Türk Ticaret Kanunu 138. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 138- (1) Tasfiye hâlindeki bir şirket, malvarlığının dağıtılmasına başlanmamışsa ve devrolunan şirket olması şartıyla, birleşmeye katılabilir.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/10 md.) Birinci fıkradaki şartların varlığı, devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne sunulan belgelerle ispatlanır.
d) Sermayenin kaybı veya borca batıklık hâlinde birleşmeye katılma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2023/2051 E., 2024/140 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İcra Müdürlüğünce İİK'nın 144/ a maddesi, Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümleri uyarınca takibe konu alacakların kaynaklandığı sebep, öncelik hakları, kendi aralarında eşit hakka sahip olup olmadıkları hususları gözetilerek sıra cetveli tanzimi gerektiği, ilgili yasa maddeleri uyarınca alacağın kaynaklandığ
6. Hukuk Dairesi 2023/2051 E. , 2024/140 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki sıra cetvelinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosyalarda şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili ve asıl davada şikayetçiler vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada şikayetçiler vekili dava dilekçesinde özetle; icra müdürlüğünce gemi satışından elde edilen bedelin paylaştırılması için sıra cetveli düzenlendiğini, şikayetçilerin tamamının gemi adamı olmaları nedeni ile rüçhan hakkına sahip olduklarını, icra müdürlüğünce geminin yabancı bayraklı olduğu ve bu nedenle taşınır mallara ilişkin hükümlerin uygulanarak haciz tarihlerinin hesaplanması gerektiğini şikayetçilerin rüçhan hakları olduğunu, icra müdürlüğünce sadece liman başkanlığı kayıtlarına bakılarak düzenlenen sıra cetvelinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/198 Esas sayılı dosyasında şikayetçi vekili; şikayetçinin liman işletmecisi olduğunu ve satılan geminin bu limanda 2015 Şubat-2017 Mart tarihleri arasında barındığı ve liman hizmeti aldığı, alacağın öncelikli olduğunu, sıra cetvelinde yer alan işçi alacaklarının gerçekte var olup olmadığı ve miktarının araştırılması gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.
Birleşen ... 1. İcra Müdürlüğünün 2017/199 Esas sayılı dosyasında şikayetçi vekili acentelik hizmetlerinden kaynaklı alacaklarının öncelikli olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan Kıyı Eminyet Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağının fener borcundan kaynaklandığını, sıra cetvelinde rüchanlı olmasına rağmen kendisine de pay ayrılmadığını, taraf olarak gösterilmesinde hukuki yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili; fiili hacizlerinin tüm hacizlerden önce olduğunu, faturaya dayalı yakıt alacağının öncelikli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Şikayet olunan ... ve arkadaşları vekili, alacaklarının maaş ve ödenmeyen işçilik alacaklarından kaynaklı olduğunu, icra müdürlüğünün hiçbir araştırma yapmadan sıra cetveli düzenlendiğini savunarak birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İcra Müdürlüğünce İİK'nın 144/ a maddesi, Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümleri uyarınca takibe konu alacakların kaynaklandığı sebep, öncelik hakları, kendi aralarında eşit hakka sahip olup olmadıkları hususları gözetilerek sıra cetveli tanzimi gerektiği, ilgili yasa maddeleri uyarınca alacağın kaynaklandığı sebebe göre her sıradaki alacakların birbirine önceliğinin bulunduğu bu itibarla düzenlenen sıra cetvelinin usul ve yasaya ve dosya kapsamına aykırı olduğu gerekçesi ile sıra cetvelinin iptaline, sıra cetvelinin rüçhanlı alacaklar ve rüçhanlı alacaklardaki öncelik sırası da gözetilerek icra müdürlüğünce yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada şikayetçiler vekili ile şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada şikayetçi vekili; mahkemece her ne kadar şikayet kabul edilerek hukuka aykırı düzenlenmiş sıra cetvelinin iptaline hükmedilmiş olsa da, dosyada yapılan 5 yıllık yargılamanın neticesinde sorumluluğu tekrar İcra Müdürlüğü'ne bırakılarak tereddütlere ve hak kayıplarına sebebiyet verilecek bir karar verildiğini, bu nedenle kararın kaldırılarak tereddütün giderilmesini talep etmiştir.
İstinaf başvurusunda bulunan şikayet olunan ... Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi içeriğini tekrarla, dosyada eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türk Ticaret Kanununun 1389. ve devamı maddelerinde sıra cetveline ilişkin ilkeler düzenlenmiş olup, İcra müdürlüğünce anılan düzenlemeler nazara alınmaksızın sıra cetveli düzenlendiği, sıra cetvelinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet olunan ... Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayet olunan ... Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda hangi alacağın rüchanlı olduğu, sıra cetvelinin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili bir açıkma olmadığını beyan ederek bu nedenle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanununun 142. maddesi, 144/ a maddesi,
Türk Ticaret Kanununun 1322, 1389 ilâ 1397 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1- Sıra cetveline yönelik şikayetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m. 17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerektiği halde kararda sıra cetvelinin ne şekilde düzenleneceğine ilişkin bir gerekçe içermediği anlaşılmış olup, mahkemece TTK’nın 1322. ve 1389. madde hükümleri dikkate alınarak icra memuruna yol gösterecek şekilde bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2. Asıl davada şikayetçiler gemi adamı olduklarını, İİK’nın ve TTK’nın ilgili hükümleri uyarınca sıra cetvelinde öncelikli olarak yer almaları gerektiğini ileri sürmüş, Birleşen ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/ Esas sayılı dosyasında ise davacı vekili bu işçi alacaklarının gerçekte var olup olmadığının ve miktarının araştırılması gerektiğini ileri sürmüş olup bu durumda alacağının aslına itiraz ettiği anlaşıldığından davada görevin İİK'nın 142. maddesi uyarınca genel mahkemelere ait bulunduğunun kabulü ile HMK’nın 373/1 hükmü gereğince dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesinde gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti.'ye iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1 hükmü gereğince Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
6. Hukuk Dairesi, 2023/4160 E., 2024/1685 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
tam metni aç
(Ek fıkra: 14.1.2011 – 6103/41 md.) Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir’’.
6. Hukuk Dairesi 2023/4160 E. , 2024/1685 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/648 E., 2023/1608 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 4. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/162 E., 2020/56 K.
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde özetle; organize sanayi bölgesi içinde bulunan borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 18’inci maddesine aykırı olarak 450.835,08 TL altyapı katılım payı, yönetim gideri ve su alacaklarının öncelikle ödenmediğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra ve İflas Kanunu'nun (7101 sayılı Yasa ile değişik) 206’ncı maddesinin birinci fıkrasına göre ipotekle temin edilen alacakların malın aynından doğan kamu alacaklarından da önce ödeneceğini, şikayetçinin alacağının ise, aynı maddeye göre üçüncü sırada imtiyazlı olduğunu ve ipotekli alacağın önüne geçemeyeceğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayetçi alacağının özel kanunlarda imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklardan olduğu, ipotekle temin edilen alacağa oranla öncelikli olmadığı gerekçesiyle, şikayetçinin sıra cetvelindeki sırasına yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesindeki nedenlerle kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekili şikayet ve istinaf başvuru dilekçesini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetveline şikayet istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, İİK’nın 142. maddesi, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 15. ve 18. maddeleri
3.Değerlendirme
Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde yer alan ve Organize Sanayi Bölgesi mülkiyetinde bulunmayan taşınmazların tamamının tapu kaydına “Taşınmazın icra yoluyla satışı dahil üçüncü kişilere devrinde Organize Sanayi Bölgesinden uygunluk görüşü alınması zorunludur” şerhi konulur. Bu durumda eski katılımcının vermiş olduğu taahhütler, yeni alıcı tarafından da aynen kabul edilmiş sayılır. (4562 Sayılı Kanunun 18/9. maddesi)
Organize Sanayi Bölgesince teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir. (4562 Sayılı Kanunun 15/3. maddesi)
Yukarıya alınan Kanun hükümlerine göre, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 18/9. maddesinde, Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde bulunan bir taşınmazın icrada satılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi yönetiminin “icradan satılabilir” görüşünün alınması zorunludur. Somut olayda Organize Sanayi Bölgesi yönetimi, 10.10.2018 tarihli ve 27.08.2019 tarihli cevabi yazılarında “yönetim gideri, alt yapı katılım payı ve su tüketim bedeli olarak 450.835,08 TL alacağının öncelikle ödenmesi koşuluyla” taşınmazın icra aracılığıyla satılmasına izin vermiştir.
İcra dairesi verilen izin üzerine paylaşıma konu taşınmazı satmış ve sıra cetveli düzenlemiştir. Yapılan sıra cetvelinde birinci sırada ipotekli alacaklı Türkiye İş Bankası’na, ikinci sırada ipotek alacaklısı ... Şirketine, üçüncü sırada müşteki Organize Sanayi Bölgesine yer vermiştir.
Organize Sanayi Bölgesi alacağının 4561 sayılı Kanun'un 15/3 ve 18/9. maddeleri gereğince ipotek alacaklısından önce ödenmesi gerekir. Zira ipotek alacaklısının alacağını alabilmesi taşınmazın satılmasına bağlıdır. Bu satışın yapılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin izin vermesi yasal zorunluluktur. İzin verilebilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin borçlarının öncelikle ödenmesi şarttır. Kanun ipotek veya parasal alacak ayrımı yapmaksızın, “icrada satış yapılması” halinde izin alınması ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesini şart koştuğundan, anılan rüçhaniyet koşulu, hem para alacaklarına yönelik takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipler için geçerlidir.
Aslında Organize Sanayi Bölgesindeki bir taşınmazla ilgili ipotek tesis edilirken ipotek lehtarı, tapudaki izin şartı şerhi nedeniyle 4562 sayılı Kanundaki sınırlama ve yükleri bilerek ipotek tesis ettiği için, Organize Sanayi Bölgesinin varsa taşınmazın muhafazası ve işletilmesiyle ilgili alacağının tesis edilen ipotekten önce sıra cetvelinde yer alacağını da kabul etmiş sayılır.
Bu nedenlerle şikayetçinin şikayetinin kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
- KARŞI OY YAZISI -
Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde özetle; Eskişehir 8 İcra Müdürlüğünün 2017/5073 Esas sayılı dosyası borçlusu ... Toprak Ürünleri İnş. Mak. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. müvekkil Pazaryeri Organize Sanayi Bölgesi içinde bulunan 374 ada 165 parsel sayılı taşınmazda katılımcı firma olarak faaliyet göstermekte iken kredi borçları nedeniyle hakkında yukarıda icra ve esas numarası yazılı dosyadan icra takibi başlatıldığını, takipte borçlu şirketin faaliyet gösterdiği müvekkil OSB içindeki sanayi taşınmazının ve üstündeki tesisin haczi ile satışı işlemlerine gerçekleştirildiğini, ayrıca 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Sanayi Kanununun 15. maddesindeki amir düzenlemede OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bun nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yeri verilir hükmünün bulunduğunu, Kanunun 18. maddesindeki amir düzenleme de OSB sınırları içerisinde yer alan OSB mülkiyetinde bulunmayan taşınmazların icra yoluyla satışa dahi üçüncü kişilere devrinde OSB den uygunluk görüşü alınması zorunludur hükmünün mevcut olduğunu, bu amir hükümler uyarınca gerek satış öncesi ve gerek satış işlemleri sırasında OSB tarafından temin edilen altyapı, katılım payı, yönetim giderleri olmak üzere alacağını ve bu alacak öncelikli ödemek kaydı ile satışa uygunluk verdikleri İcra Müdürlüğüne bildirildiğini, paraların paylaştırılması aşamasında önce de müvekkil OSB'nin 27.08.2019 tarih 137 sayılı yazısı ile borçlu firmadan 2015 – 2016 – 2017 – 2018 yılları alt yapı katılım payları yönetim giderleri su tüketim bedelleri olmak üzere toplam 450.835.08 – TL alacak kaydının icra müdürlüğüne bildirildiği, ancak 16.09.2019 tarihli sıra cetvelinde ilk iki sıraya T.İş Bankası A.Ş ve ...’ nın ipotek alacaklarının konduğu, müvekkil OSB' nin satışa öncelik verilmesi gereken alacağın ise 3. sıraya konulduğunu ve satış bedelinin de dosya alacaklarını karşılamaya yetmediğinden müvekkil OSB' ye herhangi bir ödemenin yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini; yapılan işlemin 4562 Sayılı Yasanın 15. maddesi hükmüne aykırı olduğunu, bu nedenle sıra cetvelinin iptal edilerek yeniden sıra cetveli hazırlanmasını, yapılacak sıra cetvelinde davacı OSB'nin ilk sıraya alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
T. İş Bankası A.Ş. vekili İcra ve İflas Kanununun (7101 sayılı Yasa ile değişik) 206’ncı maddesinin birinci fıkrasına göre ipotekle temin edilen alacakların malın aynından doğan kamu alacaklarından da önce ödeneceğini, şikâyetçinin alacağının ise aynı maddeye göre üçüncü sırada imtiyazlı olduğunu ve ipotekli alacağın önüne geçemeyeceğini bildirerek şikâyetin reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; ‘’Tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 15/3. maddesi (Değişik fıkra: 23.10.2008 – 5807 S.K./3. mad) OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir" şeklinde olup, İİK'nın 140/2. maddesinde ise ‘’alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar’’ hükmüne yer verilmiştir. Şikâyetçinin alacağı İİK'nın 206/4. maddesi gereği özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklardan olduğundan ipotekle temin edilen alacaktan önce şikâyetçiye ödeme yapılması Yasaya uygun olmayıp sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu’’ gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı şikâyetçi vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; ‘’Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359’uncu maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.09.2023 gün ve 2022/4997 E., 2023/2788 K sayılı kararına uygun biçimde verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu’’ gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1 - b. 1 düzenlemesi gereğince şikayetçi vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı şikâyetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Karar, Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunca; ‘’Organize Sanayi Bölgesi alacağının 4562 sayılı Kanunun 15/3 ve 18/9. maddeleri gereğince ipotek alacaklısından önce ödenmesi gerekir. Zira ipotek alacaklısının alacağını alabilmesi taşınmazın satılmasına bağlıdır. Bu satışın yapılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin izin vermesi yasal zorunluluktur. İzin verilebilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin borçlarının öncelikle ödenmesi şarttır. Kanun ipotek veya parasal alacak ayrımı yapmaksızın, “icrada satış yapılması” halinde izin alınması ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesini şart koştuğundan, anılan rüçhaniyet koşulu, hem para alacaklarına yönelik takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipler için geçerlidir. Aslında Organize Sanayi Bölgesindeki bir taşınmazla ilgili ipotek tesis edilirken ipotek lehtarı, tapudaki izin şartı şerhi nedeniyle 4562 sayılı Kanundaki sınırlama ve yükleri bilerek ipotek tesis ettiği için, Organize Sanayi Bölgesinin varsa taşınmazın muhafazası ve işletilmesiyle ilgili alacağının tesis edilen ipotekten önce sıra cetvelinde yer alacağını da kabul etmiş sayılır. Bu nedenlerle şikayetçinin şikayetinin kabulü gerekir’’ gerekçesiyle oyçokluğuyla bozulmuştur.
Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Aşağıda açıklanan nedenlerle Yüksek Özel Daire Sayın çoğunluğunun bozma kararına katılmıyoruz.
Çoğunluk görüşü ile azınlık görüşü arasındaki ihtilaf, Eskişehir 8. İcra Müdürlüğünün 2017/5073 Esas sayılı dosyasındaki sıra cetvelinde, davacının sırasının 1. sırada olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 15. maddesine göre;
‘’Madde 15 – Arsa satışları müteşebbis heyetin belirleyeceği prensipler ve şeffaflık ilkesi çerçevesinde yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde yönetim kurulunun yetki ve sorumluluğu ile gerçekleştirilir ve Bakanlığa satışı takip eden ayın ilk haftası içerisinde bilgi verilir. Kredi kullanan OSB’lerde kredi borcu ödeninceye kadar Bakanlığın ilgili bankaya bildirdiği bu satışları banka takip eder, tahsis ve satıştan elde edilen meblağ ile kredi taksitlerinin süresinde ödenmesini sağlar.[16]
(Ek fıkra: 18.6.2017 – 7033/49 md.) (Mülga fıkra 4.4.2023 – 7451/7 md.)
Arazi satışlarından elde edilen meblağı yönetim kurulunun yatırmadığının tespit edilmesi durumunda; söz konusu tutar peşinat ise satış sözleşmesinin yapıldığı tarihten, taksit ise vade tarihinden yatırılış tarihine kadar geçen süre için banka, Bakanlık lehine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen oranlarda gecikme zammı oranını uygular ve tahsilini takiben genel bütçeye gelir kaydeder.]
(Değişik fıkra: 23.10.2008 – 5807/3 md.) OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir.
(Ek fıkra: 23.10.2008 – 5807/3 md.) Taşınmazların kredi alacaklısı kuruluşa satılması halinde, kredi alacaklısı kuruluş, satın aldığı taşınmazı sadece bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip gerçek veya tüzel kişilere en geç iki yıl içerisinde satmak veya aynı nitelikteki gerçek veya tüzel kişilere kiraya vermek zorundadır’’.
Aynı Kanunun 18. maddesine göre;
‘’Madde 18 – (Değişik: 18.6.2017 – 7033/51 md.)
Ön tahsis ve parsel tahsisi, yönetmelik hükümlerine göre müteşebbis heyetin veya genel kurulun belirleyeceği prensipler ve şeffaflık ilkesi doğrultusunda yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yönetim kurulu tarafından yapılır ve Bakanlığa, tahsisi takip eden ayın ilk haftası içerisinde bilgi verilir.
Bakanlık gerekli gördüğü takdirde, OSB’de yer tahsis edileceklerin temel vasıfları ile iştigal konularını kuruluş protokolünde belirleyebilir.
Katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsalar hiçbir şekilde tahsis amacı dışında kullanılamaz. Bu arsalar katılımcılar ve mirasçıları tarafından borcun tamamı ödenmeden ve tesis üretime geçmeden satılamaz, devredilemez ve temlik edilemez. Bu husus tapuya şerh edilir. Arsa tahsis ve satışının şirket statüsündeki katılımcılara yapılması hâlinde, borcu ödenmeden ve tesis üretime geçmeden arsanın satışını ve spekülatif amaçlı işlemlerle mülkiyet hakkının devrini önlemeye yönelik tedbirleri almakla Bakanlık yetkilidir.
Ancak arsa tahsisi yapılan firmanın tasfiyesi hâlinde, firmanın katılımcı vasfını taşıyan ortağına veya ortaklarına tahsis hakkının devri mümkündür. Bu konudaki işlemlerin muvazaalı olup olmadığını tetkikle ve sonucuna göre gerekli tedbirleri almakla Bakanlık yetkilidir.
Bu husustaki yasaklara aykırılığın mahkemece tespiti hâlinde, arsa kimin tasarrufunda olursa olsun tahsis veya satış tarihindeki bedeli ile geri alınarak bir başka katılımcıya tahsis ve satışı yapılır.
Tahsis edilen arsaların tapuları, katılımcı tarafından tahsis bedelinin tümüyle ödenmesi veya tahsis bedelinden kalan borç için teminat mektubu verilmesi ve OSB’nin kesin olarak belirleyeceği arsa bedelleri ile yapılacak diğer yatırımlara itirazsız olarak katılacağına ilişkin noter tasdikli taahhütname vermesi koşullarının gerçekleşmesi hâlinde tesisi üretime geçenlere geri alım hakkı şerhi konulmadan, tesisi üretime geçmeyenlere ise geri alım hakkı şerhi konularak verilir.
Katılımcının kendisine tahsis edilen parsel üzerinde gerçekleştireceği sabit yatırım tutarının en az % 50’si tutarında bankalar veya kredi kuruluşlarından yatırım kredisi alması durumunda altıncı fıkrada aranan şartları sağlayanlarda üretime geçme şartı aranmaksızın geri alım hakkı şerhi konulmadan; Bakanlık kredisi kullanan OSB’lerde ipotekli, Bakanlık kredisi kullanmayan OSB’lerde ipoteksiz tapu verilebilir. Katılımcının yönetmelikte belirlenen süreler içinde üretime geçmemesi ve kredi sözleşmesinin sona ermesi durumunda tahsis için ödenen tutar toplamının tahsis tarihinden sonraki yıllar için 213 sayılı Kanun uyarınca açıklanan yeniden değerleme oranlarına göre güncellenmesi ile elde edilen tutarın ilgilinin banka hesabına yatırılmasını müteakip, parsel OSB adına tescil edilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar yönetmelikle belirlenir.
Hâlihazırda geri alım şerhli tapusunu alan katılımcılar hakkında yedinci fıkra hükümleri kıyasen uygulanabilir.
OSB sınırları içerisinde yer alan OSB mülkiyetinde bulunmayan taşınmazların tamamının tapu kaydına “Taşınmazın icra yoluyla satışı dâhil üçüncü kişilere devrinde OSB’den uygunluk görüşü alınması zorunludur.” şerhi konulur. Bu durumda eski katılımcının vermiş olduğu taahhütler, yeni alıcı tarafından da aynen kabul edilmiş sayılır.
(Ek fıkra: 4.4.2023 – 7451/8 md.) OSB tüzel kişiliği sanayi veya hizmet destek alanında bulunan parsellerde üstyapı inşa edebilir, üretime geçme şart ve taahhüdü veren yatırımcılara parselleri üstyapılı kiralayabilir veya üstyapılı satabilir.
(Değişik fıkra: 4.4.2023 – 7451/8 md.) Yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, katılımcılar tesislerini üretim amaçlı olmak üzere bir veya birden fazla kiracıya kiralayabilir.
OSB’lerde yer alacak sanayi kuruluşlarının müşterek yararlarına yönelik hizmet vermek üzere; kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ile müteşebbis heyette temsil edilen kurum ve kuruluşlara, müteşebbis heyet tarafından, mülkiyeti OSB’de kalmak üzere arsa tahsis edilebilir’’.
2004 sayılı İcra Ve İflas Kanununun 140. maddesine göre;
‘’Madde 140 – Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.
Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar.
Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir’’.
Aynı Kanunun 142. maddesine göre;
‘’Madde 142 – (Değişik madde: 03.07.1940 – 3890/1 md.)
Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir.
Dava basit muhakeme usulüyle görülür.
İtiraz alacağın esas ve miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dairse şikâyet yoluyla icra mahkemesine arz olunur’’.
Aynı Kanunun 206. maddesine göre; ‘’
‘’Madde 206 – (Değişik: 3.7.1940 – 3890/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 28.2.2018 – 7101/5 md.) Alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları vardır. Gümrük resmi ve akar vergisi gibi Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan alınması lazım gelen resim ve vergi, rehinli alacaklardan sonra gelir.
Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir.
Alacakları taşınmaz rehiniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehinine müteallik hükümlerine göre tayin olunur. (Ek cümle: 29/6/1956 – 6763/42 md.; Mülga cümle: 14/1/2011 – 6103/41 md.) (…)
(Değişik dördüncü fıkra: 17.7.2003 – 4949/52 md.) Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur:
Birinci sıra:
A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dâhil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları,
B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları,
C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları.
İkinci sıra:
Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları;
Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz.
Üçüncü sıra:
Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar.
Dördüncü sıra:
İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar.
(Ek fıkra: 17.7.2003 – 4949/52 md.) Bir ve ikinci sıradaki müddetlerin hesaplanmasında aşağıdaki süreler hesaba katılmaz:
1. İflâsın açılmasından önce mühlet de dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi.
2. İflâsın ertelenmesi süresi.
3. Alacak hakkında açılmış olan davanın devam ettiği süre.
4. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, ölüm tarihinden tasfiye kararı verilmesine kadar geçen süre.
(Ek fıkra: 14.1.2011 – 6103/41 md.) Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir’’.
Eskişehir 8. İcra Müdürlüğünün 2017/5073 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı Türkiye İş Bankası AŞ vekili tarafından borçlu ... Toprak Ür. İnş. Mak. Tur. Gıd. Ve Tic. AŞ aleyhine örnek 6 ödeme emri ile icra takibinde bulunulduğu, takibin kesinleştiği, icra müdürlüğünce 16.09.2019 tarihinde sıra cetveli düzenlendiği, mahkemedeki şikâyetin bu sıra cetveline itiraza ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
İİK’nın 140. maddesine göre; alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir.
İİK’nın 142. maddesine göre; cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usulüyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dairse şikâyet yoluyla icra mahkemesine arz olunur.
İİK’nın 206. maddesinde göre; adi ve rehinli alacakların sırası belirlenmiştir. Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir.
Alacakları taşınmaz rehiniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehinine müteallik hükümlerine göre tayin olunur.
Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, yasanın belirlediği sıra ile verilmek üzere kaydolunur:
Yasaya göre alacaklar şöyle sıralanmıştır.
Birinci sıra:
A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dâhil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları,
B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları,
C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları.
İkinci sıra:
Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları;
Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz.
Üçüncü sıra:
Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar.
Dördüncü sıra:
İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar.
4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 15/3. maddesi, OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir şeklindedir. İİK’nın 140/2. maddesi ise alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar hükmünü düzenlemiştir.
Somut olayda, şikâyetçinin alacağı İİK’nın 206/4. maddesi gereği özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklardandır. Bu nedenlerle ipotekle temin edilen alacaktan önce şikâyetçiye ödeme yapılması mümkün değildir. Düzenlenen sıra cetveli hukuka uygun olup şikâyetin reddine dair verilen kararın onanması gerektiği kanaatiyle Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun, kararın bozulması yönündeki kararına katılmıyoruz.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/126 E., 2020/60 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Organ kavramının ticaret şirketleri için ne şekilde uygulanacağı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1/II. ve 138. maddelerinde düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu 2017/126 E. , 2020/60 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “markaya tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’i ile ticaret unvanının terkini ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi) verilen davalı ... ve davalı ... yönünden davanın reddine davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 07.03.2011 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 07.10.2008 tarihinde tescil edilerek modüler su deposu, bayrak direği, drenaj kanalı imalatı alanında faaliyete başladığını, müvekkilinin ayrıca TPE nezdinde tescilli "Netiş" ibareli markasının bulunduğunu, davalılardan ...'nın müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu ve şirketteki bir adet hissesini 27.12.2010 tarihinde devrederek şirketten ayrıldığını, ...'nın ortaklığı henüz sona ermeden dava dışı Saniye Koca ile birlikte 24.12.2010 tarihinde davalı şirketi kurduğunu, müvekkili şirket ile aynı işkolunda ve aynı bölgede faaliyet gösteren davalı şirketin unvanının müvekkili şirketin tescilli unvanı ve markası ile iltibas yaratacak şekilde "Öznetiş" olarak belirlendiğini, aynı zamanda "Öznetiş" ibaresinin davalı şirket tarafından ticari faaliyetlerinde markasal olarak kullanıldığını, diğer davalı ...'nın ise davalı ...’nın babası olduğunu ve müvekkili şirkette davalı ... adına kayıtlı hissenin aslında davalı ...'ya ait olduğunu, davalı ...'nın müvekkili şirkette önceden edindikleri ticari sırlardan yararlanarak imzası ve davalı şirketin kaşesi bulunan yazıları müvekkili şirketin müşterilerine gönderdiğini, bu yazı içeriklerinde müvekkili şirketi kötülediklerini, ayrıca davalılar tarafından müşterilere gönderilen tekliflerde “Öznetiş” antetli kağıdında teklifi veren olarak müvekkili şirketin unvanını kullandıklarını, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini ve haksız rekabetten tüm davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine ve ref’ine; davalı şirketin ticaret unvanının terkinine; ayrıca 50.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı:
5. Davalılar vekili 23.03.2011 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili ...’nın diğer davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, müvekkili ...’nın ise davalı şirketle hiçbir bağlantısının bulunmadığını, müvekkili şirketin unvanı haricinde hiçbir ürün ve ambalajında “Öznetiş” ibaresini kullanmadığını, müvekkili şirketin tescilli unvanını kullanmasının ise hak ihlali ya da haksız rekabet yaratmayacağını, ayrıca tarafların ticaret unvanlarının da benzer olmadığını, müvekkili şirketin müşterilere gönderdiği yazıların ileride karışıklığa yol açmaması için iyi niyetle gönderildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi) 17.12.2013 tarihli ve 2011/142 E., 2013/903 K. sayılı kararı ile; davacı şirketin “Netiş” ibaresini davalı şirketten çok önce marka ve unvan olarak tescil ettirdiği ve söz konusu ibare üzerinde öncelik hakkına sahip olduğu, davalı şirketin unvanını tescil ettirdiği şekli ile değil de “Öznetiş” ibaresini ön plana çıkartarak ve markasal olarak kullandığı, bu kullanım nedeni ile her iki işaret arasında iltibas yaratacak şekilde bir benzerlik yaratıldığı, öte yandan davalı şirketin müşterilerine gönderdiği tekliflerde davacı şirketin unvanını kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiği, bu nedenle davalı şirketin eylemlerinin haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturduğu, davalı şirketin ticaret unvanının terkini şartlarının da oluştuğu, ancak davalı ...'nın davalı şirkete ticari vekil olarak atandığı, davalı ...'nın ise davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğu, bu nedenle TTK'nın 542/2 ve 547. maddeleri gereğince davalılar ... ve ...'nın haksız fiilinden davalı şirketin sorumlu olduğu, ayrıca davalılar ... ve ...'nın davacı şirkette yönetici olarak görev yapmadıkları için rekabet yasağına tabi olmadıkları ve davacı şirketin esas sözleşmesinde ortaklar için rekabet yasağı da öngörülmediği, bu nedenle davalılar ... ve ...’ya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... ve davalı ... yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddine; davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulü ile markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine ve ref’ine; davalı şirketin ticaret unvanının terkinine ve 30.000,00TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi) yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 02.06.2014 tarihli ve 2014/4042 E., 2014/10256 K. sayılı kararı ile; davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra “…Mahkemece, TTK'nın 547. ve 542/2 maddeleri gereğince davalılar ... ve ...'nın şahsen sorumlulukları olmayıp davalı şirketin sorumlu olduğuna karar verilmiş ise de davalı ...'nın davacı şirket ortaklığından ayrıldığı davalı şirketi kurduğu ve davalı şirketin müdürü olup, davalı ...'nın ise ...'nın verdiği vekaletnameye istinaden şirketi yönettiği sabittir. Bu durumda, davalılar ... ve ...'nın davaya konu eylemlerden şahsi sorumluluklarının Medeni Kanun'un 50. maddesi uyarınca tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu bu davalılar bakımından yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi) 17.03.2015 tarihli ve 2014/605 E., 2015/151 K, sayılı kararı ile; önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Davalı şirkete isnat edilen haksız rekabet eylemi nedeniyle davalı şirkette ticari vekil olan davalı ...'nın ve davalı şirket yetkilisi ...'nın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 50/3. maddesi gereğince kişisel sorumluluklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’i ile ticaret unvanının terkini ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
13. Davalı ...'nın ve davalı şirket müdürü davalı ...'nın eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği ve bu eylemlerden davalı şirketin sorumlu olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu husus Özel Dairece bozma kapsamı dışında bırakılmıştır. Uyuşmazlık, anılan davalıların eylemleri nedeniyle TMK’nın 50/3. maddesi gereğince kişisel sorumluluklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
14. Hemen belirtilmelidir ki, TMK’nın 47. maddesinde tüzel kişiler, başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları olarak tanımlanmış olup, aynı Kanun’un 48. maddesi gereğince, tüzel kişiler cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. Yine aynı Kanun’un 49. maddesi gereğince tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanırlar. Hak süjesi olarak kabul edilen tüzel kişilerin iradelerini açıklayabilmeleri, dış âleme tesir edebilmeleri veya dış âlemde değişiklik yaratabilmeleri için ihtiyaç duydukları vasıta “organ” olarak isimlendirilir (Öztan, Bilge: Medeni Hukuk Tüzel Kişilerinde Organ Kavramı ve Organın Fiillerinden Doğan Sorumluluk, Ankara, 1970, s. 152).
15. Organ kavramının ticaret şirketleri için ne şekilde uygulanacağı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1/II. ve 138. maddelerinde düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 138. maddesi “Her şirket nev’ine mahsus hükümler mahfuz kalmak şartıyla Medeni Kanunun 45, 47, 48, 49. maddeleri... her şirket nev’inin mahiyetine uygun olduğu nisbette, ticaret şirketleri hakkında da tatbik olunur” hükmünü haizdir.
16. 6762 sayılı TTK hükümlerine göre limited şirketin kanuni zorunlu organları ortaklar genel kurulu ve müdürlerdir. 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi gereğince limited şirketi “idare ve temsil” eden kişiler ister şirkete ortak olsunlar ister olmasınlar “müdür” diye adlandırılmaktadır. Ortak veya üçüncü kişi olan müdür veya birden fazla ise müdürler şirketin yönetim ve yürütme organıdır. Ayrıca 6762 sayılı TTK’nın 540. maddesi ile limited şirketlerde özden organ ilkesi benimsenmiş ve bu husus anılan maddede “aksi esas sözleşme ve genel kurul tarafından kararlaştırılmamışsa, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla yönetim ve temsile yetkili ve aynı zamanda da mecburdular” şeklinde belirtilmiştir. Başka bir deyişle özden organ ilkesi, aksi kararlaştırılmadığı müddetçe bütün ortakların hep birlikte limited şirketi idare ve temsil etmeleri demektir.
17. 6102 sayılı TTK’de limited şirkete ilişkin olmak üzere iki zorunlu organ öngörülmüştür. Şirketin karar ve irade organı olarak genel kurul (TTK m. 616), yönetim ve temsil organı olarak da müdürler (TTK m. 623) hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle limited şirket müdürleri, anonim şirketteki yönetim kurulu gibi organ niteliğine sahip bulunmaktadır. Müdürler, genel kuruldan farklı olarak daimi bir organdır. Şirketin kurulduğu andan (TTK m. 586), feshedilip tasfiyeye girdiği, hatta bazı durumlarda tasfiye sürecinde dahi (TTK m. 643, TTK m.535-536) şirketi yönetir, temsil eder. Böylece kullandığı yetki ve yapmış olduğu işlemlerle şirketin, ortakların, şirket alacaklılarının hak ve çıkarları üzerinde etkili olur. 6102 sayılı TTK’nın müdürler konusunda getirdiği en önemli yeniliklerden bir tanesi, 6762 sayılı TTK'da yer alan özden organ ilkesini terk ederek, seçilmiş organ ilkesini benimsemesidir. Gerçekten 6102 sayılı TTK’nın 623. maddesi gereğince şirket müdürlerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunlu sayılmış ve anonim şirketlerde olduğu gibi, seçilmiş yönetim ilkesi getirilmiştir.
18. TMK’nın 50/2. maddesi gereğince tüzel kişinin kanun ya da esas sözleşmeye göre yetkili organları tarafından yapılan hukuki işlemler ve diğer bütün fiiller tüzel kişiyi bağlar. Organın yaptığı işlemin veya fiilin tüzel kişiyi bağlaması organ sıfatına bağlı olarak yetkinin kullanılması ve organın fiilinin tüzel kişinin fiili sayılmasının sonucudur.
19. TMK’nın 50/3. maddesi gereğince tüzel kişinin sorumlu olduğu hâllerde haksız fiili gerçekleştiren organın kusurunun bulunması, organ sıfatına sahip kişi ya da kişilerin de zarar görene karşı sorumlu olmalarına yol açar. Bu hâlde zarar görene karşı hem tüzel kişi hem de kusurlu organ sorumludur ve aralarında müteselsil sorumluluk bulunur. Tüzel kişinin organının birden çok kişiden oluştuğu hâllerde haksız fiil, organı teşkil eden kişilerin tamamı tarafından işlenmemişse, sorumluluk sadece haksız fiili gerçekleştiren kişi ya da kişiler için ortaya çıkar.
20. Haksız fiilin bir türü olan ve zamanla ayrı bir müessese hâline gelen haksız rekabet, sadece işletmelerin ve rakiplerin değil, müşteriler başta olmak üzere tüm piyasa katılımcılarının ve kamunun da menfaatini gözeten, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamayı ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemeyi amaçlayan bağımsız bir hukuki müessesedir (Nomer Ertan, Füsun: Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul, 2016, s. 4). Bu hâliyle haksız rekabet müessesesi gereğince haksız rekabet teşkil eden eylemi gerçekleştiren kişinin tacir olup olmamasının da bir önemi bulunmamaktır. Bu itibarla haksız rekabeti gerçekleştiren organ kişisel olarak tüzel kişi ile birlikte müteselsil sorumludur.
21. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalı şirketin 24.12.2010 tarihinde kurulup tescil edildiği, şirketin kurucularının davalı ... ve dava dışı Saniye Koca olduğu, şirket sözleşmesi ile davalı ...’nın 10 yıl süreyle şirketi temsile münferiden yetkili müdür olarak atandığı, şirket müdürü ... tarafından Konya 7. Noterliğinin 30.12.2010 tarihli ve 2010/50221 sayılı düzenleme şeklindeki vekâletname ile davalı ...’nın genel yetkili ticari vekil olarak atandığı, şirket müdürü ...’nın davalı ...’nın kızı olduğu anlaşılmaktadır.
22. Davalı ... tarafından davalı şirketin kaşesi altında yazılıp imzalanan ve müşterilerine gönderilen ve ayrıca haksız rekabet teşkil ettiği hususu kesinleşen yazıda, kurucusu ve ortağı olduğu davacı şirketten ayrılarak davalı şirketi kurduğunu ve hizmetlerine bundan sonra “Öznetiş” olarak devam edeceğini belirtmiştir. Yine davalıların yargılandığı Konya 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/420 E. sayılı dosyasında davalı ... davalı şirketin hissesinin kendi adına kayıtlı olmasına rağmen öğrenci olması sebebiyle tüm işlerin babası tarafından takip edildiğini belirtmiş, davalı ... da şirketi kızı ile birlikte kurduklarını beyan etmiştir. Bu durumda davalı ...’nın davalı şirketin organı olarak hareket ettiği ve her hâlde şirket organı olan şirket müdürü davalı ... ile birlikte TMK’nin 50. maddesi gereğince kişisel sorumluluklarının değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
23. O hâlde davalı şirketin kaşesi altında davalı ... tarafından yazılan ve müşterilerine gönderilen yazının haksız rekabet teşkil ettiği ve bu hususun kesinleştiği, davalı ...’nın şirket müdürü olduğu ve davalı ...’nın ise şirket organı gibi hareket ettiği gözetilerek anılan davalıların TMK’nın 50. maddesi gereğince kişisel sorumluluklarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
24. Sonuç itibari ile Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/882 E., 2015/5065 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var,,,11. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesine 6103 sayılı Kanunun madde 41/2-j hükmü ile eklenen fıkraya göre gemilerin paraya çevrilmesi halinde yapılacak sıra cetvelinin 6102 sayılı TTK'nın 1389 ila 1397. madde hükümlerine göre düzenleneceği öngörülmüştür.
23. Hukuk Dairesi 2015/882 E. , 2015/5065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ,,,11. İcra Hukuk Mahkemesi
,
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Şikayetçi vekili, müvekkilinin davalı müflisin gemisine muhafaza ve iskele hizmeti verdiğini, verdiği hizmet karşılığında doğan alacaklarının ... İflas Müdürlüğü'nün 2012/18 esas sayılı iflas dosyasında 12, 13, 42 numaralar ile kaydedildiğini, diğer alacakların 1. sıraya kaydedilmesine rağmen 13. nolu alacağın 1. sıraya kaydedilmediğini, oysa bu alacağın da müflisin gemisinin haczi nedeniyle muhafazasından doğan alacak olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini istemiştir.
Şikayet edilen yetkilisi, şikayetçi alacağının iflas tarihinden önce doğduğunu, bu nedenle iflas masrafı olarak değerlendirilemeyeceğini ve 1. sıraya yazılamayacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1390/1-a maddesine göre haciz tarihinden ve hacizde geçen süre boyunca geminin bakımı ve korunması için yapılan harcamaların öncelikli olduğu, şikayetçi tarafça, müflisin... gemisine iskelede verilen hizmet bedeli için düzenlenen faturaların iflas tarihinden önce düzenlendiği, bu bakımdan hacizde geçen süre boyunca verilen bir hizmet ve öncelikli alacak olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 206. maddesine 6103 sayılı Kanunun madde 41/2-j hükmü ile eklenen fıkraya göre gemilerin paraya çevrilmesi halinde yapılacak sıra cetvelinin 6102 sayılı TTK'nın 1389 ila 1397. madde hükümlerine göre düzenleneceği öngörülmüştür. Somut uyuşmazlıkta şikayet edenin iflas masasına kaydedilen alacağının fatura tarihi 30.11.2012'dir. Alacağın doğduğu bu tarih itibari ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1390/1-a maddesi uyarınca geminin haczinden, hacizde geçen süre boyunca geminin bakımı ve korunması ile ilgili giderler ve harcamalar da sıra cetvelinin 1. sırasına kaydedilecektir. Şikayetçinin alacağının iflastan önce geminin haczi sırasında bakımı ve korunması ile ilgili olduğu fatura kapsamı ile belli olup bu doğrultuda masaya kaydedildiği de açıktır.
Şu halde, iflas tarihinden önce doğan ve TTK'nın 1390/1-a maddesindeki nitelikleri taşıyan şikayetçi alacağının imtiyazlı alacak olarak kabulü ve buna göre sıra cetveli düzenlenmesi gerekirken dosya kapsamına aykırı şekilde hacizde geçen süre boyunca verilen bir hizmet bedeli bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2006/2062 E., 2006/3596 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davacı vekili, borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinin hatalı olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu 2001/8162 ve 2002/111 sayılı takip dosyaları için TTK.’nun 138 maddesi uyarınca öncelikle pay ayrılması gerektiğini, ayrılan payın 3.988.750.000.-TL.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2006/2062 E. , 2006/3596 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 27.12.2005
Nosu :193-362
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinin hatalı olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu 2001/8162 ve 2002/111 sayılı takip dosyaları için TTK.’nun 138 maddesi uyarınca öncelikle pay ayrılması gerektiğini, ayrılan payın 3.988.750.000.-TL. eksik olduğunu, Vergi Dairesinin haczinin geçerliliği kalmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz etmiştir.
Mahkemece sıra cetvelinde davacıya ayrılan payın İİK.’nun 138/2.maddesi hükmüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle İİK.’nun 138/2.maddesine göre bütün alacaklıları ilgilendiren haciz, paraya çevirme ve paylaştırma masrafların satış bedelinden öncelikle ayrılacak olmasına, bütün alacaklıları ilgilendirmeyen takip masrafları , harç ve vekalet ücreti alacağının önceliği bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,6.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.