Hukuk Muhakemeleri Kanunu 96. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 96- (1) Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir.
(2) İlk derece ve istinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye kadar eski hâle getirme talebinde bulunmak mümkündür. Ancak, nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hâle getirme talebinde bulunulabilir.
Talebin şekli ve kapsamı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2013/3165 E., 2013/6590 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilinin eski hale getirme talebi HMK 95, 96/2, 100/2 maddelerinde belirtilen şartları taşımadığından reddine dair 29.9.2012 tarihli ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü
17. Hukuk Dairesi 2013/3165 E. , 2013/6590 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilinin eski hale getirme talebi HMK 95, 96/2, 100/2 maddelerinde belirtilen şartları taşımadığından reddine dair 29.9.2012 tarihli ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasarı ödemediğini belirterek şimdilik 7.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince yapılan araştırma sonucuna göre davaya konu kazanın 8.8.2008 tarihinde meydana geldiğini, davacı ile müvekkili arasında 9.8.2008 tarihinde kasko poliçesi yapıldığını, kaza tarihinde poliçe olmadığından hasardan sorumlu olmadıklarını, davacının kaza tarihinden sonra yaptırdığı sigorta poliçesinden yararlanmak için karşı aracın sürücüsü ile aralarında düzenledikleri maddi hasarlı trafik kazası tesbit tutanağına kaza tarihini 13.8.2008 olarak yazdığını, doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının davasını ikinci kez takipsiz bıraktığını anlaşıldığından HMK'nin 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; davacı vekili 19.6.2012 tarihli dilekçesi ile rahatsızlığı sebebiyle 14.6.2012 tarihli duruşmaya katılamadığını ve mazeret dilekçesi sunamadığını, ancak aynı mahkemenin 2009/1366 Esas sayılı dosyasına aynı gün için mazeret dilekçesi verdiğini, mahkemenin bu şekilde mazeretli olduğundan haberdar olduğunu
belirterek HMK'nin 95.maddesi uyarınca eski hale getirme talebinde bulunmuş; mahkemece davacı vekilinin eski hale getirme talebi HMK 95, 96/2, 100/2 maddelerinde belirtilen şartları taşımadığından reddine dair 29.9.2012 tarihli ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mülga 1086 Sayılı HUMK'nin yürürlükte olduğu 9.7.2009 tarihinde açılmıştır. 1086 Sayılı HUMK'nin 409/son bendi gereğince, birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hüküm uygulanır yani davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
Somut olayda, dava açılıp yargılama devam ederken davacı vekilinin mazeret bildirmeden duruşmaya katılmaması nedeniyle 7.12.2009 tarihinde (HUMK döneminde) dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş; davacı vekilinin 8.12.2009 tarihli yenileme dilekçesi üzerine davaya kaldığı yerden devam edilmiştir.
Bu defa davacı vekilinin 14.6.2012 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaması sebebiyle davacının davasını 2 kez takipsiz bıraktığı gerekçesiyle 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6100 Sayılı HMK'nin 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili 19.6.2012 tarihli dilekçesi ile 14.6.2012 tarihli duruşmaya hastalığı sebebiyle katılamadığını buna ilişkin doktor raporu bulunduğunu belirterek mahkemesinden eski hale getirme talebinde bulunmuş, mahkemece, 29.9.2012 tarihli ek karar ile HMK 95, 96/2 100/2 (son cümle) gereğince talebin eski hale getirme şartlarını taşımadığı, eski hale getirme talebinin yargılama devam ettiği sürece nihai karar verilinceye kadar kanunda veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde yapılmayan işlemler için geçerli olduğu davaya son veren usul hükümlerinin eski hale getirme talebi ile geri alınamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
HMK'nun 316.maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevlerine giren dava ve işlerin basit yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir.
Uyuşmazlık, basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda 01.10.2011 tarihinden önce açılmış ve bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan davalarda 1086 sayılı HUMK. nun 409 maddesinin mi, yoksa 6100 sayılı HMK. nun 320/4 maddesinin mi uygulanacağı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK. nun zaman bakımından uygulanma başlıklı 448 maddesi "Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır" hükmünü içermektedir. Sözü edilen yasa maddesinin 1086 sayılı yasada karşılığı 578. maddedir. Bu madde hükmüde " iş bu kanun muhtesep hakları ihlal etmemek şartıyla makabline şamildir."denmektedir. Buna göre somut olayda 1086 sayılı HUMK. nun yürürlükte olduğu dönemde yasanın 409/1 bendi bakımından tamamlanmış bir işlem de söz konusu olduğundan kazanılmış hakları ihlal etme yasağı karşısında 6100 sayılı Kanunun uygulanma olanağı bulunmadığı açıktır. Durum bu olunca anılan yasanın 320/4 bendinde belirtilen “işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olma koşulunun gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın 14.06.2012 tarihli duruşmaya katılmamış olması nedeni ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanunun 320/4 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkemenin 29.9.2012 tarihli ek karırının kaldırılmasına ve 14.6.2012 tarihli hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2012/25526 E., 2013/1661 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
HMK'nun 96/1. maddesine göre;
12. Hukuk Dairesi 2012/25526 E. , 2013/1661 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/06/2012
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Borçlunun kıymet takdirine itirazına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İcra mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK.nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan mahkeme kararları kesindir. Yargıtayca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin (REDDİNE),
2-Borçlunun haczedilemezlik şikayetine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK'nun 82/12. maddesi uyarınca borçlunun haline münasip evi haczedilemez. Mesken üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik istek, İİK'nun 16. maddesi uyarınca şikayet niteliğinde olup, aynı maddenin 1. fıkrası gereğince bu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine başvurulması gerekir.
Somut olayda borçluya ait taşınmaz üzerine haciz konulduğu, hacze ilişkin kıymet takdiri raporunun 18.04.2012 tarihinde tebliğ edilikten sonra borçlunun 07.05.2012 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda 22.04.2012 ile 02.05.2012 tarihleri arasında mazeretli olduğuna ilişkin rapor sunmak suretiyle haczedilen taşınmazın haline uygun meskeni olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını istediği anlaşılmıştır.
HMK.nun 95. maddesine göre “Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir.
Bu maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, elde olmayan bir sebeple, yani kusur olmaksızın gerçekleşen bir nedenden dolayı, kanunda belirtilen veya hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde yapılması gereken işlem yapılamazsa, eski hâle getirme yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir. Maddede, 1086 Sayılı Kanunun 166. maddesinde olduğu gibi “bu kanun” şeklinde bir ifadeye yer verilmeyip, genel olarak “kanun” denildiği için, sadece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda değil, medenî yargılamaya ilişkin diğer kanunlarda belirlenen kesin sürelerin kaçırılması hâlinde de, eski hâle getirme yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir. Örneğin, aile mahkemeleri veya tüketici mahkemelerine ilişkin özel hükümlerle getirilen sürelerin elde olmayan sebeplerle kaçırılmış olması halinde de bu hükümler uygulanacaktır.
HMK'nun 96/1. maddesine göre; Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir. Buna göre, eski hâle getirme talebi, işlemin süresinde yapılamamasına engel olan sebebin ortadan kalkmasından itibaren onbeş gün içinde ileri sürülmelidir. Süresinde yapılamayan işlem, şüphesiz eski hâle getirme talebiyle birlikte yapılabilir, buna bir engel yoktur; ancak, bu işlemin eski hâle getirme dilekçesiyle birlikte yapılması zorunlu olmayıp, onbeş günlük süre içinde olmak kaydı ile daha sonra yapılması da mümkündür. Bu durumda, talepte bulunan, işlemi yapmak için onbeş günlük süreye sahip hâle gelmektedir. Böylece, bir taraftan, işlemin yapılması için ilgiliye onbeş günlük süre tanınırken, diğer taraftan, eski hâle getirme talebinin kabulünden sonra, işlemin yapılabilmesi için tekrar bir süre verme zorunluluğu kaldırılarak, yargılamada çabukluk ilkesi gerçekleştirilmek istenmiştir.
Her ne kadar İİK'nun 65. maddesinde gecikmiş itiraz müessesesi düzenlenmiş ise de, anılan maddenin şikayetler hakkında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan şikayetler yönünden HMK'nun 95 ve 96. maddelerinde düzenlenen eski hale getirme kurumunun uygulanması gerekir. Aksi halde elde olmayan bir sebeple şikayet süresinin kaçırılması halinde telafisi imkansız sonuçların doğacağı muhtemeldir.
O halde mahkemece, HMK'nun 33. maddesinde yer alan hukuki tavsifin hakime ait olduğu kuralı uyarınca eski hale getirmeye ilişkin aynı kanunun 95 ve 96. maddeleri nazara alınarak, borçlunun mazereti tartışıldıktan sonra şikayetin süresinde olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile haczedilmezlik şikayetinin süre aşımı yönünden reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/6063 E., 2023/6951 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
e tebliğde komşuya haber verme zorunluluğunun bulunmadığı, bu nedenle tebligatın usulüne uygun olduğu, davalının hastanede uzun süre yatıyor olması eski hale getirme talebi olarak değerlendirilse bile hastaneden taburcu tarihinden itibaren 6100 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi gereğince 2 haftalık süre içerisinde eski hale getirme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davalı ...
11. Hukuk Dairesi 2023/6063 E. , 2023/6951 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/746 Esas, 2021/895 K.
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/382 E., 2020/243 K.
Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ek kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; 2008 yılında 15 yıllığına davalı şirkete müdür olarak atandığını, şirket ortaklarından davalı ...'nun yetkisi olmadığı halde şirketin banka hesabında 61.405,00 TL çektiğini, paranın iadesi için Ziraat Bankasına icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu, davalı ...'nun haksız ve usulsüz çektiği paranın kendisinden alınacağını anlayınca şirket karar defterinde şirket ortaklarından ikisinin imzasını taklit ederek kendisini müdürlükten azlettiğini, müdür olarak davalı ...'nun atandığını, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca aile hekimi olması nedeniyle davalının şirket müdürü olmasının yasal olmadığını ileri sürerek davalı ...'nun müdür olarak atanması işleminin iptali ile müdürlük görevine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket temsilcisi ve davalı asıl cevap dilekçesinde; davacının şirketin müdürü ya da ortağı olmadığını davacının şirket müdürlüğünden alınmasına yönelik iddiaların gerçek dışı olduğunu, davalı ...'nun aile hekimi olmasının şirkette müdür olarak görev yapmasına engel olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 05.06.2012 tarihinde şirket yetkililerince alınan kararda davacının sahtecilik iddiasında bulunduğu, davalı tarafın ibrazı istenilen karar defteri aslını ibraz etmediği, bu hususa ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı tarafa yemin teklifi edildiği, davalının elinde bulunmadığına özenle aradığı halde bulamadığına ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin ettiği, söz konusu kararda imzası bulunan Ekrem Özmacera'nın 13.09.2012 tarihli Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde söz konusu karar defterindeki imzasının kendisine ait olup olmadığını bilmediğini beyan ettiği, yine söz konusu kararda imzası bulunan Serdar Aslan'ın karar defterindeki imzasının kendisine ait olmadığını beyan ettiği, bu hali ile Serdar Aslan'a ait imzanın geçerliliğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı şirketin 05.06.2012 tarihli alınan kararının iptaline karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi 14.04.2021 tarihli ek kararı ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusu süresinde olmadığından istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya gerekçeli kararın usule aykırı olarak tebliğ edildiğini, davalının tebligat tarihinde hastanede tedavi altında olduğunu, tebligat zarfında işte olduğunun belirtildiğini ve en yakın komşusuna haber verilmediğini, İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin ihyası sağlanmadan karar verildiğini, davalı hakkındaki ceza davasının bekletici mesele yapılmadığını, şirket defterinin davalı da olmadığı hakkında usulüne uygun olarak yemin etmesine karşın bu hususun kararda göz ardı edildiğini, sadece şirket ortağı Serdar Aslan'ın beyanı esas alınarak karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının çektiği iddia edilen paranın şirketin parası olduğu ve şirket yararına harcandığını, davacının şirket ortağı olmadığını davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin ek kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'na 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebligatta, tebligat memurunun mernis adresine tebliğde komşuya haber verme zorunluluğunun bulunmadığı, bu nedenle tebligatın usulüne uygun olduğu, davalının hastanede uzun süre yatıyor olması eski hale getirme talebi olarak değerlendirilse bile hastaneden taburcu tarihinden itibaren 6100 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi gereğince 2 haftalık süre içerisinde eski hale getirme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ...'na gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, davalı şirketçe alınan davacının şirketteki müdürlük görevine son verilmesi işleminin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13. Hukuk Dairesi, 2020/1482 E., 2020/3594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Yine, aynı yasanın devamı maddelerinde de (6100 sayılı HMK'nun 95-100 maddeleri) eski hale getirilmeye yönelik usul ve esasları düzenlenmiştir.
13. Hukuk Dairesi 2020/1482 E. , 2020/3594 K.
"İçtihat Metni"
... İlaç San. ve Tic. A.Ş. vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinden verilen 26/12/2019 tarih ve 2018/891-2019/2307 sayılı hükmün davalı avukatınca duruşmalı temyiz edilmiş ise de, nisbi harç ve posta gideri yatırılmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Dava, davacı şirket ile dava dışı eczane arasında eczanenin doğmuş doğacak borcunun teminatı olarak verilen ipotekten dolayı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davalı vekilinin maktu harç yatırmak suretiyle süresinde temyiz başvurusunda bulunması üzerine bölge adliye mahkemesince nispi temyiz harcı ve posta giderlerinin yatırılması için çıkartılan muhtıra davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmiş; davalı vekili, verilen kesin süre geçtikten sonra eski hale getirme talebinde bulunmuştur.
6100 sayılı HMK'nun 98/2 maddesinde, eski hale getirme talebinin temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde Yargıtay’dan talep edilebileceği düzenlendiğinden Dairemizce davalı vekilinin eski hale getirme talebinin incelenmesine geçilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 95. maddesindeki düzenlemeye istinaden, elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse eski hale getirme talebinde bulunabilir. Yine, aynı yasanın devamı maddelerinde de (6100 sayılı HMK'nun 95-100 maddeleri) eski hale getirilmeye yönelik usul ve esasları düzenlenmiştir.
Somut olayda, bölge adliye mahkemesi kararı davalı vekiline elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmiş ve karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, ne varki temyiz harcını eksik yatırdığından ve temyiz giderlerini yatırmadığından tarafına çıkartılan muhtıra gereği verilen kesin sürede yerine getirilmeyerek eski hale getirme talebinde bulunulmuştur. Tebliğ evrakı incelendiğinde, ilgili muhtıranın elektronik tebligat yoluyla davalı vekiline tebliğ edildiği ve tebligatın elektronik posta adresine ulaştığı tarihte alıcısı tarafından açıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı vekili tarafından hastalık özüne dayanılarak yasal süresi içerisinde muhtıra gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle eski hale getirme talebinde bulunulmuş ise de, salt doktor raporunun varlığı yeterli olmayıp, anılan yasa hükmü uyarınca belirtilen hastalığın kişiyi yapması gereken işlerden alıkoyacak derecede acze düşürmüş olması gerekir. Davalı vekilinde oluşan mevcut rahatsızlığın Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce ortaya çıktığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliğinden sonra süresinde temyiz dilekçesi sunduğu ve maktu temyiz harcı yatırdığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı vekilinde oluşan mevcut hastalığın muhtıra gereğinin yerine getirilmesini engelleyici nitelikte olmadığı ve yasada öngörülen eski hale getirme koşullarının oluşmadığının kabulü gerekir.
Kaldı ki, 6100 sayılı HMK’nun 97/1. maddesi gereğince eski hale getirme talebinde bulunurken süresinde yapılamayan işlemin de eski hâle getirme talebinde bulunmak için öngörülen süre içinde yapılması zorunlu olup, davacı tarafından eski hale getirme talebinde bulunulurken nispi temyiz harcı ile temyiz giderlerini yatırmadığı anlaşılmaktadır. O halde davacının eski hale getirme talebinin reddi ile, verilen kesin süre içerisinde muhtıra gereği yerine getirilmediğinden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin eski hale getirme talebinin REDDİNE, muhtıra gereği yerine getirilmediğinden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 22/04/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2014/3993 E., 2014/8658 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bilindiği üzere HMK’nın eski hale getirmede süreyi düzenleyen 96. maddesine göre;
19. Hukuk Dairesi 2014/3993 E. , 2014/8658 K.
"İçtihat Metni"
Davacı ...Kırtasiye Telekomünikasyon Gıda Ürt. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vek. Av....ile davalı .... vek. Av ... aralarındaki menfi tespit davası hakkında .... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.11.2013 gün ve 2012/186 E. - 2013/680 K. sayılı hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu.
- K A R A R -
Yerel Mahkeme hükmü davalı vekili Av...16.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi HUMK'nun 432. md.'nde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 21.01.2014 tarihinde verilmiştir. Davalı vekili iş bu süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesi ve diğer dilekçeler ile kendisinin temyiz süresi içerisinde rahatsızlandığını ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi bölümünden verilen heyet raporu ile 30.12.2013-21.01.2014 tarihleri arasında rapor aldığını bildirerek eski hale getirme talebi ile birlikte temyizinin süresinde olduğunun kabul edilmesini ve temyiz incelemesi yapılmasını istemiştir. Anılan davalı vekiline ait raporun incelenmesinden .... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince verilmiş 20.01.2014 günlü rapor olduğu ve “humerus üst ve alt uç kırığı” nedeniyle 30.12.2013 tarihinden 19.01.2014 tarihine kadar istirahatinin uygun olacağının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Aynı raporda giriş ve çıkış tarihi olarak “20.01.2014 ayakta hasta” kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere HMK’nın eski hale getirmede süreyi düzenleyen 96. maddesine göre; “Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir.”
Diğer taraftan HMK’nın talep ve inceleme merciini düzenleyen 98/2. maddesinde; “ Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde ise Yargıtay'dan talep edilir.” denilmektedir.
Yukarıdaki yasa hükümleri karşısında davalı vekilinin 21.01.2014 tarihli eski hale getirme talebi süresinde ise de anılan rapor içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı vekili rahatsızlığı sebebiyle ayakta tedavi görmüştür. Kendisinin süresinde bir temyiz dilekçesi vermesi için bir avukat tevkil etmesine veya müvekkilini haberdar ederek onun tarafından süresinde temyiz dilekçesi verilmesine veya bizzat kendisinin süresinde temyiz dilekçesi vermesine engel bir durum bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı vekilinin eski hale getirme talebinin reddi gerekmiştir.
Öte yandan süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve ¾ sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin de reddi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin eski hale getirme talebinin reddine ve temyiz isteminin süre yönünden reddine 05.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, ilk derece yargılamalarında eski hale getirme talebi en geç ne zamana kadar yapılabilir?
A) Ön inceleme duruşmasına kadar
B) Tahkikat bitene kadar
C) Hüküm verilene kadar (Nihai karar)
D) Karar kesinleşene kadar
E) İlamın infazına kadar
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.