6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 122

Türk Ticaret Kanunu 122. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır. III - Rekabet yasağı anlaşması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

12 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2014/17279 E., 2015/12335 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
Davalı-birleşen davada davacı vekili, sözleşmenin davacı acente tarafından ihbar süresine uyulmaksızın haksız feshedildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 122. ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesinde öngörülen portföy tazminatının koşullarının oluşmadığını, davacı şirket aracılığıyla müşteri portföyüne katılan sigortalıların önemli bir kısmının ...'ya geçtiğini, davacının da 10.09.2012 tar
11. Hukuk Dairesi         2014/17279 E.  ,  2015/12335 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2014 tarih ve 2012/269-2014/98 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı-birleşen davada davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/11/2015 günü hazır bulunan davacı/birleşen davada davalı vekili Av. ... ile davalı/birleşen davada davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı-birleşen davada davalı .... vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 11.07.2008 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin 3 yıl süreli olduğunu, süre sonunda müvekkilince sözleşmenin 28.02.2012 tarihli ihtarla feshedildiğinin bildirildiğini, davalı sigorta şirketince keşide edilen 15.03.2012 tarihli cevabı ihtar ile sözleşme hükümleri uyarınca sözleşmenin fesih ihtarını takip eden 3 ay boyunca ayakta olduğunun bildirildiğini, buna rağmen müvekkilinin ekranlarının davalı tarafından kapatıldığını, müvekkiline ait müşterilerle ilgili bilgi verilmediğini, geri dönüşüm komisyonlarının ödenmediğini, müvekkilinin acentelik yapmasının fiilen engellendiğini, müvekkilince keşide edilen 08.06.2012 tarihli fesihname ile sözleşmenin haklı nedenle derhal feshedildiğini, müvekkilinin sözleşme süresi boyunca davalının iş hacmini genişletip, davalıya ait ticari işletmenin değerinde artış sağladığını, davalı şirkete yeni müşteriler kazandırdığından portföy tazminatını hakettiğini, davalı sigorta şirketinin 01.05.2011-01.05.2012 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde tüm acentelerine belli şartlarda portföy bonusu ödemeyi vaadettiğini, acente sadakat programına aykırı olarak bazı acentelere hak etmediği halde ikramiye/bonus ödemesi yapılıp, eşit durumdaki müvekkiline ikramiye ödemesi yapılmayarak acenteler arasında ayrımcılık yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL portföy tazminatı ve BK'nın 8. maddesi uyarınca ödeneceği vaadedilen portföy bonus ödemelerinde Sigortacılık Kanunu'nun 32. maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı hareket edilmesi ve acenteler arasında ayrımcılık yapılması nedeniyle 20.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davaya cevabında, acentelik sözleşmesinin 4. maddesi gereğince prim iadesi söz konusu olmadığından sigorta şirketinin müvekkilinden komisyon talep edemeyeceğini savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. Davalı-birleşen davada davacı vekili, sözleşmenin davacı acente tarafından ihbar süresine uyulmaksızın haksız feshedildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 122. ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesinde öngörülen portföy tazminatının koşullarının oluşmadığını, davacı şirket aracılığıyla müşteri portföyüne katılan sigortalıların önemli bir kısmının ...'ya geçtiğini, davacının da 10.09.2012 tarihinde ...'nin acentesi olduğunu, davacının acentler arasında ayrımcılık yapıldığına dair iddialarının yerinde olmadığını, davacı acentenin müvekkilince vaad edilen edimleri kazanmak için gerekli koşulları sağlamadığını, müvekkili şirketin acentelerine eşit muamele etme zorunluluğu bulunmadığını, davacının iddia ettiği promosyon ödemelerinin acentelerin sadakat ve performansına dayalı olduğunu, davacının portföyü 30.12.2011 tarihinde 2.000.000 TL müşteri portföyüne ulaşmadığından bonus ödemesine hak kazanmadığını, davacı acentenin dayandığı Sigortacılık Kanunu 32. ve 34. maddelerinin somut uyuşmalıkla ilgili olmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada, acentelik sözleşmesinin sona erdiği tarih itibariyle davalı acentenin müvekkili sigorta şirketine bireysel emeklilik sigortası komisyon hesabı ve hayat sigortası komisyon hesabından toplam 19.027,96 TL borcu bulunduğunu, borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalı acentenin haksız yere itiarz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada acentelik sözleşmesi davacı acente tarafından haklı bir sebebe dayanmaksızın sona erdirildiğinden 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde düzenlenen portföy tazminatı talep koşulunun gerçekleşmediği, sigorta şirketlerinin sigortalılara karşı iyiniyete aykırı davranışlarını cezalandıran idari para cezasının hükme bağlandığı Sigortacılık Kanunu'nun 34. maddesine dayalı tazminatı kendi adına talep etme olanağı bulunmayan davacının, davalının ayrımcılık ve iyi niyete aykırı hareketleri iddiası ile tazminat talebinin de haklı bulunmadığı, birleşen davada, davacı sigorta şirketinin TTK hükümlülerine göre usulüne uygun tutulmuş, lehine delil olma özelliğine sahip ticari defter kayıtları uyarınca davalı acenteden 17.834,32 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 17.834,32 TL asıl alacak bedeli üzerinden devamına, hükmolunan bedel üzerinden takdiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı-birleşen davada davalı .... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı-birleşen davada davacı ...'nin acenteler arasında ayrımcılık yaptığı iddiasının kanıtlanamamış olmasına, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesindeki yetki şartı uyarınca birleşen davadaki yetki itirazının yerinde olmamasına göre davacı-birleşen davada davalı .... vekilinin asıl ve birleşen dava ile ilgili olarak aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Asıl dava acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshi nedeniyle portföy tazminatı, davalı sigorta şirketinin acenteler arasında ayrımcılık yaptığı, davacıya ikramiye bonusu ödemediği iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise bireysel emeklilik sigortası komisyon hesabı ve hayat sigortası komisyon hesabından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl davada davacı .... vekili, taraflar arasındaki 11.07.2008 tarihli 3 yıl süreli acentelik sözleşmesinin süre sonunda müvekkilince 28.02.2012 tarihli ihtarla feshedildiğini, davalı sigorta şirketince keşide edilen 15.03.2012 tarihli cevabı ihtar ile sözleşme hükümleri uyarınca fesih ihbar sürelerine uyulmaması sebebiyle sözleşmenin fesih ihtarını takip eden 3 ay boyunca ayakta olduğunun bildirildiğini, buna rağmen bu 3 aylık sürede müvekkilinin ekranlarının davalı sigorta şirketi tarafından kapatıldığını, müvekkiline ait müşterilerle ilgili bilgi verilmediğini, geri dönüşüm komisyonlarının ödenmediğini, müvekkilinin acentelik yapmasının fiilen engellendiğini, müvekkilince keşide edilen 08.06.2012 tarihli fesihname ile sözleşmenin haklı nedenle derhal feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili de cevabında, davacı acentenin sözleşmede öngörülen fesih ihbar sürelerine uymaması nedeniyle müvekkilince davacıya gönderilen 15.03.2012 tarihli ihtarla sözleşmenin 01.06.2012 tarihinde sona ereceğinin bildirdiğini beyan ettiğine göre artık bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin ilk fesih ihtarından sonra 3 ay daha ayakta kaldığının kabulü gerekir. Asıl davada davacı acente vekili 08.06.2012 tarihli fesih ihtarında davalı sigorta şirketinin 15.03.2012 tarihli ihtarı ile sözleşmenin 3 daha ayakta olduğunu bildirmesine rağmen bu ihtardan sonra müvekkilinin acente ekranlarının kapatıldığını, ekralarının açılması yönündeki yazılı taleplerinin karşılanmadığını, müvekkilinin müşterileri ile ilgili bilgilerin verilmediğini, müvekkilinin acentelik yapmasının fiilen engellendiğini bildirerek acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddia ettiğine göre mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 2.ihtara kadar ayakta tutulduğu kabul edilerek sözleşmenin ikinci fesih ihtarında dayanılan sebeplerle haklı olarak feshedilip feshedilmediği konusunda olumlu olumsuz bir değerlendirme ve bu yönde bir araştırma yapılmadan dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde düzenlenen portföy tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada talep edilen portöy tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın bu nedenle davacı ...yararına bozulması gerekmiştir. 3-Birleşen dava, 31.01.2013 tarihinde açılmış ve 26.12.2013 tarihli celsede asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Asıl davada 02.12.2013 tarihli celse dosyanın bilirkişiye tevdi ile asıl dava ile ilgili olarak rapor alınması yönünde ara karar oluşturulmuştur. Bu ara kararın alındığı tarihte sigorta şirketinin açtığı itirazın iptali davasının henüz işbu dosya ile birleştirilmesine karar verilmemiştir. Ancak dosya bilirkişiye verilirken birleşen dosya asıl dosyanın arasına konulmuştur. Bilirkişiler sadece asıl dava ile ilgili rapor tanzimi konusunda görevlendirildiği halde dayanaklarını da açıklamadan sadece sigorta şirketin kayıtlarına göre ...'nin ...'nden 17.834,32 TL alacaklı olduğunu bildirmişlerdir. Birleşen dosyada asıl dava ile birleştirilmeden önce alınan 04.12.2013 tarihli raporda ise ...'nin ...'nden takip konusu meblağ kadar alacaklı olduğunun kanıtlayamadığı görüşü bildirilmiştir. Davacı-birleşen davada davalı .... vekili asıl davada alınan ve sadece davalı ...'nin defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesi hazırlanan rapordaki tespitlere, asıl ve birleşen davadaki raporlar arasındaki çelişkiye işaret ederek itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen dosyada alınan raporlar arasındaki çelişkileri giderecek, davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin raporlara karşı ileri sürdüğü ciddi itirazları karşılayacak denetime elverişli yeni bir rapor alınmadan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak asıl ve birleşen dava yönünden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı-birleşen davada davalı .... yararına bozulması gerekmiştir. 4-Bozma sebep ve şekline göre, davacı-birleşen davada davalı .... vekilinin birleşen davada hükmedilen icra inkar tazminatına yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin asıl ve birleşen dava ile ilgili sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davada davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davalarda verilen kararların .... yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı-birleşen davada davalı .... vekilinin birleşen davada hükmedilen icra inkar tazminatına yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davacı-birleşen davada davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2008/10296 E., 2010/5618 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDenizcilik İhtisas Mahkemesi
tam metni aç
Türk Ticaret Kanunu’nun 1225.maddesinin 1.fıkrasında, taraflar arasında bir sözleşme yoksa kurtarma veya yardım ücretinin halin icabı gözetilerek hak ve nasafet dairesinde tayin olunacağı, aynı maddenin son fıkrasında ise, kurtarma veya yardım ücretinin para olarak tayin olunaca
11. Hukuk Dairesi         2008/10296 E.  ,  2010/5618 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2002/592 E. Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 24.04.2008 tarih ve 2007/78 - 2008/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar (birleşen davanın davalıları)... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Centreal Beheer Schadeverzekerıng N.V vekili ile davalı (birleşen davanın davacısı) Kıyı Emniyeti Gn. Md. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı (birleşen dosyanın davalısı)... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Centreal Beheer Schadeverzekerıng N.V vekili Av. ... ile davalı (birleşen davanın davacısı) Kıyı Emniyeti Gn. Md. vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı karşı davacı Armatörler Liman İşlt. Tic. A.Ş. vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar... Gıda Sanayi Ve Ticaret AŞ, Centraal Beheer Schadeverzekerıng N.V vekili, davacı ... Sanayi ve Ticaret AŞ’nin İstanbul’da mukim gıda sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş, diğer davacının da davalı M.Melody gemisinin 2 ve 5 numaralı ambarlarında bulunan davacı ... AŞ’ne ait yükün sefer risklerine karşı sigortalayan şirket olduğunu, geminin 17.04.2000 tarihinde boşaltma limanı Ambarlı-Armaport’a vardığını, 18.04.2000 akşamı 1, 3 ve 4 numaralı ambarlarda bulunan yükün tahliyesine başlanıldığını, tahliye devam ederken 24.04.2000 tarihinde saat 16.00 sıralarında 3 numaralı ambarın alt kısımlarından duman geldiğini, ambara karbondioksit uygulaması sonucu yangının söndürüldüğü izlenimi hasıl olmuşsa da, aynı gün gece yarısından sonra 3 numaralı ambardan tekrar duman çıktığını, gemi kaptanının ambar kapaklarını açtırması nedeniyle oksijenle temas neticesi yükün alev aldığını ve yangının kontrolden çıktığını, davalı liman işletmesinin römorkörleri ile su sıkmasına rağmen bir sonuç alınamadığını, diğer davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Gn Md’ne ait römorkörlerin gecikmeli müdahalesi sonucu yangının tamamen söndürüldüğünü, davalı gemi donatanının müşterek avarya ilan ederek, dispeççi olarak da Londra’da mukim Richards Hogg Lindley Ltd’i tayin ettiğini, müvekkilinin 28.04.2000 tarihli garanti teminat mektubunu vererek yükünü teslim aldığını, henüz dispeççi raporunun ibraz edilmemesi nedeniyle müşterek avaryadan müvekkilinin hissesine isabet edecek payın belli olmadığını, davalı donatana ait geminin denize ve yüke elverişli olmaması nedeniyle çıkan yangından ve davacıya ait yükte meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, kurtarma ve yardım işlerini tekel halinde yürüten davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri’nin yangından 24.04.2000 günü saat 16.00’da haberdar olduğu halde bir müdahalede bulunmadığını, 25.04.2000 tarihinde saat 03.20’de talep üzerine gecikmeyle müdahale ettiğini, adı geçen davalının kurtarma-yardım hizmetini layıkıyla yerine getirmediğini, diğer davalı Armaport’un da yangın söndürme çalışmaları sırasında olayın ciddiyetini yeterince değerlendiremediğini ve yangın söndürme organizasyonunda gereken koordinasyonu sağlayamadığını ileri sürerek, davacıya ait yükte meydana gelen hasar ve müşterek avarya paylaştırılmasında davacı payına düşecek kısım için uğranılabilecek en yüksek zarar miktarı olan 1.905.000 USD’nın ve 1.482.000 DM’nın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı donatana ait M.Melody gemisi üzerinde davacının gemi alacaklısı hakkı olduğunun tespitine, yükün tahliyesini temin için verilen garanti mektubunun davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı (birleşen davanın davacısı) Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili, 24.04.2000 tarihinde saat 16.40 sıralarında M.Melody isimli geminin yangın tehlikesi geçirdiği, ancak gemi ve liman ilgilileri tarafından yangın tehlikesinin bertaraf edildiği ve bir tehlikenin olmadığı hususunun müvekkiline bildirildiğini, 25.04.2000 tarihinde saat 02.30 sıralarında tekrar başlayan yangının ihbarı üzerine gerekli yardımın yapılarak yangının söndürüldüğünü, müvekkiline izafe edilecek kusur bulunmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş; birleşen dava ile de, 390.222 USD kurtarma-yardım, yangın söndürme alacağının olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline veya teminat olarak verilen 500.000 USD bedelli teminat mektubu üzerinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Diğer davalılar vekilleri, davanın reddini istemişleridir. Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, M.Melody gemisinin İstanbul Armaport Limanı’na bağlı iken 24.04.2000 tarihinde saat 16.00 sıralarında çıkan yangının Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Gn Md’den 25.04.2000 tarihinde yardım istenmesi üzerine Kıyı Emniyeti tarafından görevlendirilen römorkörler ile söndürüldüğü, kurtarma ve yardımın başarı ile sonuçlandığı, ilk müdahalenin gemi, liman ve kara itfaiyesi tarafından yapıldığı göz önüne alındığında gemi içerisinde bulunan yükün ne kadarının gemi, liman ve itfaiye tarafından, ne kadarının Kıyı Emniyeti tarafından hasara uğratıldığının tespitinin mümkün olmadığı, Kıyı Emniyeti’nin kendisine düşen edimi yerine getirdiği ve kusursuz olduğu, davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Gn. Md.lüğü, husumet yöneltilemeyeceği; birleşen davada, göze alınan tehlike ve tazmin sorumluluğu nazara alındığında masraflar dahil davacı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Gn. Md.üğünün toplam 218.967 USD kurtarma ve yardım ücret alacağının doğduğu, ancak M.Melody gemisinin 1, 3 ve 4 numaralı ambarlarındaki yükü temsilen Ak Sigorta AŞ, Güneş Sigorta AŞ ve Commercial Union Sigorta AŞ ile Kıyı Emniyeti arasında yapılan protokol ile mutabakata varıldığı ve yine M.Melody gemisinin donatanı ve kaptanı adına vekili ile gene Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Gn. Md.lüğü arasında yapılan protokol ile de gemiye hasren kurtarma-yardım ücreti yönünden mutabakat yapıldığı, geriye kalan 2 ve 5 numaralı ambar yüküne düşen alacak miktarının 58.967 USD olduğu sonucuna varılarak, asıl davada davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Gn.Md.lüğü hakkındaki davanın husumet nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen davada 58.967 USD’nın 25.04.2008 olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının... Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ ile Centraal Beheer Schadeverzekerıng N.V’den müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar (birleşen davanın davalıları)... Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ ile Centraal Beheer Schadeverzekerıng N.V vekili ile davalı(birleşen davanın davacısı) Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Gn Md vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dışı Garanti Bankası A.Ş. tarafından davalı(karşı davacı) Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne hitaben düzenlenen ve konusu “yükün kurtarılması hizmetine ilişkin ücretin ödenmesinin teminatı” olarak verilen teminat mektubunun davalı (karşı davacı) elinde tutulmasında hukuki yararının bulunduğunun anlaşılmış olmasına göre, davacılar (karşı davalılar) vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davalı(karşı davacı) vekilinin temyizine gelince; Asıl davada davacılar vekili, davalı(karşı davacı) Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen kurtarma yardım hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle davacı şirkete ait yükte meydana gelen hasar bedeli ile müşterek avarya paylaşımında davacı payına düşecek kısım nedeniyle ödenecek miktarın tahsilini istemiştir. Davacılar vekilinin 07.02.2005 tarihli dilekçesinde davacı ... Tic AŞ’nin, davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından kurtarma yardım hizmeti verilen gemideki yükün bir kısmının maliki, diğer davacı şirket ise bu yükün sigortacısı olduğu, dava tarihinden önce davacı sigorta şirketi tarafından yükte meydana gelen hasar nedeniyle sigorta bedelinin davacı yük sahibi şirkete ödendiğini, beyan edilmiş olması karşısında yükteki hasar nedeniyle dava açma hakkının hangi şirkete ait olduğunun açıklığa kavuşturularak, davacı ... Tic AŞ’nin dava hakkı olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan, mahkemece dava konusu kurtarma yardım hizmetlerinin yerine getirilmesinde davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün kusulu olmadığı belirlenmiştir. Bu durumda asıl davada davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle değil, esastan reddiyle davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3.kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, asıl davada verilen kararın bu nedenlerle davalı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü yararına bozulması gerekmiştir. 3-Karşılık davacı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili, müvekkili tarafından verilen kurtarma yardım hizmetlerinden doğan 309.222 USD ücret alacağının tahsilini istemiş, mahkemece 58.967 USD’na hükmedilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1225.maddesinin 1.fıkrasında, taraflar arasında bir sözleşme yoksa kurtarma veya yardım ücretinin halin icabı gözetilerek hak ve nasafet dairesinde tayin olunacağı, aynı maddenin son fıkrasında ise, kurtarma veya yardım ücretinin para olarak tayin olunacağı, ilgililerin oybirliği olmadıkça ücretin emniyet altına alınan veya kurtarılan şeylerin değerinin bir yüzdesi nisbetinde tespit edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. TTK’nun 1226.maddesi hükmüne göre kurtarma yardım ücretinin tespitinde, “elde edilen netice, çalışmış olanların emeği ve hizmeti, emniyet altına alınan veya kurtarılan geminin ve içindeki can ve malların maruz kaldıkları tehlike, yardım veya kurtarmaya iştirak etmiş olanların kendileri ve gemileri için göze aldıkları tehlike, sarfedilen zaman, meydana gelen zararlar ve yapılan masraflar, kurtarma veya yardıma iştirak etmiş olanların göze aldıkları tazmin mesuliyeti veya diğer mahzurlar tehlikeye soktukları malzemelerin değeri ve yardım eden veya kurtaran gemi hususi bir maksada tahsis edilmişse bu maksat” nazara alınmalıdır. Uyuşmazlığa konu kurtarma yardım hizmeti nedeniyle taraflar arasında bir sözleşme bulunmamaktadır. Bu durumda, karşılık davacı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün karşı davalıdan isteyebileceği ücretin, anılan TTK hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan 30.01.2006 tarihli bilirkişi raporunda kurtarma yardıma katılan gemiler ile kullanılan su ve köpük miktarı belirtildikten sonra değerlendirmeye alınan diğer etkenler sayılmış, gemi ve içindeki yükün kurtarılması için toplam 218.967 USD ücret istenebileceği, (karşı davalı) yük sahibine isabet eden miktarın da 58.967 USD olacağı belirtilmiştir. Karşı davalı vekili 13.02.2006 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporunda belirlenen ücretin hak ve nasafete uygun olmadığını, karşı davalı tarafın elde ettiği menfaat ile verilen hizmetin niteliğinin dikkate alınmadığını, raporda ücretin nasıl hesaplandığının açıkça gösterilmediğini itirazen bildirmiştir. Taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan 07.02.2008 tarihli ek raporda , “kurtarma yardım ücretinin hesaplanmasında TTK’nun 1226.maddesindeki hususların ayrı ayrı değerlendirildiğini ve puanlandırıldığı, hesaplamanın buna göre yapıldığı” belirtilmiş, ancak yapıldığı söylenen puanlamaya ilişkin denetime elverişli veriler gösterilmemiştir. Mahkemece karşı davacı ... ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile karşı davalı yük sahibi arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı dikkate alınarak, kurtarma yardım ücretinin tespitinde dikkate alınması gereken ve TTK’nun 1226.maddesinde sayılan unsurlar ve bunların ne miktar ve oranda ücretin belirlenmesine etken olduğu konusunda uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak, karşı davacı vekilinin 13.02.2006 ve 22.04.2008 tarihli dilekçelerindeki ciddi itirazlarının da cevaplandırılması gerekirken, eksik inceleme ile karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya yönelik davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı(karşı davacı) Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacılar -birleşen dava davalıları... Gıda San. Tic. A.Ş. ve Centreal Beheer Schade Verzekering N.V.'den alınarak davalı - birleşen dava davalısı Kıyı Emniyet Ve Gemi Kurtarma İşlt. Genel Müd.'ne verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı birleşen dava davalılarından alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı birleşen dava davacısına iadesine, 20.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/3859 E., 2024/8984 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
tkisi tanınan bölgede sözleşmeye aykırı olarak kendi nam ve hesabına sattığı hususunun davalının da kabulünde olduğu ve satış yapmama yükümlülüğünü ihlal ettiği, bu sebeple davacı ...'ın davalıdan sözleşmede öngörülen cezai şart alacağı ve 6102 sayılı TTK'nın 122 nci maddesi uyarınca uygun bir portföy (denkleştirme) tazminatı talep hakkı bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince de hükme esas alınan bili
11. Hukuk Dairesi         2024/3859 E.  ,  2024/8984 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/351 Esas, 2024/511 Karar HÜKÜM : Aktif husumet yokluğundan ret, kısmen kabul Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.12.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... A.Ş.'nin 1986 yılından beri Irak piyasasında iş yapan bir şirket olduğunu, davalı şirket ile 2009 yılına kadar ihracat partisi bazında sürdürülen tek satıcılık anlaşmasının, 2009 yılında sürekli tek satıcılık sözleşmesine dönüştürüldüğünü, sözleşmenin beş yıl süre ile bağıtlandığını, ancak 2012 yılından itibaren davacının çalışmasının davalı tarafından baltalandığını, davalının bir taraftan tek satıcılık sözleşmesini ihlâl ederken diğer taraftan haksız rekabette bulunduğunu iddia ederek davalının sözleşmeyi ihlâl ettiğinin tespiti ile Irak'a 2012-2014 yılları arasında bizzat veya başkaları marifetiyle mal satıp satmadığının tespitine, uğranılan zararın tespiti ile bu zarara mahsuben şimdilik 10.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki münhasır tek satıcılık sözleşmesinin 26.02.2014 tarihinde sona ermiş olması nedeniyle 2001 yılından itibaren süregelen başarılı ilişki nedeniyle müvekkili şirket adına uygun bir denkleştirme bedeli tespit ve tayinine, fazlaya ait talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 USD'nin tahsiline, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile davalının bizzat veya dolaylı olarak gerçekleştirdiği ihracatlar nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri uyarınca ihracat bedellerinin müvekkili şirkete intikal ettirilmesine ve bu kalem için şimdilik 1.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile denkleştirme tazminatı olarak 278.425.66 USD, cezai şart olarak 540.768.38 USD, haksız rekabet tazminatı olarak 1.180.81 USD talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2009 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesinin davalı şirket ile davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat ... A.Ş. arasında imzalandığını, dolayısıyla diğer davacının davada husumeti bulunmadığını, haksız rekabete ilişkin davalarda zamanaşımının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl olduğunu, davacı yanın haksız rekabet tazminatına ilişkin taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, 2009 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı ... ile davalı arasında akdedilen 23.02.2009 tarihli sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, tek satıcı davacı ...'ın davalı tarafından üretilen ürünleri sözleşmede belirlenen süre içinde Irak'ta satmayı, davalının ise bu bölgeye başka bir aracı ile girmeyeceğini, diğer bir deyişle başka bir kişiye satıcılık vermeyeceğini kabul ettiği, sözleşmenin niteliği, taraflar arasındaki uygulama, sözleşmede açıkça üreticiye satış yetkisi tanınmamış olması ve bu hakkın açıkça saklı tutulmaması karşısında, davalının kendisinin de o bölgede satış yapamayacağı, ancak davalının ürettiği malları davacı tek satıcıya satış yetkisi tanınan bölgede sözleşmeye aykırı olarak kendi nam ve hesabına sattığı hususunun davalının da kabulünde olduğu ve satış yapmama yükümlülüğünü ihlal ettiği, bu sebeple davacı ...'ın davalıdan sözleşmede öngörülen cezai şart alacağı ve 6102 sayılı TTK'nın 122 nci maddesi uyarınca uygun bir portföy (denkleştirme) tazminatı talep hakkı bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince de hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği 23.02.2014 tarih itibariyle davacının cezai şart alacağı ve denkleştirme tazminatının hesaplandığı ve taraflarca da söz konusu hesaplama yöntemine ve miktarlara herhangi bir somut itiraz yapılmadığından taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğu, davacının talep arttırım dilekçesi ile talep ettiği fazlaya ilişkin talebi ve davacının sözleşmeye aykırılık temeline dayalı iddialarının haksız rekabet kapsamına girmediği gerekçesiyle davacı Uluçınar Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne, 278.425,66 USD denkleştirme tazminatı ile 212.325,92 USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 490.751,58 USD alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat taleplerine ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili ile davalı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. ile davalı arasında akdedilen 23.02.2009 tarihli yetkili satıcı sözleşmesi başlıklı sözleşmeden kaynaklanan, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini, denkleştirme tazminatı, cezai şart ve haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 23 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...ye verilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, temyiz harcı peşin alındığından ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'den başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/5287 E., 2024/1737 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ış olması nedeniyle yetki şartının geçersiz olduğu ileri sürülmüşse de, dava konusu taşımaya ilişkin konişmentoya davacı tarafça da delil olarak dayanıldığı, taşıma sözleşmesi konşimentoya göre ifa edilerek yükün alıcısına teslim edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 1229 uncu maddesine göre konişmentonun, yükletenin beyanına göre taşıyan tarafından düzenleneceği, 1230 ve devamı maddeler uyarınca konişme
