6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 376

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 376. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 376- (1) Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler. Süre

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

31 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/3589 E., 2025/1453 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Yargılamanın iadesini talep eden vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun 6100 sayılı HMK.'nın 376. maddesine göre yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkına sahip olduğunu, müvekkili bakanlığın, 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 417/1/d hükmüne göre "Tarımsal arazilerin parçalanmasını önlemek" ile gör
7. Hukuk Dairesi         2024/3589 E.  ,  2025/1453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/813 E., 2024/772 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/276 E., 2023/350 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Yargılamanın iadesini talep eden vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun 6100 sayılı HMK.'nın 376. maddesine göre yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkına sahip olduğunu, müvekkili bakanlığın, 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 417/1/d hükmüne göre "Tarımsal arazilerin parçalanmasını önlemek" ile görevli ve yetkili olduğunu, Mahkemenin E:2022/211-K:2022/448 sayılı dosyasında açılınış olan Vasiyetnamenin Tenfizi davasında Manisa ili, , 297 Ada 8 Parsel sayılı Zeytinlik Bağ vasıflı 10.673,35 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2000 m2'lik kısmının ... adına olan tapu kaydının iptali ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, akabinde Şehzadeler Tapu Müdürlüğü'nün sayılı yazısı ile Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden bahsi geçen mahkeme kararı doğrultusunda yapılacak paylı mülkiyet işleminin 5403 sayılı Kanun çerçevesinde mümkün olup olmadığının tescile esas olmak üzere bildirilmesini talep ettiğini, devamında Müdürlük tarafından Şehzadeler Tapu Müdürlüğü'ne yazılan 05.09.2023 tarih ve sayılı cevabı yazıda ilgili mevzuat hükümleri ile açıkladığı üzere 5403 sayılı Kanunun 8/C maddesi uyarınca bahsi geçen taşınmazın pay ve paydaş sayısı arttırılmadan aynen devri mümkün olduğundan, vasiyetnamenin tenfizi işleminin uygun olmadığının bildirildiğini, davaya konu taşınmaz tarım arazisi olduğundan 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğunu, tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın, mevzuat hükümleri karşısında paylı mülkiyete çevrilmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece 5403 sayılı Kanun'un 8/C maddesinin 2. fıkrasındaki esaslara göre ehil mirasçı tespit etmek suretiyle tek bir mirasçıya devrine ya da ortaklığın satış suretiyle 3. bir kişiye satılması suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekirken; paylı mülkiyete çevirmesinin kanuna aykırı olup yargılamanın yenilenmesi yoluyla söz konusu mahkeme kararının iptal edilmesini sağlamak için bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, Manisa İli, , 297 ada 8 parsel sayılı zeytinlik bağ vasıflı 10.673,35 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2000 m2'lik kısmının ... adına olan tapu kaydının iptali ile ... adına tapu kayıt ve tesciline ilişkin 16.12.2022 tarih ve 2022/211 Esas ve 2022/448 Karar sayılı kararın iptali ile taşınmazın eski malik üzerine tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davacı ... 15.11.2023 tarihli celsede; "Vasiyetnamenin tenfizi kararı kaldırılsın. Yargılamanın yenilenmesine bir diyeceğim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı ... 15.11.2023 tarihli celsede; "Vasiyetnamenin kaldırılmasını talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vasiyetnamenin tenfizi kararının tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine hükmün 28.02.2023 tarihinde kesinleştiği, yargılamanın iadesi istenen dosyanın davacı ... davalılarının davacı aleyhine aralarında anlaşarak hile yaptıkları hususunun yargılamanın iadesini isteyen tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle talep eden tarafça yargılamanın yenilenmesi talebini içerir dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerin hiçbirinin 6100 sayılı HMK.’nın yargılamanın iadesi sebeplerini düzenleyen 375, 376 ve 377. maddelerinde yazılı koşullara uymadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/211 Esas, 2022/448 Karar sayılı dosyasında vasiyete konu zeytinlik bağ vasfındaki taşınmazın vasiyetname gereğince 2000 m2'lik kısmının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği, 5403 sayılı Yasa'nın 8. maddesi kapsamında tarım arazilerinin bölünmesine yol açacak şekilde karar verildiği iddiasına dayalı olarak yargılamanın iadesinin talep edildiği, ancak HMK.'nın 375 ve devamı maddeleri kapsamında belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinden olmadığı, yolsuz tescile konu olabileceği gerekçesiyle esastan ret kararı verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Talep eden vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar vasiyetnamenin tenfizi davası açılmışsa da bunun bir yöntem olarak kullanıldığını, mevzuat gereği kurumdan görüş ve izin alınması gerektiği ve kurumca ifraza müsade edilmeyeceği taraflarca bilindiğinden, muvaazalı bir anlaşma dava konusu edilip davalı tarafça hemen davanın başında davanın kabul edildiğini, tarım arazilerinin muvazaalı satış, cebri satış, miras yoluyla hisselendirilerek ve kesinleşmiş mahkeme kararıyla bölünmesinin yaygın bir yöntem olarak kullanıldığını, bahsi geçen arazinin gerek vasfı gerekse büyüklüğü gereği bölünemeyeceğini, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı biçimde, kanun hükümlerini dolanmak maksadıyla muvazaalı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375/1-h hükmünün hilafına söz konusu taşınmazın hisselendirildiğini ve hükmen tescilin sağlandığını, tarım arazisinin bölünmesi sonucunu doğuran davaya konu mahkeme kararının Anayasa'ya, 639 sayılı KHK'ya, 3083 ve 5403 sayılı Kanun'a ve HMK.'nın emredici hükümlerine aykırı olduğunu beyan etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasa'sının amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup anılan yasada 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m) Kanun'un “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m) Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m) Kanun'un 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m) Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376. maddesi uyarınca "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler". Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır. Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında davacı; muris ... in 02.05.2021 tarihinde vefat ettiğini, Manisa 3. Noterliğinin 19.06.2020 tarih ve 16430 yevmiye numaralı muris ... tarafından yapılan Düzenleme Şeklinde Vasiyetname ile Manisa İli, 297 ada 8 parsel (Eski 2056 parsel) sayılı 10.673,35 m2 yüz ölçümlü taşınmazın 2000 m2'lik kısmının kendisine bırakıldığını beyanla muris ... adına kayıtlı olan taşınmazın 2000 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Dava konusu 297 ada 8 parsel sayılı taşınmaz; 10.673,35 m2 yüz ölçümlü Zeytinli Bağ vasfında olup tam hisse ile, muris ... Kirazdiken adına kayıtlıdır. İptali istenen yargılamada, davalı mirasçılar davayı kabul ettiğini bildirmiş, Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 16.12.2022 tarih ve 2022/211 Esas ve 2022/448 Karar sayı ile davanın kabulüne, taşınmazın 2000 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline kararı verilmiştir. Hüküm, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine 30.03.2023 tarihinde kesinleşmiş ve henüz tapuda intikal gerçekleşmemiştir. Hükmün kesinleşmesi üzerine; ... vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacı adına tesciline dair hükmün iptali ile ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. Bu amaç doğrultusunda asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin arttırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en dikkate alınması gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacı adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacı ... davalılar iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. Her ne kadar tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacı ... davalılar arasındaki bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından Tarım ve Orman Bakanlığının yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle 6100 sayılı Kanunun 376. maddesi uygulanarak davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2024/448 E., 2025/225 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddelerinde düzenlendiği, üçüncü kişilerin dava açma ehliyetini düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 376. maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebi
Hukuk Genel Kurulu         2024/448 E.  ,  2025/225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/591 E., 2023/749 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.04.2023 tarihli ve 2021/8478 Esas, 2023/2031 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi davasının usulden reddine karar verilmiştir. Kararın yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Yargılamanın yenilenmesini talep eden Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili talep dilekçesinde; dava konusu tarla vasıflı tarım arazilerinin önceki malikinin davalılardan ... olduğunu, aynı mahkemenin 2017/832 Esas, 2018/20 Karar sayılı dosyasında devam eden tapu iptali ve tescil istemli dava neticesinde davalı ... tarafından dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve 5403 sayılı Kanun hükümlerini dolanmak üzere muvazaa yaratıldığı göz önünde bulundurulmadığı için taşınmazların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 375. maddesinin 1.fıkrası hükmüne aykırı olarak huzurdaki davanın davalıları adına hükmen tesciline karar verildiğini ve tapuda karar uyarınca işlem yapıldığını ileri sürerek Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 Esas, 2018/20 Karar sayılı hükmünün iptali ile taşınmazların eski malik ... adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.İptali istenen hükmün davacıları cevap dilekçesinde, hükmün iptalini isteyen tarafın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, yargılamanın yenilenmesi ve hükmün iptali kurumunun 6100 sayılı Kanun'un 374 vd. maddelerinde düzenlendiğini, bu maddelere göre hükmün iptalini ancak davanın taraflarının isteyebileceğini, davacının dosyada taraf sıfatı olmadığı için hükmün iptalini isteyenin aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenlerden dolayı mahkemece başkaca hiçbir araştırmaya gerek duyulmaksızın davanın aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönünden de haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; tamamen iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığını, satın alma işlemlerinin resmi yollardan yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2020 tarihli ve 2018/307 Esas, 2020/551 Karar sayılı kararıyla; yargılamanın yenilenmesi ve hükmün iptali kurumunun 6100 sayılı Kanun'un 374 vd. maddelerinde düzenlendiği, üçüncü kişilerin dava açma ehliyetini düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 376. maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" şeklinde düzenlemenin yer aldığı, madde metninde üçüncü kişinin kim olduğunun açıkça düzenlendiği, bu anlamda hükmün iptalini isteyen Tarım İl Müdürlüğünün 6100 sayılı Kanun'un 376. maddesinde düzenlenen üçüncü kişi olmadığının açık olduğu, hükmün iptali için ileri sürülen gerekçelerin de 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesinde tahdidi olarak sayılan hiçbir sebebe dayanmadığı, bu durumda hükmün iptalini isteyen tarafın aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2021 tarihli ve 2021/914 Esas, 2021/1053 Karar sayılı kararıyla; davanın yargılamanın yenilenmesine ilişkin olduğu, HMK'nın 376 ncı maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" denilmekte olup davacının yargılamanın yenilenmesine konu olan dosyanın tarafı olmadığı gibi HMK'nın 376. maddesine göre aleyhine hüküm verilen ...'in herhangi bir şekilde alacaklısı, borçlusu veya başkaca bir hukuki kurum itibariyle yerine geçeni olmadığı, bu nedenle 5403 sayılı Kanun itibariyle davacı Valiliğin "aleyhine hüküm verilen yerine geçen" kavramı içerisine girmesi mümkün olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davacı Konya Valiliği vekili, Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 E. - 2016/20 K. sayılı ilamı alınırken söz konusu davanın taraflarının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8. maddesindeki tarım arazilerinin bölünmesi ile pay ve paydaş adedinin artırılmasına ilişkin yasal engeli dolanmak suretiyle bertaraf etmek için mahkemeye başvurduklarını, yine davalı ...'in muvazaalı olarak cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini, mahkemenin ise yasal sınırlamaları ve tarafların gerçek niyetlerini dikkate alınmadan davanın kabulü ile taşınmazlarda davalı ...'e ait payı iptal ederek altmış (60) davacının her birinin 1/60'ar payı olacak şekilde tescile hükmettiğini, taşınmazı bir nev'i parsellere ayıracak şekilde karar verdiğini, böylelikle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8. maddesindeki tarım arazilerinin bölünmesi ile pay ve paydaş adedinin artırılmasına ilişkin yasaklamayı bertaraf etmek için mahkemeleri kullanarak bir çok mahkemeden benzer kararların çıkmasına neden olduklarını belirtip yargılamanın yenilenerek hükmün iptalini ve taşınmazın bölünme öncesi olduğu gibi eski maliki adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. Davalı ise, davacının eldeki davayı açma yetkisi olmadığını, Anayasaya aykırılık teşkil ettiğini, böyle bir yetkisinin olduğu kabul edilse bile HMK'nın 376. maddesi uyarınca davacı Valiliğin yargılamanın iadesini isteyemeyeceğini belirtmek suretiyle davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; HMK'nın 376. maddesinde yargılamanın iadesini isteyebileceklerin sınırlı olarak sayıldığını davacı Valiliğin HMK 376. maddesinde sayılanlardan hiçbiri olmadığını belirtip davanın usulen reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık; davacı Valiliğin eldeki davayı açma ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 3. Somut uyuşmazlıkta; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununu ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davacı kamu idaresinin, kamusal menfaatleri gözetmek suretiyle faaliyetlerini yürütme yükümlülüğü bulunması kapsamında, davada taraf ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple; ilk derece mahkemesince aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. 3. O halde mahkemece; davacı Kamu İdaresinin aktif husumet ehliyetinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir...'' karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili; müvekkili kurumun yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmasında kamu yararının bulunduğunu, karşı tarafın muvazaalı şekilde toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik hareket ettiklerini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin eldeki davada, HMK'nın 375. maddesinde düzenlenen "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" hükmü dikkate alındığında; Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkının bulunup bulunmadığı, burada varılacak sonuca göre davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376. maddesi 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikli olarak yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamı düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Bu Kanun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, arazi kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar" şeklindedir. 3. Aynı Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. 4. Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 5. Kanunun 3. maddesinde ise; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir. 6. Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. 7. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsalişletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. 8. Uyuşmazlığın çözümü için yargılamanın yenilenmesi kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 9. Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur. 10. Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki, Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165). 11. Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Muhammet, Özekes: Hakan, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324). 12. Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Kanun'un (HMK) 375. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka anlatımla, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171). 13. Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı Kanun'un 374. maddesinde de belirtildiği üzere kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir. Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir. 14. 6100 sayılı Kanun'un 376. maddesinde ise taraflar dışında üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi durumu düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" şeklindedir. Üçüncü kişilerin hükmün iptalini isteyebilmesi için bir hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesinin bulunması yeterlidir. Bir başka anlatımla, yargılamanın iadesine konu teşkil eden davada davacı taraf değilse, o davada verilen karar, davacının hukukunu etkileyecekse hükmün iptalini isteyebilir. 15. Davada verilen karar bir kimsenin hukukunu etkiliyorsa, yani bu karar o kişiye karşı ileri sürülebilecek nitelikteyse, karar nedeniyle zarara uğrayan kişilerden yalnızca "alacaklı" veya "haleflere" yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurma hakkı tanıyıp aynı durumda olan diğer kişiler için böyle bir imkânı kapatmak hem bir anayasal ilke konumundaki eşitlik ilkesine aykırı düşecek, hem de bireyleri etkin hukuki korumadan yoksun bırakarak bir hukuk devletinden beklenen amaç ile örtüşmeyecektir. 16. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; iptali istenen hükme esas dava dosyasında Konya ili, Beyşehir ilçesi, Karaali Mahallesi,... ada 74 parsel ile Meram ilçesi, Yaylapınar Uhud Mahallesi, ... ada 25 parsel ve Meram ilçesi, Karahüyük Mahallesi,... ada 20 parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmazların davalı ... adına kayıtlı iken altmış kişiden oluşan davacılar tarafından gerçek hak sahiplerinin inanç sözleşmesi gereği kendileri olduğundan bahisle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tescili için dava açtıkları, dava açıldıktan sonra davalı ...'in davayı kabul ettiğini bildirdiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazların davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine davalı adına kayıtlı olan taşınmazların tapuda davacılar adına 1/60 ar paylarla tescil edildiği anlaşılmaktadır. 17. Eldeki davada, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili, "bölünemez büyüklük" kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 18. Mahkemece yapılan keşif sonucunda, dava konusu taşınmazlardan ... ada 25 parsel ile ... ada 20 parselin tarla vasıflı taşınmaz olduğuna dair tespitler yapılmıştır. 19. Şu durumda, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 20. Mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tesciline karar verilmesi hâlinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanuna karşı hile yapmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. 21. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve kanun yolundan feragati ile hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağı gibi 5403 sayılı Kanun'a göre tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin bölünmelerinin önlenmesi, amaç dışı ve yanlış kullanılmalarının engellenmesi ve yine korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile ilgili görev, yetki ve sorumluluğun Tarım ve Köy işleri Başkanlığına ait olduğu gözetildiğinde Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi talebi bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir. 22. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 23. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kararı veren Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/273 E., 2024/25 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2018/600 Esas, 2020/130 Karar sayılı kararıyla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci ve 376 ncı maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunduğu, mahkemece verilen ilk karar ile tapuda adına tescil edilen şahıslardan devralan diğer davalılar ile dahili daval
Hukuk Genel Kurulu         2023/273 E.  ,  2024/25 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1361 E., 2022/1551 K. KARAR : Davanın usulden reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18.05.2022 tarihli ve 2022/2462 Esas, 2022/3530 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi davasının kabulüne, mahkemenin 2016/508 Esas, 2016/472 Karar sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Yargılamanın yenilenmesini talep eden Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili talep dilekçesinde, tarla vasfındaki taşınmazda davalı ...'a ait tam hissenin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda (5403 sayılı Kanun) yer alan "bölünemez büyüklük" kavramına aykırı olarak iptali ile 1/63'er hisse şeklinde davacılar adına tesciline dair Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 04.07.2016 tarihli ve 2016/508 Esas, 2016/472 Karar sayılı hükmün ve davacılar adına yapılan devirlerin iptali ile davalı ... adına yeniden tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP İptali istenen hükmün davacıları vekili cevap dilekçesinde; yargılamanın yenilenmesini talep eden Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün eldeki davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca davanın esası yönünden de yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur. Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazdaki paylarını sattıklarını, üzerlerine kayıtlı taşınmaz kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2018/600 Esas, 2020/130 Karar sayılı kararıyla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci ve 376 ncı maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunduğu, mahkemece verilen ilk karar ile tapuda adına tescil edilen şahıslardan devralan diğer davalılar ile dahili davalıların iyiniyet iddiasında bulunmalarının anılan Kanun kapsamında yerinde görülmediği, bu suretle davanın ispat edildiği gerekçesi ile kabulüne, mahkemenin 2016/508 Esas, 2016/472 Karar sayılı hükmünün iptaliyle hükme dayalı tescil dayanaksız kalacağından davacılar adına kayıtlı payların da iptali ile Durmuş Ali oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli ve 2021/1825 Esas, 2022/133 Karar sayılı kararıyla; davanın yargılamanın yenilenmesine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler." denilmekte olup yargılamanın yenilenmesi davasının davacısının Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/508 Esas sayılı dosyasının tarafı olmadığı gibi aleyhine hüküm verilen davalının da herhangi bir şekilde alacaklısı, borçlusu veya başkaca bir hukuki kurum itibariyle yerine geçen sıfatını taşımadığı, bu nedenle 5403 sayılı Kanun gereğince davacı Valiliğin "aleyhine hüküm verilen yerine geçen" kavramı içerisine girmesinin mümkün olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, aynı mahiyetteki uyuşmazlıkta Dairenin 06.01.2020 tarihli ve 2019/979 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesini talep edenin aktif dava ehliyetinin bulunmadığının kabul edildiği ve verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2020/1619 Esas, 2021/618 Karar sayılı kararı ile onandığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi davasının davalılarının istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi davasının HMK 114/1-d ve 115/2 fıkrası gereğince usulden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''...03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasasının amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup anılan yasada 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m) Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m) Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m) Kanunun 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m) Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir. Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 376. maddesi uyarınca "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler". Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır. Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında 63 kişiden oluşan davacılar, Konya ili, Meram ilçesi, Boyalı Köyü 38697 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olsa da inanç sözleşmesi gereği gerçek hak sahibi olduklarını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına 1/63 hisse oranında tescilini talep etmişlerdir. Dava konusu taşınmaz, 31.506,14 m2 büyüklüğünde tarla vasfında olup ... adına tam hisse ile kayıtlıdır. Dava açıldıktan 3 gün sonra davalı ... davayı kabul ettiğini bildirmiş, mahkemece aynı gün davalının da kabulü göz önüne alınarak davanın kabulüne; davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın 1/63'er hisse oranında davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili ve davalının temyiz hakkından feragat etmesi üzerine kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesi üzerine davalı adına olan hisse, davacılar adına tapuda intikal etmiş; Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki ... adına tescilini talep etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen ilk derece mahkemesince keşif yapılmış; taşınmazın üzerinde keşif tarihi itibariyle birden fazla briketten yapılmış ev ve konteyner bulunduğu, arazinin genel anlamda kuru tarım arazisi olduğu, komşu taşınmazların da benzer özellikler gösterdiği, davaya konu taşınmazın toplulaştırma ve imar uygulamasına tabi tutulmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/A maddesine göre tescil edilen kadastro parseli olduğu belirtilmiştir. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. Bu amaç doğrultusunda asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en dikkate alınması gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile 1/63'er hisse oranında davacılar adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve temyizden feragati ile hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 376. maddesinde yer alan "aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen" olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteme hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden ret kararı vermesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir...’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili; müvekkili kurumun yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmasında kamu yararının bulunduğunu, karşı tarafın muvazaalı şekilde toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik hareket ettiklerini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin eldeki davada, 6100 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinde düzenlenen "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" hükmü dikkate alındığında; Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkının bulunup bulunmadığı, burada varılacak sonuca göre davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376 ncı maddesi, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikli olarak yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde Kanun'un kapsamı düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Bu Kanun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, arazi kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar" şeklindedir. 3. Aynı Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8 inci maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. 4. Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 5. Kanunun 3 üncü maddesinde ise; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir. 6. Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44 üncü maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. 7. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. 8. Uyuşmazlığın çözümü için yargılamanın yenilenmesi kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 9. Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur. 10. Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki, Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165). 11. Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Muhammet, Özekes: Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324). 12. Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Kanunu’nun (HMK) 375 inci maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka anlatımla, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171). 13. Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı Kanun'un 374 üncü maddesinde de belirtildiği üzere kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir. Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir. 14. 6100 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinde taraflar dışında üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi durumu düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler." şeklindedir. Üçüncü kişilerin hükmün iptalini isteyebilmesi için bir hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesinin bulunması yeterlidir. Bir başka deyişle, yargılamanın iadesine konu teşkil eden davada davacı taraf değilse, o davada verilen karar, davacının hukukunu etkileyecekse hükmün iptalini isteyebilir. 15. Davada verilen karar bir kimsenin hukukunu etkiliyorsa, yani bu karar o kişiye karşı ileri sürülebilecek nitelikteyse, karar nedeniyle zarara uğrayan kişilerden yalnızca "alacaklı" veya "haleflere" yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurma hakkı tanıyıp aynı durumda olan diğer kişiler için böyle bir imkânı kapatmak hem bir anayasal ilke konumundaki eşitlik ilkesine aykırı düşecek, hem de bireyleri etkin hukuki korumadan yoksun bırakarak bir hukuk devletinden beklenen amaç ile örtüşmeyecektir. 16. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; iptali istenen hükme esas dava dosyasında Konya ili, Meram ilçesi, Boyalı Köyü, 38697 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olduğu, altmış üç kişiden oluşan davacılar ise gerçek hak sahiplerinin inanç sözleşmesi gereği kendilerinin olduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına 1/63 hisse oranında tescilini talep ettikleri, dava açıldıktan üç gün sonra davalı ...'ın davayı kabul ettiğini bildirdiği, mahkemece aynı gün davalının kabulü nedeniyle davanın kabul edilerek davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın 1/63'er hisse oranında davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verildiği, hükmün davacılar vekili ile davalının temyiz hakkından feragat etmesi üzerine kesinleştiği, bunun üzerine davalı adına kayıtlı olan taşınmazın tapuda davacılar adına intikal ettirildiği anlaşılmaktadır. 17. Eldeki davada ise, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili, "bölünemez büyüklük" kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 18. Mahkemece yapılan keşif sonucunda, taşınmazın üzerinde keşif tarihi itibariyle birden fazla briketten yapılmış ev ve konteyner bulunduğu, arazinin genel anlamda kuru tarım arazisi olduğu, komşu taşınmazların da benzer özellikler gösterdiği, davaya konu taşınmazın toplulaştırma ve imar uygulamasına tâbi tutulmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/A maddesine göre tescil edilen kadastro parselinin olduğu belirtilmiştir. 19. Şu durumda, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 20. Mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi hâlinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanuna karşı hile yapmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. 21. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve kanun yolundan feragati ile hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısyla yargılamanın yenilenmesi talebi bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir. 22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yargılamanın yenilenmesi yolunun olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olduğu, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın olayda taraf sıfatının bulunduğu, bu nedenle kararı temyiz edebileceği, somut olayda yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilip temyiz incelemesi yapılarak sonuca varılabileceği, açıklanan nedenle direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ile, yargılamanın yenilenmesi talep eden kurumun 6100 sayılı Kanunu'nun 376 ncı maddesi uyarınca üçüncü kişi sıfatıyla hükmün iptalini istemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 23. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/1145 E., 2024/26 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2021 tarihli ve 2018/404 Esas, 2021/581 Karar sayılı kararıyla; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci ve 376 ncı maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinde yer alan düzenleme uyarınca yargılamanın iadesini (hükmün iptalini) an
Hukuk Genel Kurulu         2023/1145 E.  ,  2024/26 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/718 E., 2023/313 K. KARAR : Davanın usulden reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.11.2022 tarihli ve 2022/3121 Esas, 2022/6771 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi davasının usulden reddine karar verilmiştir. Kararın yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Yargılamanın yenilenmesini talep eden Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili talep dilekçesinde, tarla vasfındaki taşınmazlarda davalı ...'ya ait tam hissenin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda (5403 sayılı Kanun) yer alan "bölünemez büyüklük" kavramına aykırı olarak iptali ile davacılar adına tesciline dair Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesine ait 27.03.2018 tarihli ve 2018/53 Esas, 2018/199 Karar sayılı hükmün ve davacılar adına yapılan devirlerin iptali ile davalı ... adına yeniden tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP İptali istenen hükmün davacıları ve davalısı cevap dilekçesinde, yargılamanın yenilenmesi talep etme şartlarının oluşmadığını, bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2021 tarihli ve 2018/404 Esas, 2021/581 Karar sayılı kararıyla; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci ve 376 ncı maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinde yer alan düzenleme uyarınca yargılamanın iadesini (hükmün iptalini) ancak davanın tarafları ile taraflardan birisinin alacaklıları, aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin isteyebileceği, davacının iş bu dosyanın tarafı ya da taraflardan birinin alacaklısı veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2022 tarihli ve 2022/62 Esas, 2022/293 Karar sayılı kararıyla; davanın yargılamanın yenilenmesine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" denilmekte olup yargılamanın yenilenmesi davasının davacısının Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/53 Esas sayılı dosyasının tarafı olmadığı gibi aleyhine hüküm verilen davalının da herhangi bir şekilde alacaklısı, borçlusu veya başkaca bir hukuki kurum itibariyle yerine geçen sıfatını taşımadığı, bu nedenle 5403 sayılı Kanun gereğince davacı Valiliğin "aleyhine hüküm verilen yerine geçen" kavramı içerisine girmesinin mümkün olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''...03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı yasasının amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup anılan yasada 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m) Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m) Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m) Kanunun 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m) Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir. Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376.maddesi uyarınca "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler". Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır. Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında 26 tane davacı; Konya ili, Beyşehir ilçesi, Yenidoğan Mahallesi, 244 ada 193 parsel ile Tömek Mahallesi 29701 ada 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazları inançlı işlem gereği davalı ...'dan satın aldıklarını ancak resmi devrin yapılmadığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep ve dava etmiştir. Dava konusu taşınmazlardan 244 ada 193 parsel tarla vasfında olup ... adına tam hisse ile kayıtlıdır. 51 parsel sayılı taşınmazda davalı ...'in 75/212 hissesi, 52 parsel sayılı taşınmazda ise 1600/8807 hissesi bulunmaktadır. İptali istenen yargılamada, davalı tapu kayıt maliki ... davayı kabul ettiğini bildirmiş, mahkemece davalının kabulü, dava konusu taşınmazın endüstriyel gelişim alanında kalması nedeniyle bölünmesinde sakınca olmaması gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesi üzerine dava konusu 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazlardaki davalı adına olan hisse, davacılar adına tapuda intikal etmiş; Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen ilk derece mahkemesince keşif yapılmış; dava konusu taşınmazlardan 244 ada 193 parselin kuru tarım arazisi olduğu, üzerinde herhangi bir ürün bulunmadığı, 1/100000 ölçekli çevre düzeni planına göre tarım alanında kaldığı, 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazların ise kadastro parseli olduğu, 1/25000 ölçekli nazım imar planında endüstriyel gelişim alanında kaldığı, keşif tarihi itibariyle 51 parselde hububat ekili olduğu, 52 parselde ise ürün ekili olmadığı, sürülmüş ekime hazır halde bulunduğuna dair tespitler yapılmıştır. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. Bu amaç doğrultusunda asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en dikkate alınması gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve hükmü istinaf etmemesi üzerine tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 376.maddesinde yer alan "aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen" olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir...’’ karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili; müvekkili kurumun yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmasında kamu yararının bulunduğunu, karşı tarafın muvazaalı şekilde toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik hareket ettiklerini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin eldeki davada, 6100 sayılı Kanun'un 376 ıncı maddesinde düzenlenen "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" hükmü dikkate alındığında; Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkının bulunup bulunmadığı, burada varılacak sonuca göre davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376 ncı maddesi, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikli olarak yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde Kanun'un kapsamı düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Bu Kanun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, arazi kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar" şeklindedir. 3. Aynı Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8 inci maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. 4. Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 5. Kanunun 3 üncü maddesinde ise; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir. 6. Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44 üncü maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. 7. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. 8. Uyuşmazlığın çözümü için yargılamanın yenilenmesi kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 9. Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur. 10. Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki, Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165). 11. Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Muhammet, Özekes: Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324). 12. Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Kanunu’nun (HMK) 375 inci maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka anlatımla, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171). 13. Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı Kanun'un 374 üncü maddesinde de belirtildiği üzere kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir. Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir. 14. 6100 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinde taraflar dışında üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi durumu düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler". şeklindedir. Üçüncü kişilerin hükmün iptalini isteyebilmesi için bir hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesinin bulunması yeterlidir. Bir başka deyişle, yargılamanın iadesine konu teşkil eden davada davacı taraf değilse, o davada verilen karar, davacının hukukunu etkileyecekse hükmün iptalini isteyebilir. 15. Davada verilen karar bir kimsenin hukukunu etkiliyorsa, yani bu karar o kişiye karşı ileri sürülebilecek nitelikteyse, karar nedeniyle zarara uğrayan kişilerden yalnızca "alacaklı" veya "haleflere" yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurma hakkı tanıyıp aynı durumda olan diğer kişiler için böyle bir imkânı kapatmak hem bir anayasal ilke konumundaki eşitlik ilkesine aykırı düşecek, hem de bireyleri etkin hukuki korumadan yoksun bırakarak bir hukuk devletinden beklenen amaç ile örtüşmeyecektir. 16. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; iptali istenen hükme esas dava dosyasında Konya ili, Beyşehir ilçesi, Yenidoğan Mahallesi, 244 ada 193 parsel ile Tömek Mahallesi, 29701 ada, 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına kayıtlı olduğu, yirmi altı kişiden oluşan davacılar ise gerçek hak sahiplerinin inanç sözleşmesi gereği kendilerinin olduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep ettikleri, dava açıldıktan sonra davalı ...'nın davayı kabul ettiğini bildirdiği, mahkemece davalının kabulü nedeniyle davanın kabul edilerek davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verildiği, hükmün davacılar vekili ile davalının istinaf hakkından feragat etmesi üzerine kesinleştiği, bunun üzerine davalı adına kayıtlı olan taşınmazların tapuda davacılar adına intikal ettirildiği anlaşılmaktadır. 17. Eldeki davada ise, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili, "bölünemez büyüklük" kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 18. Mahkemece yapılan keşif sonucunda, dava konusu taşınmazlardan 244 ada 193 parselin kuru tarım arazisi olduğu, üzerinde herhangi bir ürün bulunmadığı, 1/100000 ölçekli çevre düzeni planına göre tarım alanında kaldığı, 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazların ise kadastro parseli olduğu, 1/25000 ölçekli nazım imar planında endüstriyel gelişim alanında kaldığı, keşif tarihi itibariyle 51 parselde hububat ekili olduğu, 52 parselde ise ürün ekili olmadığı, sürülmüş ekime hazır hâlde bulunduğuna dair tespitler yapılmıştır. 19. Şu durumda, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 20. Mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi hâlinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanuna karşı hile yapmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. 21. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve kanun yolundan feragati ile hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısyla yargılamanın yenilenmesi talebi bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir. 22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yargılamanın yenilenmesi yolunun olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olduğu, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın olayda taraf sıfatının bulunduğu, bu nedenle kararı temyiz edebileceği, somut olayda yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilip temyiz incelemesi yapılarak sonuca varılabileceği, açıklanan nedenle direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ile, yargılamanın yenilenmesi talep eden kurumun 6100 sayılı Kanunu'nun 376 ncı maddesi uyarınca üçüncü kişi sıfatıyla hükmün iptalini istemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 23. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kararı veren Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/4505 E., 2023/5409 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Ögüt vekili; yargılamanın iadesi yoluna HMK 376 ncı maddesi gereği ancak kesin hükmün tarafları, tarafların halefleri, alacaklıların başvurabilceklerini, davacının bu şartları taşımadığını, bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2022/4505 E.  ,  2023/5409 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/463 E., 2021/1580 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mut 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/849 E., 2019/203 K. Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı idare vekili; Mersin ili, Mut ilçesi, Ballı Mahallesi, ... Kalfe mevkii, 101 ada 3095 parsel, Konya ili, ... ilçesi, Yazıbelen Mahallesi, Kağnıbelen mevkii 1867 parsel ve Konya ili, ... ilçesi, Tepekent Mahallesi, Dedeçamı mevkii, 280 ada 172 parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazilerinin; Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/668 Esas, 2018/109 Karar sayılı hükmü ile ... ... ... adına kayıtlı iken dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı biçimde, kanun hükümlerini dolanmak maksadıyla muvazaalı olarak 6100 sayılı HMK'nın 375/1-h hilafına hileli davranışlarla diğer davalılar adına hükmen tescilinin sağlandığını belirterek, hükmün iptali ile taşınmazların eski malik üzerine tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılardan ... Ögüt vekili; yargılamanın iadesi yoluna HMK 376 ncı maddesi gereği ancak kesin hükmün tarafları, tarafların halefleri, alacaklıların başvurabilceklerini, davacının bu şartları taşımadığını, bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın aktif husumet yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Yargılamanın yenilenmesini talep eden ... vekili istinaf başvurusunda özetle; 3083 ve 5403 sayılı Yasa'ların, tarım arazilerinin bölünmemesine yönelik hükümlerini ve ilgili diğer mevzuatı dolanmak amacıyla, tarım arazilerinin muvazaalı cebri satış, tapu iptali ve tescili davalarına konu edilerek bölünmelerinin sağlandığını belirterek, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yargılamanın yenilenmesini talep eden ... vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında; ''...HMK'nın 376 ncı maddesinde davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler." denilmekte olup Tarım ve Orman Bakanlığının Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/668 Esas, 2018/109 Karar sayılı dosyasının tarafı olmadığı gibi aleyhine hüküm verilen ... ... ...'un herhangi bir şekilde alacaklısı, borçlusu veya başkaca bir hukuki kurum itibariyle yerine geçen değildir. Bu nedenle 5403 sayılı Yasa itibariyle davacının "aleyhine hüküm verilen yerine geçen" kavramı içerisine girmesi mümkün değildir. Eldeki davada aynı zamanda yargılamanın yenilenmesi ile birlikte tapu iptal ve tescilde talep edilmişse de bir mahkeme kararının başka bir mahkeme kararı ile ortadan kaldırılması mümkün olmadığından, yargılamanın iadesi talebi de yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekir. '' gerekçeleri ile talebi esastan ret etmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden ... temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı Bakanlık vekili özetle; 3083 ve 5403 sayılı Yasa'ların, tarım arazilerinin bölünmemesine yönelik hükümlerini ve ilgili diğer mevzuatı dolanmak amacıyla, tarım arazilerinin muvazaalı cebri satış, tapu iptali ve tescili davalarına konu edilerek bölünmelerinin sağlandığını belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptal ve tescil istemli davada, davanın kabulüne dair verilen hükmün yargılamanın iadesi yoluyla yenilenmesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık talep edenin yargılamanın yenilenmesini talep etmeye hakkı olup olmadığı noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasa'nın amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin ... öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup, anılan Yasa'da 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m) 2. Kanun'un; “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8 ... maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, ... ürün arazileri, ... tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m) 3. Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve ... ürün arazilerinde 2 hektar, ... tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan ... belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m) 4. Kanun'un 3 üncü maddesinde; mutlak tarım arazisi, ... ürün arazisi, ... tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m) 5. Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir. 6. Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasa'nın 44 üncü maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. 7. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376 ncı maddesi uyarınca; "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler". Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır. 3. Değerlendirme 1. Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında 48 tane davacı; Mersin ili, Mut ilçesi, Ballı Mahallesi, ... Kalfe mevkii, 101 ada 3095 parsel, Konya ili, ... ilçesi, Yazıbelen Mahallesi, Kağnıbelen mevkii 1867 parsel ve Konya ili, ... ilçesi, Tepekent Mahallesi, Dedeçamı mevkii, 280 ada 172 parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazilerini inançlı işlem gereği birlikte aldıklarını ve ... ... ... adına kaydının yapıldığını, tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep ve dava etmiştir. 2. Dava konusu taşınmazlar tarla vasfında olup ... ... ... adına tam hisse ile kayıtlıdır. İptali istenen yargılamada, davalı tapu kayıt maliki davayı kabul ettiğini bildirmiş, mahkemece kabul nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, tarafların kararı istinaf ve temyiz etmemesi üzerine kesinleşmiştir. 3. Hükmün kesinleşmesi üzerine dava konusu taşınmazlardaki davalı adına olan hisse, davacılar adına 1/48'... hisse ile tapuda intikal etmiş; davacı vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir. 4. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı ... Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. 5. Bu amaç doğrultusunda asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve ... ürün arazilerinde 2 hektar, ... tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan ... belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin arttırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en dikkate alınması gerekmektedir. 6. Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. 7. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve hükmü temyiz etmemesi üzerine tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından, davacının yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. 8. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376 ncı maddesinde yer ... "aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen" olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Yargılamanın yenilenmesi talep eden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.