Hukuk Muhakemeleri Kanunu 379. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 379- (1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra;
a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını,
b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını,
c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını,
kendiliğinden inceler.
(2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.
Yeniden yargılama veya hükmün iptali
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
7 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2017/3486 E., 2019/11367 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Mahkemece 10.10.2016 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin talebini yeni bir dava açma şeklinde yöneltmediği, yeni dava için gerekli olan harç ve gider avanslarının da yatırılmadığı,HMK.'nın 379/2. maddesi gereğince hakimin davayı esasına girmeden reddedebileceği gerekçesiyle HMK 379.
17. Hukuk Dairesi 2017/3486 E. , 2019/11367 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerden dolayı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin verilen kararın süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili davalıların malik, işleten, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve imalatçısı olduğu araçta müvekkillerinden ... ve ...’nin oğlu, diğer müvekkillerinin ise kardeşi olan ...’in yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada öldüğünü, bu nedenle müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak toplam 26.076,00 YTL maddi ve 47.00,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisinin yolcu olarak içinde bulunduğu aracın kaza yapması sonucu ölümü nedeniyle davacı ...’in 12.506,00 TL, davacı ...’nin 13.570,00 TL ölenin desteğinden yoksun kaldıkları, kazanın meydana gelmesinde ve ölüm olayında davalı ... AŞ.’nin bir kusurunun bulunmaması, davalı ...’in ikinci şoför olması, davalı ... Ltd. Şti’nin ise kazadan sonra kurulması nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle, bu davalılar yönünden davanın reddine, davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü ile toplam 26.076,00 TL maddi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılar ... Sebzecilik Ltd. Şti. ... Kargo Ltd. Şti. ve sigorta şirketi ile ... ve ...’den tahsiline, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile toplam 14.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılar ... Sebzecilik Ltd. Şti. ... Kargo Ltd. Şti. ile ... ve ...’den tahsiline,dair verilen karar davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30.11.2012 tarih ve 2010/15309 E.- 2012/19592 K. sayılı kararı ile onanmış,davacılar vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.06.2013tarih ve 2013/5951E.- 2013/12967 K. sayılı kararı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilerek kesinleşmiştir.
Davacılar vekili;müvekkillerinin Anayasa Mahkemesi'ne yaptıkları bireysel başvuru sonucunda verilen 2013/7002 başvuru no'lu ve 11/05/2016 tarihli genel kurul kararında yaşamı koruma yükümlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, yaşama hakkına ilişkin etkili bir yargılama sürecinin yürütülmediği iddialarının kabulünün gerektiğine karar verildiğini ileri sürerek, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasını, Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararının ihlale müteallik gerekçeleri göz önünde bulundurularak adil ve etkili bulunmayan yerel mahkeme kararının yenilenmesini ve Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel başvurularının kabulü doğrultusunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece 10.10.2016 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin talebini yeni bir dava açma şeklinde yöneltmediği, yeni dava için gerekli olan harç ve gider avanslarının da yatırılmadığı,HMK.'nın 379/2. maddesi gereğince hakimin davayı esasına girmeden reddedebileceği gerekçesiyle HMK 379. Md.uyarınca davacılar vekilinin yargılamanın iadesi talebinin reddine, karar verilmiş, ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece her ne kadar davacının talebinin HMK.'nın 379 vd. maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemine ilişkin olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmişse de davacıların talebi, 6216 S.K.'nın 50. Maddesine dayalı, yeniden yargılama yapılması istemine ilişkindir. Ancak anılan maddenin 1. ve 2. fıkraları, "(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." hükmünü amirdir.
Anılan Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, Anayasa Mahkemesince bir ihlal kararı verilmesi hâlinde, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere açıkça hükmedilir. Gerekli görülürse ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ise başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya örneğin böyle bir tazminat miktarının belirlenmesi, bir yargılama faaliyetini gerektiriyorsa, başvurucuya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.
Somut uyuşmazlıkta ise Anayasa Mahkemesinin 11.05.2016 tarih ve 2013/7002 başvuru numaralı kararında, davacıların yaşama hakkına ilişkin etkili bir yargılama sürecinin yürütülmediği iddialarının kabulüne ve davacılar yararına müştereken 30.000,00 TL. manevi tazminatın tahsiline hükmedilmiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görmemiş, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için manevi tazminatın tahsilini uygun bulmuştur. Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama yapılması görüşünde olması halinde, bu hususu kararında açıkça yazacağı ve hüküm fıkrasında açıkça, yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verildiğinin belirtileceği tabiidir.
Somut uyuşmazlıkta açıkça, yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi durumu olmadığına ve 6216 S.K.'nın 66/1. maddesinde de Mahkeme kararlarının kesin olduğu ve Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı belirtildiğine göre, bu aşamada mahkemelerce yapılacak hiçbir işlem bulunmayıp, davacıların yapacağı iş, Anayasa Mahkemesinin anılan kararını T.C. Maliye Bakanlığına ibraz etmek ve infaz ettirmekten ibarettir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın isteminin yukarıda açıklanan gerekçe ile reddi gerekirken, hatalı ve yanılgılı gerekçe ile HMK 379. Md. uyarınca davacılar vekilinin yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmekte ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK.nun 438/9.maddesi uyarınca değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 342,90 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 02/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
7. Hukuk Dairesi, 2012/8597 E., 2013/1728 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
HMK’nun 379. Maddesinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemi çekişmeli yargılamaya tabi bir dava niteliğindedir.
7. Hukuk Dairesi 2012/8597 E. , 2013/1728 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ve kesinleşen 14.02.2011 tarih 2010/1710-2011/218 E.K. sayılı mirasçılık belgesinin iptali davasında yapılan yargılamanın iadesi talebine ilişkindir.
Yargılamanın iadesi talebinde bulunulan mahkemenin 14.02.2011 tarih 2010/1710-2011/218 E.K. sayılı kararı hasımlı olarak görülmüştür. HMK’nun 379. Maddesinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemi çekişmeli yargılamaya tabi bir dava niteliğindedir. Bu davada mutlaka önceki davada yer alan taraflara savunma haklarının verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; mahkemece önceki davanın tarafları duruşmaya davet edilip dinlemeden, doğrudan işin esasına girilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; mahkemece dava dilekçesi ve duruşma gününün yargılamanın iadesi istenen davadaki tarafların tümüne tebliğ edilmesi, HMK’nun 379. maddesi hükmüne göre taraflar dinledikten sonra talep konusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde hükmü temyiz eden davacılara iadesine, 27.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2021/4277 E., 2022/6189 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu itibarla talebin (yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin) harcı yatırılarak ayrı bir dava olarak esasa kaydedilmesi, diğer davalarda olduğu gibi HMK'nin 122 vd. maddelerindeki yargılama aşamalarına göre gerekli usuli işlemlerin yürütülmesi gerekir. 6100 sayılı HMK’nin 379. maddesi uyarınca yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra;
8. Hukuk Dairesi 2021/4277 E. , 2022/6189 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : ..., Hazine
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davacı ... İdaresi vekili tarafından tavzih kararı verilmesi, davalı ... vekili tarafından ise yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. 24.12.2019 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine, 30.09.2020 tarihli ek kararla ise yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş olup, 24.12.2019 tarihli ek kararın davacı ... İdaresi vekili, 30.09.2020 tarihli ek kararın talep eden davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... İdaresi vekili tarafından 2114 parsel sayılı taşınmazın 16.12.2009 tarihli krokili raporda A ve C harfleri ile gösterilen bölümlerinin idare adına tesciline karar verildiği, ancak taşınmazın daha sonra 22/A uygulamasına tabi tutulduğu ve taşınmazın 28074 ada 77 parsel numarasını aldığı, 22/A uygulaması sonucu oluşan yüzölçümleri ile hükümdeki yüzölçümlerinin farklılık arz ettiğinden söz ederek tavzih kararı verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, 24.12.2019 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiş olup, ek karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öte yandan davalı ... vekili HMK’nin 374 ve devamı maddeleri gereğince ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli ve 2015/437 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararına ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 30.09.2020 tarihli ek karar ile davalının talebinin reddine karar verilmiş olup, ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacı ... İdaresi vekilinin 24.12.2019 tarihli ek karara yönelik (tavzih) temyiz itirazları bakımından;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davacı ... İdaresi vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı ... vekilinin 30.09.2020 tarihli ek karara yönelik (yargılamanın yenilenmesi) temyiz itirazları bakımından;
Maddi olayları sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK'nin 33. maddesi); iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin Geçici 3/2. maddesi ile kanun yollarına ilişkin olarak 1086 sayılı HUMK'un 427 ile 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı öngörülmüştür. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebi sebep ve koşulları hakkında HUMK'un 445-454. maddeleri uygulanacaktır. Yargılamanın yenilenmesi istemi ayrı bir dava konusu olup; buna ilişkin dava dilekçesi hükmü veren mahkemeye verilir ve orada tetkik olunur (HUMK'un 448. maddesi).
Bu itibarla talebin (yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin) harcı yatırılarak ayrı bir dava olarak esasa kaydedilmesi, diğer davalarda olduğu gibi HMK'nin 122 vd. maddelerindeki yargılama aşamalarına göre gerekli usuli işlemlerin yürütülmesi gerekir.
6100 sayılı HMK’nin 379. maddesi uyarınca yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler. Bu koşullardan biri eksik ise hakim davayı esasa girmeden reddeder.
Yasal gereklilikler bu yönde iken, harcı da yatırıldığı anlaşılan yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçe ayrı esasa kaydedilmeden ve duruşma yapılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonrası ek kararla talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, 24.12.2019 tarihli ek kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 30.09.2020 tarihli ek kararın 6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine 28.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2021/5085 E., 2022/6756 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
sayılı sebeplerle sınırlı olmak kaydıyla yapılabileceği, davacının 04.11.2015 tarihinde delil tespiti istemiyle mahkemeye müracat ettiği ve davacının talebi doğrultusunda keşif yapılarak 06.11.2015 tarihinde bilirkişi raporu hazırlandığı, HMK'nın 379/1-c maddesi uyarınca yargılama sırasında ele geçirilememiş belge kavramının, yargılama yapıldığı esnada mevcut bir belgeye dayanılarak yapılabileceği
1. Hukuk Dairesi 2021/5085 E. , 2022/6756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında yargılamanın iadesi talebinin reddine ilişkin verilen karar, talep eden davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Gökçeada ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 193 ada 163 parsel sayılı 9.587,87 m2 yüzölçümlü taşınmazın hali arazi vasfıyla hükmen Hazine adına tescil edildiğini, ancak davacının dava konusu taşınmazın bir kısmı ile başka bir taşınmazı 1985 yılında Anastaş Apistola'dan satın aldıktan sonra Hazineye tescil davası açıp kazandığını, bu tescil kararı sonucu oluşan tapu kayıtlarından bir tanesinin kadastro sırasında uygulanarak 193 ada 142 parsel olarak adına tescil edildiğini ancak, diğer tapu kaydının uygulanmaması nedeniyle açtığı tapu kaydının iptali ile tescil davsının reddine karar verildiğini, bu ret kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bu dosyada yeri bilmeyen bilirkişiler ile keşif yapılıp rapor alındığını, davacı tarafından Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/ 26 Değişik iş sayılı dosyada ehil ve yeri bilen bilirkişiler ile keşif yapılıp tapu kaydının uygulanabildiğini ve dava konusu taşınmaza uyduğunun belirlendiğini ileri sürerek sonradan elde edilen yeni belge ve delile dayanarak mahkemenin 2005/87 E. ,2006/47 K. sayılı kararı hakkında yargılamanın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/03/2016 tarihli, 2016/17 Esas 2016/22 Karar sayılı kararıyla, davacı tarafından 07.10.2005 tarihinde Hazineye karşı açılan tapu iptali ve tescil davasının Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/87 E. 2006/47 K. Sayılı kararı ile reddedildiği ve davacı tarafın temyizi üzerine hükmün Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2006/3659 E. 2006/4456 K. sayılı kararı ile onanarak 02.02.2007 tarihinde kesinleştiği, yargılamanın iadesinin kesinleşmiş davalarda HMK'da sayılı sebeplerle sınırlı olmak kaydıyla yapılabileceği, davacının 04.11.2015 tarihinde delil tespiti istemiyle mahkemeye müracat ettiği ve davacının talebi doğrultusunda keşif yapılarak 06.11.2015 tarihinde bilirkişi raporu hazırlandığı, HMK'nın 379/1-c maddesi uyarınca yargılama sırasında ele geçirilememiş belge kavramının, yargılama yapıldığı esnada mevcut bir belgeye dayanılarak yapılabileceği, sonradan belli makamlara başvuru ile tanzim ettirilecek belgelerin bu nitelikte bulunmadığı, 02.02.2007 tarihinde kesinleşmiş kararın yeniden yargılamasının 06.11.2015 tarihinde tanzim edilmiş bilirkişi raporu ile yapılabilmesinin mümkün görülmediği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
2.Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükmen oluşan tapu kaydına dayanarak 1996 yılında yapılan kadastro çalışmalarında davacıya ait tapu kaydının uygulanmadığını, 193 ada 163 parsel sayılı taşınmazın hak sahiplerinin hak sahipliğini belgelendiremediği ve taşınmazın III. derece doğal sit alanında kaldığı belirtilerek Hazine adına tescil edildiğini, bu tescilin iptali için açtıkları Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/87 Esas, 2006/ 47 Karar sayılı kararında, davacı tarafın dayanak tapu kaydının mahalle mevkii olarak dava konusu taşınmaza uymakta ise de, mahalli bilirkişi ve tanıkların tapu kaydındaki hudutları zemin üzerinde gösterememeleri, mahalli bilirkişilerin anlatımını dosyadaki diğer kayıt ve belgelerin doğrulamadığını, keşif beyanları ile hükmen oluşan mahkeme kararındaki beyanların çeliştiğini, ayrıca taşınmazın bulunduğu yörede küçük küçük bir çok taşınmazın birleştirilerek tek parseller haline getirildiğini, taşınmazın uzun süredir kimse tarafından kullanılmaması nedeniyle doğal ve yapay sınırların dahi kaybolduğunu, kimin taşınmazın nerede kaldığının belirlemenin zor olduğunu, davacının dayanağı olan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın temyiz incelmesinden geçerek kesinleştiğini, yargılamada yöreyi iyi bilmeyen mahalli bilirkişi mağfireti ile keşif yapıldığını, bugün dahi sınırların korunduğunu, mahkeme tarafından dayanak tapu kaydı istendiğinde her seferinde kadastro sırasında davacı adına tescil edilen 6 nolu tapu kaydı ile buna ilişkin evrakların gönderildiğini, davacının dayanak 5 sıra nolu tapu kaydının gönderilemediğini, davacı tarafından delil tespiti talepli olarak açtıkları 2015/26 Değişik İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacının tapu kaydının dava konusu ettiği 193 ada 163 parsel içerinde kaldığının belirlendiğini, yargılamanın iadesi taleplerinin reddine ilişkin kararın usule yasaya, adalete ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tapu kayıtların doğru tutulmasından sorumlu alan Devletin bu sorumluluğunun göz ardı edildiğini belirterek mahkemenin ret kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
3.Gerekçe
3.1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, HMK'nın 375. maddesi uyarınca yargılanmanın iadesi istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 375.maddesi
- (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
(1) (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine toplanan delillere kararın dayandığı (IV.3) no.lu paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye göre (III) no.lu paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 26,30 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 17/10/2022 tarihinde taşınmazın değeri itibariyle kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/5335 E., 2021/3729 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekili tarafından yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürülen sebebin Kanunun 375'nci maddesinde sayılan sebeplerden olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin yargılamanın iadesi talebinin, HMK.nın 379/2'nci maddesi uyarınca esasa girilmeden reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2020/5335 E. , 2021/3729 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.01.2020 tarih ve 2019/816 E- 2020/25 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.05.2020 tarih ve 2020/560 E- 2020/502 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 2008/428 esas numarasıyla açılan alacak davasında 14.06.2011 tarihinde mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, ancak işbu kararın davalılar tarafından temyiz edildiğini ve yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 11. H.D'nin 2011/11787 Esas 2012/18306 Karar sayılı ve 15.11.2012 tarihli verdiği kararla davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozulduğunu, mahkemenin de bozma kararına uyarak davanın reddine karar verildiğini, kararın temyiz edildiğini ancak onandığını, davacı şirketin yetkilisi olan ...'un yaptığı araştırma ve tespitler sonunda Yargıtay ll. Hukuk Dairesi üyelerinin bir kısmı hakkında yasadışı Fetö örgütüyle ilgili olarak soruşturma açıldığını ve 2 üyenin meslekten ihraç edildiği duyumlarını aldığını, bu bilginin doğruluğunun tesbiti mümkün olmadığından mahkemenin bu konuda araştırma yapıp kararlarda imzası bulunan hakimlerin ihraç edilmiş olmaları halinde bu durumun HUMK 375.1-a-b maddesi kapsamında mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi ve hakimin dosyaya bakamaması gerektiğini ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulüyle davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, ihraç kararlarında FETÖ/PDY ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmekle birlikte, hangi hakim veya savcının hangi kusurlu eyleminden dolayı meslekten ihraç edildiği açıklanmadığını ve ihraç gerekçesi bahse konu örgüt ile irtibat ve mensubiyet olarak gösterildiğini, bunun dışında ihraç gerekçesinde bireyselleştirme bulunmadığını, HSK'nın hakim ve savcıların kusurları ile ihraçları arasında mesleki illiyet bağı kurmadığını savunarak, talebin reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekili tarafından yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürülen sebebin Kanunun 375'nci maddesinde sayılan sebeplerden olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin yargılamanın iadesi talebinin, HMK.nın 379/2'nci maddesi uyarınca esasa girilmeden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.