Hukuk Muhakemeleri Kanunu 34. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 34- (1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır:
a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada.
b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin davasında.
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun davasında.
ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın davasında.
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında.
e) Nişanlısının davasında.
f) İki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada.
Çekinme kararının sonuçları
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
10 karar eşleşti
20. Hukuk Dairesi, 2015/15973 E., 2016/292 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
Bu kararın tam metni kütüphanemizde yok; şerhte künyesiyle anılıyor.
Diğer kararlar (4)
20. Hukuk Dairesi, 2010/15448 E., 2010/16428 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
tam metni aç
Bu kararın tam metni kütüphanemizde yok; şerhte künyesiyle anılıyor.
2. Hukuk Dairesi, 2021/5367 E., 2022/2736 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hâkimlerin tarafsızlığını sağlamaya yönelik bu hükümlerden 6100 sayılı Kanunun 34. maddesinde düzenlenen davaya bakması yasak olan hâkimin davaya bakmış olması kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen dikkate alınır ve davadan çekinmesi gereken hâkimin karar vermiş olması mutlak bozma nedenidir.
2. Hukuk Dairesi 2021/5367 E. , 2022/2736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 22.03.2022 günü duruşmalı temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ... geldi. Karşı taraf davacı ... ve vekili gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemenin tarafsızlığı, adil yargılanma hakkının zımni bir unsuru olup, medeni yargıda hâkimlerin tarafsızlığını sağlayabilmek için muhtelif hükümler sevk edilmiştir. Bunların başında hakimin davaya bakmaktan yasaklı olması (6100 sayılı HMK m. 34-35) ve hâkimin reddi (m.36) kurumları sayılabilir. Diğer yandan mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemiş olması (HMK 375/1-a) ve davaya bakması yasaklı olan veya hakkındaki ret talebi merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin davaya bakarak hükmünü vermesi ve bilahare bu hükmün kesinleşmesi, yargılamanın iadesi sebebi olarak kabul edilmiş (m. 375/1-b) ve hâkimlerin kayırma, taraf tutma ya da taraflardan biriyle kin veya düşmanlığı nedeniyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar vermeleri ise sorumluluk sebebi sayılmıştır (m.46/1-a).
Hâkimlerin tarafsızlığını sağlamaya yönelik bu hükümlerden 6100 sayılı Kanunun 34. maddesinde düzenlenen davaya bakması yasak olan hâkimin davaya bakmış olması kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen dikkate alınır ve davadan çekinmesi gereken hâkimin karar vermiş olması mutlak bozma nedenidir. Anılan Kanun’un 36. maddesine göre ise hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi, hâkim de bizzat çekilebilir. Bu hâllerde hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilmiştir. Bunlardan özellikle (c) bendinde, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olmak, hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli sebepler arasında sayılmıştır. Kararı veren istinaf mahkemesinin kanuna uygun şekilde teşekkül etmemiş olması da mutlak temyiz sebeplerinden biridir. Öte yandan, mutlak bozma sebebi dışında kalan usul hukukuna ilişkin aykırılıkların ise hüküm sonucunu etkileyecek nitelikte olması gerekir (HMK m. 371-1-ç).
Dosyanın incelenmesinde, ilk derece mahkemesinde yargılamanın büyük bir kısmını yürüten hâkimin, bu kez bölge adliye mahkemesinde daire başkanı sıfatıyla davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükme katılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalının temyiz sebepleri arasında bu hususa da yer verdiği görülmüştür.
Bu durumda; istinaf mahkemesi heyetinin usule uygun şekilde oluşturularak davalının istinaf başvurusunun yeniden incelenmek suretiyle hüküm tesisi gerektiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının esası incelenmeksizin bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.815 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, oy birliğiyle karar verildi. 22.03.2022 (Salı)
Hukuk Genel Kurulu, 2021/350 E., 2022/543 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
sayılı dosyalarında HMK’nın 34, 35, 36, 46-49. maddelerine aykırı olarak hüküm tesis ettiklerini, yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını belgeleyen evrakı ekte sunduğunu, başka bir gelirinin olmaması ve gayrimenkulünün de bulunmaması nedeniyle davanın adli yardım talepli olarak değe
Hukuk Genel Kurulu 2021/350 E. , 2022/543 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı dava dilekçesinde; Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/501 E. sayılı dosyasında, itirazı sonucunda hâkimin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) gereğince davadan yasaklı duruma düştüğünü, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi üyelerinin Kanun’un açık emrine rağmen davadan yasaklı hâkimi davada tutarak yargısal faaliyetlerden zarar görmesine neden olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi üyeleri ile aralarında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde dava olmasına rağmen heyetin Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/21 ve 2019 28 E. sayılı dosyalarında HMK’nın 34, 35, 36, 46-49. maddelerine aykırı olarak hüküm tesis ettiklerini, yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını belgeleyen evrakı ekte sunduğunu, başka bir gelirinin olmaması ve gayrimenkulünün de bulunmaması nedeniyle davanın adli yardım talepli olarak değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu ileri sürerek 2.000.000TL zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı ... Hazinesine ve ihbar olunanlara dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 25.09.2020 tarihli ve 2020/10 E., 2020/26 K. sayılı kararı ile;
“…1-Davacı dava dilekçesinde, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/501 esas sayılı dosyanın itirazı sonucu İBAM 37. Hukuk Mahkemesi'ne geldiği ve ihbar edilecek hakimlerin bu dosyasındaki yargılama faaliyetleri sebebiyle zarar gördüğünü belirterek, HMK’nın 46-49. maddeleri uyarınca 2.000.000,00.- TL manevi tazminatın davalı ... Hazinesinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2-Dava, hakimlerin yargılama faaliyetleri sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini isteğine ilişkindir.
3-Davacı dava dilekçesi ile adli yardım talebinde bulunmuş öncelikle bu talebi değerlendirilmiştir. HMK’nın 334/1. maddesinde “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama... giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” denilmiş; 336/2. maddesinde ise “Talepte bulunan kişi iddiasının özeti ile birlikte iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davacı davasına ilişkin iddiasını ve buna ilişkin deliller ile mali durumuna ilişkin belgeleri ibraz etmemiş, mahkememizce yapılan mali durum araştırmasında ise düzenli aylık gelirinin bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre, davacının yasal koşulları taşımayan adli yardım talebi reddedilmiş ve dava dilekçesi ile birlikte yatırması gereken başvuru ve peşin nisbi karar ve ilam harcını yatırması hususunda kendisine usulüne uygun muhtıra tebliğ edilmiştir.
4-492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27/1-3; 28/1-a ve 32 maddeleri ile HMK’nun 120/1 maddesi uyarınca davanın açılması sırasında başvuru harcının ve peşin nisbi karar ve ilam harcının yatırılması zorunludur. Harcın yatırılmaması davanın açılmamış sayılmasını intaç eder.
5-Davacı kendisine verilen kesin süre içerisinde başvuru harcı ile peşin karar ve ilam harcını yatırmamıştır. Hal böyle olunca, davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gösterilen nedenlerle;
1-Davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen dava harcı ikmal edilmemiş olduğundan davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, …” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Kararın süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 05.11.2020 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 18.11.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır.
8. Bunun üzerine Özel Dairenin 03.12.2020 tarihli ve 2020/10 E., 2020/26 K. sayılı ek kararı ile “Davacı, Dairemiz kararını temyiz etmiş, ancak temyiz harçlarını yatırmamıştır. Bu kez temyiz harçlarının yatırılması hususunda davacıya muhtıra gönderilmiş, ancak davacı yine kesin süreye rağmen temyiz harçlarını ödememiştir. Hal böyle olunca, HMK 366. madde yollaması ile HMK 344/1 madde uyarınca temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
9. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 03.12.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
II. ÖN SORUN
10. Davacının, Özel Dairenin temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin ek kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı, adli yardım talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hâlinde temyiz harç ve giderlerinin tamamlattırılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
11. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).
12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
13. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
14. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir.
15. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).
16. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
17. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhâl reddedilmelidir.
18. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır.
19. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2427).
20. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır.
21. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir.
22. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine sunduğu 30.01.2020 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararlar nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek 2.000.000TL tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; davacının, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğuna dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle adli yardım talebinin reddine karar verildiği ve ilk derece başvurma, peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı temyiz isteminde bulunduğu, Özel Dairece ek karar ile temyiz harçlarının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, ek kararın davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
23. Davacının temyiz dilekçesi ekinde sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinde, Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli aylığı aldığı, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
24. Hâl böyle olunca; davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
25. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının adli yardım talebinin REDDİNE,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 14.04.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E., 2020/4686 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m.34/I,362) Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298.
2. Hukuk Dairesi 2020/3775 E. , 2020/4686 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Çocukla Kişisel İlişki Kurulması-Nafakanın Artırılması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, nafaka artışı ve kişisel ilişki yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kişisel ilişki yönünden duruşmalı temyiz edilmişse de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa 31/03/2011 tarihli 6217 sayılı Kanunun 30. maddesiyle ilave edilen geçici 3. madde hükmü uyarınca, uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinde; çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine ilişkin verilen kararların Yargıtay’da duruşmalı inceleneceğine ilişkin hüküm bulunmadığından duruşma isteğinin reddine karar verilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
l-Davacı-karşı davalı babanın iştirak nafakasının arttırılması davasına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
6100 sayılı HMK'nın 362. maddesinin 1. fıkrasının b. bendi uyarınca "Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" temyiz edilemez. 02.12.2016 tarihli 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesi ile de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen ek madde I. uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m.34/I,362) Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında arttırılması öngörülmüştür. Karar tarihi itibarıyla bu miktar "72.070,00 TL"olarak belirlenmiştir.
Somut olayda mahkemece karar verilen iştirak nafakası miktarındaki artış yıllık 12.000 TL olup, bölge adliye mahkemesince iştirak nafakası davası ve ferilerine yönelik verilen karar kesindir. Bu nedenle, davacı-karşı davalı babanın iştirak nafakasının arttırılması davasına ve ferilerine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Tarafların kişisel ilişki yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Davacı-karşı davalı babanın kişisel ilişki yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
b-Davalı-karşı davacı annenin kişisel ilişkiye yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Bölge adliye mahkemesince kişisel ilişki baba ve ortak çocuk arasında; "Her ayın birinci ve üçüncü haftaları Cumartesi günü saat 10:00 dan Pazar günü saat 18:00'e kadar, dini bayramların 2. günü saat 10:00’dan 18:00'e kadar, her yıl 1 Temmuz saat 10:00'dan 31 Temmuz saat 18. 00'e, her yıl sömestr tatilinin ilk Pazartesi günü saat 10:00'dan takip eden Pazar günü saat 18:00'e kadar, her yıl 1 Ağustos saat 10:00'dan 31 Ağustos saat 18:00'e kadar, her ayın birinci ve üçüncü haftaları Cumartesi günü saat 10:00 dan Pazar günü saat 18:00 'e kadar baba ile uygulanacak görüş günlerinin uygulanmaması suretiyle kişisel ilişki tesisine" şeklinde kurulmuştur. Velayeti anneye bırakılan 2004 doğumlu ortak çocuk Lara ile baba arasında kurulan kişisel ilişki çocuğun yaşı, baba ile görüşmek istemediği yönündeki
beyanı ve çocuğun üstün yararı da gözetilerek müşterek çocuğun ayın belli hafta sonları yatılı olmaksızın kişisel ilişki kurulmasına olanak sağlayacak şekilde olması gerekirken, yazılı şekilde kişisel ilişki tesisi uygun görülmemiştir. Ancak, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmü bu yönden düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HMK m. 370/2).
SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasından kişisel ilişkinin düzenlenmesine yönelik 1. bent, dördüncü paragrafının kaldırılmasına, yerine dördüncü paragraf olarak "Kadıköy 5. Aile Mahkemesinin (kapatılan) 24.09.2008 tarih, 2008/583-91 esas-karar saylı kararı ile düzenlenen kişisel ilişkinin kaldırılmasına, "Velayeti anneye verilen ortak çocuk Lara ile davacı-karşı davalı baba arasında her ayın birinci ve üçüncü hafta sonları Cumartesi günü saat 10:00'dan 18:00'e kadar görüşmek suretiyle kişisel ilişki düzenlenmesine" cümlesinin yazılmasına, hükmün bu bölümünün düzeltilmiş şekliyle diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, davacı-karşı davalının iştirak nafakasının arttırılması davasına yönelik temyiz dilekçesinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Özgür'e yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 267.80 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Aslı'ya geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 13.10.2020 (Salı)
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
I. Davanın hakimin kendisine ait olması II. Davanın hakimin düşmanının davası olması III. Davanın hakimin eşinin davası olması Yukarıdakilerden hangileri "Yasaklılık" halidir? (Ret sebebi değildir)
A) Yalnız I
B) I ve II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.