Hukuk Muhakemeleri Kanunu 43. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 43- (1) Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, hâkimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir.
(2) Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı (…) tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 347 nci madde hükmü uygulanmaz. Bölge adliye mahkemesinin bu husustaki kararları kesindir.[7]
(3) Ret talebinin reddine ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret talebinin kabulüne ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur.
Ret talebine ilişkin kararların temyizi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
9 karar eşleşti
20. Hukuk Dairesi, 2016/2024 E., 2016/2276 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
Bu kararın tam metni kütüphanemizde yok; şerhte künyesiyle anılıyor.
Diğer kararlar (4)
1. Hukuk Dairesi, 2016/1670 E., 2016/4502 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
tam metni aç
Bu kararın tam metni kütüphanemizde yok; şerhte künyesiyle anılıyor.
20. Hukuk Dairesi, 2019/6386 E., 2020/455 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesinin 02/12/2019 ve 04/12/2019 tarihlerinde ayrı ayrı verdiği ek kararlar ile reddi hakim talebini inceleyen merci kararına karşı bölge adliye mahkemesince verilen kararların HMK'nın 43/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verileceğini belirterek temyiz taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermiş, davacı ve kısıtlı adayı vekilleri tarafından verilen bu karar temyiz edilmiştir.
20. Hukuk Dairesi 2019/6386 E. , 2020/455 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen dava sırasında davacı tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Red talebini inceleyen merci tarafından verilen karar davacı tarafça istinaf edilmiş, istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve kısıtlı adayı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1137 Esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında davacı vekili tarafından sunulan 02/09/2019 tarihli dilekçe ile özetle; mahkeme hakimi Vesile Yelkenci'nin istinaf mahkemesi tarafından yerel mahkeme kararının kaldırılmasından sonraki duruşmada karara karşı beyanlarını aldığı esnada davalı tarafa "Siz de karara itiraz etseydiniz neden etmediniz? Bence edebilirdiniz" şeklinde ifadeler kullanarak davayı ve davacıyı yönlendirdiğini ve bu sebeple tarafsızlığını şüpheye düşürdüğünü, HMK'nın 36. maddesinde belirtilen hakimin iki taraftan birine öğüt vermesi yahut yol göstermesi koşulunun gerçekleştiğini, Hakimin 12.06.2019 tarihli celsede 1 aylık süre zarfında Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden vesayet altına alınmasını gerektirecek bir durumun olup olmadığı, fiil ehliyetinin değerlendirilmesi için sağlık kurulu raporu almak üzere kısıtlı adayına süre vermesine rağmen bu süre beklenmeksizin duruşma günü ile aynı gün içerisinde Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığını, müzekkerede belirtildiği şekilde Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinden rapor alındığını, alınan raporun 3 gün gibi kısa bir sürede alındığını 3 ay boyunca sayısız kez Erenköy Hastanesi'ne gitmelerine rağmen bir türlü raporun Erenköy'de tanzim edilemediğini, daha sonra 12.07.2019 tarihinde bir müzekkere daha düzenlendiğini, tekrar Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden rapor tanzimi istendiğini hakimin daha önceki düzenlediği müzekkereyi hiçe saymasının tarafsızlığını şüpheye düşürdüğünü, ısrarla Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden rapor alınmasının anlaşılamadığını, bu durumun usul ekonomisine aykırı olduğunu, ayrıca kısıtlı adayının eşi ile birlikte 3 ay hastane yollarında çile çektiklerini, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan raporun neden eksik olduğunun anlaşılamadığını, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıları Hastanesi'nin kısıtlı adayını neden gözetim altında tutmak istediklerini anlayamadıklarını, bu durumun şüphe oluşturduğunu hakime duyduğu güvenin sarsılmasına sebebiyet verildiğini belirterek reddi hakim talebinde bulunmuştur. Bunun üzerine davaya bakan hakim tarafından da davadan çekilme talebinde bulunulmuştur.
Dosyayı inceleyen merci tarafından reddi hakim talebinin reddine ve çekilme talebinin kabulüne ilişkin verilen karar davacı ve kısıtlı adayı vekilleri tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 08/11/2019 tarih 2019/2519-2551 E.K. sayılı karar ile özetle; red dilekçesinde hakimin tarafsızlığını yitirdiğine ilişkin ileri sürülen sebeblerin, hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilemeyeceği gibi, dilekçede belirtilen sair hususların işin esası yönünden istinaf ve temyiz sebebi olup, HMK’nın 36. maddesinde tanımı yapılan sebeplerden olmadığı gerekçesiyle hakimin reddi talebinin reddine ilişkin merci kararının usul ve kanuna uygun olduğu, ancak çekilme talebinin kabulüne ilişkin kararın ise maddî bulgu ve delillerle desteklenmeyen soyut iddiaların hâkimlerce duygusallıkla karşılanıp davadan çekilmelerine neden olunmasının, ileride giderilmesi mümkün olmayacak zararlara yol açacağından kabul edilemeyeceği, aksi halde bir yerde görev yapan hâkimlerin, aynı yöntemle davadan çekilmeleri sağlanarak, tabiî hâkim ilkesinin zedelenmesine yol açılacağı gerekçesiyle usul ve kanuna aykırı bulunduğu belirtilerek ret talebini inceleyen merci kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, reddi hakim ve çekilme talebinin ayrı ayrı reddine kesin olmak üzere karar verilmiş, bu kez davacı ve kısıtlı adayı vekilleri kararı temyiz etmekle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 02/12/2019 ve 04/12/2019 tarihlerinde ayrı ayrı verdiği ek kararlar ile reddi hakim talebini inceleyen merci kararına karşı bölge adliye mahkemesince verilen kararların HMK'nın 43/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verileceğini belirterek temyiz taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermiş, davacı ve kısıtlı adayı vekilleri tarafından verilen bu karar temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, HMK'nın 43/2 ve 362. maddeleri uyarınca hakimin reddine ilişkin merci kararları hakkında bölge adliye mahkemelerince verilen kararların kesin nitelikte olduğuna, temyizi kabil bulunmadığına göre temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı REDDİNE, 05/02/2020 günü oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/6782 E., 2024/988 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Yargıtayın ilgili Dairesinin bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi halinde izlenecek usul 6100 Sayılı HMK'nın 6763 Sayılı Yasa’nın 43. maddesi ile değişik 373/5.
12. Hukuk Dairesi 2023/6782 E. , 2024/988 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen şikayet yargılaması sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Taraflar arasındaki rehin açığı belgesinin iptali istemli şikayet yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince faiz miktarının 271.849,32 TL olarak düzeltilmesine, rehin açığı belgesinin iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf başvurunun esastan reddine, borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 20.09.2013 tarihli rehin açığı belgesinin ve 19.09.2013 tarihli dosya kapak hesabının fazla hesaplanan 231.758,13 TL faiz alacağı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmiş ve Dairemizin 24.04.2023 tarihli ve 2022/9744 Esas, 2023/2717 Karar sayılı kararı ile tarafların istinaf başvurusu sürede olmadığından alacaklının istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma nedenine göre şikayetçinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına karşı direnilmiş olup, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Yargıtayın ilgili Dairesinin bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi halinde izlenecek usul 6100 Sayılı HMK'nın 6763 Sayılı Yasa’nın 43. maddesi ile değişik 373/5. maddesinde;
“(5) İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.” şeklinde belirtilmiştir.
Maddenin düzenleniş amacı direnme kararı yerinde ise dosyanın gereksiz yere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gitmesini önlemektir.
Maddedeki düzenlemeye göre direnme kararını inceleyen Özel Daire’nin görevi sınırlı olup, direnme kararını ONAMAK, ya da dosyayı Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERMEKTİR.
Özel Daire bu iki karardan başka bir karar veremez. Bu iki karar dışındaki bir kararı vermek görevi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na aittir.
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un
4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile de 28.02.2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01.01.2020 tarihinden itibaren yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası'na, 01.01.2021 tarihinden itibaren yetmiş sekiz bin altı yüz otuz Türk Lirası'na, 01.01.2022 tarihinden itibaren yüz yedi bin doksan Türk Lirası'na, 01.01.2023 tarihinden itibaren de iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk Lirası’na çıkarılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364. maddesi gereğince nihai kararlara ilişkin temyiz edilebilirlik sınırı, 2023 yılı için iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk Lirası olup, 2004 sayılı Kanun’un Ek-1 maddesinde parasal sınırların uygulanmasında (temyizen denetlenecek) hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, incelenmesi istenilen ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 7.07.2023 gün, 2023/1567 E- 2023/1811 K. sayılı direnme kararında, 20.09.2013 tarihli rehin açığı belgesinin ve 19.09.2013 tarihli dosya kapak hesabının fazla hesaplanan 231.758,13 TL faiz alacağı yönünden iptaline karar verilmiş olup, alacaklının temyiz istemi yönüyle, rehin açığı belgesinde ve kapak hesabında iptal edilen miktar, kararın verildiği tarihte geçerli olan 238.730 TL tutarındaki temyiz edilebilirlik sınırının altında olduğu düşünülmüş ise de, Dairemizce " direnmeyi onama " ya da " dosyayı Hukuk Genel Kurulu' na " gönderme dışında bir karar verilemeyeceğinden dosyanın (direnme kararının esası incelenmeksizin) temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:
Açıklanan sebeplerle;
Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine, 07.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2016/21829 E., 2017/1219 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı HMK'nun 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile Değişik 373.
8. Hukuk Dairesi 2016/21829 E. , 2017/1219 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuş bozma kararı üzerine Mahkemece direnme kararı verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan 552 parsel sayılı taşınmazın bitişiğindeki 9000 m2’lik taşınmazın imar ihya ve 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinde olduğundan taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel kişiliği, herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, davacı yararına kazanma koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 13.04.2010 tarihli fen bilirkişilerin raporunda C harfiyle gösterilen yere ilişkin yol kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine verilen karar, Dairemizin 07.05.2013 gün 2012/11368 Esas 2013/6659 Karar sayılı ilamı ile özetle; davacının 552 parsel sayılı taşınmazı 12.11.2001 tarihinde çaplı olarak satın aldığı, çap iktisap eden kişinin zilyetliğinin aksine bir delil ya da belge yok ise bu tarihten itibaren başlayacağı, davacı çap satın aldığından mülkiyet hakkının çap kaydı ile sınırlı olduğu kaldı ki, dava dilekçesinde, davacının, bayiinin dava hakkına ve eklemeli zilyetliğine dayanmayıp dava konusu taşınmazın 20 yılı aşkın süredir kendisinin zilyetliğinde olduğunu açıklayarak tescil talebinde bulunduğu, davacının çap satın alması karşısında babasının eklemeli zilyetliğine dayanmasının geçerli bir hukuki sonuç doğurmayacağı, dosyada mevcut ziraat mühendisinin 28.04.2010 havale tarihli raporunda dava konusu yerin 10-12 yıldır işlendiğinin açıklandığı, şu halde davacının çap satın aldığı tarihten itibaren dava konusu taşınmaza zilyet olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu taşınmazın 1999 tarihli hava fotoğraflarında taşlık kayalık kısımlardan olduğunun açıklandığı, bilimsel verilere uygun raporlar dikkate alınması gerekirken takdiri delil olan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı yönünde bozma kararı verilmiş, mahkemece önceki hükümde direnilmesine karar verilmesi üzerine, anılan direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile Değişik 373. maddesinin 5. bendi hükmüne göre, Dairemizce yeniden yapılan inceleme sonucunda;
Mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmaza ilişkin hava fotoğrafları hakkında rapor sunan bilirkişiler bu konunun uzman bilirkişiler olmadığı gibi anılan hava fotoğrafları süre bakımından yetersizdir. Bu nedenle bu hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu verilen rapora değer verme olanağı bulunmamaktadır.
Daire ve Yargıtay uygulaması uyarınca dava konusu taşınmazın tapuya tescil tarihi olan 06.10.2003'ten geriye doğru en az 20-25 yıl öncesine ait ( 1973-1983 yılları arası ) iki ayrı zamanda çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, 1973-1983 yılları arasında çekilmiş ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının olmaması halinde gönderen kurumca bunun gerekçesinin gösterilmesinin istenmesi, stereoskopik hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanı üç harita mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu tarafından uygulanıp stereoskopik alet ile üç boyutlu olarak incelemeye tabi tutulması, bilirkişilerden gerekçeli, denetime açık rapor sunulmasının istenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup davacı vekilinin temyiz itirazları bu yönde yerinde olduğundan Dairemizin 07.05.2013 gün 2012/11368 Esas 2013/6659 Karar sayılı sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün açıklanan değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle Dairemizin 12.11.2013 gün 2012/14892 Esas 2013/16392 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASI ile yerel mahkemenin 04.12.2014 gün 2012/115 Esas 204/386 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince değişik gerekçe ile BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
06.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan bir davada, hakimin reddi talebinin reddine (merci kararına) karşı kanun yolu süresi nedir?
A) Tefhimden itibaren 1 hafta.
B) Tebliğden itibaren 1 hafta.
C) Tebliğden itibaren 2 hafta.
D) Tefhimden itibaren 2 hafta.
E) Hükümle birlikte süresiz.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.