6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 493

Türk Ticaret Kanunu 493. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. (2) Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur. (3) Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir. (4) Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. (5) Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. (6) Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. (7) Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz. b) Hükümleri

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2020/338 E., 2021/5306 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
satın almayı teklif ettiğini, alım teklifinin gerçek değere uygun olduğundan, mahkemece payların gerçek değerinin tespit edilmesine gerek olmadığını, satın alma teklifinin devreden davacı tarafından 1 ay içinde reddedilmediğini, bu nedenle TTK'nın 493/6. maddesi uyarınca davanın 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2020/338 E.  ,  2021/5306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.12.2018 tarih ve 2018/811 E- 2018/1267 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 20.11.2019 tarih ve 2019/367 E- 2019/1636 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete 4.394.600.-/25.000.000.- oranında ortak olduğunu, maliki olduğu hisselerden bir kısmını hisse bedeli 6.- TL olmak üzere dava dışı 3. kişilere sattığını, hisse devrinin davalı şirkete bildirilmesine rağmen devrin onaylamadığını, davalı şirketin söz konusu hisseleri beher hisse bedeli 1 TL üzerinden 3. kişi ...hesabına satın almak istediğini, önerilen rakamın iyi niyetle çelişen bir rakam olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin satmış olduğu şirket paylarının gerçek değerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı ile müvekkili şirket ve ortakları arasında süregelen husumet nedeniyle çok sayıda dava bulunduğunu, davacının açtığı haksız davalar ile şirketin iç barışını bozmaya çalıştığını, müvekkilinin devredilen hisseleri beheri 1.- TL'den ...hesabına satın almayı teklif ettiğini, alım teklifinin gerçek değere uygun olduğundan, mahkemece payların gerçek değerinin tespit edilmesine gerek olmadığını, satın alma teklifinin devreden davacı tarafından 1 ay içinde reddedilmediğini, bu nedenle TTK'nın 493/6. maddesi uyarınca davanın 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının ortağı olduğu davalı şirketteki bir kısım hisselerini dava dışı 3. kişilere pay değeri 6 - TL'den olmak üzere 3.600.- TL bedel karşılığında sattığı, davacının yaptığı hisse satışının hukuken geçerli olduğu, TTK'nın 493/6 maddesi gereğince davacının satmış olduğu hisselerin rayiç değerinin belirlenmesi amacıyla, ancak şirket hisselerini devralan 3.kişilerin dava açabileceği gerekçesiyle, aktif husumet ehliyeti eksikliğinden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararında yasa ve usule, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava, davacının, davalı anonim şirkette sahibi olduğu nama yazılı ortaklık paylarının bir kısmının üçüncü kişilere devrine, hisseleri almayı önermek suretiyle onay vermeyen davalı şirketin, hisseler için önerdiği değerin mahkeme marifetiyle tespiti istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı TTK’nın 493/1. maddesidir. Davanın açıldığı ilk derece mahkemesince, söz konusu yasa maddesinde, önerilen değerin tespitini isteme hakkının ancak payları satın alanlara tanınmış bir hak olduğundan bahisle sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvuruları ise esastan reddedilmiştir. 1- Davacının, davalı anonim şirkette bulunan bir miktar nama yazılı ortaklık payını 18.05.2018 tarihli devir sözleşmesi ile şirkette ortaklık vasfı bulunmayan üç ayrı kişiye ve beheri 6.- TL bedelle toplam 3.600.- TL karşılığı devrettiği, devrin onaylanması için davacı devreden ve devralanların ayrı ayrı davalı şirkete vaki başvurularının ise davalı şirket tarafından, yasal süresi içerisinde ve esas sözleşmeye dayalı olarak davacı devredene devir konusu payların beheri 1.- TL bedelle şirket ortağı adına alım teklifinde bulunulmak suretiyle onay verilmekten kaçınıldığı, keyfiyetin devreden davacıya tebliğini müteakip işbu davanın ikame edilerek, davalı şirket tarafından önerilen değerin çok düşük olduğundan bahisle devir konusu hisselerin başvuru anındaki gerçek değerlerinin mahkemece tespit edilmesinin talep edildiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlarda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. TTK’nın 493. maddesi, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar bakımından, gerek iradi ve gerekse de özel durumlara mahsus kanuni devir hallerinde, anonim şirketin devre onay vermekten kaçınabileceği halleri ve bunun koşullarını düzenlemektedir. Anılan maddenin 1. fıkrasında, iradi devir hallerine mahsus olmak üzere, esas sözleşmede öngörülen önemli bir sebebin varlığının ileri sürülmesi hususu yanında, eldeki davaya konu somut olayımızda olduğu gibi, şirketin, devredene, uygulamada “kaçınma/kaçış klozu” olarak adlandırılmakta olan devre konusu payları gerçek değeri üzerinden satın alma önerisinde bulunmak suretiyle de pay devrine onay vermekten kaçınabileceği öngörülmüştür. Mezkur kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, somut olayımıza konu kaçınma klozu bakımından şirketin önerisinin iki önemli hususa dayalı olması zorunludur. Bunlardan birincisi devre konu paylar, diğeri ise devre konu payların başvuru anındaki gerçek değeridir. Şirketin bu konudaki önerisinin muhatabı ise, madde hükmünde de açıkça yazdığı üzere “devreden”dir. Bu hüküm, Kanunun 494/1. maddesindeki, iradi devirlerde şirket tarafından devre onay verilene değin devre konu payların mülkiyetinin ve paylara bağlı hakların devredene ait olacağı şeklindeki düzenleme ile uyum içerisinde olup, iradi devir hallerinde, alım önerisinin şirket ile devreden arasındaki hukuksal sürecin dışındaki devralanlara yapılması gibi bir ihtimal, esasen, söz konusu değildir. Öte yandan, şirketin önerisinde devre konu payların gerçek değerinin rakamsal olarak belirtilmemiş olması yahut gerçek değerin çok altında olduğu düşünülen bir rakamsal bedel öngörülmesi hallerinde, gerçek değerin ne şekilde belirleneceği konusunda anılan kanun maddesinde açık bir hüküm bulunmamaktadır. Buna mukabil, 493. maddenin 5. fıkrasında ise, 4. fıkradaki “kanuni” devir hallerine ve bu biçimdeki pay devirlerinde, 494/2. maddede düzenlendiği üzere payın mülkiyetinin ve paya bağlı hakların derhal devralanlara intikal etmesi hükmü ile uyumlu olacak şekilde, şirket önerisindeki gerçek değerin belirlenmesini, önerinin muhatabı olan devralanın isteyebileceği açıkça öngörülmüş olup söz konusu 4. ve 5. fıkranın, somut olaya da konu edilen iradi devir halleri bakımından kıyasen dahi uygulanabilirliği olmadığı açıktır. Buna karşın, mahkemenin taraf sıfatına ilişkin davanın reddine dair gerekçesinde, zikredilen 493/5. madde hükmünü, 493/1. maddeye dayalı iradi devir ve buna bağlı onay istemi hallerinde dahi, kaçınma klozunun kullanılmasına yönelik öneriye konu gerçek değerin belirlenmesi için mahkemeye başvurma konusunda münhasıran devralanlara tanınmış bir hakkın varlığına işaret eden bir şekilde yorumlaması isabetli olmamıştır. Şu hale göre, iradi devir hallerinde, 493/1. maddede, şirketin onaydan kaçınma klozuna ilişkin önerisindeki gerçek pay değerinin belirlenmesi bakımından izlenecek hukuki sürece dair kanunda açık bir düzenleme olmaması nedeniyle, devredenin bu yönde bir tespit davası açma hakkının var olduğunun kabul edilip edilmeyeceği hususunun, 493/5. maddedeki düzenlemeden bağımsız olarak tartışılması gerekir. Konu bu çerçevede ele alındığında, maddede böyle bir hakkın varlığının açıkça düzenlenmemiş olması nedeniyle devredene mahkemeye başvurma konusunda tanınmış bir hak bulunmadığı kabul edilecek olursa, bu durumda devredenin önünde iki seçenek kalacağı izahtan varestedir. Devreden ya önerilen tutarı kabul ile paylarını şirkete yahut gösterilen kişilere devredecek ya da öneriyi kabul etmeyerek payları uhdesinde tutacaktır. Bu yöndeki bir yaklaşımın, TTK’nın 490. maddesinde nama yazılı payların devrinde öngörülen ilkeyle bağdaştırılması mümkün görünmediği gibi bu yöndeki bir kabulün, menfaatler dengesine, devrin sınırlandırılmasına ilişkin olarak kanunun bütününe yansıyan eşit işlem yapılması ve hakkın kötüye kullanılmaması ve hakkaniyet ilkelerine de ters düşecek sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Kanun yapıcının bu yönde bir açık iradesinin yahut bilinçli unutkanlığının olduğu herhalde söylenemez. Nitekim, şirket paylarının bütün devir hallerine ilişkin olarak, bu yöndeki onay istemlerinin reddine yahut kabul edilmiş sayılması halleri bakımından uygulanabilir “torba” hüküm niteliğindeki 494/3. maddesinde de belirtildiği üzere, şirketin onay vermeyi reddetmiş olmasının haksızlığının ancak bir mahkeme hükmü ile belirlenebileceği gözetildiğinde, kanun yapıcının iradi devir hallerinde dahi, şirketin önerisinin temel unsurunu oluşturan payın gerçek değerinin tespiti bakımından devredenin mahkemeye başvuruda bulunma hakkını örtülü biçimde kabul etmiş olduğu ortadadır. Şu halde, iradi devir hallerinde, onaydan kaçınma klozunda bulunan şirketin önerisinde belirtilen gerçek değerin ne olduğunun yahut ne olabileceğinin belirlenmesi konusunda, HMK’nın 106. maddesi de gözetildiğinde, devreden davacının mahkemeye başvuruda bulunmaya yönelik bir hakkının varlığının ve korunmaya değer bir hukuksal yararının var olduğunun kabulüyle işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı yoruma dayalı olarak davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına vaki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddedilmesi doğru olmamış, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma sebep ve şekli uyarınca, davalı vekilinin davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına vs. hususlara ilişkin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 22.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2021/3132 E., 2022/5657 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
vekili, anonim şirketler nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde esas sözleşmelerini değiştirerek TTK’nın 492-498 maddelerine uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların geçersiz hale gelmekte olduğunu, davalı Derby Kim
11. Hukuk Dairesi         2021/3132 E.  ,  2022/5657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 09.12.2020 tarih ve 2020/604 E- 2020/1311 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 payına sahip kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin şirket esas sözleşmesine göre ortaklardan hiçbirinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın paylarını devredemeyeceğini, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde diğer ortakların önalım hakkının bulunduğunu, bu hakkın kullanımına izin verilmemesi halinde pay devrinin geçersiz olacağını, davalı ...’ın herhangi bir bildirim yapmadan %25 oranındaki hissesini 03/04/2017 tarihinde şirket hissedarı olan davalı Duyar Kimya A.Ş.’ne devrettiğini ileri sürerek davalı Derby Kimya A.Ş.’nin 03/04/2017 tarihli pay devir işleminin geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanıp dayanmadığının bir yönetim kurulu kararı var ise TTK’nın 391. maddesine aykırı olması sebebiyle batıl olduğunun tespitine ve iptaline, bir yönetim kurulu kararı yok ise şirket esas sözleşmesine ve TTK’ya aykırı yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve hükümsüzlüğünün tespiti ile pay devrinin iptaline, davalı ...’a ait hissenin tamamının güncel devir bedelinin belirlenmesi ve depo edilmesi suretiyle müvekkili adına tescili ve pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Derby Kimya A.Ş. vekili, anonim şirketler nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde esas sözleşmelerini değiştirerek TTK’nın 492-498 maddelerine uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların geçersiz hale gelmekte olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nın pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, pay devrinin iptali söz konusu olsa bile tüm hissedarların önalım hakkının gündeme geleceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Duyar Kimya A.Ş. vekili, davacı ile davalı ... kardeş olup müvekkilinin her iki hissedara da hisseleri satın almak istediğini beyan ederek teklifte bulunduğunu, ancak davalı ... ile anlaşma sağlandığını, davacının bu aşamada dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nın pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, müvekkilinin devir tarihinde Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 sahibi olduğunu ve TTK hükümleri gereğince yasal, gerekli prosedürleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin kardeşi olan davacıya hisselerini almasını teklif ettiğini, ancak davacının olumsuz cevap verdiğini, hisse devir sürecinin yasaya uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda TTK’nun 340 ve 493. maddeleri bir arada düşünüldüğünde de önalıma ilişkin bağlam hükmünün kanunda gösterilen önemli sebep kapsamında olmadığı, geçerli olmadığı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davalı şirketin anasözleşmesinde yer alan ön alım hakkı nedeniyle diğer davalı şahıslar arasında yapılan pay devir işleminin geçersizliği ile devir işlemini onaylayan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyularak şirket ana sözleşmesindeki pay devrini kısıtlayan hükümlerin 6102 sayılı TTK’daki kısıtlamaları aşan şartlar taşıdığı ve süresinde ana sözleşme değişikliği yapılmadığı, bu nedenle ana sözleşme hükümlerinin 6102 sayılı TTK karşısında geçerliliğinin kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak 6102 sayılı TTK’nın 492. maddesinde öngörülen bağlam kuralı, anasözleşmedeki bağlam kuralını ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Diğer bir deyişle anasözleşmenin 8/C-c. maddesi ortaklar arasında eşitlik ilkesini bozan bir hüküm içermemektedir. O halde davalı şirketin yönetim kurulunun, şirket anasözleşme hükmüne aykırı olarak pay devrinin onaylanması yönündeki kararı ana sözleşmedeki bağlam kuralına aykırıdır. Buna göre açıklanan nedenlerle istinaf mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/376 E., 2024/6215 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2020 tarihli ve 2020/604 Esas, 2020/1311 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 6102 sayılı Kanun'un 340 ıncı ve 493 üncü maddeleri bir arada düşünüldüğünde de önalıma ilişkin bağlam hükmünün kanunda gösterilen önemli sebep kapsamında olmadığı, geçerli olmadığı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar
11. Hukuk Dairesi         2024/376 E.  ,  2024/6215 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/103 E., 2023/1467 K. HÜKÜM : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen anonim şirket hisse devrinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Derby Kimya San. ve Tic. A.Ş. vekili, ...ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 payına sahip kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin şirket esas sözleşmesine göre ortaklardan hiçbirinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın paylarını devredemeyeceğini, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde diğer ortakların önalım hakkının bulunduğunu, bu hakkın kullanımına izin verilmemesi halinde pay devrinin geçersiz olacağını, davalı ...’ın herhangi bir bildirim yapmadan %25 oranındaki hissesini 03.04.2017 tarihinde şirket hissedarı olan davalı Duyar Kimya A.Ş.’ne devrettiğini ileri sürerek davalı Derby Kimya A.Ş.’nin 03.04.2017 tarihli pay devir işleminin geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanıp dayanmadığının bir yönetim kurulu kararı var ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 391 inci maddesine aykırı olması sebebiyle batıl olduğunun tespitine ve iptaline, bir yönetim kurulu kararı yok ise şirket esas sözleşmesine ve 6102 sayılı Kanun'a aykırı yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve hükümsüzlüğünün tespiti ile pay devrinin iptaline, davalı ...’a ait hissenin tamamının güncel devir bedelinin bilirkişiler tarafından belirlenmesi ve depo edilmesi suretiyle müvekkili adına tescili ve pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Derby Kimya A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; anonim şirketler nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde esas sözleşmelerini değiştirerek uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların geçersiz hale gelmekte olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, pay devrinin iptali söz konusu olsa bile tüm hissedarların önalım hakkının gündeme geleceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Duyar Kimya A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı ... kardeş olup müvekkilinin her iki hissedara da hisseleri satın almak istediğini beyan ederek teklifte bulunduğunu, ancak davalı ... ile anlaşma sağlandığını, davacının bu aşamada dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından 6102 sayılı Kanun'un pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, müvekkilinin devir tarihinde Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 sahibi olduğunu ve 6102 sayılı Kanun hükümleri gereğince yasal, gerekli prosedürleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kardeşi olan davacıya hisselerini almasını teklif ettiğini, ancak davacının olumsuz cevap verdiğini, hisse devir sürecinin yasaya uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2018 tarihli ve 2018/721 Esas, 2019/629 Karar sayılı kararıyla; iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı Derbi Kimya Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin hissedarlarından olan ...'ın hissesini, diğer hissedar olan Duyar Kimya ve Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye devrettiği, netice itibariyle şirket hissedarları arasında bir devrin söz konusu olduğu ve bu haliyle ön alım hakkının kullanılması mümkün olmadığı, öte yandan hissesi devredilen şirketin anonim şirket olduğu, devre ilişkin yasal prosedürlerin uygulandığı, şirket yönetim kuruluna bildirildiği ve karar alınarak pay defterine işlendiği, devirde bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Duyar A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2020 tarihli ve 2020/604 Esas, 2020/1311 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 6102 sayılı Kanun'un 340 ıncı ve 493 üncü maddeleri bir arada düşünüldüğünde de önalıma ilişkin bağlam hükmünün kanunda gösterilen önemli sebep kapsamında olmadığı, geçerli olmadığı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 08.09.2022 tarih, 2021/3132 esas ve 2022/5657 karar sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinde öngörülen bağlam kuralının anasözleşmedeki bağlam kuralını ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı, diğer bir deyişle anasözleşmenin 8/C-c. maddesi ortaklar arasında eşitlik ilkesini bozan bir hüküm içermediği, davalı şirketin yönetim kurulunun, şirket anasözleşme hükmüne aykırı olarak pay devrinin onaylanması yönündeki kararının ana sözleşmedeki bağlam kuralına aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı Duyar Vana A.Ş. ve ... ... ile dava dışı üçüncü kişinin %25 oranda eşit olarak paydaş bulundukları Derby AŞ'nin 1/4 oranda dört paydaşı bulunduğu, %25 pay sahibi ... ...'ın önalım hakkı sahibi davacıya bildirmeden payını paydaş Duyar Vana AŞ'ne devir ettiği, davacı gibi pay devir alan Duyar Vana ile dördüncü paydaşın da eşit olarak önalım hakları bulunduğu, sonuç itibariyle davacının %25 ... ... paylarında 1/3 oranda önalım hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafın 1/4 oranda önalım hakkının kullanılabileceği yolundaki itirazının satıcının da önalım hakkı kullanma hakkını kabulünü gerektireceğinden yerinde olmadığı, davacının önalım hakkına tekabül eden davalı tarafından da hisselere ödendiği belirtilen 1.500.000 TL'nin 1/3'ünün davalıya süre verilerek mahkeme veznesine depo ettirildiği gerekçesiyle davalı Duyar Kimya ve vekilinin istinaf başvurusunun konusu kalmadığından bir karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne; davalı Derby Kimya San ve Tic AŞ'nin %25 paydaşı ... tarafından davalı Duyar Kimya A.Ş.'ne satılarak devir edilen %25 (325.000 sermayeye tekabül eden) payın devrini onayan yönetim kurulu kararının ve davalı Derby Kimya A.Ş.'nin pay defterinde davalı Duyar Kimya A.Ş. adına yapılan 03.04.2017 tarihli pay devir işleminin davacının önalım hakkına tekabül eden 1/3 oranda hükümsüzlüğünün tespiti ile 325.000,00 TL sermayeye tekabül eden payların 1/3 oranda davacı ... adına kayıt ve tesciline, davacı ... tarafından mahkeme veznesine depo edilen pay devir bedelinin (500.000,00 TL) karar kesinleştiğinde davalı Duyar Kimya A.Ş.' ne ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Derby vekili, davalı Duyar A.Ş. vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Derby vekili temyiz dilekçesinde özetle; pay devir bedelinin güncel değerinin tespiti gerektiğini, 2017 tarihindeki bedeline göre belirleme yapılmasının hatalı olduğunu, 500.000,00 TL değer belirlenmesinin doğru olmadığını, davacının dava dilekçesinde bilirkişiler aracılığıyla bedelin belirlenmesini talep ettiğini, pay bedelinin düşük kaldığını, payın zaman içinde değer kazandığını, bu yönde bilirkişi incelemesi yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Duyar A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının pay devrinin iptali ile kendi üzerine tescilini istediğini, ancak iptal kararı verilecekse tüm hissederların ön alım hakkının bulunduğunu, hisse devrinin tamamen iptali ile eski hissedarlığının devamının gerektiğini, hissenin bugünkü değerinden karar verilmemesinin de hatalı olduğunu, payın tescili talebinin 2/3'ü bakımından ret kararı verildiğini, bu nedenle de reddedilen kısım için lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdiri gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; payın tamamının ön alım hakkını kullanan davacı adına tescili gerektiğini, 500.000,00 TL üzerinden vekâlet ücreti hesaplanması gerekirken hatalı olarak 325.000,00 TL üzerinden hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davalı şirketin ana sözleşmesinde yer alan ön alım hakkı nedeniyle diğer davalı şahıslar arasında yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve devir işlemini onaylayan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, payın adına tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1-Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı Derby Kimya A.Ş. vekilinin ve davalı Duyar Kimya ve Makine A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2 Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince payları devralan davalı Duyar Kimya ve Makine A.Ş.'nin 03.04.2017 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelle payları devraldığı gerekçesiyle devredilen payların değeri bu miktar kabul edilmişse de, davacının dava dilekçesinde payların güncel değeri belirlenerek depo edilmesini talep ettiği dikkate alınmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince pay değerleme konusunda uzman bilirkişiler tarafından devre konu payların karar tarihine en yakın tarihteki güncel değerinin tespiti ile belirlenecek değerin depo ettirilerek karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı Derby Kimya A.Ş. vekilinin ve davalı Duyar Kimya ve Makine A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davalı Derby Kimya A.Ş. vekilinin ve davalı Duyar Kimya ve Makine A.Ş. vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılardan Derby Kimya San. ve Tic. A.Ş. ve Duyar Kimya ve Makine San. ve Tic. A.Ş. iadesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/6289 E., 2016/9804 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi hukuken geçerli olmadığından yasaya aykırı bir yanının bulunmadığı ve 6102 sayılı TTK’nın 490-493. maddeleri uyarınca da hisse devrinde herhangi bir sınırlandırma aranmayacağından yönetim kurulu kararının yasaya uygun olduğu belirtilmek sureti ile ciddi ve somut itirazlarda bulunularak, bu hususta hukuki mütalaa da sunulmuş olmasına rağmen, daval
11. Hukuk Dairesi         2016/6289 E.  ,  2016/9804 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/03/2016 tarih ve 2014/555-2016/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerin davalı şirketin ortakları olduğunu, şirket ana sözleşmesinin "Payların Devri " başlıklı 7. m. şirket ortaklarının paylarının tamamını ya da bir kısmını devretmek istemeleri halinde hangi prosedürün uygulanacağının belirtildiğini ve işbu şartlara uygun olarak yapılmayan tüm hisse devirlerinin hükümsüz olduğunu, bu durumda hisse devraldığını ileri sürenlerin yönetim kurulu tarafından pay defterine kaydedilemeyeceğini, şirket ortaklarından ...'nun şirketteki 700 adet payını anılan ana sözleşme hükümlerine aykırı olarak 30/09/2014 tarihinde 600 adedi şirket ortaklarına, 100 adedi ise ortaklık dışından bir tüzel kişiye olmak üzere devrettiğini, müvekkillerinin bu hisse devirlerinden 15/11/2014 tarihli şirket olağanüstü genel kurulu sırasında haberdar olduğunu oysa, müvekkillerinin ana sözleşme hükümleri uyarınca devre konu hisseleri satın alma haklarının bulunduğunu, yönetim kurulunun müvekkillerinin haklarını ihlal etmek suretiyle diğer ortaklara bildirim yapmaksızın sadece belirli ortaklara bir imtiyaz tanır şekilde hisse devralmaları ve hatta bir kısım hissenin üçüncü şahsa devrine onay vermelerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, yönetim kurulunun ana sözleşmesinin 7. ve TTK'nın 391. m. aykırı olarak aldığı pay devrine ilişkin 30/09/2014 tarih ve 2014/6 sayılı kararının butlanını, aksi takdirde iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yönetim kurulu kararının iptalinin talep edilemeyeceğini sadece, butlanının tespitinin mahkemeden talep edilebileceğini, yönetim kurulu kararının ana sözleşme ve yasaya aykırı olmadığını, şirket ortaklarından ...'nun hisselerini devretmek istediğini yönetim kuruluna bildirdiğini, bunun üzerine yapılan müzakere ile 30/09/2014 tarihli yönetim kurulu toplantısında devir işleminin uygun olduğuna ve ortaklar pay defterine işlenmesine karar verildiğini kaldı ki, şirketin kurulduğu tarihten bu yana yapılan tüm hisse devirlerinde ana sözleşmenin ilgili maddesinin uygulanmadığını, hissesini devretmek isteyen hiçbir hissedarın bu durumu diğer hissedarlara yazılı olarak bildirmediğini, davacıların iddialarının TTK'nın 391. m. kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hisse sahibinin devrettiği hisselerin miktarını ve bedelini yazılı olarak diğer hissedarlara ve yönetim kuruluna bildirerek satın alınması için teklifte bulunduğuna ve bir ay süreyle cevap beklediğine yine, hisselerin teklif edilen bedelden aşağı ve teklif edilen şartlardan daha elverişli şartlarla devir edilmediğine ilişkin somut bir delil sunulmadığından hisse devrinin esas sözleşme hükmüne aykırı olduğu ve hükümsüz sayılması gerektiği, ana sözleşmede öngörülen rüçhan hakkının sadece bazı hissedarlara kullandırılmış olduğu, hisselerin devri teklifinin bildirilmemiş olması nedeniyle bazı hissedarlar rüçhan haklarını kullanma imkanı bulamadığından bu durumun eşit işlem ilkesine aykırı olduğu ve bu itibarla yönetim kurulu kararının da TTK'nın 391/1-a hükmü uyarınca batıl olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, yönetim kurulunun şirket ana sözleşmesinin 7. m. aykırı olarak aldığı pay devrine ilişkin 30/09/2014 tarih ve 2014/6 sayılı kararın butlanına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, şirket yönetim kurulu kararının butlanı istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mülga 6762 sayılı TTK'nın 418/1 madde ve fıkrasında, şirketin devir keyfiyetini ana sözleşmede düzenlenen sebeplerle pay defterine kayıttan imtina edebileceği düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, sebep gösterilmeksizin dahi kayıttan imtina edilebileceği şartının ana sözleşmeye konulmasının mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan yasal düzenleme uyarınca, anonim şirketlerde pay devri olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konulabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denir. Davalı şirketin ana sözleşmesinin ''Payların Devri'' başlıklı 7. maddesinde de bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüş olup, şirket yönetim kuruluna hisse devrini sebep göstermeksizin reddetme yetkisi tanınmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, her ne kadar mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yönetim kurulunun ana sözleşmenin 7. ve TTK’nın 391. maddesine aykırı olarak aldığı pay devrine ilişkin kararın butlanına karar verilmiş ise de, davalı tarafça bilirkişi raporuna, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 28/7 maddesi uyarınca 6762 sayılı TTK döneminde hazırlanan ana sözleşmelerdeki pay devrine ilişkin sınırlandırmalardan 6102 sayılı TTK’na uyum sağlamayan hükümlerin geçiş sürecinin ardından kendiliğinden geçersiz hale geleceği, somut olayda 6762 sayılı TTK’nın yürürlükte olduğu dönemde hazırlanan şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi ile kararlaştırılan pay devrinin sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemenin 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonraki 1 yılın bitimi olan 01/07/2013 tarihinde 6103 sayılı Yasa’nın 28/7 maddesi uyarınca kendiliğinden geçersiz hale geldiği, dava konusu hisse devir işleminin ise, 30/09/2014 tarihinde yapılmış olup, devir tarihi itibari ile şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi hukuken geçerli olmadığından yasaya aykırı bir yanının bulunmadığı ve 6102 sayılı TTK’nın 490-493. maddeleri uyarınca da hisse devrinde herhangi bir sınırlandırma aranmayacağından yönetim kurulu kararının yasaya uygun olduğu belirtilmek sureti ile ciddi ve somut itirazlarda bulunularak, bu hususta hukuki mütalaa da sunulmuş olmasına rağmen, davalının işbu itirazları ve sunulan hukuki mütalaa konusunda herhangi bir değerlendirmede bulunulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Esas sözleşmesinde nama yazılı payların devrinin şirketin onayına tabi olduğu belirtilen bir şirkette, aşağıdaki devir yollarından hangisinde onay şartı aranmaz?

A) İradî satış sözleşmesi ile devirde.
B) Miras yoluyla intikalde.
C) Hediye (bağışlama) yoluyla devirde.
D) Trampa yoluyla devirde.
E) Şirket içi hisse takasında.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol