Hukuk Muhakemeleri Kanunu 92. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 92- (1) Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter.
(2) Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter.
Tatil günlerinin etkisi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
7 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2025/1058 E., 2025/1781 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 28.11.2024 perşembe günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md.
2. Hukuk Dairesi 2025/1058 E. , 2025/1781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/75 E., 2024/385 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma Ve Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 2. Asliye Mahkemesi
SAYISI: 2023/161 E., 2024/163 K.
Taraflar arasındaki boşanma ve ziynet alacağı davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, ziynet alacağı davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 02.12.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz istemi, davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci madesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı erkek vekiline 13.11.2024 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 28.11.2024 tarihinde verilmiştir.
Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 02.12.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi
KARŞI OY
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu md.7/a-f.4, Elektronik Tebligat Yönetmeliği md. 9/6).
Bilindiği üzere bir takvim günü, gece saat 24.00'den (12.00 veya 00.00 olarak da adlandırılır) ertesi gece 24.00'e kadar olan saat dilimidir. Diğer bir anlatımla bir takvim günü, gece saat 00.00’dan (12 saatlik zaman dilimine göre ise gece 12.00’den) başlayıp ertesi gece 24.00’e kadardır. Ertesi gece saat 24.00'de (yani saat 00.00'da) diğer gün başlar. Birbirini izleyen günler arasında ara bir zamanın bulunmadığı, bir günün sona ermesiyle diğer günün başlayacağı da kuşkusuzdur.
Bu durumda, elektronik yolla yapılan bir tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasından, beşinci günün sona ermesi ve altıncı günden itibaren yasal sürenin başlayacağını anlamak gerekir. Aksi düşünce kabul edilirse, yasada “beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” ibaresinde yer alan “sonunda” sözcüğünün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Hem bir günün sonundan söz edip hem de o gün tebligatın yapılmış sayılacağı başlı başına bir çelişki oluşturur. Ayrıca, “muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün” hesaplanırken, tebligatın beşinci günde yapılmış kabul edilmesi hâlinde; tebligatın, beşinci günün “başında”, “ortasında”, “sonunda” yapılmış olmasının bir farkı da kalmaz. Oysa yasa koyucu burada, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresiyle; tebligatın okunmuş sayılması (tebligatın yapılmış sayılması) için tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihten sonra beş tam günün geçmesini amaçlamıştır. Diğer bir anlatımla, muhataba tebligatı okuması (tebellüğ etmiş sayılması) için, tebligatın elektronik adresine ulaştığı gün hariç beş tam gün verilmiştir. Yasa koyucu, tebligatın elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günde tebligatın yapılmış sayılacağını amaçlasaydı, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresinin yerine “izleyen beşinci günde” tebligat yapılmış sayılır şeklinde düzenleme yapabilirdi. Dolayısıyla “beşinci günün sonunda” şeklindeki düzenlemeyi, elektronik yolla yapılan tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün bittikten sonra; yani, izleyen altıncı günde yapılmış sayılır şeklinde anlamak gerekir.
Eldeki temyiz başvurusunun yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına göre Mahkeme kararının davalı vekilinin elektronik adresine 08.11.2024 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Tebligat, davalı vekilinin elektronik adresine ulaştığı tarihi (08.11.2024 gününü) izleyen beşinci günün sonunda (beş tam gün sonra); yani, 13.11.2024 gününün bittiği (sona erdiği) ve 14.11.2024 gününün başladığı gece saat 00.00’da yapılmış sayılacaktır. 14.11.2024 tarihi perşembe gününe rastlamaktadır. Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 28.11.2024 perşembe günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md. 92/2, 361/1). Ayrıca, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda bitmektedir (6100 sayılı Kanun md. 445/4).Davalı vekili, 28.11.2024 perşembe günü (son gün) kararı temyiz ettiğine göre, davalının temyizi süresinde olup temyiz isteminin esas yönüyle incelenmesi gerekmektedir. Bu sebeple değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2024/9839 E., 2025/3415 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 07.11.2024 Perşembe günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md.