11. Hukuk Dairesi         2022/5287 E.  ,  2024/1737 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/111 Esas, 2022/972 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/484 E., 2021/427 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı Laschinger Seafood ...'ye satmış olduğu dondurulmuş ... ürünlerinin İzmir'den Almanya'ya taşınması için Bdp İnternational Lo. Ltd. Şti. ile navlun sözleşmesi imzalandğını, navlun bedelinin ödendiğini, sözleşme kapsamında, davalı ... tarafından tahsis edilen soğuk ... depolu 4 adet konteyner ile APL Minnesota gemisine 29.03.2020 tarihinde emtiaların yüklendiğini, malın tesliminden sonra MSWU9094769 numaralı konteynerdeki ürünlerin bozulduğunun anlaşıldığını ve müvekkiline bu durumun ihtar edildiğini, bozuk ürün tutarının cari hesaptan mahsup edildiğini, işbu zararın tazmini için davalıya ihtarname keşide edildiği halde borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, itiraz ile takibin durduğunu ileri sürerek İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2020/19873 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, milletlerarası yetki itirazlarının olduğunu, 910496660 numaralı konşimentonun arka yüzünde yer ... navlun sözleşmesinin 26 ncı maddesinde yetki anlaşmasına göre İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Maersk Denizcilik A.Ş. işbu taşımaya aracılıkta yapmadığından, müvekkili ...'ye izafeten acentesi sıfatı ile dava yöneltilemeyeceğini, davacının emtia nakliyat sigortasından zararını tazmin ... etmediğinin belli olmadığını ileri sürerek usulden ve esastan davanın reddine karar verilmesi istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yurtdışına ihraç ettiği dondurulmuş ... ürünlerinin Aliağa Limanından Almanya'daki limana davalı ... tarafından SEJJ910496660 numaralı konşimento tahtında APL MINNESSOTA isimli gemi ile taşındığı, konişmentonun davalı ... tarafından imzalandığı, ...'nin Danimarka'da mukim yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtianın Türkiye-Almanya taşımasının ifasına ilişkin olması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında taşıma şartaları 26 ncı bölümünde yer ... yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra Yüksek Adalet Mahkemesi olduğu, yabancılık unsur taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde öncelikle mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiği, 5718 sayılı Milletlerarası ... Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 47 nci maddesi uyarınca, yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden ... uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılmasının mümkün olduğu, yetki şartının, taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebileceği, eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine, davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, ... taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun arka sayfası 26 ncı bölümüde bulunan yetki klozunun davacı ... bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvru dilekçesinde özetle, dava konusu yükteki zararın oluşma tarihi itibariyle konişmento hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağını, 5718 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca haksız fiilden ... borç ilişkisi ile daha sıkı ilişkili olan Türk Hukukunun uyuşmazlığa uygulanması gerektiğini, konişmentonun hasar tarihinde henüz düzenlenmediğini, davalı şirketinin Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğunu, milletlerarası yetki itirazında bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğunu, yetki anlaşmasının ... taraflı yapılamayacağını, somut olayda konşimentonun her iki tarafça imzalanmamış olması nedeniyle yetki şartının geçersiz olduğunu, yetki şartının bir an için geçerli olduğu düşünülse dahi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve devamı maddeleri uyarınca genel işlem şartı mahiyetinde olup yazılmamış sayılacağını, Forum Non Conveniens Doktrini uyarınca, uyuşmazlığa Türk Mahkemelerinin bakması gerektiğini, yükteki hasarın, Aliağa liman sahasında davalıların hakimiyet alanında iken gemiye yükleme için bekletildiği esnada oluştuğunu, dava konusu emtianın, APL MINNESOTA gemisine yüklenmeden önce 01.04.2020 tarihli konşimento henüz düzenlenmemiş iken ısı zincirinin bozulması sebebiyle zayi olduğunu, dolayısıyla konişmentoya bağlı bir hasarın söz konusu olmadığını, uyuşmazlığa bakmakla yetkili mahkemeyi tespit etmek için konişmento hükümlerine bakılamayacağını, dosyada mübrez ısı raporlarından görüldüğü üzere, davaya konu emtianın 26-27-28 Mart 2020 tarihlerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1178 ... maddesinin üçüncü fıkrası davalıların hakimiyet alanında yükün gemi güvertesine yüklenmesi için liman sahasında bekletildiği esnada, konteynerin elektrik destek ünitesine bağlanmaması yüzünden ısı değerlerinin yükselmesi sonucu bozulduğunu, dolayısıyla yükteki hasarın, emtia henüz gemiye yüklenmeden ve konişmento henüz düzenlenmeden ve hükümleri yürürlüğe girmeden oluştuğunu, konişmentodan ... borcun yükleme vakalarına dayandığını, yükleme olgusundan soyutlanmış olmadığını, yükleme başlamadan önce konişmentonun hukuki varlığından söz edilemeyeceğini, haksız fiilden ... borç ilişkisinde zararın meydana geldiği ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, zarar görenin Türk şirketi, zararın meydana geldiği yerin Türkiye, akdi taşıyanın Türk şirketi, davalı şirketlerin fiili idare merkezlerinin Türkiye'de bulunması nedeniyle herkes için en sıkı ilişkili hukukun Türk Hukuku olduğunu, müvekkilinin konişmentonun arka yüzünde imzasının bulunmadığını, yetki şartından haberdar olmadığını, mahkemece konşimentonun arkasında olduğu belirtilen kayıtların ... dosyaya celp edilmeden davalının suretini sunduğu belgelere göre karar verildiğini, konişmentonun, sadece taşıyana istediği yerde dava açma hakkı tanıdığını, dürüstlük kuralına aykırı olarak davacı aleyhine durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler içerdiğini, akdi taşıyanın yerleşim yerine göre İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, 5718 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre tarafların sözleşmeden ... borç ilişkileri hakkında hukuk seçimi yapabileceklerini, seçilen hukuk ile anlaşılması gerekenin maddi hukuk hükümlerinin uygulanması olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin yurtdışına ihraç ettiği dondurulmuş ... ürünlerinin Aliağa Limanından Almanya Limanına taşınması hususunda, hakkında tefrik kararı verilen davalı ... İnternational Lo. Ltd. Şti. ile navlun sözleşmesi akdettiği, davacı şirket tarafından navlun ücretinin akdi taşıyan Bdp İnternational Lo. Ltd. Şti.ce düzenlenen faturaya binaen ödemesinin yapıldığı, emtianın davalı ... tarafından 01.04.2020 tarihli SEJJ910496660 numaralı konişmento tahtında APL MINNESSOTA isimli gemi ile taşındığı, konşimento üzerinde emtianın gemiye yüklenme tarihinin 29.03.2020 olarak göründüğü, davacı şirketin konişmentoda Shipper (yükleten) olarak yer aldığı, konişmentonun davalı ... tarafından imzalandığı, davacı tarafça emtia hasarının henüz konişmento düzenlenmeden önce 26-27-28 Mart 2020 tarihlerinde davalıların hakimiyet alanında yükün gemi güvertesine yüklenmesi için liman sahasında bekletildiği esnada konteynerin elektrik destek ünitesine bağlanmaması yüzünden ısı değerlerinin yükselmesi sonucu meydana geldiğinin iddia edildiği, davalı ...'nin, Danimarka'da mukim yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Türkiye-Almanya taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında taşıma şartları 26. bölümünde yer ... yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra Yüksek Adalet Mahkemesi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 1200 üncü maddesine göre, navlun borçlusunun taşıtan olduğu, navlun faturası kime kesilmişse o kişinin taşıtan sıfatını haiz olduğu, somut uyuşmazlıkta navlun faturası davacı şirkete kesilmiş olduğundan davacının dava konusu taşımada taşıtan sıfatına haiz olup, aynı zamanda konişmentoda yükleten (Shipper) sıfatının bulunduğu, bu durumda, davacının taşıtan ve yükleten, davalı ...'nin fiili taşıyan, davanın da davalı taşıyana izafeten acenteye yöneltildiği, doktrindeki baskın görüşe göre konteyner (kırkambar) taşıması niteliğindeki taşımada esas alınması gerekenin konişmento ve arkasındaki taşıma şartları olduğu, bu şartların taşıtan ve yükleten sıfatındaki davacıyı bağladığı, davacı vekilince, müvekkilinin konişmentonun arka yüzünde imzasının bulunmadığı, yetki şartından haberdar olmadığı, konişmentonun her iki tarafça imza altına alınmamış olması nedeniyle yetki şartının geçersiz olduğu ileri sürülmüşse de, dava konusu taşımaya ilişkin konişmentoya davacı tarafça da delil olarak dayanıldığı, taşıma sözleşmesi konşimentoya göre ifa edilerek yükün alıcısına teslim edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 1229 uncu maddesine göre konişmentonun, yükletenin beyanına göre taşıyan tarafından düzenleneceği, 1230 ve devamı maddeler uyarınca konişmento kıymetli evrak olduğundan taşıyanın imzasını içermesinin yeterli olduğu, yükletenin imzasının isteğe bağlı olduğu, ibraz edilen konşimentoda taşıyanın imzasının bulunduğu, dolayısıyla konişmentonun geçerli olduğu, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan taşıma sözleşmesi mevcut olup, bu ilişkiden ... uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşmasının mümkün olduğu, davada münhasır yetki veya kamu düzeninin sözkonusu olmadığı, yetkili kılınan mahkemenin belirli olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereği yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartı genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığından, Türk Mahkemesinde dava açılamayacağı, yetki sözleşmesinin tarafları tacir olduğundan, tacirler arasında 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, yetki şartında 6098 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin ikinci fıkrası anlamında taşıma ilişkisinin niteliğine aykırı bir kayıt bulunmadığı, uluslararası yetki şartının aynı Kanun'un 25 ... maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı niteliğinin olmadığı, yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşıdığı ve taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığı, öte yandan 6102 sayılı Kanun'un 1178 ... maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendine göre eşya, emtia, davacı yükletenden davalı taşıyanca teslim alındığı andan, taşıyan tarafından gönderilene teslim edildiği ana kadar taşıyanın hâkimiyetinde sayılacağından, iddiaya göre hasarın eşyanın gemiye yüklenmek üzere davalıya ait konteynerlerde limanda bekletildiği sırada meydana gelmesinin, taşıma sözleşmesi hükümlerinin uygulanması bakımından sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazları yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı tarafça ihracatı yapılan emtianın, davalı sorumluluğunda ... taşıması hizmetinin ifası esnasında hasarlandığı beyanı ile oluşan zararların tazmini talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlık soomut olayda milletlerarası yetki itirazının hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 17, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3.5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi. 4. .6102 sayılı Kanun'un 1178, 1200, 1229, 1230 uncu maddeleri. 5. 6098 sayılı Kanun'un 20, 21,25 ... maddeleri. 6.4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/4857 E., 2023/6981 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 23 üncü maddeleri.
11. Hukuk Dairesi         2022/4857 E.  ,  2023/6981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/167 Esas, 2022/261 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1272 E., 2019/781 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı ... A.Ş. vekili, duruşmasız olarak davacı ... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... A.Ş.'nin 1986 yılından beri Irak piyasasında iş yapan bir şirket olduğunu, davalı şirket ile 2009 yılına kadar ihracat partisi bazında sürdürülen tek satıcılık anlaşmasının, 2009 yılında sürekli tek satıcılık sözleşmesine dönüştürüldüğünü, sözleşmenin beş yıl süre ile bağıtlandığını, ancak 2012 yılından itibaren davacının çalışmasının davalı tarafından baltalandığını, davalının bir taraftan tek satıcılık sözleşmesini ihlâl ederken diğer taraftan haksız rekabette bulunduğunu iddia ederek davalının sözleşmeyi ihlâl ettiğinin tespiti ile Irak'a 2012-2014 yılları arasında bizzat veya başkaları marifetiyle mal satıp satmadığının tespitine, uğranılan zararın tespiti ile bu zarara mahsuben şimdilik 10.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki münhasır tek satıcılık sözleşmesinin 26.02.2014 tarihinde sona ermiş olması nedeniyle 2001 yılından itibaren süregelen başarılı ilişki nedeniyle müvekkili şirket adına uygun bir denkleştirme bedeli tespit ve tayinine, fazlaya ait talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 USD'nin tahsiline, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile davalının bizzat veya dolaylı olarak gerçekleştirdiği ihracatlar nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri uyarınca ihracat bedellerinin müvekkili şirkete intikal ettirilmesine ve bu kalem için şimdilik 1.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2009 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesinin davalı şirket ile davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat ... A.Ş. arasında imzalandığını, dolayısıyla diğer davacının davada husumeti bulunmadığını, haksız rekabete ilişkin davalarda zamanaşımının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl olduğunu, davacı yanın haksız rekabet tazminatına ilişkin taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, 2009 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin sadece davalı ile davacılardan ... arasında bağıtlandığı, sözleşme altında diğer davacı ... adına imza bulunmadığı, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmede üreticinin tek satıcı bölgesinde doğrudan doğruya mal satması açıkça yasaklanmasa dahi bu hakkın saklı tutulduğu sözleşmede açıkça belirlenmedikçe üretici davalının, tek satış bölgesinde kendi adına da satış yapamayacağı, davalının sözleşme süresi içinde davacının tekel hakkı bulunduğu Irak bölgesinde doğrudan doğruya mal satmak suretiyle sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne, 278.425,66 USD denkleştirme tazminatı ile 212.325,92 USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 490.751,58 USD alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin yeni sona erme tarihinin 23.02.2015 tarihine uzatılmış olduğunu, fesih ihbarının 23.01.2014 tarihinde yapılması şart olup bu süreden sonra yapılan fesih ihbarının şayet yeni bir sözleşme yapılmamışsa geçerli olamayacağını, dolayısıyla tüm tazminatların (zararların) hesaplanmasındaki esas alınacak tarihin, asgari 23.02.2015 tarihi olacağını, aslında bu tarihin dahi zararların hesaplanmasında esas alınabilecek tarih olmadığını, davacılardan ...'ın davasının aktif husumet yönünden reddedilmesinin yanlış olduğunu, davalı tarafın anılan şirketin ihalelere girmesine Irak'taki mevzuat ve bazı önemli ilişkiler nedeniyle izin verdiğini ve ...'ın da ...'ın yanı sıra ihalelere davalının gerekli belgeleri ona da vermesi nedeniyle girdiğini, kazandığını ve ihracatı gerçekleştirdiğini, tek satıcılık sözleşmesinin yazılı olmasının gerekmediğini, yani bu sözleşmelerde şekil şartı olmadığını, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunu, aksi hâlde bu davacının ihalelere katılmasının mümkün olmayacağını, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı ve yazılı tek satıcılık sözleşmesinde bu davacının imzası bulunmadığı cihetle bu davalının cezai şartla ilgili hükümden yararlanmasının mümkün olmadığını, ancak diğer tazminat haklarından aktif husumet nedeniyle mahrum edilmesinin mümkün olmadığını, kâr mahrumiyeti taleplerine ilişkin harç yatırılmadığı yolundaki tespitin doğru olmadığını, davalarını açarken bu kalemle ilgili harcı da 10.000,00 USD üzerinden yatırdıklarını, taleplerinin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını, bu talebin hukuki sonuç doğurmayacağı yolundaki Mahkeme görüşünde isabet bulunmadığını, haksız rekabet hükümlerinin ne lafzı ne de ruhunun yerel Mahkeme tarafından anlaşılamadığını belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin doğrudan satış yapma hakkının korunması ve dolaylı satışlar için davacı şirkete münhasırlık yerine öncelik hakkı tanınmış olması karşısında uyuşmazlık konusu sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı ... A.Ş.'nin sözleşmenin imzalandığı 23.02.2009 tarihinden itibaren sadece 4 ay gibi kısa bir süre alım yaptığını, sözleşmede süreklilik unsurunun oluşmadığını, davaya konu olan yetkili satıcılık sözleşmesi incelediğinde, asgari miktarda ürün satın alma, reklam ve tanıtım yapma, stok yapma gibi tek satıcılık sözleşmesinin ayırt edici özelliklerinden hiçbirisinin bulunmadığının görüleceğini, dava dosyası içeriğinde davacı şirketin bu yönde faaliyetlerde bulunduğuna yönelik bir bilgi ve iddia da yer almadığını, müşteri potansiyelinin artırılması ve sürekli yeni müşteriler kazanılması açısından bakıldığında davacı şirketin tek müşterisinin Irak Sanayi Bakanlığı olduğunun anlaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 4/(b) maddesi uyarınca üreticinin cezai şart bedelini ödeyerek başka alıcılar ile satış yapabilme imkanına sahip olduğunu, diğer bir deyişle sözleşmede ifa yerine cezai şart kararlaştırılmış olmasının da, yetkili satıcıya münhasırlık yerine diğer alıcılara nazaran olsa olsa bir öncelik hakkı verildiğini gösterdiğini, yerel Mahkemenin müvekkili şirketin sözleşmeyi ihlâl ettiği kabulünün hatalı olduğunu, davacı şirket ile en son 2009 yılında ticaret yapılmış olmasına rağmen davacı şirketin 2013 yılına kadar müvekkili şirket ile hiç irtibata geçmemiş olması, 2013 yılında peş peşe yazı gönderilmiş olmasının da manidar olduğunu, bu süre içerisinde de davaya konu sözleşmenin hiç uygulanmadığı ve uygulanması için davacı tarafça hiç çaba harcanmadığının açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirket tarafından 20.05.2014 tarihinde davacı ... A.Ş.'ye yazı yazılarak birlikte çalışmaya devam edebilmek için gereken hassasiyetin gösterildiğini, iş alınması durumunda birlikte çalışılacağı, kendilerinden üretim hususunda bir talepte bulunulmadığı için farklı ülkeler ile çalışmak zorunda kalındığı hususlarının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, buna rağmen davacı şirketçe hiçbir şekilde Irak'tan ihale alınmadığını ve üretim yapılmasının müvekkili şirketten talep edilmediğini, bu şartlarda huzurdaki davanın yasal temeli bulunmadığını, davacı şirketin Irak pazarından iş almadığını, müvekkili şirketin ürettiği malların satışı için çaba harcamadığını ve müvekkili şirketten talepte bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili şirketten evrak veya sair belge talebinde bulunmadığını, davacı yan tarafından iddia edilen Irak'ta ihalelere girmek için gerekli belgelerin müvekkili şirketten istenmesine rağmen cevap mahiyetinde dahi geri dönüşlerin olmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketten istenilen her türlü belgenin yetkililerine istenildiğinde verildiğini, davacı ... A.Ş. tarafından ihalelerin alınması, mal sipariş edilmesi ve benzeri satışa yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi gerektiği hâlde bunların yapılmadığının açık ve net bir şekilde ortada olduğunu, cezai şarta hükmolunmasının doğru olmadığını, davacı yanın denkleştirme tazminatı talebinin esastan reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inin ıslah yoluyla ileri sürülebileceğini, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine aykırı olacak şekilde delil toplandığını, davacı ... A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiş olması karşısında müvekkili şirket lehine ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğu gibi hesaplanan vekâlet ücretinin de eksik olduğunu, müvekkil şirket lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin paylaştırılmasında da hata edildiğini belirterek yerel Mahkemenin davacı ... A.Ş.'nin davasının kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat San. ve Ticaret Ltd. Şti., davaya dayanak 23.02.2009 tarihli yetkili satıcı sözleşmesinin tarafı olmadığından Mahkemece adı geçen davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece davalının zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile değerlendirilmemesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, ancak zamanaşımı def'inin değerlendirilmemesinin davalı aleyhine sonuç doğurmadığı anlaşıldığından bu hususun kararın kaldırılma sebebi yapılmadığı, ıslah ile zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceği, davalı ile davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yaptırım Dış. Tic. A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin 2009 yılında sürdürüldüğü, 2010 ve takip eden yıllarda ise diğer davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat San. ve Tic. A.Ş. arasında devam ettiği, 2012 yılından itibaren Irak pazarına davalı şirket tarafından doğrudan satış yapıldığı, davacı ... A.Ş. ile davalı arasındaki sözleşme ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davacı satıcının Irak Savunma Bakanlığı'ndan alacağı ihaleler kapsamında ihtiyacı olan malı davalı üreticiye ürettirip ondan satın alarak alıcıya satması şeklinde olduğu, sözleşmenin 4-b maddesinde üretici davalının, Irak pazarına başka bir aracıyla girmesi hâlinde satışı gerçekleşen mal bedelinin %5'i tutarında cezayı müeyyide olarak defaten ve nakden temsilci (davacı) ... A.Ş'.ye ödemek zorunda olduğu belirtilmiş olup bu hükümde sadece davalı üreticinin Irak pazarına başka bir aracıyla girmesi hâlinde mal bedelinin bir kısmını cezai şart olarak ödemesi yönünde düzenleme bulunmakta olup davalının kendisinin aynı bölgede satış yapmasının sözleşme ile engellenmediği veya bir yaptırıma bağlanmadığı, dolayısıyla tek satıcılık sözleşmesinin münhasırlık unsurunun bulunmadığı, kök bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşme süresince oluşan satış hacminin, fiili ve hukuki yönden bir süreklilik oluşturmadığı, alınacak ihaleler kapsamında iş yapıldığı dikkate alındığında bölge içinde düzenli sürüm ve pazarlama faaliyetinde bulunulamadığı, sözleşmede satıcıya ilişkin pazarlama, satış ve sürümü artırma faaliyetinde bulunma hususlarında hüküm olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulama şekli tek satıcılık sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran özellikleri taşımadığından uyuşmazlığa dayanak sözleşmenin, tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, davacı ... A.Ş. tarafından tek satıcılık sözleşmesine aykırılık temeline dayalı olarak ileri sürülen tüm taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'nin tüm taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili 20.03.2022 tarihli temyiz dilekçesinde özetle; yetkili satıcı sözleşmesinin 23.02.2015 tarihinde sona ereceğinin açık ve kesin olduğunu, Mahkemelerin ve bilirkişilerin bunu dikkate almamasının hatalı olduğunu, 2012 yılı başından itibaren ısrarla talep edilmesine karşın yetki belgesinin, davalı şirket tarafından davacıya verilmediğini, ihalelere girmesinin engellendiğini, açıklanan tüm e-mail ve gönderilen yazılara rağmen davalı şirketin yetki belgesini göndermediğini, ürün temin etmediğini, davacı şirketin Irak'ta yatırım yaptığını, ancak davalı şirketin kendisinin doğrudan satış yaptığını, davalı şirketin hakkını kötüye kullandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, davalı şirketin 2012, 2013, 2014 yıllarında davacının tüm taleplerine karşın ürün göndermediğini, ihalelere katılmak için zorunlu olan ürün yetki belgesini vermediğini, sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, davalı şirketin 2012, 2013, 2014 yıllarında Irak şirketine 10.815.367,67 USD ürün satarak yetkili satıcı sözleşmesinin 4/b madde hükmünü ihlal ettiğini, ceza-i şart tazminatını ödemekle yükümlü olduğunu, davacının yaptığı ticari ilişkilerle 1987 yılından itibaren Irak pazarında faaliyet gösterdiğini, gerek kamu kurumları gerekse diğer tüzel kişi ve gerçek kişilerle büyük bir müşteri potansiyeli oluşturduğunu, davacının denkleştirme tazminatı istemesinin yerinde olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını, davanın kabulünü istemiştir. 2.Davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili 04.04.2022 tarihli temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesi gerekçeli kararının Anayasa ve kanunlarda belirtilen ilkelerden tamamen uzak olduğunu, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunun uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığını, davalının sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu cevap dilekçesi ile ikrar ettiğini, İstinaf Mahkemesinin kök raporu hükme esas almasının doğru olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, davacının muhtelif tarihlerde davalıdan ihalelere girebilmek için gerekli olan belge ve fiyat bilgisini talep ettiğini, ancak davalının hiçbir şekilde yanıt vermediğini, müvekkilinin girebilmek için belge talep ettiği ihalelelere davalının bizzat girdiğinin dosyada sabit olduğunu, taraflar arasında mevcut olan tek satıcılık sözleşmesi devam ederken davalının bir anda müvekkili ile iletişimi kesip tüm yazılı ve sözlü ihtarlara rağmen 3 yıl boyunca davacıyla görüşmediğini, dava açıldıktan sonra Irak'a satış yaptığını inkar ederek ihracatını Avrupa Birliği ülkelerine kaydırdığını ihtarnameye cevap olarak iddia ettiğini, Irak'a 10.850.000,00 USD satış yaptığı ortaya çıkınca taraflar arasındaki sözleşmede davalının tek imza ile temsil edilmediği, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu öne sürdüğünü, tek imza iddiası kabul olmayınca bu defa hukuka aykırı kök rapora dayanarak ıslah ile sözleşmenin hukuki niteliğinin tek satıcılık sözleşmesi olmadığını iddia ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 3.Davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kök raporu dikkate aldığını, dosyaya sunulan diğer raporları ve hukuki mütalaayı dikkate almadığını, gerekçeli kararında da neden dikkate almadığını açıklamadığını, Mahkemenin sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığı yönündeki gerekçesinin kabul edilebilir olmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, bizzat üreticinin bölgede satış yapmasının ihlal olmadığına dair değerlendirmenin doğru olmadığını, sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça üreticinin de bölgede satış yapamayacağı, somut sözleşmenin hiçbir yerinde üreticinin bölgede doğrudan satış yapabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, davacı Uluşınar'ın bu sözleşmenin tarafı olmadığını ileri sürmenin doğru olmadığını, tek satıcılık sözleşmesinin yazılı olmasına gerek olmadığını, davalının davacı ...'a bölgede satış yapması için yetki verdiğini, kar kaybı ile ilgili gerekçenin doğru olmadığını, müşteri tazminatının da yine müvekkiline ödenmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin haksız rekabete ilişkin kararını da istinaf dilekçesindeki gerekçelerle temyiz ettiklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. ile davalı arasında akdedilen 23.02.2009 tarihli yetkili satıcı sözleşmesi başlıklı sözleşmeden kaynaklanan, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini, denkleştirme tazminatı, cezai şart ve haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 23 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Tek Satıcılık Sözleşmesi, üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olarak nitelendirilmektedir. 3.6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmayacağı, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 23 üncü maddesinde, açık ve anlaşılır olmayan ya da birden çok anlama gelen bir sözleşme hükmünün, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağı ifade edilmiş olup genel işlem koşullarına ilişkin bu düzenlemeden, uygun düştüğü ölçüde genel sözleşme yorumunda da yararlanılması mümkündür. Her iki taraf tacir olsa da burada düzenleyen kavramının, sözleşmede daha güçlü olan taraf olarak değerlendirilmesi mümkündür. 4.Yukarıda yapılan açıklamalar, davacı ... ile davalı arasında akdedilen 2009 tarihli sözleşme hükümleri, taraflar arasındaki yazışmalar, eskiye dayalı ticari ilişki ve tüm dosya kapsamına giren belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ... ile davalı arasında akdedilen 2009 tarihli sözleşmenin, tek satıcılık sözleşmesi olduğu, tek satıcı davacı ...'ın davalı tarafından üretilen ürünleri sözleşmede belirlenen süre içinde Irak'ta satmayı, davalının ise bu bölgeye başka bir aracı ile girmeyeceğini, diğer bir deyişle başka bir kişiye satıcılık vermeyeceğini kabul ettiği, sözleşmenin niteliği, taraflar arasındaki uygulama, sözleşmede açıkça üreticiye satış yetkisi tanınmamış olması karşısında, davalının kendisinin de o bölgede satış yapamayacağı, ancak davalının ürettiği malları davacı tek satıcıya satış yetkisi tanınan bölgede sözleşmeye aykırı olarak kendi nam ve hesabına sattığı anlaşılmaktadır. Satış yapmama yükümlülüğünü ihlal eden davalıdan, davacı ... sözleşmede öngörülen cezai şartla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi çerçevesinde uygun bir portföy (denkleştirme) tazminatı isteyebilir. Açıklanan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den alınarak, davalıya verilmesine, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'ye verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma görüşüne iştirak etmiyoruz.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun acentenin portföy tazminatına (denkleştirme istemi) ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde, aşağıdakilerden hangisi hatalı bir bilgidir?

A) Acente, müvekkile kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da müvekkilin önemli menfaatler elde etmesi durumunda denkleştirme talep edebilir.
B) Acentelik sözleşmesi devam ederken acentenin denkleştirme isteme hakkından feragat ettiğine dair anlaşmalar geçersizdir.
C) Denkleştirme istem hakkı, acentelik sözleşmesinin feshinin üzerinden bir yıl geçmekle düşer.
D) Talep edilebilecek denkleştirme bedelinin üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyetine ilişkin yıllık ücretlerinin ortalamasıdır.
E) Müvekkil, acentenin ağır bir kusuruna dayanarak sözleşmeyi haklı nedenle feshetse dahi, acentenin denkleştirme talep etme hakkı ortadan kalkmaz.

Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol