6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 21

Türk Ticaret Kanunu 21. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 21- (1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır. 4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

29 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2022/4227 E., 2024/1361 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
maddeleri, TTK m.21
6. Hukuk Dairesi         2022/4227 E.  ,  2024/1361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/640 E., 2022/1021 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/535 E., 2021/873 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davacıya ait villanın inşaat, elektrik, mekanik projeler dahil işçilikli ve nakliyeli anahtar teslim yapılması işi konusunda yazılı sözleşme imzalandığını, davalıların yüklenici olarak yapılacak işi maliyet dahil %22,5 kârla yapmayı taahhüt ettiğini, ancak kötü niyetli olarak bu kârı artırmak için olmayan maliyetleri fatura edip kendilerinden tahsil ettiğini, bu suretle sözleşmeye aykırı davrandıklarını, 17.06.2016 tarihinde davalılara ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiği bildirilip 3 gün içinde fazladan tahsil edilen 3.690.953,44 TL bakiye alacağın iadesinin talep edildiğini, davalıların cevap vermediğini, bu tutarın 1.400.000,00 TL kısmının sözleşmeye istinaden çek olarak verildiğini, taraflar arasında başkaca borç doğuracak bir ticari ilişki olmadığını, davalıların bu çekleri iade etmediğini belirterek, davalılara vermiş oldukları çeklerin bedelsiz kalması nedeniyle iptali ve davalılara borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yapının inşasının süresi içinde sözleşmeye uygun olarak tamamına yakın bir kısmının tamamlandığını, davacı tarafça gönderilen ihtarnameye cevap verilerek haksız istemlerinin reddedilip değişik iş dosyası kapsamında alınan rapora da itiraz edildiğini, davacı tarafça faturalara yasal süre içinde itiraz edilmediğini, iade de edilmediğini, bu nedenle faturaların kabul edilmiş sayıldığını, D.iş dosyasında alınan bilirkişi raporundan ve kendilerine gönderilen ihtarnameden sonra dahi düzenlenen faturalara davacının itirazının olmadığını, düzenlenen faturaların davacı şirket tarafından da form B/A ile bildiriminin yapıldığını, dolayısıyla bu faturaların davacı şirket kayıtlarında da işlenmiş olduğunu, sözleşmenin tek taraflı feshinin dürüstlük kurallarına uymadığı gibi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, inşaat maliyetinin üzerinde ilave 1.400.000,00 TL bedelli çek keşide edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup, davacının iddiasını yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu, sözleşmenin ifası anında yapılan tüm masrafların satıcı ve taşeronlardan fatura alınmak suretiyle belgelendirildiğini, dolayısıyla davalı şirketin inşaat maliyeti + %22,5 kâr oranından fazla bedel talep edildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, dava konusu çeklerden bir kısmının takibe konu edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştr. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında dava konusu çek bedellerinin ödendiğinin belirtilmesi üzerine davanın istirdat davasına dönüştüğü, yapılan keşif ve inceleme neticesinde taraflar arasında imzalanan 04.10.2016 tarihli protokolde cari hesaptan doğan muaccel alacağın 1.457.000 TL olarak kabul edildiği, keşif sırasında bina ve çevre düzenlemesine ilişkin imalatların bitirilmemiş olup bazı imalatların eksik ölçü ve metraja gelmeyecek boyutta olduğu, proje ve özellikle yer altında, sıva altında ve kapalı konumda olan çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan imalatların hesap ve tespiti için gerekli proje, ataşman ve metraj gibi lüzumlu belgelerinde sunulmaması karşısında toptan iş bedelinin 1.457.000 TL olarak kabul edileceği yönünde rapor sundukları, yargılama sırasında taraflarca sunulan protokolde başlatılan icra takipleri ile henüz takibe konu edilmeyen çeklerin sayıldığı, protokolün 3.2 maddesi ile davacının yeni çekler verdiği, protokolün 3.4 ve 3.5 maddelerinde daha önce verilip davaya da konu olan çeklerin davacıya iade koşullarının düzenlendiği, davacı vekilinin 15.02.2017 tarihli duruşmada çekleri iade alıp protokol gereği yeni çekler verdiğini beyan ve imza ettiği, bu konuda sunduğu 02.10.2017 tarihli dilekçede tedbir kararı verilmeyip dava konusu çekler takibe konulmaya başlayınca kalan çeklere ilişkin protokol düzenlenip, ödemelerin gerçekleştiğini bu nedenle davaya istirdat olarak devam ettiklerini beyan ettiği, davalılar vekilinin 08.01.2020 tarihli duruşmada davaya konu çeklerin büyük bir kısmının takibe konu edilmediği, bizzat davacı tarafından iade alınıp yerine başka çekler verilerek ödeme yapıldığı yönünde beyanda bulunduğu, bu durumda davaya konu toplam 1.400.000 TL tutarlı çek bedellerinin ödendiği sonucuna varılarak davacının davalılara yaptığı ödeme miktarı ile yapılan işin bedeli karşılaştırıldığında davacının, davalılara 1.400.000 TL fazla ödeme yaptığı sonucuna ulaşılarak davanın kabulüne, 1.400.000,00 TL'nin davalılardan istirdadına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile 04.10.016 tarihinde Sulh ve İbra Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunu tanımlayan 2.1. maddesinde aynen “İşbu sözleşmeye konu olan ve taraflarca gerek icra takibine konu edilmiş gerekse henüz icra takibine konu edilmemiş çekler ile çek ile henüz teminat altın alınmayan cari hesaptan kaynaklı doğmuş, muaccel alacağın nizasız fasılasız toplam 1.457.000,00-TL olduğunun kabul beyan ve taahhüt etmekle söz konusu bedellin tasfiyesine ilişkin tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibarettir. İşbu sözleşme taraflar arasında görülmekte olan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/820 Esas sayılı davadan bağımsız olup, söz konusu dava dosyasına ilişkin tarafların hakları saklıdır” hükmünün yer aldığı, maddeden görüleceği üzere davacı şirketin bakiye toplam 1.457.000 TL borcunu ikrar ettiğini, dava devam ederken müvekkili şirket tarafından kesilen faturanın kayıtlara işlendiği ve faturalara yasal 8 günlük süre içinde itiraz edilmediği beyan edilmişse de, yerel mahkemece eksik inceleme ile hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulü kararı verildiğini, taraflar arasında akdedilen sulh sözleşmesinin konusunun işin tamamlanan kısmının toplam maliyet bedeli değil yalnızca ödenmeyen bakiye kısmına ilişkin olduğunu, işin tamamlanan kısmının toplam maliyet bedelinin ise dosyada mübrez belgeler ile sabit olduğu üzere 5.275.943,09 TL olduğunu, nitekim müteahhitlik karı hariç 4.096.099,27 TL tutarındaki işlerin tümünün ilgili firmalar tarafından faturalandırıldığını ve davacının kendisine tebliğ edilen tüm faturaları kabul ederek defterlerine işlediğini, bilirkişilerin taraflar arasında akdedilen sözleşme bedelini hatalı olarak işin tamamlanan kısmının toplam bedeli olarak yorumlayarak gerçek dışı tespitte bulunduklarını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında 04.10.2016 tarihli "Sulh ve İbra Sözleşmesi" ne atıfta bulunarak tamamlanan işin toplam tutarının taraflarca kabul ve beyan edildiği üzere 1.457.000,00 TL olduğunun tespitinin haksız ve mesnetsiz olup, buna dayanarak verilen davanın kabulü kararının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki inşaat konusu işlere ilişkin ilgili firmaların müvekkili adi ortaklığa kesmiş olduğu faturaların toplam tutarının dahi 4.096.099,27 TL olup, bu denli yüksek maliyetli ve birinci kalite malzeme kullanılarak yapılan işin toplam maliyet bedelinin 1.457.000,00 TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından davacı şirkete kesilen ve cevap dilekçelerinde mübrez tüm faturaların davacı şirket tarafından kabul edilip, yasal itiraz süresi içinde fatura muhteviyatına itiraz edilmediği gibi iade de edilmediğinden, hatta davacı şirketin daha önce ikame ettiği İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/15 D. İş sayılı Tespit davasında düzenlenen bilirkişi raporundan sonra ve hatta keşide ettiği Sultanbeyli 3. Noterliği’ nin 17.06.2016 tarih ve 10794 yevmiye numaralı ihtarnamesinden sonra dahi müvekkili şirket tarafından düzenlenip gönderilen faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğinden söz konusu faturalardan açıkça görüleceği üzere tamamlanan kısmın inşaat yapı maliyeti toplamının kar payı ile birlikte 5.275.943,09 TL olduğunu, ayrıca dava konusu inşaatta davacının talepleri doğrultusunda pahalı malzemeler kullanılıp hepsinin faturalandırıldığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme konusu yapının inşası sırasında yapılan tüm masraflara ilişkin inşaat malzemelerinin alındığı satıcı firmalardan ve yapının inşaasını gerçekleştiren taşeron firmalardan alınan faturalar ile belgelendiği üzere işin toplam tutarının 4.096.099,27 TL olduğunu, davacı şirket haksız ve mesnetsiz olarak sözleşmenin feshine gittiğinden birtakım imalatların dava tarihi itibariyle tamamlanmadığından faturalandırılamadığını, bu bağlamda davacı şirketin inşaat maliyeti + %22,5 kâr oranından fazla bir bedel talep edildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının süreç içerisinde fatura konusu bedellerin bir kısmını ödedikten sonra icra masrafları ile birlikte 1.457.000,00 TL tutarında bakiye borcu kaldığını, tarafların daha sonradan borçları yapılandırmak için 04.10.2016 tarihinde "Sulh ve İbra Sözleşmesi" akdettiklerini, akdedilen sözleşmenin konusunun fesih tarihine kadar yapılan işin toplam maliyeti olmayıp icra masrafları dahil yalnızca ödenmeyen bakiye borca ilişkin olduğunu, bu kapsamda yerel mahkemece sulh sözleşmesinde belirtilenin yalnızca alacağın bakiye kısmına ilişkin olduğu, işin toplam bedeli olmadığı değerlendirilmesine yer verilmiş olmasına ve sözleşme konusu işe ilişkin satıcı ve taşeronlardan alınan faturalardan da görüldüğü üzere müvekkili şirkete bugüne dek toplam 4.096.099,27 TL fatura kesilmesine rağmen verilen davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda yapılacak incelemenin yapı maliyet hesaplaması değil davacı şirketin kayıtlarında yer alan ve davacı şirket tarafından yasal 8 (sekiz) günlük süre içerisinde itiraz edilmeyen faturalarda belirtilen malzemelerin mezkur inşaatta mevcut olup olmadığı ve hizmetlerin verilip verilmediğine ilişkin tespit olması gerektiğini, ancak hükme esas alınan 17.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda atıf yapılan İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016 - 15 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit ve incelemelerde inşaat alanında faturalardaki malzemelerin kullanıp kullanılmadığına ilişkin inceleme yapılmadığını, atıf yapılan D. İş dosyasındaki incelemede de yalnızca teklif formları doğrultusunda eksik inceleme sonucu hatalı değerlendirme yapıldığından söz konusu raporun da kabulünün mümkün olmadığını, zira taraflar arasında akdedilen sözleşmede kullanılacak malzemeler veya fiyat sınırlamalarına ilişkin madde bulunmadığı gibi inşaat sürecinde davacının talepleri doğrultusunda pahalı malzemeler kullanılıp hepsinin faturalandırıldığını, bu kapsamda bilirkişilerce firmaların müvekkili firmaya kesmiş olduğu faturaların konularının incelenerek söz konusu faturalarda yer alan ürünlerin dava konusu inşaatta kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmayan raporun eksik ve hatalı olup, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak bu yönde bir inceleme yapılması gerekirken eksik inceleme ile tesis edilen davanın kabulü kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek istinafa başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak eser sözleşmesi kapsamında yapılan işlerin ispatının yükleniciye, bedelin ödendiğinin ispatının iş sahibine ait olduğu, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça işin bedelinin işin teslimi anında ödenmesi gerektiği, taraflar bunun aksini kararlaştırabileceklerinden ve somut olayda sözleşmede işin başlangıcında 100.000,00 TL avans ödemesi yapılacağı ve devamında proje ve keşif esas alınarak imalatın yüklenici tarafından yapılacağı, iş verene 15 günlük imalat ve işçilik raporu (hakediş) formatında verileceği, iş verenin raporu onaylaması üzerine yükleniciye ödemesinin yapılacağı kararlaştırıldığından iş verence yapılan ödemeler avans niteliğinde olup, yapılan işlerin bedelinin kesin hesapla belirlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki ihtilaf yapılan iş bedelinden fazla ödeme yapıldığına ilişkin olduğundan ve davacı iş sahibinin yaptığı ödemeler konusunda ihtilaf bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan işlerin ispatının davalı yüklenicide olduğu, yapılan işin tespiti için gerekli olan plan, proje, metraj çalışmaları, röleve, ataşman gibi belgelerin davalı yüklenici tarafından sunulmadığı, ilgili inşaata ilişkin belediyede kayıt bulunmadığından buradan da plan, proje, ruhsat gibi belgeler temin edilemediği, davacı iş sahibi tarafından yaptırılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporu ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda mahallinde yapılan tespitlere göre yapılan iş bedeli tespit edilmiş olup, davalı yüklenici bilirkişi raporlarına itiraz etmiş ise de bilirkişi raporlarında tespit edilenden daha fazla iş yaptığını ispatlayamadığı, sözleşmede bedel maliyet + %22.5 müteahhit kârı olarak belirlendiğinden sözleşmeye göre yapılan hesaplamaya göre yapılan ve tespit edilen işler dolayısıyla yüklenici alacağı bilirkişi raporuna göre 1.497.020,56 TL olarak tespit edildiği, ispat külfeti kendisinde olan davalı yüklenicinin bilirkişi raporunda tespit edilenden daha fazla iş yaptığını ispatlayamadığından sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığı hak ettiği ücret alacağının daha fazla olduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, taraflar arasında yapılan 04.10.2016 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi incelendiğinde sözleşme ile taraflar arasında sözleşme konusu işe ilişkin cari hesaptan kaynaklı muaccel alacağın 1.457.000 TL olduğu kararlaştırılmış olup istinafa konu davanın mutabakat dışında tutulduğu, taraflar arasında yapılan muaccel alacağa ilişkin mutabakatın, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya uygun olduğu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen işler bedeli ile taraflar arasında yapılan mutabakatla belirlenen muaccel alacak birbiri ile uyumlu olduğundan ve iş sahibi tarafından önceden yapılan ödemeler avans niteliğinde olduğundan yapılan mutabakatın ödemelerden sonra kalan bakiye borca ilişkin olduğu yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca fazla ödenen iş bedeli nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri, aynı Kanun'un 22. maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, TTK m.21 3. Değerlendirme Taraflar arasında Pendik ilçesi, ..., ... Köyü, ... Cad. 250/251 parsel sayılı 71/60 no.lu 5000 m2.lik arsa içindeki villanın inşaat, elektrik, mekanik projeler dahil işçilikli ve nakliyeli olmak üzere anahtar teslim yapılması işi konusunda yazılı sözleşme imzalanmıştır. Davacı, yapılan imalatın çok üzerinde ödeme yaptığını, bu nedenle davalıya vermiş olduğu çeklerin bedelsiz kaldığını belirterek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama devam ederken taraflar aralarında düzenledikleri 04.10.2016 tarihli "sulh ve ibra sözleşmesi" başlıklı belgeyi dosyaya sunmuş, bu belgeye göre muaccel alacağın nizasız fasılasız toplam 1.457.000,00 TL olduğu, işbu dava dosyasının bağımsız olup, bu dosyaya ilişkin tarafların haklarının saklı olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2011/594 E., 2011/4266 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2011/594 E.  ,  2011/4266 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı Kuruma bağlı İzmir bölge yurtlarının temizlik, bakım ve sosyal hizmetler işlerinin yapılması konusunda 1998-2003 yılları arası dönemi kapsayan sözleşmeler imzalandığını, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşme gereği, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenmek zorunda kalınan işçi ve işverene ait prim farkları ve işsizlik sigortası prim parklarının davalı tarafından ödenmesi gerektiği halde ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 40.000.00 TL’nın avans faizi ile tahsilini istemiş, davayı ıslah ile talebini 308.634,37 TL’ye artırmıştır. Davalı, davacının davaya konu dönemlere ilişkin tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının hiçbir ihtirazi kayıt koymadan ödemeleri kabul ettiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları esas alınarak davanın kabulüne 308.634,37 TL’nın yasal faizi ile davalıdan tahsiline ilişkin verdiği karar taraflarca temyiz edilmiştir. 2011/594-4266 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenen işçi ve işveren prim farları ve işsizlik sigortası prim farlarının davalıdan talep edilip edilemeyeceği hakkındadır. 1998-2003 yılları arası kapsayan her yıl için kuruma ait birimlerle ilgili ayrı ayrı sözleşmeler yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa dair düzenleme şartname ve sözleşmelerin 12.maddesinde yapılmıştır. Sözleşmelerin 12/c maddesinin bir kısmında “ihalenin yapıldığı tarihte mevcut olan asgari ücretin, asgari ücret tesbit komisyonlarınca artırılması halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark ayrıca bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primleri ve işsizlik sigortasında meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecektir.” düzenlemesi mevcuttur, bir kısmında “Asgari ücretle artış olduğu takdirde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark, bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primi ve TTF kesintisinde meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecek sözleşmenin ifasi süresince kanun ve kararnamelerin bu işle ilgili uygulamaya getireceği değişiklikler aynen uygulanacaktır. (12/b maddesinde belirtilenler hariç) hükmü vardır. Sözleşmenin bu hükümleri tarafları bağlayıcıdır. Diğer bir deyişle sözleşmenin ifası süresince kanun ve kararnamelerde yapılacak değişikliklerin uygulanması zorunludur. Davalı taraf yargılama aşamasında bu konuda yasal düzenlemeler yapıldığını, bu bağlamda temizlik ihalelerinde uygulanacak esaslar hakkında tebliğ ile Bakanlar Kurulu kararları ile fark ödenmeyeceğini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu konu üzerinde gerektiği gibi durulmamıştır. Hal böyle olunca tarafların bu konudaki tüm delilleri toplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-Davalı cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeden doğan tüm alacak kalemlerini ödendiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının ödemeye ilişkin tüm belgeleri getirtilip bu ödemeler içinde davacının talep ettiği alacak kalemleri ile ilgili ödeme mevcut olup olmadığı mahkeme, Yargıtay ve taraf denetimine ilişkin rapor alınmaksızın yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 4-Mahkemece davacı lehine 8.829,40 TL yargılama 2011/594-4266 giderine hükmedilmiştir. Davalı, davacı lehine hükmedilen bu yargılama giderlerinden bilirkişi ücreti 750,00 TL’nin kendisi tarafından yatırıldığını açıklamıştır. Mahkemece detayları gösterilmeden ve denetimi yapılması mümkün olmayacak şekilde yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 5-Davacının A.Ş. olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir. TTK 21/2.maddesi gereğince ... davalı içinde ticari ... nahiyetinde olduğundan 3095 sayılı yasa gereği avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklana nedenlerle davalının sair temyiz itirazların reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı lehine (5) nolu bentle açıklanan nedenle davacı lehine BOZULMASINA,750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 25,363,05 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2011/595 E., 2011/4272 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2011/595 E.  ,  2011/4272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat Uğur Erdeş'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı Kuruma bağlı ... bölge yurtlarının temizlik, bakım ve sosyal hizmetler işlerinin yapılması konusunda 1998-2003 yılları arası dönemi kapsayan sözleşmeler imzalandığını, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşme gereği, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenmek zorunda kalınan işçi ve işverene ait prim farkları ve işsizlik sigortası prim parklarının davalı tarafından ödenmesi gerektiği halde ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 40.000.00 TL’nın avans faizi ile tahsilini istemiş, davayı ıslah ile talebini 470.765,06 TL’ye artırmıştır. Davalı, davacının davaya konu dönemlere ilişkin tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının hiçbir ihtirazi kayıt koymadan ödemeleri kabul ettiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları esas alınarak davanın kabulüne 470.765,06 TL’nın yasal faizi ile davalıdan tahsiline ilişkin verdiği karar taraflarca temyiz edilmiştir. 2011/595-4272 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenen işçi ve işveren prim farları ve işsizlik sigortası prim farlarının davalıdan talep edilip edilemeyeceği hakkındadır. 1998-2003 yılları arası kapsayan her yıl için kuruma ait birimlerle ilgili ayrı ayrı sözleşmeler yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa dair düzenleme şartname ve sözleşmelerin 12.maddesinde yapılmıştır. Sözleşmelerin 12/c maddesinin bir kısmında “ihalenin yapıldığı tarihte mevcut olan asgari ücretin, asgari ücret tesbit komisyonlarınca artırılması halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark ayrıca bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primleri ve işsizlik sigortasında meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecektir.” düzenlemesi mevcuttur, bir kısmında “Asgari ücretle artış olduğu takdirde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark, bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primi ve TTF kesintisinde meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecek sözleşmenin ifasi süresince kanun ve kararnamelerin bu işle ilgili uygulamaya getireceği değişiklikler aynen uygulanacaktır. (12/b maddesinde belirtilenler hariç) hükmü vardır. Sözleşmenin bu hükümleri tarafları bağlayıcıdır. Diğer bir deyişle sözleşmenin ifası süresince kanun ve kararnamelerde yapılacak değişikliklerin uygulanması zorunludur. Davalı taraf yargılama aşamasında bu konuda yasal düzenlemeler yapıldığını, bu bağlamda temizlik ihalelerinde uygulanacak esaslar hakkında tebliğ ile Bakanlar Kurulu kararları ile fark ödenmeyeceğini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu konu üzerinde gerektiği gibi durulmamıştır. Hal böyle olunca tarafların bu konudaki tüm delilleri toplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-Davalı cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeden doğan tüm alacak kalemlerini ödendiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının ödemeye ilişkin tüm belgeleri getirtilip bu ödemeler içinde davacının talep ettiği alacak kalemleri ile ilgili ödeme mevcut olup olmadığı mahkeme, Yargıtay ve taraf denetimine ilişkin rapor alınmaksızın yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 4-Mahkemece davacı lehine 9.420,40 TL yargılama 2011/595-4272 giderine hükmedilmiştir. Davalı, davacı lehine hükmedilen bu yargılama giderlerinden bilirkişi ücreti 750,00 TL’nin kendisi tarafından yatırıldığını açıklamıştır. Mahkemece detayları gösterilmeden ve denetimi yapılması mümkün olmayacak şekilde yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 5-Davacının A.Ş. olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir. TTK 21/2.maddesi gereğince ... davalı içinde ticari ... nahiyetinde olduğundan 3095 sayılı yasa gereği avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklana nedenlerle davalının sair temyiz itirazların reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı lehine (5) nolu bentle açıklanan nedenle davacı lehine BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 27.963,45 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, peşin alınan 17,15 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 22.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2011/593 E., 2011/4267 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2011/593 E.  ,  2011/4267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat Uğur erdeş'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı Kuruma bağlı ... bölge yurtlarının temizlik, bakım ve sosyal hizmetler işlerinin yapılması konusunda 1998-2003 yılları arası dönemi kapsayan sözleşmeler imzalandığını, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşme gereği, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenmek zorunda kalınan işçi ve işverene ait prim farkları ve işsizlik sigortası prim parklarının davalı tarafından ödenmesi gerektiği halde ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 40.000.00 TL’nın avans faizi ile tahsilini istemiş, davayı ıslah ile talebini 551.152,82 TL’ye artırmıştır. Davalı, davacının davaya konu dönemlere ilişkin tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının hiçbir ihtirazi kayıt koymadan ödemeleri kabul ettiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları esas alınarak davanın kabulüne 551.152,82 TL’nın yasal faizi ile davalıdan tahsiline ilişkin verdiği karar taraflarca temyiz edilmiştir. 2011/593-4267 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenen işçi ve işveren prim farları ve işsizlik sigortası prim farklarının davalıdan talep edilip edilemeyeceği hakkındadır. 1998-2003 yılları arası kapsayan her yıl için kuruma ait birimlerle ilgili ayrı ayrı sözleşmeler yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa dair düzenleme şartname ve sözleşmelerin 12.maddesinde yapılmıştır. Sözleşmelerin 12/c maddesinin bir kısmında “ihalenin yapıldığı tarihte mevcut olan asgari ücretin, asgari ücret tesbit komisyonlarınca artırılması halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark ayrıca bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primleri ve işsizlik sigortasında meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecektir.” düzenlemesi mevcuttur, bir kısmında “Asgari ücretle artış olduğu takdirde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark, bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primi ve TTF kesintisinde meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecek sözleşmenin ifasi süresince kanun ve kararnamelerin bu işle ilgili uygulamaya getireceği değişiklikler aynen uygulanacaktır. (12/b maddesinde belirtilenler hariç) hükmü vardır. Sözleşmenin bu hükümleri tarafları bağlayıcıdır. Diğer bir deyişle sözleşmenin ifası süresince kanun ve kararnamelerde yapılacak değişikliklerin uygulanması zorunludur. Davalı taraf yargılama aşamasında bu konuda yasal düzenlemeler yapıldığını, bu bağlamda temizlik ihalelerinde uygulanacak esaslar hakkında tebliğ ile Bakanlar Kurulu kararları ile fark ödenmeyeceğini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu konu üzerinde gerektiği gibi durulmamıştır. Hal böyle olunca tarafların bu konudaki tüm delilleri toplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-Davalı cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeden doğan tüm alacak kalemlerini ödendiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının ödemeye ilişkin tüm belgeleri getirtilip bu ödemeler içinde davacının talep ettiği alacak kalemleri ile ilgili ödeme mevcut olup olmadığı mahkeme, Yargıtay ve taraf denetimine ilişkin rapor alınmaksızın yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 4-Mahkemece davacı lehine 10.513,60 TL yargılama 2011/593-4267 giderine hükmedilmiştir. Davalı, davacı lehine hükmedilen bu yargılama giderlerinden bilirkişi ücreti 750,00 TL’nin kendisi tarafından yatırıldığını açıklamıştır. Mahkemece detayları gösterilmeden ve denetimi yapılması mümkün olmayacak şekilde yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 5-Davacının A.Ş. olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir. TTK 21/2.maddesi gereğince ... davalı içinde ticari ... nahiyetinde olduğundan 3095 sayılı yasa gereği avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklana nedenlerle davalının sair temyiz itirazların reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı lehine (5) nolu bentle açıklanan nedenle davacı lehine BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, peşin alınan 32.738,50 temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2011/583 E., 2011/4270 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2011/583 E.  ,  2011/4270 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat Uğur Erdeş geldi duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı Kuruma bağlı ... bölge yurtlarının temizlik, bakım ve sosyal hizmetler işlerinin yapılması konusunda 1998-2003 yılları arası dönemi kapsayan sözleşmeler imzalandığını, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşme gereği, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenmek zorunda kalınan işçi ve işverene ait prim farkları ve işsizlik sigortası prim farklarının davalı tarafından ödenmesi gerektiği halde ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 40.000.00 TL’nın avans faizi ile tahsilini istemiş, davayı ıslah ile talebini 308.634,37 TL’ye artırmıştır. Davalı, davacının davaya konu dönemlere ilişkin tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının hiçbir ihtirazi kayıt koymadan ödemeleri kabul ettiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları esas alınarak davanın kabulüne 308.634,37 TL’nın yasal faizi ile davalıdan tahsiline ilişkin verdiği karar taraflarca temyiz edilmiştir. 2011/583-4270 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, SSK primine esas taban aylıkların yükseltilmesi nedeni ile SSK’ya ödenen işçi ve işveren prim farları ve işsizlik sigortası prim farklarının davalıdan talep edilip edilemeyeceği hakkındadır. 1998-2003 yılları arası kapsayan her yıl için kuruma ait birimlerle ilgili ayrı ayrı sözleşmeler yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa dair düzenleme şartname ve sözleşmelerin 12.maddesinde yapılmıştır. Sözleşmelerin 12/c maddesinin bir kısmında “ihalenin yapıldığı tarihte mevcut olan asgari ücretin, asgari ücret tesbit komisyonlarınca artırılması halinde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark ayrıca bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primleri ve işsizlik sigortasında meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecektir.” düzenlemesi mevcuttur, bir kısmında “Asgari ücrette artış olduğu takdirde eski ve yeni asgari ücret arasındaki fark, bu farktan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primi ve TTF kesintisinde meydana gelecek artış farkları firmaya ödenecek sözleşmenin ifasi süresince kanun ve kararnamelerin bu işle ilgili uygulamaya getireceği değişiklikler aynen uygulanacaktır. (12/b maddesinde belirtilenler hariç) hükmü vardır. Sözleşmenin bu hükümleri tarafları bağlayıcıdır. Diğer bir deyişle sözleşmenin ifası süresince kanun ve kararnamelerde yapılacak değişikliklerin uygulanması zorunludur. Davalı taraf yargılama aşamasında bu konuda yasal düzenlemeler yapıldığını, bu bağlamda temizlik ihalelerinde uygulanacak esaslar hakkında tebliğ ile Bakanlar Kurulu kararları ile fark ödenmeyeceğini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu konu üzerinde gerektiği gibi durulmamıştır. Hal böyle olunca tarafların bu konudaki tüm delilleri toplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3-Davalı cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeden doğan tüm alacak kalemlerini ödendiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının ödemeye ilişkin tüm belgeleri getirtilip bu ödemeler içinde davacının talep ettiği alacak kalemleri ile ilgili ödeme mevcut olup olmadığı mahkeme, Yargıtay ve taraf denetimine ilişkin rapor alınmaksızın yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 4-Mahkemece davacı lehine 7.223,60 TL yargılama 2011/583-4270 giderine hükmedilmiştir. Davalı, davacı lehine hükmedilen bu yargılama giderlerinden bilirkişi ücreti 750,00 TL’nin kendisi tarafından yatırıldığını açıklamıştır. Mahkemece detayları gösterilmeden ve denetimi yapılması mümkün olmayacak şekilde yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 5-Davacının A.Ş. olması nedeniyle TTK 18.maddesi gereği tacır olup TTK 21.maddesi gereği yaptığı işin ticaridir. TTK 21/2.maddesi gereğince ... davalı içinde ticari ... nahiyetinde olduğundan 3095 sayılı yasa gereği avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklana nedenlerle davalının sair temyiz itirazların reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı lehine (5) nolu bentle açıklanan nedenle davacı lehine BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 18.332,85 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, peşin alınan 17,15 TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Ankara merkezli K Mutfak A.Ş., ticari işletmesi kapsamında ürettiği endüstriyel mutfak ekipmanlarını, İstanbul'da faaliyet gösteren L Otelcilik Ltd. Şti.'ye satmıştır. Malların teslimiyle birlikte K A.Ş. tarafından düzenlenen ve hem malın birim fiyatını hem de 30 günlük vadeyi içeren fatura, L Ltd. Şti. tarafından 1 Mart 2023 tarihinde teslim alınmıştır. L Ltd. Şti. yetkilileri, aralarındaki sözlü anlaşmada birim fiyatın daha düşük ve vadenin 60 gün olarak kararlaştırıldığını düşünmektedir. Bu sebeple L Ltd. Şti., 10 Mart 2023 tarihinde K A.Ş.'ye iadeli taahhütlü bir mektupla faturada belirtilen birim fiyatına ve vade süresine itiraz etmiştir. Bu durumda, faturanın içeriğine yapılan itirazın hukuki sonucu hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) L Ltd. Şti., faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz günlük hak düşürücü süre içinde itirazda bulunmadığı için fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.
B) Faturanın tebliğinden itibaren otuz gün içinde ödeme yapılmaması halinde temerrüt gerçekleşeceğinden, bu süre içinde yapılan itiraz geçerlidir.
C) Ticari faturalara itiraz süresi, bankaların kredi hesap özetlerine paralel olarak bir ay olduğundan, L Ltd. Şti.'nin itirazı süresinde yapılmıştır.
D) İtiraz süresi geçmiş olsa dahi, L Ltd. Şti. aralarındaki sözlü anlaşmayı tanık dahil her türlü delille ispatlayarak fatura içeriğinin aksini ileri sürebilir.
E) Sözlü olarak kurulan sözleşmelerin içeriğini doğrulayan teyit mektuplarına ilişkin sekiz günlük itiraz süresi, faturalar için kıyasen uygulanamayacağından itirazın belirli bir süreye tabi olduğu söylenemez.

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol