TTK Madde 14542. Başkası lehine sigorta

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

Madde, sigorta ettirenin üçüncü kişinin menfaatine sigorta yaptırabilmesini, bu sigortada sözleşmeden doğan hakların kime ait olduğunu ve sigortalının tazminatı sigortacıdan isteyip dava edebilmesini düzenler. Üçüncü kişinin adının belirtildiği hâlde tereddütte sigorta ettirenin hangi sıfatla hareket ettiğini ve sözleşmede sigortalının açıkça belirlenmediği "kimin olacaksa onun lehine" sigortalarını da kapsar.

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

(1)Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir.

(2)Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda, tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin, üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil, kendi adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği kabul edilir.

(3)Sözleşmede, sigortanın kimin menfaati için yaptırıldığı açık da bırakılabilir. “Kimin olacaksa onun lehine” yapılan böyle bir sigortanın, üçüncü kişi lehine yaptırıldığı anlaşılırsa, ikinci fıkra hükmü uygulanır.

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

Sigorta sözleşmesi, iki taraflı bir işlemdir. Ancak, taraflar yaptıkları sözleşme ile borcun alacaklıya değil de üçüncü kişiye ifasını kararlaştırabilir. Bu durumda başkası lehine si gortadan bahsedilir. Borçlar Kanununun 111 ve 112 nci maddelerinde düzenlenen üçüncü şahıs le hine sözleşmenin bir uygulaması niteliğindeki başkası hesabına sigortada sigortadan doğan haklar sigortalıya aittir. Ancak, Borçlar Kanununun istisna gördüğü tam üçüncü şahıs lehine sözleşmeler 6762 sayılı Kanunda hayat sigortaları için açıkça kural hale getirilmişken diğer sigortalar için bu yönde belirleyici bir hükme yer verilmiştir. Sadece denizcilik rizikolarına karşı sigortada, 6762 sa yılı Kanunun 1445 inci maddesinin ikinci fıkrasında sigorta poliçesinin sigortalının elinde olması kaydıyla sigortalının sözleşmeden doğan hakları üzerinde tasarrufta bulunabileceği ve bu haklan mahkemede iddia edebileceği hükme bağlanmıştır. Bu noktada, poliçenin sigortalıya verilip veril memesine göre sözleşmenin tam veya eksik üçüncü şahıs olduğu tayin edilmektedir. Taslağın bu maddesi ile, sigortalar arasında herhangi ayrım yapılmaksızın, sigorta sözleşmesinin, kural olarak tam üçüncü şahıs lehine sözleşme düzenlenmiştir. Diğer taraftan, Borçlar Kanununun 11 inci mad desine göre tam üçüncü şahıs lehine sözleşme, taraf iradelerine ya da örf âdete uygun düştüğü tak tirde mümkün olmaktadır. Sigorta sözleşmesinin teminat sağlama, kişiyi uğradığı tehlikenin zarar larından koruma amaçları göz önünde bulundurulduğunda, taraf iradelerinin de tam üçüncü şahıs le hine sözleşme yönünde olduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan 6762 sayılı Kanunun 1270 inci maddesinin son fıkrası da Tasarıda korunmuştur.

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Atıflar(1)

Bu maddeye atıf yapanlar

Bu maddedeki kavramlar

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.

Bu maddeye özel soru

Genel

Sigortalı Aras, bir sigorta şirketi ile hayat sigortası sözleşmesi yapmış ve ölümü halinde sigorta bedelinin kızı Damla’ya ödenmesini kararlaştırmıştır. Sözleşmeye göre Damla, Aras’ın ölümü gerçekleştiğinde sigorta şirketinden bu bedeli doğrudan talep etme hakkına sahiptir. Türk Borçlar Kanunu’nun "üçüncü kişi lehine sözleşme" hükümleri uyarınca bu hukuki ilişki için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

  1. A) Bu bir eksik üçüncü kişi yararına sözleşmedir; Damla bedeli ancak Aras'ın mirasçıları aracılığıyla isteyebilir.
  2. B) Damla sözleşmeye taraf olmadığı için sigorta şirketine karşı hiçbir dava hakkı kazanamaz.
  3. C) Damla, sigorta bedelini doğrudan talep etme yetkisine sahip olduğu için bu bir "tam üçüncü kişi yararına sözleşme" niteliğindedir.
  4. D) Üçüncü kişi yararına sözleşmelerde vaat ettirenin (Aras) tam ehliyetli olması gerekmez; sadece ayırt etme gücü yeterlidir.
  5. E) Damla ödemeyi talep ettiğini bildirdikten sonra dahi Aras, sigorta şirketini borçtan ibra ederek Damla'nın hakkını ortadan kaldırabilir.