6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 60

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 60. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 60- (1) Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Davanın İhbarı ve Davaya Müdahale İhbar ve şartları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2017/1479 E., 2020/2933 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Bu durumda, mahkemece veraset belgesi getirtilerek anılan davacıdan başka mirasçıların bulunması halinde diğer mirasçıların HMK'nın 59 ve 60. madde hükümleri uyarınca davaya dahil edilmeleri ve asil olarak katılmaları halinde davaya onaylarının alınması ya da dava dışı diğer mirasçıların davayı açan vekile usulüne uygun şekilde vekaletname vermelerinin sağlanması, bunun mümkün olmamas
23. Hukuk Dairesi         2017/1479 E.  ,  2020/2933 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili; müvekkilinin babası olan muris ...'ın ... Organize Sanayi Bölgesi nezdindeki 6618 ada 8 parsele ilişkin kooperatif payını Kooperatif Üyelik Hakkı Devir sözleşmesi ile Cam Yağ... şirketine devrettiğinden bilgisi olmadığını, davacının babasına ait olduğu iddia edilen sözleşmedeki imzaya ilişkin özel bir Adli Tıp Uzmanından alınan raporda; sözleşmedeki imzanın babası ...'a ait olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek ... 14. Noterliği'nin 10/08/2004 tarih 24347 yevmiye sayılı Kooperatif Üyelik Hakkı Devir Sözleşmesi altındaki devreden ... adına atılı bulunan imzanın sahteliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan şirket vekili, muris ...'ın davalı şirketin kurucusu olup murisin davacının izni ya da icazetini almak sureti ile tasarruflarda bulunmasının söz konusu olmadığını, devir senedinin resmi yetkili Noter başkatibi huzurunda düzenlendiğini, devir işlemlerinin üzerinden yaklaşık 15 ay geçtikten sonra ...'ın vefat ettiğini, davacının kardeşleri muris ...'ın oğulları olan ... ve ...'ın sözkonusu devirlerden haberdar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, dava konusu işlemin 1512 sayılı Noterlik Kanunun ve Noterlik Kanunun Yönetmeliği Hükümlerine ve Adalet Bakanlığı ile Türkiye Noterler Birliği genelgelerine uygun olarak yapıldığını savunarak ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu imzanın murisin eli ürünü olduğuna dair grafometrik, grafolojik ve kaligrafik bulgu tespit edilemediğine dair tek bir uzman kişiden alınmış özel bilirkişi raporu sunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu Raporu İhtisas Dairesinin tereddüt içermeyen kurul halinde verilmiş davaya konu belgedeki imzanın davacının murisi ...'ın eli ürünü olduğuna ilişkin görüş bildiren raporuna karşı tek bir bilirkişi tarafından hazırlanmış özel bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Miras ortaklığını oluşturan mirasçılar, terekedeki malvarlığı değerleri üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hükümleri gereğince malik oldukları için, kural olarak tek başlarına veya birkaçı birlikte hareketle terekeye dahil hakkın biri üzerinde tasarrufta bulunamazlar. Somut olayda, davacı, muris ...'ın mirasçılarından biridir. Davalı şirket vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında, ... ve ... isimli kişilerin muris ...’ın oğulları olduğunu, Kooperatif Üyelik Hakkı Devir Sözleşmesinden oğulların haberdar olduğunu savunmuştur. Hal böyle olunca, tüm mirasçıların terekeye dahil olan bir hak veya malın terekeye iadesi için birlikte dava açmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri veya TMK’nın 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması gerekir. Bu durumda, mahkemece veraset belgesi getirtilerek anılan davacıdan başka mirasçıların bulunması halinde diğer mirasçıların HMK'nın 59 ve 60. madde hükümleri uyarınca davaya dahil edilmeleri ve asil olarak katılmaları halinde davaya onaylarının alınması ya da dava dışı diğer mirasçıların davayı açan vekile usulüne uygun şekilde vekaletname vermelerinin sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde terekeye temsilci atanması için davayı takip eden davacı ...’a süre verilmesi ve tayin edilecek tereke temsilcisi marifetiyle davanın yürütülmesinin sağlanması, davayı açan mirasçı tarafından diğer mirasçıların davaya muvafakatlarının alınması için davaya dahil ettirilmemesi ya da diğer mirasçılarca davayı takip eden vekile verilmiş vekaletnamelerin sunulmaması ya da davayı açan anılan mirasçının terekeye temsilci atanması için dava açmaması durumunda davanın aktif taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 2)Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

15. Hukuk Dairesi, 2018/1669 E., 2018/3745 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu durumda mahkemece, sözleşmenin tarafı ve arsada hissedar olan Ekrem Baz’ın da sözleşmesel haklarının etkileneceği ve davada zorunlu dava arkadaşı sıfatı bulunduğu dikkate alınarak, HMK'nın 59. ve 60. madde hükümleri de gözetilerek, davaya muvafakatının alınması, aksi halde aleyhine dava açılıp, bu davayla birleştirilmesi,
15. Hukuk Dairesi         2018/1669 E.  ,  2018/3745 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti talebine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar arsa sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı arsa sahipleri, taraflar arasında imzalanan ... 2. Noterliği 10.01.2012 tarih ve 1250 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca ... ilçesi Güzelyaka Mah. imarın ... ada ..., ... ve ... numaralı parsellerinde bulunan taşınmazların tevhid edilerek üzerine inşaat yapılması konusunda davalı yüklenici ile anlaştıklarını, söz konusu taşınmazlarda başka hissedarların da olduğunu, davalı yüklenicinin sözleşme uyarınca bu hissedarlar ile de sözleşme imzalanmasını yükümlendiği halde aradan süre geçmesine rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle akdettikleri sözleşmenin geçersizliğinin tespitini talep etmiş; davalı yüklenici davanın reddini savunmuş; mahkemece yapılan yargılama sonunda imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde tüm hissedarların imzasının bulunmadığı, davalı yüklenici tarafından inşaat faaliyetlerine başlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır. Davaya konu kat karşılığı inşaat sözleşmesi incelendiğinde, dava dışı ...’ın da sözleşmeyi arsa sahibi sıfatıyla imzaladığı anlaşılmış ise de sözleşme tarafı olan bu kişinin davaya katılımı sağlanmadan işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, sözleşmenin tarafı ve arsada hissedar olan Ekrem Baz’ın da sözleşmesel haklarının etkileneceği ve davada zorunlu dava arkadaşı sıfatı bulunduğu dikkate alınarak, HMK'nın 59. ve 60. madde hükümleri de gözetilerek, davaya muvafakatının alınması, aksi halde aleyhine dava açılıp, bu davayla birleştirilmesi, için davacı yana önel verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra iddia ve savunma üzerinde durulup toplanan deliller çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik taraf teşkili ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bu nedenle bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 11.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2015/7830 E., 2015/8016 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle adı gecen davalı 3.kişiler vekillerinin yetki itirazının HMK'nun 60 maddesi gereğince borçlu açısından da hüküm ifade etmesine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden HMK'nin 331/2 maddesine uygun olarak hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair;
17. Hukuk Dairesi         2015/7830 E.  ,  2015/8016 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/11/2014 NUMARASI : 2014/194-2014/399 Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı D.. H.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Esas ve birleştirilen davanın davacısı vekili,davalı borçlu H.. C..'in alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazlardan birini 7.8.2012 tarihinde eski eşi davalı D.. H..'e, diğerini de 19.10.2011 tarihinde davalı M.. B..'e, Murat'ın da 7.3.2014 tarihinde birleşen davanın davalısı P.. K..'ya sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların İİK 277 ve devamı ile TBK'nun 19.maddesi gereğince iptalini talep etmiştir. Davalı borçlu H.. C.. savunma yapmamıştır. Davalı D.. H.. vekili, müvekkilinin ikametgahının Pendik sınırları içinde olması nedeniyle İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, dava konusu taşınmazın 26.7.2011 tarihinde kesinleşen boşanma protokölü gereğince müvekkiline devredildiğini, tasarrufun borçtan önce yapıldığını, iptal koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı M.. B.. vekili, müvekkilinin ikametgahının Ataşehir sınırları içinde olması nedeniyle İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, tasarrufun borçtan önce yapıldığını,aciz belgesi sunulmadığını, takip konusu çeklerde ciro silsilesi kopuk olduğundan davacının yetkili hamil olmadığını,dava konusu taşınmaz bedeli için davalı borçluya Darıca'da bulunan taşınmazı devrettiklerini bakiye satış bedeli için de kısmi ödeme yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Birleşen davanın davalısı P.. K..'ya tebligat yapılmamıştır. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre dava dilekçesinde yetki itirazında bulunan davalıların adresinin Kadıköy olarak gösterildiği, yetki itirazının süresinde olduğu, davalı borçlu tarafından tebligata rağmen savunma yapılmadığı, davalı Pınar'a tebligat yapılmamış ise de tüm davalılar arasında ihtiyari de olsa dava arkadaşlığı olduğu ve davanın tüm davalılar hakkında birlikte görülmesi gerektiğinden HMK'nin 20 maddesi gereğince Mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde yasal süre içinde müracaat halinde dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı D.. H.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalılar (3.kişiler) D.. H.. ve M. B. vekili tarafından yetki itirazının süresinde yapılmış olmasına, bu tür davalarda HMK'nin 6 maddesi gereğince davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olmasına, davalı borçlu Halil ile 3.kişiler D. N. ve M.. B.. arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle adı gecen davalı 3.kişiler vekillerinin yetki itirazının HMK'nun 60 maddesi gereğince borçlu açısından da hüküm ifade etmesine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden HMK'nin 331/2 maddesine uygun olarak hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair; davalı D.. H.. vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Birleştirilen davanın davalısı P.. K.. 4.kişi olup borçlu ile arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi, adı geçen davalıya esas ve birleşen davalardan tebligat yapılmadığından davalı Pınar'ın savunması ve dolayısıyla yetki itirazı da bulunmamaktadır. O halde adı geçen davalı yönünden yetkisiz kararı verilmesi doğru görülmediğinden esas dava ile birleştirilen İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/375 Esas 2014/379 karar sayılı dava dosyasının esas davadan tefriki ile yeni esasa kaydı ve yeni esas üzerinden davaya devam edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı Pınar yönünden de yetkisizlik kararı verilmesi isabetli görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı D.. H.. vekilinin yerinde görülmeyen bütün, davacı vekilinin sair temyiz itirazların reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazların kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 27,70 TL temyiz peşin harcın mahsubuna, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 01/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2013/7948 E., 2014/2857 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
F..'ın davada zorunlu dava arkadaşı sıfatı bulunduğu dikkate alınarak, HMK'nın 59. ve 60. madde hükümleri de gözetilerek, davaya dahil edilmesi için davacı yana önel verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra iddia ve savunma üzerinde durulup toplanan deliller sözleşme hükümleriyle birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dair
23. Hukuk Dairesi         2013/7948 E.  ,  2014/2857 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/07/2013 NUMARASI : 2008/222-2013/485 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili ile davalı arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin bürokratik nedenler ve davalıların arsa üzerindeki evlerini geç boşaltmaları ve akabinde de müvekkilini vekaletten azletmelerinden dolayı yapı ruhsatını alamadığını, gecikmede müvekkilinden kaynaklanan bir kusur olmadığı halde bu defa davalıların sözleşmeyi haksız olarak feshettiklerini bildirdiklerini, ancak müvekkilinin feshi kabul etmediğini, feshin haksız olduğunu ileri sürerek, öncelikle haksız feshin geçersizliğinin tespiti ile akdin devamına, herhangi bir şekilde akdin devamına imkân bulunmaması halinde şimdilik yapmış oldukları harcamalar için 1.000,00 TL, mahrum kalınan kâr için 100,00 TL ve cezai şart olarak 8.900,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, imar planında yapılan değişiklik sebebiyle 07.02.2007 tarihine kadar inşaata başlanamadığını, bu tarihe kadar davacıya atfedilebilecek bir kusur yoksa da, bu tarihten sözleşmenin feshedildiği 11.04.2008 tarihine kadar geçen 14 aylık sürede davacının yapı ruhsatını alarak inşaata başlamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı yüklenicinin mimari projeyi 06.07.2007 tarihinde belediyeye onaylatmasına rağmen statik ve tesisat projesinin 2008 yılı Nisan ayına kadar dokuz aylık sürede belediyeye onaylatamadığı, normal şartlarda bir projenin yapım ve onay süresi üç ay olduğu halde, teknik eksiklik ve ücretin yatırılmaması nedeniyle projenin yapımı ve onayının davacı tarafça gerçekleştirilemediği, davacı yüklenici süresi içinde projeyi onaylatıp, yapı ruhsatı için müracaat etmediğinden sözleşmenin 3/a maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve temerrüde düştüğü, yapılan işlemler ve inşaatın bitirilmesi