6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 370

Türk Ticaret Kanunu 370. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 370- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. (2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır. 2. Kapsam ve sınırlar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

39 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/7163 E., 2022/7900 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
İlk Derece Mahkemesince, alınan genel kurul kararlarında ETTK 368 ve 370. maddelerinde gösterilen usule uyulmamış olması, murisin ölümüne rağmen toplantılara katılmış gibi gösterilmiş olması, oybirliği olmamasına rağmen kararların oybirliği ile alınmış gibi gösterilmiş olması alınan genel kurul kararlarını yoklukla malul kıl
11. Hukuk Dairesi         2021/7163 E.  ,  2022/7900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Sarıkaya Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.06.2021 tarih ve 2021/79 E. - 2021/156 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Yiğitler Makine Nakliye İnşaat Taah. Tar. Ürünleri Ltd. Şirketi'nin ortağı olduğunu, şirket ile alakalı kardeşleri ..., ... ve ... 'ten bilgi almak istediğini, ancak kendisine bilgi verilmediğini, diğer şirket ortakları olan kardeşleri ..., ... ve ... 'in anneleri ... 'in komada olduğu dönemlerde ve ölümünden sonra da şirket toplantılarına katılmış gibi gösterip sermaye artırımına gidilerek müvekkilinin hissesinin düşürüldüğünü, Sarıkaya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/41 Esas sayılı dosyasında verilen bilirkişi raporu ile toplantılarda alınan kararların usulsüz olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin hiçbir toplantıya çağrılmadığını ileri sürerek alınan kararların hükümsüz olduklarının tespiti ile iptaline ve müvekkilinin hissesinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, açılan davanın mevcut şirket ortakları ile bir ilgisinin olmadığını, muris ... 'in idare ettiği ve iptali istenen genel kurul kararının alındığı toplantıda 4 kişinin ismi ve 3 kişinin imzasıyla (... , ... ve ...) karar alındığını, hissesi arttırılanın da ... olduğunu, ... 'in hisselerinin mirasen mirasçılarına intikal ettiğini, davacının da bu sermaye artırımından yararlandığını, bugüne kadar bu konu ile ilgili ne murisin sağlığında ne de sonrasında herhangi bir itirazda bulunmadığını, ... ve ... 'in şirket ortağı yapılmasında davacının zararına olabilecek herhangi bir durumun bulunmadığını, şirketin mali müşavir ve mühendis unvanına sahip en az iki ortağın bulunması gerektiğini, devirlerin bu nedenle yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, alınan genel kurul kararlarında ETTK 368 ve 370. maddelerinde gösterilen usule uyulmamış olması, murisin ölümüne rağmen toplantılara katılmış gibi gösterilmiş olması, oybirliği olmamasına rağmen kararların oybirliği ile alınmış gibi gösterilmiş olması alınan genel kurul kararlarını yoklukla malul kıldığı, yoklukla malul olan işlemlerin her zaman geçersiz olduğu yönünde dava açılabileceği kabul edilse de, bu işlemlerin geçersizliğinin hakkın kötüye kullanılacak şekilde süresiz olarak dava açılabileceği yönünde değerlendirme yapılmaması gerektiği, Dairemizin 2016/12761 Esas 2018/1791 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere genel kurul kararının yokluğunun tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe dava açılması gerektiği, yokluk gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gerektiği, 6762 sayılı ETTK'nın 37, 38 ve 39. maddelerine göre kimse ticaret sicil kayıtlarını ve gazetede yayınlanan hususları bilmediğini ileri süremeyeceği, bu nedenle davacının yoklukla geçersizliğini talep ettiği 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait genel kurul kararlarını dava açmadan önce bilmediği hususunun dikkate alınamayacağı dava tarihi ile geçersizliği talep edilen genel kurul kararlarının tarihleri ile aradan geçen uzun süre dikkate alındığında davacının TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2020/1573 E. – 2021/1009 K. sayılı ve 09/02/2021 tarihli ilamıyla bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ile, murisin 2004 yılında ölmüş olmasına rağmen 2005 yılı ve sonraki tarihlerdeki genel kurul toplantılarında asaleten imzalarının atıldığı, 05/07/2004 tarihli kararın oybirliği ile alındığı belirtilmesine rağmen davacının imzasının bulunmadığı, 22/12/2005, 05/05/2006, 08/05/2006 tarihli kararlarda da davacının imzası bulunmadığı gibi müteveffa ... 'in ölü olmasına rağmen toplantıya katılmış gibi gösterildiği, 07/06/2007 tarihli kararda davacı ve ... 'in toplantıya katılmış gibi gösterilmesine rağmen imzalarının bulunmadığı, 07/06/2007 ve 23/08/2008 tarihli kararlarda davacının imzasının bulunmadığının tespit edildiği, ETTK'nın 368 ve 370. maddelerindeki toplantı şartının gerçekleşmemiş olduğu, ETTK’nın 370. maddesine göre genel kurul toplantılarının bütün pay sahiplerinin huzuru ile yapılmasının öngörülmesine rağmen somut olayda genel kurul toplantısına ilan ve çağrının yapılmadığı, ayrıca ölmüş şirket ortağının toplantıda hazır bulunmuş gibi gösterildiği ve bu hususta asliye ceza mahkemesince özel belgede sahtecilik suçundan davalı şirket ortağı ... hakkında cezaya hükmolunduğu, kararların oybirliği ile alınmamasına rağmen oybirliği ile alınmış gibi gösterildiği davaya konu tüm genel kurul toplantılarının ETTK’nın 370. maddesine aykırı olarak yapıldığı anlaşıldığından kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 05/07/2004 tarih 2004/5 sayılı, 22/12/2005 tarih 2005/06 sayılı, 05/05/2006 tarih 2006/07 sayılı, 08/05/2006 tarih 2006/08 sayılı, 08/05/2006 tarih 2006/09 sayılı, 08/05/2006 tarih 2006/10 sayılı, 07/06/2007 tarih 12 sayılı, 07/06/2007 tarih 2007/14 sayılı, 07/06/2007 tarih 2007/15 sayılı, 23/08/2008 tarih 2008/17 sayılı genel kurul kararlarının yoklukla malul olduklarının tespitine, davacının davalı şirkette 9,906/40 pay oranında hissesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2014/13214 E., 2014/19993 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin B grubu imtiyazlı pay sahibi olduğunu, şirketin 17.11.2011 tarihli genel kurulunun paydaş olmayan, yetkisiz ve ilgisiz kişiler tarafından sahte belge ve kaşelerle tertip edildiğini, TTK'nın 370. maddesine göre toplandığı iddia edilen genel kurula müvekkilinin iştirak etmediğini, gerçeğe aykırı şekilde paydaş gösterilen yabancı uyruklu şahıslar adına veka
11. Hukuk Dairesi         2014/13214 E.  ,  2014/19993 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 43. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2014 tarih ve 2012/261-2014/119 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin B grubu imtiyazlı pay sahibi olduğunu, şirketin 17.11.2011 tarihli genel kurulunun paydaş olmayan, yetkisiz ve ilgisiz kişiler tarafından sahte belge ve kaşelerle tertip edildiğini, TTK'nın 370. maddesine göre toplandığı iddia edilen genel kurula müvekkilinin iştirak etmediğini, gerçeğe aykırı şekilde paydaş gösterilen yabancı uyruklu şahıslar adına vekaleten toplantıya dava dışı ... isimli şahsın katıldığını, genel kurul toplantısına esas alınan hazirun cetvelinin şirket pay defteri ve kayıtlarına uygun olduğunu tasdik etmesi gereken yönetim kurulu adına şirkette hiçbir sıfat ve yetkisi bulunmayan ... tarafından sahte şirket kaşesi kullanılmak suretiyle tasdik edildiğini, bu şahsın sahte vekalet ve belgelere dayanarak yasa ve yönetmeliklere aykırı şekilde şirketin genel kurulunu kendi kendine yapmasına Bakanlık komiserinin de göz yumduğunu, toplantının şirket merkezi yerine ...'in paydaş ve yönetici olduğu dava dışı şirketin adresinde yapıldığını, yasaya ve sözleşmeye aykırı şekilde yönetim kurulu üyesi ve denetçi seçimi yapıldığını, şirketin yönetim kurulu üyeliğine şirketin paydaşı gibi gösterilen yabancı uyruklu kişilerin seçildiğini, bu kişilerin genel kurula katılmamış olmalarına rağmen aynı gün yönetim kurulu toplanmış gibi gösterilerek aldıkları 2011/4 sayılı kararla ...'in genel müdür olarak seçilmesine ve münferit atacağı imza ile şirketi her konuda ahzu kabz yetkisi ile temsil etmesine karar verildiğini, yönetim kurulu kararı ile altındaki imzaların sahte olduğunu, 17.11.2011 tarihli genel kurul ve genel kurulda alınan kararlar ile aynı tarihli 2011/4 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, yoklukla malul olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu genel kurul toplantısı ve yönetim kurulu kararının yabancı ortakların bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurulun TTK'nın 368. maddesinde düzenlenen merasime uygun olarak toplantıya çağrılmasının gerektiği, ancak tüm pay sahibi ya da temsilcilerinin hazır bulunup da itiraz etmemeleri halinde çağrısız genel kurul yapılabileceği, TTK'nın 370. maddesi uyarınca çağrısız genel kurulun bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve bu toplantı şekline itiraz etmemeleri şartının gerçekleşmesi durumunda yapılabileceğinin kabul edildiği, anılan maddede öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurulun hukuken yok olup, alınan kararların da yoklukla malul olduğu, davalı şirket ortağı olan davacının toplantıda hazır bulunmadığı, hazirun cetvelinde de hissedar olarak gösterilmediği yine, esasında paydaş olmamakla birlikte paydaş gibi gösterilen yabancı uyruklu ortaklar yerine toplantıya vekaleten katılarak hazirun cetvelini imzalayan ... isimli şahsın ibraz ettiği vekaletnamenin hiçbir resmi kurumun tasdikini taşımadığı ve vekalette adı geçen yabancı şahısların eli ürünü de olmadığı iddiasının da davalı vekiline verilen tüm sürelere ve yapılan tüm araştırmalara rağmen bu şahısların imza incelemesine esas samimi imzalarının bulunduğu belgelere ulaşılamamış olması karşısında mevcut belgeler üzerinde yapılan imza incelemesinde imzaların yabancı şahısların eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davalı şirketin 17.11.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlarla birlikte bu toplantıda alınan 3 no'lu karar gereğince 1 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği anlaşılan yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan 2011/04 no'lu ve 17.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, Anonim şirket olağanüstü genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduklarının tespiti istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece ıslak imzalı olmayan fotokopi belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak anılan raporun da hükme esas alınması doğru olmadığı gibi, 6762 sayılı TTK'nın 381/1 maddesi uyarınca umumi heyet toplantısına iştirake salahiyetli olmayan kimselerin karara iştirak etmiş bulunmasının yokluk değil iptal sebebi olduğunun nazara alınmaması da doğru değil ise de, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısının TTK'nın 370. maddesi uyarınca çağrısız olarak yapıldığı, davalı şirketin ortağı olan davacının toplantıya katılmadığı, bu itibarla olağanüstü genel kurul toplantısı ile bu toplantıda alınan kararların ve işbu toplantıda alınan kararla seçilen yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu anlaşılmakla sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK'nın 437/7. maddesi gereğince açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün değişik gerekçe ile ONANMASINA, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/2104 E., 2013/19627 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ı şirketin 24.07.2006, 16.07.2007, 05.09.2008, 08.07.2009 ve 23.10.2009 tarihli genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, müvekkilinin toplantıda hazır gösterildiğini, hazirun cetvelindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, TTK'nun 370. maddesine aykırı genel kurul toplantı ve genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, tüm kararların iptaline karar verilmesini dav
11. Hukuk Dairesi         2013/2104 E.  ,  2013/19627 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2012 tarih ve 2011/452-2012/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 24.07.2006, 16.07.2007, 05.09.2008, 08.07.2009 ve 23.10.2009 tarihli genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, müvekkilinin toplantıda hazır gösterildiğini, hazirun cetvelindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, TTK'nun 370. maddesine aykırı genel kurul toplantı ve genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, tüm kararların iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkil şirket genel kurul toplantılarının TTK m.370 ve ilgili sair yasal mevzuat hükümlerine uygun surette gerçekleştirildiğini, davacı tarafca müvekkil şirketin usul ve yasaya uygun genel kurul toplantılarının TTK'nun 370. maddesi uyarınca gerçekleştiriliş şekline uzunca süre sessiz kalmasından sonra geçersizliğini ileri sürmesinin TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 23/10/2009, 08/07/2009, 05/09/2008 ve 2006 (16/07/2007) tarihli olağan genel kurul toplantısı hazurun cetvelindeki imzaların pay sahibi davacıya ait olmadığı, 2005(24/07/2006) tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı hazurun cetvelindeki imzanın pay sahibi davacıya ait olduğu gerekçesiyle, 23/10/2009, 08/07/2009, 05/09/2008 ve 2006 (16/07/2007) tarihli olağan genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve alınan tüm kararların iptaline, 24/07/2006 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 370. maddesine göre yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, 24.07.2006 tarihli 2005 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelindeki davacı adına atılan imzanın davacı el ürünü olduğu, diğer genel kurul toplantılarına ilişkin hazurun cetvelindeki davacı adına atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulune karar verilmiştir. Butlanın ileri sürülmesi bakımından herhangi bir süreye uyulması zorunluluğunun bulunmadığı kabul edilmekle beraber butlana ilişkin tesbit talebinin maksatlı, gayrımeşru ve icapsız olarak geciktirilmesi, örneğin bir kararın uygulanmasına ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca, itirazsız rıza ve tahammül gösterilip de, sonradan butlanının ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararın butlanını eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplayamadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanının tespitini dava etmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmelidir. Doktrinde, ortaklık dahil hiç kimsenin zararı sözkonusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın sonradan butlanının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendiği gibi, etkisi ve önemi genellikle oldukça kısa bir süre devam eden bilanço, kar ve zarar hesabı kararının butlanının uzunca bir süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin çok defa hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyacağına da işaret edilmektedir. (Bkz. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 2009 s.156-157) Somut olayda, 24.06.2006 ile 23.10.2009 tarihleri arasında yapılan 5 adet genel kurul toplantısının ve alınan kararların yoklukla malul olduğu yönündeki davanın 15.12.2011 tarihinde açılmış olması karşısında, davacının uzun süre suskun kalarak, ortaklık dahil hiç kimsenin zararı sözkonusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın sonradan butlanını ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerirken, yazılı gerekçeyle salt imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporuna istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/15133 E., 2012/21082 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde, TTK'nun 368. maddesindeki çağrı merasimine riayet etmeksizin genel kurul toplanabilir. Dava konusu genel kurulun TTK.'nun 370. maddesi gereğince toplanıp, kararların alındığı anlaşılmakta olup, TTK.'nun 370.
11. Hukuk Dairesi         2011/15133 E.  ,  2012/21082 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2011 tarih ve 2010/331-2011/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğunu, ...'nun Türkçe bilmeyen hissedarlara boş olarak imzalattığı geçersiz yetki belgelerine dayanarak bilgi vermeden, ilan ve çağrı da bulunmadan 21.10.2009 tarihinde Olağan Genel Kurul Toplantısı'nı yaptığını, alınan kararların müvekkilinin şahsi ve müteselsil sorumluluğuna yol açabileceğini, toplantıdaki tüm kararların A Grubu hissedarların iradesinin aksi yönde olup, o tarihteki istek ve iradelerini hiçe saydığını, toplantı öncesi ve sırasında ana sözleşmeyle oluşturulmuş A ve B hisse grupları mevcut bulunduğu halde imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu toplantılarının yapılmadığını, anılan genel kurulda sermaye artışına gidildiğini, ancak sermaye artırımı için gerekli koşulların yerine getirilmediğini, ...'nun kendi ibrasında oy kullandığını, TTK'nun 374. madde gereğince kendi ibrasında asaleten ya da vekaleten oy kullanamayacağını, yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin 3 yıl görev süresi için seçildiğini, fakat ana sözleşmeye göre yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin bir yıllık görev süresi için seçilebileceğini ileri sürerek, öncelikle davalı şirketin 21.10.2009 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısının ve bu toplantıda alınmış kararların yoklukla malul olduğunun tespitini, kabul edilmeyecek olursa sermaye arttırım kararının, kendi kullandığı oylarla kendi kendisini ibra eden yönetim kurulu üyesi ...'nu ibrası hakkındaki kararın, 1 yıl yerine 3 yıl için seçim yapılmış olması nedeniyle yönetim kurulu ve denetçi seçimi hakkındaki kararların bütün sonuçlarıyla birlikte hükmen iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, genel kurul kararlarının iptal davası için 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını, yönetim kurulu üye sıfatıyla dava açabilme için genel kurul kararlarının uygulanmasının davacı olarak kişisel sorumluluklarına yol açması koşuluna bağlı olduğunu, alınan kararların davacının kişisel sorumluluğuna yönelik olmadığını, rapor doğrultusunda mali durum gereği sermaye arttırışına gidildiğini, raporun da hatalı olduğuna dair iddiasının bulunmadığını, ...'nun ibrasında kendi ibrasında oy kullanmadığını, tacir olan paydaşların boş kağıda imza atılmaması gerektiğini bilebilecek olduklarını, davanın sadece kendisiyle ilgili işlemlerden dolayı iddiada bulunabileceğini, paydaşlar adına iddiada bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı şirket hissedarı olmayıp, tüzel kişiliği temsilen seçilen yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu sıfatla dava açtığı, dolayısıyla genel kurulda alınan kararlar nedeniyle doğabilecek şahsi sorumluluklarının neler olduğunu somut bir biçimde ortaya koyması gerektiği, ortakların yetki belgelerini boş olarak imzalayıp ...'na verdiği iddiasında beyaza imza iddiasını ileri süren şahsın bu iddiasının HUMK'nun 290. maddesi uyarınca ispat etmesi gerektiği, bu anlamda delil bulunmadığı, ...'nun kendi ibrası ile ilgili olarak toplantı tutanağında “yönetim kurulu üyelerinin her biri kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oylarıyla ayrı ayrı ibra edilmişlerdir” olup, kendi ibrasında oy kullanmaktan yoksun olan ...'nun vekil olarak oy kullanabileceği, davalı şirkette sermaye arttırımının gerekli olduğu, davalı şirkette imtiyazlı hisse bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin imtiyazlı pay sahipleri genel kurul toplantısı yapılmadığı yönündeki iddiasının dayanaksız kaldığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin bir yıl süre ile seçilebileceğinin düzenlendiği ancak genel kurulda alınan kararın ana sözleşmeye aykırı olmakla birlikte yasaya uygun olup, bu durumun genel kuruluna katılıp gerekçesini belirterek olumsuz oy kullanan hissedarlara iptal davası açma hakkı vereceği, kararın yoklukla malul olmasının söz konusu olmayacağı, hissedar olmayan olmayan davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek sorumluluğunu kaldırmasının mümkün bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-TTK.368. maddede anonim şirket genel kurul toplantısına davetin şekli belirlenmiştir. Ancak, TTK'nun 370. maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde, TTK'nun 368. maddesindeki çağrı merasimine riayet etmeksizin genel kurul toplanabilir. Dava konusu genel kurulun TTK.'nun 370. maddesi gereğince toplanıp, kararların alındığı anlaşılmakta olup, TTK.'nun 370. maddesi uyarınca temsilcilerin de genel kurul toplantısında bulunması yeterli ise de, Komiserler Yönetmeliği 22. maddesine göre genel kurul toplantısına vekaleten katılıp oy kullananların vekaletnamelerinde bulunması gereken unsurlar ve geçerlik süresi belirtilmiştir. Komiserler Yönetmeliği 23/1-2. fıkraları “Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekaletnameler geçersizdir. Vekaletnameler ait olduğu toplantı ve hukuken bunun devamı sayılan genel kurul toplantısı için geçerlidir” hükmünü haizdir. Mahkemece TTK.'nun 370. maddesine göre toplanan genel kurulda vekaleten oy kullanan “Timo Matthias Herbrand, Kent Stephen Hahne, Vapiano Operations Limited'in” vekaletnamelerinin Komiserler Yönetmeliği 23. maddesine uygun olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmiştir. Oysa dosyada bulunan dava konusu genel kurulda kullanılan vekaletnamelerin Komiserler Yönetmeliği 23. maddedeki unsurlar içermediği, genel kurul toplantı tarihinin belirtilmediği ve geçerlilik süresinin de bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararlar batıl olup geçersizdir. Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Erdoğan Moroğlu, TTK'na göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993 Bası, s. 76). O halde, TTK'nın 370. maddesinde öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan kararlar da yoklukla maluldür (Dairemizin 29.12.1998 tarih, 1998/7636 E., 1998/7820 K.
11. Hukuk Dairesi 2009/12744 E., 2011/6060 K. 11. Hukuk Dairesi 2009/12744 E., 2011/6060 K. - ANONİM ŞİRKETLERDE GENEL KURUL KARARLARININ İPTALİ - TOPLANTIYA ÇAĞRI, ÇAĞRISIZ TOPLANDI- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 368 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 370 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada (Kadıköy İkinci Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 29.06.2009 tarih ve 2006/810-2009/549 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin 5 ortaklı olan davalı şirketin büyük hissedarları olduklarını, 26.08.2005 ve 19.12.2006 tarihlerinde yapılan genel kurullara katılmadıkları halde adlarına atılan sahte imzalar ile genel kurullarda var gösterilerek kararlar alındığını, bu nedenle anılan genel kurulların yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, 26.08.2005 tarihli ve 19.12.2006 tarihli genel kurullarda alman kararların İptalini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Fer'i müdahil vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul Haziran cetvellerinde ki imzaların davacılara ait olmadığının ispat edilmediği, davacıların hazır oldukları genel kurullarda alınan kararlara muhalefetlerini tutanaklara geçirmedikleri ve davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı anonim şirketin 26.08.2005 ve 16.12.2005 tarihli olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali istemine İlişkindir. Anonim şirketlerde genel kurulun toplantıya ne şekilde ve hangi merasime tabi olarak çağrı yapılacağı TTK'nın 368. maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu madde hükmüne göre, usulüne uygun bir çağrının kabul edilebilmesi için asgari İki şartın gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, toplantıya davetin TTK'nın 37. maddesinde anılan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi, ayrıca bütün nama yazılı pay sahipleri ve varsa şirkete önceden hamile yazılı pay senetlerini ibraz ederek ikametgahlarını bildiren diğer ortaklara, taahhütlü mektupla bildirme koşullarıdır. Davete ilişkin hükümlerle güdülen asıl amaç, bütün pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katılabilmesini sağlamaktır. TTK'nın 368. maddesinin İstisnası aynı Yasa'nın 370. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, şayet bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bu-lunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline İtiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kuruldan bahsedilemez. Doktrine göre de, toplantıya katılmayan veya itirazı olan pay sahibinin genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, TTK'na göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993 Bası, s. 76). O halde, TTK'nın 370. maddesinde öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan kararlar da yoklukla maluldür (Dairemizin 29.12.1998 tarih, 1998/7636 E., 1998/7820 K. sayılı, 15.02.1999 tarih, 1998/9105 E., 1999/801 K. sayılı ve 26.02.2001 tarih, 2000/10968 E., 2001/1616 K. sayılı ilamları bu yöndedir). Yukarıdaki açıklamaların ışığında'dava konusu olaya dönülecek olursa; davacılar, iptalini istediği genel kurul tarihlerinde pay sahibi olduklarını ve kendilerinin çağrılmadıkları ve katılmadıkları genel kurul toplantılarına katılmış gibi gösterilerek gerçeğe aykırı tutanak düzenlendiğini iddia etmişlerdir. Gerçekten de, iptali istenen her iki genel kurul toplantı tutanağında da toplantının TTK'nın 370. maddesine göre çağrısız yapıldığı yazılı olup, dosya içinde mevcut grafoloji uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda topiantı tutanağında davacı Nihal adına atılı imzanın bu kişiye ait olmadığı tespit edilmiş olup, davacı Ahmet adına atılı imzanın da ceza dosyasında alınan biiirkişi raporunda bu kişiye ait olmadığı belirlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın iddiaları üzerinde durularak, iptali istenen genel kurul toplantı tutanaklarının gerçeğe aykırı olarak tutulup tutulmadığı, buna göre TTK'nın 370. maddesinde öngörülen her iki şartın da yerine getirilip getirilmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarına gelince, hüküm, fer'i mü-dahil vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş ise de, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi, temyiz harcı da yatı-rılmamıştır. Bu durumda, usulüne uygun ve süresinde bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca fer'i müdahil vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacılar yararına (BOZULMASINA), 2 nolu bentte açıklanan nedenle, fer'i müdahil vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

"Deniz Lojistik Limited Şirketi"nde üç müdür bulunmaktadır. Müdürlerden Alp, diğer müdürlerin haberi olmadan tek başına şirket adına bir bankadan 5 milyon TL kredi çekmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca bu işlemin şirketi bağlaması ile ilgili hangisi doğrudur?

A) Limited şirketlerde temsil yetkisi her müdürde tek başına bulunduğu için Alp’in yaptığı işlem her durumda şirketi bağlar.
B) Şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi "birlikte imza" ile kullanılabilir; bu durumda Alp'in tek imzası şirketi bağlamaz.
C) Alp şirket ortağı ise, imzası tescil edilmemiş olsa dahi yaptığı tüm işlemler şirketi bağlar.
D) Kredi tutarı şirket sermayesinin %50'sini aşıyorsa, temsil yetkisi sadece genel kurul onayından sonra geçerlilik kazanır.
E) Temsil yetkisinin sınırlandırılması sadece şubenin işleriyle ilgili olabilir; bunun dışındaki tüm kısıtlamalar geçersizdir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol