6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 66

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 66. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 66- (1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir. Fer’î müdahale talebi ve incelenmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

18 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2016/2525 E., 2016/3876 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
Bilindiği üzere; asli müdahale ve feri müdahale müesseseleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 65 ila 69. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2016/2525 E.  ,  2016/3876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KAYIT MALİKİ İLE MURİSİN AYNI KİŞİ OLDUĞUNUN TESPİTİ Taraflar arasındaki davadan dolayı ... Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 16.11.2015 gün ve 2015/97 Esas-2015/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü. -KARAR- Dava, kayıt maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir. Davacılar, 622 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının mirasbırakanları ''... ve ... oğlu, 01.07.1904 doğumlu 26.12.1926 tarihinde ölen ...'a'' ait olduğunu, ancak tapu kaydında soyadının bulunmaması sebebi ile mirasçılar adına intikalinin yapılamadığını ileri sürerek, anılan kayıt maliki ile mirasbırakanlarının aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Birleşen dosyadan müdahil, dava konusu yapılan payla ilgili olarak kazandırıcı zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açtığını, verilecek kararın hakkını doğrudan doğruya etkileyeceğini belirterek, asli müdahale talebinin kabulü ile davacıların davasının reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı idare vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davada yasal hasım olan ... Müdürlüğü dışında asli müdahilin de yeraldığı, bu nedenle görevli mahkemenin 6100 sayılı HMK'nın 2. ve 4. maddeleri hükmü gereğince Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm sadece müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere; asli müdahale ve feri müdahale müesseseleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 65 ila 69. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Asli müdahale başlığını taşıyan 65. maddesinde; ''Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.'' Feri müdahale başlığını taşıyan 66. maddesinde ise '' Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.'' düzenlenmiştir. Öte yandan; 69/1. maddesinde de açıkça;; feri müdahilin de yer aldığı bir davada, hükmün ancak taraflar hakkında verileceği düzenlemesine yer verilmiş olup, davanın tarafı olmayan fer'i müdahilin hükmü tek başına temyiz yetkisi bulunmamaktadır. Somut olaya gelince, müdahil ... her ne kadar müdahale dilekçesinde kendisini ''Asli Müdahale Talep Eden'' olarak göstermiş ve mahkemece de asli müdahil olarak kabul edilmiş ise de; 06.11.2013 tarihli müdahale dilekçesinin talep kısmında açıkça; ''davacıların açtığı davanın reddine karar verilmesini'' talep etmiş olması karşısında, talebinin niteliği itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 66. maddesinde düzenlenen ''Feri Müdahale'' talebi mahiyetinde olduğu açıktır. O halde, fer'i müdahilin ancak lehine katıldığı tarafla birlikte hareket edebileceği ve tek başına temyiz yetkisi bulunmadığı, hükmü davalının da temyiz etmediği, öte yandan, feri müdahilin; ''HMK'nın 69/2. maddesinde belirtilen; ''zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığı veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkanlarını kullanmasını engellediği ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkanlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığı'' yönünde bir iddiasının da bulunmadığı anlaşıldığından, feri müdahil ... vekilinin 14.01.2016 havale tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE, 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2025/844 E., 2025/2967 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Fer'i Müdahale" başlıklı 66. maddesinde;
3. Hukuk Dairesi         2025/844 E.  ,  2025/2967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2564 E., 2024/2439 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/589 E., 2020/264 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkilleri ile davalı ... Yapı şirketi arasında adi yazılı şekilde 19.04.2018 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmesi imzalandığını, taşınmazın satışında davalı şirket yetkililerinin, ... Yapı şirketinin ... Holding bünyesinde bulunan bir şirket olduğunu, yakın zamanda da bu şirketin tamamen davalı ... şirketi altına alınacağını söyleyerek müvekkillerini kandırdıklarını ve sözleşme ile sözleşmede belirtilen senetlerin imzalanması sağladıklarını, davalı şirketlere 295.000,00 TL ödendiğini ve 3 adet emre yazılı senet düzenlendiğini, bu senetlerden 350.000,00 TL'lik senedi ödemek zorunda kaldıklarını, bu sebeple davalı şirketlere toplam 645.000,00 TL ödediklerini belirterek, sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitini, kanuna aykırı olarak düzenlenmiş senetlerin geçersizliğinin tespitini, bugüne kadar ödenen 645.000,00 TL'nin kanuni faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ......A.Ş vekili; müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu sözleşmenin davalılardan ... Yapı Şirketi ile imzalandığını, müvekkili şirket ile davacılar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Yapı...A.Ş. cevap dilekçesi vermemiştir. 3. Müdahil ... Faktoring A.Ş. vekili; davacının taşınmazı edinme amacını tespit etmeden tüketici olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... Yatırım...A.Ş ile davalı ... Yapı...A.Ş. arasında organik bağ olduğundan 645.000,00 TL'nin davacı tarafa iadesinde her iki şirketin müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu, senet keşidecisinin davacı tüketici Muharrem, diğer davacı ...'nin senetlere kefil olduğu, senetlerin nama yazılı değil emre yazılı düzenlendiği, bu senetlerin tüketici olan davacı yönünden geçersiz sayılacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne; davacı ve davalı ... Yapı...A.Ş arasında akdedilmiş olan dava konusu "Düzenleme şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmesi" başlıklı adi şekilde yapılmış sözleşmenin geçersizliğinin tespitine, 02.05.2019 vade tarihli 350.000,00 TL bedelli, 30.04.2019 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli, 07.05.2018 vade tarihli 350.000,00 TL bedelli emre yazılı senetlerin davacılar yönünden geçersizliğinin tespitine, 645.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine karar verilmiş; süresi içinde, davalı ... Yatırım...A.Ş. vekili ve fer'i müdahil ... Factoring A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; fer'i müdahil ... Faktoring A.Ş. davaya konu senetten etkilenecek konumda olup husumet ehliyetinin olduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazın konut olması nedeniyle davacının tüketici sıfatında olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, feri müdahil vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil ......A.Ş. vekili; dava konusu bonolardan biri müvekkilinin elinde olduğundan İlk Derece Mahkemesinin müvekkilini kapsayacak şekilde hüküm kurduğunu, davacıların icra dosya borçlusu olduğunu ve müvekkilinin elinde yer alan bononun davacılar açısından geçersizliğine karar verildiğinden müvekkilinin alacağını tahsil etme imkanını tamamen yitirdiğini, istinaf ilamında 83.219,60 TL harcın fer'i müdahil olan müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, ancak fer'i müdahil olan müvekkilinin yargı harçlarından sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkilinde yalnızca 30.04.2019 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bir adet bono olduğunu, müvekkilinin diğer bonolarla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilini tüm dava değeri üzerinden hesaplanan 83.219,60 TL harçtan sorumlu tutmanın doğru olmadığını, somut olayda davacıların davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesine dayalı olarak yapılan ödemenin iadesi ve sözleşme nedeniyle verilen senetlerin geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Fer'i Müdahale" başlıklı 66. maddesinde; "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yer alabilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Fer'i müdahalede üçüncü kişi, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bu nedenle fer'i müdahale, bir davanın davalılar aleyhine sonuçlanması halinde, kendi hukuksal durumu dolaylı şekilde etkilenecek olan üçüncü kişinin başvuracağı bir yoldur ve genellikle amaç, açılmış davanın davalı yararına sonuçlanmasını (reddedilmesini) sağlamaktır. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin verdiği ara kararıyla ... Factoring A.Ş.'nin davaya fer'i müdahil olarak kabul ve kaydına karar verildiği anlaşılmaktadır. Müdahale talebinin kabulü halinde fer'i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü ancak lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir. Lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, HMK'nın 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer'i müdahil, yalnız başına kararı istinaf veya temyiz edemez. Müdahile husumet tevcih edilmediği gibi müdahil aleyhine bir karar da verilmemiş bulunan hallerde müdahilin tek başına temyiz isteğinde bulunmaya hakkı yoktur. 2. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi kararının (4) numaralı bendinde, hakkında hüküm kurulmayan fer'i müdahil aleyhine harca hükmedildiği de anlaşılmaktadır. 3. O halde Bölge Adliye Mahkemesince; hükme karşı istinaf yoluna başvurma hakkının, hakkında hüküm tesis edilen davanın taraflarına ait olduğu, fer'i müdahilin hükmü lehine katıldığı taraf ile birlikte istinaf edebileceği, tek başına istinaf talebinde bulunamayacağından fer'i müdahilin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi ve aleyhine harca hükmedilmemesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ve aleyhine harca hükmedilmiş olması doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/3741 E., 2024/6292 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6100 sayılı Kanun’un 65 inci, 66 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
11. Hukuk Dairesi         2024/3741 E.  ,  2024/6292 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1857 Esas, 2023/1538 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/221 E., 2023/426 K. Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu ... -Su Plastik Tarım Orm. İnş. Otom. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari faaliyetine devam ettiğini, ticari kayıtlarını tuttuğunu, vergi beyanı verdiğini, şirkete ait dava ve icra takiplerinin takip edildiğini, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün hiç bir neden yokken şirkete ve faaliyet adresine hiçbir tebligat göndermeden hukuka aykırı şekilde şirketin ticaret sicil kaydının resen silindiğini, ne silinme işlemi sırasında ne de daha sonra müvekkile veya şirketin adresine tebligat yapılmadığını, yapılan terkin işleminin tamamen yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin terkin işlemini görülmekte olan bir dava nedeniyle davalı tarafın itirazı üzerine tesadüfen öğrenildiğini, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/481 E. sayılı dosyasından dava açmak üzere süre ve yetki verildiğini beyan ederek, şirketin ihyasına ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili; müdahallik yönünden kanuni şartların oluştuğunu, TTK ve ilgili mevzuata göre işbu davanın reddinin gerektiğini, dava şartı eksikliği sebebiyle işbu davanın reddi gerektiğini, davacı ... Çelikel'in şirketin tasfiye olduğunu bilmediği iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının ihya davası açmakta hukuki yararı olmadığını, mevcut yasal düzenlemeye göre şirketin ihyasının mümkün olmadığını, ihya için hak düşürücü süre dolduğunu, davanın reddi gerektiğini, usulsüz işlemler ve 5 yıllık süre ile ilgili Yargıtay içtihatlarına göre işbu davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle işbu davaya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 65 inci maddesi gereği asli madahil olarak katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise aynı yasanın 66 ncı maddesine göre davalı yanında feri müdahil olarak davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini, dava konusu şirket için yasal ihya imkanı kalmadığını, eldeki davaya ilişkin dava şartı yokluğu, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İhyası talep edilen ... - Su Plastik, Tarım, Orman, İnşaat, Otomtoiv, Nakliye, San ve Tic. Ltd. Şti'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'sen kaydının silindiği, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/481 E. sayılı dosyasında 25.10.2010 tarihinde açılan ve ihyası istenen şirketin taraf olduğu davanın halen derdest olduğu, bu durumun ihya için haklı neden oluşturduğu, diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4 fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın, şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine de tebliğ edilmesi gerektiği, şirketin yetkilisine ihtar gönderilmediği, diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasının son cümlesinde, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğinin düzenlendiği, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddenin işletildiği anlaşıldığından Kanun'da öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağından davanın kabulüne karar verilmiş, fer'i müdahil vekilinin istinaf istemide 11.07.2023 tarihli ek karar ile reddedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararına karşı süresi içinde davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile ihyası talep edilen şirket arasında evvelden süregelen dava ve icra dosyalarının bulunduğunu, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2022/481 E. ve 2022/507 E. sayılı dava dosyalarının bulunduğunu ve mahkemenin ihya sonucunu bekletici mesele yaptığını, şirket hakkında ihya kararının kabulünün veya reddinin müvekkili şirketin menfaati ile doğrudan ilgili olduğunun açık olduğunu, ihya kararının sadece müvekkili şirkete karşı açılan dava ile sınırlı verildiği de görülmekle, şirketin ihya şartlarını taşıyıp taşımadığının en az ihyası isteyen şirket kadar önemli olduğu bir yargı sürecinde, harçlandırarak ayrı bir talep ile asli müdahillik talebinde bulunduğunu, 6100 sayılı Kanun’un 65 inci maddesi gereği asıl davadan ayrı olan başvuruda taleplerinin yok sayılmasının ve aynı yasanın 66 ıncı maddesi gereği sadece feri müdahil olarak davalara kabulüne karar verilmesinin yasal olmadığını, davacı ... 'in şirketin tasfiye olduğunu bilmediği iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının ihya davası açmakta hukuki yararı olmadığını, yasal düzenleme gereği şirketin ihyasının mümkün olmadığını, ihya için hak düşürücü sürenin dolduğunu, davanın reddi gerektiğini, TTK'ya göre işbu davanın beş yıl içinde açılmasının gerektiğini, davacının hak düşürücü süreyi kaçırdığını, davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle dava şartının mahkemece de resen araştırma konusu olması sebebiyle huzurdaki davacının temsilci olduğu şirketin faaliyetlerine devam edip etmediğini, faaliyetlerini sürdürüp sürdürmediğini, sürdürmüyorsa ne zaman tasfiye edildiğini, tasfiye sonrasında her ne nam adı altında olursa olsun ek tasfiye ve ihya için başvurusu veya açılan bir davanın olup olmadığının tespiti sonrasında davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği halde kabulünün hakkaniyete ve gerçek duruma uymadığını, bu halin kusurun ve MK. m.2 ve 3 hükmünün ihlalinin ödüllendirilmesinin en somut örneği olduğunu ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını, asıl kararın lehlerine bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asli müdahale 6100 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinde düzenlenmiş olup, bir davada asli müdahil olunabilmesi için yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde tamamen veya kısmen hak iddia edilmesinin gerekmekte olduğu, davanın şirket ihyası talebine ilişkin olduğu ve davanın niteliği gereğince asli müdahale kurumunun uygulanamayacağı, mahkemece istinafa başvuran şirketin feri müdahil olarak kabul edilmesi ve davalı tarafından da istinaf başvurusunda bulunulmadığından fer'i müdahilin tek başına hükmü istinaf hakkı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf dilekçesinin ek kararla reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle ek karara yönelik feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirket ihyası koşullarının bulunup bulunmadığı, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup olmayacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun’un 65 inci, 66 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Fer'i müdahil Ak Plas Plastik San ve Tic. A.Ş vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/7354 E., 2024/4405 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 66 ıncı maddesi uyarınca, fer'î müdahale talebi tahkikat tamamlanıncaya kadar mümkün olup, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın temyiz aşamasında müdahale dilekçesi vererek kararı temyiz ettiği anlaşılmakla, yargılama aşamasında taraf sıfatını almadığ
2. Hukuk Dairesi         2023/7354 E.  ,  2024/4405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/665 E., 2023/1078 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/34 E., 2022/1003 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir. Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın, davalı erkek vekili ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 66 ıncı maddesi uyarınca, fer'î müdahale talebi tahkikat tamamlanıncaya kadar mümkün olup, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın temyiz aşamasında müdahale dilekçesi vererek kararı temyiz ettiği anlaşılmakla, yargılama aşamasında taraf sıfatını almadığından, temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu durumda davacı kadın vekili ve davalının temyiz temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin davalı erkeğin kusurlu davranışları nedeniyle temelinden sarsıldığını iddia ederek, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, çocukların her biri yararına aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata ve dilekçede belirtilen ziynet alacağına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkeğe dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek eşin, evin ihtiyaçları ile ilgilenmediği, ortak cocuklara ve eşine karşı sistematıik olarak uyguladığı fiziksel şiddet uyguladığı, şiddetin işkence boyutuna ulaşarak tüm aile üyelerini maddî ve manevî olarak etkilediği, kadına ise kusur izafe edilemediği evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesinde erkek eşin tam kusurlu olduğu, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, ortak çocukların uzman raporundaki görüş doğrultusunda velâyetlerinin anneye verilmesinin üstün yararlarına olduğu ve velâyet kendisine verilmeyen eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlü olduğu; gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuklar'ın velâyetinin anneye verilmesine, çocuklar ile baba arasında " her ayın 1. ve 3. haftası Cumartesi günü saat 10.00 ile Pazar günü saat 18.00 arasında, dini bayramların 2. günü saat 10.00 ile 3. günü saat 18.00 arasında, sömestr tatilinin 1. günü saat 10.00’dan 7. günü saat 18.00’a kadar, her yıl babalar günü saat 10.00 ila 18.00 arası ve yaz döneminde her yılın Temmuz ayının 1. günü saat 10.00'dan 31. günü saat 18.00'e kadar" kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocukların her biri için aylık 350,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle her biri için aylık 400,00 TL'ye yükseltilmesine ve kararın kesinleşmesinden sonra aylık 400,00 TL iştirak nafakası olarak devamına, kadın yararına aylık 350,00 TL tedbir karar tarihi itibariyle aylık 400,00 TL'ye yükseltilmesine karar kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası olarak devam ile 4.000,00 TL maddî, 5.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin tedbiren durdurulmasını istediklerini, baba ve çocuk arasında kurulan kişisel ilişkinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu, uyuşturucu maddenin etkisindeyken hem müvekkiline hem de çocuklara kötü muamele ve işkence yaptığını, İnegöl 5 Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/10 Esas sayılı dosyasının delil olarak celp edildiğini, bu dosyadaki beyanların yeterince incelenmediğini, ortak çocuklarla uyuşturucu kullanan, tedaviyi reddeden baba arasında kişisel ilişki kurulmasının çocuklar için tehlike arz ettiğini beyan ederek, çocuklar ile baba arasında kurulan kişisel ilişki yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların ortak çocuklarının yaşlarının küçüklüğü, anneye olan ihtiyaçları ile davalının suça eğilimli kişiliği düşünüldüğünde, mahkemece yaşı küçükler ile baba arasında kurulan kişisel ilişki sürelerinin azaltılmasının yaşı küçüklerin menfaatlerine olacağı gerekçesi ile; istinaf başvurusunun çocuklar ile baba arasında kurulan kişisel ilişki yönlerinden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; ortak çocuklar ile baba arasında, "her ayın 1. hafta sonları Pazar günleri saat 10.00'dan aynı gün saat 17.00'e kadar, dini bayramların 2. günü saat 10.00'dan aynı gün saat 17.00'e kadar kişisel ilişki kurulmasına", kurulan kişisel ilişkinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren devamına, sair istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek ve davacı kadın vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin yüksek derecede uyuşturucu bağımlısı olduğunu, kullanmış olduğu kimyasal uyuşturucuların etkisinde iken sadece davacı anneye değil çocuklarına da işkence ve fena muamele yaptığını, uyuşturucu maddenin etkisinde iken gördüğü halüsinasyonların etkisi ile çocuklara işkence yaptığını beyan ederek; çocuklar ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin kaldırılması yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı erkek temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile çocukları ile arasında kurulan kişisel ilişkinin kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı kadının velâyet görevini yerine getiremediğini beyan ederek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ortak çocuklar ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin şekli ve süresinin çocukların üstün yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 323 üncü, 324 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü, 9 uncu ve 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek ve davacı kadın vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Fer'î müdahale talebinde bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz başvurusunun REDDİNE, 2. Davacı kadın vekili ve davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/3328 E., 2023/2531 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 65 ve 66 ıncı maddeleri ile 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun , 120 nci ve 142 nci maddesi.
6. Hukuk Dairesi         2022/3328 E.  ,  2023/2531 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/541 E., 2022/558 K. HÜKÜM/KARAR : Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 1. İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Kararın asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu sıra cetvelinde 1.sırada; şikayet olunanın ise 2.sırada yer aldığını, şikayet olunanın sıra cetveline konu paranın geldiği 3.şahıstaki haczi fekkettiğini, İcra Müdürlüğünün daha sonra kaldırılan haczinin tekrardan aynı sıradan konulmasına karar verdiğini, fekkedilen haczin tekrardan eski tarih ve sırasıyla ihyasının mümkün olmadığını, kambiyo senedinden kaynaklanan 10 günlük ödeme süresi geçmeden önce 3.şahıstaki hak ve alacağa konulan haczin geçerli olabilmesi için borçlunun tebligatı alıp sürelerden feragat etmesinin yeterli olmadığını, 3.şahıstaki hak ve alacağın haczine muvafakat ettiğini de açıkça belirtmesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Şikayet olunan vekili sıra cetvelinin hukuka uygun olduğundan bahisle şikayetin reddini dilemiştir. 2. Asli müdahil dilekçesinde; şikayet olunanın dosya alacaklısı olduğunu, bu davada hukuki yararı bulunduğunu öne sürerek şikayetin reddini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, borçlunun beyanda bulunması üzerine itiraz süreleri beklenmeden haciz işleminin uygulandığı, bu beyanın sürelerden açıkça feragat beyanı niteliğinde olmadığı ve açıkça hacze muvafakat edilmediği, usulsüz şekilde konan hacizlere dayanarak haciz alacaklısına sıra cetvelinde pay verilemeyeceğinden bahisle şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asli müdahil vekili istinaf dilekçesinde; borçlunun icra dairesinde sürelerden feragatine ilişkin herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, şikayetçinin haczinin çok daha sonra olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asli müdahilin alacaklının haklarına halef olduğundan hukuki yararı bulunduğunu, haciz fekkinin dosyaya para geldikten sonra yapıldığını ve sıra cetveline konu paraya teşmil edilmeyeceğini, şikayet olunanın haczinin önceki tarihli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde, icra mahkemelerinde müdahillik müessesi bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının kesinleşmiş olduğunu, şikayet olunan alacaklının haczinin koyulduğunu anda geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sıra cetveline şikayet istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 65 ve 66 ıncı maddeleri ile 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun , 120 nci ve 142 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin bu durumu öne sürerek yargılamanın taraflarına karşı dava açmasına asli müdahale; davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla davada yer alan üçüncü kişinin durumuna ise feri müdahale adı verilmektedir. 2. Yargılamaya konu olayda, şikayet olunan ... Özel Eğitim A.Ş. sıra cetvelinin 1.sırasında bulunarak paylaşıma konu bedelin tamamını almıştır. Davaya müdahale talebinde bulunan ... ise şikayet olunanın dosyasındaki alacağa haciz koydurmuştur ve bu itibarla sıra cetvelinin iptal edilmemesi hususunda hukuki yararı bulunduğunu öne sürmüş ve bu gerekçeyle davaya müdahale talebinde bulunmuştur. Ne var ki İcra Mahkemelerinde asli ya da feri müdahillik mümkün olmayıp dosya alacaklısı ...’nun kanun yollarına başvuru hakkı bulunduğundan söz edilemez. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince aksi düşünce ve bu alacaklının halef olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Fer'i müdahale talebinin kabulü halinde müdahilin hukuki statüsü nedir?

A) Davanın tarafı olur.
B) Tarafın yardımcısı konumundadır.
C) Asli müdahil sıfatını kazanır.
D) Hükmün doğrudan muhatabı olur.
E) Davayı tek başına takip yetkisi kazanır.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol