6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 381

Türk Ticaret Kanunu 381. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 381- (1) Bir şirket, yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınmak için gerekli olduğu takdirde, kendi paylarını, 379 uncu maddeye göre genel kurulun yetkilendirmeye ilişkin kararı olmadan da iktisap edebilir. (2) Payların bu yolla iktisabı hâlinde yönetim kurulu ilk genel kurula; a) İktisabın sebep ve amacı, b) İktisap edilen payların sayıları, itibarî değerlerinin toplamı ve sermayenin ne kadarını temsil ettiği, c) Bedeli ve ödeme şartları, hakkında yazılı bilgi verir. d) İstisnalar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

32 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/13716 E., 2014/15737 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
kurulunda sermaye artırımına ilişkin alınan kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacıların iptalini istedikleri genel kurul toplantısına katılmadıkları TTK’un 381. maddesine göre genel kurula katılıp, karara muhalif kaldığına ilişkin şerhi tutanağa işletmek gerektiğinden buna riayet etmeden açılan iş bu davanın
11. Hukuk Dairesi         2013/13716 E.  ,  2014/15737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/12/2012 NUMARASI : 2012/35-2012/385 Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/12/2012 tarih ve 2012/35-2012/385 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.10.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekili Av. B.K.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada Z. E.vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30.01.2011 tarihli şirket genel kurulu toplantı davetiyesinde gündem maddesi olarak şirket ana sözleşmesinin 6.maddesinin değiştirilmesinin görüşülmesi olarak belirtildiğini, şirketin ana sözleşmesinin 6. maddesinin, şirketin sermayesinin miktarını 7. maddesinin ise sermaye artırımını düzenlenmekte olduğunu, 7. maddenin değiştirilmesinin gündemde yer almamasına rağmen yasa ve ana sözleşmeye aykırı olarak sermaye artırımı yoluna gidildiğini, eksik bilgilendirme nedeni ile müvekkilinin toplantıya katılamadığını ileri sürerek davalı şirketin 30.01.2011 tarihli genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin alınan kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacıya gönderilen çağrı davetiyesinde Şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinin görüşülmesinin yapılacağının belirtildiğini, bunun anlamının sermayenin artırılacağı anlamı taşıdığnı savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İşbu dava ile birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/119 esas sayılı dosyasında davacı Y.G. vekili, aynı nedenlere dayalı olarak davalı şirketin 30.01.2011 tarihli genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin alınan kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacıların iptalini istedikleri genel kurul toplantısına katılmadıkları TTK’un 381. maddesine göre genel kurula katılıp, karara muhalif kaldığına ilişkin şerhi tutanağa işletmek gerektiğinden buna riayet etmeden açılan iş bu davanın reddi gerektiği, ancak davacıların gündemde yer almayan bir hususun görüşüldüğü ve bu nedenle de genel kurulun kendilerine usulünce tebliğ edilmediğini savunmaları karşısında, işin esasına girilerek bu hususların incelendiği, ana sözleşmenin 6. maddesinde esas sermaye miktarı gösterilmekte, 7. maddesinde ise esas sermayenin değiştirilmesi ile ilgili usullerin yer aldığı, genel kurulda alınan kararların yasaya aykırı olmadığı gibi ana sözleşmenin 7. maddesindeki usullere de bir aykırılık söz konusu olmadığı, dava dilekçesinde bildirilen 07.04.2011 tarihli ihtarın sermaye artırımına engelleyici bir yönü olmadığı, davacı payının diğer paydaşlar karşısında oransal azalması, sermaye artırımına iştirak etmemesi nedeniyle olduğu, öte yandan, sermaye artırımına giden davalı şirketin, ödenmemiş sermayesinin bulunduğu, anılan sermayenin miktarının şirket sermayesinin yaklaşık binde birine tekabül ettiği, TTK'un 391/1 hükmünün 409. madde hükmü ile birlikte değerlendirilmesi sonucu ana sermayeye göre önemsiz sayılabilecek tutardaki sermayelerin ödenmemiş olmasının sermaye artırımına engel olmaması gerektiği, yeni TTK'un 456 /1 maddesinde bu konuda esneklik getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı ortaklar tarafından açılan davalı şirketin 30.01.2011 tarihli genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin alınan kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu diğer gerekçeler yanında ana sermayeye göre önemsiz sayılabilecek tutardaki sermayelerin ödenmemiş olmasının sermaye artırımına engel olmaması gerektiği, yeni TTK'un 456 /1 maddesinde bu konuda da esneklik getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle iptali istenen genel kurul 30.01.2011 tarihinde yapıldığından, işbu genel kurul kararının iptali davasının mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uygulanmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Yeni paylar ve pay senetleri çıkarılması suretiyle dış kaynaklardan esas sermaye artırımı mülga 6762 sayılı TTK.nun 391-395.maddelerinde düzenlenmiştir. Dış kaynaklardan sermaye artırımı için ön şart, evvelce ortaklığa konulması taahhüt edilmiş olan sermaye paylarının ortaklığa tamamen ödenmiş olmasıdır. (TTK.391.m.). Bu şart sadece dava konusu olayda olduğu gibi yeni paylar ve pay senedi çıkarılarak dış kaynaklardan esas sermaye artırımında sözkonusu olup, ortaklığın kendi kaynaklarından esas sermaye artırımında aranmaz. Şartın kanunda yer almasının nedeni, sermayeye ihtiyacı olan anonim ortaklığın, sermaye artırımına gitmeden önce pay sahiplerinde kalan katılma taahhüdü alacağını alarak sermaye ihtiyacını karşılama olanağına sahip bulunduğu düşüncesi ve ayrıca ne zaman talep edileceği ve ödenmesi belli olmayan arka arkaya taahhütler yolu ile sermaye artırımının kötüye kullanılmasının önlenmek istenmesidir. Söz konusu şart sırf nakti sermaye taahhüdü ile ilgili olmayıp ortaklığa konulması taahhüt edilen diğer ayın, hak ve alacaklarıda kapsar. Eski katılma taahhütlerinin tamamen ödenmiş olması şartına uyulmamasının hukuki sonucu, alınan sermaye artırım kararı dahil tüm artırım işlemlerinin mutlak olarak hükümsüz olmasıdır.(TTK.392/II). Artırım kararından sonra eski katılma taahhütleri tamamen ödenmiş olsa bile, kararın hükümsüzlüğünün ıslahı mümkün değildir. Bu itibarla menfaatini ispat edebilen herhangi bir ilgili artırım kararının mutlak hükümsüzlüğünün tesbitini mahkemeden isteyebilir. Bu takdirde sermaye artırımı geçmişe etkili olarak hiçbir hüküm doğurmaz. Böyle bir nedene dayalı olarak açılacak davada da, TTK.nın 381.maddesinde düzenlenen genel kurula katılmak ve alınan karara muhalif kalıp bu keyfiyetin tutanağa geçirilmesine gerek yoktur. Dava konusu olayda, şirketin 31.12.2010 tarihli bilançosuna göre sermayesi 42.550.000 TL olup, bu sermaye dava konusu 30.01.2011 tarihli genel kurul ile 5.000.000. TL daha artırılarak 47.950.000 TL’na çıkarılmıştır. Şirketin ödenmemiş sermaye miktarı ise 40.830 TL dir. Bu durumda mahkemece şirketin ödenmemiş sermayesi bulunduğu halde yapılan sermaye artışı kararı mutlak butlanla malul olduğundan, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılar'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2012/6540 E., 2013/875 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
, bu hisseler ve pay defterinin yedieminde olduğunu, yönetim kuruluna seçilen kişilerin şirkette pay sahibi olmadıklarını, ileri sürerek 15.09.2011 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, terditli olarak TTK'nın 381. maddesi uyarınca söz konusu kararların iptaline, geçici hukuki koruma olarak davalı şirketin olağanüstü genel kurulunun toplantıya çağrılması amacı
11. Hukuk Dairesi         2012/6540 E.  ,  2013/875 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/02/2012 tarih ve 2011/521-2012/15 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/01/2013 günü hazır bulunan birleşen dava davacıları a) ... b) ... c) ... d) ... e) ... vekili Av. ... ile birleşen dava davalısı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl dava dosyasında davacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin 24.9.2009 tarihli ve 08.09.2010 tarihli genel kurullarının iptali için açılan davaların iptal ile sonuçlandığını, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/690 esas sayılı dosyası ile 2006 yılında seçilen yönetim kurulunun görev süresi bitmiş olsa dahi genel kurulu toplantıya çağırabileceğine karar verildiği, bu karara istinaden genel kurul için yönetim kurulunca çağrı yapıldığını ve 15.09.2011 tarihli genel kurulun yapıldığını, müvekkili ve dava dışı ... genel kurula katılan ve hazirun cetvelinde adı geçen kişilerin davalı şirketin ortağı olmadığını, toplantıda bulunan pay defterinin 28.06.2011 tarihinde sahte olarak tanzim edildiğini, asıl ve orjinal pay defterinin yediemin ...'de olduğunu, sahte olarak düzenlenen pay defterine itibar edilerek genel kurul yapılmasının mümkün olmadığını,genel kurulda toplantı ve karar nisabının oluşmadığını ileri sürerek 15.09.2011 tarihli genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, olmadığı taktirde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava dosyasında davacı yanında davaya katılanlar vekili, müvekkillerinin davalı şirket sermayesinin 23.000.000 TL’lik kısmını temsil eden 2.300 adet hamiline yazılı hisse senedine ve şirket sermayesinin % 76,66’na sahip olduğunu, bu çerçevede davalı şirketin sermayesinin 3/4'den fazlasının pay sahibi olarak müvekkillerin katılmadığı 15.09.2011 tarihli genel kurul toplantısının hukuken varlık kazanamayacağını ileri sürerek davacı yanında davaya katılmak