6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 356

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 356. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 356- (1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/36 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir. Yapılamayacak işlemler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

67 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2023/1587 E., 2024/8732 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
ki ve fiili durumlar ışığında eksik bildirilen hizmet süresinin ve prime esas kazancın tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla , alınan rapor gereğince hüküm kurulmak üzere 6100 sayılı HMK.'nın 356 ve 359. maddeleri uyarınca davalı Şeker Fabrikaları A.Ş.
10. Hukuk Dairesi         2023/1587 E.  ,  2024/8732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1634 E., 2022/2344 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ilgın 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/318 E., 2019/371 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı ... Fabrikaları bünyesinde 20.07.2007-15.12.2010 tarihleri arasında sürekli işçi olarak çalıştırılması gerekirken geçici işçi statüsünde çalıştırıldığını, bu nedenle Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/246 Esas 2013/567 Karar sayılı maddi ve manevi tazminat davasının ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2014/7876 Esas 2014/14286 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiğini, davacının bu sürelerde çalışmış sayılmasının tespiti ve sigorta günlerine ilişkin pirimlerinin yatırılması gerektiğini belirterek davacının bu tarihler arasında çalıştığının ve bu sürelerde yatırılmayan pirime esas kazançların tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Fabrikaları A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının kampanya dönemlerinde çalışarak kampanya dönemi sona erdiği halde sağlık sigortasından yararlanmak amacıyla kampanya döneminde kullanmadıkları dinlenme tatili izni talep ettiklerini, bu işçilere kampanya izin ücretlerinin ödenmesine karar verildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi gereği 2004/2007 yılları arasında kullanmadıkları 5'er günlük izin tutarlarının 2008 yılında kendilerine ödendiğini, SGK'ya bildirildiğini, davacının 2006 yılında 176 gün çalıştığını ve kullanmadığı 5 günlük kampanya tatili ile birlikte 181 gün çalıştığı kanati ile sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi için Ankara 14. İdare Mahkemesinin 2009/11094 Esas 2010/176 Karar sayılı dosya üzerinden açılan davanın davacı lehine sonuçlandığını, Mahkemece çalışmadıkları süreler için prim ve gün sayısı için herhangi bir karar bulunmadığından SGK'ya bildirim yapılmadığını beyan ederek açılan davanın reddini savunmuştur. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2019 tarihli ve 2018/318 E. 2019/371 K. sayılı kararı ile “davanın kabulü ile davacının 20.07.2007 tarihi ile 31.03.2010 tarihleri arasında 646 gün eksik süre ile hizmet akdi ile çalışmış olduğunun ve bu tarihler arasında prime esas kazanç tutarların dönemsel olarak toplam 53.438,71 TL olduğunun tespitine, -2007/07 dönem ve 1.301,30 TL eksik bildirim brüt tutar, -2007/08 dönem ve 2.766,26 TL eksik bildirim brüt tutar, -2007/09 dönem ve 2.158,96 TL eksik bildirim brüt tutar, -2007/10 dönem ve 1.728,42 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/01 dönem ve 3.606,00 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/02 dönem ve 1.684,92 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/03 dönem ve 1.845,88 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/04 dönem ve 1.788,56 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/05 dönem ve 1.845,88 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/06 dönem ve 1.788,56 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/07 dönem ve 4.151,70 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/08 dönem ve 2.821,78 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/12 dönem ve 972,33 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/01 dönem ve 2.453,10 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/02 dönem ve 2.064,81 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/03 dönem ve 1.974,86 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/04 dönem ve 2.036,20 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/05 dönem ve 1.974,86 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/07 dönem ve 2.084,32 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/08 dönem ve 4.186,83 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/09 dönem ve 2.955,96 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/12 dönem ve 2.295,95 TL eksik bildirim brüt tutar, -2010/02 dönem ve 1.744,35 TL eksik bildirim brüt tutar, -2010/03 dönem ve 1.206,92 TL eksik bildirim brüt tutar olarak olduğunun tespitine,” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının kabulü ile "...Dairemizce, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında eksik bildirilen hizmet süresinin ve prime esas kazancın tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla , alınan rapor gereğince hüküm kurulmak üzere 6100 sayılı HMK.'nın 356 ve 359. maddeleri uyarınca davalı Şeker Fabrikaları A.Ş. ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü...” gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile Davanın kabulüne A)Davacının; Temmuz 2007 ayında 11 gün Ağustos 2007 ayında 30 gün Eylül 2007 ayında 30 gün Ekim 2007 ayında 25 gün Ocak 2008 ayında 30 gün Şubat 2008 ayında 30 gün Mart 2008 ayında 30 gün Nisan 2008 ayında 30 gün Mayıs 2008 ayında 11 gün Temmuz 2008 ayında 14 gün Ağustos 2008 ayında 23 gün Aralık 2008 ayında 20 gün Ocak 2009 ayında 17 gün Şubat 2009 ayında 30 gün Mart 2009 ayında 30 gün Nisan 2009 ayında 30 gün Mayıs 2009 ayında 30 gün Temmuz 2009 ayında 30 gün Ağustos 2009 ayında 30 gün Eylül 2009 ayında 8 gün Şubat 2010 ayında 23 gün olmak üzere toplam 512 gün daha süre ile davalıya ait iş yerinde hizmet aktine tabi olarak çalıştığının tespitine, B) Davacının; Temmuz 2007 ayında 1.301,30 TL daha ek Ağustos 2007 ayında 1.611,68 TL daha ek Eylül 2007 ayında 1.928,93 TL daha ek Ekim 2007 ayında 1.658,97 TL daha ek Ocak 2008 ayında 1.610,66 TL daha ek Şubat 2008 ayında 1.684,92 TL daha ek Mart 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Nisan 2008 ayında 1.788,56 TL daha ek Mayıs 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Haziran 2008 ayında 1.696,90 TL daha ek Temmuz 2008 ayında 1.972,60 TL daha ek Ağustos 2008 ayında 1.223,52 TL daha ek Aralık 2008 ayında 972,33 TL daha ek Ocak 2009 ayında 885,72 TL daha ek Şubat 2009 ayında 1.914,04 TL daha ek Mart 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Nisan 2009 ayında 1.925,61 TL daha ek Mayıs 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Temmuz 2009 ayında 2.084,32 TL daha ek Ağustos 2009 ayında 1.809,11 TL daha ek Eylül 2009 ayında 284,47 TL daha ek Şubat 2010 ayında 1.309,47 TL daha ek sigorta primine esas kazançla çalıştığının tespitine” karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 30.03.2022 tarihli ve 2022/1413 E.-2022/4703 K. sayılı bozma ilamında,"...Bölge Adliye Mahkemesince hizmet tespiti talebine ilişkin kabul kararı yerinde ise de prime esas kazanç yönünden yöntemince araştırma yapılarak infaza elverişli hüküm tesis edilmemesi isabetli değildir..." denilmek suretiyle karar bozulmuştur. B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında eksik bildirilen hizmet süresinin tespitine ilişkin Dairemiz kararının Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak kesinleştiği, prime esas kazanç tespit yönünden ise bozma ilamı doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınarak, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, alınan rapor gereğince hüküm kurulmak üzere 6100 sayılı HMK 356 ve 359. maddeleri uyarınca fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı ... Fabrikaları A.Ş. vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 356 ve 359. maddeleri uyarınca kabulü ile Mahkeme kararı kaldırılarak yerine aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, Davanın kısmen kabulü ile -Ilgın Asliye (İş) Mahkemesine ait 31.05.2019 gün 2018/318 E.-2019/371 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine, 3-Davanın kabulüne A)Davacının; Temmuz 2007 ayında 11 gün Ağustos 2007 ayında 30 gün Eylül 2007 ayında 30 gün Ekim 2007 ayında 25 gün Ocak 2008 ayında 30 gün Şubat 2008 ayında 30 gün Mart 2008 ayında 30 gün Nisan 2008 ayında 30 gün Mayıs 2008 ayında 11 gün Temmuz 2008 ayında 14 gün Ağustos 2008 ayında 23 gün Aralık 2008 ayında 20 gün Ocak 2009 ayında 17 gün Şubat 2009 ayında 30 gün Mart 2009 ayında 30 gün Nisan 2009 ayında 30 gün Mayıs 2009 ayında 30 gün Temmuz 2009 ayında 30 gün Ağustos 2009 ayında 30 gün Eylül 2009 ayında 8 gün Şubat 2010 ayında 23 gün olmak üzere toplam 512 gün daha süre ile davalıya ait iş yerinde hizmet aktine tabii olarak çalıştığının tespitine, B) Davacının; Temmuz 2007 ayında 1.301,30 TL daha ek Ağustos 2007 ayında 1.611,68 TL daha ek Eylül 2007 ayında 1.928,93 TL daha ek Ekim 2007 ayında 1.658,97 TL daha ek Ocak 2008 ayında 1.610,66 TL daha ek Şubat 2008 ayında 1.684,92 TL daha ek Mart 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Nisan 2008 ayında 1.788,56 TL daha ek Mayıs 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Haziran 2008 ayında 1.696,90 TL daha ek Temmuz 2008 ayında 1.972,60 TL daha ek Ağustos 2008 ayında 1.223,52 TL daha ek Aralık 2008 ayında 972,33 TL daha ek Ocak 2009 ayında 885,72 TL daha ek Şubat 2009 ayında 1.914,04 TL daha ek Mart 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Nisan 2009 ayında 1.925,61 TL daha ek Mayıs 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Temmuz 2009 ayında 2.084,32 TL daha ek Ağustos 2009 ayında 1.809,11 TL daha ek Eylül 2009 ayında 284,47 TL daha ek Şubat 2010 ayında 1.309,47 TL daha ek sigorta primine esas kazançla çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili davanın kabulünün gerektiği, davalı vekili ile fer'i müdahil vekili ise davanın reddinin gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 2.506 sayılı Kanun'un 77., 79. maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Diğer kararlar (4)

5. Hukuk Dairesi, 2021/10294 E., 2022/2030 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesi'nin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşması yapılarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenil
5. Hukuk Dairesi         2021/10294 E.  ,  2022/2030 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşması yapılarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R - Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 356. maddesi uyarınca duruşma yapılarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; arsa niteliğindeki Ankara İli, Sincan İlçesi, Osmaniye Mahallesi,101 ada, 170 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11/1-g maddesi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesine ve aynı Kanun'un 11/son maddesi uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle mülkiyet kamulaştırmasına konu olan pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesine ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa ödenmesine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile değer düşüklüğü oranının yeniden belirlenmesi suretiyle hesaplanan fark bedelin depo ettirilmesi, vekalet ücreti ve üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılan kısmın neması ile birlikte ödenmesi yönlerinden hükmün düzeltilerek 6100 sayılı HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşma yapılmak suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Dava konusu taşınmazda tesis edilen irtifak alanının hüküm fıkrasında hatalı gösterilmesi sonucu infazda tereddüde sebebiyet verilmesi, Doğru değilse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/14 Esas - 2021/1288 Karar sayılı ilamının hüküm fıkrasının (B) harfi ile gösterilen bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan (1.677,39) sayısının hükümden çıkartılmasına, yerine (1.677,34) sayısının yazılmasına, Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'ne GÖNDERİLMESİNE, taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 14/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5. Hukuk Dairesi, 2021/10580 E., 2022/2750 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesi'nce istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 356/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler o
5. Hukuk Dairesi         2021/10580 E.  ,  2022/2750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve mülkiyet bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 356/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R - Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve mülkiyet bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce kabülü ile HMK'nın 356/2 maddesi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; arazi niteliğindeki Afyon İli, Sandıklı İlçesi, İstasyon Mahallesi, 158 ada 26 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11/1-f maddesi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile objektif değer artış oranı yeniden tespit edilerek kamulaştırma bedeli üzerinden 6100 sayılı HMK’nın 356/2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;.Dava konusu taşınmazın tapu kaydında 28.01.2019 tarihinde TEDAŞ lehine irtifak hakkı tescil edildiği anlaşılmakla, önceki irtifak hakkından kaynaklanan değer düşüklüğü belirlenip taşınmaz değerinden indirilmesi gerekirken, bu konuda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması, Doğru görülmemiştir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi hükmünün yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK'nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 21/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5. Hukuk Dairesi, 2021/10792 E., 2022/2735 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesi'nin istinaf isteminin davacı idare yönünden reddine, davalılar yönünden ise kabulü ile HMK'nın 356 maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dile
5. Hukuk Dairesi         2021/10792 E.  ,  2022/2735 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili istemine davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesinin kararına karşı, taraf vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkeesi 14. Hukuk Dairesi'nin istinaf isteminin davacı idare yönünden reddine, davalılar yönünden ise kabulü ile HMK'nın 356 maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R - Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce davacı idare yönünden esastan reddine, davalılar yönünden ise duruşmalı yapılan inceleme sonucu yeniden kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 356 maddesi uyarınca esas hakkında karar verilmesine ilişkin hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; arazi niteliğindeki ... İli, Merkez İlçesi, Kababel Köyü, 102 ada, 29 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11/1-f maddesi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa ödenmesine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı davalılar vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşma yapılarak objektif değer artışı oranı yeniden belirlenmek suretiyle hesaplanan kamulaştırma bedeli üzerinden ve davacı idare lehine hükmedilerek vekalet ücreti kaldırılmak suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK’nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, 21/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/7569 E., 2022/402 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddesi ile değişik HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca duruşmalı istinaf incelemesi yapılan dosyalarda duruşma sonunda istinafı reddetmek veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararların verilebileceğinin düzenlenmiş olması karşısında davalı
11. Hukuk Dairesi         2020/7569 E.  ,  2022/402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 22.09.2020 tarih ve 2020/802 E- 2020/1050 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının ticari işletmesi adına 23.09.2014 tarihinde davalı şirketten 88.591,57 TL bedelle profesyonel baskı makinesi satın aldığını, makinenin daha 1 aylık süre dolmadan baskı makinesi için en önemli unsur olan siyah boya basmamaya başladığını, durumun karşı tarafa ihbar edildiğini, firma yetkililerinin talebiyle uçak biletleri ve diğer tüm konaklama giderlerinin davacı tarafından karşılanmak sureti ile servis yetkilisi gönderildiğini, servis yetkilisinin yönlerdirmesi ile baskı kafası siparişi verdiğini, bu değişim ücretinin de davacıdan talep edildiğini ve kendisine toplam 3.304,00 TL miktarlı senet imzalatılmak suretiyle yeni baskı kafası takıldığını, değişimden sadece 1 hafta sonra magenta renginde bozukluk, kayma ve çizikler oluştuğunu, firmaya ulaşılamadığını, davacının bu işi profesyonel şekilde yapmakta olduğunu, makineden beklentisinin karşılanmadığını, teknik servise ulaşamadığını, ulaştığında ise servisin gelmesinin haftaları bulduğunu, tüm bu nedenlerle işlerinin durma noktasına geldiğini ileri sürerek, davalı tarafından davacıya satışı yapılan ayıplı mal nedeniyle sözleşmenin feshine, dava konusu makinenin davalıya iadesi ile davacının bu makine için ödediği 88.591,57 TL'nin makinenin satış tarihi olan 23/09/2014 tarihinden itibaren işletilecek TC Merkez Bankası avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, servisin geliş gidişi ile ilgili olarak davacı tarafından ödenen 216,00 TL yol gideri, 150,00 TL konaklama gideri olmak üzere toplam 366,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, baskı kafası değişiminin garanti kapsamında olduğunun ve İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2015/13067 Esas sayılı icra takibine konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; satışa konu makinenin sorunsuz ve çalışır vaziyette davacıya teslim edildiğini, davacının malı teslim aldığı tarihten itibaren 8 günlük süre zarfında herhangi bir ayıp ihbarı gerçekleştirmediğini, tacir vasfını haiz davacının ayıplı ifa hükümlerinden yararlanma koşullarının oluşmadığını, davacının servis fişini imzalayarak, arızanın makineden değil, makineyi bağladığı güç kaynağına bağlı elektrik arızasından kaynaklandığını kendi imzası ile kabul ettiğini, davalıya hiç bir şekilde ayıp ihbarının ulaşmadığını, nitekim taraflarca imzalanan sözleşme gereğine uyularak bildirim yapılmadığını, davacının iddiasının aksine davalının teknik servis müdahalesinde her hangi bir kusurlu davranışı olmadığını, davacının davalı şirkete borcu bulunmakta olduğunu ve bu borcu ödemekten kurtulmak adına huzurdaki davayı kötü niyetli olarak açtığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davaya konu edilen ayıplı baskı makinesinin davacı tarafından davalıya geri verilmesi şartıyla 88.591,57 TL'nin temerrüt tarihi olan 19.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, davacı tarafça davalıya verilen İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2015/13067 Esas sayılı takip dosyasının dayanağını teşkil eden her biri 825,00 TL bedelli toplam 3.300,00 TL bedelli senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin yol ve konaklama ücretlerine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar uyma kararı verilen bozma ilamında HMK'nın 353-1-b/3.maddesi uyarınca yargılamada bulunan eksikliklerin duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte olması halinde bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında duruşma yapılmaksızın karar verileceğine ilişkin düzenleme nedeni ile yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmiş olması halinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiği belirtilmiş ise de, 28/07/2020 tarihinde yayınlanan ve yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca duruşmalı istinaf incelemesi yapılan dosyalarda duruşma sonunda istinafı reddetmek veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararların verilebileceğinin düzenlenmiş olması karşısında davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. 1-Dava, ticari satımdan kaynaklanan ayıplı mal nedeniyle sözleşmenin feshi ile bedelin ve değişim yapılan parça nedeniyle değişim ücreti karşılığı verilen senetlerden kaynaklı olarak borçlu olmadığının tespiti, yapılan masrafın iadesi istemlerine ilişkindir. Davaların yığılması söz konusu olduğunda, görünüşte tek dava, gerçekte ise talep sayısınca dava mevcuttur. Mahkeme de her bir talep hakkında ayrı ayrı inceleme yapacaktır, taleplerden birinin kabulüne diğerinin ise reddine karar verebilir. Yani, görünüşte tek hüküm, gerçekte ise talep sayısınca hüküm mevcuttur (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, C. II, İstanbul 2017, s.1093). Nitekim, İlk Derece Mahkemesince, davaya konu ayıplı baskı makinasının davacı tarafından davalıya iadesi şartıyla makina bedeli olan 88.591,57 TL’nin faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davacı tarafından davalıya verilen toplam 3.300,00 TL bedelli senetlerden dolayı davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitine ve davacının giderler yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ilk derece yargılamasında eksiklik görülerek duruşma açılmış, yeni delil toplanmış ve gerekçesinde bu delile dayanılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu ilk kararı, Dairemizin 17.02.2020 tarih ve 2018/1463 E., 2020/500 E. sayılı ilamı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının fiilen kaldırarak ve ilave tahkikat yapmak suretiyle aynı sonuca varılsa da HMK m.353/b-1 hükmü uyarınca uyuşmazlık konusu hakkında yeni bir hüküm kurulması gerektiği cihetinden bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, bozmaya uyulmasına ve istinaf aşamasında yapılan tahkikat sonucuna dayanmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, bu kez 7251 sayılı Kanunun 36.maddesi ile değişik HMK’nın 356/2. maddesi hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde yürürlükte olan 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması karşısında istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yukarda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde inceleme yapılması durumunda HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Hükümden sonra 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 356.maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren 2.fıkra, yukarıda belirtilen hallerde, farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve HMK’nın 357.maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde bir inceleme yapılması halinde, 356/2. maddede değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli karar, “yeniden esas hakkında bir karar” olmak durumundadır. Tüm bu nedenlerle, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1 ve 371.maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19/01/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde feshin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf kanun yoluna müracaatı üzerine yeni bilirkişi raporu alan Bölge Adliye mahkemesi, neticede itirazların yersiz olduğu kanaatine vararak istinaf başvurusunu esastan reddine karar vermiştir. Sayın çoğunlukla aramızdaki görüş ayrılığı, Bölge Adliye Mahkemesinin bir takım ek deliller topladıktan sonra, ilk derece mahkemesiyle aynı sonuca varması halinde yeni hüküm kurmasının zorunlu olup olmadığı, başka bir deyişle esastan ret kararı verip veremeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır. Konuyu değerlendirmeye geçmeden evvel HMK’nun konuya dair hükümlerine ve özellikle 22.07.2020 tarihli değişikliğe göz atmakta fayda bulunmaktadır. HMK’daki konuya dair düzenleme: Duruşma yapılması ve karar verilmesi(2) MADDE 356- (1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir. Şeklinde iken, 22.07.2020 gün ve 7251 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonucunda aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/36 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir. 7251 sayılı kanunla eklenen fıkra uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi duruşma açıp ilave delil toplamasına rağmen ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf itirazlarını yerinde olmadığı ve dolayısıyla kararın isabetli olduğu kanaatine varırsa esastan ret şeklinde hüküm kurma yetkisine de haiz olacaktır. Zira bu halde Bölge adliye Mahkemesi ilave tahkikat yapmasına rağmen ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olduğu sonucuna varmış bir başka deyişle istinafa konu kararı ilave gerekçe koymak suretiyle teyit etmekle yetinmiştir. Değilse, bahsi geçen değişikliğin başka türlü yorumlanması, 2020 yılında yapılan değişikliği işlevsiz bırakacak, fiilen yürürlüğe girmeme gibi bir durumla karşılaşılacaktır. Bu arada, esastan retle sonuçlanan binlerce Bölge Adliye Mahkemesi karanının sair temyiz itirazlarına girilmeksizin usul bozmalarına konu yapılması Anayasanın 141. maddesinde  “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” ve buna paralel HMK madde 30 yer alan: “Hakim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” şeklindeki emredici usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmayacaktır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle Dairemizce işin esasına girilerek sair temyiz itirazlarının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle usul bozulması yapılması şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

I. Kanunda belirtilen haller dışında inceleme duruşmalı yapılır. II. Duruşma sonunda esastan ret veya kaldırma kararı verilebilir. III. Talep halinde inceleme mutlaka duruşmalı yapılmak zorundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, istinaf incelemesinde duruşma ile ilgili yukarıdakilerden hangisi/hangileri doğrudur?

A) I ve II
B) I, II ve III
C) II ve III
D) I ve III
E) Yalnız III

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol