Hukuk Muhakemeleri Kanunu 357. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 357- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.
(2) Bölge adliye mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılamaz.
(3) İlk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince incelenebilir.
Duruşmaya gelinmemesi ve giderlerin ödenmemesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
26 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/590 E., 2024/4038 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
sayılı dosya içerisindeki rapor beyanını delil olarak öne sürdüğü, dava dışı firmanın ticari defter ve kayıtlarına açık bir şekilde dayanılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü uyarınca davacının dava dı
11. Hukuk Dairesi 2023/590 E. , 2024/4038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1360 Esas, 2022/1559 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/76 E., 2018/396 K.
Taraflar arasındaki tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, refi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından yeni koleksiyonu için "Kovboy" ismi ile suni deride tamamen yeni ve bambaşka bir desen/model tasarlandığını, ilgili tasarım Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2016/07691 numarasıyla tescil edildiği, dava dışı Ramada Suni Deri & Astar - ... unvanlı kişinin müvekkil şirket adına 2016/07691 no.lu tasarım siciline tesciline koruma kapsamına tecavüz oluşturacak şekilde pazarlama işlemlerini yaptığı öğrenildiğini, ... tarafından imza altına alınan 05.04.2017 tarihli tutanakta ürünleri davalılardan ...den aldığını beyan ettiğini, ... Suni Deri San. ve Tic. Ltd, Şti.'ye ait www.palasunideri.com domain uzantılı internet sitesinde yer alan ibareler ve... Suni Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı ... Suni Deri Teks. San. ve Tic. A.Ş.'nin ortaklarının ve yöneticilerinin aynı olduğu ve şirketler arasında yönetim birliği ve organik bağ olduğu bu sebeple davalılar bütün zararlardan müteselsilen sorumlu olduklarını, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/53 E. sayılı 10.04.2017 tarihli raporun raporun sonuç kısmında "İşyerinde yapılan tespitte toplam 6080 adet suni deri kumaşta, davacıya ait 2016/07691 no.lu tescilli desen tasarımının ayniyet derecesinde benzerinin kullanıldığı, 6759 no.lu SMK'nun 81-l(a) maddesine göre tecavüz oluşturduğu" sonuç ve kanaatine varıldığını, davalıların müvekkilinin tesciline tecavüz teşkil eden fiillerinden ötürü uğradığı fiili zarar, yoksun kalınan kazanç ve itibarının zedelenmesi nedeni ile uğradığı zararın tazminin gerektiği ayrıca davalıların eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiğini ileri sürerek davacı adına tescilli 2016/07691 no.lu tescilli tasarıma davalılarca gerçekleştirilen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, men'i, davalıların eylemi nedeniyle şimdilik fiili zarara karşılık 1.000,00 TL, yoksun kalınan kazanca karşılık 10.000,00 TL, tasarımın itibarının zedelenmesi nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tazminini, hükmün ilanını, aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın da davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı... Suni Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üretici firma olmayıp çeşitli fabrikaların ürettiği derilerin toptan ve parekende satışını yaptığını, mal aldığı yerler arasında ana bayisi olduğu ... şirketi de bulunmakta olup bu firma ile bayilik ilişkisi dışında bir bağı bulunmadığını, bayisi bulunduğu ... dışında başka üretici firmalardan çeşitli malları aldığını, davacının tasarımının bulunduğu suni deriler müvekkili şirket tarafından alınıp satılmadığı gibi bu derilerin üretilmesi ile herhangi bir ilgisi ve nerede üretildiği konusunda bilgisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Suni Deri Teks. San ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının tasarımının bulunduğu suni derilerin davalı tarafından üretilmediğini, davacının iddiasını ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili dava dışı başka bir firmanın ticari defter ve belgelerinin incelenmesini talep etmiş ise de; ticari defter ve kayıtlar ticari sır niteliğinde olduğundan ve davacı tarafından salt iddaya dayalı olarak 3 üncü kişi konumundaki ticari bir işletmenin ticari sır kapsamındaki belge ve defterleri incelenerek huzurdaki davalıların işyerinde hiçbir ürün bulunmadığı gerçeği gözardı edilerek araştırma yapılması talebi dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu, davacı vekilince bildirilen tüm adreslerde görev verilen bilirkişilerce baskı silindiri ve tasarıma konu ürün için inceleme yapılmış ancak davalı adreslerinde davacıya ait tasarıma tecavüz teşkil eden ürüne rastlanmadığı tespit edildiği, dava dışı firmada yapılan tespitte ise davalılar ile bağı tespit edilemediği, davalıların ürünün üreticisi oldukları yönünde yerinde yapılan incelemede bir delil elde edilemediği, tespit yapılan ... Grup ile davalılar arasında organik bir bağ olduğu davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/53 E. sayılı dosyası ile ikame edilen davada 05.04.2017 tarihli keşif neticesinde hazırlanan ve dosyaya sunulan 10.04.2017 tarihli raporun davalı ... tarafından imza altına alınan 05.04.2017 tarihli tutanakta da tam unvan, sicil no ve vergi no.sunu belirterek davalılardan... Suni Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'den ürünleri aldığını beyan ettiği, bu raporun, üçüncü kişinin beyanı ve sunulan fatura sebebi ile yeterli delil olduğundan öncelikle davalılar aleyhine tespit yapılmasını, akabinde üçüncü kişi de tespit edilen ve müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz teşkil eden ürünleri davalıların satıp satmadığının tespiti için, davalı şirketler ve dava dışı üçüncü tacir şahsın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edildiğini, bu kayıtların incelenmesi halinde tecavüze konu ürünlerin davalı şirketler tarafından satılmış olduğunun ve bu yönü ile tecavüzün varlığının ispatlanabileceğini ancak İlk Derece Mahkemesince üçüncü kişinin defter ve kayıtlarının gizli bilgi olduğu yönünde haksız gerekçe ve doğrudan davalıların ticari defter ve kayıtlarını ise gerekçesiz olarak incelemeksizin hüküm kurulduğunu, Davalı... Suni Dericilik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ...’a satış yapıldığı ifade edilerek satışın gerçekleştiği hususunun ikrar edildiğini, Davalı... Suni Deri Tekstil San. ve Tic. A.Ş.' de ürünleri diğer davalı ... adlı şirketten aldığını ve ... tarafından üretimin gerçekleştiğini beyan ettiğini, üç firma arasındaki ticari alım-satım ilişkisinin davalılar ve üçüncü kişinin ikrarı ile sabit olduğunu, dört ayrı zarar talepleri üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hak sahibinin zararının 6759 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6759 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı da kapsadığını, söz konusu bu zarar kalemlerinin ikisi de maddi zararlar olduğunu, tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken iki ayrı vekalete hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca fiili zarara karşılık 1.000,00 TL, yoksun kalınan kazanca karşılık 10.000,00 TL maddi zararın tahsilinin davalılardan müteselsilen tazmininin talep edildiğini, maddi zarar kalemi altında düzenlenen fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç talepleri üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hem 6759 sayılı Kanun'a hem de Avukatlık Kanununa aykırı olduğunu, doktrinde savunulan bir görüşe göre ise de itibar tazminatının maddi tazminatın içerisinde yer alması gerektiğini, itibar tazminatı için de ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf her ne kadar dava dışı firmanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiği iddiasında ise de, delilleri incelendiğinde davacının İstanbul 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/53 E. sayılı dosya içerisindeki rapor beyanını delil olarak öne sürdüğü, dava dışı firmanın ticari defter ve kayıtlarına açık bir şekilde dayanılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü uyarınca davacının dava dışı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmediğine yönelik istinaf sebebi 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesinin birinci fıkrası gereği değerlendirilmemesinin yerinde olduğu, kararın vekalet ücretine ilişkin kısmı miktar itibarı ile kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
6100 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinde “Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise, bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.” düzenlenmiştir. Davacı vekili dava dışı ...'ın işyerinde yapılan tespitte bulunan ürünleri davalılardan ...den aldığını beyan ettiğini iddia etmiştir. Bu iddianın ispatı yönünden dava dışı 3 üncü kişinin defterleri incelenmesi HMK 221. madde anlamında zorunlu olduğundan, incelenerek davacının tasarımına konu malların davalı şirketten alınmış olup olmadığı, bu alım satımlara ilişkin faturaların bulup bulunmadığı belirlenerek ve gerekirse davalıların defterleri de incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesi yazılı şekilde karar verilmesi, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 221 inci maddesine aykırı olarak, 3 üncü kişinin defterlerinin ticari sır olduğundan incelenemeyeceği ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu talebin istinaf aşamasında ileri sürüldüğüne dair kabulü yerinde olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2023/2753 E., 2024/5532 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf dilekçesi eki beyan dilekçesindeki Usb bellek, HMK 357 md gereğince yeni delil olarak istinaf aşamasında incelenmeyecektir.
11. Hukuk Dairesi 2023/2753 E. , 2024/5532 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/683 Esas, 2023/324 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/579 E., 2020/385 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 2. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/806 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl dava FSEK hükümlerine göre açılmış eser sahipliğinin tespti, maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kazanç ve birleşen dava FSEK hükümlerine göre açılmış maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davanın davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tv ve Sinema sektöründe faaliyette bulunduğunu, belgesel, sinema, dizi ve televizyon formatlarına ilişkin çalışmalarını sürdürdüğünü, "Kim Bilemez" isimli Tv formatını Elbistan 2.Noterliğinde tescil edildiğini, formatın ayrıntılı biçimlendirilmiş halini TRT'ye sunulmak üzere hazırladığını, ispat vesikası olarak 16.06.2016 ve 22.09.2016 tarihinde gönderilen e-posta gönderimi ile tevsik ederek güvence altına aldığını, müvekkilinin Tv kanalları ile görüşmeleri devam ederken, Davalı ...'ın format sahibi olduğu, Davalı ...'nin ise yapımcılığını üstlendiği, Davalı AKS Televizyonun ise yayıncı olarak Show Tv kanalında yayınlanmakta olan dava konusu "Bir Sorun Mu Var" adlı yarışma programının 06.04.2017 tarihinde yayınlanmaya başladığını, müvekkili tarafından davalı AKS Tv'ye ve Davalı ...'ne yayının derhal durdurulması, müvekkilinin eser sahibi olmasından kaynaklanan haklarının ve uğramış olduğu zararların tazminini, aksi halde hukuki yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı AKS Tv'nin cevap vermediğini, davalı ... Merkezinin ise format sahibinin ... olduğunu, müvekkile ait formatın bilinmediğinin bildirildiğini, dava konusu formatın, müvekkilinin formatından taklit edilmesi suretiyle oluşturulduğunu, yarışma formatmda yarışmacıların soruları kimin bilemeyeceğini bildiklerini, Yarışmanın hiçbir yerinde “Bir sorun mu var" ifadesinin yer almadığını, her soruda “kim bilemez" sorusunun sorulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin formatına iltibasın söz konusu olduğunu belirterek, dava konusu yayının derhal durdurulmasını, her türlü tanıtımın sonlandırılmasını, dava konusu yayının bütün haklarının müvekkiline ait olduğunun tespitini, FSEK m. 68 uyarınca 1.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminat ve 1.000,00 TL yoksun kalınan ticari kazancın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
2. Birleşen davanın davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin "Zekice Çok Basit" isimli yarışma programı ... geliştirdiğini ve bu ... Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nün 25.03.2010 tarih ve 63498 sayı ile tescil ettirdiğini, tescil sonrasında davalı AKS Tv ile yarışma programı olarak sunulması hususunda görüşmeler yapıldığını ve teklif götürüldüğünü, davalı AKS Tv tarafından müvekkiline daha sonra haber verileceğinin bildirildiğini ancak haber verilmediğini, daha sonra eserin isminin değiştirilerek "Bir Sorun Mu Var" ismi ile Show Tv'de yayınlandığını, Fsek kapsamında müvekkiline ait yarışma programı formatının bilgisi dışında program haline getirildiğini dolayısıyla maddi kayıp oluştuğunu, müvekkilinin, eserin isminin değiştirilmesi ve formatta izin alınmaksızın yanıltıcı değişiklikler yapılması nedeniyle manevi olarak da zarar gördüğünü belirterek, FSEK hükümleri gereğince 10.000,00 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davanın davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; iktibastan bahsedilebilmesi için eserin alenileşmiş olması gerektiğini, müvekkillerinin "Kim Bilemez" isimli formatının, davacı tarafın iddiaları kendisine gönderilene kadar ve "Bir Sorun Mu Var" isimli yarışma programı yayınlanana kadar duymadığını ve görmediğini, davacının TRT'ye gönderdiği formatın ancak alenileşmeye teşebbüs olabileceğini dolayısıyla intihal ve iktibasın hukuki şartlarının oluşmadığını, her iki format içerikleri arasında da birçok farklılık bulunduğunu, dolayısıyla bu açıdan da iktibas ve intihal olarak tanımlanabilecek benzerlik bulunmadığını, dava konusu yarışma programının birden çok eser sahibi olan bir Tv programı olduğunu, bu eserden elde gelirin tazminat tespitine dayanak olamayacağını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davanın davalı Aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik San. ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, açıklattırılmak üzere davacıya süre verilmesi gerektiğini, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini gerektiğini, esasa yönelik olarak dava konusu yarışma programının diğer davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme kapsamında yayına sunulduğunu sözleşme bedelinin de müvekkili şirketçe ödendiğini, davacının iltibas ve intihal iddialarının kabul edilemeyeceğini muhattabının da müvekkili şirket olmadığını, davacının TRT kadrosunda yer alan bir şahsa gönderdiği iddia edilen e-posta üzerinden, iktibas ve intihal iddialarının ileri sürülmesi ve dinlenmesinin olanağı olmadığını, davacı yanın öncelikle müvekkilinin ve diğer davalıların "Kim Bilemez" isimli yarışma programı formatına dair bilgi sahibi olduklarını somut deliller ile ispatlaması gerektiğini, iki format arasında soruları kimin doğru cevap veremeyeceğinin tahmin edilmesi dışında başka bir benzerlik bulunmadığını, bu benzerliğin sıradan bir benzerlik olduğunu, bu benzerlikten hareketle intihal iddiasında bulunmanın gerçekçi olmadığını, istenilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek, öncelikle dava dilekçesinin açıklattırılması için davacıya süre verilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen davanın davalı AKS TV vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu yarışma programının diğer davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme kapsamında yayına sunulduğunu sözleşme bedelinin de müvekkili şirketçe ödendiğini, davacı tarafından tescil edildiği bildirilen "Zekice Çok Basit" isimli fikir ile müvekkili şirketin yayınlamış olduğu "Bir Sorun Mu Var" isimli yarışma programı arasında en ufak bir benzerlik olmadığını, bu nedenle yanıltıcı değişiklik yönündeki taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının formatının FSEK kapsamında "Eser" ya da "Format" olarak haksız rekabet hükümlerine göre korunduğunun kabulü halinde dahi müvekkilinin yayınladığı yarışma programı ile aralarında bir benzerlik bulunmadığından maddi ve manevi olarak haklarının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Birleşen davanın davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; iktibastan bahsedilebilmesi için eserin alenileşmiş olması gerektiğini, davacının "Zekice Çok Basit" isimli formatı diğer davalı şirkete göndermiş olmasının alenileşme teşkil etmeyeceğini, her iki format içerikleri arasında da birçok farklılık bulunduğunu, dolayısıyla bu açıdan da iktibas ve intihal olarak tanımlanabilecek benzerlik bulunmadığını, "Bir Sorun Mu Var" isimli yarışma programı ile ilgili İstanbul 2.... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde de 2017/579 E. sayılı dosya mevcut olduğunu dava konusunun aynı olduğunu belirterek, her iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini ve her iki format arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında ana fikrin yada fikrin değil fikrin ifade ediliş biçiminin korunduğu, davacıların tescil ettirdikleri yarışma programlarının eser vasfında olmadığı için ana fikrinin de korunamayacağı, asıl dosya davacısının “Kim Bilemez" isimli formatıyla ve yine birleşen dava davacısının “Zekice Çok Basit" formatıyla, “Bir Sorun mu Var?" isimli formatlar arasında bir intihalden söz edilemeyeceği, Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere, fikir, düşünce ve konseptlerin tek başına korunmadığı, korunanın bunların ifade ediliş biçimi olduğu, dolayısıyla aynı konsept ve fikirden yararlanılarak farklı kişilerce değişik programların hazırlanabileceği, meselenin esinlenme serbestisi açısından değerlendirilmesi gerekeceği, buradaki benzerliklerin taklit ve kopyalama değil, olsa olsa esinlenme kapsamında değerlendirileceği bu durumda da intihalden söz edilemeyeceği gerekçeleri ile asıl dosya ve birleşen dosya davacılarının taleplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından asıl dava ve birleşen davanın ayrı ayrı redddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...’e ait "KİM BİLEMEZ" isimli eserinin noter onayında hususiyetin açık ve net olarak belirtildiği gibi 25 sayfalık detaylı şekilde senaryo edilmiş olan sunumda da açık şekilde belirtildiğini, bu hususiyetin ‘Ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini tahmin etmek’ olduğunu,
Müvekkili ...’e ait olan sunum hem dijital sunum dosyası(.PDF) şeklinde hem de kağıt üzerinde şekillenmiş olduğunu, . 25 sayfalık replik ve diyalog içeren yazıların bugün senaryo olarak kabul edilmekte olduğunu, üstelik yarışmacıların temsili resimlerinin dahi yer aldığını, ‘Şekillenme’ kavramını ‘televizyonda yayınlanma’ olarak tanımlamak Hususiyet kavramının hukuken tanımlanmış kaidelerine aykırı olduğunu,
FSEK’in 2.maddesinin ‘İlim ve Edebiyat Eseri’ başlığı altında ‘herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler’ denilerek ...’in noter tasdikli formatını ve 25 sayfalık sunumunu FSEK koruması altına alındığını,
Bilirkişilerce ve mahkemece değerlendirilmemiş olan Ankara 2.... Sinai Haklar Mahkemesi’nin emsal kararında da görüldüğü üzere 1 sayfalık bir yarışma programı metni hem FSEK Madde 2’deki ‘herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler’ hem de ‘her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları’ çerçevesinde ele alınarak eser olarak kabul edildiğini, bu kararın değerlendirilmemesinin kararın kaldırılmasını gerektirdiğini,
Mahkeme Kararında “telif hakları fikirleri değil, onların ifade ediliş şekillerini korumaktadır.” diye yorumlanan TRIPS 9/2 maddesinin “Fikir hakkının korunması…” şeklinde başladığını ve TRIPS 9/2 açıktır ki; ‘Fikir Hakkı’ ile ‘Düşünce’ aynı şey olmadığını, davacının KİM BİLEMEZ eserini hem notere onaylattığını, hem de 25 sayfalık senaryo sunumu hazırlayıp eposta ile yayıncı kuruluşa göndererek alenileştirdiğini, KİM BİLEMEZ eserinde düşüncenin ifade ediliş biçiminin (... hususiyetin) Yarışmacılar ekrana gelen soruları hangi yarışmacının bilemeyeceğini tahmin ederek başarılı olmaya çalışacak olmaları olduğunu, SHOW TV’de yayınlanan Bir Sorun Mu Var programında düşüncenin ifade ediliş biçiminin; Yarışmacılar ekrana gelen soruları hangi yarışmacının bilemeyeceğini tahmin ederek başarılı olmaya çalışmaları olduğunu,
Hatta Show TV’de yayınlanan programın her bölümünde ‘Dünya’nın en farklı bilgi yarışmasına hoş geldiniz. Neden en farklı diyoruz. Çünkü bu yarışmada ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini bileceksiniz.’ denildiğini ve ...’in ‘KİM BİLEMEZ’ eserinin ismi planlı ve periyodik şekilde 323 kez programda zikredilmekte olduğunu, programın izleyicileri programın isminin ‘KİM BİLEMEZ’ olması için yorumlar yaptıklarını,
Son bölümü olan 21.bölümünde de, programın ilk bölümünde de ‘ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceği tahmin edilmektedir’ Yine yayınlanan programın ilk bölümünden son bölümüne kadar kesintisiz ve sürekli olarak KİM BİLEMEZ sorusu jenerik olarak kullanılmakta olduğunu, ...’in eserindeki replikler birebir aynı şekilde zikredilmekte olduğunu, böylesi bir benzerliğin intihalden başka bir açıklaması olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
...’ın 25 yıllık televizyonculuk hayatında tek bir format üretmemiş olması, ilk formatını ...’in noter onayından 6 ay sonra, ...’in gönderdiği epostadan da 3 ay sonra ürettiğini iddia etmesi de davalı taraf iddialarını dayanaksız kıldığını, Davalı taraf savunmalarında tevili ikrarla; ...’ın ...’in eserinden haberi olduğunu kabul etmekte olduğunu, ... hususiyeti aynen kopyalayarak, yarışma ismi, yarışmacı sayısı, joker sayısı, dekor rengi gibi ayrıntılar değiştirildiğinde asıl eserden farklı bir eser ortaya çıkmadığını, ...’e “KİM BİLEMEZ” eserine ait 25 sayfalık detaylandırılmış senaryo sunumunun yargılamaya esas olarak hiç bir suretle incelenmediğinin karar ile de açık olduğunu, “KİM BİLEMEZ” eserinin 25 sayfalık sunumu standartların üzerinde detaycı bir anlatıma sahip olduğunu, yarışmacıların diyaloglarına, repliklerine kadar her ince ayrıntı düşünüldüğünü, öfkelenen, gülen, güldüren, üzülen, sevinen, intikam alan yarışmacılar belirtildiğini, Yarışmanın genel kuralları, ...’in “KİM BİLEMEZ” eserine ait 25 sayfalık detaylandırılmış mizansenin 2.sunum sayfasında ... hususiyet, yarışmacı sayısı, duruş şekli, stüdyoda olacağı, soruların ekrana yansıyacağı, her soruda ‘Kim Bilemez’ diye sorulacağı, oylama ve eleme sistemi, oylama ile alakalı kısa örnek, programın ana akışı, yarışmada bir ödülün varlığı, sonraki bölümde yeni yarışmacının dahil olması gibi tüm detaylar belirlendiğini, Oyuncuların muhtemel stratejileri, sunumunun 10. Sayfasında yarışmacıların strateji geliştirmesi ve gruplaşma örnekleri olduğunu, Yine 11.sayfada Philip isimli yarışmacının diğer yarışmacıları stratejileri kapsamında örgütlemesi detaylı bir sunumun tüm gerçekliğini ortaya koyduğunu, 15.sayfasında bir yarışmacının rakiplerini yanıltmak için strateji gereği kafasını kaşıdığı dahi görüldüğünü, eserinin 25 sayfası baştan sona okunduğunda dakika dakika akışın mevcut olduğu görüleceğini, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, temsili sunucu ve yarışmacı resimleri eklendiğini, temsillerin ayrı coğrafyaları, ayrı meslekleri, cinsiyetleri, karakterleri ve hayatları temsil etmekte olduğunu, ayrı temsil ve tipteki kişilerin programa ne kadar renk kattığını eseri okuyan her kişi için tasdik edilesi bir gerçeklik olduğunu, sunucunun resmi ile nasıl bir görünüşü olacağının belirlendiğini, Yarışmayı nasıl sunduğunun, sunumun tümünde repliklerine kadar belli olduğunu,19.sunum sayfasındaki sunucunun yarışma ile ilgili tarifi dikkat çektiğini, sunumdaki 2.sayfada her soruda yarışmacılara “KİM BİLEMEZ” sorusunun sorulacağı belirtilmiş olduğunu, 8. sayfasında sunucunun yarışmacılara her soru geldiğinde KİM BİLEMEZ diye soracağı tekrar belirtildiğini, Show TV’de yayınlanan programda da sunucu her soru geldiğinde yarışmacılara “KİM BİLEMEZ?” diye sormakta olduğunu, rapora itirazlar, itiraz görsel ve USB VIDEO SUNUM’larda belirtilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme kararının gerekçesinde işbu husus hiç bir suretle ortaya konulmadığını, 15.sayfasında yarışmacılarla birlikte stüdyodaki konukların da tezahürat yaptıkları ve yarışmaya aktif katıldıkları açık şekilde belirtildiğini, Jokerlerden birinde stüdyodaki izleyicilerden birinin sayı söylemesi de yine bu unsurun eserdeki varlığını gösterdiğini, ‘içeriğin şekillenmesine ... olan hususiyetle yoğrulmuş özgün fikrin de bir başka biçim etrafında meydana getirilmesi’ cümlesinin ‘Ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini tahmin etmek’ ... hususiyetinin başka bir biçim etrafında Show TV’de yayınlanması ‘olayına karşılık geldiğini, özgün unsurun kullanım oranına bakılması gerektiği kararda belirtildiğini, “KİM BİLEMEZ” eseri ve “BİR SORUN MU VAR” programı incelendiğinde; “BİR SORUN MU VAR” isimli program Show TV’ de 21 bölüm yayınlanmıştır. Eğer bu programda ... hususiyet aynı olmayıp yarışmanın sadece bir yerinde konuşma esnasında bir kez sunumdaki replik kullanılmış olsaydı bu durumda telif hakkı ihlalinden bahsedilmesi gerçekçi olmazdı. Ancak 1. Bölümden 21.bölüme kadar her soru geldiğinde “KİM BİLEMEZ” diye sormak, yarışmanın ... hususiyetini (ki bu ... hususiyeti davalılar bizzat kendileri dünyanın en farklı bilgi yarışması olarak nitelemişlerdir.) 1.bölümün başından 21.bölümün sonuna kadar sirayet etmiş şekilde kullanmak, bu da yetmezmiş gibi ...’in sunumundaki replikleri bile birebir aynen kullanmak açık ve hüsnüniyet barındırmayan bir intihaldir. Yarışmacı sayısı, dekor rengi , sunucunun ayakkabısı gibi ayrıntıların ... hususiyetle karşılaştırılabilecek derecede önemli ayrıntılar olmadığı sabit olduğunu, 1.bölümden 21.bölümün sonuna kadar yani programın tamamına sirayet etmiş bir özgün fikrin orantısız ve kötü niyetli kullanımı söz konusu olduğunu,
Yerel Mahkeme Kararı ve bilirkişi raporlarının ‘kamera açısı, kamera sayısı, ışığın rengi, vs.’ gibi unsurları farklılaştırarak, ‘Ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini tahmin etmek’ ... hususiyetini, yani davalıların bile dünyanın en farklı bilgi yarışması ... olarak nitelediği çok değerli bir eserin ... hususiyetini farklı renk ışık kullanarak, kamerayı birkaç metre geride konumlandırarak, farklı enstrüman ile çalınan bir müzik kullanarak herkesin izinsiz kullanabileceğini belirtmesinin hukuka aykırı olduğunu, eserin telif hakları kapsamında karşılaştırmasını yapmak için eserin televizyonda yayınlanmış olmasına gerek olmadığını, alenileşmenin, “eserin üçüncü kişiler tarafından görüldüğü anda başladığına” dair hukuki dayanakların dosyaya eklendiğini, uzman olmayan ortalama bir izleyici dahi; ...’e ait sunum okutulduğunda ve yayınlanan programın sadece bir bölümü izletildiğinde ‘KİM BİLEMEZ’in defalarca yayınlanan programda tekrar edildiğini, programın ana fikrinin aynı olduğunu belirteceğini,
Raporun uzmanlıktan ve tarafsızlıktan uzak olduğunu, eserin isminin yanına ‘ismi değişebilir’ ibaresi eklenebileceğini, bu eserin isminin değişmesi eseri farklı bir eser yapmayacağını, noterde ... hususiyetin genel çerçevesiyle ile tescil ettirildiğini ve diğer ayrıntıları opsiyonlu olarak, bilinçli şekilde kaleme alındığını, 25 sayfalık senaryo sunumunda noter onayında opsiyonlu yazdığı her unsuru belirlediğini, ... hususiyet esinlenmek adıyla haksız suretle kullanılamayacağını,
Davalı ...’dan 3 ay önce e-posta yolu ile göndermiş olduğu 25 sayfalık, replikleri dahi içeren adeta bir senaryo olan sunumu yok sayıldığını, gerekçenin yerinde olmadığını, itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişilerin görüş ve kanaatlerini ortaya koydukları makale ve kitaplarındaki tespitlere tamamen zıt tespitlerle hareket ettiklerini,bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, kararın ve tespitlerin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Asıl davacı vekili istinaf aşamasında beyan dilekçesi ve 25 sayfalık sunumun yapım halinin video görüntülerinin yer aldığını belirttiği 1 adet USB bellek sunduğu, bilirkişiler hakkındaki soruşturma dosya numarasını bildirdiği, yeni bilirkişi incelemesi talep ettiği görülmüştür.
2.Birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece birleşen dava dosyasında davalı aleyhine ikame ettiğimiz davamız asıl dava dosyasındaki davacının talepleri ile herhangi bir ayrıştırma yapılmaksızın genel ibareler kullanılmak sureti ile reddedildiğini, kararın bu anlamda hiçbir gerekçeyi içermediğini, somutlaştırma gerçekleştirilmeden eser vasfı bulunmadığına hükmedilerek bu kapsamda davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, her iki davadaki program formatlarını ayrı ayrı karşılaştırması gerektiğini, müvekkilinin tescil belgesinin kendi inisiyatifiyle notere giderek beyanda bulunma şeklinde değil Kültür Bakanlığı nezdinde kaydedilmiş olduğunu gözetilmesi gerektiğini, müvekkilinin formatı özgün ve eser niteliğinde olmasa idi Kültür Bakanlığı tarafından hiçbir şekilde tescil edilmeyeceğini, raporda formatın eser vasfını haiz olup olmadığı yönünden değerlendirme başlıklı kısımda dipnotlardan da anlaşılacağı üzere pek çok müellifin kitaplarından alıntılar yapıldığını, bu şekilde bir rapor düzenlemesini kabul edilemeyeceğini, raporun 5. sayfasının 3 numaralı bendinde: “davacılara ait format sunuluş biçimi, akışı, içeriği benzer formattaki programlar gibi hususiyet taşımayan alelade formatlardan olup fsek kapsamında eser vasfını haiz değildir. zira davacıya ait formayahususiyet katan herhangi bir unsur söz konusu olmayıp bu tür programlar birçok kişi tarafından yapılmakta ve genellikle aynı özellikleri taşımakta ve harcıâlem nitelik arz etmektedirler” ibarelerinin yer aldığını, müvekkili ile diğer davacı ... tarafından tescil ettirilen yarışma formatı arasında herhangi bir benzerlik olmadığı gibi her iki davacının sunduğu formatların birlikte cümleler ile sıradan kabul edilerek eleştirilmesini kabul edilemeceğini, müvekkili tarafından ortaya konulan fikrin özgün bir fikir olup bu sayede Kültür Bakanlığı tarafından tescil edildiğini, Müvekkilinin sunduğu formatın eser mahiyetinde olup olmadığını tartışılmasının elindeki tescil belgesinin gücü karşısında hukuken olanaksız olduğunu, bilirkişi raporunda bu hususta hiçbir açıklama bulunmadığını, mahkemenin bilirkişi heyetine dava konusu formatın eser niteliği olup olmadığını da sormadığını, bu formatın eser niteliğini Kültür ve Turizm Bakanlığı tescil etmiş olduğuna göre artık hiç kimsenin harcıâlem olarak değerlendiremeyeceğini, bilirkişilerin anlaşıldığı kadarı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının üzerinde bilgi sahibi şahıslar olduğunu,
Diğer davacının ve davalının tescil belgeleri ise noterliklerden alınmış ve tamamen beyana dayalı durumu tespit niteliğinde belgeler olduğunu,
İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/806 E. sayılı dava dosyası ile birleştirildiğini, delillerin ise birleştirilen dava dosyasının içinde mevcut olup bilirkişi raporunda mukayese tablolarına ve fotoğraflara yer verilmediğini, delillerinden bahsedilmediğini, tablonun tekrar sunulduğunu, her iki programın amblemi, tanıtımı ve sunumu arasında çok büyük benzerlikler bulunduğunu, bu benzerliklerden dolayı ana ... müvekkilinin özgün buluşu olan fikir etrafında çalıntı eser halinin çağrıştırılmaması için yapılmış küçük değişiklikleri barındırdığını, müvekkilinin bu programı Show TV’ye yayınlatmak üzere götürdüğüne dair tanık dinlettiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının eser mahiyetini kabul ederek tescil ettirdiği format özgün fikrine ilişkin bir fikir eseri olup davalı taraf eğer bunun aksini iddia ediyor ise önce bu tescil belgesinin iptalini dava etmesi gerektiğini, kararda ortada bir intihalin bulunmadığına hükmediş ise de dinlenen tanıkların beyanlarını hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, müvekkilinin programını Show TV’ye sunmuş, örneğini bırakmış ve daha sonra geri almamış olduğunu, bilirkişilerden sadece ... Karstayanç İstanbul Üniversitesinde görevli akademisyen olup diğer iki bilirkişinin uzmanlıklarının nereden geldiği çözülemediğini, ... ...'in Avukat olarak internet ortamında bulunmuş olup bu kimliğini gizleyerek FSEK uzmanı olarak raporu imzaladığını, bilirkişi ... ...’ta reklam şirketi sahibi olup Show TV’ye onlarca reklam vermiş olabileceği ihtimali üzerinde durulması gerektiğini,
Gerekçeli kararın son sayfasında: “olsa olsa esinlenme kapsamında değerlendirileceği” ibarelerine yer verilirken müvekkilinin formatının özgün niteliği ile Kültür Bakanlığının yönetmeliğine uygun bulunup eser vasfı gözetilerek tescili hakkında yorum yapılmaktan kaçınılmış olması kararın gerekçesizliğini gösterdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, mahkemece iki ayrı bilirkişi raporu alınmış olup her iki rapor da aynı doğrultudadır. Raporlarda her iki davacının formatı dava konusu program ile ayrı ayrı karşılaştırılmıştır. Davacı ..., eserinin hususiyet unsurunun kimin bilemeyeceğini tahmin etmek olduğunu ileri sürmüş ise de özellikle ilk raporda; yarışmada her katılımcının hem asil yarışmacı hem de rakip olduğunu, bu yönüyle formatın "En Zayıf Halka " "Kİm Gitsin" Programlarındaki mantık ile aynı olduğu, ...' e ait yarışma formatında kimin bilemeyeceği yarışması tarafından tahmin edilmekte olduğu, davalılara ait programda sıklıkla kullanılan ve kilit cümle olan "KİM BİLEMEZ" cümlesi olduğu, programda da bu ifadenin sıklıkla kendini belli ettiğini, ancak bu cümlenin veya fikrinin tek başına davacının hususiyetini taşıyan unsur olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Davacının delil olarak dayandığı noter belgesinde formatın kesin sınırlarla belirlenmiş bir çerçevesinin olmadığı, şartların kuralların değişkenlik gösterdiği, keza birleşen dosyada davacı ...'ın "Çekice Zok Basit" isimli yarışma formatında ise yarışmada kimin bileceğinin tahmin edildiği, formatta tam anlamıyla şekillenmemiş hususlar olduğu, geçerli bir formatta hususiyetten bahsedebilmek için kim bileceği yahut kimin bilemeyeceğini tahmin etmek dışında başka benzerlikler olması gerektiği, davalıların programı ile davacı formatı arasında intihal, iltibas olmadığı tespit edilmiştir.
Asıl davacı delil olarak dayandığı 25 sayfalık sunum dosyasının dava dışı TRT çalışanına gönderildiğinin belirtmiş ise de, bu delil davalılar ile ilişkilendirilememiştir. İstinaf dilekçesi eki beyan dilekçesindeki Usb bellek, HMK 357 md gereğince yeni delil olarak istinaf aşamasında incelenmeyecektir. Bu durumda; dosyadaki her iki bilirkişi raporunda davacıların formatının FSEK kapsamında eser olmadığı belirlenmiş olmakla dava konusu program ile davacıların formatı arasında intihal bulunmadığından haksız rekabet de oluşmayacağı kabul edilerek davaların reddine karar verilmesi yerinde olup davacı ve birleşen davacı vekilinin istinafının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davanın davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürmüş olup ayrıca bilirkişi heyeti ve Bölge Adliye Mahkemesi heyeti hakkında şikayette bulunduklarını, bilirkişi raporunda müvekkilin eserinin video şeklinde olmamasından dolayı tam inceleme yapılamadığının belirtildiği, istinaf başvurusu esnasında mahkemeye sunulan usb bellek mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesi gerekçe gösterilerek incelemediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Birleşen davanın davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin Kültür Bakanlığından tescilli hale getirdiği ve kendi buluşu olan program arasındaki benzerliklerin gereği gibi irdelenmediğini, sunulan eserin eser vasfı olmadığı belirleniyor ise o zaman görevsizlik kararı verilmesi ve genel mahkemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava FSEK hükümlerine göre açılmış eser sahipliğinin tespti, maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kazanç ve birleşen dava FSEK hükümlerine göre açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl dava ve birleşen dava davacıları vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/12985 E., 2023/424 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
kararı ile, davacı vekilinin istinaf dilekçesi ile satışı yapılan malların satışının yasaklandığını bozulup ekonomik değerini yitirdiğini iddia ettiği ancak, söz konusu husus ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında ileri sürülmediğinden HMK'nın 357/2. maddesi uyarınca istinaf yargılaması sırasında dikkate alınmadığı, dosyadaki yazılara göre ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin
12. Hukuk Dairesi 2022/12985 E. , 2023/424 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ihalenin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile şikayetçi aleyhine ihale bedelinin %1'i oranında para cezasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Eşya Deposunda muhafaza altında olduğu bildirilen menkullerin satışı için ihale yapıldığı ancak düşmüş hacze binaen satış işlemi yapıldığını, ihalenin yapılacağı yer ve saat belli olsa da belirlenen saatte ihalenin yapılacağı yerde bulunmasına rağmen ihale yolu ile satışı yapılacak olan taşınırlar icra memurunca hiç kontrol edilmediğini ve satışa gidecek mallar kendisine gösterilmediğini, ihale yapılacağı esnada en yüksek pey sürülmesinin akabinde tellalın üç defa bağırması gerekirken bağırmadığını, ihalenin sessiz sedasız yürütüldüğünü, malların başında satış yapılmadığını iddia ederek 28.01.2022 tarihli ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Şirket yetkilisi cevap dilekçesinde; davacı tarafın kötü niyetli ihaleyi sürüncemede bırakmaya yönelik davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı ... T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Samsun İcra Müdürlüğünün 2020//23770 Esas sayılı dosyasından 28.01.2022 tarihinde 2 adet ihale gerçekleştirildiğini öncelikle davacıya hangi ihaleye karşı ihalenin feshi davası açtığı hususunun açıklattırılması gerektiğini, her iki ihalenin de aynı dosyadan ve aynı satış kararı ile gerçekleştiği dikkate alınarak davacının haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ettiklerini, satışa ilişkin tutanak incelendiğinde görüleceği üzere satış işlemin usule uygun olduğunu, ihalenin yediemin deposunda yapıldığını, satış ilanında "menkul malları - ... Mah. ... Cedit Caddesi No:281 Aydın yediemin deposu ilkadım/samsun adresinde bulunmaktadır. ihale katılımcılarının mesai saatleri içerisinde menkul malı bu adreste inceleyebilecekleri ilan olunur." şeklinde bilgilendirme bulunduğunu, davacının malların kontrolünü yapamadan ihalenin başladığını belirtmekte ve usulsüzlük iddialarına da itibar edilemeyeceğini, mahcuzların yediemin deposunda her zaman incelenmesi mümkün iken, davacının ihale anında 6341 adet malı incelemeye girişmesi ve bunu gerekçe göstererek ihalenin feshini talep etmesi kötü niyetli olduğunu, davacının iddialarının aksine davaya konu edilen malların hacizinden 3 ay sonra yasal süresi içerisinde satış istendiğini ve satış avansı da dosyaya yatırıldığını davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; takibin kesinleşmesi üzerine borçlu adresinde yapılan 16.03.2020 tarihli haciz işlemi ile ihaleye konu menkullerin haczedildiği, alacaklı vekilince bu mallara ilişkin olarak avansı da yatırılmak suretiyle 15.06.2020 tarihinde (yasal 6 aylık süre içinde) satış talebinde bulunulduğu, menkullerin kıymet takdirinin 2021 yılı Haziran ayında yapıldığı, menkullere toplam 198.026,50 TL değer takdir edildiği (5205 adet alkollü ürün için 181.841,00 TL, 1136 adet sigara için 16.185,50 TL olmak üzere), ihalenin ise kıymet takdirinden itibaren iki yıllık süre içinde 28.01.2022 tarihinde yapıldığı, menkullerin satışı için müdürlükçe yapılan ihaleye hazırlık işlemlerinin usulüne uygun yapıldığı, arttırma şartlarının düzenlendiği, satış gün ve saatinin belirlenerek ilanın adliye ilan panosuna asılmak sureti ile yapılmasına ve gazetede ilanına karar verildiği, ilanın borçluya ve ilgililere tebliğ edildiği, gazete ile ilanın da süresi içinde yapıldığı, satış ilanında "menkul malların bulunduğu adresin belirtilerek isteyen ilgililerce mesai saatleri içerisinde incelenebileceğinin de belirtildiği, satışa konu ürünlerin sayı ve niteliği gözetildiğinde satış sırasında incelenmesinin düşünülemeyeceği, bunun gibi bu hususun borçlu tarafından ileri sürülmesinde de hukuki yarar bulunmadığı, yine Belediyece görevlendirilen tellalın hazır bulunmaması sebebiyle icra müdürünce icra personelinin tellal olarak görevlendirilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı, ihale tutanağına göre tellalın görevlendirildiği ve görevini usulüne uygun olarak yaptığı, 3 kez bağırdığı, belirlenen birinci satış gününde yapılan ihale bedelinin (5205 adet alkollü ürün satış bedeli 125.9050,00 TL, 1136 adet sigara satış bedeli 11.000,00 TL olmak üzere toplam 136.950,00 TL) menkul malların paraya çevirme masrafları ile muhammen bedelinin %50'sini karşıladığı, tüm bu açıklamalar ışığında ihalenin feshi sebeplerinin somut olayda gerçekleşmediği, şikayet eden aleyhine hükmedilecek para cezasında asgari hadden ayrılmayı gerektirecek bir durum görülmediği gerekçesi ile davanın reddi ile ihale bedelinin %1'i oranında para cezasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, usulüne uygun tellal görevlendirilmediği yönündeki dava dilekçesi içeriği ile ülkemiz genelinde yapılan uygulama uyarınca 5 Aralık 2019 tarihinde tütün mamullerinde düz ve standart paket uygulamasına geçildiği, yapılan düzenleme ile tütün mamullerinin paketlerinin rengi tek tip olarak belirlendiği, ülkemizde an itibariyle ve hatta ihalelerin yapıldığı 28.01.2022 ve 13.01.2022 tarihlerinde eski paketli tütün mamullerinin satışı yasaklandığı, buna rağmen belirtilen tarihlerde ihalelerin yapıldığı, açıkça görüldüğü üzere bu durum kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği ve ihalenin feshini gerektirdiği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir diğer durumun ise son kullanma tarihi geçmiş alkol ürünlerinin icra yoluyla satışının yapılmış olması olduğu, ihaleye çıkarılan ürünlerin bir çoğunun son tüketim tarihinin geçtiği, her ne kadar satış icra dairesi kanalıyla ve ihale usulüyle yapılmış olsa da bu ürünlerin satışının yapılmasınnın yasak olduğu, bu hususla ilgili haciz tutanaklarında herhangi bir bilgiye yer verilmediği, müvekkilce satış esnasında bu duruma engel olunmaya çalışılmışsa da ihaleye yetişilemediği, müvekkil belirtilen tarih ve saatte orada olmasına rağmen tellalın bağırmaması üzerine bu duruma müdahale edemediği iddiaları ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin istinaf dilekçesi ile satışı yapılan malların satışının yasaklandığını bozulup ekonomik değerini yitirdiğini iddia ettiği ancak, söz konusu husus ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında ileri sürülmediğinden HMK'nın 357/2. maddesi uyarınca istinaf yargılaması sırasında dikkate alınmadığı, dosyadaki yazılara göre ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 28.01.2022 tarihinde yapılan menkul ihalesinin feshi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanunu'nun 134 ve devamı maddeleri ile HMK'nın 357/2. maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2025/2849 E., 2025/4324 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
HMK'nın 357/1. maddesi "Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz." hükmü dikkate alınarak, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına,
12. Hukuk Dairesi 2025/2849 E. , 2025/4324 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
HMK'nın 357/1. maddesi "Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz." hükmü dikkate alınarak, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 26.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Dr....'in Karşı Oy Yazısı:
Borçlu aleyhinde başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlunun süresi içerisinde icra mahkemesine verdiği dilekçede imzaya borca ve kambiyo vasfına yönelik itiraz ve şikayetlerini ileri sürdüğü, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen raporda takibe konu 2.000.000,00 TL tutarındaki senet üzerinde atılı bulunan imzaların borçlu ...’in elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı, alacaklının bilirkişi raporuna itiraz ederek İstanbul Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması isteminin reddedildiği, icra mahkemesince takibin durdurulmasına ve İcra ve İflas Kanununun 170/5. maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20'si olan 400.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, ayrıca asıl alacağın %10'u olan 200.000,00 TL para cezasının da davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına karar verildiği, kararın alacaklı vekilince temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddedildiği, bu kararın alacaklı vekilince temyiz konusu yapıldığı, temyiz dilekçesi ekinde de takibe konu senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın ...’in eli ürünü olduğuna ilişkin 01.04.2024 tarihli ayrıntılı ve açıklamalı uzman mütalaa roporunu eklediği görülmektedir.
Hükme esas bilirkişi raporunda hangi teknik ve malzemelerin kullanıldığının belirtilmediği senet ve imza örneklerinin bilirkişi raporunda yer almış ise de bu hususun yeterli bulunmadığı, imzaların hangi yönden benzer veya farklı olduğu hususunda yapılmış bir tespit de olmadığından raporun Yargıtay denetimine elverişli sayılamayacağı görüşündeyim. Bu nedenle mahkemece yeniden 3 kişilik konunun uzmanı olan bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, bilirkişi incelemesinin yeterli donanıma sahip bir laboratuvar ortamında optik aletler ile imza incelemesini gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza ve yazının tersim, seyir, baskı derecesi eğim doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tanı ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması suretiyle yapılması; sonuçta imza ve yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının dayanakları gösterilmiş tarafların mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan yazı ve imzanın hangi nedenlerle farklı ve aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi şarttır( HGK 2001/12-436 Esas, 2001/467 Karar 30.05.2001 tarihli kararı).
Yukarıda belirtilen nedenlerle mahkemece yeniden Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekçesi ile bozulması görüşünde olduğumdan kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.26.05.2025
6. Hukuk Dairesi, 2024/945 E., 2025/254 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
u görevlerini hatırlatan bir ihtarnamenin çekilerek arsa sahiplerinin temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından, bu nedenle inşaat süresinin uzatılamayacağı, kademeli ferağ ve sair istinaf sebepleri yargılama aşamasında ileri sürülmediğinden HMK'nın 357/1 madde gereği istinaf aşamasında da göz önüne alınamayacağından davalı tarafın inşaat teslim süresi ve sözleşmenin feshine yönelik istinaf sebepler
6. Hukuk Dairesi 2024/945 E. , 2025/254 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1932 E., 2023/1732 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/193 E., 2023/307 K.
İlk Derece Mahkemesince davacı arsa sahiplerince açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ve cezai şart istemli davanın yapılan yargılaması sonunda; taraflar arasında imzalanan ... 2. Noterliği’nin 25.12.2017 tarih ve ... yevmiye no.lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin cezai şart başlıklı 7.1. maddesinde "yukarıda belirtilen tarihlerde iş bitirilemediğinde, arsa sahipleri tarafından yapımcı firmaya işlerin bitmesinde gecikme olması halinde her ay için 50.000,00 TL cezai şart ödemek şartıyla 3 aya kadar ek süre verilecektir. Uzatılan 3 ayın sonunda da belirtilen işlerin bitirilememesi halinde ise arsa sahipleri sözleşmeyi tazminatsız ve derhal feshedebilir" denildiği, sözleşmenin süresi başlıklı 6.1 maddesinde ise "351 ada 1 parsel üzerindeki A, B ve C blokların tamamının anahtar teslimi olarak bitirilip arsa sahiplerine teslim süresi iş bu 28.02.2018 tarihine kadar, D, E ve F Blokların tamamı ve 351 ada 1 parsel üzerindeki dükkanlardan ibaret inşaatın kalan kısmının bitim süresinin ise 31.10.2018 tarihi olduğu, 362 ada 2 parselde bulunan diğer daire ve dükkanların da anahtar teslimi olarak, çevre düzenlemesi yapılmış, site duvarları bitirilmiş, iskan başvurusu yapılmış olarak işbu sözleşme tarihinden itibaren en geç 31.01.2019 tarihine kadar teslim etmeyi kabul beyan ve taahhüt etmiştir" denildiği, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazlarda bulunan inşaatların sözleşmede belirtilen sürede tamamlanmadığının sabit olduğu, süresinde tamamlanmayan inşaatlar yönünden davalı şirket açısından cezai şartın oluştuğu gerekçesiyle açılan davanın kabulüne, taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, 20.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı yüklenici vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince; her ne kadar davalı yüklenici savunmasında arsa sahiplerinin önceki yüklenici ile aralarındaki sözleşme ilişkisi tasfiye edilmediğinden taşınmazın teslim edilmediğini ileri sürmüş ise de, beyanlarda geçen 8 aylık bu gecikme süresi inşaat süresine eklendiğinde dahi inşaatın süresinde bitirilemediği, Belediye tarafından yapı denetim şirketinin faaliyeti durdurulmuş ve yeni yapı denetim şirketi ile imza yetkisi arsa sahiplerinde ise de yüklenici tarafından arsa sahiplerine bu görevlerini hatırlatan bir ihtarnamenin çekilerek arsa sahiplerinin temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından, bu nedenle inşaat süresinin uzatılamayacağı, kademeli ferağ ve sair istinaf sebepleri yargılama aşamasında ileri sürülmediğinden HMK'nın 357/1 madde gereği istinaf aşamasında da göz önüne alınamayacağından davalı tarafın inşaat teslim süresi ve sözleşmenin feshine yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, davalıların sadece sözleşmenin feshine yönelik istinaf sebepleri gözetilerek istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu açıklanan nedenlerle davalının istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı süresinde davalı yüklenici vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü;
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz dilekçesinde belirtilen kapsam ve nedenlere göre davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
I. İlk derece mahkemesinde gösterilmesine mücbir sebeple olanak bulunmayan delillerin gösterilmesi II. Karşı dava açılması III. Bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların ileri sürülmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, yukarıdakilerden hangisi istinaf aşamasında yapılabilecek işlemler arasında yer almaz?