2. Hukuk Dairesi 2024/9839 E. , 2025/3415 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1132 E., 2024/2159 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma - Tedbir Nafakası
İLK DERECE MAHKEMESİ: Osmaniye 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/760 E., 2024/220 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı erkek vekili tarafından maddî ve manevî tazminat miktarı ile kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen tazminatlar ile nafaka miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gereği düşünüldü:
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı-davacı kadına 23.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı-davacı kadın tarafından temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 07.11.2024 tarihinde verilmiştir. Bu durumda kadının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı-davalı erkek vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı-davacı kadın vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
2.Davacı-davalı erkek vekilinin temyizinin incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden İhsan'a yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ...'e iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu md.7/a-f.4, Elektronik Tebligat Yönetmeliği md. 9/6).
Bilindiği üzere bir takvim günü, gece saat 24.00'den (12.00 veya 00.00 olarak da adlandırılır) ertesi gece 24.00'e kadar olan saat dilimidir. Diğer bir anlatımla bir takvim günü, gece saat 00.00’dan (12 saatlik zaman dilimine göre ise gece 12.00’den) başlayıp ertesi gece 24.00’e kadardır. Ertesi gece saat 24.00'de (yani saat 00.00'da) diğer gün başlar. Birbirini izleyen günler arasında ara bir zamanın bulunmadığı, bir günün sona ermesiyle diğer günün başlayacağı da kuşkusuzdur.
Bu durumda, elektronik yolla yapılan bir tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasından, beşinci günün sona ermesi ve altıncı günden itibaren yasal sürenin başlayacağını anlamak gerekir. Aksi düşünce kabul edilirse, yasada “beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” ibaresinde yer alan “sonunda” sözcüğünün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Hem bir günün sonundan söz edip hem de o gün tebligatın yapılmış sayılacağı başlı başına bir çelişki oluşturur. Ayrıca, “muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün” hesaplanırken, tebligatın beşinci günde yapılmış kabul edilmesi hâlinde; tebligatın, beşinci günün “başında”, “ortasında”, “sonunda” yapılmış olmasının bir farkı da kalmaz. Oysa yasa koyucu burada, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresiyle; tebligatın okunmuş sayılması (tebligatın yapılmış sayılması) için tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihten sonra beş tam günün geçmesini amaçlamıştır. Diğer bir anlatımla, muhataba tebligatı okuması (tebellüğ etmiş sayılması) için, tebligatın elektronik adresine ulaştığı gün hariç beş tam gün verilmiştir. Yasa koyucu, tebligatın elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günde tebligatın yapılmış sayılacağını amaçlasaydı, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresinin yerine “izleyen beşinci günde” tebligat yapılmış sayılır şeklinde düzenleme yapabilirdi. Dolayısıyla “beşinci günün sonunda” şeklindeki düzenlemeyi, elektronik yolla yapılan tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün bittikten sonra; yani, izleyen altıncı günde yapılmış sayılır şeklinde anlamak gerekir.
Eldeki temyiz başvurusunun yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına göre Mahkeme kararının davalı-davacı vekilinin elektronik adresine 18.10.2024 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Tebligat, davalı-davacı vekilinin elektronik adresine ulaştığı tarihi (18.10.2024 gününü) izleyen beşinci günün sonunda (beş tam gün sonra); yani, 23.10.2024 gününün bittiği (sona erdiği) ve 24.10.2024 gününün başladığı gece saat 00.00’da yapılmış sayılacaktır. 23.10.2024 tarihi Çarşamba gününe rastlamaktadır. Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 07.11.2024 Perşembe günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md. 92/2, 361/1). Ayrıca, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda bitmektedir (6100 sayılı Kanun md. 445/4).
Davalı vekili, 07.11.2024 Perşembe günü (son gün) kararı temyiz ettiğine göre, davalının temyizi süresinde olup temyiz isteminin esas yönüyle incelenmesi gerekmektedir.
Bu sebeple değerli çoğunluğun kadının temyiz dilekçesinin süre yönünden reddi gerektiği yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
2. Hukuk Dairesi, 2023/6607 E., 2024/3140 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 90 ıncı 91 inci, 92 inci ,93 üncü, 95 inci ve 345 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2023/6607 E. , 2024/3140 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2663 E., 2023/786 K.
KARAR : Başvuru şartlarının gereğinin yerine getirilemediğinden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/532 E., 2022/386 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi ve eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince ek karar ile istinaf dilekçesinin reddine, eski hale getirme talebinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verilmiştir. Ek karara karşı davalı-davacı erkek vekilince istinaf talebinde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince eski hale getirme talebinin reddi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- davalı kadın vekili dava, karşı davaya cevap ve cevaba cevap dilekçesinde; davalı- davacı erkeğin kusurlu davranışları nedeniyle aile düzeninin bozulduğunu iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı erkek cevap ve karşı dava dilekçesinde; evlilik birliğinin kadının kusurlu davranışları nedeniyle bozulduğunu iddia ederek kadının davasının reddini istemiş, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, 1.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesi’nin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesi'nin 09.02.2021 tarihli, 2020/428 Esas 2021/79 Karar sayılı kararı ile; tarafların duruşma sırasındaki talepleri üzerine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca boşanmalarına, tarafların birbirlerinden tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat, eşya alacağı ve boşanmanın ferilerinden olan her türlü alacak, masraf ve benzeri hiçbir hak ve alacak talepleri bulunmadığına ilişkin sulhün tasdikine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi’nin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi'nin 09.02.2021 tarihli, 2020/428 Esas 2021/79 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı-davacı tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme huzurunda yapılan sulh sözleşmesinin iradesinin fesada uğratılması sebebi ve hata nedeni ile imzaladığını, duruşma zaptının okunması ile durumu fark ettiğini, doğu kökenli olduğu için Türkçeyi iyi anlayamadığını, okuma yazmasının da iyi olmadığını, kadının kusurlu olduğunu belirterek, istinaf yoluna başvurmuştur.
3.Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2021/1179 Esas ve 2021/1347 Karar numaralı ve 07.07.2021 tarihli kararında; anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse boşanmanın ferileri hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığı, bu halde anlaşmalı boşanma davasının "çekişmeli boşanma" olarak görülmesi gerektiği bu nedenle, mahkemece tarafların usulüne uygun şekilde gösterilen delillerin toplanarak gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verilmesi gerektiği diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin davalı karşı davacının istinaf talebinin bu sebeple kabulüne, İlk Derece Mahkemesince henüz deliller toplanıp değerlendirilmemiş bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) inci alt bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi Kararının asıl ve karşı dava yönünden kaldırılmasına, açıklandığı şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-davalı erkeğin davacı-davalı kadına göre ağır kusurlu olduğu, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, gerekçesi ile; asıl davanın ve karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun 166 ncı maddesinin birinci/ikinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir ve 500,00 TL yoksulluk nafakasına ve kadın yararına 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı-davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda ve eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesi'nin 09.06.2022 tarihli ve 2021/532 E., 2022/386 K. Sayılı ek kararı ile, istinaf başvurusunun yasal süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle, istinaf dilekçesinin reddine, davalı- davacı vekili Avukat ...'in eski hale getirme talebinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın davalı-davacı vekiline 12.09.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı-davacı vekilinin 24.09.2022 tarihinde dişinde yaşadığı rahatsızlık nedeniyle cerrahi operasyonla diş çekimi yapıldığı, sonrasında iş göremezlik belgesi aldığı, yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle istinaf başvuru süresini mazeretli olarak kaçırdığı, 27.09.2022 tarihine eski hale getirme talebinde bulunduğunu belirterek eski hale getirme ve istinaf başvurusunun kabulünü, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-davacı vekilinin eski hale getirme talebi istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesine ilişkin olduğundan, eski hale getirme talebini, dolayısıyla istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığını inceleme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne ait olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 28.09.2022 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesinin usule aykırı olduğu bu nedenle davalı-davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ek kararın kaldırılmasına karar verildiği, davalı-davacı vekili tarafından eski hale getirme talebi içeren dilekçesine eklediği belgelerden ... Ağız ve Diş Polikliniği tarafından düzenlenen 24.09.2022 tarihli belgenin hekim imzası içermediği, Menderes 1 nolu Aile Sağlığı Merkezince düzenlenen 27.09.2022 tarihli belgenin ise yasal istinaf süresinin dolmasından sonra düzenlendiğinin anlaşıldığı, sunulan belgelerin şekli ve içeriği vekilin muamele yapmaktan aciz bulunduğunu tespit eden mahiyette görülmediği, vekilin vekâletnamesinde tevkil yetkisinin bulunması da gözetildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 97 inci ve 98 inci maddesi gereğince yasal şartları bulunmayan eski hale getirme isteminin reddine, İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli kararının davalı-davacı erkek vekiline elektronik tebligat yoluyla 12.09.2022 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı-davacı erkek vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talep dilekçesini 27.09.2022 günü UYAP üzerinden İlk Derece Mahkemesi'ne ibraz etmiş olmakla, karara karşı en geç 26.09.2022 günü saat 24.00'e kadar istinaf kanun yoluna başvurması gerektiği halde bu süreden sonra talepte bulunduğundan istinaf kanun yoluna başvurma talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı-davacı erkeğin eski hale getirme talebinin reddi ile istinaf başvurusunun süreden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 90 ıncı 91 inci, 92 inci ,93 üncü, 95 inci ve 345 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- davacı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/9645 E., 2024/9854 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 05.11.2024 Salı günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md.
2. Hukuk Dairesi 2024/9645 E. , 2024/9854 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/697 E., 2024/577 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.09.2023 tarihli ve 2023/1097 Esas, 2023/3994 Karar sayılı kararı ile hükmün kusur belirlemesi, kadın eşin reddedilen tazminat talepleri ve yoksulluk nafakasının miktarı yönlerinden bozulmasına ve temyiz istemine konu sair yönlerden onanmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar davalı erkek vekiline 21.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre (04.11.2024) geçirildikten sonra 05.11.2024 tarihinde verilmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu md.7/a-f.4, Elektronik Tebligat Yönetmeliği md. 9/6).
Bilindiği üzere bir takvim günü, gece saat 24.00'den (12.00 veya 00.00 olarak da adlandırılır) ertesi gece 24.00'e kadar olan saat dilimidir. Diğer bir anlatımla bir takvim günü, gece saat 00.00’dan (12 saatlik zaman dilimine göre ise gece 12.00’den) başlayıp ertesi gece 24.00’e kadardır. Ertesi gece saat 24.00'de (yani saat 00.00'da) diğer gün başlar. Birbirini izleyen günler arasında ara bir zamanın bulunmadığı, bir günün sona ermesiyle diğer günün başlayacağı da kuşkusuzdur.
Bu durumda, elektronik yolla yapılan bir tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasından, beşinci günün sona ermesi ve altıncı günden itibaren yasal sürenin başlayacağını anlamak gerekir. Aksi düşünce kabul edilirse, yasada “beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” ibaresinde yer alan “sonunda” sözcüğünün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Hem bir günün sonundan söz edip hem de o gün tebligatın yapılmış sayılacağı başlı başına bir çelişki oluşturur. Ayrıca, “muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün” hesaplanırken, tebligatın beşinci günde yapılmış kabul edilmesi hâlinde; tebligatın, beşinci günün “başında”, “ortasında”, “sonunda” yapılmış olmasının bir farkı da kalmaz. Oysa yasa koyucu burada, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresiyle; tebligatın okunmuş sayılması (tebligatın yapılmış sayılması) için tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihten sonra beş tam günün geçmesini amaçlamıştır. Diğer bir anlatımla, muhataba tebligatı okuması (tebellüğ etmiş sayılması) için, tebligatın elektronik adresine ulaştığı gün hariç beş tam gün verilmiştir. Yasa koyucu, tebligatın elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günde tebligatın yapılmış sayılacağını amaçlasaydı, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresinin yerine “izleyen beşinci günde” tebligat yapılmış sayılır şeklinde düzenleme yapabilirdi. Dolayısıyla “beşinci günün sonunda” şeklindeki düzenlemeyi, elektronik yolla yapılan tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün bittikten sonra; yani, izleyen altıncı günde yapılmış sayılır şeklinde anlamak gerekir.
Eldeki temyiz başvurusunun yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına göre Mahkeme kararının davalı vekilinin elektronik adresine 16.10.2024 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Tebligat, davalı vekilinin elektronik adresine ulaştığı tarihi (16.10.2024 gününü) izleyen beşinci günün sonunda (beş tam gün sonra); yani, 21.10.2024 gününün bittiği (sona erdiği) ve 22.10.2024 gününün başladığı gece saat 00.00’da yapılmış sayılacaktır. 22.10.2024 tarihi Salı gününe rastlamaktadır. Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 05.11.2024 Salı günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md. 92/2, 361/1). Ayrıca, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda bitmektedir (6100 sayılı Kanun md. 445/4).
Davalı vekili, 05.11.2024 Salı günü (son gün) kararı temyiz ettiğine göre, davalının temyizi süresinde olup temyiz isteminin esas yönüyle incelenmesi gerekmektedir.
Bu sebeple değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
12. Hukuk Dairesi, 2023/4867 E., 2023/5348 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davalı alacaklı vekilince, alacaklının duruşmalara katılmadığını, mahkemece verilen ara kararın HMK'nın 92. maddesine aykırı olduğunu, 15.06.2020 tarihli kesin süre verilmesine ilişkin duruşma zaptının tebligata eklendiğini ve tebligat üzerine duruşma zaptının tebliğ edildiğinin yazıldığını, oysa duruşma zaptındaki ihtaratın aynen tebliğ zarfının üzerine
12. Hukuk Dairesi 2023/4867 E. , 2023/5348 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki imzaya ve borca itiraz nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince imza itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı alaaklı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ
Borçlu itiraz dilekçesinde, takip dayanağı senedin eski tarihli olarak şirketin daha önceki yetkilisi ve davalının kayınpederi olan Ünal Akkoyun tarafından sahte olarak oluşturulduğunu, bu şekilde sahte bir borç ilişkisi yaratıldığını, şirket defterlerinde de bu borca ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, bonolarda şirketin kefil ve eski sahibi Ünal Akkoyun'un keşideci olarak göründüğünü, senet üzerindeki imzaya itiraz ettiklerini, senedin düzenlenme tarihinin sahte olarak yazıldığını, senedin şirketin devrinden ve Ünal Akkoyun'un temsil yetkisinin bitmesinden sonra düzenlendiğini, bu nedenle geçersiz olduğunu, istenen faiz oranının fahiş olduğunu, borç miktarının likit olmadığını beyan ederek takibin durdurulmasına, ödeme emrinin ve takibin iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alacaklıya ispat yükü kendisinde olduğundan bono altındaki imza incelemesine ilişkin delil avansını yatırması için 04.12.2018 tarihli tensip zaptı ile 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmaması halinde imzaya itirazın kabul edilmiş sayılacağının ihtar edildiği, ihtarın davalıya 15.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı alacaklıya deliller toplanıp imza incelemesi yapılması için ara karar kurulan 15.06.2020 tarihli duruşmada da imza incelemesine ilişkin delil avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmaması halinde imzaya itirazın kabul edilmiş sayılacağının ihtar edildiği, ihtarın davalıya 19.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, buna reğmen davalı alacaklının delil avansını yatırmadığı gerekçesi ile imza itirazının kabulüne ve takibin durdurulmasına, imzaya itiraza ilişkin inceleme yapılmadığından davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekilince, alacaklının duruşmalara katılmadığını, mahkemece verilen ara kararın HMK'nın 92. maddesine aykırı olduğunu, 15.06.2020 tarihli kesin süre verilmesine ilişkin duruşma zaptının tebligata eklendiğini ve tebligat üzerine duruşma zaptının tebliğ edildiğinin yazıldığını, oysa duruşma zaptındaki ihtaratın aynen tebliğ zarfının üzerine de meşruhat olarak yazılması gerektiğini, bu tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmediğini, zira 15.06.2020 tarihli celseden önce davalıya yapılan son tebligatın 19.11.2019 tarihli duruşma tutanağının tebliği olduğunu, bu tebligatın müvekkilinin eşine yapıldığını, dolayısıyla 15.06.2020 tarihli duruşma tutanağının doğrudan T.K'nın 21/2 şerhli olarak çıkartılmasının usulsüz olduğunu, ara kararda kesin süre içerisinde ara karar gereğinin ifa edilmemesinin sonuçlarının ihtar edilmediğini, senet üzerindeki imzanın tanzim tarihinde şirket yetkilisi Ünal Akkoyun'a ait olduğu yönünde rapor bulunduğunu, sahtelik iddiasına dair İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/68 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, mürekkep yaşına dair İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/131727 sayılı soruşturma dosyasına sunulan 22.10.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 15.06.2020 tarihli celsede ara kararın 5. maddesinde davada ispat yükü davalı-alacaklıda olduğu nazara alınarak imza incelemesi yapılmasını teminen 500,00 TL bilirkişi avansının mahkeme veznesine yatırmak üzere davalı-alacaklıya iki hafta kesin süre verilmesine, aksi halde imza itirazını kabul etmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği, bu celsenin Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 30.04.2020 tarihli kararı gereğince tarafların yokluğunda yapıldığı, duruşma zaptının davalı-alacaklı ...'e 19.10.2020 tarihinde TK 21/2 madde uyarınca tebliğ edildiği, bilirkişi masraf avansının yatırılmadığı, bu aşamalardan sonra dosyaya davalı-alacaklı vekili tarafından 11.07.2021 tarihinde vekaletname sunulduğu, vekaletname ibrazından sonra 12.07.2021 tarihli celseye taraf vekillerinin mesleki mazeretleri sebebiyle katılmadığı, 06.09.2021 tarihli son celsede ise davalı vekilinin bilirkişi ücretini yatırdıklarını, eğer yatırmadılar ise bilirkişi ücretini yatırmaları için kendilerine süre verilmesini talep ettikleri, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından aynı celsede imza itirazının kabulüne, takibin durdurulmasına karar verildiği, bilirkişi ücretinin karar tarihinden sonra 17.09.2021 tarihinde davalı-alacaklı vekili tarafından depo edildiği, dava sırasında davacı asile verilen kesin süre ve ihtaratın davacı asile usulüne uygun tebliğine rağmen işlem yapılmadığı, tebligat zarfı üzerinde açıkça 15.06.2020 tarihli duruşma zaptı varlığının beyan edildiği, bunun aksinin ispat edilemediği, yapılan ihtaratın HMK 324 madde koşullarını karşılandığı, ancak davalı-alacaklı tarafından bilirkişi ücreti yatırılmadığı, tensip zaptı uyarınca ve HMK 324 madde gereği davacı borçlu tarafından da bilirkişi ücreti depo edilmediği gerekçesi ile davalı-alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı vekilince, istinaf dilekçesi içeriğini beyanla kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK' nın 169,170 ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 324 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, sürelerin bitimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü hesaba katılmaz.
B) Hafta olarak belirlenen süre, son haftada başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biter.
C) Ay olarak belirlenen süre, son ayda başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biter.
D) Yıl olarak belirlenen süre, son yılda başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biter.
E) Ay olarak belirlenen sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre ertesi ayın ilk günü biter.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.