istediklerini ileri sürerek davacının davasının kabulüne karar verilmesini istemişlerdir. Birleştirilen ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/1018 esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, davalı şirketin 15.09.2011 tarihinde Olağanüstü genel kurul toplantısına şirkette pay sahibi olmayan ..., ..., ..., ... ve ... adlı kişilerin pay sahibi oldukları iddiası ile katıldıklarını ve toplantıya katılan pay sahibi olmayan bu kişilerin şirket yönetim kurulu ve denetçi seçimi yaptıklarını, ancak gerçek pay sahibi olmayan kişilerin katılımı ile yapılan ve müvekkili ile diğer gerçek pay sahibi kişilerin katılmadığı bu toplantıda alınan kararların hukuken varlık kazanmasının mümkün olmadığını, şirketin gerçek pay sahipleri defterinin ... Noterliği'nin 09.02.2005 tarihli ... yevmiye numarası ile tasdiklenen defter olduğunu ve bu defterde müvekkillerinin pay sahibi olarak kayıtlı olduğunu, müvekkili ile birlikte toplantıya katılmayan pay sahiplerinin hisselerinin şirket sermayesinin %96,06’lık kısmını teşkil ettiğini, devir konusu olan hisse senetlerinin arka yüzlerine devir cirosu ile ciro edilip şirket pay defteri ile birlikte yediemine teslim edildiğini, bu hisseler ve pay defterinin yedieminde olduğunu, yönetim kuruluna seçilen kişilerin şirkette pay sahibi olmadıklarını, ileri sürerek 15.09.2011 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, terditli olarak TTK'nın 381. maddesi uyarınca söz konusu kararların iptaline, geçici hukuki koruma olarak davalı şirketin olağanüstü genel kurulunun toplantıya çağrılması amacı ile ve bununla sınırlı olarak tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İşbu dava ile birleştirilen ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/854 esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/623 esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/589 esas sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, aynı nedenlerle 15.09.2011 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, terditli olarak TTK'nın 381. maddesi uyarınca söz konusu kararların iptaline, geçici hukuki koruma olarak davalı şirketin olağanüstü genel kurulunun toplantıya çağrılması amacı ile ve bununla sınırlı olarak tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hisse devir anlaşması ile ...’ye ait olduğu tespit olunan % 42 oranında şirket hissesinin ...'nin onayı olmaksızın devre konu edildiğini, mahkeme sürecinden haberdar olan alıcıların iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/841 esas sayılı dosyasında 24.09.2009 tarihli genel kurul kararının iptali ile şirkette % 42 pay sahibi olduğunun tespitine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, şirket sermayesi toplam 30.000.000 TL olduğuna göre ...'nin bu sermaye içindeki payının 12.600.000 TL olduğunu ve ... payının başka bir kişi tarafından tasarruf edilmesinin mümkün olmadığını, ...'nin şirket hisselerinin 3. şahıslara devri ile ilgili görüşmelere başlandığı andan itibaren ...’ne ihtarname gönderilerek yapılacak her türlü hukuki işlemde bu işlemin taraflarının iyi niyetli olmayacağının açıkladığını, sözleşmeye konu hisselerin % 42’sine tekabül eden 12.600.000 TL’lik kısmının ...'ye ait olduğunu bile bile hisse devir sözleşmesini imzalamış olmaları nedeni ile alıcıların iyi niyetli olmadığını ve hisse devrinin bu nedenle geçersiz olduğunu, şirket anasözleşmesinin 7. maddesine göre de hisselerin devri için ...'nin imza ve onayının şart olduğunu, böyle bir onay ve imza bulunmadığını, davacı tarafın sözleşme hükümlerine göre ödeme belgelerini ve şirket borçlarının üstlenilmesine ilişkin bankalardan alınacak ibra belgelerini ibraz etmedikçe pay sahipliğini kazanamayacaklarını, TTK'nın 368.maddesine göre toplantıya iştirak edecek hamiline yazılı pay sahiplerinin toplantı tarihinden evvel şirkete hisselerini tevdi etmelerinin şart olduğunu, hisse senetlerinin yedieminde olması nedeniyle hisse senetlerinin tevdi edilmediğini, 10.08.2006 tarihinde yapılan genel kurulda 3 yıl süre ile seçilen yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu toplantıya davet yetkisinin olduğunun ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2011/690 esas sayılı dosyasında verilen karar ile açık olduğunu, şirketin ana sözleşmesinin 10. maddesine göre gerekli toplantı nisabının sağlandığı ve karar nisabına ilişkin hükümlere uygun olarak da kararların alındığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, birleştirilen ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/1018 sayılı dava dosyasının birleştirme tarihi 01.11.2011 olup, asıl dava dosyasındaki davacının feragat dilekçesinin veriliş tarihinin ise 02.11.2011 olduğu, bu nedenle birleştirilen dosya yönünden yargılamaya devam olunmasında usul hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı, birleştirilen dosya yönünden yargılamaya devam edildiği sırada diğer dava dosyalarının duruşmanın talik edildiği 30.11.2011 tarihinden önce mahkemenin dava dosyası ile birleştirilmesine kararı verilmiş olması karşısında birleştirilen bu dosyalar yönünden de yargılamaya devam olunduğu, davacılar vekillerinin davaların ayrılması ve dosyaların mahkemelerine iade edilmesi yolundaki taleplerine itibar edilmediği, genel kurul çağrısı yapan yönetimin yetkisinin mevcut olduğu ve çağrının usulüne uygun olarak yapıldığı, 08.09.2010 tarihli Anonim şirket hisse devir sözleşmesinin tetkikinden, satıcıların ..., ..., ..., ..., ... alıcıların ise ..., ..., ..., ..., ... olduğu ve satıcıların sahibi oldukları hamiline yazılı hisseleri alıcılar olarak gösterilen davacılara sattıkları devir bedelinin ödenme şeklinin 4. maddede gösterildiği, 47.500.000 USD ödemenin belgelerinin ve ibranın yazılı olarak yediemine tesliminden sonra 6. maddede tarif edilen şekilde yediemine teslim edilen hisse senedi ve geçici ilmühaberlerin alıcılara teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, 6. maddede sözleşme uyarınca yediemine teslim edilecek hisse senedi ve geçici ilmühaberlerin alıcılara teslim hükmünde olacağı ancak tüm bedel ödenmedikçe yediemin tarafından alıcılara teslim edilmeyeceği, 7. maddesinde satıcının noter onaylı yazılı muvafakati olmaksızın kısmen yada tamamen başkalarına devir edilemeyeceği ciro ve temlik edilemeyeceğinin kararlaştırıldığı, dosyada bulunan ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen 23.06.2011 tarih ve 2009/841 esas 2011/322 karar sayılı ilamından davacı şirket ortağı ...'nin açmış olduğu dava üzerine, davalı şirketin 24.09.2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline ve davacı ...'nin davalı şirketin % 42 oranında pay sahibi olduğunun tespitine karar verildiği, bu durum karşısında ...'nin % 42 hisse sahibi olduğu ancak 08.09.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinde ...'nin yer almamış olduğu, yine, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen 23.06.2011 tarih ve 2011/255 esas 2011/323 karar sayılı ilamı ile davalı şirketin 07.09.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verildiği, gerek hisse devir sözleşmesi, gerekse yediemin teslim tutanağından anlaşılacağı gibi şarta bağlı hisse devri sözleşmesine koşut olarak devretmeye taahhüt edenler ile alıcılar zilyetliğin havalesine ilişkin sözleşme yapıldığı, hisse senetlerinin halen yedieminde bulunduğu, tasarruf işleminin tekemmül etmediği, alıcıların pay sahibi sıfatını kazanmadığı dolayısıyla aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesi ile asıl dava yönünden davacı davasından feragat ettiğinden ve müdahale talebinde bulunanlar HMK' nun 66. maddesine göre davacı yanında davacı yanında müdahale eden fer'i müdahil konumunda olduklarından gerek asıl davacının gerekse feri müdahillerin davalarının feragat nedeni ile reddine, birleşen davaların ise davacıların aktif dava ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar ..., ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar ..., ..., ... ve ... vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Asıl ve birleşen davalar, davalı şirketin 15.09.2011 tarihli genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, terditli olarak mülga 6267 sayılı TTK’nun 381. maddesi uyarınca söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. Genel kurulun yokluk nedenleri olarak da, bu toplantıda sahte pay defteri kullanılarak gerçek pay sahibi olmayan kişilerin toplantıya katıldığı, gerçek pay sahiplerinin usulüne uygun olarak davet edilmediği, şirkette pay sahibi olmayan ..., ..., ..., ... ve ... adlı kişilerin pay sahibi oldukları iddiası ile katıldıkları ve toplantıya katılan pay sahibi olmayan bu kişilerin şirket yönetim kurulu ve denetçi seçimi yaptıkları, dosyada bulunan anonim şirket hisse devir sözleşmesi çerçevesinde davacıların davalı şirketin yeni ortakları olduğu, toplantıya katılmayan pay sahiplerinin hisselerinin şirket sermayesinin %96,06’lık kısmını teşkil ettiği, devir sözleşmesi sonrası durumun davalı şirketin kuruluş aşamasında tasdik ettirilen 09.02.2005 tarihli ... yevmiye numaralı pay defterine tescil edildiği, ancak 15.09.2011 tarihli genel kurulda kullanılan ... Noterliği'nce tastik edilmiş 28.06.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı pay defterinin sahte bir defter olduğu, hisse sahiplerinin yada temsilcilerinin katılmadığı veya toplantı nisaplarına aykırı olarak toplanan genel kurulda alınan kararların yokluk yaptırımına tabi olduğu, bu nedenle bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararlarının bulunduğu iddia edilmiştir. Davalı şirket, genel kurulun usul, yasa ve anasözleşmeye uygun yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece genel kurulun yapıldığı tarih olan 15.09.2011 tarihi itibarı ile davacıların satın aldıkları hisse bedellerini tam olarak ödemedikleri bu nedenle hamiline yazılı hisse senetleri asıllarının halen yediemin sözleşmesine göre yedieminde bulunduğu, alıcı davacılara verilmediği, alıcı davacıların genel kurulun yapıldığı 15.09.2011 tarihi itibarı ile pay sahipliği sıfatını kazanmadığı ve TTK'nın 368 maddesine göre hamiline yazılı senetleri şirket merkezine ibraz edip adreslerini bildirmedikleri, bu nedenle toplantıya çağrılmamalarının TTK'nın 368 maddesine aykırı olmadığı, sonuç itibarı ile 08.09.2010 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesi ve 14.09.2010 tarihli yediemin sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında davacıların pay sahipliği sıfatının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davanın feragat nedeniyle, birleşen davaların ise aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca böyle bir davanın, aktif husumet ehliyetinin dava tarihinde ve davanın devamı müddetince pay sahibi sıfatını muhafaza eden kişiler tarafından açılıp sonuçlandırılması gerekir. Bu durumda öncelikle incelenmesi gereken husus, dosyada bulunan 08.09.2010 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesi başlığını taşıyan sözleşme ve 14.09.2010 tarihli yediemin teslim tutanağı başlığını taşıyan belge ile davacıların pay sahipliği sıfatını kazanıp kazanmadığıdır. 08.09.2010 tarihli anonim şirket hisse devir şözleşmesi uyarınca, satıcıların ..., ..., ..., ..., ..., alıcıların ise ..., ..., ..., ..., ... olduğu, satıcıların sahibi oldukları hamiline yazılı hisseleri alıcılar olarak gösterilen davacılara sattıkları devir bedelinin ödenme şeklinin 4. maddede, devir bedelinin ödenme zamanının 5. maddede gösterildiği, buna göre toplam hisse devir bedeli 47.500.000 USD ödemenin belgelerinin ve ibranın yazılı olarak yediemine tesliminden sonra 6. maddede tarif edilen şekilde yediemine teslim edilen hisse senedi ve geçici ilmuhaberlerin alıcılara teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, 6. maddede ise sözleşme uyarınca yediemine teslim edilecek hisse senedi ve geçici ilmuhaberlerin alıcılara teslim hükmünde olacağı ancak tüm bedel ödenmedikçe yediemin tarafından alıcılara teslim edilmeyeceği, 7. maddesinde satıcının noter onaylı yazılı muvafakatı olmaksızın kısmen yada tamamen başkalarına devir edilemeyeceği, ciro ve temlik edilemeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşme kapsamından da anlaşılacağı üzere davacılara devir edilen payların hepsi hamiline yazılıdır. Hamiline yazılı olan hisse senetlerinin devrinin şirket ve üçüncü şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade edeceğini düzenleyen TTK’nın 415. maddesinin, yine TTK’nın 1. maddesi gereğince ayrılmaz bir cüzü olduğu Medeni Kanun'un zilyedliğin devrine ilişkin hükümleriyle birlikte yorumlamak zorunluluğu vardır. Zira, TTK’nın 415. maddesi ancak asli zilyedliğin fiili zilyedlikle birlikte aynı kişide toplanmış olması halini öngörmüş, olayımızda olduğu gibi yediemine teslim olması halinde, bu teslimin nasıl gerçekleşeceği hususunda ayrıca bir düzenleme getirmemiştir. Mülga Medeni Kanun'un 892. ve meri Medeni Kanun'un 766. maddesi hükümleri uyarınca, bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir hukuki ilişkiye dayanarak o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet teslimsiz geçmiş olur. Bu noktada, 08.09.2010 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesinin ve 14.09.2010 tarihli yediemin teslim tutanağı başlığını taşıyan belgenin 6. maddelerinin yorumlanması gerekir. Hisse devir sözleşmesinin 6. maddesinin 2.fıkrasında aynen, “o nedenle bu sözleşme uyarınca yediemine teslim edilecek hisse senedi ve geçici ilmühaberler alıcılara teslim hükmünde olacak ancak tüm bedel ödenmedikçe yediemin tarafından alıcılara teslim edilmeyecek.” hükmünü haiz olup, tüm yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamına göre bu ibareden, hisse senedi ve geçici ilmühaberlerin yediemine tesliminin alıcılara teslim hükmünde olduğu ancak sözleşme ile taksitli olarak ödenmesi kararlaştırılan tüm bedel ödenmedikçe yediemin tarafından alıcılara teslim edilmeyeceğinin kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Davalı vekili, 08.09.2010 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesinde düzenlenen taksit miktarlarının ödenmesinde davacıların temerrüde düştüğünü, hisse senetlerinin halen yedieminde olduğunu, bu nedenle davacıların genel kurul tarihi itibariyle ortaklık sıfatını kazanamadıklarını da savunmuştur. 818 sayılı mülga BK’nun 211/son maddesi uyarınca satılanı istirdat edilebilmesi için aynı maddede gösterilen biçimde alıcının temerrüde düşmüş olması gerekir. Diğer bir deyişle, taksitle satım nedeniyle malın geri alınabilmesi, satışın mülkiyeti muhafaza (saklı tutmak) şartı ile yapılmış olmasına bağlıdır. Aksi halde satıcı, ancak, ödenmeyen bedelin tahsilin isteyebilir. Dosya kapsamından hisse devir sözleşmesi ve yediemin teslim tutanağının 6.maddelerinde satıcılar bu haklarını yani hisse devir bedelleri ödenmez ise payların satıcılara geri dönmesini saklı tutmuşlar ise de, bir önceki cümlede “…sözleşme uyarınca yediemine teslim edilecek hisse senedi ve geçici ilmuhaberlerin alıcılara teslim hükmünde olacağı” düzenlendiğinden, anılan ibarenin hisse bedellerinin tahsilini teminen öngörülen bir husus olduğu açık olup, payların mülkiyetinin satıcılarda kaldığı şeklinde yorumlanamaz. Kaldı ki, davaya konu genel kurul tarihi itibariyle temerrüde dayalı olarak hisse devir sözleşmesinin feshedileceği hususunda davacı alıcılara çekilen bir ihtarnamenin olduğu, bilahare sözleşmenin feshedildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Dosyada bulunan ihtarnameler genel kurul tarihinden sonrasına ait bulunmaktadır. Sonuç olarak, 15.09.2011 tarihli genel kurul tarihi itibariyle paylara dair oy hakkının paylarını devir eden (satıcılar) kişiler tarafından kullanılması mümkün olmadığından genel kurulda alınan kararlar geçerli değildir. Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere işbu davaların niteliği itibarıyla pay sahipliği sıfatının dava tarihi ve devamı süresince devam etmesi gerekir. Buna göre, temyiz aşamasında davalı vekilinin 12.12.2012 tarihli dilekçesi ekinde sunulan ve yediemine karşı satıcılar tarafından açılan hisse senetlerinin iadesi davasının ... 29.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/41-205 sayılı kararı ile 12.07.2012 tarihinde kabul edildiği, kararın kesinleşmediği anlaşılmakta olup, mahkemece davacıların pay sahipliği sıfatının halen devam edip etmediğinin işbu davada incelenmesi ve gerektiğinde anılan davanın neticesinin beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar ..., ..., ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar ..., ..., ... ve ... yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak birleşen dosya davacıları'na verilmesine, 17/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/437 E., 2012/7529 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin yollaması ile TTK’nun 381. maddesinin uygulandığı, genel kurul kararının iptali davasını açabilmek için karara muhalif kalınarak bu hususu tutanağa yazdırmak gerekirken davacı aleyhte oy kullandığı halde karara muhalefet ettiğini ve dava hakkını saklı tuttuğunu tutanağa yazdır
11. Hukuk Dairesi         2011/437 E.  ,  2012/7529 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/09/2010 tarih ve 2009/999-2010/776 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup anasözleşme ile ilk 5 yıl için müdür olarak atandığını, 15.05.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdürlükten azledildiğini, kararın TTK’nun 161. ve 162. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, 15.05.2008 tarihli kararın iptalini, yeni atanan müdürlerin azlini ve şirkete kayyum atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 18.02.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının tek başına imza yetkisinin kısıtlandığını, davacının şirketi zarara uğrattığını, istihdam sözleşmesine aykırı hareket ettiğini ve haksız rekabet yaptığını, müdürlükten azlinin haklı nedenlere dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, limited şirketlerde genel kurul kararlarının iptaline TTK’nun 536. maddesinin yollaması ile TTK’nun 381. maddesinin uygulandığı, genel kurul kararının iptali davasını açabilmek için karara muhalif kalınarak bu hususu tutanağa yazdırmak gerekirken davacı aleyhte oy kullandığı halde karara muhalefet ettiğini ve dava hakkını saklı tuttuğunu tutanağa yazdırmaksızın kararı imzaladığı, iptal davası açma süresi 3 ay olup 15.05.2008 tarihli ortaklar kurulu kararına karşı 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, limited şirket anasözleşmesi ile atanan müdürün ortaklar kurul kararı ile azline ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, TTK’nun 536. maddesinin yollaması ile TTK’nun 381. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de TTK’nun 543. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken aynı Yasa’nın 161. maddesi uyarınca, anasözleşme ile atanmış bir müdürün, haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine, ancak “mahkeme kararı ile” idare hak ve görevi tahdit veya nez’olunabilir. Yasa’nın emredici nitelikteki bu hükmüne aykırı olan kararlar yok hükmündedir. Somut uyuşmazlıkta da davacı ..., şirket anasözleşmesinin 8. maddesi ile tayin edilmiş bir müdür olduğundan, davacının müdürlük görevinden azline ilişkin dava konusu ortaklar kurulu kararı da yok hükmündedir. Bu durum karşısında mahkemece, anılan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/181 E., 2012/21360 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Yine genel kurul kararlarının iptali davalarının, TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilemez.
11. Hukuk Dairesi         2011/181 E.  ,  2012/21360 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2010 tarih ve 2000/911-2010/546 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ...Hidrolik Makine Endüstri ve Ticaret A.Ş. ve ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davacılardan...'ın 250 Milyar TL nominal sermayeli A grubu 500 adet, ...'ın ise aynı şirkette beher 1.000 TL nominal değerli A grubu 64.950.000 adet hisseye sahip iken bu hisselerini imzaladıkları hisse devir ve ferağ beyannamesi ile oğlu olan 1980 doğumlu davacı ...'a devrettiğini, bu hisse devrinin pay defterine kaydetmesi için şirket yönetim kurulu üyesi ve kız kardeşi olan ...'a teslim ettiğini, davalı ve şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...'ın hem isim benzerliğinden hem de baba adlarının ... olmasından yararlanarak bu hisseleri kendi adına kayıt ve tescil ettiğini, şirketin 23.06.2000 tarihindeki genel kurula çağrı merasimine uyulmaksızın tüm ortaklar katılmış gibi hazirun cetveli hazırlanarak genel kurul yapıldığını, davacı ...'ın çağrılmadığını oy da kullandırılmadığını, anılan genel kurulun iptali için mahkemeye dava açıldığını, anılan ve iptali istenen 20.07.2000 tarihli olağanüstü genel kurul ve genel kurulda alınan 3 nolu anasözleşme tadillerine ilişkin kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptali gerektiğini, davalı 1930 doğumlu ...'ın hile ile davacı 1980 doğumlu ...'a ait hisseleri üzerine geçirerek 64.950 adet hissesinin oy hakkını da kullandığını, davacı ...'ın genel kurulda 500.000 hisseye sahip olarak asaleten genel kurula katılmış bu genel kuruldan 27 gün sonra yapılan ve davanın konusu olan olağanüstü genel kurula çağrılmadığı gibi sahte evrak düzenlemek suretiyle davacı ...'e ait 500.000 hisse şirket ortaklarından davalı ... 'a mülkiyeti geçirildiğini ve bunun 56.950 olan hissesi eşi ...'a ait 500.000 hissenin de dahil edilmesi ile 57.950’e çıkarılıp bu hisselerin oy hakkı vekaleten davalı ... tarafından kullanıldığını, iptali istenen genel kurul toplantısı ve alınan dava konusu kararların sahtecilik ve hileli işlemlerle icra edilmiş olup gerek ana sözleşmenin gerekse mevzuattaki amir hükümlerin ihlali ile yapılmış olduğundan davalı şirketin ortaklık pay defteri ve 20.07.2000 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul hazirun cetvelindeki sahteciliğin tespiti ile 20.07.2000 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan genel kurul tutanağının 3. maddesindeki kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen dosyada ise, davalı şirketçe yapılan 06.10.2000 tarihli olağanüstü genel kurulun ve bu genel kurulda alınan genel kurul tutanağının 3.maddesindeki ana sözleşme tadil kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap layihasında, davacılardan 1980 doğumlu ...' ın şirket ile hiç bir ilişkisinin bulunmadığını, şirketin ortağı ve hissedarı olmadığını, diğer davacı ...'ın isminin 20.07.2000 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında hazirun cetvelinde unutulduğunu, davacılardan ...'ın hisselerinin davalılardan ... Yılmaz'a devri ve mülkiyetinin geçirilmesi iddiasının doğru olmadığını, davanın hukuki dayanaksın yoksun olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mahkememizin 2002/636-2008/535 karar sayılı dosyasında hileli şekilde hissenin davalı ...’a tescilinin yapıldığının Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2001/412 esas sayılı dosyası ile de tespit edilerek cezalandırıldığı, kararın 11. Ceza Dairesince onandığı gerekçesine dayanarak 1930 doğumlu ... üzerindeki beher değeri 1000 TL olan 64.950.000 adedinin iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2009 tarih 2009/1507-10830 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, 19.06.2000 tarihi itibarı ile ...’a ait hissenin oğlu 1980 doğumlu ...’a devri gerekir iken şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı 1930 doğumlu ...’ın hileli şekilde kendi adına hisselerin tescilini sağladığı, bu hisse devrinden sonra yapılan 20.07.2000 tarihli genel kurul ve 06.10.2000 tarihli genel kurulun davacı ...’a ait %26 hissenin temsili olmadan alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davalı şirketin 20.07.2000 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan genel kurul tutanağının 3. maddesindeki kararların iptaline, birleşen davanın kabulü ile davalı şirketin 06.10.2000 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan genel kurul tutanağının 3. maddesindeki anasözleşmenin tadil kararların iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalılar ... A.Ş. ve ... vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu genel kurul toplantısının TTK.’nun 370. maddesi uyarınca tüm pay sahiplerinin hazır bulunduğu belirtilmek suretiyle davet merasimine riayet edilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların yoklukla malul sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığınınsabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların geçersiz sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu türden bir davada, dava açan kişinin, davanın başından sonuna kadar bu sıfatının sürmesi gereklidir. Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Yine genel kurul kararlarının iptali davalarının, TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilemez. Aktif ve pasif dava ehliyetine ilişkin olan bu hususlar, mahkemece resen göz önüne alınır. Somut uyuşmazlıkta ise dosya içerisinde bulunan ve kesinleşen Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/636 E.-2008/535 K. sayılı ilamı ile davacı ...’ın davalı şirkette bulunan (64.950.000) adet hissesinin tamamını 1980 doğumlu diğer davacı ...’a devir ettiğinin tespiti ile bu davacı adına tesciline karar verilmiştir. Bu durumda davacı ...’ın ortaklık sıfatının kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Yine davacı ..., 23.06.2000 ve 06.10.2000 tarihli olağanüstü genel kurul toplantılarına ait hazirun cetvellerinde ortak olarak yer almasına rağmen, 20.07.2000 tarihli genel kurula ait hazirun cetvelinde ortak olarak gözükmemektedir. Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın ortaklık sıfatının yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediği, dolayısıyla aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3- Asıl dava 20.07.2000 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan 3.nolu kararın iptali, birleşen dava ise, 06.10.2000 tarihli olağanüstü genel kurulun ve bu genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptali istemine ilişkin olup, genel kurul iptali davası TTK’nun 381. maddesi hükmü uyarınca ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılacağından, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak mümeyyiz davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılardan ... ve ...Hidrolik Makine Endüstri ve Tic. A.Ş.'ne iadesine, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2009/2421 E., 2011/403 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davalı vekili, davacı tarafın TTK’nun 381/son.maddesi gereğince teminat göstermek zorunda olduğunu, hazirun cetveli, bilanço ve gelir-gider tablosunun gerçeği yansıtmadığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirketin işleyişi i
11. Hukuk Dairesi         2009/2421 E.  ,  2011/403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.10.2008 tarih ve 2007/453-2008/551 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketin 2.000 YTL’lık sermayesinin karşılığı olan 200 adet hisse ile azınlık pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 14.03.2007 tarihli olağan genel kurulu hazirun cetvelinin ve 31.12.2006 tarihli bilanço ile 01.01.2006-31.12.2006 dönemi gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, bu olgular karşısında yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerinin ibraları ile yönetim kurulu üyelerine TTK’nun 334 ve 335.maddelerinin gerektirdiği iznin verilmesi kararlarının da yasa, anasözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 14.03.2007 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın TTK’nun 381/son.maddesi gereğince teminat göstermek zorunda olduğunu, hazirun cetveli, bilanço ve gelir-gider tablosunun gerçeği yansıtmadığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirketin işleyişi için zorunlu olan kararları almakta ve görevlerini yerine getirmekte usul ve yasalara uygun davrandığını, iptali istenen kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin 14.03.2007 tarihli genel kurulunda görüşülerek çoğunluk oyları ile onanan bilançonun gerçeği yansıtmadığı, anonim ortaklığın en yüksek organı tarafından verilen ibra kararlarının “yönetim kurulu ve denetçilerinin yıllık kâr-zarar hesabı içeren menfi borç ikrarı” niteliğinde olup, ortaklığın o yıla ait işlemlerden dolayı hiçbir tazminat talebi kalmadığı, ilgili hesap dönemi sebebi ile anonim ortaklığın yönetim kurulu üyeleri hakkında artık tazminat davası açamayacağı sonucunu doğuracağı, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin yaptığı işlemlerin yasa ve anasözleşme hükümlerine uygun bulunduğu ve sorumluluklarının söz konusu olmadığı anlamını taşıyacağı, gerçek olmayan bilançonun onanmasına dair alınan kararın iptalinin TTK’nun 381.maddesi gereğince bu karara muhalif kalan ortaklar tarafından istenebileceği, gerçek olmayan bilançonun onanması ve sonrasında da yönetim kurulunun ibrasının TTK’nun 381.maddesindeki iyiniyet kurallarına, yasa ve anasözleşmeye de aykırılık teşkil ettiğinden davalı şirketin 14.03.2007 tarihli genel kurulda alınan 4 ve 5.maddelerinde alınan kararların iptali gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirketin 14.03.2007 günlü olağan genel kurulun 4 ve 5 numaralı kararlarının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

(D) Anonim Şirketi, yaklaşan büyük bir mali kriz ve hisse değerlerindeki ani düşüş (yakın ve ciddi tehlike) nedeniyle, genel kurul kararı almaksızın kendi hisselerini borsadan toplamıştır. Yönetim Kurulunun bu işlemi hukuka uygun mudur?

A) Hayır, genel kurul yetkilendirmesi olmadan asla kendi payını alamaz.
B) Evet, yakın ve ciddi bir tehlike varsa genel kurul kararı aranmaz, ancak diğer %10 limiti gibi şartlara uyulmalıdır.
C) Evet, yönetim kurulu sınırsız yetkiye sahiptir.
D) Hayır, bu işlem için mahkeme kararı gerekir.
E) Evet, ancak alınan payların 1 yıl içinde satılması gerekir.