6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 548

Türk Ticaret Kanunu 548. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 548- (1) Şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermiş ise, pay sahipleri arasında şirket malvarlığının dağıtımına başlanılmış olmadıkça, genel kurul şirketin devam etmesini kararlaştırabilir. Devam kararının sermayenin en az yüzde altmışının oyu ile alınması gerekir. Esas sözleşme ile bu nisap ağırlaştırılabilir ve başkaca önlemler öngörülebilir. Tasfiyeden dönülmesine ilişkin genel kurul kararını tasfiye memuru tescil ve ilan ettirir. (2) Şirket, iflasın açılmasıyla sona ermiş olmasına rağmen iflas kaldırılmışsa veya iflas, konkordatonun uygulanmasıyla sona ermişse şirket devam eder. (3) Tasfiye memuru iflasın kaldırıldığına ilişkin kararı ticaret siciline tescil ettirir. Tescil istemine, pay bedellerinin ve tasfiye paylarının pay sahipleri arasında dağıtılmasına başlanmadığına ilişkin belge de eklenir. ONBİRİNCİ BÖLÜM Hukuki Sorumluluk A) Sorumluluk hâlleri I - Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

10 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2017/439 E., 2018/5750 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı ...'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı ... 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
11. Hukuk Dairesi         2017/439 E.  ,  2018/5750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen .../05/2016 tarih ve 2016/269-2016/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, ... İnş. Turizm Elek, Ltd. Şti.'ne dışarıdan müdür olarak atandığı, şirketin sigorta ve maaş ödemesi yapmadığı, bunun üzerine çıkan ihtilaf nedeniyle, 2012 yılı Mayıs ayında işten ayrıldığı, müdürlük görevinin resmi olarak sonlandırılması için şirketle görüştüğü, Ticaret Sicil Memurluğuna başvurduğu ve ancak sonuç alamadığı, ... 11. Noterliği .../09/2013 tarih ... yevmiye numaralı istifaname ile müdürlükten istifa ettiği ve firma ile hiç bir ilgisinin kalmadığı, noter aracılığı ile Ticaret Sicil Memurluğuna bildirdiği, ... ...'na 27/08/2015 tarih 11275 sayılı dilekçe ile talepte bulunduğu, işlem yapılmadığı, 20/01/2016 tarihli dilekçesi akabinde kendisinden tescil harç ve ilan bedeli istendiği, dışardan müdür olarak atanıp istifa ile görevi sonlandığından karar almasının fiilen mümkün olmadığı, 27/08/2015 tarihli dilekçesine kadar ...’nın işlem yapmayarak görevi ihmal ve keyfi muamele yaptığı iddiasıyla şirket müdürlüğünün .../09/2013 tarihli istifanameye istinaden .../09/2013 tarihi itibariyle re’sen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirket ortaklarına tescile davet yazıları gönderildiğini, yasal süre geçmesine rağmen tescil başvurusunda bulunulmadığını, buna ilişkin olarak Kaymakamlıktan şirket aleyhine ceza verilmesi isteminde bulunulduğunu, işlemin harca tabi olup ödenmediğini, davacı talebinin red edilmediğini ve ...’nın .../02/2016 tarih 2547 sayılı yazı ile re’sen tescil için mahkemeden izin talebinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ... 28. maddesine göre tescilin sadece ilgililer veya mümessilleri yada hukuki halefleri tarafından yaptırılabileceği, ... 34. maddesine göre ... kararlarına karşı ancak ilgililerin mahkemeye itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22. maddesine göre, tacirin tüzel kişi olması halinde ilgilinin onun yetkili organları veya temsilcileri olduğu, şirket müdürü olan ve istifa eden davacının, müdürlük görevinden ayrıldığını tescil ettirmenin yönetim kurulunun görevinde olduğu, davacının dava tarihi itibariyle şirket ortağı yada temsilcisi olmadığı, bu nedenle taraf ve dava ehliyeti bulunmadığı, davacının müdürlük görevinden ayrıldığının tescil ve ilanında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-d düzenlenen taraf ve dava ehliyeti ile 114/1-h maddesinde düzenlenen hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan HMK 115/... gereği davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22/1 madde ve 22/...-e fıkrasında gösterilen ilgililer kapsamında olmamasına, davacının istemi konusunda henüz verilmiş bir ret kararının da bulunmamasına, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün durumundan haberdar olması üzerine yönetmeliğin 36. maddesin de gösterilen prosedürü başlatmış olmasına ve bu kapsamda önce ceza uygulayıp ardından ....02.2016 tarihli yazı ile re'sen tescil kararı için mahkemeye başvurmuş olmasına ve bu nedenle de davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, .../09/2018 tarihinde oyçokluğuylakarar verildi. KARŞIOY Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır. Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı ...'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı ... 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür. Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur. Ticari Temsilci (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir. Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz. İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir. Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta davacı müdürün istifası, şirketin diğer müdür ve ortağına da tebliğ edilmiştir. Davacının, Ticaret Sicil Kayıtlarında dava dışı şirketin halen tescilli müdürü bulunması, istifa keyfiyetinin davacınınşahsını ilgilendirmesi nedeniyle davacı ... 34 maddesinde ifade edilen "ilgili" kişilerden olup Ticaret Sicili Müdürlüğüne davacının başvuru hakkı olduğu kabulü gerekmektedir. Keza davacının Ticaret Sicil Kayıtlarında halen müdür olarak görünmesi ve bu sıfatı nedeniyle kendisine resmi kurumlarca şirketle ilgili tebligatların gönderilmesi karşısında davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı da bulunmaktadır. Yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2016/9959 E., 2018/4654 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
11. Hukuk Dairesi         2016/9959 E.  ,  2018/4654 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2016 tarih ve 2015/1170-2016/546 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, ... Ltd Şti'nde,...'un %85, ...'nun %5 ve müvekkili ...'nın %10 paydaşları olduğunu... ve müvekkili ...'nın 23/11/2007 tarihinden başlamak üzere 10 yıl süre ile şirket müdürü seçildiklerini, müvekkilinin şirket müdürlüğünden istifa ihtarnamesinin 17/03/2008 tarihinde...'a ve 13/03/2008 tarihinde ...'na tebliğ edildiğini, istifa işleminin tescili ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanı için, ... Ticaret Sicil Memurluğuna müvekkili tarafından yapılan başvurunun, ortaklar kurulu kararı olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak müvekkilinin... ile husumeti olduğundan böyle bir kararı aldırabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin şirket müdürlüğünden tek taraflı irade beyanı ile istifa edemeyeceğine dair bir yasa hükmü bulunmadığını, genel kurallar çerçevesinde her zaman istifa edebileceğini, şirket müdürüne tebliğ edildiği tarihte istifa işleminin geçerlilik kazanarak, Ticaret Sicil Memurluğunun bu tarihi esas alarak istifa işlemini tescil ve ilan ettirmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin şirketteki müdürlük sıfatının 17/03/2008 tarihi itibariyle sona erdiğini tespitine, tescili ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2009/551 esas sayılı karar ile, şirketin feshine ve tasfiye memuru olarak ...'nün atanmasına karar verildiği, mahkeme kararının tescilinin tasfiye memurunun talebi neticesinde gerçekleştirebileceği, tasfiye memuru ...'ye 12/10/2010 tarihinde gönderilen davet yazısının 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili kurumun davanın açılmasına neden olabilecek bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/551 esas ve 2010/381 karar sayılı dosyasında davacılar ... ve ... tarafından, davalı...'a karşı açılan şirketin feshine ve tasfiyesine yönelik dava sonucunda şirketin feshine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'nün atanmasına karar verildiği, mahkeme kararının tescili için tasfiye memuru ...'ye gönderilen davet yazısının yargılama devam ederken 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davaya konu olan şirketin feshi sonucu, davacının şirket müdürlüğünden istifasının 17/03/2008 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespit ve tescilini talep etmekte bu aşamada hukuken korunmaya değer ve güncel bir yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK'nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğinin tespiti, tescili ve ilanı istemine ilişkindir. Davacı, şirket müdürlüğü görevinden istifa ettiğini, buna ilişkin olarak üç ortaklı şirketin müdür olan ortağına ve diğer ortağına tebligat yapıldığını, ancak şirketin buna ilişkin karar almadığını, tek taraflı iradesi ile istifa edebileceğini ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 643. maddesi delaletiyle 535. maddesi gözetildiğinde tasfiye haline giren şirket organı niteliği taşıyan müdürlerin hak ve vazifelerinin tasfiye hükümleri ile sınırlı biçimde devam edecek olması nedeniyle mahkemenin davacının hukuksal korunmaya değer güncel yararının bulunmadığına ilişkin davanın reddine dair gerekçesi yerinde değildir. Ancak davacının istifası tek taraflı varması muktazi nitelikte bir hukuki fiil olup, şirketle davacı arasındaki iç ilişki bakımından sonuç doğuracak olmasına rağmen dış ilişkide şirketin üçüncü kişilerle olan münasebetleri bakımından davacının işbu davayı açmakta hukuksal yararının varlığı kabul edilebilir olsa da davacının, TTK’nın 34. ve 22. maddeleriyle düzenlenen sınırlayıcı hükümler çerçevesinde müdürlük görevinden istifasının ticaret siciline tescil ve ilanını isteyebilecek ilgililer arasında kabulü mümkün görülmediğinden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekip yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün açıklanan değişik bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır. Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür. Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur. Ticari Temsili (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir. Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz. İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir. Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta davacı müdürün istifası, şirketin diğer müdür ve ortağına da tebliğ edilmiştir. Davacının, Ticaret Sicil Kayıtlarında dava dışı şirketin halen tescilli müdürü bulunması, istifa keyfiyetinin davacınınşahsını ilgilendirmesi nedeniyle davacı TTK 34 maddesinde ifade edilen "ilgili" kişilerden olup Ticaret Sicili Müdürlüğüne davacının başvuru hakkı olduğu kabulü gerekmektedir. Sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin gerekçesine katılmadığımdan, diğer temyiz sebeplerinini incelenmesi gerekirken yazılı ve değişik gerekçe ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
11. Hukuk Dairesi, 2015/13645 E., 2017/1451 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.
11. Hukuk Dairesi         2015/13645 E.  ,  2017/1451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2015 tarih ve 2014/1160-2015/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile ...'in dava dışı ... Paz. Ltd. Şti.'ni ilk 10 yıl için müdür olarak ayrı ayrı temsile yetkili kılındıklarını, müvekkilinin şirketteki hisselerini 31/10/2007 tarihinde ...'e devrettiğini, bu devir işleminin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 09/11/2007 tarihli ve 6933 sayılı nüshasında ilan edildiğini, müvekkilinin buna rağmen müdürlüğünün devam ettiğini vergi ceza ihbarnamelerinden öğrendiğini, şirket yetkililerine müdürlükten istifasını sunamayan müvekkilinin istifa ettiğini ...'ne dilekçe ile bildirdiğini, ...'nün görevden istifa ettiğine dair yazının şirketin müseccel adresine gönderilip şirkete ulaştığına dair tebliğ şerhini içeren noter marifetince düzenlenmiş istifaname aslının veya onaylı suretinin müdürlüğe gönderilmesi halinde gerekli işlemlerin yapılacağını bildirdiğini, bunun üzerine ... 29. Noterliği'nin 30/01/2014 tarih ve 2933 yevmiye numaralı istifanamesini şirketin adresine gönderdiğini, tebligatın Tebligat Kanunu m. 21’e göre yapıldığını, davalının istifanamenin şirkete ulaşmadığı gerekçesiyle re'sen tescil işlemi yapılamayacağını bildirdiğini ileri sürerek müvekkilinin şirket müdürlüğünden istifasının reddi ile ilgili kararın iptalini, müdürlükten istifanın kabulü ile tescil ve ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işlemlerde hukuka aykırılık olmadığı, davacının şirket müdürlüğünden istifası konusunda dava dışı şirkete çıkartılan tebligatın usulüne uygun olarak yapılmamış olduğu, davacının şirket müdürlüğünden istifası konusunda şirketçe ortaklar kurulu kararı alınması ve buna göre ticaret siciline müracaat edilip tescil ve ilan edilmesi gerekirken bu lüzuma uyulmadığı, davalıdan şekil şartlarına uymayan tescil ve ilan işlemini gerçekleştirmesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, istifanın muhatabının kabulüne bağlı olmaması nedeniyle mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru değil ise de tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifanın, iç ilişkide bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracak olmasına ve bu nedenle şirket müdürlüğünden istifanın şirkete tebliğ edilmesi halinde sonuç doğurup ancak tebliğ ile birlikte müdürlük görevinin son bulacak olmasına, görev son bulmadan sicile tescil edilemeyecek olmasına, dış ilişkide ise istifanın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesiyle sonuç doğurmasına (TTK 37. madde) şirketi temsile yetkili olan kişileri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirmekle yükümlü olan yönetimin (müdür veya müdürler) istifa nedeniyle temsil yetkisi kalkan müdürün istifasını da sicile bildirmekle yükümlü olmasına, somut olayda dava dışı şirketin münferiden şirketi temsile yetkili iki müdürünün bulunması nedeniyle davacının istifasının muhatabının da diğer müdür olmasına ve bu nedenle de 6102 sayılı TTK'nın 28. mad. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesi gereğince de bu müdürün sicile başvurabilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13/03/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M) KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta, Dava dışı ... Pazarlama Ltd. Şti'deki ortaklık payını 31/10/2007 tarihinde ...'e devrettikten sonra şirkette hissesi kalmayan, ancak esas sözleşme gereğince diğer ortak ile birlikte müdürlük görevi devam eden davacı 10/01/2013 günlü dilekçesi ile müdürlük görevinden istifa ettiğini, keyfiyetin sicil kayıtlarına işlenmesini ...'den talep etmiştir. Müdürlükçe 20/01/2014 günlü cevabi yazısı ile istifa keyfiyetinin şirkete tebliği ile tebliğ şerhini içerir noterce düzenlenmiş istifanamenin ibrazı halinde işlem yapılabileceği bildirilmiştir. Bunun üzerine davacı ... 29. Noterliği'nin 30/01/2014 gün ve 2933 Y. nolu istifanamesi ile istifasını müdürü olduğu şirkete bildirmiş, ancak istifaname şirkete tebliğ edilememiştir. Davacının 20/02/2014 günlü Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurusunda 28/02/2014 günlü cevabi yazı ile istifanamenin şirkete ulaşmaması nedeniyle tescil işleminin yapılamayacağı bu hususta mahkeme kararının ibrazı gerektiği gerekçesi ile geri çevrilmiş, bunun üzerine eldeki dava açılmıştır. Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır. Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür. Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur. Ticari Temsili (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir. Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz. İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir Açıklanan nedenle davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
11. Hukuk Dairesi, 2013/1367 E., 2013/18288 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
TTK'nın 548. maddesinde ise ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde, idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK
11. Hukuk Dairesi         2013/1367 E.  ,  2013/18288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/10/2012 tarih ve 2012/316-2012/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının 06/02/1995 - 19/02/2002 tarihleri arasında vekili bulunduğu şirketin sorumlu müdürü olarak çalıştığını, davalının işten ayrılmasını takiben yapılan vergi incelemesi neticesinde şirketle ilgili maliye ve muhasebe işlemlerinin yasalara uygun gerçekleştirilmediği, defter ve belgelerin düzenli olmadığı, vergi beyannamelerinin zamanında verilmediğinin tespit edilerek şirket aleyhine vergi cezalarının tahakkuk ettirildiğini ve şirketin zarara uğratıldığını, vergi zıyaı cezası, KDV ödememekten doğan gecikme faizleri, usulsüzlük ve çeşitli diğer cezalar tahakkuk ettirildiğini ve müvekkili şirketçe bu cezaların ödendiğini, bu işlemlerin davalının müdür olarak çalıştığı döneme ait olduğunu ileri sürerek, 8.322,53 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava dilekçesinde taleplerin net olmadığını, müvekkilinin davacı şirketteki görevini eksiksiz ve özenle yaptığını, vergi cezası, gecikme faizi ve usulsüzlük cezalarından sorumlu tutulamayacağını, cezaların müvekkilinin istifasından sonra oluştuğunu, kaldı ki bir döneme ait vergilerin 1 yıl sonra ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen 13.05.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı tarihlerde davacı şirketin 1999 yılına ilişkin hesaplarının vergi incelemesine tabi tutulması sonucu, davacı şirketin vergi cezası ödemek zorunda kaldığı ve davalının yönetim ve temsili nedeniyle bu durumdan sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 7.842,70 TL'nin 28/05/2003 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, limited şirket müdürünün şirkete verdiği iddia olunan zararın tahsili istemine ilişkindir. TTK'nın 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile somut uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesinin uygulanması gerekecektir. TTK'nın 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararının bulunması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nın 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde bulunduğu öngörülmüştür. TTK'nın 548. maddesinde ise ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde, idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nın 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir.O halde ortak sayısı 20'den fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi konusunda ortaklar kurulu ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlarının alınması ve vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/5377 E., 2013/20334 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
TTK'nın 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nın
11. Hukuk Dairesi         2013/5377 E.  ,  2013/20334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2011/1288-2012/1773 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ...'un...Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketini kurduklarını, kuruluşta %95 hissenin davalı ...'a %5 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, diğer davalı ...'nin şirket müdürü olarak görev yaptığını, şirketin bağlı bulunduğu... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce 2008 yılı Eylül ve Ekim aylarında ilgili şirkete Serdar Aras ismi ile düzenlenmiş olan faturaların sahte fatura olduğu gerekçesi ile ceza kesildiğini, ...'nin söz konusu sahte faturaları Zülfikar Torun'un bilgisi dahilinde temin edilerek kullanıldığını kabul ettiğini, ...'un 26/12/2008 tarihinde %95 hissesinin %94'ünü müvekkiline %1'ini de...'a devrettiğini, müvekkilinin söz konusu vergi borcu ve cezasını 6111 sayılı Kanundan faydalanmak ve herhangi bir haciz işlemi ile karşı karşıya kalmamak amacı ile 01/08/2011 tarihinde 3.904,33 TL olarak ödediğini ileri sürerek, 3.708,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte tahsili talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, bir limited şirket ortağının amme borcu nedeniyle takip edilebilmesi için şirketten tahsilin imkansız olması gerektiğini, şirkete karşı vergi idaresinin düzenlediği aciz fişinin bulunmadığını, ...'nin haksız fiil sorumluluğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; amme borcu olan vergi borcunun şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğuna gidilebileceği, şirket hakkında vergi borcundan dolayı her hangi bir aciz fişi düzenlenmediği, davacının ödediği vergi borcunu öncelikle limited şirketten tahsil yoluna gitmesi gerektiği, diğer davalı ...’nin şirket ortağı olmadığı gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın dava şartı yokluğunu nedeni ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine, diğer davalı ... hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki 2 numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... hakkındaki davanın reddine ilişkin kararın onanması gerekmiştir. 2-Dava, limited şirket ortağı olan davacı tarafından ödenen vergi borcunun eski müdür ve diğer şirket ortağından rücuen tahsili istemine ilişkin olup, davacı talepleri nazara alındığında limited şirket eski müdürünün sorumluluğuna dayanıldığı anlaşılmaktadır. 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi, limited ortaklık müdürlerinin cezai ve hukuki sorumluluğu hakkında anonim ortaklığın bu konudaki hükümlerinin (TTK 336-342. m.) uygulanacağını öngörmüştür. Bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır. TTK'nın 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararının olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bunun yanı sıra limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nın 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüştür. TTK'nın 548. maddesinde, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nın 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. O halde ortak sayısının 20'den az olması halinde davanın yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafından müdür olan davalı ... aleyhine açılan dava TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 341. maddesi uyarınca açılmış bulunan sorumluluk davası niteliğinde bulunduğundan yukarıda belirtilen Kanun hükümleri gereğince bu davalı hakkında sorumluluk davası açılması için usulüne uygun alınmış bir ortaklar kurulu kararı getirilmesi ve davayı müdür olmayan ortağın açması gerekmektedir. Usulüne uygun alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunduğundan dava koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 54. ve 114/2. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulu kararının ve yönetici olmayan diğer ortağın muvafakatinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin davalı ...'e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. 4-Davalılar vekilinin temyizine gelince; kabule göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesi gereğince birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ayrı olan davalılar lehine ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunması gerekirken davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, davalı ... hakkındaki davanın reddine ilişkin kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ...'e yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalılara iadesine, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

"Tasfiyeden Dönme" kararı alınabilmesi için gerekli olan nisap nedir?

A) Toplantıya katılanların salt çoğunluğu.
B) Sermayenin en az %50'si.
C) Sermayenin en az %60'ının oyu.
D) Sermayenin %75'i.
E) Oybirliği.