Hukuk Muhakemeleri Kanunu 366. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 366- (1) Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.
Temyizin icraya etkisi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
1.026 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2023/771 E., 2023/1375 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
arcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir….” gerekçe
Hukuk Genel Kurulu 2023/771 E. , 2023/1375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2022/58 E., 2022/63 K.
KARAR : Dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; 25.10.2021 tarihinde yargılamanın yenilenmesi dilekçesi verdiğini, talebinin Antalya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/95 Esas sayılı dosyasına ilişkin olduğunu, bu dosyaya sunulan belgelerin yazısı ve imzası taklit edilerek oluşturulduğunu, bu nedenle suç duyurusunda bulunması üzerine soruşturma açıldığını ancak daha önce devam eden bir soruşturma olduğu hâlde cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alındıktan sonra 2022/9053 soruşturma numarası verilerek başka bir savcıya yönlendirildiğini, bu savcı tarafından imza ve yazı örneklerinin alınmadığını, talepleri göz ardı edilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, kararda belirtilen bilirkişi raporunun tarafına tebliğ edilmediğini, kendisi hakkında da zabıt katibine iftira attığından bahisle iddianame düzenlediğini, cumhuriyet savcısı, zabıt katibi ve bilirkişi raporunu düzenleyen Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı uzmanlarını ilgili yerlere şikayet ettiğini, takipsizlik kararına itirazının sulh ceza hâkimliğince reddedildiğini, kanuna aykırı, usulsüz işlem ve kararlar nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek kişi başı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Özel Daire Kararı
5. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.09.2022 tarihli ve 2022/58 Esas, 2022/63 Karar sayılı kararı ile; "...Dava, ceza mahkemesi hakimi ile Cumhuriyet savcısının yargısal faaliyetleri nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir. (HMK m.114, m.115 ve m.138)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile eklenen ek 3. fıkrasında ".... Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir." hükmü yer almakta olup, 142. maddesi ile de bu davalarda zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında mahkememiz görevsiz olduğundan aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçe uyarınca;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Yasa'nın 70. maddesi ile değişik 141 ve 142. maddeleri ile HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği sebebiyle usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Nöbetçi Antalya Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Takdiren para cezası tayinine yer olmadığına,..." karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
6. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.
II. ÖN SORUN
7. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2023 tarihli ve 2023/4-111 Esas, 2023/304 Karar sayılı kararı ile; kararı temyiz eden davacının temyiz başvurma ve maktu temyiz karar harçlarını yatırmadığından “…Davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir….” gerekçesiyle dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verildiği, Özel Dairece davacıya Hukuk Genel Kurulunun geri çevirme kararı ile 179,90 TL temyiz karar harcı ve 886,80 TL temyiz başvurma harcı olmak üzere toplam 1.066,70 TL’yi yatırması gerektiğini belirten 11.05.2023 tarihli muhtıra ekli tebligat çıkarıldığı, evrakın 18.05.2023 tarihinde davacıya bizzat tebliğ edildiği, davacının 18.05.2023 ön büro kayıt tarihli temyiz dilekçesinde, Özel Dairece çıkarılan muhtırada yazılanın aksine Hukuk Genel Kurulu kararında adli yardım talebinin reddine dair bir açıklama yer almadığını, dava dilekçesinde adli yardım talebinde bulunduğunu, bu talebi hakkında araştırma yapılıp karar verilmeden temyiz harçlarını yatırması konusunda işlem yapılmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle gerekli prosedürün işletilmesi gerektiğini belirterek muhtırada belirtilen harçları yatırmadığı ve dosyanın bu hâli ile Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği dikkate alındığında; davacının dava dilekçesinde yer alan adli yardım talebi kapsamında Hukuk Genel Kurulunca temyiz başvurusu açısından değerlendirilme yapılmasının gerekip gerekmediği; buradan varılacak sonuca göre davacının adli yardım talebinin değerlendirilerek reddine karar verilmesi hâlinde temyiz harçlarının yatırılmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 366 ncı maddesi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun’un 344 üncü madde uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
8. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, .../Özekes, .../Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).
9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334 üncü maddesinin birinci fıkrası, “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
10. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
11. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu yani kendisinin ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez vd s. 2417-2419).
12. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir.
13. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus 6100 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
14. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhâl reddedilmelidir.
15. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır, bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.04.2023 tarihli ve 2023/4-126 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararı).
16. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisinin ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez vd s. 2427).
17. Somut olayda davacı, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine adli yardım talepli dava açmış, dava dilekçesinde şikayeti üzerine başlatılan soruşturmalarda cumhuriyet savcıları ve sulh ceza hâkimi ile diğer kamu görevlilerinin kanunun açık hükmüne aykırı karar ve işlemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek manevi tazminat talep etmiş olup Özel Dairece tensiple Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
18. Dava dilekçesinde dile getirilen adli yardım talebi kapsamında temyiz başvurusu yönünden değerlendirme yapıldığında, davacının 6100 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince temyiz harç ve giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeler sunmadığı anlaşılmıştır.
19. Bu nedenle davacının kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz harç ve giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığından 6100 sayılı Kanun'un 334 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen koşulları taşımayan adli yardım talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
20. Hâl böyle olunca temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığı anlaşıldığından;
a) 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 344 üncü maddesi uyarınca;
i) Temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması, aksi hâlde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacıya yazılı olarak bildirilmesi,
ii) Verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderleri yatırılmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek davacıya tebliğ edilmesi,
b) Verilen kesin süre içinde;
i) Temyiz harçlarının tamamlanması hâlinde,
ii) Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra,
dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmelidir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davacının adli yardım talebinin REDDİNE,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE,
21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2023/606 E., 2023/1281 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
arcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344.
Hukuk Genel Kurulu 2023/606 E. , 2023/1281 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/3 E., 2019/8 K.
KARAR : Davanın reddine
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; Yunak İcra (Hukuk) hâkiminin usul ve yasaya aykırı olarak verdiği 01.11.2017 tarihli ve 2016/18 Esas, 2017/15 Karar sayılı kararı nedeniyle uğramış olduğu 7.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı Hazineden alınıp tarafına ödenmesini talep etmiştir.
5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı
6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.09.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı kararı ile;
“… Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce yapılan inceleme sonunda Yunak Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünün kayıtları dikkate alınarak adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davacının bu karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesince incelenmiş ve kesin olarak reddedilmiştir.
Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. …yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır. ..…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklinde harç konusu vurgulanmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı verilen kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, HMK’nun 49.maddesinde usulden ret halinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre;
1. Davanın usulden REDDİNE,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin reddine” karar verilerek temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 04.11.2019 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 12.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır.
8. Bunun üzerine Özel Dairenin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 09.09.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 12.11.2019 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 434/son maddesi gereğince davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına,” karar verilmiştir.
9. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 25.11.2019 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
10. Özel Dairenin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; “…1- 6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin (REDDİNE);
2-Temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacı tarafa HUMK'nun 434/3. maddesi uyarınca, yöntemine uygun kesin süre içeren meşruhatlı muhtıra gönderilmesine, muhtırada belirtilecek süre beklendikten sonra, anılan madde uyarınca işlem yapılmasına,..” karar verilmiştir.
11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 13.01.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulunun Birinci Kararı
12. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile;
“…12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacının, Özel Daire kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 336/3. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru sırasında yapılan adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Yargıtay 12. Hukuk Dairesince mi inceleneceği, adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca inceleneceği sonucuna varılması durumunda, davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı hususları ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
13. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.”
14. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur.
15. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 sayılı ek kararı ile davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir.
16. Davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin incelenmesinde;
Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez ... / Özekes .../ Akkan Mine/ Taş Korkmaz Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).
17. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
18. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
19. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir.
20. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmamasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).
21. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
22. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir.
23. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır.
24. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz, s. 2427).
25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır.
26. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir.
27. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 05.12.2018 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, Yunak İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek 7.000.000TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazısındaki tapu kayıtlarına istinaden davacının adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazı cevabına eklenen davacıya ait tapu kayıt örnekleri ve tüm dosya içeriğine göre davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır.
28. Davacı, Özel Dairenin adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken Yunak Tapu Müdürlüğünde adına kayıtlı taşınmazların vefat eden anne ve babasından kaldığını belirtmiş Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/194 E., 2016/479 K. ile Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.05.2018 tarihli ve 2018/203 E., 2018/430 K. mirasın reddi kararlarını sunmuş ancak Özel Dairece HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardım talebinin reddine ilişkin verilen karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından kanun yoluna başvuru sırasında önceki aşamalardan farklı malî durumunu gösterir belge sunulmamıştır. Hâl böyle olunca Özel Dairece dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
29. O hâlde, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
30. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir…” gerekçesi ile Özel Dairenin davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ek kararının, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ek kararının ve davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir.
13. Özel Dairece davacıya kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun İkinci Kararı
14. Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarihli ve 2022/12-1046 Esas, 2022/1585 Karar sayılı kararı ile;
“…20. Kararın süresinde temyiz edildiği ancak temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı hâlde, Özel Dairece temyiz eden tarafa temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.
21. Somut olayda ise Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamamıştır. Davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir.
22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi uyarınca temyizi kabil nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihaî karar denir.
23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
24. Özel Dairece davacıya tebliğ edilen 27.09.2022 tarihli muhtıra, HMK’nın 294. maddesinin 1. fıkrasına göre usul veya esasa ilişkin nihai bir karar olmayıp, bu konuda özel bir düzenleme de bulunmadığından temyiz edilmesi mümkün değildir. Ancak Özel Dairece HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde, bu nihai karar ile birlikte muhtıranın usulüne uygun olup olmadığı temyiz konusu edilebilir.
25. Hâl böyle olunca davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddi ile HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir…” gerekçesi ile davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddine, 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir
15. Özel Dairenin 16.03.2023 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile; temyiz harcının ve gider avansının yatırılmasına ilişkin muhtıranın 03.10.2022 tarihli tebliğ edildiği, buna rağmen yasal süre içerisinde temyiz harcı ve gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
16. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 16.03.2023 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
III. GEREKÇE
17. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir, temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesinin yapılabilmesi için yasal süresinde usulüne uygun bir temyiz dilekçesinin verilmesi ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekmektedir.
18. Somut olayda ise Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilerek 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70 TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50 TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamıştır. Özel Dairenin 16.03.2023 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ek kararı ile yasal süre içerisinde temyiz harcı ve gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
19. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmiş olup, davacı tarafından adli yardım talebine ilişkin mali durumunu gösteren yeni bir belge sunulmamıştır. Dolayısıyla adli yardım talebinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Davacı tüm aşamalarda temyiz harç ve giderlerini yatırmama iradesini de göstermiştir.
20. Hâl böyle olunca davacının 26.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının 26.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE,
20.12.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2021/10507 E., 2022/2916 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı dairenin 30.01.2019 tarihli ek kararıyla, davalı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla HMK'nin 346/1.
8. Hukuk Dairesi 2021/10507 E. , 2022/2916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince HMK'nin 341/2. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı dairenin 30.01.2019 tarihli ek kararıyla, davalı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla HMK'nin 346/1. maddesi uyarınca reddedilmiş, davalı vekili tarafından ek karar temyiz edilmekle mezkur dairenin 22.03.2019 tarihli ikinci ek kararı ile temyiz dilekçesi süresinde verilmediğinden HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla HMK'nin 346/1. maddesi uyarınca reddedilmiş olup, bu kez ikinci ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, ... İli ... İlçesi Cumhuriyet Mahallesi çalışma alanında bulunan 2810 parsel sayılı 2.212,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1831 nolu kargir caminin vakfı olarak kullanıla geldiğinden fundalık vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... İdaresi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit sınırları içinde kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli 2180 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nce HMK'nin 341/2. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 30.01.2019 tarihli ek kararıyla, davalı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla HMK'nin 346/1. maddesi uyarınca reddedilmiş, davalı vekili tarafından ek karar temyiz edilmekle mezkur dairenin 22.03.2019 tarihli ikinci ek kararı ile temyiz dilekçesi süresinde verilmediğinden HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla HMK'nin 346/1. maddesi uyarınca reddedilmiş ve ... bu ikinci ek karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun 22.03.2019 tarihli ek kararın ONANMASINA, 80,70 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 8,10 TL’nin istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2022/1046 E., 2022/1585 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
arcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344.
Hukuk Genel Kurulu 2022/1046 E. , 2022/1585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca ek kararın kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 344. Maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece davacıya gönderilen muhtıra davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı dava dilekçesinde; Yunak İcra (Hukuk) hâkiminin usul ve yasaya aykırı olarak verdiği 01.11.2017 tarihli ve 2016/18 E., 2017/15 K. sayılı kararı nedeniyle uğramış olduğu 7.000.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı hazineden alınıp tarafına ödenmesini talep etmiştir.
5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 09.09.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı dava dilekçesinde özetle; Malvarlığının olmadığından adli yardımdan yararlanmak istediğini ve Yunak İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/18 E. sayılı dosyasında...’ın tefecilik suçundan dolayı ceza alması sebebiyle bu şahsın alacaklı, kendisinin borçlusu olduğu Yunak İcra Müdürlüğünün 2003/105 (2007/45) sayılı takip dosyası ile ilgili olarak takibe esas olan senedin mutlak butlan ile batıl olduğundan, şikayet yoluna gittiğini, yargılamada reddi hakim talebinde de bulunduğu halde şikayetinin süresinde yapılmadığından dolayı haksız olarak davasının reddine karar verildiğini ileri sürerek hakim sorumluluğu nedeniyle 7.000.000-TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak kendilerine verilmesini talep etmiştir.
Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce yapılan inceleme sonunda Yunak Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünün kayıtları dikkate alınarak adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davacının bu karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesince incelenmiş ve kesin olarak reddedilmiştir.
Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. …yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır. ..…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklinde harç konusu vurgulanmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı verilen kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, HMK’nun 49.maddesinde usulden ret halinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre;
1. Davanın usulden REDDİNE,
2. ...nun 49. maddesi uyarınca, davanın usulden reddedilmesi nedeniyle davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına,
3. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince tahsili gereken 68,20 TL başvurma harcı ve 92,50 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline,
Kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinden oybirliğiyle karar verildi…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı ile; “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin reddine” karar verilerek temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 04.11.2019 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 12.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır.
8. Bunun üzerine Özel Dairenin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı ile; “Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 09.09.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 12.11.2019 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 434/son maddesi gereğince davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına,” karar verilmiştir.
9. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 25.11.2019 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
10. Özel Dairenin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı ile; “…1- 6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin (REDDİNE);
2-Temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacı tarafa HUMK'nun 434/3. maddesi uyarınca, yöntemine uygun kesin süre içeren meşruhatlı muhtıra gönderilmesine, muhtırada belirtilecek süre beklendikten sonra, anılan madde uyarınca işlem yapılmasına,..” karar verilmiştir.
11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 13.01.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
12. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 E., 2022/487 K. sayılı kararı ile;
“…12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacının, Özel Daire kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 336/3. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru sırasında yapılan adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Yargıtay 12. Hukuk Dairesince mi inceleneceği, adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca inceleneceği sonucuna varılması durumunda, davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı hususları ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
13. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.”
14. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur.
15. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 sayılı ek kararı ile davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir.
16. Davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin incelenmesinde;
Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez Hakan / Özekes Muhammet/ Akkan Mine/ Taş Korkmaz Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, ... 2017, s. 2410-2411).
17. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
18. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
19. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir.
20. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmamasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).
21. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
22. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir.
23. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır.
24. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz, s. 2427).
25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır.
26. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir.
27. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 05.12.2018 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, Yunak İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek 7.000.000TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazısındaki tapu kayıtlarına istinaden davacının adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazı cevabına eklenen davacıya ait tapu kayıt örnekleri ve tüm dosya içeriğine göre davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır.
28. Davacı, Özel Dairenin adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken Yunak Tapu Müdürlüğünde adına kayıtlı taşınmazların vefat eden anne ve babasından kaldığını belirtmiş Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/194 E., 2016/479 K. ile Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.05.2018 tarihli ve 2018/203 E., 2018/430 K. mirasın reddi kararlarını sunmuş ancak Özel Dairece HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardım talebinin reddine ilişkin verilen karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından kanun yoluna başvuru sırasında önceki aşamalardan farklı malî durumunu gösterir belge sunulmamıştır. Hâl böyle olunca Özel Dairece dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
29. O hâlde, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
30. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir…” gerekçesi ile Özel Dairenin davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ek kararının, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ek kararının ve davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine, HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
13. Özel Dairece davacıya kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir.
II. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamamıştır. Bu durumda davacının Hukuk Genel Kuruluna gönderdiği 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz edip edemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
15. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
16. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. Aynı Kanun’un 47. maddesi uyarınca Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
17. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen (08.03.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun ile kanun hükmü olarak kabul edilen) “Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri” başlıklı 15. maddesinin 3. fıkrasında;
“İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin temyiz yoluyla incelemesini yapmak”
hükmü yer almaktadır.
18. Bu hükümde Özel Dairelerce ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği ve Hukuk Genel Kurulunun bu kararları temyiz yoluyla inceleyeceği belirtilmektedir.
19. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, 2. Baskı, Kasım 2018 s. 645).
20. Kararın süresinde temyiz edildiği ancak temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı hâlde, Özel Dairece temyiz eden tarafa temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.
21. Somut olayda ise Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamamıştır. Davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir.
22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi uyarınca temyizi kabil nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihaî karar denir.
23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
24. Özel Dairece davacıya tebliğ edilen 27.09.2022 tarihli muhtıra, HMK’nın 294. maddesinin 1. fıkrasına göre usul veya esasa ilişkin nihai bir karar olmayıp, bu konuda özel bir düzenleme de bulunmadığından temyiz edilmesi mümkün değildir. Ancak Özel Dairece HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde, bu nihai karar ile birlikte muhtıranın usulüne uygun olup olmadığı temyiz konusu edilebilir.
25. Hâl bölye olunca davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddi ile HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 24.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2021/270 E., 2021/462 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
yukarıda numarası yazılı 25.11.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 04.02.2020 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 366. maddesi atfıyla HMK’nın 344.
Hukuk Genel Kurulu 2021/270 E. , 2021/462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile, davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı 05.07.2019 havale tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesinde; Edirne İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararların İcra İflas Kanunu (İİK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) aykırı olup kanuni haklarının tespit ve tesliminin re'sen kamu düzeni ve kanun gereği olduğunu, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, dava ve şikâyetlere neden olunduğunu, açmak zorunda kaldığı davalarda taleplerinin gereğinin yapılmamasının mevcut borçlarının ödenememesine ve borçlanarak yaşamasına sebep olduğunu, kanuna aykırılıkların ve uğradığı zararların tespit ve karşılanması ile eksik kalan hususların vekil atandıktan sonra belirlenmesi taleplerinin bulunduğunu ileri sürerek davaya esas dosyada kabul edilmiş adli yardım kararına istinaden HMK’nın 335/3. maddesi gereğince adli yardım talebinin kabulü ile 3.000.000,00TL maddi ve maddi zararın üç katı manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı, dava dilekçesinde özetle;
Edirne İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi ...’ün (....) 2017/365 Esas sayılı kararı üzerine, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmamasından dolayı uğradığı zararın tahsili için dilekçesinde belirtilen tazminatın hazineden alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir.
Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 18.10.2019 tarih ve 2019/11 D.İş sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir.
Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. .…yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır.…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklindeki saptama ile harç konusu vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacı, HMK’nun 120.maddesi uyarınca, kendisine verilen (2) haftalık kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, usulden ret halinde HMK’nun 49.maddesinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre;
1-Davanın usulden REDDİNE,
2-...nun 49. maddesi uyarınca, davanın usulden reddedilmesi nedeniyle disiplin para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince tahsili gereken 68,20 TL başvurma harcı ve 92,50 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.01.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; ‘Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler’, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; ‘Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır’ şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin reddine” karar verilerek temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 13.01.2020 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 04.02.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır.
8. Bunun üzerine Özel Dairenin 17.02.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile “Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 25.11.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 04.02.2020 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 366. maddesi atfıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.
9. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 17.02.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
10. Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2020 tarihli ve 2020/12-477 E., 2020/685 K. sayılı kararı ile, “…26. Davacı, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine başvururken ve Özel Dairece adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri sunmamış ve HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardıma ilişkin karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından bir kısım bilgi ve belgeler sunulmuş ise de kanun yoluna başvuru sırasında mali durumunu gösterir hiçbir belge sunulmamıştır. Davacının adli yardım kararının kesinleşmesinden sonra sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinde, üzerine kayıtlı birden çok gayrimenkulü bulunduğu, her ne kadar üzerlerinde hacizler bulunsa da davacının mülkiyetinde ve gelir getirecek durumda olduğu, dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
27. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
28. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.” gerekçesiyle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin 17.02.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine ve HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
11. Hukuk Genel Kurulunun geri çevirme kararı sonrasında Özel Dairece, Hukuk Genel Kurulu kararı ve temyiz harçlarının yatırılması için bir haftalık kesin süreli muhtıra 15.01.2021 tarihinde davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacı yasal süre içerisinde temyiz harçlarını yatırmamıştır.
Özel Daire Kararı:
12. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile; “…Mahkememizden verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.09.2020 tarihli ve 2020/12-477 E., 2020/685 K. sayılı kararı gereğince davacı tarafa temyiz harcının yatırılması konusunda 15.01.2021 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nun 366. maddesi atfıyla HMK’nun 344.maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.
13. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 09.02.2021 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
II. GEREKÇE
14. Davacının temyiz kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin reddine ilişkin Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2020 tarihli ve 2020/12-477 E., 2020/685 K. sayılı kararına karşı davacı tarafından itiraz edilmiş ise de, Hukuk Genel Kurulunun adli yardım talebinin reddi kararlarına karşı itiraz yolu bulunmadığından ve verilen karar kesin olduğundan davacının itiraz dilekçesine hukuki değer atfedilmemiştir.
15. Davacının adli yardım talebi Hukuk Genel Kurulunca reddedilmiş ve HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece, temyiz harçlarının yatırılması için davacıya bir haftalık kesin süreli muhtıra gönderilmiş ve muhtıra 15.01.2021 tarihinde usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içerisinde temyiz harçları yatırılmamıştır. Bunun üzerine Özel Dairenin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
16. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararın onanması gerekir.
III. SONUÇ:
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı (59,30TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 13.04.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.