için öngörülen 18 aylık süre gözönüne alındığında davacıya ek süre verilse bile sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmesinin mümkün olmadığı, o halde davalıların tayin edilen süreyi beklemek zorunda kalmaksızın sözleşmeyi feshetmekte haklı oldukları, sözleşme davalılarca haklı nedenlerle feshedildiğinden davacının davalılardan kâr kaybı ya da yapmış olduğu masraflar ve cezai şartı talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Davacı vekilinin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin haksız feshinin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkin temyiz itirazları yönünden; TMK'nın 692. maddesi gereğince, paylı taşınmaz malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi olağanüstü tasarruflardan sayıldığından, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, oybirliğiyle bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Öncelikle sözleşme konusu taşınmaz üzerine arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılabilmesi ve yapılan sözleşmenin paydaşları ve yükleniciyi bağlayıcı olması için tüm paydaşlarca ya da yetkili temsilcilerince sözleşmenin imzalanmış olması veya yapılan sözleşmeye "onay" verilmesi zorunludur. Sözleşmenin tüm arsa sahiplerince imzalanmış olması ya da sözleşmeye onay verilmesi durumunda, sözleşmenin feshi ya da iptali davası da "olağanüstü tasarruf" niteliğinde olduğundan müşterek paydaşların tamamının birlikte dava açması zorunludur. Somut olayda, sözleşmenin feshinin haksızlığı ile geçersizliği tartışılacağından, davanın sözleşmede imzası bulunan müşterek paydaşların tamamına karşı birlikte açılmasının zorunlu olduğu, davaya konu 20.05.2003 tarihli sözleşmede vekaletle davalı Ş.. P.. tarafından temsil edildikleri anlaşılan arsa sahipleri A.G.., S. Y.., F. G..p ve N. F..'ın davada zorunlu dava arkadaşı sıfatı bulunduğu dikkate alınarak, HMK'nın 59. ve 60. madde hükümleri de gözetilerek, davaya dahil edilmesi için davacı yana önel verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra iddia ve savunma üzerinde durulup toplanan deliller sözleşme hükümleriyle birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken, eksik taraf teşkili ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. 2- Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün (re'sen) BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2013/22852 E., 2014/18725 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Ö..'ün vefatı üzerine terekesi iştirak halinde olduğundan mirasçıları arasında HMK'nun 59 - 60 maddeleri gereği elbirliği mülkiyetinden dolayı zorunlu dava arkadaşlığı olduğu gibi ilamın infazı için de aralarında zorunlu takip arkadaşlığı vardır.
8. Hukuk Dairesi         2013/22852 E.  ,  2014/18725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/10/2013 NUMARASI : 2013/296-2013/697 Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Takibe dayanak Konya 3 Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiş 29.03.2012 tarih 2007/203 Esas, 2012/123 Karar sayılı ilamda; davacılar, babaları olan müşterek muris S.. Ö..'ün S.. ilçesi K.. Caddesi Z.. sitesinde 02.02.2004 tarihinde meydana gelen göçme olayı sonucu göçük altında kalarak vefat ettiğini ve murisleri S.. Ö..'e ait olan 20.500 USD, 500 Suudi riyali, 8 adet 22 ayar altın bileziğin aynen teslimine, aynen olmadığı takdirde bedellerinin karşılığı para verilmesini dava etmişler, Mahkemesince de talep kabul edilerek davacıların murisi S.. Ö..'e ait olan para ve altınların davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Muris S.. Ö..'ün vefatı üzerine terekesi iştirak halinde olduğundan mirasçıları arasında HMK'nun 59 - 60 maddeleri gereği elbirliği mülkiyetinden dolayı zorunlu dava arkadaşlığı olduğu gibi ilamın infazı için de aralarında zorunlu takip arkadaşlığı vardır. Bu durum karşısında tüm mirasçıların ve ilamdaki davacıların hepsinin takipte alacaklı olarak yer alması gerekirken mirasçılardan İsa Oğuz Öztürk'ün alacaklı olarak gösterilmediği anlaşılmakla takibin iptaline karar verilmesi gerekirken şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK b. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Mecburi dava arkadaşlığı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Maddi hukuka göre hakkın birlikte kullanılması gereken hallerde söz konusudur.
B) Dava arkadaşları hakkında tek bir hüküm verilir.
C) Dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır.
D) Duruşmaya gelen dava arkadaşının usul işlemi, gelmeyen arkadaş için de hüküm ifade eder.
E) Dava arkadaşlarından biri tek başına davadan feragat edebilir.

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol