Hukuk Muhakemeleri Kanunu 65. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 65- (1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.
(2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.
Fer’î müdahale
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
27 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/3741 E., 2024/6292 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
göre şirketin ihyasının mümkün olmadığını, ihya için hak düşürücü süre dolduğunu, davanın reddi gerektiğini, usulsüz işlemler ve 5 yıllık süre ile ilgili Yargıtay içtihatlarına göre işbu davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle işbu davaya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 65 inci maddesi gereği asli madahil olarak katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini, mahkem
11. Hukuk Dairesi 2024/3741 E. , 2024/6292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1857 Esas, 2023/1538 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/221 E., 2023/426 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu ... -Su Plastik Tarım Orm. İnş. Otom. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari faaliyetine devam ettiğini, ticari kayıtlarını tuttuğunu, vergi beyanı verdiğini, şirkete ait dava ve icra takiplerinin takip edildiğini, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün hiç bir neden yokken şirkete ve faaliyet adresine hiçbir tebligat göndermeden hukuka aykırı şekilde şirketin ticaret sicil kaydının resen silindiğini, ne silinme işlemi sırasında ne de daha sonra müvekkile veya şirketin adresine tebligat yapılmadığını, yapılan terkin işleminin tamamen yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin terkin işlemini görülmekte olan bir dava nedeniyle davalı tarafın itirazı üzerine tesadüfen öğrenildiğini, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/481 E. sayılı dosyasından dava açmak üzere süre ve yetki verildiğini beyan ederek, şirketin ihyasına ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili; müdahallik yönünden kanuni şartların oluştuğunu, TTK ve ilgili mevzuata göre işbu davanın reddinin gerektiğini, dava şartı eksikliği sebebiyle işbu davanın reddi gerektiğini, davacı ... Çelikel'in şirketin tasfiye olduğunu bilmediği iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının ihya davası açmakta hukuki yararı olmadığını, mevcut yasal düzenlemeye göre şirketin ihyasının mümkün olmadığını, ihya için hak düşürücü süre dolduğunu, davanın reddi gerektiğini, usulsüz işlemler ve 5 yıllık süre ile ilgili Yargıtay içtihatlarına göre işbu davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle işbu davaya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 65 inci maddesi gereği asli madahil olarak katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise aynı yasanın 66 ncı maddesine göre davalı yanında feri müdahil olarak davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini, dava konusu şirket için yasal ihya imkanı kalmadığını, eldeki davaya ilişkin dava şartı yokluğu, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İhyası talep edilen ... - Su Plastik, Tarım, Orman, İnşaat, Otomtoiv, Nakliye, San ve Tic. Ltd. Şti'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'sen kaydının silindiği, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/481 E. sayılı dosyasında 25.10.2010 tarihinde açılan ve ihyası istenen şirketin taraf olduğu davanın halen derdest olduğu, bu durumun ihya için haklı neden oluşturduğu, diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4 fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın, şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine de tebliğ edilmesi gerektiği, şirketin yetkilisine ihtar gönderilmediği, diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasının son cümlesinde, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğinin düzenlendiği, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddenin işletildiği anlaşıldığından Kanun'da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağından davanın kabulüne karar verilmiş, fer'i müdahil vekilinin istinaf istemide 11.07.2023 tarihli ek karar ile reddedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararına karşı süresi içinde davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile ihyası talep edilen şirket arasında evvelden süregelen dava ve icra dosyalarının bulunduğunu, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2022/481 E. ve 2022/507 E. sayılı dava dosyalarının bulunduğunu ve mahkemenin ihya sonucunu bekletici mesele yaptığını, şirket hakkında ihya kararının kabulünün veya reddinin müvekkili şirketin menfaati ile doğrudan ilgili olduğunun açık olduğunu, ihya kararının sadece müvekkili şirkete karşı açılan dava ile sınırlı verildiği de görülmekle, şirketin ihya şartlarını taşıyıp taşımadığının en az ihyası isteyen şirket kadar önemli olduğu bir yargı sürecinde, harçlandırarak ayrı bir talep ile asli müdahillik talebinde bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun’un 65 inci maddesi gereği asıl davadan ayrı olan başvuruda taleplerinin yok sayılmasının ve aynı yasanın 66 ıncı maddesi gereği sadece feri müdahil olarak davalara kabulüne karar verilmesinin yasal olmadığını, davacı ... 'in şirketin tasfiye olduğunu bilmediği iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının ihya davası açmakta hukuki yararı olmadığını, yasal düzenleme gereği şirketin ihyasının mümkün olmadığını, ihya için hak düşürücü sürenin dolduğunu, davanın reddi gerektiğini, TTK'ya göre işbu davanın beş yıl içinde açılmasının gerektiğini, davacının hak düşürücü süreyi kaçırdığını, davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle dava şartının mahkemece de resen araştırma konusu olması sebebiyle huzurdaki davacının temsilci olduğu şirketin faaliyetlerine devam edip etmediğini, faaliyetlerini sürdürüp sürdürmediğini, sürdürmüyorsa ne zaman tasfiye edildiğini, tasfiye sonrasında her ne nam adı altında olursa olsun ek tasfiye ve ihya için başvurusu veya açılan bir davanın olup olmadığının tespiti sonrasında davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği halde kabulünün hakkaniyete ve gerçek duruma uymadığını, bu halin kusurun ve MK. m.2 ve 3 hükmünün ihlalinin ödüllendirilmesinin en somut örneği olduğunu ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını, asıl kararın lehlerine bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asli müdahale 6100 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinde düzenlenmiş olup, bir davada asli müdahil olunabilmesi için yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde tamamen veya kısmen hak iddia edilmesinin gerekmekte olduğu, davanın şirket ihyası talebine ilişkin olduğu ve davanın niteliği gereğince asli müdahale kurumunun uygulanamayacağı, mahkemece istinafa başvuran şirketin feri müdahil olarak kabul edilmesi ve davalı tarafından da istinaf başvurusunda bulunulmadığından fer'i müdahilin tek başına hükmü istinaf hakkı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf dilekçesinin ek kararla reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle ek karara yönelik feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası koşullarının bulunup bulunmadığı, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup olmayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 65 inci, 66 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2021/4773 E., 2023/218 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Asli müdahil vekili 22.12.2020 tarihli dilekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A, 65 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uyarınca asli müdahil lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretine ve 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin ek karar yazılmasını talep etmiş, Mahkemenin 29.12.2020 tarihli ek kararıyla hükm
11. Hukuk Dairesi 2021/4773 E. , 2023/218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki patentin hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve ek karar talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek kararın asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait olan ... numaralı patentin yeni ve buluş basamağına sahip kılan hiçbir unsuru bulunmadığını ileri sürerek dava konusu ... B numaralı incelemesiz patentin hükümsüz kılınarak sicilde terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2. Asli müdahil vekili, müvekkilinin hükümsüz kılınmak istenenilen patent üzerinde ve bu patente bağlı olan haklara sahip olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yarararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2008/09200 B sayılı patentin başvuru tarihinin 01.12.2008 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 7 yıllık süre için tescil edildiği, koruma süresi dolan patentin 21.12.2015 tarihinde bültende ilan edildiği, dava konusu patentin koruma süresinin dolduğunu, sahibi adına geçerliliğini yitirdiği, davacı ise davasını 04.04.2017 tarihinde açtığı, davacının dava tarihinde koruma süresi dolan patente karşı dava açtığı anlaşıldığından, hukuki yarar yokluğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava tarihinde koruma süresi dolan patente karşı hükümsüzlük davası açıldığından hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Asli müdahil vekili 22.12.2020 tarihli dilekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A, 65 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uyarınca asli müdahil lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretine ve 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin ek karar yazılmasını talep etmiş, Mahkemenin 29.12.2020 tarihli ek kararıyla hükmün esasına yönelik konularda tavzih ya da ek karar oluşturulmayacağından talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 29.12.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde asli müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asli müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca 21.12.2020 tarihinde sunulan dilekçede gerekçeli karardaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi kapsamında bir ek karar yazılması ve bu suretle, 65 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işbu dava sonucunda asli müdahil lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretine hükmedilmesi ve 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin uygulanmasının talep edildiğini ancak ek karar taleplerinin 29.12.2020 tarihli kararı ile hükmün esasına yönelik konularda tavzih ya da ek karar oluşturulamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini, yerel mahkemenin red kararının 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi ile çeliştiğini ileri sürerek yerel mahkeme tarafından verilen 29.12.2020 tarihli kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın asli müdahilin lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi talebine yönelik olduğu, yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, bu kararın asli müdahil vekiline 21.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, asli müdahil vekilinin 21.12.2020 tarihli talebi üzerine Mahkemece 29/12/2020 tarihli ek kararla vekâlet ücreti hükmedilmesine ilişkin tavzih talebinin reddine karar verildiği, istinafa konu karar mahkemenin 29.12.2020 tarihli ek kararı olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği, ve değiştirilemeyeceği, dolayısıyla Mahkemece verilen ek kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle asli müdahil vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvurularının hatalı ve eksik bir şekilde değerlendirildiğini, ek karar taleplerinin hukuki dayanağını oluşturan 6100 sayılı Kanun'un 305/A hükmüne yer verilmediğini, Mahkemenin ret kararının ve istinaf mahkemesince verilen ret kararının taraflarınca tavzih talebi yapılmış kabulüne dayandığını ancak taraflarınca tavzih talep edilmediğini, 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi uyarınca ek karar verilmesinin talep edildiğini, 6100 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütülmesi ve karara bağlanmasının esas olduğunu bu kapsamda, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen gerekçeli kararda asli müdahil müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmekteyken, İlk Derece Mahkemesince bu konuda bir kararın tesis edilmediğini, 6100 sayılı Kanun'un 305/A hükmü uyarınca eksik konularda ek karar verilmesi taleplerinin kabulü gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu taleplerinin tavzih talebi gibi değerlendirilerek reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asli müdahil lehine ek karar ile vekâlet ücretine hükmedilip edilemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 65 inci, 305/A maddesi.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Asli müdahil vekili 11.11.2020 tarihli gerekçeli kararda müvekkili lehine vekâlet ücreti verilmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 305/A maddesi uyarınca ek karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 29.12.2020 tarihli ek kararı ile hükmün esasına yönelik konularda tavzih ya da ek karar oluşturulamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, ek karara karşı asli müdahil vekilince istinaf talebinde bulunulmuş Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Asli müdahil vekili 6100 sayılı Kanun’un 305/A maddesi uyarınca hükmedilmeyen vekâlet ücreti yönünden hükmün tamamlanmasını talep etmiş, Mahkemece tavzih talep edilmiş gibi değerlendirilerek karar verilmiştir. Bu nedenlerle asli müdahilin davada taraf olduğu da dikkate alınarak vekâlet ücreti yönünden olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiş, ek kararın kaldırılarak 11.11.2020 tarihli kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin ek kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesinin ek kararının KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2023/5257 E., 2024/4774 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 65, 190. maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 16, 17 ve 18.
1. Hukuk Dairesi 2023/5257 E. , 2024/4774 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/490 E., 2023/25 K.
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.09.2020 tarihli 2016/17003 Esas 2020/3354 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı Hazine temsilcisi ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili; ... ilçesi ... köyünde bulanan 98 dönümlük yeri davacının imar ve ihya ettiğini, 27 yıl taşınmaza zilyet olduğunu ancak taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
2.Asli müdahil vekili; dava konusu edilen yerin, ...’ın malik sıfatı ile zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek taşınmaz bölümünün asli müdahil adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.2013 tarih ve 2011/479 Esas, 2013/386 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne; çekişmeli 293 nolu parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 44.548,94 m2'lik kısmın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.03.2014 tarih ve 2014/ 690 Esas, 2014/3430 Karar sayılı ilamı ile “ Mahkemece, kararın gerekçe bölümü ile hüküm kısmı arasında çelişki yaratıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesinin 2. fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilerek..." karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2015 tarih ve 2014/527 Esas, 2015/580 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.09.2020 tarih ve 2016/ 17003 Esas, 2020/3430 Karar sayılı ilamı ile; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının somut olarak ortaya konulmadığı, dava konusu taşınmazın toplulaştırma çalışmaları kapsamında kalıp kalmadığı, ada ve parsel numarasının değişip değişmediğinin araştırılması, Hazine adına ihdasen tapu oluşum tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının getirtilmesi, taşınmaz başında jeodozi ve fotogrametri mühendisi, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının belirlenmesine çalışılması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği belirtilerek ...” karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın davacının babası tarafından kullanıldığı, baba vefat ettikten sonra davacı tarafından kullanılmaya devam edildiği, davacının zilyetliğinin 20 yıldan fazla olduğu, çekişmeli taşınmaz bölümünde 1954 ve 1984 yılından önce tarım arazisine dönüştürülüp imar-ihyanın başlandığı ve tamamlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 293 parselin ifrazı suretiyle oluşan; 247 ada 6, 248 ada 6-7, 249 ada 5-6, 254 ada 1-2, 257 ada 1-4, 258 ada 1-2-3-4-6-7-8-9 nolu parsellerin Hazine adına kayıtlıyken fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 41.086,79 m2'lik yerin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile kuru tarım arazisi vasfı ile davacı adına tapuya tesciline, asli müdahalede bulunan Abdurrahman Aslan’ın müdahale talebinin reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
D. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi ve asli müdahil vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
E. Temyiz Nedenleri
1.Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan araştırmanın eksik ve yetersiz olduğunu, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek ve resen görülecek eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Asli Müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, asli müdahillik taleplerinin tanıklar dinlenmeden, gerekli araştırma yapılmadan ret edildiğini belirterek asli müdahillik taleplerinin kabulünü ve kararın bozulmasını istemiştir.
F. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 65, 190. maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 16, 17 ve 18. maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. ve 713. maddeleri,
3. Değerlendirme
Dava konusu edilen taşınmaz bölümü, Mardin ili, ... ilçesi ... köyünde 1968 yılında yapılan kadastro çalışmalarında taşlık olarak tespit harici bırakılan ve daha sonra 10.08.2011 yılında 1.467.681,12 m2 yüz ölçümlü olarak 293 parsel numarasıyla ihdasen Hazine adına tescil edilen taşınmaz içerisinde kalmaktadır.
1- Asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 65. maddesine göre, açılan bir davada dava konusu edilen şey hakkında taraflar dışında hak iddia edilerek o şeyin kendisine ait olduğunu ileri süren ve harcını yatırmak suretiyle davaya dâhil olan kimsenin hukuki durumunun asli müdahale olduğu, dava konusu üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin hüküm verilinceye kadar yargılamanın taraflarına karşı aynı Mahkemede dava açabileceği, asli müdahale davasında asıl yargılama ile birlikte yürütülüp karara bağlanacağı, asli müdahale davasının hem davacıya hem de davalıya yani asıl davanın taraflarına karşı açılması gerekeceği açıktır.
Somut olayda, 28.06.2021 tarihinde asli müdahillik talebinde bulunulduğu, Mahkemece 08.06.2022 tarihinde ara karar ile müdahillik talebinin kabulüne karar verildiği halde daha sonra Mahkemece hüküm kısmında bu kez müdahillik talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Artık kabul kararı verilip harç da yatırıldığından Mahkemece, asli müdahilin delilleri toplanıp tanıkları taşınmaz başında dinlenerek asli müdahilin davası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmektedir.
2-Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.
Hükmüne uyulan bozma ilamında, çekişmeli taşınmaz bölümünün imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı hususlarının açıkça belirlenmesi gereğine değinildiği halde Mahkemece bu hususlar net olarak ayrı ayrı belirlenmemiştir. Dolayısıyla davacı ve miras bırakanı yararına imar-ihyanın tamamlanmasından Hazine adına ihdasen tapu oluşum tarihine kadar kanunda aranan 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı denetlenememiştir.
Ayrıca, bozma ilamından önce harita mühendisi bilirkişisinden alınan 2013 tarihli rapor ve 2015 tarihli ek bilirkişi raporunda, 1984 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu bölümün tarımsal olarak işlenmemiş olduğu, doğu ve güneyinden patika yol geçtiği, kuzey ve batısının kayalık olduğu, kuzey ve batı komşuları ile belirgin bir sınırın bulunmadığı belirtildiği halde bozmadan sonra alınan harita mühendisi bilirkişi raporunda, 1984 tarihli hava fotoğrafında dava konusu edilen bölümün tarımsal olarak işlendiği belirtilerek çelişki oluşturulmuş, Mahkemece bu çelişki giderilmemiştir.
Yine, dava konusu edilen taşınmazın 2018 yılında imar uygulamasına tabi tutulduğu bir çok imar ada ve parselin oluştuğu hatta bir kısmının imar uygulaması sonucu park ve yol olarak bırakıldığı, dosya içerisine getirtilen tapu kayıtlarından yeni oluşan imar parsellerinin bir kısmının Hazine adına kayıtlı olmayıp şahıslar adına kayıtlı olduğu anlaşıldığı halde bu kişiler davaya dahil edilmeden savunmaları alınmadan bu taşınmazlar hakkında karar verildiği, imar uygulaması sonucu oluşan bu taşınmazların bir kısmının tapu kaydı iptal edildiği halde iptal edilen kısmın yüz ölçümü- miktarı ve koordinatları kroki üzerinde gösterilmediğinden hükmün infazının da bu haliyle mümkün olmadığı görülmüştür.
Mahkemece, nizalı taşınmaz bölümünün imar uygulamasıyla hangi imar parsellerine dağıtıldığına ilişkin bilgi ve belgeler ile kayıtlar (belediye encümen kararları, şüyulandırma cetvellerinin tamamı, özet cetvelleri, geldi ve gitti kayıtları denetlenebilir şekilde tüm intikalleri gösterir, kütük sayfalarını da içerir tedavüllü tapu kayıtları) getirtilip dosya arasına alınmamış, taşınmazda DOP kesintisi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan, denetime elverişsiz bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, nizalı taşınmaz bölümünün imar uygulamasıyla hangi imar parsellerine dağıtıldığına ilişkin bilgi ve belgeler ile ilgili kayıtlar (belediye encümen kararları, şüyulandırma cetvellerinin tamamı, özet cetvelleri, geldi ve gitti kayıtları denetlenebilir şekilde tüm intikalleri gösterir, kütük sayfalarını da içerir tedavüllü tapu kayıtları) getirtilip dosya arasına alınmalı, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra, imar işlerinden anlayan 3 kişilik bilirkişi kurulu heyetinden nizalı taşınmazın ne şekilde imar uygulamasına alındığı, taşımazda DOP kesintisi yapılıp yapılmadığı, taşınmazın imar uygulamasıyla hangi imar parsellerine dağıtıldığı hususlarında rapor alınmalı, söz konusu taşınmazların, eldeki dosyada taraf olmayan başkaca malikleri de varsa, davacı tarafa davayı bu kişilere de yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin yöntemince sağlanması halinde bu davalılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalıdır. Taraf teşkili sağlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile teknik bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan nizalı taşınmaz bölümün öncesinde kime ait olduğu, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalıdır.
Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi belirtir nitelikte, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendis bilirkişi kurulundan ise hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, bundan sonra dava tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerindeki kazanma koşullarının davacı lehine yahut asli müdahil lehine oluşup oluşmadığı hususu üzerinde durulmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre yargılama sırasında yapılan imarla oluşan yeni parsel numaraları üzerinden infaz edilebilir bir karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine temsilcisinin ve asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden asli müdahile iadesine;
Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2016/12261 E., 2019/2501 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
tam metni aç
HMK'nın 65. maddesine göre bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği;
20. Hukuk Dairesi 2016/12261 E. , 2019/2501 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahiller ... Yönetimi ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1985 yılında yapılan kadastroda ... köyü 1137 parsel sayılı 4.500,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinli tarla niteliğiyle belgesiz, ...zilyetliğindeyken 1962 yılında ölümüyle ...ve ... kaldığı ve halen onların zilyetliğinde olduğu, ancak, asliye hukuk mahkemesinin 1977/25 Esasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmişse de, asliye hukuk mahkemesindeki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle 1/2'şer pay ile ... ve ... adına tesbit edilmiş, kadastro memurunca tekrar inceleme istenmesi üzerine, taşınmazın deniz kenarında zilyet edilmeyen, tarıma elverişli olmayan yerlerden olduğu belirlendiğinden söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. ... Tur Turizm Sanayi vekilinin itirazı Tapulama Komisyonunca kabul edilerek, çekişmeli 1137 sayılı parselin dava dışı 1136 sayılı parsel ile birlikte ... Tur Şirketine ait Nisan 1974 tarih 6 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle, parsel ... Turizm Sanayi A.Ş. adına tesbit edilmiştir.
İtirazı tapulama komisyonunca red edilen ..., 11.10.1989 tarihli dilekçesiyle taşınmazın babası...zilyetliğindeyken ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığı, mirasın paylaşılmadığı iddiasıyla tüm mirasçılar adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Hazine, 10.01.1996 tarihli dilekçesiyle 1137 sayılı parselin ... II Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.12.1990 gün ve 1682 sayılı kararı ve haritasına göre 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, tesbitinin iptali ile Hazine adına tescili, ... mirasçıları ... ve arkadaşları, taşınmazın Mehmet ... Vural zilyetliğindeyken 04.08.1976 günlü satış senedi ile murisleri ... tarafından satın alındığı, vergilerinin kendileri tarafından verildiği, asliye hukuk mahkemesinin 1977/25 Esasına kayıtlı dava dosyasında tescil davası açmış ise de, bölgede kadastro çalışmalarının başladığı, ...'nın 01.01.1988 günü öldüğü, kadastro mahkemesinin 1991/513 Esasına kayıtlı dosyasında açtıkları davanın, kadastro mahkemesinin 1991/50 Esasına kayıtlı dosyasında davanın ret edildiği, ancak kesinleşmediği, yararlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla, adlarına tapuya tescili istemiyle; ... Yönetimi, 28.07.2010 tarihli dilekçeyle parselin yüksek eğimli üzerinde maki örtüsü bulunan ... niteliğindeki yer olduğu iddiasıyla ... niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemenin, 25.03.1997 gün ve 1991/50-53 sayılı davaların reddine, müdahilin davasının kabulü ile çekişmeli 1137 sayılı parselin komisyon kararının iptaline ve miktarının 4628,10 m² olarak düzeltilmesine, krokide (A) ile gösterilen 1369,99 m² ve (B) ile gösterilen 721,83 m² yüzölçümündeki bölümlerin kıyı kenar çizgisi içinde kalmakla tapulama dışı bırakılmasına, (C) ile gösterilen 1584,51 m² yüzölçümündeki bölümün taşlık ve kayalık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, arkeolojik sit alanı içinde kaldığının beyanlar hanesine yazılmasına, içindeki 17 adet aşılı zeytin ağcının ... Tur. Tic. A.Ş. ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına, (D) ile gösterilen 951,77 m2 bölümün taşlık ve kayalık olarak Hazine adına tesciline, yine 1. derece arkeolojik sit alanı içinde olduğunun ve üzerindeki 18 adet zeytin ağacının ... Tur. Şirketine ait olduğunun beyanlara yazılmasına karar verilmiş; hüküm, ... mirasçıları ve ... Tur. A.Ş. tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.09.1998 gün ve 1998/2475-3857 sayılı kararı ile “çekişmeli parselin davalı ... Tur. Tic. A.Ş.'nin dayandığı tapu kaydı dayanak tescil krokisi kapsamı dışında kaldığı belirlendiğinden ... Tur Tur. Tic. A.Ş.'nin davasının reddine ilişkin hüküm onanmış, çekişmeli parselin (A) ve (B) bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde, (C) ve (D) bölümlerinin ise, kıyı kenar çizgisi dışında kalmakla birlikte 1. derece arkeolojik sit ve 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığı belirlendiğinden, davacı gerçek kişilerin zilyetliğe dayalı tescil istemlerinin ve taşınmazın mülkiyetine yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak, muhdesat yönünden yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, tesbit tarihinde taşınmaz üzerinde zeytin ağaçlarının da bulunduğunun belirlendiği, tesbit sırasında da taşınmazın ... ve ... adına tesbit edildiği, komisyon kararına karşı ...'ün dava açtığı, mahkemece taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının kim tarafından dikilip yetiştirildiği, cins ve yaşlarının 3402 sayılı Kanunun 19. maddesi hükmü uyarınca araştırılarak tutanağın beyanlar hanesine gösterilmesi gerekirken, bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonunda bu kez, katılan ... Yönetiminin davasının kabulüne, çekişmeli Bayır köyü 1137 sayılı parselin ... niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm katılanlar ... mirasçısı ... ile davacı Hazine tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 2012/7879 – 2013/2621 sayılı kararıyla “1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli parselin keşfi sonucu düzenlenen ziraat uzmanı, jeoloji uzmanı bilirkişi ve ... bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde bulunan kumluk ve taşlık niteliğinde olduğu, parselin (C) ve (D) bölümlerinin ise, kıyı kenar çizgisi dışında bulunduğu, ancak tarımda kullanılmayan taşlık ve kayalık niteliğinde olduğu gibi, parselin tamamının Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen alanda yer aldığı, bu haliyle çekişmeli parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olmadığı belirlenerek, davacı gerçek kişilerin davalarının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan ...'nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; kesinleşmiş ... kadastrosunun bulunduğu hallerde bir yerin ... sayılan yerlerden olup olmadığı ve hukukî durumunun kesinleşmiş ... kadastro tutanak ve haritalarının uygulanması suretiyle belirleneceği, kesinleşmiş ... kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin kesinleşmiş ... kadastrosunda belirlenen ... sınır hattı dışında kaldığı, üzerinde ... ağacı ve kalıntısı bulunmadığı, büyük bölümünün taşlık ve kayalık niteliğinde olduğu belirlendiğine, bu haliyle ... niteliğinde olmadığı saptanan çekişmeli parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalan (A) ve (B) bölümlerinin ve kadastro tesbit dışı bırakılmasına, (C) ve (D) bölümlerinin ise, hâli hazırdaki kayalık ve taşlık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, tapunun beyanlar hanesine taşınmazın
1. derece arkeolojik sit alanında kaldığının yazılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak dairece gider eksikliği nedeniyle duruşma istemi reddedildikten sonra 12.03.2013 gün 2012/7879 - 2621 sayılı karar ile temyiz incelemesi yapılmış ise de, süresinde yapılan karar düzeltme incelemesi esnasında, temyiz dilekçesi ile birlikte temyiz duruşması için gerekli gider avansının dosyaya yatırılmış olduğu anlaşıldığından, Dairenin 12.03.2013 gün 2012/7879 - 2621 sayılı kararının kaldırılarak, temyiz incelemesi için duruşma günü verilmesine karar verilmiş, Dairemizin 2013/10125 – 2014/6831 sayılı kararıyla “1) Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda;
Katılan ... Yönetimi, 28.07.2010 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazın, yüksek eğimli ve maki örtüsü bulunan ... sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmış ise de; dosya kapsamına göre, çekişmeli taşınmazın mülkiyetine yönelik olarak (A)=1369,99 m² ve (B)=721,83 m² bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tapulama dışı bırakılmasına, (C)=1584,51 m² ve (D)=951,77 m² bölümlerinin taşlık ve kayalık olduğundan Hazine adına tesciline ilişkin verilen 25.03.1997 gün ve 1991/50-53 sayılı karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından (A) ve (B) bölümlerine ilişkin hükmün onanması, (C) ve (D) bölümlerine ilişkin de mülkiyet iddiasının reddine karar verilmesi nedeniyle kesinleşmiş, ancak hüküm (C) ve (D) bölümlerin üzerindeki muhdesatın aidiyeti yönünden bozulduğundan, bozma kararından sonra davanın konusu davalı taşınmazın (C) ve (D) bölümleri üzerindeki muhdesatın aidiyetine ilişkindir. HMK'nın 65. maddesine göre bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği; katılan, eldeki davaya bozma kararından sonra katıldığına göre, dava konusu taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak ancak ayrı bir dava ile hak talebinde bulunabileceği, ... Yönetiminin ise, asli katılma suretiyle davaya katıldığından, davanın konusu olan muhdesata ilişkin davaya katıldığı, ancak muhdesata yönelik de bir hak iddiasının bulunmadığı anlaşıldığından, katılma yolu ile olan davasının reddi ile çekişmeli taşınmazın mülkiyetine ilişkin verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle önceki hüküm gibi karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ... niteliğiyle tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
2) Katılan ...'nın temyiz itirazlarına gelince;
Katılan davacı, 04.08.1976 tarihli adi satış senedi ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ilişkin olarak çekişmeli taşınmazın adına tescili talebi ile mülkiyet iddiasında bulunmuş ise de, hükmüne uyulan bozma kararında (C) ve (D) bölümlerin üzerindeki muhdesatın aidiyetinin belirlenmesi gereğine değinildiğinden, bozma kararından sonra davanın konusunun davalı taşınmazın (C) ve (D) bölümleri üzerindeki muhdesatın aidiyetine ilişkin olduğu, HMK'nın 65. maddesine göre katılan tarafından 24.09.2008 tarihli dilekçe ile katıldığına göre, çekişmeli taşınmazın mülkiyetine ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi gerekmiştir. Ancak, katılan tarafından çekişmeli taşınmazın (C) ve (D) bölümleri üzerindeki zeytin ağaçlarının da kendilerine ait olduğu iddia edildiğine göre ve bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediği, muhdesat yönünden yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, bu nedenle taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının kim tarafından dikilip yetiştirildiği, cins ve yaşlarının 3402 sayılı Kanunun 19. maddesi hükmü uyarınca araştırılarak tutanağın beyanlar hanesine gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı ... varislerinin davalarının reddine, müdahil davacı Hazine'nin davasının kabulüne, davaya konu 1137 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetine yönelik mahkememizce verilen 25/03/1997 tarih ve 1991/50 Esas 1997/53 Karar sayılı hüküm kesinleştiğinden müdahil davacı ... Yönetiminin ve müdahil davacı ... ve arkadaşlarının davaya konu taşınmazın mülkiyetine yönelik taleplerinin reddine, müdahil davacı ... ve arkadaşlarının davaya konu
taşınmazın (C) ve (D) bölümleri üzerindeki muhdesatın aidiyetine yönelik taleplerinin kabulü ile, ... ili, ... ilçesi, ... köyü, Gebekse mevkiinde bulunan davaya konu 1137 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tutanağındaki tespitin iptali ile, ... Kadastro Mahkemesi'nin 25/03/1997 tarih ve 1991/50 Esas 1997/53 Karar sayılı kararına esas alınan 05/11/1996 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen bölümlerin alanları yazılı ise de alan hesap çizelgesi bulunmadığı, noktaların koordinatlarının bulunduğundan, bu koordinatlar esas alınarak kadastrocu bilirkişi tarafından alanlar hesaplandığında davaya konu taşınmazın 4525,46 m2 olarak hesaplandığı anlaşıldığından, davaya konu taşınmazın yüzölçümünün 4525,46 m2 olarak düzeltilmesine, davaya konu taşınmazın 17/05/2016 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1274,56 m2'lik bölümün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı anlaşıldığından tescil harici bırakılmasına, Davaya konu taşınmazın 17/05/2016 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 628,89 m2'lik bölümün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı anlaşıldığından tescil harici bırakılmasına, davaya konu taşınmazın 17/05/2016 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 1634,95 m2'lik bölümün taşlık ve kayalık vasfıyla ve aynı parsel numarası ile Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, taşınmazın 1. derece arkeolojik sit ve 1. derece dogal sit alanı içerisinde kaldığının ve taşınmazın üzerindeki 36 adet zeytin ağacının müdahil davacılar ... ve ...'e ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, davaya konu taşınmazın 17/05/2016 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 987,06 m2'lik bölümün taşlık ve kayalık vasfıyla ve farklı parsel numarası ile Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, taşınmazın 1. derece arkeolojik sit ve 1. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının ve taşınmazın üzerindeki 20 adet zeytin ağacının müdahil davacılar ... ve ...'e ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm asli müdahil ... Yönetimi ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1968 yılında seri yöntemiyle yapılıp kesinleşen ... kadastrosu ile daha sonra yörede 1991 yılında aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulaması yapılıp, 15.05.1992'den başlayarak 15.11.1991 tarihine kadar ilân edilmiştir.
Asli müdahil ... 08/06/2016 tarihli celsede eldeki davaya konu 1137 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ... Kadastro Mahkemesinin 2016/33 Esasında dava açtığını ve açtığı dava ile eldeki dava dosyasının birleştirilmesini talep etmesine rağmen mahkemece bu talebin reddedildiği anlaşılmıştır. Halbuki aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi ve taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulması usûl hükmü gereğidir. Bu nedenle, dava konusu 1137 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olduğu 2016/33 Esas sayılı dava dosyası ve varsa aynı taşınmaza ilişkin açılan diğer dava dosyaları ile eldeki dava dosyasının HMK’nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; asli müdahiller ... Yönetimi ve ...'nın temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 09/04/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2017/5541 E., 2019/2668 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
tam metni aç
HMK'nın 65. maddesine göre bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği;
20. Hukuk Dairesi 2017/5541 E. , 2019/2668 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1985 yılında yapılan kadastroda ... köyü 1137 parsel sayılı 4.500,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinli tarla niteliğiyle belgesiz, ...zilyetliğindeyken 1962 yılında ölümüyle ...ve ... kaldığı ve halen onların zilyetliğinde olduğu, ancak, asliye hukuk mahkemesinin 1977/25 Esasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmişse de, asliye hukuk mahkemesindeki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle 1/2'şer pay ile ...ve ... adına tesbit edilmiş, kadastro memurunca tekrar inceleme istenmesi üzerine, taşınmazın deniz kenarında zilyet edilmeyen, tarıma elverişli olmayan yerlerden olduğu belirlendiğinden söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. ... Tur Turizm Sanayi vekilinin itirazı Tapulama Komisyonunca kabul edilerek, çekişmeli 1137 sayılı parselin dava dışı 1136 sayılı parsel ile birlikte ... Tur şirketine ait Nisan 1974 tarih 6 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle, parsel ... Turizm Sanayi A.Ş. adına tesbit edilmiştir.
İtirazı tapulama komisyonunca red edilen ..., 11.10.1989 tarihli dilekçesiyle taşınmazın babası ...zilyetliğindeyken ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığı, mirasın paylaşılmadığı iddiasıyla tüm mirasçılar adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Hazine, 10.01.1996 tarihli dilekçesiyle 1137 sayılı parselin ... II Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.12.1990 gün ve 1682 sayılı kararı ve haritasına göre 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, tesbitinin iptali ile Hazine adına tescili, Kemal Bağlarlı mirasçıları ... ve arkadaşları, taşınmazın ... ... ... zilyetliğindeyken 04.08.1976 günlü satış senedi ile murisleri Kemal Bağlarlı tarafından satın alındığı, vergilerinin kendileri tarafından verildiği, asliye hukuk mahkemesinin 1977/25 Esasına kayıtlı dava dosyasında tescil davası açmış ise de, bölgede kadastro çalışmalarının başladığı, Kemal Bağlarlı'nın 01.01.1988 günü öldüğü, kadastro mahkemesinin 1991/513 Esasına kayıtlı dosyasında açtıkları davanın, kadastro mahkemesinin 1991/50 Esasına kayıtlı dosyasında davanın ret edildiği, ancak kesinleşmediği, yararlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla, adlarına tapuya tescili istemiyle; ... Yönetimi, 28.07.2010 tarihli dilekçeyle parselin yüksek eğimli üzerinde maki örtüsü bulunan ... niteliğindeki yer olduğu iddiasıyla ... niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemenin, 25.03.1997 gün ve 1991/50-53 sayılı davaların reddine, müdahilin davasının kabulü ile çekişmeli 1137 sayılı parselin komisyon kararının iptaline ve miktarının 4628,10 m² olarak düzeltilmesine, krokide (A) ile gösterilen 1369,99 m² ve (B) ile gösterilen 721,83 m² yüzölçümündeki bölümlerin kıyı kenar çizgisi içinde kalmakla tapulama dışı bırakılmasına, (C) ile gösterilen 1584,51 m² yüzölçümündeki bölümün taşlık ve kayalık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, arkeolojik sit alanı içinde kaldığının beyanlar hanesine yazılmasına, içindeki 17 adet aşılı zeytin ağacının ... Tur. Tic. A.Ş. ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına, (D) ile gösterilen 951,77 m2 bölümün taşlık ve kayalık olarak Hazine adına tesciline, yine 1. derece arkeolojik sit alanı içinde olduğunun ve üzerindeki 18 adet zeytin ağacının ... Tur Şirketine ait olduğunun beyanlara yazılmasına karar verilmiş; hüküm, ... mirasçıları ve ... Tur. A.Ş. tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.09.1998 gün ve 1998/2475-3857 sayılı karar ile “çekişmeli parselin davalı ... Tur Turizm ve Tic. A.Ş.'nin dayandığı tapu kaydı dayanak tescil krokisi kapsamı dışında kaldığı belirlendiğinden ... Tur Turizm Ticaret Anonim Şirketinin davasının reddine ilişkin hüküm onanmış, çekişmeli parselin (A) ve (B) bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde, (C) ve (D) bölümlerinin ise, kıyı kenar çizgisi dışında kalmakla birlikte 1. derece arkeolojik sit ve 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığı belirlendiğinden, davacı gerçek kişilerin zilyetliğe dayalı tescil istemlerinin ve taşınmazın mülkiyetine yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak, muhdesat yönünden yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, tesbit tarihinde taşınmaz üzerinde zeytin ağaçlarının da bulunduğunun belirlendiği, tesbit sırasında da taşınmazın ... ve Kemal Bağlarlı adına tesbit edildiği, komisyon kararına karşı ...'ün dava açtığı, mahkemece taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının kim tarafından dikilip yetiştirildiği, cins ve yaşlarının 3402 sayılı Kanunun 19. maddesi hükmü uyarınca araştırılarak tutanağın beyanlar hanesine gösterilmesi gerekirken, bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesinin kanuna aykırı olduğuna” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonunda bu kez, katılan ... Yönetiminin davasının kabulüne, çekişmeli ... köyü 1137 sayılı parselin ... niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm katılanlar Kemal Bağlarlı mirasçısı ... ile davacı Hazine tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 2012/7879 – 2013/2621 sayılı kararıyla “ 1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli parselin keşfi sonucu düzenlenen ziraat uzmanı, jeoloji uzmanı bilirkişi ve ... bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde bulunan kumluk ve taşlık niteliğinde olduğu, parselin (C) ve (D) bölümlerinin ise, kıyı kenar çizgisi dışında bulunduğu, ancak tarımda kullanılmayan taşlık ve kayalık niteliğinde olduğu gibi, parselin tamamının Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen alanda yer aldığı, bu haliyle çekişmeli parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olmadığı belirlenerek, davacı gerçek kişilerin davalarının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan ...'nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; kesinleşmiş ... kadastrosunun bulunduğu hallerde bir yerin ... sayılan yerlerden olup olmadığı ve hukukî durumunun kesinleşmiş ... kadastro tutanak ve haritalarının uygulanması suretiyle belirleneceği, kesinleşmiş ... kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin kesinleşmiş ... kadastrosunda belirlenen ... sınır hattı dışında kaldığı, üzerinde ... ağacı ve kalıntısı bulunmadığı, büyük bölümünün taşlık ve kayalık niteliğinde olduğu belirlendiğine, bu haliyle ... niteliğinde olmadığı saptanan çekişmeli parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalan (A) ve (B) bölümlerinin ve kadastro tesbit dışı bırakılmasına, (C) ve (D) bölümlerinin ise, hâli hazırdaki
kayalık ve taşlık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, tapunun beyanlar hanesine taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığının yazılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak Dairece gider eksikliği nedeniyle duruşma istemi reddedildikten sonra 12.03.2013 gün 2012/7879 - 2621 sayılı karar ile temyiz incelemesi yapılmış ise de, süresinde yapılan karar düzeltme incelemesi esnasında, temyiz dilekçesi ile birlikte temyiz duruşması için gerekli gider avansının dosyaya yatırılmış olduğu anlaşıldığından, Dairenin 12.03.2013 gün 2012/7879 - 2621 sayılı kararının kaldırılarak, temyiz incelemesi için duruşma günü verilmesine karar verilmiş, Dairemizin 2013/10125 – 2014/6831 sayılı kararıyla “1) Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda;
Katılan ... Yönetimi, 28.07.2010 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazın, yüksek eğimli ve maki örtüsü bulunan ... sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmış ise de; dosya kapsamına göre, çekişmeli taşınmazın mülkiyetine yönelik olarak (A)=1369,99 m² ve (B)=721,83 m² bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından tapulama dışı bırakılmasına, (C)=1584,51 m² ve (D)=951,77 m² bölümlerinin taşlık ve kayalık olduğundan Hazine adına tesciline ilişkin verilen 25.03.1997 gün ve 1991/50-53 sayılı karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından (A) ve (B) bölümlerine ilişkin hükmün onanması, (C) ve (D) bölümlerine ilişkin de mülkiyet iddiasının reddine karar verilmesi nedeniyle kesinleşmiş, ancak hüküm (C) ve (D) bölümlerin üzerindeki muhdesatın aidiyeti yönünden bozulduğundan, bozma kararından sonra davanın konusu davalı taşınmazın (C) ve (D) bölümleri üzerindeki muhdesatın aidiyetine ilişkindir. HMK'nın 65. maddesine göre bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği; katılan, eldeki davaya bozma kararından sonra katıldığına göre, dava konusu taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak ancak ayrı bir dava ile hak talebinde bulunabileceği, ... Yönetiminin ise, asli katılma suretiyle davaya katıldığından, davanın konusu olan muhdesata ilişkin davaya katıldığı, ancak muhdesata yönelik de bir hak iddiasının bulunmadığı anlaşıldığından, katılma yolu ile olan davasının reddi ile çekişmeli taşınmazın mülkiyetine ilişkin verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle önceki hüküm gibi karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ... niteliğiyle tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
2) Katılan ...'nın temyiz itirazlarına gelince;
Katılan davacı, 04.08.1976 tarihli adi satış senedi ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ilişkin olarak çekişmeli taşınmazın adına tescili talebi ile mülkiyet iddiasında bulunmuş ise de, hükmüne uyulan bozma kararında (C) ve (D) bölümlerin üzerindeki muhdesatın aidiyetinin belirlenmesi gereğine değinildiğinden, bozma kararından sonra davanın konusunun davalı taşınmazın (C) ve (D) bölümleri üzerindeki muhdesatın aidiyetine ilişkin olduğu, HMK'nın 65. maddesine göre katılan tarafından 24.09.2008 tarihli dilekçe ile katıldığına göre, çekişmeli taşınmazın mülkiyetine ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi gerekmiştir. Ancak, katılan tarafından çekişmeli taşınmazın (C) ve (D) bölümleri üzerindeki zeytin ağaçlarının da kendilerine ait olduğu iddia edildiğine göre ve bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediği, muhdesat yönünden yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, bu nedenle taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının kim tarafından dikilip yetiştirildiği, cins ve yaşlarının 3402 sayılı Kanunun 19. maddesi hükmü uyarınca araştırılarak tutanağın beyanlar hanesine gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Söz konusu yargılama ... Kadastro Mahkemesinin 2015/42 Esasında devam ederken davacı ..., çekişmeli taşınmazın ... ... ... zilyetliğindeyken 04.08.1976 günlü satış senedi ile murisleri Kemal Bağlarlı tarafından satın alındığı, vergilerinin kendileri tarafından verildiğini ve lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu halde ... Kadastro Mahkemesinin 2015/42 Esas sayılı dosyasında mülkiyete yönelik taleplerinin dinlenmeyerek sadece muhdesata ilişkin olarak davaya devam edildiğini belirterek taşınmazın
adına tescilini talep etmiş, mahkemece davacının davasının 6100 sayılı HMK'nın 114/1-(ı) bendi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1968 yılında seri yöntemiyle yapılıp kesinleşen ... kadastrosu ile daha sonra yörede 1991 yılında aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulaması yapılıp, 15.05.1992'den başlayarak 15.11.1991 tarihine kadar ilân edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde eldeki davaya konu 1137 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ... Kadastro Mahkemesinin 2015/42 Esasındaki davanın halen derdest olduğunu belirterek mezkur dava dosyası ile eldeki dava dosyasının birleştirilmesini talep etmesine rağmen mahkemece davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddedildiği anlaşılmıştır. Halbuki aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi ve taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulması usûl hükmü gereğidir. Bu nedenle, dava konusu 1137 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olduğu 2015/42 Esas sayılı dava dosyası ve varsa aynı taşınmaz hakkında açılan diğer dava dosyaları ile eldeki dava dosyasının HMK’nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ...'nın temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 16/04/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Görülmekte olan bir davanın konusu olan mal veya hak üzerinde mülkiyet ya da başka bir ayni hak iddiasında bulunan üçüncü bir kişinin, bu iddiasını ileri sürmek amacıyla davanın her iki tarafına karşı aynı mahkemede yeni bir dava açarak mevcut davaya katılmasını sağlayan usul hukuku kurumu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fer’î müdahale
B) Davanın ihbarı
C) Asli müdahale
D) İhtiyari dava arkadaşlığı
E) Davaların birleştirilmesi
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.