Hukuk Muhakemeleri Kanunu 370. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır.
(2) (Değişik: 31/3/2011-6217/29 md.) Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.
(3) Tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır.
(4) Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır.
Bozma sebepleri
Bu Maddeye Atıf Yapan Kararlar
6.253 karar eşleşti
Bu madde kararlarda usul kalıbı olarak anılıyor. Aşağıdaki kararlar maddeye atıf yapar, ancak maddenin konusunu tartışmayabilir.
2. Hukuk Dairesi, 2024/5630 E., 2024/6452 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Kanun'un 370 inci ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/5630 E. , 2024/6452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1372 E., 2024/1057 K.
KARAR : Başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Tarsus 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/343 E., 2022/151 K.
Taraflar arasındaki çocukla kişisel ilişkinin kaldırılması veya azaltılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesine davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı (anne) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul - kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı (baba) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı (anne) vekili dava dilekçesinde özetle; Tarsus 1. Aile Mahkemesinin 2019/422 E.-2019/829 K.sayılı kararı ile davalı baba ile çocuk arasında her cumartesi günü sabah saat 10.00'dan akşam saat 16.00'ya kadar, dini bayramların 2. günü saat 10.00'dan akşam saat 16.00'ya kadar kişisel ilişki kurulmasına karar verildiğini, çocuğun kişisel görüş için alınırken kendini yırtarcasına ağladığını, ruhsal anlamda kötü etkilendiğini, gelişimine ters etkiler göstermeye başladığını, görüş dönüşü durgun ve keyifsiz olduğunu, çocukta otizm başlangıcı teşhisi konulduğunu belirterek ortak çocuk için uygulanan kişisel görüş kararının kaldırılmasını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde çocuğun üstün yararı, sağlığı göz önünde bulundurularak ayda birden fazla gün olmamak üzere ve davalı babada kalmayacak şekilde kişisel ilişki kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı (baba) vekili cevap dilekçesinde özetle; kişisel ilişkinin kaldırılmasını veya değiştirilmesini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, davacının tamamen kötü niyetli olarak çocuğun, müvekkiliyle görüşmesini engellemek amacı ile davayı açtığını, ortak çocuğun, müvekkili ile kişisel ilişki saatlerinde gayet mutlu ve huzurlu olduğunu, annenin kişisel ilişki günleri zorluk çıkardığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kişisel ilikinin kaldırılmasını veya azaltılmasını gerektirecek bir durumun varlığı gözlemlenmediği gibi ortak çocukla davalı baba arasında mevcut hali ile gerçekleşen kişisel ilişki zamanlarının çocuğun yaşına, psikolojik ve fiziksel gelişimine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı (anne) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı anne vekili istinaf dilekçesinde özetle; çocuk ile baba arasında kişisel ilişki günlerinin kaldırılması ya da azaltılması gerektiğini belirterek davanın reddi yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, kesinleşen boşanma ilamında ortak çocuk ile baba arasında her hafta olacak şekilde kurulan kişisel ilişkinin davacının velâyet görevini yerine getirmesinde zorluk yaratabileceği gibi çocuğun da üstün menfaatine aykırı bulunduğu, davacının velâyet görevini aksatmayacak, davalının da babalık duygularını tatmin edecek şekilde bir kişisel ilişki kurulması gerekirken davanın tamamen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılarak çocuk ile baba arasında velâyeti annede olan 2018 doğumlu Umut Işık ile davalı baba ... arasında her ayın 1. ve 3. cumartesi günü sabah saat 10.00'dan akşam saat 16.00'a kadar, dini bayramların 2. günü sabah saat 10.00'dan akşam saat 16.00'a saatleri arası kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı (baba) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı (baba) vekili özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacı annenin iddia ettiğinin aksine baba ile çocuğun mutlu bir vakit geçirdiğini, annenin, çocuğu göstermek istemediğini, davanın reddi gerektiğini belirterek davanın kısmen kabulü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,davacı baba ile ortak çocuk arasında her hafta cumartesi yatısız şekilde kurulan kişisel ilişkinin, iki haftada bir Cumartesi günleri olarak azaltılmasının isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanunu'nun 323 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12 nci maddesi. Çocuk Haklarına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı baba vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2024/4822 E., 2024/5337 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 370 inci ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/4822 E. , 2024/5337 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1758 E., 2024/375 K.
KARAR : Başvurunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/137 E., 2022/397 K.
Taraflar arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılması ve velâyetin değiştirilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kişisel ilişkinin kaldırılması davasının kabulüne, velâyetin değiştirilmesi davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı karşı davacı (baba) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı karşı davacı (baba) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı karşı davalı (asıl) anne dava dilekçesinde özetle; davalı ile Diyarbakır 2. Aile Mahkemesi'nin 19.06.2017 tarihli, 2017/613 Esas ve 2017/654 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, velâyetin kendisine verildiğini, davalı babanın psikiyatrik olarak psikoz hastası olduğunu, tedavisinin devam ettiğini, evlilik süresince kendisi ve çocuğuna şiddet uyguladığını, ölümle tehdit ettiğini, babanın ortak çocuğu kaçırdığını, ceza davasının halen devam ettiğini, çocuğun tavır ve davranışlarındaki bozukluklar nedeniyle terapiye götürdüğünü ileri sürerek baba ile çocuk arasında kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı karşı davacı baba (asıl) cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; kendisinin bir rahatsızlığının olmadığını, çocuğu ile her görüşmesinde annenin ve ailesinin sorun çıkardığını, kadının psikolojik ve fiziki rahatsızlıkları olduğunu, kadının çocuğa bakacak maddî durumunun olmadığını, çocuğunun da kendisiyle kalmak istediğini, bu konuda rapor alınması gerektiğini belirterek velâyet hakkının tarafına verilmesini, aksi halde çocuğun Kuruma yerleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli, 2019/15 E., 2020/487 K. sayılı kararı ile babanın nerede olduğunun bilinmediği, çocuk ile aradan geçen yıllara rağmen görüşmediği göz önüne alınarak davalı karşı davacı ... ile kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasının çocuğun eğitim, psikolojik, pedagojik ve sosyal gelişimi açısından yararlı olacağı gerekçesiyle çocuk ile davalı karşı davacı arasında kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına, erkeğin velâyetin değiştirilmesine yönelik davasının ise reddine karar verilmiş, kararın davalı karşı davacı baba vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2021/98 E., 2021/147 K. sayılı kararı ile babanın vesâyet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması, yargılamanın yazılı yargılama usulüne uygun olarak yapılması gerektiği dikkate alınarak bu hususta verilecek kararla birlikte usulüne uygun ön inceleme ve tahkikat duruşması yapılması, kabule göre de baba ile de görüşülmek suretiyle kişisel ilişki konusunda rapor alınmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı karşı davacı babanın vesâyet altına alınmasını gerektirecek bir hususun bulunmadığı yönünden raporun aldırıldığı, taraf teşkilinin sağlandığı, baba ile de görüşülmek suretiyle kişisel ilişki konusunda sosyal inceleme raporu aldırıldığı, babanın kişisel ilişki tesisini kötüye kullanarak çocuğu kaçırdığı, kötü şartlarda yaşattığı, bu süre içerisinde annesinin öldüğünü söylediği, çocuğun mahkeme huzurunda dinlenirken yaşadıklarını anlatırken dahi korku içinde olduğu, yaşanılan travmanın çocuk açısından derin izlere neden olduğu ve tekrarlamasının onarılması güç zararlara neden olacağı, çocuğun üstün menfaati gözetilerek kişisel ilişkinin kaldırılmasına, karşı dava yönünden ise aynı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı karşı davacı (baba) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı (baba) vekili istinaf dilekçesinde; annenin yakınlarının müvekkilini tehdit ettiğini, kişisel ilişkinin kaldırılması için bir olayın olması gerektiğini ve babayla görüşülmediğini belirterek kişisel ilişkinin kaldırılması davası yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çocuğun daha önce baba tarafından kaçırılarak alıkonulduğu, annesi ile görüştürülmediği, alınan sosyal inceleme raporunda çocuğun baba ile görüşmek istemediğinin belirtildiği, çocuğun uzman huzurunda da babasının kendisinin kaçırdığını, babasından korktuğunu, babası ile görüşmek istemediğini ifade ettiği ettiği, çocuğun idrak çağında bulunduğu ve çocuğun üstün yararı da dikkate alındığında kişisel ilişkinin kaldırılması için yeterli delilin bulunduğu gerekçesiyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı (baba) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı karşı davacı baba vekili temyiz dilekçesinde istinaf sebeplerini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kişisel ilişkinin kaldırılması yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, baba ile ortak çocuk arasında kişisel ilişkinin kaldırılması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 323 üncü ve 324 inci maddeleri. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12 nci maddesi. Çocuk Haklarına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/1412 E., 2024/2707 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 370 inci ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/1412 E. , 2024/2707 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1888 E., 2023/2166 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/1141 E., 2023/205 K.
Taraflar arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; boşanma kararında ortak çocuğun velâyetinin davacıya verildiğini ve baba ile kişisel ilişki kurulduğunu, davalının boşandıktan sonra da davacı ve ortak çocuğa şiddet eylemlerinin devam ettiğini, bu eylemlerden biri nedeniyle davalının cezaevinde olduğunu, davalının ortak çocuk ile nadiren kurduğu kişisel ilişki sırasında hem davacıya hem de ortak çocuğa hakaret ederek şiddet uyguladığını, davalının cezaevinden çıktıktan sonra davacının peşini bırakmayacağını, çocuğu görme amacıyla davacıyı rahatsız edeceğini, davalının çeşitli suçlardan dolayı cezaevinde olduğunu, ortak çocuğun küçük yaştan itibaren babasından ayrı kaldığını, davalının babası olduğunu bilmediğini, çok az görüştükleri için baba-evlat ilişkisinin oluşmadığını, çocuğun sağlıklı ruhsal ve bedensel gelişiminin sağlanması için boşanma kararı ile kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacı annenin çocuk 6 aylık olduktan sonra il il babasından kaçırdığını, bütün gayretine rağmen çocuğu görme imkanı bulunmadığını, davacının kendisini sürekli olarak hakaret ve tehdit suçlarından şikayet ettiğini, karıştığı ileri sürülen suçların çocukla kişisel ilişki kurulmasına engel olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı babanın adli sicil kaydı, sosyal inceleme raporundan görüldüğü üzere ortak çocuğun babasını tanımaması ve annesinin ikinci evliliğindeki eşini baba olarak bilmesi, davalı babanın kendisi yönünden tanzim edilen ilk raporda ortak çocuk ile arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılmasını ve ortak çocukla kişisel ilişki kurmak istemediğini ifade etmesi, Mahkemece ihtiyaca binaen davalı baba yönünden ikinci kez rapor tanzim edilmesine yönelik işlemler yapıldığında davalının görevlendirilen uzman tarafından belirtilen tarih ve saatte rapor hususundaki randevuya gelmemiş olması ve bu nedenle davalı ile görüşülememesi, tüm bunlardan bahisle davalının ortak çocuğa olan kayıtsız tavrı ve davalının ortak çocukla kişisel ilişkisinin devam ettirilmesinin küçüğün yüksek menfaatine aykırı düşeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, Adana 5. Aile Mahkemesinin 2015/953 Esas 2016/756 Karar sayılı ilamı ile çocukla baba arasında kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kişisel ilişkinin devamının çocuğun psikolojik ve ruhsal hayatını olumsuz etkileyeceği iddiası tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, babanın şu an ceza evinde olmadığını, kısıtlı olmadığını, karıştığı ileri sürülen fiillerin babanın ortak çocuk ile kişisel ilişki kurmasına engel olmadığını, davacı annenin çocuk 6 aylıkken başka ile gittiğini, bütün çabasına rağmen çocukla kararda yazılı olan kişisel ilişkiyi kurma imkanını bulamadığını, yoksa uzun yıllar çocuğu görmekten kaçınmadığını, bir babanın çocuğu ile kişisel ilişki kurmasından mahrum bırakılamayacağını, çocuğun babasını tanıma fırsatı verilerek kişisel ilişki konusunda fikri oluştuktan sonra çocuğun dinlenmesi gerektiğini, kişisel ilişkinin süresinin belki azaltılmasının mümkün olabileceğini ancak kaldırılması için bir sebebin bulunmadığını belirterek davanın kabulü yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı babanın 1 yaşından itibaren çocuk ile kişisel ilişki kurmadığı, alınan rapordan anlaşıldığı üzere çocuğun annenin 05.12.2019 tarihinde evlendiği eşini baba olarak bildiğinin anlaşıldığı, davalıyı babası olarak tanımadığı, babasının adını ... olarak söylediği, anne ve babasını çok sevdiğini ve kendisine iyi davrandıklarını belirttiği, bulunduğu ortamda mutlu ve huzurlu olduğu, baba yönünden alınan uzman raporunda ise davalının yeniden evlendiği, bir düzeninin olduğu, ortak çocuğu 6 yıldır görmediğini, şu anda çocukla kişisel ilişki kurmak istemediğini, daha sonra çocukla kişisel ilişki kurmak isterse dava açabileceğini belirttiği, alınan bu raporda görüş olarak baba ile çocuk arasında kişisel ilişkinin kaldırılmasının uygun olacağının bildirildiği, baba yönünden tekrar rapor alınması istenmiş ise de davalıya telefonundan ulaşılamadığı, sistemden sms gönderilmesine rağmen randevuya gelmediği, bu nedenle davalı ile görüşmenin gerçekleşemediği, ceza mahkemesi kararlarına göre davalı baba ve çocuk arasında kişisel ilişkinin tesisi amacıyla davalının çocuğu almaya gittiğinde davacı annenin çocuğu teslim etme konusunda sıkıntı çıkardığı,davalı babanın da bu sırada davacı anneye karşı farklı tarihlerde hakaret, tehdit gibi birden fazla suç işleyip hatta yargılama sırasında bu suçlardan aldığı mahkumiyet kararını infaz ettiği, davacı annenin hangi sebeple olursa olsun çocuk ve baba arasındaki kişisel ilişkide sorun çıkarması doğru değil ise de, davalı babanın da davacı anne ile aralarında olan husumete ve kişisel ilişki konusunda problem yaşandığını bilmesine rağmen kişisel ilişkiyi kurmak için önlem almayarak her seferinde kendisinin gittiği, icra yoluna başvurmadığı, böylece suçlar işleyerek husumeti arttırdığı, sonuç olarak küçüğün babayı tanımaması, annesinin yeni eşini baba olarak bilmesi, bulunduğu ortamda huzurlu bir gelişiminin olduğu, davalı babanın çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda samimi olmadığı, ortak çocukla baba arasında kişisel ilişki kurulmasının değişen koşullara göre her zaman yeniden değerlendirilebileceği, bu aşamada ortak çocuk ile davalı baba arasında kurulacak kişisel ilişkinin yaratacağı travmalar da gözetilerek çocuğun üstün yararı doğrultusunda kişisel ilişkinin kaldırılmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlayarak davanın kabulü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı baba ile ortak çocuklar arasında boşanma kararı ile kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanunun'un 323 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12 nci maddesi. Çocuk Haklarına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/677 E., 2024/2573 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/677 E. , 2024/2573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1486 E., 2023/1564 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramankazan Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2022/652 E., 2023/383 K.
Taraflar arasındaki çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı (baba) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı (baba) vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı (anne) dava dilekçesinde özetle; ortak çocuğun kişisel ilişki kurmak için babasının yanına istekli gitmediğini, davalının evinde sürekli akrabalarının misafir olduğunu, alkol alıp küfürlü konuştuklarını belirterek boşanma kararı ile kurulan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenerek baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişki günlerinin her ayın ilk cumartesi günü saat 10.00'dan akşam 17.00'ye kadar, dini ve milli bayramların ikinci günü saat 10.00'dan akşam 17.00'ye kadar, yaz döneminde ise 5 gün ile sınırlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı baba vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çocuğu bir silah gibi kullandığını, annenin iddialarının asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların Kahramankazan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/290 Esas -2019/158 Karar sayılı kararı ile boşandıkları, kararın istinaf incelemesi sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesi'nin 2019/1858 Esas 2020/937 Karar sayılı ilamı ile davalı baba ile çocuk arasında kişisel ilişki yönünden '' velâyeti davalı-karşı davacı anneye bırakılan ortak çocuk ile davacı-karşı davalı baba arasında her ayın ikinci ve dördüncü cumartesi günleri saat 10:00'dan takip eden pazar günü saat 17:00'ye kadar, dini bayramların ikinci günü ve milli bayramlarda saat 10:00 ile 17:00 arasında, her yıl yarıyıl tatilinin ilk cumartesi günü saat 10:00'dan ikinci cumartesi günü saat 17:00'ye kadar ve her yıl temmuz ayının birinci günü saat 10:00'dan 30. günü saat 17:00'ye kadar, davacı-karşı davalı babanın ortak çocuğu yanına alması suretiyle kişisel ilişkinin tesis ve devamına,'' şeklinde hüküm tesis edildiği, alınan uzman raporunda yapılan tespitler, ortak çocuğun mahkememizde vermiş olduğu beyanında babası ile yatılı kalmak istediği ancak yatılı kalacağı gün sayısının azaltılmasını talep ettiği anlaşıldığı gerekçesiyle çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabulü ile baba ile çocuk arasında "her ayın 2. ve 4. Cumartesi günü saat 10:00 ile 17:00 arasında, dini bayramların 2. günü saat 09.00 ile saat 18.00 arasında, her yıl Temmuz ayının ilk hafta pazartesi günü saat 09.00 ile ikinci haftasını takip eden Cuma Günü ( toplam 12 gün) saat 17.00 arasında yatılı olarak, 1. ve 2. ara tatilin 1. günü saat 09:00 ile tatilin 2. günü saat 17:00 arasında" yatılı olacak şekilde kişisel ilişki tesisine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı baba vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı baba vekili istinaf dilekçesinde özetle; çocuğun annenin yönlendirmeleri etkisinde kalarak sağlıklı bir şekilde beyanda bulunmadığını, kısmen kabule rağmen sadece davacı lehine vekâlet ücreti takdir edildiğini belirterek davanın kabulü ve vekâlet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uzman raporu, sunulan fotoğraflar, ortak çocuğun beyanı, kişisel ilişkiden beklenen amaç ve çocuğun üstün yararı da dikkate alındığında boşanma kararında tesis edilen kişisel ilişki kısmen fazla olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince istinafa konu kararda tesis edilen kişisel ilişkinin de çocuğun sağlıklı gelişimini sağlayacak, babalık duygusunu tatmin edecek yeterlilikte olmadığı, bu haliyle kişisel ilişkinin az olduğu anlaşıldığından davalının istinaf isteminin kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle ortak çocuk ile baba arasında "her ayın ikinci ve dördüncü cumartesi günleri saat 10:00'dan takip eden pazar günü saat 17:00'ye kadar, dini bayramların ikinci günü saat 09:00 ile 18:00 arasında, her yıl yarıyıl tatilinin ilk cumartesi günü saat 10:00'dan ikinci cumartesi günü saat 17:00'ye kadar, her yıl temmuz ayının 1. günü saat 09.00 ile 15. günü saat 17.00 arasında, 1. ve 2. ara tatilin 1. günü saat 09:00 ile tatilin 2. günü saat 17:00 arasında" kişisel ilişki kurulmasına, davalının sair istinaf talebinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı baba vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı baba vekili özetle; istinaf sebeplerini tekrarla davanın kabulü ve vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı baba ile ortak çocuk arasında boşanma kararı ile kurulan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesinin doğru olup olmadığı ve vekalet ücreti noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanunun'un 323 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü, 9 uncu ve 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı baba vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2022/8762 E., 2024/807 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın meslek
10. Hukuk Dairesi 2022/8762 E. , 2024/807 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/487 E., 2022/931 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Dargeçit Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/373 E., 2021/451 K.
Taraflar arasındaki meslek hastalığı iddia edilen rahatsızlığa dayalı tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılar nezdinde Dargeçit ilçesinde bulunan iş yerinde çalışmakta iken maruz kaldığı meslek hastalığının tespiti talebiyle SGK'ya başvurduğunu, başvuru neticesinde Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünce verilen 05.12.2017 tarihli 07617 sayılı Sağlık Kurulu kararında tespit edilen işitme kaybı hastalığının mesleki olmadığından bahisle taleplerinin reddine karar verildiğini, bu karara itiraz ettiklerini, 26.08.2018 tarihli yazı ile iş gücü kayıp oranı belirtilmediğinden Yüksek Sağlık Kuruluna sevkinin yapılamadığının belirtildiğini, spiralle demir kesme ve silme işlerinde çalıştırıldığını bu işin ağır iş sınıfında olduğunu, bu alanda çalışan kişilerin yüksek gürültüye maruz kaldıklarını, gürültünün şiddetinin fazla olması nedeni ile de duyu organlarının zarar gördüğünü, aylarca işveren tarafından hiçbir önlem alınmadan müvekkilinin bu gürültüye maruz kalması sonucu kulaklarında kalıcı hasar meydana geldiğini, iş sağlığı ve güvenliği tedbirinin alınmadığını, müvekkilinin kulağından sürekli çınlama seslerinin geldiğini, psikolojisinin bozulduğunu, iş yerinde başlamadan çalışmış olduğu iş yerine sağlık raporunu sunduğunu ve böyle bir probleminin de olmadığını, yaşadığı acı ve elemi bir nebze olsa da hafifletmesi için ayrıca manevi tazminat talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin yaşamış olduğu meslek hastalığı nedeni ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL maddi tazminat ve 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılardan DSİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde SGK'ya bildirimin ne zaman yapıldığı belirtilmemiştir. Bu nedenle davacının iddialarını somutlaştırma ve açığa kavuşturma yükümlülüğü çerçevesinde bunu ortaya koyması gerekmektedir. Uygulamaya göre sigortalı veya hak sahiplerinin haklarını almak için önce SGK’ya başvurması, sonuç alamazsa SGK aleyhine dava açması ve açılacak davanın sonucunun beklenerek tazminat talebinde bulunulması gerektiğini, işveren diğer davalı tarafından Ilısu Barajı ve HES için Çevre Mühendisleri ve İş Güvenliiği Uzmanları tarafından 10.10.2012 tarihli ölçüm ve 11.10.2012 tarihli Gürültü Ölçüm raporunda “gürültü seviyesinin 80 dbA’yı aştığı durumlarda “çalışma personelinin çalışma süresinde kulaklık ve kulak tıkaçları gibi uygun koruyucu araç ve gereçler kullanmaları gerekliliğine” işaret edilmiştir. Davacıya 3 kez kulak tıkacı 2 kez kulaklık teslim edildiğinden gerekli önnlemler alındığını, iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin de verildiğini, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Kurulu kararında tespit edilen davacının işitme kaybı hastalığının meslek hastalığı olmadığı kararı gereğince iddia edilen zarar ile işverenin sorumlu olamayacağını ve açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller, tanık anlatımları ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığına tarafından düzenlenen 02.03.2021 tarih, 69365276-101.01.02-2020/101978 sayı ve davacı ... hakkında verilen raporda ...Ltd. Şti. işyerinde 06.06.2013-07.12.2013 tarihleri arasında montaj işçisi olarak çalışan davacı ...'ın sigortalının mevcut asimetrik, sol kulaktaki, tek taraflı işitme kaybı hastalığının mesleki olmadığının bildirildiği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili sigortalının işyerinde çalışmaya başladığında herhangi bir sağlık problemi bulunmadığını, işyeri ortamından dolayı işe başladıktan sonra işitme kaybı oluştuğunu, bu durumun işyerinde mevcut çalışma ortamından kaynaklandığını, yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Yerel Mahkemece verilen red kararının hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından davacının davalı işyerindeki çalışması nedeniyle meslek hastalığı oluştuğu iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince 27.02.2019 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu kararı ve 03.02.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu raporu esas alınarak davacının hastalığının meslek hastalığı olmadığına dair belirlemeye dayanarak ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, Mahkemece 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesinde düzenlenen prosedür yerine getirilerek, 27.02.2019 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu kararı ve 03.02.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu raporu esas alınıp davacıda oluşan işitme kaybının mesleki hastalık olmadığına dair verilen red kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kulaklarında duyma problemi ve çınlama sesi gelmesinin nedeni çalıştığı dönemde maruz kaldığı yoğun gürültü olduğunu, işverenin iş yerinde hiçbir güvenlik önlemi almadığını, bu işte çalışan kişilere verilmesi gereken iş güvenliği ekipmanlarının davalılar tarafından müvekkiline verilmediğini, neticede de müvekkilin meslek hastalığına yakalanmasına neden olunduğunu, meslek hastalığının Adli Tıp Üst Kurulunca incelenmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zararlandırıcı olayın meslek hastalığı olduğu iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın meslek hastalığı olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 14, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri ile sürekli iş göremezlik oranının tespiti noktasında 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesi ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı kararı, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre Mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, istinaf sebepleri olarak da ileri sürülmüş olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirilerek istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verildiği, bu kapsamda ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
2.Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
Bölge adliye mahkemesi bir karar vermiş; temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay kararın usule ve kanuna uygun olduğunu, ancak gerekçenin hatalı olduğunu tespit etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, bu durumda verilecek karar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gerekçenin değiştirilerek ve düzeltilerek kararın onanması (Düzelterek onama)
B) Temyiz başvurusunun reddi
C) Kararın bozulması
D) Dosyanın bölge adliye mahkemesine iadesi
E) Kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.