentsel dönüşüm temelli davada keşif isteğinini karşılanmamış olması, tedbir ve kayyım isteklerinin cevap bulmamış olması, ilgili esas dosyalarında itiraz ve kanun yolu incelemesi ile tartışılması yapılacağından, bu sebeplere bağlı tazminat isteği kabule değer görülememiştir. Yapı ruhsatı aslının karşı tarafa verilmiş olması belge ibrazında müşkülata sebep olur ise de ruhsata bağlı olarak verilen bir belge sıra dahilinde incelenerek kayıt altına alınarak belediyelerce ruhsat belgesi verildiği bilindiğinden, ruhsat veren birimden suretinin alınması mümkün görüldüğünden, konuya ilişkin tazminat isteği de karışlanamamıştır. Duruşmada ölümle tehdit konusu ceza yargılamasının konusu olup bunun takip, ispat ve sonuçlandırılması da ceza yargılaması ile olacaktır. UYAP sistemi teknolojik gelişmelere bağlı olarak adli hizmette kaliteli ve seri hizmet alınması için hizmete alınmış ise de, sistemde kayıt altına alma, sonuç çıkarma birimlerinde ayrı ayrı hizmet sağlandığından kayıt altına alınmadaki eksiklikten sonuç çıkarma birimindeki yargılama sujesinin sorumlu tutulmaması gerekir. Zira sistem bir bütün olup, yargılama sujesinin kendinin müdahil olmadığı bir durumdan ötürü sorumluluğuna gidilmesi düşünülemez. Bilakis kaydı esas merciine ulaştıracak kararı alarak dava dilekçesinin Yargıtaya gönderilmesini sağlamış, üzerine düşeni tamamlamış, bu sebeple sorumluluğu olamaz. Herkes haklarını kullanırken dürüst davranmak zorundadır. Kimse kanuni hakkını kullandı diye kınanamaz ise de, mesleki liyakati olan ruhsata bağlı olarak mesleğini yürüten birinin talep konusu ile sınırlı ve yeterli olacak şekilde talep dilekçesini hazırlaması incelemeye yetkili merciye verme ile yetinmesi işin mahiyetine uygun düşer iken, bundan sarfınazar edilerek aynı talep ve dilekçelerin fiziki takip ve müşkülata düşürür biçimde, ayrım ve tasnifi yapılmadan, yargılama sujesi önüne getirilmesinde yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesine ilerlemesine hizmet ettiği düşünülemez. Aynı şekilde ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtayda açılan bir dava için gönderilmek üzere ilk basamak adli yargı merciine verilen dava dilekçesinin UYAP sistemindeki işleyiş sebepli ilgili mahkemede esas numarası alması, esastan çıkarılması ve gönderme kararına karşı istinaf edilmiş olmasında, dava dilekçesinin 9 ay sonra açılan merciye ulaşmasında, geçen süreçte, hakkın dürüstlük kuralına uygun isabetle kullanılmış olduğunu söylemeye imkan yoktur. Bir hakkın sırf ızrar gibi kullanılmasını kanun korumaz. Hal böyle olunca, HMK 46. maddesinde sayılan hallerin varlığı ve ispatı yerine getirilmediğinden, hakların kullanılmasının dürüstlük kuralına uygun ve sakınılarak kullanılması asıl olduğundan kanuni şartları taşımadığından, tazminat istekli davanın reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın sabit olmadığından REDDİNE, 2-HMK'nın 49/1. maddesi gereğince 3.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan tahsiline, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi 13/2. maddesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 17.800,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Alınması gereken 80,70 TL ret harcından 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40 TL harcın davacıdan alınıp Hazineye irat kaydına, 5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6100 Sayılı Kanunun 338. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,..." karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN 8. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında Özel Dairece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekiline 30.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 09.02.2023 havale tarihli dilekçesi ile kararı temyiz ettiği ancak temyiz harçlarını yatırmadığı, Özel Dairece miktar belirtilmeksizin temyiz başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile 200,00 TL gider avansını tebliğden itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde yatırması aksi hâlde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği ihtaratını içeren 10.02.2023 tarihli muhtıra düzenlenerek davacı vekiline tebliğe çıkarıldığı, 22.02.2023 tarihinde muhtıranın tebliği üzerine davacı vekilinin 27.02.2023 havale tarihli dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunduğu, Özel Dairenin 27.02.2023 tarihli ek kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verildiği, ek kararın 06.03.2023 tarihinde tebliği üzerine davacı vekilinin 06.03.2023 havale tarihli dilekçesi ile adli yardım talebinin reddi kararına itiraz ettiği ve hâlen temyiz harçlarının yatırılmamış olduğu, dosyanın ise bu hâli ile adli yardım talebinin reddi kararına ilişkin itirazın incelenmesi için Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği, dosya Hukuk Genel Kurulunda iken davacı vekili tarafından verilen 10.03.2023 ve 30.10.2023 kayıt tarihli “Kanun Yararına Temyiz” dilekçelerinin de üst yazı ekinde hem Hukuk Genel Kuruluna hem de Adalet Bakanlığına gönderildiği anlaşılmakla; a) Temyiz başvurusu bakımından yapılan adli yardım talebini inceleme görevinin Özel Daireye mi yoksa Hukuk Genel Kuruluna mı ait olduğu; buradan varılacak sonuca göre adli yardım talebinin reddine ilişkin Özel Dairece verilen ek karar kaldırılarak davacı vekilinin adli yardım talebinin incelenmesinin gerekip gerekmediği; b) Hukuk Genel Kurulunca adli yardım talebi incelenerek talebin reddine karar verildiği takdirde yatırılmamış olan temyiz başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının ve gider avansının yatırılması bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 366 ncı maddesi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun’un 344 üncü maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususları ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE A) Birinci ön sorun yönünden: 9. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Kanun'un 334 ilâ 340 ıncı maddelerinde düzenlenmiş olup anılan Kanun’un 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre, “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.” 10. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. 11. Bu kapsamda davacı vekilinin temyiz başvurusu bakımından yaptığı adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili merci, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.02.2023 tarihli ve 2021/5 Esas, 2022/8 Karar sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek davacı vekilinin temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir. B) İkinci ön sorun yönünden: 12. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, .../Özekes, .../Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 13. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334 üncü maddesinin birinci fıkrası, "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 14. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 15. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu yani kendisinin ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez vd s. 2417-2419). 16. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 17. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus 6100 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 18. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhâl reddedilmelidir. 19. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır, bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.04.2023 tarihli ve 2023/4-126 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararı). 20. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisinin ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez vd s. 2427). 21. Somut olayda davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 6. Hukuk Dairesine maddi tazminat haklarını saklı tutarak 1.00 (Bir) TL manevi tazminat davası açtığı, Özel Dairece davanın esastan reddine karar verildiği, kararı temyiz eden davacı vekilinin temyiz harç ve giderlerinin yatırılması bakımından muhtıra tebliği üzerine adli yardım talebinde bulunduğu, dilekçesine davacı asıl hakkında kısıtlanması talebiyle Büyükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın tensip tutanağını eklediği, tutanağın tetkikinde davacı adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydına vesayet şerhi işlenmesine karar verildiği, Özel Dairece UYAP ortamında TAKBİS veri tabanı üzerinden davacı adına kayıtlı taşınmaz mal varlığı sorgulaması yapıldığı ve sorgulama sonucunun dosya içinde bulunduğu anlaşılmıştır. 22. Şu hâlde dosya kapsamı itibariyle adli yardım talebi değerlendirildiğinde, davacının belirlenen taşınmaz mal varlığına ve semereler üzerine tedbir konulmamış olmasına göre yatırılması gereken temyiz harç ve giderlerinin yüklü bir miktar olmadığı da dikkate alındığında Kanun'da öngörülen koşulların oluşmamış olması nedeniyle adli yardım talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 23. Hâl böyle olunca temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı vekili tarafından temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığı anlaşıldığından; a) 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 344 üncü maddesi uyarınca; i) Temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması, aksi hâlde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacı vekiline yazılı olarak bildirilmesi, ii) Verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderleri yatırılmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek davacı vekiline tebliğ edilmesi, b) Verilen kesin süre içinde; i) Temyiz harçlarının tamamlanması hâlinde, ii) Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davacı vekilinin adli yardım talebinin REDDİNE, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/392 E., 2023/1353 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 6. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6100 Sayılı Kanunun 338. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,..." karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2023/392 E.  ,  2023/1353 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/9 E., 2022/9 K. KARAR : Davanın reddine 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 6. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava ve 09.06.2022 havale tarihli açıklama dilekçelerinde; yüklenici firma tarafından müvekkili ve diğer hissedarlara karşı Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/307 Esas sayılı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı tazminat davası açıldığını, ikinci davanın ise müvekkili tarafından yükleniciye karşı aynı Mahkemede 2019/595 Esas numarası ile açılan riskli yapı nedeniyle yıkım bedelinin tespiti davası olduğunu, yüklenici şirket vekilinin ölümle tehdidi nedeniyle yargılamanın yapılamaz hâle geldiğini, ihbar olunan hâkimin kendisinden önce duruşmaya çıkan hâkimin aldığı ara kararların gereklerini yerine getirmediğini, ön sorun mahiyetindeki görev itirazını bir yıla yakın süre geçmesine rağmen karara bağlamadığını, yüklenicinin açtığı davada keşif kararı vermiş iken müvekkilinin açtığı davada keşif kararı alınmadığını, ayrıca inşaat ruhsatının alınması sırasında müvekkilinin imzasının taklit edilmesi nedeniyle Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2021/82 Esas sayılı davanın açıldığının Mahkemeye bildirildiğini ancak bu durumun göz ardı edildiğini, yıkım bedelinin tespiti davasının tazminat davası ile birleştirilmediğini, davalılar arasında yapılan kat karşılığı arsa payı sözleşmesinin feshine ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, ilgili diğer belgelerin ise celbedilmediğini, ihbar olunan hâkimin kendisi hakkında açılan Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/131 Esas sırasında kayıtlı davada yasaklı olmasına rağmen karar verip dosyayı kapattığını, hakkın yerine getirilmesinden kaçındığını ileri sürerek maddi tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1,00 (Bir) TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; yargılama devam ettiğinden zarar oluşup oluşmadığının belli olmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinde belirtilen sorumluluk nedenlerinden hiçbirisinin somut olayda bulunmadığını ve delil de sunulmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 tarihli ve 2021/9 Esas, 2022/9 Karar sayılı kararı ile; "...İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay'a gönderilmek üzeere Afyonkarahisar adliyesi UYAP tevzi birimine teslim edilen dava dilekçesi tevzien Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 201/146 E.na kaydedilmekle, mahkemece 24.02.2021 tarih 146-133 sayısıyla, sehven mahkeme esasına kaydedildiği, dava dilekçesinin Yargıtay'a gönderilmek üzere açıldığı belirtilerek, karar verilmesine yer olmadığına, esasın bu şekilde kapıtlmasına karar verilmiş, davacı tarafın anılan kararı istinaf etmesi sonrası dava açıldıktan sonra dava dilekçesi önce Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ne ardından 16.12.2021 tarihinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'ne gelmiş, 10 ay sonra mahkemesine ulaşmıştır. Davacı taraf esas davalardaki dilekçe ve suretlerini eldeki davanın, hakim sorumluluğuna bağlı tazminat davası olduğu ayrımını gözetmeden tasnif ve ayrım yapmadan aynı dilekçe ve suretlerini her bir talebinde yinelemiş, bir klasör dolusu defaatle yinelenen yazılı kayıt örnekleri fiziki inceleme zorluğuna sebap olacak şekilde müşkülatı barındırır biçimde dosyaya sunulmuştur. Dilekçelerin gönderilmesi safhasından sonra 29.05.2022 tarihinde ön inceleme duruşma daveti yapılmış, esas davalardaki dilekçelerin ayrım ve tasnifi yapılmadan dosaya sunulması sebebiyle davacı taraftan HMK 31,48 ve 194 uyarınca açıklama istenmiş, 09.06.2022 havale tarihli dilekçe ile açıklama beyanı alınmış 27.09.2022 tarihli oturumda ön inceleme duruşması tamamlanmış, taraflar sulh olamamışlar, davacı taraf yazılı kayıtları dosyaya kazandırdığını imzalı beyanıyla bildirerek, isteklerinin kabulünü talep etmiştir. Davacı taraf, hakim hakkında hakkın yerine getirilmesinden kaçınıldığından bahisle tazminat istemekte ise de, yüklenicinin açtığı alacak davasında keşif kararının karşılanması, arsa sahiplerinin açtığı kentsel dönüşüme bağlı rıskli yapı tespiti davasında keşif isteğinin kaşılanmamış olması tedbir-kayyım isteklerinin cevapsız kalmış olması, esas davasında itiraz ve kanun yolu incelemesine tabi olacağından, sırf bu sebeple ayrı ayrı dosyada yürütülen yargılamada kıyaslar biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak hakim sorumluluğuna gidilmesi düşünülemez. Zira her bir esasın kendine ilişkin bir itiraz ve kanun yolu incelemesi vardır. UYAP sistemi teknolojik gelişmelere bağlı olarak adli hizmetle kaliteli ve seri hizmet alınması için hizmete alınmış ise de, sistemde kayıt altına alma sonuç çıkarma birimlerinde ayrı ayrı hizmet sağlandığından kayıt altına almadaki eksiklikten sonuç çıkarma birimindeki yargılama sujesinin sorumlu tutulmaması gerekir. Zira sistem bir bütün olup yargılama sujesinin kendisinin müdahil olmadığı bir durumdan ötürü sorumluluğuna gidilmesi düşünülemez. Bilakis daa dilekçesinin esas merciine ulaştıracak kararı alarak dava dilekçesinin Yargıtay'a gönderilmesini sağlamış, üzerine düşeni yerine getirmiştir. Bu sebeple de sorumluluğu olmaz. Herkes hakkını kullanırken dürüst davaranmak zorundadır. Kimse kanuni hakkını kulandı diye kananamaz ise de, mesleki liyakati olan ruhsata bağlı olarak mesleğini yürüten birinin talep konusu ile sınırlı ve yeterli olacak şekilde talep dilekçesinin hazırlaması incelemeye yetkili merciiye verme ile yetinmesi işin mahiyetine uygun düşer iken, bundan sarfınazar edilerek esas davaya ilişkin aynı talep ve dilekçeleri fiziki takip ve müşkülata düşürür biçimde ayrım ve tasnifi yapılmadan yargılama sujesi önüne getirilmesinde yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesine ilerlemesine hizmet ettiği söylenemez. Aynı şekilde ilk derece mahkemesi sıfatıylal Yargıtayda açılan bir dava için gönderilmek üzere ilk basamak adli yargı merciine verilen dava dilekçesinin UYAP sisteminin işleyişi sebepli esas mahkemesinde kayıt numarası alması, esastan çıkarılması ve gönderme kararına karşı istinaf edilmiş olmasında dava dilekçesinin 10 ay sonra açılan merciiye Yargıtaya ulaşmasında geçen süreçte, hakkın dürüstlük kuralına uygun isabetle kullanılmış olduğunu söylemeye imkan yoktur. Bir hakkın sırf ızrar gibi kullanımını kanun korumaz. Hal böyle olunca HMK 46 maddesinde sayılan hallerin varlığı ve ispatı yerine getirilmediğinden, hakların kullanılmasının varlığı ve ispatı yerine getirilmediğinden hakların kullanılmasının dürüstlük kuralına uygun ve sakınılarak kullanılması asıl olduğundan kanuni şartları taşımadığından tazminat istekli davanın reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın sabit olmadığından REDDİNE, 2-HMK'nın 49/1. maddesi gereğince 3.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan tahsiline, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi 13/2. maddesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 17.800,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Alınması gereken 80,70 TL ret harcından 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40 TL harcın davacıdan alınıp Hazineye irat kaydına, 5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6100 Sayılı Kanunun 338. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,..." karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. ÖN SORUN 8. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında Özel Dairece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekiline 30.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 09.02.2023 havale tarihli dilekçesi ile kararı temyiz ettiği ancak temyiz harçlarını yatırmadığı, Özel Dairece miktar belirtilmeksizin temyiz başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile 200,00 TL gider avansını tebliğden itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde yatırması aksi hâlde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği ihtaratını içeren 10.02.2023 tarihli muhtıra düzenlenerek davacı vekiline tebliğe çıkarıldığı, 22.02.2023 tarihinde muhtıranın tebliği üzerine davacı vekilinin 27.02.2023 havale tarihli dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunduğu, Özel Dairenin 27.02.2023 tarihli ek kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verildiği, ek kararın 06.03.2023 tarihinde tebliği üzerine davacı vekilinin 06.03.2023 havale tarihli dilekçesi ile adli yardım talebinin reddi kararına itiraz ettiği ve hâlen temyiz harçlarının yatırılmamış olduğu, dosyanın ise bu hâli ile adli yardım talebinin reddi kararına ilişkin itirazın incelenmesi için Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği, dosya Hukuk Genel Kurulunda iken davacı vekili tarafından verilen 10.03.2023 ve 30.10.2023 kayıt tarihli “Kanun Yararına Temyiz” dilekçelerinin de üst yazı ekinde hem Hukuk Genel Kuruluna hem de Adalet Bakanlığına gönderildiği anlaşılmakla; a) Temyiz başvurusu bakımından yapılan adli yardım talebini inceleme görevinin Özel Daireye mi yoksa Hukuk Genel Kuruluna mı ait olduğu; buradan varılacak sonuca göre adli yardım talebinin reddine ilişkin Özel Dairece verilen ek karar kaldırılarak davacı vekilinin adli yardım talebinin incelenmesinin gerekip gerekmediği; b) Hukuk Genel Kurulunca adli yardım talebi incelenerek talebin reddine karar verildiği takdirde yatırılmamış olan temyiz başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının ve gider avansının yatırılması bakımından 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun’un 344 üncü madde uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususları ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE A) Birinci ön sorun yönünden: 9. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Kanun'un 334 ilâ 340 ıncı maddeleri arasında düzenlenmiş olup anılan Kanun’un 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.” 10. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. 11. Bu kapsamda davacı vekilinin temyiz başvurusu bakımından yaptığı adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili merci, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.02.2023 tarihli ve 2021/9 Esas, 2022/9 Karar sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek davacı vekilinin temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir. B) İkinci ön sorun yönünden: 12. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, .../Özekes, .../Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 13. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334 üncü maddesinin birinci fıkrası, “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 14. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 15. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu yani kendisinin ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez vd s. 2417-2419). 16. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir. 17. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus 6100 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 18. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhâl reddedilmelidir. 19. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır, bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.04.2023 tarihli ve 2023/4-126 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararı). 20. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisinin ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez vd s. 2427). 21. Somut olayda davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 6. Hukuk Dairesine maddi tazminat haklarını saklı tutarak 1,00 (Bir) TL manevi tazminat davası açtığı, Özel Dairece davanın esastan reddine karar verildiği, kararı temyiz eden davacı vekilinin, temyiz harç ve giderlerinin yatırılması bakımından muhtıra tebliği üzerine adli yardım talebinde bulunduğu, dilekçesine davacı asıl hakkında kısıtlanması talebiyle Büyükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın tensip tutanağını eklediği, tutanağın tetkikinde davacı adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydına vesayet şerhi işlenmesine karar verildiğinin görüldüğü, Özel Dairece UYAP ortamında TAKBİS veri tabanı üzerinden davacı adına kayıtlı taşınmaz mal varlığı sorgulaması yapıldığı ve sorgulama sonucunun dosya içinde bulunduğu anlaşılmıştır. 22. Şu hâlde dosya kapsamı itibariyle adli yardım talebi değerlendirildiğinde, davacının belirlenen taşınmaz mal varlığına ve semereler üzerine tedbir konulmamış olmasına göre yatırılması gereken temyiz harç ve giderlerinin yüklü bir miktar olmadığı da dikkate alındığında Kanun'da öngörülen koşulların oluşmamış olması nedeniyle adli yardım talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 23. Hâl böyle olunca temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı vekili tarafından temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığı anlaşıldığından; a) 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 344 üncü maddesi uyarınca; i) Temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması, aksi hâlde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacı vekiline yazılı olarak bildirilmesi, ii) Verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderleri yatırılmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek davacı vekiline tebliğ edilmesi, b) Verilen kesin süre içinde; i) Temyiz harçlarının tamamlanması hâlinde, ii) Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmelidir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davacı vekilinin adli yardım talebinin REDDİNE, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/6179 E., 2022/9565 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2022/6179 E.  ,  2022/9565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : KIRKLARELİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde alacak davasının yapılan yargılaması neticesinde; davanın kabulüne, dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine; bölge adliye mahkemesince süresinde temyiz harç ve masrafları yatırılmadığından temyiz yoluna başvurudan vazgeçilmiş sayılmasına, dair verilen ek kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; davalı vekilinin ek karara ilişkin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 1)Davalının 07.07.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun 336. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; adli yardım talebi, kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılabilir ve talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir. Bu itibarla, davalının Bölge adliye mahkemesinin 21/04/2022 tarihli kararını adli yardım talepli temyizi üzerine, adli yardım isteminin yukarıdaki kanun maddesi uyarınca değerlendirme yetkisi Dairemize ait olmasına rağmen, mahkemece hatalı değerlendirme ile muhtıra tebliğine rağmen süresinde temyiz harç ve masraflarının yatırılmaması nedeniyle 07/07/2022 tarihli ek karar ile davalının temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle bölge adliye mahkemesinin 07/07/2022 tarihli ek kararı kaldırılarak davalının adli yardım isteminin incelenmesine geçilmiştir. 2)Davalının temyiz dilekçesinde yer alan adli yardım talebinin incelenmesinde; Hükmü temyiz eden davalı ... Hayvancılık Tarım ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından yasal süresi içerisinde verilen temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunulmuş, bu nedenle mahkemece dosya dairemize gönderilmiştir. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı HMK’nın 334 ila 340. maddelerinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun 336/3. maddesine göre; adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabilir ve talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir. Adli yardımdan yararlanacak kişiler 6100 sayılı HMK'nın 334. maddesinde sayılmıştır. Anılan maddenin 1. bendine göre ancak gerçek kişiler, 2. bendine göre de ancak kamuya yararlı dernek ve vakıflar adli yardımdan yararlanabilir. Kamuya yararlı dernek ve vakıflar dışındaki tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanmaları mümkün değildir. Adli yardım talebinde bulunan davalının, ticaret şirketi olup adli yardımdan yararlanması mümkün bulunmadığından, adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Hükmü temyiz eden davalı ... Hayvancılık Tarım ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketinin adli yardım talebinin REDDİNE, 2- Kararın, adli yardım talebi reddedilen tarafa bölge adliye mahkemesince tebliğine, 3- Adli yardım talebi reddedilen tarafın HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca bir hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edebileceğine, 4- Adli yardım talebinin reddi kararına karşı süresi içinde itiraz edilmesi halinde, dosyanın HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca itirazı incelemekle görevli Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine, 5- Adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz edilmemesi veya itirazın reddedilmesi halinde; HMK’nın 366. maddesi atfıyla aynı kanunun 344. maddesi uyarınca, temyiz harçları ile posta giderlerinin bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirilmesine, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde bölge adliye mahkemesince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu kararın temyiz edene tebliğ edilmesine, 6- Davalı şirket tarafından, verilen kesin süre içinde temyiz harçları ile posta giderlerinin tamamlanması veya temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğden itibaren bir hafta içinde temyiz edilerek gerekli giderlerin yatırılması beklendikten sonra davalının temyizi hakkında inceleme yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın bölge adliye mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Bay (M), adli yardımdan yararlanarak açtığı bir davayı kaybetmiştir. Mahkeme, Bay (M)’nin ekonomik durumunun düzeldiğini tespit etmiştir. 6100 sayılı Kanun uyarınca "Adli Yardım Kararının Kaldırılması veya Ertelenen Giderlerin Tahsili" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Adli yardım kararı bir kez verildiğinde davanın sonuna kadar asla kaldırılamaz.
B) Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu düzelirse mahkeme adli yardım kararını kaldırabilir.
C) Ertelenen giderler her durumda sadece davalı taraftan tahsil edilir.
D) Davayı kaybeden adli yardım sahibi, giderlerden hiçbir durumda sorumlu tutulamaz.
E) Giderlerin tahsili için 10 yıllık bir zamanaşımı süresi dolmadan hiçbir işlem yapılamaz.