Hukuk Muhakemeleri Kanunu 91. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 91- (1) Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Sürelerin bitimi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/6607 E., 2024/3140 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Kanun'un 90 ıncı 91 inci, 92 inci ,93 üncü, 95 inci ve 345 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2023/6607 E. , 2024/3140 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2663 E., 2023/786 K.
KARAR : Başvuru şartlarının gereğinin yerine getirilemediğinden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/532 E., 2022/386 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi ve eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince ek karar ile istinaf dilekçesinin reddine, eski hale getirme talebinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verilmiştir. Ek karara karşı davalı-davacı erkek vekilince istinaf talebinde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince eski hale getirme talebinin reddi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- davalı kadın vekili dava, karşı davaya cevap ve cevaba cevap dilekçesinde; davalı- davacı erkeğin kusurlu davranışları nedeniyle aile düzeninin bozulduğunu iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı erkek cevap ve karşı dava dilekçesinde; evlilik birliğinin kadının kusurlu davranışları nedeniyle bozulduğunu iddia ederek kadının davasının reddini istemiş, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, 1.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesi’nin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesi'nin 09.02.2021 tarihli, 2020/428 Esas 2021/79 Karar sayılı kararı ile; tarafların duruşma sırasındaki talepleri üzerine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca boşanmalarına, tarafların birbirlerinden tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat, eşya alacağı ve boşanmanın ferilerinden olan her türlü alacak, masraf ve benzeri hiçbir hak ve alacak talepleri bulunmadığına ilişkin sulhün tasdikine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi’nin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi'nin 09.02.2021 tarihli, 2020/428 Esas 2021/79 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı-davacı tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme huzurunda yapılan sulh sözleşmesinin iradesinin fesada uğratılması sebebi ve hata nedeni ile imzaladığını, duruşma zaptının okunması ile durumu fark ettiğini, doğu kökenli olduğu için Türkçeyi iyi anlayamadığını, okuma yazmasının da iyi olmadığını, kadının kusurlu olduğunu belirterek, istinaf yoluna başvurmuştur.
3.Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2021/1179 Esas ve 2021/1347 Karar numaralı ve 07.07.2021 tarihli kararında; anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse boşanmanın ferileri hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığı, bu halde anlaşmalı boşanma davasının "çekişmeli boşanma" olarak görülmesi gerektiği bu nedenle, mahkemece tarafların usulüne uygun şekilde gösterilen delillerin toplanarak gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verilmesi gerektiği diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin davalı karşı davacının istinaf talebinin bu sebeple kabulüne, İlk Derece Mahkemesince henüz deliller toplanıp değerlendirilmemiş bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) inci alt bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi Kararının asıl ve karşı dava yönünden kaldırılmasına, açıklandığı şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-davalı erkeğin davacı-davalı kadına göre ağır kusurlu olduğu, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, gerekçesi ile; asıl davanın ve karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun 166 ncı maddesinin birinci/ikinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir ve 500,00 TL yoksulluk nafakasına ve kadın yararına 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı-davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda ve eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesi'nin 09.06.2022 tarihli ve 2021/532 E., 2022/386 K. Sayılı ek kararı ile, istinaf başvurusunun yasal süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle, istinaf dilekçesinin reddine, davalı- davacı vekili Avukat ...'in eski hale getirme talebinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın davalı-davacı vekiline 12.09.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı-davacı vekilinin 24.09.2022 tarihinde dişinde yaşadığı rahatsızlık nedeniyle cerrahi operasyonla diş çekimi yapıldığı, sonrasında iş göremezlik belgesi aldığı, yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle istinaf başvuru süresini mazeretli olarak kaçırdığı, 27.09.2022 tarihine eski hale getirme talebinde bulunduğunu belirterek eski hale getirme ve istinaf başvurusunun kabulünü, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-davacı vekilinin eski hale getirme talebi istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesine ilişkin olduğundan, eski hale getirme talebini, dolayısıyla istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığını inceleme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne ait olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 28.09.2022 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesinin usule aykırı olduğu bu nedenle davalı-davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ek kararın kaldırılmasına karar verildiği, davalı-davacı vekili tarafından eski hale getirme talebi içeren dilekçesine eklediği belgelerden ... Ağız ve Diş Polikliniği tarafından düzenlenen 24.09.2022 tarihli belgenin hekim imzası içermediği, Menderes 1 nolu Aile Sağlığı Merkezince düzenlenen 27.09.2022 tarihli belgenin ise yasal istinaf süresinin dolmasından sonra düzenlendiğinin anlaşıldığı, sunulan belgelerin şekli ve içeriği vekilin muamele yapmaktan aciz bulunduğunu tespit eden mahiyette görülmediği, vekilin vekâletnamesinde tevkil yetkisinin bulunması da gözetildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 97 inci ve 98 inci maddesi gereğince yasal şartları bulunmayan eski hale getirme isteminin reddine, İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli kararının davalı-davacı erkek vekiline elektronik tebligat yoluyla 12.09.2022 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı-davacı erkek vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talep dilekçesini 27.09.2022 günü UYAP üzerinden İlk Derece Mahkemesi'ne ibraz etmiş olmakla, karara karşı en geç 26.09.2022 günü saat 24.00'e kadar istinaf kanun yoluna başvurması gerektiği halde bu süreden sonra talepte bulunduğundan istinaf kanun yoluna başvurma talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı-davacı erkeğin eski hale getirme talebinin reddi ile istinaf başvurusunun süreden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 90 ıncı 91 inci, 92 inci ,93 üncü, 95 inci ve 345 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- davacı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
1. Hukuk Dairesi, 2021/10616 E., 2022/4037 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Bilindiği gibi süreler, 6100 sayılı HMK’nın 91. maddesi gereği;
1. Hukuk Dairesi 2021/10616 E. , 2022/4037 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil ile alacak davasında bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabülüne ilişkin olarak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 18/03/2021 tarihli, 2020/2065 Esas, 2021/1570 Karar sayılı bozma ilamına karşı davalı ... karar düzeltme talebinde bulunmuş, Mahkemece 09/11/2021 tarihli ek karar ile karar düzeltme talebinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin verilen karar, davalı ... tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi;
I. DAVA
Davacı, 324 ada 1, 2 ve 3 parsel, 332 ada 7, 8 ve 13 parsel, 333 ada 23 ve 4 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/40 payının, vekil davalı ... tarafından vekâlet görevi kötüye kullanılarak diğer davalılar ... ve ...ye devredildiğini, davalıların kötüniyetli olarak birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek, tapu kayıtlarının payı oranında iptali ile adına tescil, olmazsa tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ..., satış bedeli olarak vekil ...’ye 5.000 TL ödediklerini belirterek, davanın reddini savunmuşlar, davalı ... savunma getirmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Pazar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/04/2015 tarihli ve 2013/146 E., 2015/161 K. sayılı kararıyla; tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 24/10/2018 tarihli ve 2015/17642 Esas, 2018/13883 K. sayılı kararıyla; "...Mahkemece 19.09.2013 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflara delillerini bildirmeleri için 19.12.2013 tarihli bir sonraki celseye kadar süre verildiği, davalı ...’ın 25.10.2013 tarihli dilekçesinde ... isimli kişinin ifadesine başvurulabileceğini belirttiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalı tanığı da dinlenerek ve davacı tanıklarının ifadeleri yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 12/12/2019 tarihli ve 2019/17 Esas, 2019/557 Karar sayılı kararıyla; davalılar ... ve ... yönünden açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine, dahili davalılar ... ve ... yönünden tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Bozma Kararı
Dairenin 18/03/2021 tarihli ve 2020/2065 Esas, 2021/1570 Karar sayılı kararıyla; “Hemen belirtmek gerekir ki, gerekçeli kararın hükümden önceki son paragrafının gerekçenin bütünüyle çeliştiği ve ilk gerekçeli karardan kopyalamak suretiyle karara alındığı anlaşılmış ancak bu hususun yerinde düzeltilebilir maddi hataya yönelik olduğu görülmüştür. Somut olayda, dava konusu taşınmazlarda, satışa konu edilen davacıya ait 1/40 payının bilirkişi raporu ile tespit edilen satış tarihi itibariyle değerinin 13.202,98 TL olduğu, davalılar tarafından davacı payının 5.000 TL'ye satın alındığının savunulduğu, davacı tanıklarının ise dava konusu taşınmazlarda davacı payı ile davacının dava dışı diğer üç kardeşine ait olan toplam 4/40 hissenin ortalama 80.000-100.000 TL bedelle satılmasının kararlaştırıldığı yönünde beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, vekilin davacının talimatı dışına çıkarak davacıyı zararlandırıcı işlem yaptığı, davalılar ...ve ...'ın da davacıların akrabası olmaları nedeniyle durumu bilen veya bilmesi gereken konumda olduklarından zararlandırmayla ilgili vekil ile el ve işbirliği içinde hareket ettikleri sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca, davacının tapu iptal ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
6. Karar Düzeltme
Pazar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/11/2021 tarihli 2019/17 Esas, 2019/557 Karar, sayılı ek kararıyla; davalı ...’ın kendisine verilen bir haftalık kesin süre içinde karar düzeltme harcı ve gider avansı yatırmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 344. maddesi uyarınca davalının 16/07/2021 tarihli karar düzeltme talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
7.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Pazar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen 09/11/2021 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davalı ..., karar düzeltme harcı ve gider avansı yatırılmasına ilişkin muhtıra evrakını içerir tebligattaki imzanın kendisine ait olmadığını, usulsüz tebligat nedeniyle sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, öncelikle ek kararın kaldırılması ile karar düzeltme talebinin kabulü ile, bozma kararının düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat isteğine ilişkin davada, davalının karar düzeltme talebinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. Bilindiği gibi süreler, 6100 sayılı HMK’nın 91. maddesi gereği; taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.
9.2.2. Hemen belirtmelidir ki, yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulünce yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır.
Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. 1982 Anayasası'nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". hükmü düzenlenmiştir.
Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.
9.3. Değerlendirme
9.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, Dairenin 18/03/2021 tarihli ve 2020/2065 E., 2021/1570 K. sayılı bozma kararına karşı davalı ...'ın karar düzeltme talebinde bulunduğu, Mahkemece karar düzeltme harcı ve gider avansının bir haftalık kesin sürede yatırılması aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağını belirtir muhtıranın 05/10/2021 tarihinde bizzat davalıya tebliğ edildiği, karar düzeltme harcı ve gider avansı yatırılmadığı için 09/11/2021 tarihli ek karar ile karar düzeltme talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
9.3.2. Davalı, temyiz dilekçesinde tebligat evrakındaki imzanın kendisine ait olmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürmüştür. Dairece, 09/05/2022 tarihli müzekkere ile “...davalı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapılmış ise akıbetinin sorulması, imza incelemesi raporu alınmış ise raporun bir örneğinin gönderilmesi...” istenmiş, Pazar Cumhuriyet Başsavcılığınca 2021/4328 numaralı dosyada yürütülen soruşturmaya ilişkin evraklar gönderilmiş; davalı ... ile aynı mahallede başka bir ... isimli kişi daha bulunduğu, karışıklık nedeniyle tebligatların zaman zaman bu kişiye yapıldığı, PTT görevlileri hakkında kamu davası açmaya yeterli ve somut delil bulunmadığı gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
9.3.3. Davalı ..., muhtıra evrakını içerir tebligattaki imzayı inkar etmiş, Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında imza incelemesi yapılmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, davalı ... tarafından inkar edilen tebligattaki imzanın, eli ürünü olup olmadığının açıklığa kavuşturulması konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınması ile mümkün olacağından bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalı ...’ın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, karar düzeltme talebinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek kararın 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/10148 E., 2015/4279 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
2-Sürelere ilişkin olarak HMK'nun 91'inci maddesinde “Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar” 92'inci maddesinde“ (1) Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün
23. Hukuk Dairesi 2014/10148 E. , 2015/4279 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, ...Şti'nin müvekkili bankadan kullandığı krediyi geri ödemediğini bunun üzerine müflis şirkete hesap kat ihtarnamesi gönderildiği, ve müvekkili bankanın iflas masasına yasal sürede başvurduğunu ancak başvurularının hiçbir gerekçe olmadan reddedildiğini ileri sürerek, müvekkilinin alacağının masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davanın İİK'nun 235. maddesinde belirtilen yasal 15 günlük süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
1-İİK'nın 235. Maddesine göre, kural olarak sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde ticaret mahkemesine dava açabilirler. Ancak aynı Kanun'un 223. maddesi hükmüne göre alacaklı tebligata elverişli adresini bildirip kararın tebliği için avans yatırmışsa 15 günlük dava açma süresi kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.
2-Sürelere ilişkin olarak HMK'nun 91'inci maddesinde “Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar” 92'inci maddesinde“ (1) Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. (2) Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter. (1) Resmî tatil günleri, süreye dâhildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter” hükmü yer almaktadır.
...Anadolu 3. İflas Dairesi Müdürlüğü'nün 01.11.2013 tarihli yazısında, davacı alacaklının kayıt başvurusu sırasında sıra cetvelinin tebliği için avans yatırdığı ve ek sıra cetvelinin davacı vekiline 30.09.2013 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir. Ek sıra cetvelinin tebliğinden itibaren 15 günlük yasal sürenin resmi tatil olan Kurban Bayramının ilk günü olan 15.10.2013 tarihinde dolduğu ve davanın tatil bitimi ilk gün mesai saati içerisinde 21.10.2013 açıldığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın esası incelenip
sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-Kabule göre; hak düşürücü süre, dava şartlarından olup, HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunan üç davalıya karşı açılan bir davada, mahkeme kararı davalılardan sadece birine tebliğ edilmiştir. Diğer davalılara tebligat henüz ulaşmamıştır. 6100 sayılı Kanun uyarınca, mecburi dava arkadaşlığında sürelerin işlemesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Bir kişiye yapılan tebligat, tüm dava arkadaşları için süreleri başlatır.
B) Mecburi dava arkadaşlığında süreler her bir arkadaş için ayrı ayrı tebliğle başlar; ancak karar ancak birlikte temyiz edilebilir.
C) Dava arkadaşlarından biri süreyi kaçırırsa, diğerlerinin hakları da kendiliğinden düşer.
D) Mecburi dava arkadaşlığında tebligat sadece dava arkadaşı temsilcisine yapılır.
E) Süreler ancak tüm davalılara aynı gün tebliğ edilirse geçerli sayılır.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.