6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 50

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 50. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 50- (1) Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

170 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2016/4169 E., 2016/4542 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
11. Hukuk Dairesi         2016/4169 E.  ,  2016/4542 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : .. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ : 18/12/2015 NUMARASI : 2015/526-2015/862 Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2015 tarih ve 2015/526-2015/862 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkili şirketin ticaret sicil kaydının, 6102 sayılı TTK’nin geçici 7. maddesi gereğince sermaye artırımına gidilmediği için silindiğini, müvekkili şirkette herhangi bir tasfiye durumu söz konusu olmadığını, şirketin, faaliyetlerini devam ettirebilecek nitelikte olduğunu, şirket yetkilisinin hastalığı yüzünden şirket işleriyle ilgilenememesi sonucu sürelerin kaçırıldığını ileri sürerek müvekkili şirketin yeniden ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin yeniden ihya olunarak faaliyetlerine devam etmek istediği, bu durumda 6102 sayılı TTK’nin geçici 7. maddesine göre yapılan terkin işleminin niteliği gereği şirketin yeniden ihyasına ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nin geçici 7. maddesi gereğince resen sicilden terkin edilen davacı şirketin yeniden ihyası istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, işbu davayı TTK’nin geçici 7. maddesi gereğince 31.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edilen şirket açmış olup, dava tarihi itibariyle şirketin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Aktif husumet ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nin 114/d maddesi gereğince dava şartı niteliğindedir ve aynı Kanunun 115. maddesi gereğince davanın her safhasında ve re'sen nazara alınması gerekir. Bu durumda, mahkemece, davanın aktif husumet ehliyeti yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK’nin 436. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün açıklanan değişik gerekçeyle ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2012/6830 E., 2013/1206 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
tam metni aç
23. Hukuk Dairesi         2012/6830 E.  ,  2013/1206 K. * SIRA CETVELİNE İTİRAZ DAVASINDA HASIM GÖSTERİLMEMESİ * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 142 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 119 "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili İcra Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, takip borçlusu davalının müvekkili kuruma müracaatla vergi borcunun icra dosyasından tahsil edilmesini talep etmesi üzerine, ilgili icra müdürlüğüne 13.11.2008 ve 19.12.2008 tarihlerinde yazı yazılarak davalının vergi borcu miktarı da bildirilmek suretiyle vergi dairesi alacağının hacze iştirakinin sağlanmasının istendiğini, davalının A.. A.Ş.'den olan hacizli alacaklarının tahsili üzerine düzenlenen 17.06.2010 tarihli sıra cetvelinde, sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibariyle müvekkili vergi dairesi alacağının 659.486,80 TL'ye ulaşmış olmasına rağmen, 19.12.2008 tarihinde bildirilmiş olan 497.131,13 TL tutarındaki miktarın yazıldığını ve garameten yapılan paylaşımda bu miktarın esas alındığını, oysaki sıra cetveli düzenlenmeden önce vergi borcunun ulaştığı miktarın ayrıca sorulması gerektiğini, A.. A.Ş.'den tahsilatın ne zaman yapıldığının da sıra cetvelinde belirli olmadığını, öte yandan rüçhanlı alacaklardan olan vergi alacaklarının sıra cetvelinde diğer alacaklardan önce yer alması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İcra Mahkemesince görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen kararın Dairemizce düzeltilerek onanması ve davacı tarafın talebi üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre; icra dosyasında satış değil üçüncü kişideki bir alacağın haczi söz konusu olduğundan sıra cetveli düzenlenirken haciz tarihi itibariyle bildirilen alacak miktarının esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. İİK'nın 142/1. hükmüne göre, "cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir. Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, davacı alacaklıdan sıra itibarıyla önce olan diğer alacaklıları ifade eder. Dava, kural olarak davacıya göre sıra cetvelinde öncelikli olan ya da aynı derecede hacze iştirak eden diğer alacaklılara yöneltilmelidir. Sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve dava sonucundan etkilenecek olan alacaklılar da yargılamaya dahil edilmeli, onlar hakkında da hüküm kurulmalıdır. Takip borçlusu davalı R..D.. Teks. ve End. Gaz. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin pasif husumet ehliyetleri bulunmamaktadır. Sıra cetveline itiraz davalarında hasım gösterilmemesi ya da eksik veya yanlış kişiye husumet tevcih edilmesi talebin reddini gerektirmez. Bu durumda mahkemece, öncelikle şikayetçiye husumeti tamamlaması için HMK'nın 119/2. maddesi uyarınca kesin süre verilerek, şikayet nedeniyle verilecek karardan etkilenecek olanlara şikayet dilekçesi tebliğ edilip, taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu ilkelere göre, taraf teşkili yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. 2) Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, kararın tebliğinde itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2012/3689 E., 2012/6525 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
tam metni aç
23. Hukuk Dairesi         2012/3689 E.  ,  2012/6525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin yapılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2001/2152 Esas sayılı dosyasından düzenlenen 19.03.2012 tarihli sıra cetvelinde müvekkili idarenin 31. sırada gösterildiğini, alacağın eşyanın aynından kaynaklanması nedeniyle rehinli alacaklardan önce geldiğini, bu nedenle düzenlenen sıra cetvelinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini ve 6183 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine uygun sıra cetveli ve derece kararı düzenlenmesini talep etmiştir. Mahkemece, dosya üzerinden verilen kararda, bu tür davalarda karşı taraf olarak sırasına itiraz edilen alacaklı ya da alacaklıların gösterilmesi gerektiği, gösterilmemiş ise, icra mahkemesinin bu kişilere duruşma gününü bildirir davetiye tebliği için müştekiye süre vermesi gerektiği, sıra cetveline karşı itiraz ve şikayet davasının hasımsız ya da borçlu karşı taraf olarak gösterilmek suretiyle karara bağlanamayacağı, davada davalı tarafın gösterilmediği, bu hususun mahkemece tespit edilerek HMK'nın 119/1-b maddesi uyarınca eksikliğin tamamlanması için davacı tarafa 1 haftalık kesin süre verilmesi gerekmesine rağmen sehven 2 haftalık kesin süre verildiği, buna ilişkin tebligatın davacı tarafa usulünce tebliğ edilmesine rağmen verilen kesin sürede davacı tarafça istenilen eksikliğin tamamlanmadığı gerekçesiyle HMK'nın 119/son maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Şikayet sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 119/2 maddesinde " Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Mahkemenin 30.03.2012 tarihli tensip tutanağının 3 nolu ara kararında şikayetçiye anılan maddenin (b) bendine ilişkin eksiklikleri tamamlamak üzere 2 hafta süre verilmiş, ancak bu sürenin kesin olduğu belirtilmediği halde verilen bu sürenin kesin olduğu kabul edilerek HMK'nın 119/2 maddesine dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Şikayet, kural olarak şikayet edene göre sıra cetvelinde öncelikli olan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara yöneltilmelidir. Sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve şikayetin sonucundan etkilenecek olan alacaklılar da yargılamaya dahil edilmeli, onlar hakkında da hüküm kurulmalıdır. Takibi yapan veya sıra cetvelini düzenleyen icra müdürlüğüne husumet yöneltilemez. Esasen şikayet dilekçesinde, icra müdürlüğü hasım gösterilmediği halde mahkemece karar başlığında ...'nün davalı safında gösterilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2011/13304 E., 2011/11986 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
tam metni aç
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2011/13304 E.  ,  2011/11986 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalı mirasçıları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... köyü 293 ada 1 parsel sayılı 43222.40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kayıtları ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıların baba adların yazılarak, soy isimleri olmaksızın sadece adlarına tesbit edilmiştir. Davacı ... Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davada taraf olarak görülmeyen muris ... mirasçıları olduklarını söyleyen ... ile ... ve iade kararından sonra ..., ..., ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Dava konusu ... köyü 293 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti, Eylül 1317 tarih 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 ve 19 nolu tapu kayıtları ile sadece baba adları ile ön isimleri yazılmak suretiyle düzenlenmiştir. Davacı ... Yönetimi, aynı şekilde baba adı ve ön isimlerini yazmak suretiyle muhtemel ölü kişilerle birlikte tespit edebildiği kadar toplam 92 kişi aleyhine eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, bir kısım davalılar adına 35. madde hükmüne göre yapılan tebligatlar 7201 sayılı Tebligat Yasasına uygun olmadığı gibi ismi ve soy ismi belirlenenler dışında kalan birçok tespit malikine yine sadece baba ismi ile isimleri yazılmak suretiyli çıkartılan tebliğatlar ''Tevziyat saatlerinde muhatap evde olmadığından bahisle tebliğ evrakı köy azasına verilmek ve 2 nolu ihbar kağıdı kapıya yapıştırılmak ve en yakın komşusuna haber verilmek'' suretiyle yapılarak yargılamaya devam edilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Kural olarak mahkeme, H.Y.U.Y.nın 73. maddesi uyarınca tespit maliki olarak belirlenen davalıları veya kanuni mirasçılarını yasaya uygun olarak duruşmaya davet edip, savunma hakkını kullanma olanağı vermedikçe, hükmünü veremez. Mahkeme hakimi tarafından dava dilekçesi ve duruşma gününün taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ ettirilmesi ve tüm tarafların katılımlarının sağlanarak, taraf teşkili gerçekleştikten sonra, yargılamanın sürdürülmesi zorunlu olduğundan, davalıların tebligata elverişli adresinin saptanarak bu davada da yer alma olanağı verilmeksizin, taraf teşkili tamamlanmadan ,savunma ve delillerini bildirmesine olanak tanınmadan, davalıların savunma hakkı kısıtlanacak biçimde işin esasına girilerek, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Kadastro tespit tutanağında adı geçen bazı kayıt maliklerinin baba adı ile sadece isimlerinin soy isimleri olmaksızın yazılmasına karşın, ölü oldukları da tutanakta belirtilmediği gibi dava dilekçesinde de açıklanmamıştır. Birkısım tespit maliklerinin ölü olduğu yargılama sırasında ve yapılan keşifte isim ve soyisimleri belirlenen davalılar dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraf teşkili dava şartlarından olup, aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, mahkemece, dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarına göre, taraf teşkili sağlanarak husumetin diğer mirasçılara da yaygınlaştırılması gerekirken, bir kısım mirasçılarla davanın görülmesi sadece bunların savunmalarına göre hüküm kurulması da doğru değildir. Bu durumda; mahkemece, yapılacak iş; davacı ve duruşmaya gelen davalı tarafa süre verilerek mirasçılık belgelerinin istenmesi ve vukuatlı nüfus kayıtlarının getirtilmesi, mirasçıların kim olduğunun araştırılarak saptanması, Tebligat Kanunun hükümlerine uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, husumet yaygınlaştırılarak bunların davaya katılımlarının sağlanması, böylelikle kamu düzenine ilişkin taraf teşkili olan dava şartının yerine getirilmesi, tarafların mahkemeye sunacakları yazılı ve sözlü delillerinin toplanması bundan sonra uyuşmazlığın esasına girilerek yapılacak inceleme ve araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava koşulu olan taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde kurulması isabetsizdir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; birkısım davalı mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 24/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.
21. Hukuk Dairesi, 2009/62 E., 2010/701 K.
yüksek eşleşmeŞerhte bu maddenin altında basılmış
tam metni aç
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi         2009/62 E.  ,  2010/701 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 7.7.2003 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle malullük oranının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. KARAR Dava, davacıda iş kazası sonucu oluşan beden güç kayıp oranının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davacının %100 oranında beden güç kaybına uğradığının tespitine karar verilmiştir. Dava ehliyeti,kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci vekil aracılığı ile bir davayı takip etme ve usuli işlemlerini yapabilme ehliyetidir.Dava ehliyeti dava şartlarından olup davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir. Temyiz kudretinden yoksun olan kişilerin medeni hakları kullanma ehliyeti ve dava ehliyeti yoktur.Temyiz kudreti olmayan kişiler taraf bulundukları davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler. Davacının Organik beyin sendromu, travma sonrası stres bozukluğu bulunduğu,6 aylık tedavi sonucunda hastanın belirtilerinde belirgin bir düzelme sağlanamadığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 5.5.2008 tarihli raporundan ve geçirdiği iş kazası nedeniyle %100 oranında malul olduğu 8.8.2008 tarihili Yüksek Sağlık Kurulu raporundan açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim davacı akıl hastalığı nedeniyle maluliyet oranın belirlenmesi için bu davayı açmıştır.Türk Medeni Kanunun 405.maddesi uyarınca” akıl hastalığı ve akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken yada başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır” ve 413.madde uyarınca da kendisine bir vasi atanır.Vasi vesayeti altındaki kişinin taraf bulunduğu davalarda onu temsil eder.Ancak vasi yalnız vasi tayini kararı ile vesayeti altındaki kişiyi davada temsil edemez vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açıp takip edebilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından husumet izni verilmiş olması gerekir. Somut olayda dava, tam ehliyetsiz olan davacı ...’nın verdiği vekalete dayalı olarak vekil vasıtasıyla açılmıştır.Davacıya vasi tayin edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge yoktur.Bu durumda yapılacak iş,davacıya bir vasi tayin ettirmek ve alınacak husumet izniyle davaya devam olunarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken dava ehliyeti bulunmayan davacının açtığı davanın sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Öte yandan bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir. Sigortalının iş kazası sonucu uğradığı bedensel zarar nedeniyle beden gücü kaybı oranının tespitine ilişkin davanın asıl amacı 506 ve 5510 sayılı Yasa gereğince sigortalıya iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmasını teminine yöneliktir. Sigortalının beden güç kayıp oranının tespitine ilişkin dava işvereninde hak alanını ilgilendirmektedir. Zira işveren kusurlu ise kurum bu orana göre bağladığı gelirin ilk peşin değerini işverenden de isteyebilir. Dava konusu olan hukuki ilişki birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığı maddi bakımdan zorunludur. Burada dava arkadaşları arasındaki hukuki ilişki çok sıkı olup Mahkeme, mecburi dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve bir tek karar verir. İş kazasının tespit istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek işverenin gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu'nun hak alanını etkileyeceğinden işveren ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya bir kaçına karşı açılmış ise bu halde, dava sıfat yokluğundan reddedilemez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya bir süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davanın teşmili müessesesi uygulamada " dahili davalı " olarak nitelendirmekte olup, davayı teşmil eden davacının bu işlem için ayrı bir başvuru harcı ödemesi gerekir. Gerekli harç ödenmez ise mahkeme davacının davanın teşmili talebini inceleme konusu yapılamaz ve davanın teşmil edildiği kişi ihbar olunan üçüncü kişi olarak kabul edilir, aleyhine hüküm kurulamaz. Yapılacak iş; davacıya davayı işverene yöntemince yöneltmesi için önel vermek ve işverenin göstereceği deliller toplandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Davanın işverenin yokluğunda bakılıp sonuçlandırılmış olması da kabul şekli bakımından hatalıdır. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ.Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.1.2010 gününde oybirligiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca "Taraf Ehliyeti" ve "Dava Ehliyeti" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Taraf ehliyeti, medeni hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukundaki karşılığıdır.
B) Dava ehliyeti, bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme yeteneğidir.
C) Hak ehliyetine sahip olan her gerçek veya tüzel kişi davada taraf ehliyetine de sahiptir.
D) Ergin olmayan bir çocuğun dava ehliyeti tamdır, ancak taraf ehliyeti yoktur.
E) Tüzel kişilerin sadece taraf ehliyeti vardır, dava ehliyetleri bulunmaz.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol